●●●●●●

سُورَةُ سبإ

Saba / Sheba

Meccan  ◆  54 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱلۡحَمۡدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى لَهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَهُ ٱلۡحَمۡدُ فِى ٱلۡأَخِرَةِۚ وَهُوَ ٱلۡحَكِيمُ ٱلۡخَبِيرُ ١

All praiseshamdسب تعریفal-ḥamdu(be) to AllahAllah'a mahsusturاللہ کے لیے ہےlillahithe One to Whom belongsöyle kiوہ ذاتalladhīthe One to Whom belongsonundurاس کے لیےlahuwhateverne varsaجو کچھ(is) ingöklerdeمیںthe heavensآسمانوں (میں) ہےl-samāwātiand whateverve ne varsaاور جو کچھwamā(is) inyerdeمیںthe earthزمین (میں) ہےl-arḍiand for Himve O'na mahsusturاور اسی کے لیے ہےwalahu(are) all praiseshamdحمد۔ تعریفl-ḥamduinahiretteمیںthe Hereafterآخرت (میں)l-ākhiratiAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہےl-ḥakīmuthe All-Awarehaber alandırباخبر ہےl-khabīru

1 [All] praise is [due] to Allah, to whom belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth, and to Him belongs [all] praise in the Hereafter. And He is the Wise, the Acquainted.

1 Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar Kendisinin olan Allah'a mahsustur. O, Hakim'dir, her şeyden haberdardır.

1 Hamd, o Allah'ındır ki göklerde ne var, yerde ne varsa hep O'nundur. Ahirette de hamd O'nundur. O hüküm ve himet sahibidir, herşeyden haberdardır.

1 سب تعریف خدا ہی کو (سزاوار) ہے (جو سب چیزوں کا مالک ہے یعنی) وہ کہ جو کچھ آسمانوں میں ہے اور جو کچھ زمین میں ہے سب اسی کا ہے اور آخرت میں بھی اسی کی تعریف ہے۔ اور وہ حکمت والا خبردار ہے

1 حمد اُس خدا کے لیے  ہے جو آسمانوں اور زمین کی ہر چیز کا مالک ہے 1 اور آخرت میں بھی اسی کے لیے حمد ہے 2۔ وہ دانا اور باخبر ہے۔ 3

يَعۡلَمُ مَا يَلِجُ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَمَا يَخۡرُجُ مِنۡهَا وَمَا يَنزِلُ مِنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا يَعۡرُجُ فِيهَاۚ وَهُوَ ٱلرَّحِيمُ ٱلۡغَفُورُ ٢

He knowsbilirجانتا ہےyaʿlamuwhatne kiجوpenetratesgiriyorداخل ہوتا ہےyalijuiniçineمیںthe earthyerinزمین (میں)l-arḍiand whatve ne kiاور جوwamācomes outçıkıyorنکلتا ہےyakhrujufrom itondanاس میں سےmin'hāand whatve ne kiاور جوwamādescendsiniyorاترتا ہےyanzilufromgöktenسےminathe heavenآسمان (سے)l-samāiand whatve ne kiاور جوwamāascendsçıkıyorچڑھتا ہےyaʿrujuthereinorayaاس میںfīhāAnd Heve Oاور وہwahuwa(is) the Most Mercifulçok esirgeyendirمہربان ہےl-raḥīmuthe Oft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والا ہےl-ghafūru

2 He knows what penetrates into the earth and what emerges from it and what descends from the heaven and what ascends therein. And He is the Merciful, the Forgiving.

2 Yere gireni ve oradan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilir. O, merhametlidir, mağfiret sahibidir.

2 Yere ne giriyor ve ondan ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve ona ne çıkıyorsa (Allah) hepsini bilir. O çok merhamet edicidir. Çok bağışlayıcıdır.

2 جو کچھ زمین میں داخل ہوتا ہے اور جو اس میں سے نکلتا ہے اور جو آسمان سے اُترتا ہے اور جو اس پر چڑھتا ہے سب اس کو معلوم ہے۔ اور وہ مہربان (اور) بخشنے والا ہے

2 جو کچھ  زمین میں جاتا ہے اور جو کچھ اُس سے نکلتا ہے اور جو کچھ آسمان سے اُتر تا ہےاور جو کچھ اُس میں چڑھتا ہے، ہر چیز کو وہ جانتا ہے، وہ رحیم اور غفور ہے۔ 1

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ لَا تَأۡتِينَا ٱلسَّاعَةُۖ قُلۡ بَلَىٰ وَرَبِّى لَتَأۡتِيَنَّكُمۡ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِۖ لَا يَعۡزُبُ عَنۡهُ مِثۡقَالُ ذَرَّةٍ فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَلَا فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَآ أَصۡغَرُ مِن ذٰلِكَ وَلَآ أَكۡبَرُ إِلَّا فِى كِتَـٰبٍ مُّبِينٍ ٣

But sayve dediler kiاور کہاwaqālathose whokimselerان لوگوں نےalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūNotbize gelmezنہیںwill come to usآئے گی ہمارے پاسtatīnāthe Hoursa'atقیامتl-sāʿatuSayde kiکہہ دیجیےqulNayhayırکیوں نہیںbalāby my LordRabbim hakkı içinقسم ہے میرے رب کیwarabbīsurely it will come to youo mutlaka size gelecektirالبتہ ضرور آئے گی تمہارے پاسlatatiyannakum(He is the) Knowerbilenعالمʿālimi(of) the unseengaybıالغیب۔ (کی قسم)l-ghaybiNotgizli kalmazنہیںescapesچھپی ہوئیyaʿzubufrom HimO'ndanاس سےʿanhu(the) weightağırlığıncaبرابرmith'qālu(of) an atomzerreذرے کےdharratininolanمیںthe heavensgöklerdeآسمانوں (میں)l-samāwātiand notne deاور نہwalāinolanمیںthe earthyerdeزمین (میں)l-arḍiand notve yokturاور نہwalāsmallerküçükچھوٹاaṣgharuthanbundanسےminthatاس (ذرے) سےdhālikaand notve yokturاور نہwalāgreaterbüyükبڑاakbarubutki olmasınمگرillā(is) inbir Kitaptaمیںa Recordایک کتابkitābinClearapaçıkکھلیmubīnin

3 But those who disbelieve say, "The Hour will not come to us." Say, "Yes, by my Lord, it will surely come to you. [Allah is] the Knower of the unseen." Not absent from Him is an atom's weight within the heavens or within the earth or [what is] smaller than that or greater, except that it is in a clear register -

3 İnkar edenler: "Kıyamet bize gelmeyecektir" dediler. De ki: "Hayır, öyle değil; görülmeyeni bilen Rabbim'e and olsun ki, o saat size muhakkak gelecektir. Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O'nun ilminin dışında değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de şüphesiz apaçık Kitap'tadır."

3 İnkâr edenler: "Bize o kıyamet saati gelmez." dediler. De ki: "Hayır, öyle değil, gaybı bilen Rabbim hakkı için kıyamet size mutlaka gelecektir. O'nun ilminden göklerde ve yerde zerre kadar bir şey kaçmaz. Bundan daha küçük ve daha büyük ne varsa, hepsi muhakkak açık bir kitaptadır."

3 اور کافر کہتے ہیں کہ (قیامت کی) گھڑی ہم پر نہیں آئے گی۔ کہہ دو کیوں نہیں (آئے گی) میرے پروردگار کی قسم وہ تم پر ضرور آکر رہے گی (وہ پروردگار) غیب کا جاننے والا (ہے) ذرہ بھر چیز بھی اس سے پوشیدہ نہیں (نہ) آسمانوں میں اور نہ زمین میں اور کوئی چیز ذرے سے چھوٹی یا بڑی ایسی نہیں مگر کتاب روشن میں (لکھی ہوئی) ہے

3 منکرین کہتے ہیں کیا بات ہے کہ قیامت ہم پر نہیں آرہی ہے 1 ! کہو، قسم ہے میرے عالم الغیب پروردگار کی، وہ تم پر آکر رہے گی۔2اُس سے ذرّہ برابر کوئی چیز نہ آسمانوں میں چھُپی ہوئی ہے نہ زمین میں۔ نہ ذرّے سے بڑی اور نہ اُس سے چھوٹی، سب کچھ  ایک نمایاں دفتر میں درج ہے۔ 3

لِّيَجۡزِىَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِۚ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ وَرِزۡقٌ كَرِيمٌ ٤

That He may rewardmükafatlandırması içinتاکہ جزا دےliyajziyathose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnabelieveinanan(ları)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarıاور انہوں نے عمل کیےwaʿamilūrighteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātiThose işteیہی لوگulāikafor themonlar için vardırان کے لیےlahum(will be) forgivenessmağfiretبخشش ہےmaghfiratunand a provisionve rızıkاور رزقwariz'qunnoblegüzelعزت والاkarīmun

4 That He may reward those who believe and do righteous deeds. Those will have forgiveness and noble provision.

4 Allah'ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.

4 Çünkü Allah iman edip iyi ameller işleyenlere mükafat verecektir. İşte onlar için bir mağfiret ve cömertçe verilmiş bol rızık vardır.

4 اس لئے کہ جو لوگ ایمان لائے اور عمل نیک کرتے رہے ان کو بدلہ دے۔ یہی ہیں جن کے لئے بخشش اور عزت کی روزی ہے

4 اور یہ قیامت اس لئے آئے گی کہ جزا دے اللہ اُن لوگوں کو جو ایمان لائے ہیں اور نیک عمل کرتے رہے ہیں اُن کے لیے مغفرت ہے اور رزق کریم

وَٱلَّذِينَ سَعَوۡ فِىٓ ءَايَـٰتِنَا مُعَـٰجِزِينَ أُوۡلَـٰٓئِكَ لَهُمۡ عَذَابٌ مِّن رِّجۡزٍ أَلِيمٌ ٥

But those whokimseler iseاور وہ لوگwa-alladhīnastriveçalışan(lar)جنہوں نے کوشش کیsaʿawagainsthakkındaمیںOur Versesayetlerimizہماری آیات (میں)āyātinā(to) cause failure aciz bırakmağaعاجز کرنے والے بن کرmuʿājizīnathose işteیہی لوگulāikafor themonlar için vardırان کے لیےlahum(is) a punishmentbir azabعذاب ہےʿadhābunofpisliktenکاminfoul natureبدترینrij'zinpainfulacıدردناک قسم کاalīmun

5 But those who strive against Our verses [seeking] to cause failure - for them will be a painful punishment of foul nature.

5 Allah'ın, inanıp yararlı iş işleyenlere ki onlar için mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır ve ayetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara ki onlara iğrenç ve can yakıcı azap vardır işlerinin karşılıklarını vermesi için kıyamet saati gelecektir.

5 Âyetlerimizi hükümsüz bırakmak için yarışanlara gelince, onlar için de pek kötü ve elem verici bir azab vardır.

5 اور جنہوں نے ہماری آیتوں میں کوشش کی کہ ہمیں ہرا دیں گے۔ ان کے لئے سخت درد دینے والے عذاب کی سزا ہے

5 اور جن لوگوں نے ہماری آیات کو نیچا دکھانے کے لیے زور لگایا ہے، ان کے لیے بدترین قسم کا دردناک عذاب ہے۔ 1

وَيَرَى ٱلَّذِينَ أُوتُواۡ ٱلۡعِلۡمَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ إِلَيۡكَ مِن رَّبِّكَ هُوَ ٱلۡحَقَّ وَيَهۡدِىٓ إِلَىٰ صِرٰطِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ٦

And seeve görürlerاور دیکھ رہے ہیںwayarāthose whokimselerوہ لوگalladhīnahave been givenkendilerine verilen(ler)جو دئیے گئےūtūthe knowledgebilgiعلمl-ʿil'ma(that) whatindirileninکہ وہ چیزalladhīis revealedاتاری گئیunzilato yousanaآپ کی طرفilaykafromRabbindenسےminyour Lordآپ کے رب کی طرف سےrabbika[it]gerçek olduğunuوہیhuwa(is) the Truthحق ہےl-ḥaqaand it guidesve ilettiğiniاور وہ رہنمائی کرتی ہےwayahdītoyoluna;طرفilā(the) Pathراستے کےṣirāṭi(of) the All-Mightymutlak galibزبردستl-ʿazīzithe Praiseworthyve hamde layık olanınتعریف والے کےl-ḥamīdi

6 And those who have been given knowledge see that what is revealed to you from your Lord is the truth, and it guides to the path of the Exalted in Might, the Praiseworthy.

6 Kendilerine ilim verilenler, sana Rabbinden indirilenin hak olduğunu, güçlü ve hamde layık olanın yolunu gösterdiğini bilirler.

6 Kendilerine ilim verilmiş olanlar görüyorlar ki, Rabbinden sana indirilen Kur'ân, hakkın kendisidir. O, gücüne nihayet olmayan, her hamde lâyık bulunan Allah'ın yolunu gösteriyor.

6 اور جن لوگوں کو علم دیا گیا ہے وہ جانتے ہیں کہ جو (قرآن) تمہارے پروردگار کی طرف سے تم پر نازل ہوا ہے وہ حق ہے۔ اور (خدائے) غالب اور سزاوار تعریف کا رستہ بتاتا ہے

6 اے نبیؐ ، علم رکھنے والے خوب جانتے ہیں کہ جو کچھ تمہارے ربّ کی طرف سے تم پر نازل کیا گیا ہے وہ سراسر حق ہے اور خدائے عزیز و حمید کا راستہ دکھاتا ہے۔ 1

وَقَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ هَلۡ نَدُلُّكُمۡ عَلَىٰ رَجُلٍ يُنَبِّئُكُمۡ إِذَا مُزِّقۡتُمۡ كُلَّ مُمَزَّقٍ إِنَّكُمۡ لَفِى خَلۡقٍ جَدِيدٍ ٧

But sayve dediler kiاور کہاwaqālathose whokimselerان لوگوں نےalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarūShallmi?کیاhalwe direct yousize gösterelimہم بنائیں تم کوnadullukumtobir adamبارے میںʿalāa manایسے شخص کےrajulinwho informs yousize haber verenجو خبر دیتا ہے تم کوyunabbi-ukumwhenzamanجبidhāyou have disintegratedsiz parçalandığınızریزہ ریزہ کر دئیے جاؤ گے تمmuzziq'tum(in) totaltamamenپوری طرحkulladisintegrationdağılıpریزہ ریزہ کیا جاتاmumazzaqinindeed yousizinبیشک تمinnakumsurely (will be) iniçinde olacağınızıالبتہ میںlafīa creationbir yaratılışپیدائش (میں) ہوگےkhalqinnewyeniنئیjadīdin

7 But those who disbelieve say, "Shall we direct you to a man who will inform you [that] when you have disintegrated in complete disintegration, you will [then] be [recreated] in a new creation?

7 İnkar edenler, insanlara: "Size, siz parça parça dağılıp yok olduğunuz zaman yeniden dirileceğinizi haber veren bir adam gösterelim mi? Allah'a karşı yalan mı uyduruyor, yoksa kendisinde delilik mi vardır?" derler. Hayır; ahirete inanmayanlar, azapta ve derin bir sapıklık içindedirler.

7 Böyle iken inkâr edenler şöyle dediler: "Siz öldükten sonra, didik didik parçalandığınız vakit, yeniden bir yaratılış içinde bulunacaksınız diye, size birtakım haberler veren kişiyi gösterelim mi?"

7 اور کافر کہتے ہیں کہ بھلا ہم تمہیں ایسا آدمی بتائیں جو تمہیں خبر دیتا ہے کہ جب تم (مر کر) بالکل پارہ پارہ ہو جاؤ گے تو نئے سرے سے پیدا ہوگے

7 منکرین لوگوں سے کہتے ہیں "ہم بتائیں تمہیں ایسا شخص جو خبر دیتا ہے کہ جب تمہارے جسم کا ذرہ ذرہ منتشر ہو چکا ہو گا اس وقت تم نئے سرے سے پیدا کر دیے جاؤ گے؟

Surah 34 / Saba / Sheba سورة سبإ 429

سُورَةُ سبإ

Saba / Sheba  ◆  Meccan · 54 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
All praiseshamdسب تعریف al-ḥamdu (be) to AllahAllah'a mahsusturاللہ کے لیے ہے lillahi the One to Whom belongsöyle kiوہ ذات alladhī the One to Whom belongsonundurاس کے لیے lahu whateverne varsaجو کچھ (is) ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں (میں) ہے l-samāwāti and whateverve ne varsaاور جو کچھ wamā (is) inyerdeمیں the earthزمین (میں) ہے l-arḍi and for Himve O'na mahsusturاور اسی کے لیے ہے walahu (are) all praiseshamdحمد۔ تعریف l-ḥamdu
inahiretteمیں the Hereafterآخرت (میں) l-ākhirati And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ہے l-ḥakīmu the All-Awarehaber alandırباخبر ہے l-khabīru١ He knowsbilirجانتا ہے yaʿlamu whatne kiجو penetratesgiriyorداخل ہوتا ہے yaliju iniçineمیں the earthyerinزمین (میں) l-arḍi
and whatve ne kiاور جو wamā comes outçıkıyorنکلتا ہے yakhruju from itondanاس میں سے min'hā and whatve ne kiاور جو wamā descendsiniyorاترتا ہے yanzilu fromgöktenسے mina the heavenآسمان (سے) l-samāi and whatve ne kiاور جو wamā ascendsçıkıyorچڑھتا ہے yaʿruju thereinorayaاس میں fīhā And Heve Oاور وہ wahuwa
(is) the Most Mercifulçok esirgeyendirمہربان ہے l-raḥīmu the Oft-Forgivingçok bağışlayandırبخشنے والا ہے l-ghafūru٢ But sayve dediler kiاور کہا waqāla those whokimselerان لوگوں نے alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū Notbize gelmezنہیں will come to usآئے گی ہمارے پاس tatīnā the Hoursa'atقیامت l-sāʿatu
Sayde kiکہہ دیجیے qul Nayhayırکیوں نہیں balā by my LordRabbim hakkı içinقسم ہے میرے رب کی warabbī surely it will come to youo mutlaka size gelecektirالبتہ ضرور آئے گی تمہارے پاس latatiyannakum (He is the) Knowerbilenعالم ʿālimi (of) the unseengaybıالغیب۔ (کی قسم) l-ghaybi Notgizli kalmazنہیں escapesچھپی ہوئی yaʿzubu from HimO'ndanاس سے ʿanhu (the) weightağırlığıncaبرابر mith'qālu
(of) an atomzerreذرے کے dharratin inolanمیں the heavensgöklerdeآسمانوں (میں) l-samāwāti and notne deاور نہ walā inolanمیں the earthyerdeزمین (میں) l-arḍi and notve yokturاور نہ walā smallerküçükچھوٹا aṣgharu thanbundanسے min thatاس (ذرے) سے dhālika
and notve yokturاور نہ walā greaterbüyükبڑا akbaru butki olmasınمگر illā (is) inbir Kitaptaمیں a Recordایک کتاب kitābin Clearapaçıkکھلی mubīnin٣ That He may rewardmükafatlandırması içinتاکہ جزا دے liyajziya those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna
believeinanan(ları)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarıاور انہوں نے عمل کیے waʿamilū righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti Those işteیہی لوگ ulāika for themonlar için vardırان کے لیے lahum (will be) forgivenessmağfiretبخشش ہے maghfiratun and a provisionve rızıkاور رزق wariz'qun
noblegüzelعزت والا karīmun٤ But those whokimseler iseاور وہ لوگ wa-alladhīna striveçalışan(lar)جنہوں نے کوشش کی saʿaw againsthakkındaمیں Our Versesayetlerimizہماری آیات (میں) āyātinā (to) cause failure aciz bırakmağaعاجز کرنے والے بن کر muʿājizīna those işteیہی لوگ ulāika
for themonlar için vardırان کے لیے lahum (is) a punishmentbir azabعذاب ہے ʿadhābun ofpisliktenکا min foul natureبدترین rij'zin painfulacıدردناک قسم کا alīmun٥ And seeve görürlerاور دیکھ رہے ہیں wayarā those whokimselerوہ لوگ alladhīna have been givenkendilerine verilen(ler)جو دئیے گئے ūtū the knowledgebilgiعلم l-ʿil'ma
(that) whatindirileninکہ وہ چیز alladhī is revealedاتاری گئی unzila to yousanaآپ کی طرف ilayka fromRabbindenسے min your Lordآپ کے رب کی طرف سے rabbika [it]gerçek olduğunuوہی huwa (is) the Truthحق ہے l-ḥaqa and it guidesve ilettiğiniاور وہ رہنمائی کرتی ہے wayahdī toyoluna;طرف ilā (the) Pathراستے کے ṣirāṭi
(of) the All-Mightymutlak galibزبردست l-ʿazīzi the Praiseworthyve hamde layık olanınتعریف والے کے l-ḥamīdi٦ But sayve dediler kiاور کہا waqāla those whokimselerان لوگوں نے alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū Shallmi?کیا hal we direct yousize gösterelimہم بنائیں تم کو nadullukum tobir adamبارے میں ʿalā a manایسے شخص کے rajulin
who informs yousize haber verenجو خبر دیتا ہے تم کو yunabbi-ukum whenzamanجب idhā you have disintegratedsiz parçalandığınızریزہ ریزہ کر دئیے جاؤ گے تم muzziq'tum (in) totaltamamenپوری طرح kulla disintegrationdağılıpریزہ ریزہ کیا جاتا mumazzaqin indeed yousizinبیشک تم innakum surely (will be) iniçinde olacağınızıالبتہ میں lafī a creationbir yaratılışپیدائش (میں) ہوگے khalqin newyeniنئی jadīdin٧
٤٢٩
‹ 427page 428 of the printed Mushaf429 ›