وَوَهَبۡنَا لَهُۥٓ أَهۡلَهُۥ وَمِثۡلَهُم مَّعَهُمۡ رَحۡمَةً مِّنَّا وَذِكۡرَىٰ لِأُوۡلِى ٱلۡأَلۡبَـٰبِ ٤٣

And We grantedve armağan ettikاور عطا کئے ہم نےwawahabnā[to] himonaاس کوlahuhis familyailesiniاس کے گھر والےahlahuand a like of themve bir eşiniاور ان کے مثلwamith'lahumwith themonlarla beraberان کے ساتھmaʿahuma Mercybir rahmet olarakبطور رحمتraḥmatanfrom Usbizdenہماری طرف سےminnāand a Reminderve bir ibret olarakاور ایک نصیحتwadhik'rāfor those of understandingsahiplerineعقل والوں کے لئےli-ulīfor those of understandingsağduyuعقل والوں کے لئےl-albābi

43 And We granted him his family and a like [number] with them as mercy from Us and a reminder for those of understanding.

43 Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.

43 Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir mislini daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, akıl sahipleri için bir ibret olsun.

43 اور ہم نے ان کو اہل و عیال اور ان کے ساتھ ان کے برابر اور بخشے۔ (یہ) ہماری طرف سے رحمت اور عقل والوں کے لئے نصیحت تھی

43 ہم نے اُسے اس کے اہل و عیال واپس دیے اور ان کے ساتھ اُتنے ہی اور 1 ، اپنی طرف سے رحمت کے طور پر ، اور عقل و فکر رکھنے والوں کے لیے درس کے طور پر۔ 2

وَخُذۡ بِيَدِكَ ضِغۡثًا فَٱضۡرِب بِّهِۦ وَلَا تَحۡنَثۡ‌ۗ إِنَّا وَجَدۡنَـٰهُ صَابِرًا‌ۚ نِّعۡمَ ٱلۡعَبۡدُ‌ۖ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ ٤٤

And takeve alاور لے لوwakhudhin your handelineاپنے ہاتھ کے ساتھbiyadikaa bunchbir demet sapتنکوں کا چھوٹا سا مٹھاḍigh'thanand strikeve vurپھر مارfa-iḍ'ribwith itonunlaساتھ اس کےbihiand (do) notve aslaاور نہwalābreak (your) oathyeminini bozmaاپنی قسم توڑtaḥnathIndeed, Wegerçekten bizبیشک ہم نےinnā[We] found himonu bulmuştukپایا ہم نے اس کوwajadnāhupatientsabreden (bir kul)صابر/ صابر کرنے والاṣābiranan excellentne güzelکتنا اچھاniʿ'maslavekulduبندہ تھا وہ/ بہترین بندہl-ʿabduIndeed, heo daimaبیشک وہinnahurepeatedly turned(bize) başvururduبہت زیادہ رجوع کرنے والا تھاawwābun

44 [We said], "And take in your hand a bunch [of grass] and strike with it and do not break your oath." Indeed, We found him patient, an excellent servant. Indeed, he was one repeatedly turning back [to Allah].

44 "Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.

44 (Bir de dedik ki): "Eline bir demet al da onunla (eşine) vur; yemininde durmamazlık etme." Doğrusu biz onu sabırlı bulduk. O ne güzel kul! O hakikaten daima Allah'a yönelmektedir.

44 اور اپنے ہاتھ میں جھاڑو لو اور اس سے مارو اور قسم نہ توڑو۔ بےشک ہم نے ان کو ثابت قدم پایا۔ بہت خوب بندے تھے بےشک وہ رجوع کرنے والے تھے

44 (اور ہم نے اس سے کہا)تِنکوں کا ایک مُٹّھا لے اور اُس سے مار دے، اپنی قسم نہ توڑ۔  1 ہم نے اُسے صابر پایا، بہترین بندہ، اپنے رب کی طرف بہت رُجوع کرنے والا۔ 2

وَٱذۡكُرۡ عِبَـٰدَنَآ إِبۡرٰهِيمَ وَإِسۡحَـٰقَ وَيَعۡقُوبَ أُوۡلِى ٱلۡأَيۡدِى وَٱلۡأَبۡصَـٰرِ ٤٥

And rememberve anاور ذکر کروwa-udh'kurOur slaveskullarımızہمارے بندوں،ʿibādanāIbrahimİbrahim'iابراہیم کاib'rāhīmaand Isaacve İshak'ıاور اسحاق کاwa-is'ḥāqaand Ayyubve Ya'kub'uاور یعقوب کاwayaʿqūbapossessorssahibiوالےulī(of) strengthkuvvetہاتھوں والےl-aydīand visionve basiretliاور نگاہوں والے/ آنکھوں والے تھےwal-abṣāri

45 And remember Our servants, Abraham, Isaac and Jacob - those of strength and [religious] vision.

45 Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.

45 Kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an. Onlar eller ve gözler sahipleri idiler.

45 اور ہمارے بندوں ابراہیم اور اسحاق اور یعقوب کو یاد کرو جو ہاتھوں والے اور آنکھوں والے تھے

45 اور ہمارے بندوں ، ابراہیمؑ اور اسحاقؑ اور یعقوبؑ کا ذکر کرو۔ بڑی قوّتِ عمل رکھنے والے اور دیدہ ور لوگ تھے۔ 1

إِنَّآ أَخۡلَصۡنَـٰهُم بِخَالِصَةٍ ذِكۡرَى ٱلدَّارِ ٤٦

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] chose themonları ihlaslı (kul) yaptıkخالص کرلیا تھا ہم نے ان کوakhlaṣnāhumfor an exclusive (quality)samimiyetleخالص کرناbikhāliṣatinremembrancedüşüncesiyleیاد کاdhik'rā(of) the Homeahiret yurduاصلی گھر کیl-dāri

46 Indeed, We chose them for an exclusive quality: remembrance of the home [of the Hereafter].

46 Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.

46 Çünkü biz onları temiz bir hasletle, hâlis yurt (ahiret) düşüncesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır.

46 ہم نے ان کو ایک (صفت) خاص (آخرت کے) گھر کی یاد سے ممتاز کیا تھا

46 ہم نے اُن کو ایک خالص صفت کی بنا پر  برگزیدہ کیا تھا، اور وہ دارِ آخرت کی یاد تھی۔ 1

وَإِنَّهُمۡ عِندَنَا لَمِنَ ٱلۡمُصۡطَفَيۡنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ٤٧

And indeed, theyve onlarاور بیشک وہwa-innahumto Usbizim yanımızdaہمارے نزدیکʿindanā(are) fromseçkinlerdendirالبتہ میں سے تھےlaminathe chosen onesچنے ہوؤںl-muṣ'ṭafaynathe besthayırlılardandırنیک لوگوں میں سے تھے/ اچھے لوگوں میں سے تھےl-akhyāri

47 And indeed they are, to Us, among the chosen and outstanding.

47 Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.

47 Çünkü onlar, nezdimizde seçilmiş en hayırlı kimselerdendir.

47 اور ہمارے نزدیک منتخب اور نیک لوگوں میں سے تھے

47 یقیناً ہمارے ہاں ان کا شمار چنے ہوئے نیک اشخاص میں ہے

وَٱذۡكُرۡ إِسۡمَـٰعِيلَ وَٱلۡيَسَعَ وَذَا ٱلۡكِفۡلِ‌ۖ وَكُلٌّ مِّنَ ٱلۡأَخۡيَارِ ٤٨

And rememberve anاور یاد کیجئےwa-udh'kurIshmaelİsma'il'iاسماعیل کوis'māʿīlaand Elishave Elyesa'ıاور الیسع کوwal-yasaʿaand Dhul-kiflve Zülkifil'iاورwadhāand Dhul-kiflve Zülkifil'iذوالکفل کوl-kif'liand allhepsi deاور وہ سب کے سبwakullun(are) fromiyilerdendirمیں سے تھےminathe bestنیک لوگوںl-akhyāri

48 And remember Ishmael, Elisha and Dhul-Kifl, and all are among the outstanding.

48 İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.

48 İsmail'i, Elyasa'yı, Zü'lKifl'i de an. Hepsi de en hayırlı kimselerdendir.

48 اور اسمٰعیل اور الیسع اور ذوالکفل کو یاد کرو۔ وہ سب نیک لوگوں میں سے تھے

48 اور اسماعیلؑ  اور اَلیَسیع 1 اور ذوالکِفل 2 کا ذکر کرو،  یہ سب نیک لوگوں میں سے تھے

هَـٰذَا ذِكۡرٌ‌ۚ وَإِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ لَحُسۡنَ مَــَٔابٍ ٤٩

Thisbuیہhādhā(is) a Reminderbir hatırlamadırایک ذکر تھاdhik'runAnd indeedve gerçektenاور بیشکwa-innafor the righteouskorunanlar için vardırسب متقی لوگوں کے لئےlil'muttaqīnasurely, is a goodgüzelالبتہ اچھاlaḥus'naplace of returnbir gelecekٹھکانہ ہےmaābin

49 This is a reminder. And indeed, for the righteous is a good place of return

49 İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.

49 İşte bu bir öğüttür. Şüphesiz korunan müttakiler için herhalde güzel bir istikbal (güzel bir dönüş yeri) vardır.

49 یہ نصیحت ہے اور پرہیزگاروں کے لئے تو عمدہ مقام ہے

49 یہ ایک ذکر تھا (اب سنو کہ) متقی لوگوں کے لیے یقیناً بہترین ٹھکانا ہے

جَنَّـٰتِ عَدۡنٍ مُّفَتَّحَةً لَّهُمُ ٱلۡأَبۡوٰبُ ٥٠

Gardenscennetleriباغاتjannāti(of) EternityAdnہمیشگی کےʿadnin(will be) openedaçılmışکھلے ہوئے ہیں/ کھولے جاچکے ہیںmufattaḥatanfor themkendilerineان کے لئےlahumuthe gateskapılarıدروازےl-abwābu

50 Gardens of perpetual residence, whose doors will be opened to them.

50 Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.

50 Bütün kapıları kendilerine açılmış olan Adn cennetleri vardır.

50 ہمیشہ رہنے کے باغ جن کے دروازے ان کے لئے کھلے ہوں گے

50 ہمیشہ رہنے والی جنّتیں جن کے دروازے اُن کے لیے کھُلے ہوں گے۔ 1

مُتَّكِــِٔينَ فِيهَا يَدۡعُونَ فِيهَا بِفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ وَشَرَابٍ ٥١

Reclining(koltuklara) yaslanılarتکیہ لگائے ہوئے ہوں گےmuttakiīnathereinoradaان میںfīhāthey will callisterlerطلب کریں گے وہyadʿūnathereinoradaان میںfīhāfor fruitmeyvaپھلbifākihatinmanybir çokبہت سےkathīratinand drinkve içkiاور مشروباتwasharābin

51 Reclining within them, they will call therein for abundant fruit and drink.

51 Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.

51 İçlerine kurularak orada birçok yemişle, bambaşka bir içki isteyeceklerdir.

51 ان میں تکیٴے لگائے بیٹھے ہوں گے اور (کھانے پینے کے لئے) بہت سے میوے اور شراب منگواتے رہیں گے

51 ان میں وہ تکیے لگائے بیٹھے ہوں گے، خوب خوب فواکہ اور مشروبات طلب کر رہے ہوں گے

۞وَعِندَهُمۡ قَـٰصِرٰتُ ٱلطَّرۡفِ أَتۡرَابٌ ٥٢

And with themve yanlarında (vardır)اور ان کے پاس ہوں گیwaʿindahum(will be) companions of modest gaze(eşlerine) dikenجھکانے والیاںqāṣirātu(will be) companions of modest gazebakışlarınıنگاہوں کوl-ṭarfiwell-matchedyaşıt dilberlerہم عمرatrābun

52 And with them will be women limiting [their] glances and of equal age.

52 Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.

52 Yanlarında da bakışları yalnız kocalarına dönük hep aynı yaşta dilberler vardır.

52 اور ان کے پاس نیچی نگاہ رکھنے والی (اور) ہم عمر (عورتیں) ہوں گی

52 اور ان کے پاس شرمیلی ہم سِن بیویاں 1 ہوں گی

هَـٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِيَوۡمِ ٱلۡحِسَابِ ٥٣

Thisişte budurیہ ہےhādhā(is) whatşeyوہ جس کاyou are promisedsize söz verilenتم وعدہ کئے جاتے تھےtūʿadūnafor (the) Daygünü içinدن کے لئےliyawmi(of) Accounthesapحساب کےl-ḥisābi

53 This is what you, [the righteous], are promised for the Day of Account.

53 İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.

53 O hesap günü için size vaad edilen işte budur.

53 یہ وہ چیزیں ہیں جن کا حساب کے دن کے لئے تم سے وعدہ کیا جاتا تھا

53 یہ وہ چیزیں ہیں جنہیں حساب کے دن عطا کرنے کا تم سے وعدہ کیا جا رہا ہے

إِنَّ هَـٰذَا لَرِزۡقُنَا مَا لَهُۥ مِن نَّفَادٍ ٥٤

Indeeddoğrusuبیشکinnathisbuیہhādhā(is) surely Our provisionbizim rızkımızınالبتہ ہمارا رزق ہےlariz'qunānotyokturنہیں ہےfor itonunاس کے لئےlahuanyhiçmindepletionbitip tükenmesiکم ہونا/ ختم ہوناnafādin

54 Indeed, this is Our provision; for it there is no depletion.

54 Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.

54 İşte bu, bizim rızkımız; muhakkak ki ona hiç tükenmek yoktur.

54 یہ ہمارا رزق ہے جو کبھی ختم نہیں ہوگا

54 یہ ہمارا رزق ہے جو کبھی ختم ہونے والا نہیں

هَـٰذَا‌ۚ وَإِنَّ لِلطَّـٰغِينَ لَشَرَّ مَــَٔابٍ ٥٥

This (is so)bu böyledirیہ تو ہے یہ باتhādhāAnd indeedve fakat elbetteاور بیشکwa-innafor the transgressorsazgınlara vardırسرکش لوگوں کے لئےlilṭṭāghīnasurely (is) an evilen kötüالبتہ بہت براlasharraplace of returnbir gelecekٹھکانہ ہےmaābin

55 This [is so]. But indeed, for the transgressors is an evil place of return -

55 Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.

55 Bu, böyledir. Şüphesiz azgınlar için de fena bir gelecek vardır.

55 یہ (نعمتیں تو فرمانبرداروں کے لئے ہیں) اور سرکشوں کے لئے برا ٹھکانا ہے

55 یہ تو ہے متقیوں کا انجام اور سرکشوں کے لیے بدترین ٹھکانا ہے

جَهَنَّمَ يَصۡلَوۡنَهَا فَبِئۡسَ ٱلۡمِهَادُ ٥٦

Hellcehennemجہنمjahannamathey will burn thereinoraya girerlerوہ داخل ہوں گے اس میںyaṣlawnahāand wretched (is)ne kötüتو بہت ہی براfabi'sathe resting placebir döşektirٹھکانہl-mihādu

56 Hell, which they will [enter to] burn, and wretched is the resting place.

56 Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!

56 Cehennem! Ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşektir.

56 (یعنی) دوزخ۔ جس میں وہ داخل ہوں گے اور وہ بری آرام گاہ ہے

56 جہنم جس میں وہ جھلسے جائیں گے، بہت ہی بری قیام گاہ

هَـٰذَا فَلۡيَذُوقُوهُ حَمِيمٌ وَغَسَّاقٌ ٥٧

This (is so)işteیہ ہے (یہ بات)hādhāThen let them taste itonu tadsınlarپس ضرور وہ چکھیں گے اس کوfalyadhūqūhuboiling fluidkaynarجو کھولتا ہوا پانی ہےḥamīmunand purulenceve kokuşmuşdurاور پیپ لہو ہےwaghassāqun

57 This - so let them taste it - is scalding water and [foul] purulence.

57 İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.

57 İşte artık tatsınlar onu ki, o kaynar su ve irindir.

57 یہ کھولتا ہوا گرم پانی اور پیپ (ہے) اب اس کے مزے چکھیں

57 یہ ہے اُن کے لیے ، پس وہ مزا چکھیں کھولتے ہوئے پانی اور پیپ لہُو 1

وَءَاخَرُ مِن شَكۡلِهِۦٓ أَزۡوٰجٌ ٥٨

And otherve daha başka (vardır)اور کچھ دوسراwaākharuofona (azaba) benzerسےminits typeاس کی شکلshaklihi(of various) kindsçeşit çeşitبہت سا/قسم قسم کا/ انواع اقسام کاazwājun

58 And other [punishments] of its type [in various] kinds.

58 Bunlara benzer daha başkaları da vardır...

58 Ve o şekilden çifter çifter tadacakları diğer acılar da vardır.

58 اور اسی طرح کے اور بہت سے (عذاب ہوں گے)

58 اور اسی قسم کی دوسری تلخیوں کا

هَـٰذَا فَوۡجٌ مُّقۡتَحِمٌ مَّعَكُمۡ‌ۖ لَا مَرۡحَبَۢا بِهِمۡ‌ۚ إِنَّهُمۡ صَالُواۡ ٱلنَّارِ ٥٩

Thisişte şunlarیہhādhā(is) a companygurupturایک لشکر ہےfawjunbursting(cehenneme) girecekداخل ہونے والا/ گھسنے والاmuq'taḥimun(in) with yousizinle beraberتمہارے ساتھmaʿakumNoyokturنہیںwelcomemerhabaکوئی مرحباmarḥabanfor themonlaraان کوbihimIndeed, theyonlarبیشک وہinnahum(will) burngireceklerdirداخل ہونے والے ہیںṣālū(in) the Fireateşeآگ میںl-nāri

59 [Its inhabitants will say], "This is a company bursting in with you. No welcome for them. Indeed, they will burn in the Fire."

59 (İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir"

59 İşte şunlar da sizin peşinize düşenlerdir. Onlara merhaba yok. Çünkü onlar cehenneme salınıyorlar.

59 یہ ایک فوج ہے جو تمہارے ساتھ داخل ہوگی۔ ان کو خوشی نہ ہو یہ دوزخ میں جانے والے ہیں

59 (وہ جہنم کی طرف اپنے پیروؤں کو آتے دیکھ کر آپس میں کہیں گے) "یہ ایک لشکر تمہارے پاس گھسا چلا آ رہا ہے، کوئی خوش آمدید اِن کے لیے نہیں ہے، یہ آگ میں جھلسنے والے ہیں"

قَالُواۡ بَلۡ أَنتُمۡ لَا مَرۡحَبَۢا بِكُمۡ‌ۖ أَنتُمۡ قَدَّمۡتُمُوهُ لَنَا‌ۖ فَبِئۡسَ ٱلۡقَرَارُ ٦٠

They saydediler kiوہ کہیں گےqālūNayhayırبلکہbalYou asıl sizeتم کوantumnoyokturنہwelcomemerhabaہو خوش آمدیدmarḥabanfor yousizeتمہارے لئےbikumYousizتمہی نےantumbrought thisbunu önümüze getirdinizپیش کیا ہے تم نے اس کوqaddamtumūhuupon usbizimہمارے لئےlanāSo wretched (is)ne kötüتو کتنا برا ہےfabi'sathe settlementdurakٹھکانہ/ جائے قرارl-qarāru

60 They will say, "Nor you! No welcome for you. You, [our leaders], brought this upon us, and wretched is the settlement."

60 (Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.

60 (Arkadan gelenler öncekilere:) Derler ki: "Hayır, asıl size merhaba yok. Çünkü cehennemi bize siz takdim ettiniz. Bakın o ne kötü yatak!"

60 کہیں گے بلکہ تم ہی کو خوشی نہ ہو۔ تم ہی تو یہ (بلا) ہمارے سامنے لائے سو (یہ) برا ٹھکانا ہے

60 وہ اُن کو جواب دیں گے "نہیں بلکہ تم ہی جھلسے جا رہے ہو، کوئی خیر مقدم تمہارے لیے نہیں تم ہی تو یہ انجام ہمارے آگے لائے ہو، کیسی بری ہے یہ جائے قرار"

قَالُواۡ رَبَّنَا مَن قَدَّمَ لَنَا هَـٰذَا فَزِدۡهُ عَذَابًا ضِعۡفًا فِى ٱلنَّارِ ٦١

They will saydedilerوہ کہیں گےqālūOur LordRabbimizاے ہمارے ربrabbanāwhoeverkimجس نےmanbroughtönümüze getirdiyseآگے بھیجا ہےqaddamaupon usbizimہمارے لئےlanāthisbunuیہhādhāincrease for himonun artırپس زیادہ دے اس کوfazid'hua punishmentazabınıعذابʿadhābandoublebir kat dahaدوگنا آگ میںḍiʿ'faninateştekithe Firel-nāri

61 They will say, "Our Lord, whoever brought this upon us - increase for him double punishment in the Fire."

61 "Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.

61 "Ey Rabbimiz! Bize bunu takdim edenin ateşteki azabını kat kat artır" derler.

61 وہ کہیں گے اے پروردگار جو اس کو ہمارے سامنے لایا ہے اس کو دوزخ میں دونا عذاب دے

61 پھر وہ کہیں گے "اے ہمارے رب، جس نے ہمیں اس انجام کو پہنچانے کا بندوبست کیا اُس کو دوزخ کا دوہرا عذاب دے"

Surah 38 / Sad / The Letter "Saad" سورة ص 457
And We grantedve armağan ettikاور عطا کئے ہم نے wawahabnā [to] himonaاس کو lahu his familyailesiniاس کے گھر والے ahlahu and a like of themve bir eşiniاور ان کے مثل wamith'lahum with themonlarla beraberان کے ساتھ maʿahum a Mercybir rahmet olarakبطور رحمت raḥmatan from Usbizdenہماری طرف سے minnā and a Reminderve bir ibret olarakاور ایک نصیحت wadhik'rā for those of understandingsahiplerineعقل والوں کے لئے li-ulī for those of understandingsağduyuعقل والوں کے لئے l-albābi
٤٣ And takeve alاور لے لو wakhudh in your handelineاپنے ہاتھ کے ساتھ biyadika a bunchbir demet sapتنکوں کا چھوٹا سا مٹھا ḍigh'than and strikeve vurپھر مار fa-iḍ'rib with itonunlaساتھ اس کے bihi and (do) notve aslaاور نہ walā break (your) oathyeminini bozmaاپنی قسم توڑ taḥnath Indeed, Wegerçekten bizبیشک ہم نے innā [We] found himonu bulmuştukپایا ہم نے اس کو wajadnāhu patientsabreden (bir kul)صابر/ صابر کرنے والا ṣābiran
an excellentne güzelکتنا اچھا niʿ'ma slavekulduبندہ تھا وہ/ بہترین بندہ l-ʿabdu Indeed, heo daimaبیشک وہ innahu repeatedly turned(bize) başvururduبہت زیادہ رجوع کرنے والا تھا awwābun٤٤ And rememberve anاور ذکر کرو wa-udh'kur Our slaveskullarımızہمارے بندوں، ʿibādanā Ibrahimİbrahim'iابراہیم کا ib'rāhīma and Isaacve İshak'ıاور اسحاق کا wa-is'ḥāqa and Ayyubve Ya'kub'uاور یعقوب کا wayaʿqūba
possessorssahibiوالے ulī (of) strengthkuvvetہاتھوں والے l-aydī and visionve basiretliاور نگاہوں والے/ آنکھوں والے تھے wal-abṣāri٤٥ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] chose themonları ihlaslı (kul) yaptıkخالص کرلیا تھا ہم نے ان کو akhlaṣnāhum for an exclusive (quality)samimiyetleخالص کرنا bikhāliṣatin remembrancedüşüncesiyleیاد کا dhik'rā
(of) the Homeahiret yurduاصلی گھر کی l-dāri٤٦ And indeed, theyve onlarاور بیشک وہ wa-innahum to Usbizim yanımızdaہمارے نزدیک ʿindanā (are) fromseçkinlerdendirالبتہ میں سے تھے lamina the chosen onesچنے ہوؤں l-muṣ'ṭafayna the besthayırlılardandırنیک لوگوں میں سے تھے/ اچھے لوگوں میں سے تھے l-akhyāri٤٧ And rememberve anاور یاد کیجئے wa-udh'kur
Ishmaelİsma'il'iاسماعیل کو is'māʿīla and Elishave Elyesa'ıاور الیسع کو wal-yasaʿa and Dhul-kiflve Zülkifil'iاور wadhā and Dhul-kiflve Zülkifil'iذوالکفل کو l-kif'li and allhepsi deاور وہ سب کے سب wakullun (are) fromiyilerdendirمیں سے تھے mina the bestنیک لوگوں l-akhyāri٤٨ Thisbuیہ hādhā (is) a Reminderbir hatırlamadırایک ذکر تھا dhik'run
And indeedve gerçektenاور بیشک wa-inna for the righteouskorunanlar için vardırسب متقی لوگوں کے لئے lil'muttaqīna surely, is a goodgüzelالبتہ اچھا laḥus'na place of returnbir gelecekٹھکانہ ہے maābin٤٩ Gardenscennetleriباغات jannāti (of) EternityAdnہمیشگی کے ʿadnin (will be) openedaçılmışکھلے ہوئے ہیں/ کھولے جاچکے ہیں mufattaḥatan for themkendilerineان کے لئے lahumu the gateskapılarıدروازے l-abwābu
٥٠ Reclining(koltuklara) yaslanılarتکیہ لگائے ہوئے ہوں گے muttakiīna thereinoradaان میں fīhā they will callisterlerطلب کریں گے وہ yadʿūna thereinoradaان میں fīhā for fruitmeyvaپھل bifākihatin manybir çokبہت سے kathīratin and drinkve içkiاور مشروبات washarābin٥١
And with themve yanlarında (vardır)اور ان کے پاس ہوں گی waʿindahum (will be) companions of modest gaze(eşlerine) dikenجھکانے والیاں qāṣirātu (will be) companions of modest gazebakışlarınıنگاہوں کو l-ṭarfi well-matchedyaşıt dilberlerہم عمر atrābun٥٢ Thisişte budurیہ ہے hādhā (is) whatşeyوہ جس کا you are promisedsize söz verilenتم وعدہ کئے جاتے تھے tūʿadūna for (the) Daygünü içinدن کے لئے liyawmi
(of) Accounthesapحساب کے l-ḥisābi٥٣ Indeeddoğrusuبیشک inna thisbuیہ hādhā (is) surely Our provisionbizim rızkımızınالبتہ ہمارا رزق ہے lariz'qunā notyokturنہیں ہے for itonunاس کے لئے lahu anyhiç min depletionbitip tükenmesiکم ہونا/ ختم ہونا nafādin٥٤ This (is so)bu böyledirیہ تو ہے یہ بات hādhā And indeedve fakat elbetteاور بیشک wa-inna
for the transgressorsazgınlara vardırسرکش لوگوں کے لئے lilṭṭāghīna surely (is) an evilen kötüالبتہ بہت برا lasharra place of returnbir gelecekٹھکانہ ہے maābin٥٥ Hellcehennemجہنم jahannama they will burn thereinoraya girerlerوہ داخل ہوں گے اس میں yaṣlawnahā and wretched (is)ne kötüتو بہت ہی برا fabi'sa the resting placebir döşektirٹھکانہ l-mihādu٥٦ This (is so)işteیہ ہے (یہ بات) hādhā
Then let them taste itonu tadsınlarپس ضرور وہ چکھیں گے اس کو falyadhūqūhu boiling fluidkaynarجو کھولتا ہوا پانی ہے ḥamīmun and purulenceve kokuşmuşdurاور پیپ لہو ہے waghassāqun٥٧ And otherve daha başka (vardır)اور کچھ دوسرا waākharu ofona (azaba) benzerسے min its typeاس کی شکل shaklihi (of various) kindsçeşit çeşitبہت سا/قسم قسم کا/ انواع اقسام کا azwājun٥٨
Thisişte şunlarیہ hādhā (is) a companygurupturایک لشکر ہے fawjun bursting(cehenneme) girecekداخل ہونے والا/ گھسنے والا muq'taḥimun (in) with yousizinle beraberتمہارے ساتھ maʿakum Noyokturنہیں welcomemerhabaکوئی مرحبا marḥaban for themonlaraان کو bihim Indeed, theyonlarبیشک وہ innahum (will) burngireceklerdirداخل ہونے والے ہیں ṣālū (in) the Fireateşeآگ میں l-nāri٥٩
They saydediler kiوہ کہیں گے qālū Nayhayırبلکہ bal You asıl sizeتم کو antum noyokturنہ welcomemerhabaہو خوش آمدید marḥaban for yousizeتمہارے لئے bikum Yousizتمہی نے antum brought thisbunu önümüze getirdinizپیش کیا ہے تم نے اس کو qaddamtumūhu upon usbizimہمارے لئے lanā So wretched (is)ne kötüتو کتنا برا ہے fabi'sa the settlementdurakٹھکانہ/ جائے قرار l-qarāru٦٠
They will saydedilerوہ کہیں گے qālū Our LordRabbimizاے ہمارے رب rabbanā whoeverkimجس نے man broughtönümüze getirdiyseآگے بھیجا ہے qaddama upon usbizimہمارے لئے lanā thisbunuیہ hādhā increase for himonun artırپس زیادہ دے اس کو fazid'hu a punishmentazabınıعذاب ʿadhāban doublebir kat dahaدوگنا آگ میں ḍiʿ'fan inateşteki the Fire l-nāri٦١
٤٥٧
‹ 455page 456 of the printed Mushaf457 ›