وَٱجۡعَل لِّى لِسَانَ صِدۡقٍ فِى ٱلۡأَخِرِينَ ٨٤

And grantve nasib eyleاور بنادےwa-ij'ʿal[for] mebanaمیرے لیےa mentiondiliزبانlisāna(of) honordoğrulukسچیṣid'qinamongiçindeمیںthe later (generations)sonra gelenlerبعدوالوں (میں)l-ākhirīna

84 And grant me a reputation of honor among later generations.

84 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

84 "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"

84 اور پچھلے لوگوں میں میرا ذکر نیک (جاری) کر

84 اور بعد کے آنے والوں میں مجھ کو سچی ناموری عطا کر۔ 1

وَٱجۡعَلۡنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ ٨٥

And make meve beni kılاور بنا دے مجھ کوwa-ij'ʿalnīofvarislerindenمیں سےmin(the) inheritorsوارثوںwarathati(of) Garden(s)cennetininجنت کےjannati(of) Delightni'met(i bol olan)نعمت بھریl-naʿīmi

85 And place me among the inheritors of the Garden of Pleasure.

85 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

85 "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"

85 اور مجھے نعمت کی بہشت کے وارثوں میں کر

85 اور مجھے جنتِ نعیم کے وارثوں میں شامل فرما

وَٱغۡفِرۡ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ ٨٦

And forgiveve bağışlaاور بخش دےwa-igh'firmy fatherbabamıمیرے باپ کوli-abīIndeed, heçünkü oکیونکہ وہinnahuis-dandırہےkānaofsapıklardandırمیں سےminathose astrayبھٹکے ہوئے لوگوںl-ḍālīna

86 And forgive my father. Indeed, he has been of those astray.

86 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

86 "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "

86 اور میرے باپ کو بخش دے کہ وہ گمراہوں میں سے ہے

86 اور میرے باپ کو معاف کر دے کہ بے شک وہ گمراہ لوگوں میں سے ہے 1

وَلَا تُخۡزِنِى يَوۡمَ يُبۡعَثُونَ ٨٧

And (do) notbeni utandırmaاور نہwalādisgrace meتو رسوا کر مجھ کوtukh'zinī(on the) Daygünاس دنyawmathey are resurrecteddiriltilecekleriوہ اٹھائے جائیں گےyub'ʿathūna

87 And do not disgrace me on the Day they are [all] resurrected -

87 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

87 "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."

87 اور جس دن لوگ اٹھا کھڑے کئے جائیں گے مجھے رسوا نہ کیجیو

87 اور مجھے اُس دن رُسوا نہ کر جبکہ سب لوگ زندہ کر کے اُٹھائے جائیں گے 1

يَوۡمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ ٨٨

(The) Dayo günجس دنyawmanotfayda vermezنہیںwill benefitنفع دے گاyanfaʿuwealth(ne) malمالmālunand notne deاور نہwalāsonsoğullarبیٹےbanūna

88 The Day when there will not benefit [anyone] wealth or children

88 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

88 "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"

88 جس دن نہ مال ہی کچھ فائدہ دے سکا گا اور نہ بیٹے

88 جبکہ نہ مال کوئی فائدہ دے گا نہ اولاد

إِلَّا مَنۡ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلۡبٍ سَلِيمٍ ٨٩

Exceptdışındakineمگرillā(he) whokimseجوmancomesgetirenآئے گاatā(to) AllahAllah'aاللہ کے پاسl-lahawith a heartkalbساتھ دل کےbiqalbinsoundsağlam ve temizسلامتsalīmin

89 But only one who comes to Allah with a sound heart."

89 Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla. Beni nimet cennetine varis olanlardan kıl. Babamı da bağışla, o şüphesiz sapıklardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalble gelenden başka kimseye malın ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni rezil etme" demişti.

89 "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."

89 ہاں جو شخص خدا کے پاس پاک دل لے کر آیا (وہ بچ جائے گا)

89 بجز اس کے کہ کوئی شخص قلبِ سلیم لیے ہوئے اللہ کے حضور حاضر ہو۔“ 1

وَأُزۡلِفَتِ ٱلۡجَنَّةُ لِلۡمُتَّقِينَ ٩٠

And (will be) brought nearve yaklaştırılırاور قریب لے آئی جائے گیwa-uz'lifatithe Paradisecennetجنتl-janatufor the righteousmuttakiler içinتقوی والوں کے لیےlil'muttaqīna

90 And Paradise will be brought near [that Day] to the righteous.

90 O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.

90 (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.

90 اور بہشت پرہیزگاروں کے قریب کردی جائے گی

90 (اُس روز 1)جنّت پرہیز گاروں کے قریب لے آئی جائے گی

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِلۡغَاوِينَ ٩١

And (will be) made manifestve karşısına çıkarılırاور کھول دی جائے گیwaburrizatithe Hellfirecehennemجہنمl-jaḥīmuto the deviatorsazgınlarınگمراہوں کے لیےlil'ghāwīna

91 And Hellfire will be brought forth for the deviators,

91 O gün cennet Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlara gösterilir.

91 Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.

91 اور دوزخ گمراہوں کے سامنے لائی جائے گی

91 اور دوزخ بہکے ہوئے لوگوں کے سامنے کھول دی جائے گی 1

وَقِيلَ لَهُمۡ أَيۡنَ مَا كُنتُمۡ تَعۡبُدُونَ ٩٢

And it will be saidve denilirاور کہا جائے گاwaqīlato themonlaraان کوlahumWherehani nerede?کہاں ہیںayna(is) thatşeylerجوyou usedtaptıklarınızتھے تمkuntum(to) worshipعبادت کرتےtaʿbudūna

92 And it will be said to them, "Where are those you used to worship

92 Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.

92 Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

92 اور ان سے کہا جائے گا کہ جن کو تم پوجتے تھے وہ کہاں ہیں؟

92 اور ان سے پوچھا جائے گا کہ "اب کہاں ہیں وہ جن کی تم خدا کو چھوڑ کر عبادت کیا کرتے تھے؟

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلۡ يَنصُرُونَكُمۡ أَوۡ يَنتَصِرُونَ ٩٣

Besides AllahbaşkasıminBesides AllahسواdūniBesides AllahAllah'tanاللہ کےl-lahiCansize yardım ediyorlarmı?کیاhalthey help youوہ مدد کر رہے ہیں تمہاریyanṣurūnakumoryahutیاawhelp themselveskendilerine yardımları dokunuyor (mu?)اپنی مدد کررہے ہیںyantaṣirūna

93 Other than Allah? Can they help you or help themselves?"

93 Onlara: "Allah'ı bırakıp taptıklarınız nerededir. Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir.

93 Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.

93 یعنی جن کو خدا کے سوا (پوجتے تھے) کیا وہ تمہاری مدد کرسکتے ہیں یا خود بدلہ لے سکتے ہیں

93 کیا وہ تمہاری کچھ مدد کر رہے ہیں یا خود اپنا بچاؤ کر سکتے ہیں؟"

فَكُبۡكِبُواۡ فِيهَا هُمۡ وَٱلۡغَاوُۥنَ ٩٤

Then they will be overturnedtepe taklak atılırlarتو وہ اوندھے منہ گرائیں جائیں گےfakub'kibūinto itorayaاس میںfīhātheyonlarوہhumand the deviatorsve azgınlarاور بہکے ہوئے لوگwal-ghāwūna

94 So they will be overturned into Hellfire, they and the deviators

94 Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.

94 Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.

94 تو وہ اور گمراہ (یعنی بت اور بت پرست) اوندھے منہ دوزخ میں ڈال دیئے جائیں گے

94 پھر وہ معبود اور یہ بہکے ہوئے لوگ

وَجُنُودُ إِبۡلِيسَ أَجۡمَعُونَ ٩٥

And (the) hostsve askerleriاور لشکرwajunūdu(of) Iblisİblis'inابلیس کےib'līsaall togetherbütünسارے کے سارےajmaʿūna

95 And the soldiers of Iblees, all together.

95 Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları, hepsi, tepetakla oraya atılırlar.

95 Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

95 اور شیطان کے لشکر سب کے سب (داخل جہنم ہوں گے)

95 اور ابلیس کے لشکر سب کے سب اس میں اُوپر تلے دھکیل دیے جائیں گے۔ 1

قَالُواۡ وَهُمۡ فِيهَا يَخۡتَصِمُونَ ٩٦

They (will) sayderler kiوہ کہیں گےqālūwhile theyonlarجبکہ وہwahumin itoradaاس میںfīhā(are) disputingçekişerekجھگڑ رہے ہوں گےyakhtaṣimūna

96 They will say while they dispute therein,

96 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

96 Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:

96 وہ آپس میں جھگڑیں گے اور کہیں گے

96 وہاں یہ سب آپس میں جھگڑیں گے اور یہ بہکے ہوئے لوگ (اپنے معبودوں سے) کہیں گے

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٩٧

By Allahvallahiقسم اللہ کیtal-lahiindeedgerçektenبیشکinwe werebiz -imişizتھے ہمkunnāsurely iniçindeالبتہ میںlafīerrorbir sapıklıkگمراہی میںḍalālinclearapaçıkکھلی کھلیmubīnin

97 "By Allah, we were indeed in manifest error

97 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

97 "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

97 کہ خدا کی قسم ہم تو صریح گمراہی میں تھے

97 کہ "خدا کی قسم، ہم تو صریح گمراہی میں مبتلا تھے

إِذۡ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٩٨

Whençünküجبidhwe equated yousizi eşit tutuyordukہم برابر کررہے تھے تم کوnusawwīkumwith (the) LordRabbineساتھ رب کےbirabbi(of) the worldsalemlerinالعالمین (رب العالمین کے)l-ʿālamīna

98 When we equated you with the Lord of the worlds.

98 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

98 "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."

98 جب کہ تمہیں (خدائے) رب العالمین کے برابر ٹھہراتے تھے

98 جبکہ تم کو رب العالمین کی برابری کا درجہ دے رہے تھے

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلۡمُجۡرِمُونَ ٩٩

And notbizi saptıramazlarاور نہیںwamāmisguided usگمراہ کیا ہم کوaḍallanāexceptbaşkasıمگرillāthe criminalssuçlulardanمجرموں نےl-muj'rimūna

99 And no one misguided us except the criminals.

99 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

99 "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."

99 اور ہم کو ان گنہگاروں ہی نے گمراہ کیا تھا

99 اور وہ مجرم لوگ ہی تھے جنہوں نے ہم کو اس گمراہی میں ڈالا۔ 1

فَمَا لَنَا مِن شَـٰفِعِينَ ١٠٠

So (now) notartık yokturتو نہیںfamāwe havebizimہمارے لیےlanāanyşefa'atçilerimizمیں سے کوئیminintercessorsسفارشیوںshāfiʿīna

100 So now we have no intercessors

100 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

100 "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"

100 تو (آج) نہ کوئی ہمارا سفارش کرنے والا ہے

100 اب نہ ہمارا کوئی سفارشی ہے 1

وَلَا صَدِيقٍ حَمِيمٍ ١٠١

And notve yokturاور نہwalāa friendbir dostumuzکوئی دوست،ṣadīqinclosesıcakسچا۔ ولیḥamīmin

101 And not a devoted friend.

101 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

101 "Ne de yakın bir dost."

101 اور نہ گرم جوش دوست

101 اور نہ کوئی جگری دوست۔ 1

فَلَوۡ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ١٠٢

Then ifah keşkeپس اگر۔ کاشfalawthatbizim için olsaبیشکannawe hadہمارے لیےlanāa returnbir (dönüş) dahaایک بار پلٹناkarratanthen we could beve olsakتو ہم ہوجائیںfanakūnaofinananlardanمیں سےminathe believersایمان لانے والوںl-mu'minīna

102 Then if we only had a return [to the world] and could be of the believers... "

102 Orada putlarıyla çekişerek: "Vallahi biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi Alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur; keşke geriye bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak" derler.

102 "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."

102 کاش ہمیں (دنیا میں) پھر جانا ہو تم ہم مومنوں میں ہوجائیں

102 کاش ہمیں ایک دفعہ پھر پلٹنے کا موقع مل جائے تو ہم مومن ہوں۔“ 1

إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَأَيَةً‌ۖ وَمَا كَانَ أَكۡثَرُهُم مُّؤۡمِنِينَ ١٠٣

Indeedmuhakkak kiیقیناinnainvardırاس میںthatbundadhālikasurely is a Signbir ibretالبتہ ایک نشانی ہےlaāyatanbut notama yineاور نہیںwamāareolmazlarہیںkānamost of themçoklarıان میں سے اکثرaktharuhumbelieversinananlardanایمان لانے والےmu'minīna

103 Indeed in that is a sign, but most of them were not to be believers.

103 Bunda şüphesiz bir ders vardır ama çoğu inanmamıştır.

103 Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.

103 بےشک اس میں نشانی ہے اور ان میں اکثر ایمان لانے والے نہیں

103 یقیناً اس میں ایک بڑی نشانی ہے 1 ، مگر ان میں سے اکثر لوگ ایمان لانے والے نہیں

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ١٠٤

And indeedşüphesizاور بیشکwa-innayour LordRabbinرب تیراrabbakasurely HeO'durالبتہ وہlahuwa(is) the All-Mightyüstün olanزبردست ہےl-ʿazīzuthe Most Mercifulmerhamet edenرحم فرمانے والا ہےl-raḥīmu

104 And indeed, your Lord - He is the Exalted in Might, the Merciful.

104 Rabbin şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

104 Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

104 اور تمہارا پروردگار تو غالب اور مہربان ہے

104 اور حقیقت یہ ہے کہ تیرا رب زبردست بھی ہے اور رحیم بھی

كَذَّبَتۡ قَوۡمُ نُوحٍ ٱلۡمُرۡسَلِينَ ١٠٥

Deniedyalanladıجھٹلایاkadhabat(the) peoplekavmiقومqawmu(of) NuhNuhنوح نےnūḥinthe Messengersgönderilen elçileriرسولوں کوl-mur'salīna

105 The people of Noah denied the messengers

105 Nuh'un milleti peygamberlerini yalanladı.

105 Nuh kavmi de peygamberleri yalancılıkla itham etti.

105 قوم نوح نے بھی پیغمبروں کو جھٹلایا

105 1 قومِ نوحؑ نے رسُولوں کو جھُٹلایا۔ 2

إِذۡ قَالَ لَهُمۡ أَخُوهُمۡ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ ١٠٦

Whenhaniجبidhsaiddemiştiکہاqālato themonlaraان کوlahumtheir brotherkardeşleriان کے بھائیakhūhumNuhنوح نےnūḥunWill notkorunmaz mısınız?کیا تم نہیں کرتےalāyou fear (Allah)تقوی اختیارtattaqūna

106 When their brother Noah said to them, "Will you not fear Allah?

106 Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

106 Hani kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?"

106 جب ان سے ان کے بھائی نوح نے کہا کہ تم ڈرتے کیوں نہیں

106 یاد کرو جبکہ اُن کے بھائی نوحؑ  نے ان سے کہا تھا”کیا تم ڈرتے نہیں ہو؟ 1

إِنِّى لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٠٧

Indeed, I ammuhakkak benبیشک میںinnīto yousizin içinتمہارے لیےlakuma Messengerbir elçiyimایک رسول ہوںrasūluntrustworthygüvenilirامانت دارamīnun

107 Indeed, I am to you a trustworthy messenger.

107 Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

107 "Haberiniz olsun ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir Peygamberim.

107 میں تو تمہارا امانت دار ہوں

107 میں تمہارے لیے ایک امانت دار رسُول ہوں 1

فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ١٠٨

So fearkorkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میریwa-aṭīʿūni

108 So fear Allah and obey me.

108 Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

108 "Gelin artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

108 تو خدا سے ڈرو اور میرا کہا مانو

108 لہٰذا تم اللہ سے ڈرو اور میری اطاعت کرو۔ 1

وَمَآ أَسۡــَٔلُكُمۡ عَلَيۡهِ مِنۡ أَجۡرٍ‌ۖ إِنۡ أَجۡرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ١٠٩

And notveاور میں نہیںwamāI ask (of) youben sizden istemiyorumسوال کرتا تم سےasalukumfor itbuna karşıاس پرʿalayhianyhiçکسیminpaymentbir ücretاجر کاajrinNotyokturنہیںin(is) my paymentbana bir ücretاجر میراajriyabutbaşkaمگرillāfromait olandanکے ذمہʿalā(the) LordRabbineربrabbi(of) the worldsalemlerinالعالمینl-ʿālamīna

109 And I do not ask you for it any payment. My payment is only from the Lord of the worlds.

109 Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

109 "Buna karşılık ben sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim mükafaatımı verecek olan ancak, âlemlerin Rabbidir."

109 اور اس کام کا تم سے کچھ صلہ نہیں مانگتا۔ میرا صلہ تو خدائے رب العالمین ہی پر ہے

109 میں اس کام پر تم سے کسی اجر کا طالب نہیں ہوں۔ میرا اجر تو ربّ العالمین کے ذمّہ ہے۔ 1

فَٱتَّقُواۡ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ١١٠

So fearöyle ise korkunپس ڈروfa-ittaqūAllahAllah'tanاللہ سےl-lahaand obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرومیریwa-aṭīʿūni

110 So fear Allah and obey me."

110 Kardeşleri Nuh, onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret istemiyorum. Benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin" dedi.

110 "Gelin, artık, Allah'tan korkun ve bana itaat edin."

110 تو خدا سے ڈرو اور میرے کہنے پر چلو

110 پس تم اللہ سے ڈرو اور (بے کھٹکے)میری اطاعت کرو۔“ 1

۞قَالُوٓاۡ أَنُؤۡمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلۡأَرۡذَلُونَ ١١١

They saiddediler kiانہوں نے کہاqālūShould we believebiz inanır mıyız?کیا ہم ایمان لائیںanu'minuin yousanaتجھ پرlakawhile followed youuymuşkenاور پیروی کی ہے تیریwa-ittabaʿakathe lowestbayağı kimselerرذیل ترین لوگوں نے۔ گھٹیا لوگوں نےl-ardhalūna

111 They said, "Should we believe you while you are followed by the lowest [class of people]?"

111 "Sana mı inanacağız? Sana en rezil kimseler uymaktadır" dediler.

111 "Â, dediler, senin ardına hep düşük kimseler düşmüşken, biz sana hiç inanır mıyız?"

111 وہ بولے کہ کیا ہم تم کو مان لیں اور تمہارے پیرو تو رذیل لوگ ہوتے ہیں

111 انہوں نے جواب دیا”کیا ہم تجھے مان لیں حالانکہ تیری پیروی رذیل ترین لوگوں نے اختیار کی ہے؟“ 1

Surah 26 / Ash-Shu'ara / The Poets سورة الشعراء 372
And grantve nasib eyleاور بنادے wa-ij'ʿal [for] mebanaمیرے لیے a mentiondiliزبان lisāna (of) honordoğrulukسچی ṣid'qin amongiçindeمیں the later (generations)sonra gelenlerبعدوالوں (میں) l-ākhirīna٨٤ And make meve beni kılاور بنا دے مجھ کو wa-ij'ʿalnī ofvarislerindenمیں سے min (the) inheritorsوارثوں warathati (of) Garden(s)cennetininجنت کے jannati
(of) Delightni'met(i bol olan)نعمت بھری l-naʿīmi٨٥ And forgiveve bağışlaاور بخش دے wa-igh'fir my fatherbabamıمیرے باپ کو li-abī Indeed, heçünkü oکیونکہ وہ innahu is-dandırہے kāna ofsapıklardandırمیں سے mina those astrayبھٹکے ہوئے لوگوں l-ḍālīna٨٦ And (do) notbeni utandırmaاور نہ walā disgrace meتو رسوا کر مجھ کو tukh'zinī (on the) Daygünاس دن yawma
they are resurrecteddiriltilecekleriوہ اٹھائے جائیں گے yub'ʿathūna٨٧ (The) Dayo günجس دن yawma notfayda vermezنہیں will benefitنفع دے گا yanfaʿu wealth(ne) malمال mālun and notne deاور نہ walā sonsoğullarبیٹے banūna٨٨ Exceptdışındakineمگر illā (he) whokimseجو man comesgetirenآئے گا atā (to) AllahAllah'aاللہ کے پاس l-laha with a heartkalbساتھ دل کے biqalbin
soundsağlam ve temizسلامت salīmin٨٩ And (will be) brought nearve yaklaştırılırاور قریب لے آئی جائے گی wa-uz'lifati the Paradisecennetجنت l-janatu for the righteousmuttakiler içinتقوی والوں کے لیے lil'muttaqīna٩٠ And (will be) made manifestve karşısına çıkarılırاور کھول دی جائے گی waburrizati the Hellfirecehennemجہنم l-jaḥīmu to the deviatorsazgınlarınگمراہوں کے لیے lil'ghāwīna
٩١ And it will be saidve denilirاور کہا جائے گا waqīla to themonlaraان کو lahum Wherehani nerede?کہاں ہیں ayna (is) thatşeylerجو you usedtaptıklarınızتھے تم kuntum (to) worshipعبادت کرتے taʿbudūna٩٢ Besides Allahbaşkası min Besides Allahسوا dūni Besides AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi Cansize yardım ediyorlarmı?کیا hal they help youوہ مدد کر رہے ہیں تمہاری yanṣurūnakum
oryahutیا aw help themselveskendilerine yardımları dokunuyor (mu?)اپنی مدد کررہے ہیں yantaṣirūna٩٣ Then they will be overturnedtepe taklak atılırlarتو وہ اوندھے منہ گرائیں جائیں گے fakub'kibū into itorayaاس میں fīhā theyonlarوہ hum and the deviatorsve azgınlarاور بہکے ہوئے لوگ wal-ghāwūna٩٤ And (the) hostsve askerleriاور لشکر wajunūdu (of) Iblisİblis'inابلیس کے ib'līsa
all togetherbütünسارے کے سارے ajmaʿūna٩٥ They (will) sayderler kiوہ کہیں گے qālū while theyonlarجبکہ وہ wahum in itoradaاس میں fīhā (are) disputingçekişerekجھگڑ رہے ہوں گے yakhtaṣimūna٩٦ By Allahvallahiقسم اللہ کی tal-lahi indeedgerçektenبیشک in we werebiz -imişizتھے ہم kunnā surely iniçindeالبتہ میں lafī
errorbir sapıklıkگمراہی میں ḍalālin clearapaçıkکھلی کھلی mubīnin٩٧ Whençünküجب idh we equated yousizi eşit tutuyordukہم برابر کررہے تھے تم کو nusawwīkum with (the) LordRabbineساتھ رب کے birabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین (رب العالمین کے) l-ʿālamīna٩٨ And notbizi saptıramazlarاور نہیں wamā misguided usگمراہ کیا ہم کو aḍallanā
exceptbaşkasıمگر illā the criminalssuçlulardanمجرموں نے l-muj'rimūna٩٩ So (now) notartık yokturتو نہیں famā we havebizimہمارے لیے lanā anyşefa'atçilerimizمیں سے کوئی min intercessorsسفارشیوں shāfiʿīna١٠٠ And notve yokturاور نہ walā a friendbir dostumuzکوئی دوست، ṣadīqin closesıcakسچا۔ ولی ḥamīmin١٠١
Then ifah keşkeپس اگر۔ کاش falaw thatbizim için olsaبیشک anna we hadہمارے لیے lanā a returnbir (dönüş) dahaایک بار پلٹنا karratan then we could beve olsakتو ہم ہوجائیں fanakūna ofinananlardanمیں سے mina the believersایمان لانے والوں l-mu'minīna١٠٢ Indeedmuhakkak kiیقینا inna invardırاس میں thatbunda dhālika surely is a Signbir ibretالبتہ ایک نشانی ہے laāyatan but notama yineاور نہیں wamā areolmazlarہیں kāna
most of themçoklarıان میں سے اکثر aktharuhum believersinananlardanایمان لانے والے mu'minīna١٠٣ And indeedşüphesizاور بیشک wa-inna your LordRabbinرب تیرا rabbaka surely HeO'durالبتہ وہ lahuwa (is) the All-Mightyüstün olanزبردست ہے l-ʿazīzu the Most Mercifulmerhamet edenرحم فرمانے والا ہے l-raḥīmu١٠٤ Deniedyalanladıجھٹلایا kadhabat
(the) peoplekavmiقوم qawmu (of) NuhNuhنوح نے nūḥin the Messengersgönderilen elçileriرسولوں کو l-mur'salīna١٠٥ Whenhaniجب idh saiddemiştiکہا qāla to themonlaraان کو lahum their brotherkardeşleriان کے بھائی akhūhum Nuhنوح نے nūḥun Will notkorunmaz mısınız?کیا تم نہیں کرتے alā you fear (Allah)تقوی اختیار tattaqūna١٠٦
Indeed, I ammuhakkak benبیشک میں innī to yousizin içinتمہارے لیے lakum a Messengerbir elçiyimایک رسول ہوں rasūlun trustworthygüvenilirامانت دار amīnun١٠٧ So fearkorkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha and obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرو میری wa-aṭīʿūni١٠٨ And notveاور میں نہیں wamā I ask (of) youben sizden istemiyorumسوال کرتا تم سے asalukum
for itbuna karşıاس پر ʿalayhi anyhiçکسی min paymentbir ücretاجر کا ajrin Notyokturنہیں in (is) my paymentbana bir ücretاجر میرا ajriya butbaşkaمگر illā fromait olandanکے ذمہ ʿalā (the) LordRabbineرب rabbi (of) the worldsalemlerinالعالمین l-ʿālamīna١٠٩ So fearöyle ise korkunپس ڈرو fa-ittaqū AllahAllah'tanاللہ سے l-laha
and obey meve bana ita'at edinاور اطاعت کرومیری wa-aṭīʿūni١١٠ They saiddediler kiانہوں نے کہا qālū Should we believebiz inanır mıyız?کیا ہم ایمان لائیں anu'minu in yousanaتجھ پر laka while followed youuymuşkenاور پیروی کی ہے تیری wa-ittabaʿaka the lowestbayağı kimselerرذیل ترین لوگوں نے۔ گھٹیا لوگوں نے l-ardhalūna١١١
٣٧٢
‹ 370page 371 of the printed Mushaf372 ›