۞وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ ٢٨

And notveاور نہیںwamāWe sent downbiz indirmedikنازل کیا ہمanzalnāuponüzerineپرʿalāhis peoplekavmininاس کی قومqawmihiafter himondan sonraminafter himاس کے بعدbaʿdihianyhiçbirکوئیminhostorduلشکرjundinfromgöktenسےminathe heavenآسمانl-samāiand notveاور نہwamāwere Wedeğildikتھے ہمkunnā(to) send downindiriciنازل کرنے والےmunzilīna

28 And We did not send down upon his people after him any soldiers from the heaven, nor would We have done so.

28 Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

28 Biz arkasından kavminin üzerine bir ordu indirmedik, indirecek de değildik.

28 اور ہم نے اس کے بعد اس کی قوم پر کوئی لشکر نہیں اُتارا اور نہ ہم اُتارنے والے تھے ہی

28 اس کے بعد اُس کی قوم پر ہم نے آسمان سے کوئی لشکر نہیں اتارا ہمیں لشکر بھیجنے کی کوئی حاجت نہ تھی

إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً وٰحِدَةً فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ ٢٩

Nothayırنہinit wasolduتھی (وہ بس)kānatbutsadeceمگرillāa shoutkorkunç gürültüچیخṣayḥatanonebir tekبس ایک ہیwāḥidatanthen beholdhemenتو دفعتاًfa-idhāTheyonlarوہhum(were) extinguishedsönüverdilerوہ بجھے ہوئے تھےkhāmidūna

29 It was not but one shout, and immediately they were extinguished.

29 Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.

29 Sadece bir gürültü oldu, onlar da hemen sönüverdiler.

29 وہ تو صرف ایک چنگھاڑ تھی (آتشین) سو وہ (اس سے) ناگہاں بجھ کر رہ گئے

29 بس ایک دھماکا ہوا اور یکایک وہ سب بجھ کر رہ گئے۔ 1

يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواۡ بِهِۦ يَسۡتَهۡزِءُونَ ٣٠

Alasey (ah!) yazıkہائے حسرت/ اے حسرتyāḥasratanforşu kullaraپرʿalāthe servantsبندوںl-ʿibādiNotonlara gelmez kiنہیںcame to themآتا ان کے پاسyatīhimanyhiçbirکوئیminMessengerelçiرسولrasūlinbutmutlakaمگرillāthey didonlarہیں وہkānūmock at himonunlaاس کے ساتھbihimock at himalay ederlerdiمذاق اڑاتے/ اس کا مذاق اڑاتےyastahziūna

30 How regretful for the servants. There did not come to them any messenger except that they used to ridicule him.

30 Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.

30 Yazıklar olsun o kullara ki, kendilerine glen her bir peygamberle mutlaka alay ediyorlardı.

30 بندوں پر افسوس ہے کہ ان کے پاس کوئی پیغمبر نہیں آتا مگر اس سے تمسخر کرتے ہیں

30 افسوس بندوں کے حال پر، جو رسول بھی ان کے پاس آیا اُس کا وہ مذاق ہی اڑاتے رہے

أَلَمۡ يَرَوۡاۡ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّهُمۡ إِلَيۡهِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ ٣١

Do notgörmediler mi?کیا نہیںalamthey seeانہوں نے دیکھاyarawhow manyniceکتنی ہیkamWe destroyedyok ettikہلاک کردیں ہم نےahlaknābefore themkendilerinden önceان سے پہلےqablahumofnesillerdenمیں سےminathe generationsبستیوںl-qurūniThat theyonlarبیشک وہannahumto themkendilerineان کی طرفilayhimwill not returnbir daha dönmezlerنہیںwill not returnلوٹے/ پلٹےyarjiʿūna

31 Have they not considered how many generations We destroyed before them - that they to them will not return?

31 Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?

31 Görmediler mi ki, kendilerinden önce nice kuşakları helak etmişiz. Onlar artık kendilerine dönüp gelmiyorlar.

31 کیا انہوں نے نہیں دیکھا کہ ہم نے ان سے پہلے بہت سے لوگوں کو ہلاک کردیا تھا اب وہ ان کی طرف لوٹ کر نہیں آئیں گے

31 کیا انہوں نے دیکھا نہیں کہ ان سے پہلے کتنی ہی قوموں کو ہم ہلاک کر چکے ہیں اور اس کے بعد وہ پھر کبھی ان کی طرف پلٹ کر نہ آئے؟ 1

وَإِن كُلٌّ لَّمَّا جَمِيعٌ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ ٣٢

And surelyancakاور نہیںwa-inallhepsiسب کے سبkullunthenzamanمگرlammātogethertoplandığıسارے ہمارےjamīʿunbefore Ushuzurumuzaپاسladaynā(will be) broughtgetirileceklerdirحاضر کئے جانے والے ہیں/ حاضر کئے جائیں گےmuḥ'ḍarūna

32 And indeed, all of them will yet be brought present before Us.

32 Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.

32 Onların hepsi toplanıp, sadece bizim huzurumuza getirilmişlerdir.

32 اور سب کے سب ہمارے روبرو حاضر کيے جائیں گے

32 ان سب کو ایک روز ہمارے سامنے حاضر کیا جانا ہے

وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡهَا حَبًّا فَمِنۡهُ يَأۡكُلُونَ ٣٣

And a Signve bir ayettirاور ایک نشانیwaāyatunfor themonlar içinان کے لئےlahumu(is) the earthtoprakزمین ہےl-arḍudeadölüمردہl-maytatuWe give it lifebiz onu dirilttikزندہ کیا ہم نے اس کوaḥyaynāhāand We bring forthve çıkardıkاور نکالا ہم نےwa-akhrajnāfrom itondanاس میں سےmin'hāgraindaneغلہḥabbanand from itve ondanتو کچھ اس سےfamin'huthey eatyiyorlarوہ کھاتے ہیںyakulūna

33 And a sign for them is the dead earth. We have brought it to life and brought forth from it grain, and from it they eat.

33 İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.

33 Hem bir delildir onlara ölü toprak. Biz ona hayat verdik ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyip duruyorlar.

33 اور ایک نشانی ان کے لئے زمین مردہ ہے کہ ہم نے اس کو زندہ کیا اور اس میں سے اناج اُگایا۔ پھر یہ اس میں سے کھاتے ہیں

33 1 اِن لوگوں کے لیے بے جان زمین ایک نشانی ہے 2۔ ہم نے اس کو زندگی بخشی اور اس سے غلّہ نکالا جسے یہ کھاتے ہیں

وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ مِّن نَّخِيلٍ وَأَعۡنَـٰبٍ وَفَجَّرۡنَا فِيهَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ ٣٤

And We placedve yarattıkاور ہم نے بنائےwajaʿalnāthereinoradaاس میںfīhāgardensbahçeleriباغاتjannātinofhurmaسےmindate-palmsکھجوروں (میں)nakhīlinand grapevinesve üzümاور انگوروں (میں) سےwa-aʿnābinand We caused to gush forthve akıttıkاور پھاڑے ہم نےwafajjarnāin itoradaاس میںfīhāofçeşmelerdenمیں سےminathe springsچشموں / مختلف چشمےl-ʿuyūni

34 And We placed therein gardens of palm trees and grapevines and caused to burst forth therefrom some springs -

34 Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız.

34 Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.

34 اور اس میں کھجوروں اور انگوروں کے باغ پیدا کیے اور اس میں چشمے جاری کردیئے

34 ہم نے اس میں کھجوروں اور انگوروں کے باغ پیدا کیے اور اس کے اندر چشمے پھوڑ نکالے

لِيَأۡكُلُواۡ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ ٣٥

That they may eatyemeleri içinتاکہ وہ کھائیںliyakulūofonun ürünündenمیں سےminits fruitاسی کی پیدوارthamarihiAnd notveحالانکہ نہیںwamāmade itemeğindenکیا اس کام کوʿamilathutheir handsellerininان کے ہاتھوں نےaydīhimSo will nothala şükretmiyorlar mı?کیا پھر نہیںafalāthey be gratefulوہ شکر کریں گےyashkurūna

35 That they may eat of His fruit. And their hands have not produced it, so will they not be grateful?

35 Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?

35 (Bunu), Onun ürününden ve kendi elleriyle yaptıklarından yesinler diye (yaptık). Hâlâ şükretmeyecekler mi?

35 تاکہ یہ ان کے پھل کھائیں اور ان کے ہاتھوں نے تو ان کو نہیں بنایا تو پھر یہ شکر کیوں نہیں کرتے؟

35 تاکہ یہ اس کے پھل کھائیں۔ یہ سب کچھ ان کے اپنے ہاتھوں کا پیدا کیا ہوا نہیں ہے۔ 1 پھر کیا یہ شکر ادا نہیں کرتے؟ 2

سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوٰجَ كُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ ٣٦

Glory bene yücedirپاک ہےsub'ḥāna(to) the One WhoO (Allah) kiوہ ذاتalladhīcreatedyaratmıştırجس نے پیدا کیاkhalaqa(in) pairsçiftleriسب جوڑوں کوl-azwājaallbütünسارے کے سارےkullahāof whatbitirdiklerindenاس میں سےmimmāgrowsجو اگاتی ہےtunbituthe earthtoprağınزمینl-arḍuand ofveاور ان کےwaminthemselveskendilerindenاپنے نفسوں میں سےanfusihimand of whatve nice şeylerdenاور اس میں سے جوwamimmānotbilmedikleriنہیںthey knowو ہ جانتےyaʿlamūna

36 Exalted is He who created all pairs - from what the earth grows and from themselves and from that which they do not know.

36 Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.

36 Yerin bitkilerinden, kendi nefislerinden ve daha bilemeyecekleri şeylerden bütün çiftleri yaratan Allah'ın şanı ne yücedir.

36 وہ خدا پاک ہے جس نے زمین کی نباتات کے اور خود ان کے اور جن چیزوں کی ان کو خبر نہیں سب کے جوڑے بنائے

36 پاک وہ ذات 1 جس نے جملہ اقسام کے جوڑے پیدا کیے خواہ وہ زمین کی نباتات میں سے ہوں یا خود اِن کی اپنی جنس (یعنی نوعِ انسانی)میں سے یا اُن اشیاء میں سے جن کو یہ جانتے تک نہیں ہیں۔ 2

وَءَايَةٌ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّهَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ ٣٧

And a Signve bir ayettirاور ایک نشانیwaāyatunfor themonlar içinان کے لئےlahumu(is) the nightgeceرات ہےal-layluWe withdrawsoyup alırızہم نکال لیتے ہیں/ کھینچتے ہیںnaslakhufrom itondanاس سےmin'huthe daygündüzüدن کوl-nahāraThen beholdbirdenتو تبfa-idhāTheyonlarوہhum(are) those in darknesskaranlıkta kalıverirlerاندھیرے میں داخل ہوجاتے ہیںmuẓ'limūna

37 And a sign for them is the night. We remove from it [the light of] day, so they are [left] in darkness.

37 Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler.

37 Gece de onlara bir delildir. Biz ondan gündüzü soyar çıkarırız, bir de bakarlar ki karanlığa dalmışlar.

37 اور ایک نشانی ان کے لئے رات ہے کہ اس میں سے ہم دن کو کھینچ لیتے ہیں تو اس وقت ان پر اندھیرا چھا جاتا ہے

37 اِن کے لیے ایک اور نشانی رات ہے، ہم اُس کے اُوپر سے دِن ہٹا دیتے ہیں تو اِن پر اندھیرا چھا جاتا ہے۔ 1

وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ لَّهَا‌ۚ ذٰلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ ٣٨

And the sunve güneşاور سورجwal-shamsurunsakıp giderچل رہا ہےtajrīto a term appointedkarar bulacağı yereواسطے ایک ٹھکانے کے /اپنے مقررہ ٹھکانے میںlimus'taqarrinfor itkendininاس کے لئےlahāThatbuیہdhālika(is the) Decreetakdiridirاندازہ ہےtaqdīru(of) the All-Mightyüstün olanınزبردستl-ʿazīzithe All-Knowingve bileninعلم والے کاl-ʿalīmi

38 And the sun runs [on course] toward its stopping point. That is the determination of the Exalted in Might, the Knowing.

38 Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur.

38 Güneş de bir delildir ki kendi yolunda akıp gidiyor. İşte bu çok güçlü ve her şeyi bilen Allah'ın takdiridir.

38 اور سورج اپنے مقرر رستے پر چلتا رہتا ہے۔ یہ (خدائے) غالب اور دانا کا (مقرر کیا ہوا) اندازہ ہے

38 اور سُورج ، وہ اپنے ٹھکانے کی طرف چلا جا رہا ہے۔ 1 یہ زبر دست علیم ہستی کا باندھا ہوا حساب  ہے

وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ ٣٩

And the moon ve ayaاور چاندwal-qamaraWe have ordained for ittayin ettikمقرر کی ہم نے اس کیqaddarnāhuphaseskonaklarمنزلیںmanāzilauntilnihayetیہاں تک کہḥattāit returnsbir hale geldiوہ لوٹ جانا ہےʿādalike the date stalkhurma sapına benzerپتلی ٹہنی کی طرح/ کھجور کی سوکھی شاخ کی طرحkal-ʿur'jūnithe oldeski kuru'جو (پرانی) ہوl-qadīmi

39 And the moon - We have determined for it phases, until it returns [appearing] like the old date stalk.

39 Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.

39 Ay'a gelince, ona menziller tayin ettik. Nihayet o eski hurma salkımının çöpü gibi (yay haline) dönmüştür.

39 اور چاند کی بھی ہم نے منزلیں مقرر کردیں یہاں تک کہ (گھٹتے گھٹتے) کھجور کی پرانی شاخ کی طرح ہو جاتا ہے

39 اور چاند، اُس کے لیے ہم نے منزلیں مقرر کر دی ہیں یہاں تک کہ ان سے گزرتا ہوا وہ پھر کھجور کی سُوکھی شاخ کے مانند رہ جاتا ہے۔ 1

لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّهَارِ‌ۚ وَكُلٌّ فِى فَلَكٍ يَسۡبَحُونَ ٤٠

Notneنہیںthe sungüneşسورجl-shamsuis permittedmümkün olurزیب دیتاyanbaghīfor it ona (aya)اس کے لئےlahāthaterişmesiکہanit overtakesپالے/ پکڑ لے،tud'rikathe moonayaچاند کوl-qamaraand notne deاور نہwalāthe nightgeceراتal-laylu(can) outstripönüne geçebilirسبقت لے جانے والی ہےsābiquthe daygündüzünدن سےl-nahāribut allve hepsiاور سب کے سبwakulluninbir felekte (yörüngede)میںan orbitایک فلکfalakinthey are floatingyüzmektedirlerتیرے رہے ہیںyasbaḥūna

40 It is not allowable for the sun to reach the moon, nor does the night overtake the day, but each, in an orbit, is swimming.

40 Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.

40 Ne güneşin aya çatması yaraşır, ne de gece gündüzü geçebilir; onların her biri kendi yörüngesinde yüzerler.

40 نہ تو سورج ہی سے ہوسکتا ہے کہ چاند کو جا پکڑے اور نہ رات ہی دن سے پہلے آسکتی ہے۔ اور سب اپنے اپنے دائرے میں تیر رہے ہیں

40 نہ سُورج کے بس میں  یہ ہے کہ وہ چاند کو جا پکڑے 1 اور نہ رات دن پر سبقت لے جا سکتی ہے۔ 2 سب ایک ایک فلک میں تیر رہے ہیں۔ 3

Surah 36 / Ya-Sin / Ya Sin سورة يس 443
And notveاور نہیں wamā We sent downbiz indirmedikنازل کیا ہم anzalnā uponüzerineپر ʿalā his peoplekavmininاس کی قوم qawmihi after himondan sonra min after himاس کے بعد baʿdihi anyhiçbirکوئی min hostorduلشکر jundin fromgöktenسے mina the heavenآسمان l-samāi and notveاور نہ wamā
were Wedeğildikتھے ہم kunnā (to) send downindiriciنازل کرنے والے munzilīna٢٨ Nothayırنہ in it wasolduتھی (وہ بس) kānat butsadeceمگر illā a shoutkorkunç gürültüچیخ ṣayḥatan onebir tekبس ایک ہی wāḥidatan then beholdhemenتو دفعتاً fa-idhā Theyonlarوہ hum (were) extinguishedsönüverdilerوہ بجھے ہوئے تھے khāmidūna
٢٩ Alasey (ah!) yazıkہائے حسرت/ اے حسرت yāḥasratan forşu kullaraپر ʿalā the servantsبندوں l-ʿibādi Notonlara gelmez kiنہیں came to themآتا ان کے پاس yatīhim anyhiçbirکوئی min Messengerelçiرسول rasūlin butmutlakaمگر illā they didonlarہیں وہ kānū mock at himonunlaاس کے ساتھ bihi
mock at himalay ederlerdiمذاق اڑاتے/ اس کا مذاق اڑاتے yastahziūna٣٠ Do notgörmediler mi?کیا نہیں alam they seeانہوں نے دیکھا yaraw how manyniceکتنی ہی kam We destroyedyok ettikہلاک کردیں ہم نے ahlaknā before themkendilerinden önceان سے پہلے qablahum ofnesillerdenمیں سے mina the generationsبستیوں l-qurūni
That theyonlarبیشک وہ annahum to themkendilerineان کی طرف ilayhim will not returnbir daha dönmezlerنہیں will not returnلوٹے/ پلٹے yarjiʿūna٣١ And surelyancakاور نہیں wa-in allhepsiسب کے سب kullun thenzamanمگر lammā togethertoplandığıسارے ہمارے jamīʿun before Ushuzurumuzaپاس ladaynā (will be) broughtgetirileceklerdirحاضر کئے جانے والے ہیں/ حاضر کئے جائیں گے muḥ'ḍarūna
٣٢ And a Signve bir ayettirاور ایک نشانی waāyatun for themonlar içinان کے لئے lahumu (is) the earthtoprakزمین ہے l-arḍu deadölüمردہ l-maytatu We give it lifebiz onu dirilttikزندہ کیا ہم نے اس کو aḥyaynāhā and We bring forthve çıkardıkاور نکالا ہم نے wa-akhrajnā from itondanاس میں سے min'hā graindaneغلہ ḥabban
and from itve ondanتو کچھ اس سے famin'hu they eatyiyorlarوہ کھاتے ہیں yakulūna٣٣ And We placedve yarattıkاور ہم نے بنائے wajaʿalnā thereinoradaاس میں fīhā gardensbahçeleriباغات jannātin ofhurmaسے min date-palmsکھجوروں (میں) nakhīlin
and grapevinesve üzümاور انگوروں (میں) سے wa-aʿnābin and We caused to gush forthve akıttıkاور پھاڑے ہم نے wafajjarnā in itoradaاس میں fīhā ofçeşmelerdenمیں سے mina the springsچشموں / مختلف چشمے l-ʿuyūni٣٤ That they may eatyemeleri içinتاکہ وہ کھائیں liyakulū ofonun ürünündenمیں سے min its fruitاسی کی پیدوار thamarihi
And notveحالانکہ نہیں wamā made itemeğindenکیا اس کام کو ʿamilathu their handsellerininان کے ہاتھوں نے aydīhim So will nothala şükretmiyorlar mı?کیا پھر نہیں afalā they be gratefulوہ شکر کریں گے yashkurūna٣٥ Glory bene yücedirپاک ہے sub'ḥāna (to) the One WhoO (Allah) kiوہ ذات alladhī
createdyaratmıştırجس نے پیدا کیا khalaqa (in) pairsçiftleriسب جوڑوں کو l-azwāja allbütünسارے کے سارے kullahā of whatbitirdiklerindenاس میں سے mimmā growsجو اگاتی ہے tunbitu the earthtoprağınزمین l-arḍu and ofveاور ان کے wamin themselveskendilerindenاپنے نفسوں میں سے anfusihim
and of whatve nice şeylerdenاور اس میں سے جو wamimmā notbilmedikleriنہیں they knowو ہ جانتے yaʿlamūna٣٦ And a Signve bir ayettirاور ایک نشانی waāyatun for themonlar içinان کے لئے lahumu (is) the nightgeceرات ہے al-laylu We withdrawsoyup alırızہم نکال لیتے ہیں/ کھینچتے ہیں naslakhu from itondanاس سے min'hu the daygündüzüدن کو l-nahāra
Then beholdbirdenتو تب fa-idhā Theyonlarوہ hum (are) those in darknesskaranlıkta kalıverirlerاندھیرے میں داخل ہوجاتے ہیں muẓ'limūna٣٧ And the sunve güneşاور سورج wal-shamsu runsakıp giderچل رہا ہے tajrī to a term appointedkarar bulacağı yereواسطے ایک ٹھکانے کے /اپنے مقررہ ٹھکانے میں limus'taqarrin for itkendininاس کے لئے lahā
Thatbuیہ dhālika (is the) Decreetakdiridirاندازہ ہے taqdīru (of) the All-Mightyüstün olanınزبردست l-ʿazīzi the All-Knowingve bileninعلم والے کا l-ʿalīmi٣٨ And the moon ve ayaاور چاند wal-qamara We have ordained for ittayin ettikمقرر کی ہم نے اس کی qaddarnāhu phaseskonaklarمنزلیں manāzila untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā
it returnsbir hale geldiوہ لوٹ جانا ہے ʿāda like the date stalkhurma sapına benzerپتلی ٹہنی کی طرح/ کھجور کی سوکھی شاخ کی طرح kal-ʿur'jūni the oldeski kuru'جو (پرانی) ہو l-qadīmi٣٩ Notneنہیں the sungüneşسورج l-shamsu is permittedmümkün olurزیب دیتا yanbaghī for it ona (aya)اس کے لئے lahā thaterişmesiکہ an it overtakesپالے/ پکڑ لے، tud'rika
the moonayaچاند کو l-qamara and notne deاور نہ walā the nightgeceرات al-laylu (can) outstripönüne geçebilirسبقت لے جانے والی ہے sābiqu the daygündüzünدن سے l-nahāri but allve hepsiاور سب کے سب wakullun inbir felekte (yörüngede)میں an orbitایک فلک falakin they are floatingyüzmektedirlerتیرے رہے ہیں yasbaḥūna٤٠
٤٤٣
‹ 441page 442 of the printed Mushaf443 ›