وَءَايَةٌ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَهُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ ٤١

And a Signve bir ayetاور ایک نشانی ہےwaāyatunfor themonlar içinان کے لئےlahum(is) thattaşımamızdırبیشک ہم نےannāWe carriedسوار کیا ہم نےḥamalnātheir offspringonların çoçuklarınıان کی اولاد کوdhurriyyatahumingemideمیںthe shipکشتیl-ful'kiladendoluبھری ہوئیl-mashḥūni

41 And a sign for them is that We carried their forefathers in a laden ship.

41 Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

41 Onlar için bir delil de bizim, onların neslini dolu bir gemide taşımamızdır.

41 اور ایک نشانی ان کے لئے یہ ہے کہ ہم نے ان کی اولاد کو بھری ہوئی کشتی میں سوار کیا

41 اِن کے لیے یہ بھی ایک نشانی ہے کہ ہم نے اِن  کی نسل کو بھری ہوئی کشتی میں  سوار کر دیا، 1

وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ ٤٢

And We createdve yaratmamızdırاور پیدا کیا ہم نےwakhalaqnāfor themkendilerineان کے لئےlahumfromonun gibiسےmin(the) likes of itاس کی مانندmith'lihiwhatşeylerجس پر/ وہ جوthey ridebinecekleriوہ جو سوار ہوتے ہیںyarkabūna

42 And We created for them from the likes of it that which they ride.

42 Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.

42 Yine kendileri için onun gibi binecek şeyler yaratmamızdır.

42 اور ان کے لئے ویسی ہی اور چیزیں پیدا کیں جن پر وہ سوار ہوتے ہیں

42 اور پھر اِن کے لیے ویسی ہی کشتیاں اور پیدا کیں جن پر یہ سوار ہوتے ہیں۔ 1

وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ ٤٣

And ifve eğerاور اگرwa-inWe willdilesekہم چاہیںnashaWe could drown themonları (suda) boğarızہم غرق کردیں ان کوnugh'riq'humthen notolmazتو نہیںfalā(would be) a responder to a cryimdad (eden)کوئی مددگارṣarīkhafor themonlaraان کے لئے/ تو نہ ہو کوئی ان کی چیخlahumand notve ne deاور نہwalātheyonlarوہhumwould be savedkurtarılmazlarبچائے جاسکتے ہیں/ وہ بچائے جاسکیں گےyunqadhūna

43 And if We should will, We could drown them; then no one responding to a cry would there be for them, nor would they be saved

43 Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.

43 Eğer dilesek onları boğarız da o zaman ne onların feryadına yetişen bulunur, ne de onlar kurtarılır.

43 اور اگر ہم چاہیں تو ان کو غرق کردیں۔ پھر نہ تو ان کا کوئی فریاد رس ہوا اور نہ ان کو رہائی ملے

43 ہم چاہیں تو اِن کو غرق کر دیں، کوئی اِن کی فریاد سننے والا نہ ہو اور کسی طرح یہ نہ بچائے جا سکیں

إِلَّا رَحۡمَةً مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ ٤٤

Exceptancakسوائےillā(by) Mercybir rahmet (vardır)رحمت کےraḥmatanfrom Usbizdenجو ہماری طرف سے ہوminnāand provisionve yaşatmaاور ایک فائدے کےwamatāʿanforkadarتکilāa timebir süreyeایک وقتḥīnin

44 Except as a mercy from Us and provision for a time.

44 Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.

44 Ancak tarafımızdan bir rahmet ve bir zamana kadar yaşatmak başka.

44 مگر یہ ہماری رحمت اور ایک مدت تک کے فائدے ہیں

44 بس ہماری رحمت ہی ہے جو انہیں پار لگاتی اور ایک وقت ِ خاص تک زندگی سے متمتع ہونے کا موقع دیتی ہے۔ 1

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواۡ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ ٤٥

And whenve zamanاور جبwa-idhāit is saiddendiğiکہا جاتا ہےqīlato themonlaraان کوlahumuFearsakınınڈروittaqūwhatolanlardanاس سے جو(is) before youönünüzdekibayna(is) before youönünüzdekiتمہارے سامنےaydīkumand whatve olanlardanاور جوwamā(is) behind youarkanızdakiتمہارے پیچھے ہےkhalfakumso that you mayumulur kiتاکہ تمlaʿallakumreceive mercyesirgenirsinizتم رحم کئے جاؤtur'ḥamūna

45 But when it is said to them, "Beware of what is before you and what is behind you; perhaps you will receive mercy... "

45 Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler.

45 Durum böyle iken onlara: "Önünüzdekinden ve arkanızdakinden korkun ki size rahmet edilsin" denildiği zaman,

45 اور جب ان سے کہا جاتا ہے کہ جو تمہارے آگے اور جو تمہارے پیچھے ہے اس سے ڈرو تاکہ تم پر رحم کیا جائے

45 اِن لوگوں سے جب کہا جاتا ہے کہ بچو اُس انجام سے جو تمہارے آگے آرہا ہے اور تمہارے پیچھے گزر چکا ہے 1 ، شاید کہ تم پر رحم کیا جائے (تو یہ سُنی اَن سُنی کر جاتے ہیں)

وَمَا تَأۡتِيهِم مِّنۡ ءَايَةٍ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّهِمۡ إِلَّا كَانُواۡ عَنۡهَا مُعۡرِضِينَ ٤٦

And notzatenاور نہیںwamācomes to themonlara gelmezآتی ان کے پاسtatīhimofhiçbirکوئیmina Signayetنشانیāyatinfromayetlerindenمیں سےmin(the) Signsنشانیوںāyāti(of) their LordRabblerininان کے رب کیrabbihimbutolmadıklarıمگرillātheyہوتے ہیں وہkānūfrom itondanاس سےʿanhāturn awayyüz çevirmişاعراض برتنے والےmuʿ'riḍīna

46 And no sign comes to them from the signs of their Lord except that they are from it turning away.

46 Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.

46 Ve kendilerine Rablerinin âyetlerinden herhangi bir âyet geldiği zaman mutlaka ondan yüz çevirirler.

46 اور ان کے پاس ان کے پروردگار کی کوئی نشانی نہیں آتی مگر اس سے منہ پھیر لیتے ہیں

46 اِن کے سامنے اِن کے رب کی آیات میں سے جو آیت بھی آتی ہے یہ اس کی طرف اِلتفات نہیں کرتے۔ 1

وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواۡ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُۥٓ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ٤٧

And whenve zamanاور جبwa-idhāit is saiddendiğiکہا جاتا ہےqīlato themonlaraان کوlahumSpendinfak edinخرچ کروanfiqūfrom whatsize verdiği rızıktanاس میں سےmimmā(has) provided youجو رزق دیا تم کوrazaqakumuAllahAllah'ınاللہ نےl-lahuSaidderlerکہتے ہیں وہ/ کہاqālathose whonankörlerان لوگوں نےalladhīnadisbelievedجنہوں نے کفر کیاkafarūto those whokimselereان لوگوں سےlilladhīnabelievedinanan(lara)جو ایمان لائےāmanūShould we feedbiz mi yedirelim?کیا ہم کھلائیںanuṭ'ʿimuwhomkimseyeجس کوmanifdilediği takdirdeاگرlawAllah willed چاہتاyashāuAllah willed Allah'ınاللہl-lahuHe would have fed himyedireceğiکھلا دیتا اس کوaṭʿamahuNothayırنہیںin(are) yousizہو تمantumexceptdoğrusuمگرillāiniçindesiniz، میںan errorbir sapıklıkگمراہی (میں)ḍalālinclearapaçıkکھلیmubīnin

47 And when it is said to them, "Spend from that which Allah has provided for you," those who disbelieve say to those who believe, "Should we feed one whom, if Allah had willed, He would have fed? You are not but in clear error."

47 Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.

47 Onlara: "Allah'ın size rızık olarak verdiği şeylerden hayra harcayın" dendiği zaman, o kâfirler, müminler için: "Allah'ın dileyince doyurabileceği kimseyi biz mi doyuracağız? Siz apaçık bir sapıklık içinde değil de nesiniz?" dediler.

47 اور جب ان سے کہا جاتا ہے کہ جو رزق خدا نے تم کو دیا ہے اس میں سے خرچ کرو۔ تو کافر مومنوں سے کہتے ہیں کہ بھلا ہم ان لوگوں کو کھانا کھلائیں جن کو اگر خدا چاہتا تو خود کھلا دیتا۔ تم تو صریح غلطی میں ہو

47 اور جب اِن سے کہا جاتا ہے کہ اللہ نے جو رزق تمہیں عطا کیا ہے اُس میں سے کچھ اللہ کی راہ میں خرچ کرو تو یہ لوگ جنہوں نے کُفر کیا ہے ایمان لانے والوں کو جواب دیتے ہیں ”کیا ہم اُن کو کھِلائیں جنہیں اگر اللہ چاہتا تو خود کھِلا دیتا؟ تم تو بالکل ہی بہک گئے ہو۔“ 1

وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ ٤٨

And they sayve diyorlarاور وہ کہتے ہیںwayaqūlūnaWhen (is)ne zaman?کب ہوگیmatāthisbuیہhādhāpromisetehdid (ettiğiniz azab)دھکمی (پوری)l-waʿduifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumtruthfuldoğru söylüyor(lar)سچےṣādiqīna

48 And they say, "When is this promise, if you should be truthful?"

48 "Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.

48 Yine onlar: "Eğer doğru söylüyorsanız bu (kıyamet) vaadi ne zaman?" diyorlar.

48 اور کہتے ہیں اگر تم سچ کہتے ہو تو یہ وعدہ کب (پورا) ہوگا؟

48 1 یہ لوگ کہتے ہیں کہ”یہ قیامت کی دھمکی آخر کب پُوری ہوگی؟ بتاوٴ اگر تم سچے ہو۔“ 2

مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً وٰحِدَةً تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ ٤٩

Notbeklemiyorlarنہیںthey awaitوہ انتظار کر رہےyanẓurūnaexceptbaşka bir şeyمگرillāa shoutkorkunç sestenچیخ کاṣayḥatanonebir tekایک ہیwāḥidatanit will seize themansızın onları yakalarپکڑلے گی ان کوtakhudhuhumwhile theyve onlarاور وہwahumare disputingçekişip dururlarkenجھگڑ رہے ہوں گےyakhiṣṣimūna

49 They do not await except one blast which will seize them while they are disputing.

49 Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.

49 Onlar sadece bir tek çığlığa bakıyorlar, bir çığlık ki, onlar çekişip dururken kendilerini yakalayıverir.

49 یہ تو ایک چنگھاڑ کے منتظر ہیں جو ان کو اس حال میں کہ باہم جھگڑ رہے ہوں گے آپکڑے گی

49 دراصل یہ جس چیز کی راہ تک رہے ہیں وہ بس ایک دھماکا ہے جو یکایک اِنہیں عین اُس حالت میں دھر لے گا جب یہ (اپنے دنیوی معاملات میں) جھگڑ رہے ہوں گے

فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ ٥٠

Then notartıkپس نہfalāthey will be ablegüçleri yetmezوہ استطاعت رکھتے ہوں گےyastaṭīʿūna(to) make a willbir vasiyeteکوئی وصیت کرنے کیtawṣiyatanand notne deاور نہwalātoailelerineطرفilātheir peopleاپنے گھر والوں کیahlihimthey (can) returndönmeyeوہ پلٹ سکیں گےyarjiʿūna

50 And they will not be able [to give] any instruction, nor to their people can they return.

50 O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler.

50 O zaman bir vasiyette bile bulunamazlar. Ailelerine de dönemezler.

50 پھر نہ وصیت کرسکیں گے اور نہ اپنے گھر والوں میں واپس جاسکیں گے

50 اور اُس وقت یہ وصیّت  تک نہ کر سکیں گے، نہ اپنے گھروں کو پلٹ سکیں گے۔  1

وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ ٥١

And will be blownve üflendiاور پھونک دیا جائے گا/ پھونکا جائے گاwanufikha[in]sur'aمیںthe trumpetصورl-ṣūriand beholdişteتو دفعتاً/ یکایکfa-idhāTheyonlarوہhumfromkabirlerdenسےminathe gravesقبروںl-ajdāthitoRablerineطرفilātheir Lordاپنے رب کیrabbihim[they] will hastenkoşuyorlarتیزی سے چل رہے ہوں گے/ نکل چلیں گےyansilūna

51 And the Horn will be blown; and at once from the graves to their Lord they will hasten.

51 Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.

51 Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

51 اور (جس وقت) صور پھونکا جائے گا یہ قبروں سے (نکل کر) اپنے پروردگار کی طرف دوڑ پڑیں گے

51 پھر ایک صُور پھونکا جائے گا اور یکایک یہ اپنے ربّ کے حضور پیش ہونے کے لیے اپنی قبروں سے نکل پڑیں گے۔  1

قَالُواۡ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ ٥٢

They [will] saydedilerکہیں گےqālūO woe to useyvah bizeہائے افسوس ہم پرyāwaylanāWhokim?کس نےmanhas raised usbizi kaldırdıاٹھادیا ہم کوbaʿathanāfromyattığımız yerdenسےminour sleeping placeہماری سونے کی جگہوںmarqadināThis (is)işte budurیہ ہےhādhāWhatşeyوہ جو(had) promisedva'dettiğiوعدہ کیا تھاwaʿadathe Most GraciousRahman'ınرحمن ہےl-raḥmānuand told (the) truthdemek doğru söylemişاور سچ کہا تھاwaṣadaqathe Messengerspeygamberlerرسولوں نےl-mur'salūna

52 They will say, "O woe to us! Who has raised us up from our sleeping place?" [The reply will be], "This is what the Most Merciful had promised, and the messengers told the truth."

52 "Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.

52 Onlar: "Eyvah başımıza gelenlere! Mezarımızdan bizi kim kaldırdı? O Rahmân'ın vaad buyurduğu işte bu imiş. Gönderilen peygamberler de doğru söylemişler" derler.

52 کہیں گے اے ہے ہمیں ہماری خوابگاہوں سے کس نے (جگا) اُٹھایا؟ یہ وہی تو ہے جس کا خدا نے وعدہ کیا تھا اور پیغمبروں نے سچ کہا تھا

52 گھبرا کر کہیں گے”ارے ، یہ کس نے ہمیں ہماری خواب گاہوں سے اُٹھا کھڑا کیا؟“ 1۔۔۔۔ ”یہ وہی چیز ہے جس کا خدائے رحمٰن نے وعدہ کیا تھا اور رسُولوں کی بات سچی تھی۔“ 2

إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً وٰحِدَةً فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ ٥٣

Nothayırنہinit will beolurہوگیkānatbutsadeceمگرillāa shoutgürültüچیخṣayḥatansinglebir tekایک ہیwāḥidatanso beholdhemenتو دفعتاًfa-idhāTheyonlarınوہhumallhepsiسب کے سبjamīʿunbefore Ushuzurumuzaہمارے پاس/ ہماری جناب میںladaynā(will be) broughtgetirilirlerحاضر کئے جانے والے ہیں/ حاضر کئے جائیں گےmuḥ'ḍarūna

53 It will not be but one blast, and at once they are all brought present before Us.

53 Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.

53 Başka değil, sadece bir tek çığlık olmuş, derhal hepsi toplanmış huzurumuza getirilmişlerdir.

53 صرف ایک زور کی آواز کا ہونا ہوگا کہ سب کے سب ہمارے روبرو آحاضر ہوں گے

53 ایک ہی زور کی آواز ہو گی اور سب کے سب ہمارے سامنے حاضر کر دیے جائیں گے

فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ شَيۡــًٔا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٥٤

So this Dayo günتو آج کے دنfal-yawmanothaksızlık yapılmazنہwill be wrongedظلم کیا جائے گاtuẓ'lamua soulhiç kimseyeکسی نفس پرnafsun(in) anythinghiçbir şekildeکچھ بھیshayanand notveاور نہwalāyou will be recompensedsiz cezalandırılmazsınızتم بدلہ دیئے جاؤ گےtuj'zawnaexceptdışındaمگرillā(for) whatolduklarınızın(وہ) جوyou used (to)تھے تمkuntumdoyapmışتم عمل کرتےtaʿmalūna

54 So today no soul will be wronged at all, and you will not be recompensed except for what you used to do.

54 Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz.

54 Artık bugün hiç kimseye zerre kadar zulmedilmez. Ancak yaptıklarınızın cezasını çekeceksiniz.

54 اس روز کسی شخص پر کچھ ظلم نہیں کیا جائے گا اور تم کو بدلہ ویسا ہی ملے گا جیسے تم کام کرتے تھے

54 1 آج کسی پر ذرّہ برابر ظلم نہ کیا جائے گا اور تمہیں ویسا ہی بدلہ دیا جائے گا جیسے عمل تم کرتے رہے تھے

Surah 36 / Ya-Sin / Ya Sin سورة يس 444
And a Signve bir ayetاور ایک نشانی ہے waāyatun for themonlar içinان کے لئے lahum (is) thattaşımamızdırبیشک ہم نے annā We carriedسوار کیا ہم نے ḥamalnā their offspringonların çoçuklarınıان کی اولاد کو dhurriyyatahum ingemideمیں the shipکشتی l-ful'ki ladendoluبھری ہوئی l-mashḥūni٤١ And We createdve yaratmamızdırاور پیدا کیا ہم نے wakhalaqnā
for themkendilerineان کے لئے lahum fromonun gibiسے min (the) likes of itاس کی مانند mith'lihi whatşeylerجس پر/ وہ جو they ridebinecekleriوہ جو سوار ہوتے ہیں yarkabūna٤٢ And ifve eğerاور اگر wa-in We willdilesekہم چاہیں nasha We could drown themonları (suda) boğarızہم غرق کردیں ان کو nugh'riq'hum then notolmazتو نہیں falā (would be) a responder to a cryimdad (eden)کوئی مددگار ṣarīkha for themonlaraان کے لئے/ تو نہ ہو کوئی ان کی چیخ lahum
and notve ne deاور نہ walā theyonlarوہ hum would be savedkurtarılmazlarبچائے جاسکتے ہیں/ وہ بچائے جاسکیں گے yunqadhūna٤٣ Exceptancakسوائے illā (by) Mercybir rahmet (vardır)رحمت کے raḥmatan from Usbizdenجو ہماری طرف سے ہو minnā and provisionve yaşatmaاور ایک فائدے کے wamatāʿan forkadarتک ilā a timebir süreyeایک وقت ḥīnin٤٤ And whenve zamanاور جب wa-idhā
it is saiddendiğiکہا جاتا ہے qīla to themonlaraان کو lahumu Fearsakınınڈرو ittaqū whatolanlardanاس سے جو (is) before youönünüzdeki bayna (is) before youönünüzdekiتمہارے سامنے aydīkum and whatve olanlardanاور جو wamā (is) behind youarkanızdakiتمہارے پیچھے ہے khalfakum so that you mayumulur kiتاکہ تم laʿallakum receive mercyesirgenirsinizتم رحم کئے جاؤ tur'ḥamūna٤٥
And notzatenاور نہیں wamā comes to themonlara gelmezآتی ان کے پاس tatīhim ofhiçbirکوئی min a Signayetنشانی āyatin fromayetlerindenمیں سے min (the) Signsنشانیوں āyāti (of) their LordRabblerininان کے رب کی rabbihim butolmadıklarıمگر illā theyہوتے ہیں وہ kānū from itondanاس سے ʿanhā turn awayyüz çevirmişاعراض برتنے والے muʿ'riḍīna
٤٦ And whenve zamanاور جب wa-idhā it is saiddendiğiکہا جاتا ہے qīla to themonlaraان کو lahum Spendinfak edinخرچ کرو anfiqū from whatsize verdiği rızıktanاس میں سے mimmā (has) provided youجو رزق دیا تم کو razaqakumu AllahAllah'ınاللہ نے l-lahu Saidderlerکہتے ہیں وہ/ کہا qāla those whonankörlerان لوگوں نے alladhīna disbelievedجنہوں نے کفر کیا kafarū
to those whokimselereان لوگوں سے lilladhīna believedinanan(lara)جو ایمان لائے āmanū Should we feedbiz mi yedirelim?کیا ہم کھلائیں anuṭ'ʿimu whomkimseyeجس کو man ifdilediği takdirdeاگر law Allah willed چاہتا yashāu Allah willed Allah'ınاللہ l-lahu He would have fed himyedireceğiکھلا دیتا اس کو aṭʿamahu Nothayırنہیں in (are) yousizہو تم antum exceptdoğrusuمگر illā iniçindesiniz، میں
an errorbir sapıklıkگمراہی (میں) ḍalālin clearapaçıkکھلی mubīnin٤٧ And they sayve diyorlarاور وہ کہتے ہیں wayaqūlūna When (is)ne zaman?کب ہوگی matā thisbuیہ hādhā promisetehdid (ettiğiniz azab)دھکمی (پوری) l-waʿdu ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum truthfuldoğru söylüyor(lar)سچے ṣādiqīna
٤٨ Notbeklemiyorlarنہیں they awaitوہ انتظار کر رہے yanẓurūna exceptbaşka bir şeyمگر illā a shoutkorkunç sestenچیخ کا ṣayḥatan onebir tekایک ہی wāḥidatan it will seize themansızın onları yakalarپکڑلے گی ان کو takhudhuhum while theyve onlarاور وہ wahum are disputingçekişip dururlarkenجھگڑ رہے ہوں گے yakhiṣṣimūna
٤٩ Then notartıkپس نہ falā they will be ablegüçleri yetmezوہ استطاعت رکھتے ہوں گے yastaṭīʿūna (to) make a willbir vasiyeteکوئی وصیت کرنے کی tawṣiyatan and notne deاور نہ walā toailelerineطرف ilā their peopleاپنے گھر والوں کی ahlihim they (can) returndönmeyeوہ پلٹ سکیں گے yarjiʿūna٥٠
And will be blownve üflendiاور پھونک دیا جائے گا/ پھونکا جائے گا wanufikha [in]sur'aمیں the trumpetصور l-ṣūri and beholdişteتو دفعتاً/ یکایک fa-idhā Theyonlarوہ hum fromkabirlerdenسے mina the gravesقبروں l-ajdāthi toRablerineطرف ilā their Lordاپنے رب کی rabbihim [they] will hastenkoşuyorlarتیزی سے چل رہے ہوں گے/ نکل چلیں گے yansilūna
٥١ They [will] saydedilerکہیں گے qālū O woe to useyvah bizeہائے افسوس ہم پر yāwaylanā Whokim?کس نے man has raised usbizi kaldırdıاٹھادیا ہم کو baʿathanā fromyattığımız yerdenسے min our sleeping placeہماری سونے کی جگہوں marqadinā This (is)işte budurیہ ہے hādhā Whatşeyوہ جو (had) promisedva'dettiğiوعدہ کیا تھا waʿada the Most GraciousRahman'ınرحمن ہے l-raḥmānu and told (the) truthdemek doğru söylemişاور سچ کہا تھا waṣadaqa
the Messengerspeygamberlerرسولوں نے l-mur'salūna٥٢ Nothayırنہ in it will beolurہوگی kānat butsadeceمگر illā a shoutgürültüچیخ ṣayḥatan
singlebir tekایک ہی wāḥidatan so beholdhemenتو دفعتاً fa-idhā Theyonlarınوہ hum allhepsiسب کے سب jamīʿun before Ushuzurumuzaہمارے پاس/ ہماری جناب میں ladaynā (will be) broughtgetirilirlerحاضر کئے جانے والے ہیں/ حاضر کئے جائیں گے muḥ'ḍarūna٥٣ So this Dayo günتو آج کے دن fal-yawma nothaksızlık yapılmazنہ will be wrongedظلم کیا جائے گا tuẓ'lamu
a soulhiç kimseyeکسی نفس پر nafsun (in) anythinghiçbir şekildeکچھ بھی shayan and notveاور نہ walā you will be recompensedsiz cezalandırılmazsınızتم بدلہ دیئے جاؤ گے tuj'zawna exceptdışındaمگر illā (for) whatolduklarınızın(وہ) جو you used (to)تھے تم kuntum doyapmışتم عمل کرتے taʿmalūna٥٤
٤٤٤
‹ 442page 443 of the printed Mushaf444 ›