وَقَالُواۡ مَا لَنَا لَا نَرَىٰ رِجَالاً كُنَّا نَعُدُّهُم مِّنَ ٱلۡأَشۡرَارِ ٦٢

And they (will) sayve dedilerاور وہ کہیں گےwaqālūWhat (is)ne oldu ki?کیا ہےfor usbizeہمارے لئےlanānotgörmüyoruzنہیںwe seeہم دیکھتے کچھnarāmenadamlarıلوگوں کوrijālanwe used tosaydığımızتھے ہمkunnācount themہم گنا کرتے ان کو/ شمار کرتے ان کوnaʿudduhumamongkötülerdenمیں سےminathe bad onesشریر لوگوں/ برے لوگوںl-ashrāri

62 And they will say, "Why do we not see men whom we used to count among the worst?

62 Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?"

62 Bir de derler ki: "Kötülerden saydığımız birtakım adamları (fakir müminleri) niye göremiyoruz?"

62 اور کہیں گے کیا سبب ہے کہ (یہاں) ہم ان شخصوں کو نہیں دیکھتے جن کو بروں میں شمار کرتے تھے

62 اور وہ آپس میں کہیں گے ”کیابات ہے ، ہم اُن لوگوں کو کہیں نہیں دیکھتے جنہیں ہم  دنیا میں بُرا سمجھتے تھے؟ 1

أَتَّخَذۡنَـٰهُمۡ سِخۡرِيًّا أَمۡ زَاغَتۡ عَنۡهُمُ ٱلۡأَبۡصَـٰرُ ٦٣

Did we take themhani onları edinirdikکیا بنایا تھا ہم نے ان کاattakhadhnāhum(in) ridiculealay konusuمذاقsikh'riyyanoryoksaیاamhas turned awaykaydı (mı?)کج ہوگئیںzāghatfrom themonlardanان سےʿanhumuthe visiongözler(imiz)نگاہیںl-abṣāru

63 Is it [because] we took them in ridicule, or has [our] vision turned away from them?"

63 "Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?"

63 "Onları eğlence yerine tutmuştuk ha! Yoksa bu gözler onlardan kaydı mı?"

63 کیا ہم نے ان سے ٹھٹھا کیا ہے یا (ہماری) آنکھیں ان (کی طرف) سے پھر گئی ہیں؟

63 ہم نے یونہی ان کا مذاق بنا لیا تھا، یا وہ کہیں نظروں سے اوجھل ہیں؟"

إِنَّ ذٰلِكَ لَحَقٌّ تَخَاصُمُ أَهۡلِ ٱلنَّارِ ٦٤

Indeedmutlakaبیشکinnathatbuیہdhālika(is) surely (the) truth gerçektirالبتہ حق ہےlaḥaqqun(the) quarrelingtartışmasıdırجھگڑناtakhāṣumu(of the) peoplehalkınınوالوں کاahli(of) the Fireateşآگl-nāri

64 Indeed, that is truth - the quarreling of the people of the Fire.

64 İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.

64 Şüphesiz ki bu haktır. Ateş ehlinin birbiriyle tartışması muhakkak olacaktır.

64 بےشک یہ اہل دوزخ کا جھگڑنا برحق ہے

64 بے شک یہ بات سچی ہے، اہل دوزخ میں یہی کچھ جھگڑے ہونے والے ہیں

قُلۡ إِنَّمَآ أَنَاۡ مُنذِرٌ‌ۖ وَمَا مِنۡ إِلَـٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ٱلۡوٰحِدُ ٱلۡقَهَّارُ ٦٥

Sayde kiکہہ دیجئےqulOnlyancakبیشکinnamāI ambenمیںanāa warnerbir uyarıcıyımخبردار کرنے والا ہوںmundhirunand notve yokturاور نہیںwamā(is there) anyhiçbirmingodtanrıکوئی الٰہ برحقilāhinexceptbaşkaسوائےillāAllahAllah'tanاللہ کےl-lahuthe Onetekجو ایک ہےl-wāḥiduthe Irresistiblekahreden، جو بہت زبردست ہےl-qahāru

65 Say, [O Muhammad], "I am only a warner, and there is not any deity except Allah, the One, the Prevailing.

65 De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."

65 De ki: "Ben ancak korkuyu haber veren bir peygamberim. O tek ve kahredici olan Allah'tan başka tanrı da yoktur."

65 کہہ دو کہ میں تو صرف ہدایت کرنے والا ہوں۔ اور خدائے یکتا اور غالب کے سوا کوئی معبود نہیں

65 1 (اے نبیؐ)اِن سے کہو”میں تو بس خبر دار کردینے والا ہوں۔ 2 کوئی حقیقی معبُود نہیں مگر اللہ ، جو یکتا ہے، سب پر غالب

رَبُّ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفَّـٰرُ ٦٦

LordRabbidirرب ہےrabbu(of) the heavensgöklerinآسمانوں کاl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کاwal-arḍiand whateverve olanlarınاور جوwamā(is) between themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہےbaynahumāthe All-Mightydaima üstündürجو زبردست ہے،l-ʿazīzuthe Oft-Forgivingçok bağışlayandırجو بخشش فرمانے والا ہےl-ghafāru

66 Lord of the heavens and the earth and whatever is between them, the Exalted in Might, the Perpetual Forgiver."

66 "Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."

66 "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O çok güçlüdür, çok bağışlayıcıdır."

66 جو آسمانوں اور زمین اور جو مخلوق ان میں ہے سب کا مالک ہے غالب (اور) بخشنے والا

66 آسمانوں اور زمین کا مالک اور اُن ساری چیزوں کا مالک جو ان کے درمیان ہیں، زبردست اور درگزر کرنے والا"

قُلۡ هُوَ نَبَؤٌاۡ عَظِيمٌ ٦٧

Sayde kiکہہ دیجئےqulIt (is)Oوہhuwaa newsbir haberdirایک خبر ہےnaba-ongreatbüyükبڑیʿaẓīmun

67 Say, "It is great news

67 De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

67 De ki: "Bu, bir büyük haberdir."

67 کہہ دو کہ یہ ایک بڑی (ہولناک چیز کی) خبر ہے

67 اِن سے کہو "یہ ایک بڑی خبر ہے

أَنتُمۡ عَنۡهُ مُعۡرِضُونَ ٦٨

Yousizتمantumfrom itondanاس سےʿanhuturn awayyüz çeviriyorsunuzاعراض برتنے والے ہوmuʿ'riḍūna

68 From which you turn away.

68 De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

68 "Siz ondan yüz çeviriyorsunuz."

68 جس کو تم دھیان میں نہیں لاتے

68 جس کو سُن کر تم منہ پھیرتے ہو۔“ 1

مَا كَانَ لِىَ مِنۡ عِلۡمِۭ بِٱلۡمَلَإِ ٱلۡأَعۡلَىٰٓ إِذۡ يَخۡتَصِمُونَ ٦٩

Notyoktuنہیںisbenimہےkānafor meمیرے لئےliyaanyhiçbirکوئیminknowledgebilgi(m)علمʿil'min(of) the chiefstoplulukملاءbil-mala-ithe exaltedyüceاعلیٰ کے بارے میںl-aʿlāwhensıradaجب وہidhthey were disputingtartıştıklarıجھگڑتے ہیںyakhtaṣimūna

69 I had no knowledge of the exalted assembly [of angels] when they were disputing [the creation of Adam].

69 "Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu."

69 "Münakaşa ederlerken, benim melekler yüksek topluluğuna ait ne bilgim olabilirdi?"

69 مجھ کو اوپر کی مجلس (والوں) کا جب وہ جھگڑتے تھے کچھ بھی علم نہ تھا

69 (ان سے کہو) "مجھے اُس وقت کی کوئی خبر نہ تھی جب ملاء اعلیٰ میں جھگڑا ہو رہا تھا

إِن يُوحَىٰٓ إِلَىَّ إِلَّآ أَنَّمَآ أَنَاۡ نَذِيرٌ مُّبِينٌ ٧٠

Notvahyedilmiyorنہیںinhas been revealedوحی کی جاتیyūḥāto mebanaمیری طرفilayyaexceptdışındaمگرسوائے اس کے کہillāthat onlysadeceبیشکannamāI amben (olduğum için)کہ میں ڈرانے ولا ہوںanāa warnerbir uyarıcıکھلم کھلاnadhīrunclearapaçıkmubīnun

70 It has not been revealed to me except that I am a clear warner."

70 "Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

70 "Ancak ben açıktan açığa korkutmakla görevli olduğum için o bilgi bana vahyediliyor."

70 میری طرف تو یہی وحی کی جاتی ہے کہ میں کھلم کھلا ہدایت کرنے والا ہوں

70 مجھ کو تو وحی کے ذریعہ سے یہ باتیں صرف اس لیے بتائی جاتی ہیں کہ میں کھلا کھلا خبردار کرنے والا ہوں"

إِذۡ قَالَ رَبُّكَ لِلۡمَلَـٰٓئِكَةِ إِنِّى خَـٰلِقُۢ بَشَرًا مِّن طِينٍ ٧١

Whenhaniجبidhsaiddemişti kiکہاqālayour LordRabbinتیرے رب نےrabbukato the Angelsmeleklereفرشتوں سےlil'malāikatiIndeed, I Amelbette benبیشک میںinnīgoing to createyaratacağımپیدا کرنے والا ہوںkhāliquna human beingbir insanایک انسان کوbasharanfromçamurdanسےminclayمٹی (سے)ṭīnin

71 [So mention] when your Lord said to the angels, "Indeed, I am going to create a human being from clay.

71 Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."

71 Hani Rabbin meleklere demişti ki: "Ben çamurdan bir insan yaratmaktayım."

71 جب تمہارے پروردگار نے فرشتوں سے کہا کہ میں مٹی سے انسان بنانے والا ہوں

71 جب تیرے ربّ نے فرشتوں سے کہا”1 میں مٹّی سے ایک بشر بنانے والا ہوں، 2

فَإِذَا سَوَّيۡتُهُۥ وَنَفَخۡتُ فِيهِ مِن رُّوحِى فَقَعُواۡ لَهُۥ سَـٰجِدِينَ ٧٢

So whenzamanپھر جبfa-idhāI have proportioned himonu biçimlendirdiğimمیں درست بنادوں اس کوsawwaytuhuand breathedve üflediğimاور میں پھونک دوںwanafakhtuinto himonaاس میںfīhiofruhumdanسےminMy spiritاپنی روحrūḥīthen fall downderhal kapanınتو گرپڑناfaqaʿūto himonaاس کے لئےlahuprostratingsecdeyeسجدہ کرتے ہوئےsājidīna

72 So when I have proportioned him and breathed into him of My [created] soul, then fall down to him in prostration."

72 Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."

72 "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secdeye kapanın."

72 جب اس کو درست کرلوں اور اس میں اپنی روح پھونک دوں تو اس کے آگے سجدے میں گر پڑنا

72 پھر جب میں اسے پُوری طرح بناد وں اور اس میں اپنی رُوح پھُونک دوں 1 تو تم اس کے آگے سجدے میں گِر جاوٴ۔“ 2

فَسَجَدَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ كُلُّهُمۡ أَجۡمَعُونَ ٧٣

So prostratedsecde ettilerتو سجدہ کیاfasajadathe Angelsmeleklerفرشتوں نےl-malāikatuall of themhepsiان ساروں نےkulluhumtogethertüm olarakاکٹھے/ سب کے سب نےajmaʿūna

73 So the angels prostrated - all of them entirely.

73 Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

73 Bunun üzerine meleklerin hepsi toptan secde ettiler.

73 تو تمام فرشتوں نے سجدہ کیا

73 اس حکم کے مطابق فرشتے سب کے سب سجدے میں گر گئے

إِلَّآ إِبۡلِيسَ ٱسۡتَكۡبَرَ وَكَانَ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ ٧٤

ExceptdışındaسوائےillāIblisİblisابلیس کےib'līsahe was arroganto büyüklük tasladıاس نے تکبر کیا تھاis'takbaraand becameve olduاور ہوگیاwakānaofkafirlerdenمیں سےminathe disbelieversکافروںl-kāfirīna

74 Except Iblees; he was arrogant and became among the disbelievers.

74 Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.

74 Yalnız İblis etmedi, büyüklük tasladı ve kâfirlerden oldu.

74 مگر شیطان اکڑ بیٹھا اور کافروں میں ہوگیا

74 مگر ابلیس نے اپنی بڑائی کا گھمنڈ کیا اور وہ کافروں میں سے ہوگیا۔ 1

قَالَ يَـٰٓإِبۡلِيسُ مَا مَنَعَكَ أَن تَسۡجُدَ لِمَا خَلَقۡتُ بِيَدَىَّ‌ۖ أَسۡتَكۡبَرۡتَ أَمۡ كُنتَ مِنَ ٱلۡعَالِينَ ٧٥

He saiddedi kiفرمایاqālaO Iblisey İblisاے ابلیسyāib'līsuWhatnedir?کس چیز نےprevented youseni alıkoyanروکا تجھ کوmanaʿakathatsecde etmektenکہanyou (should) prostrateتو سجدہ کرےtasjudato (one) whomyarattığımaواسطے اس کےlimāI createdجسے میں نے پیدا کیاkhalaqtuwith My Handsiki elimleاپنے دونوں ہاتھوں سےbiyadayyaAre you arrogantbüyüklük mü tasladın?کیا تم نے تکبر کیاastakbartaoryoksaیاamare you(mi) oldun?ہوگیا ہے توkuntaofyücelerdenمیں سےminathe exalted onesبلند مرتبہ والوںl-ʿālīna

75 [Allah] said, "O Iblees, what prevented you from prostrating to that which I created with My hands? Were you arrogant [then], or were you [already] among the haughty?"

75 Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.

75 Allah: "Ey İblis! O benim kudretimle yarattığıma secde etmene ne engel oldu? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa yüksek derecelerde bulunanlardan mı oldun?" dedi.

75 خدا نے) فرمایا کہ اے ابلیس جس شخص کو میں نے اپنے ہاتھوں سے بنایا اس کے آگے سجدہ کرنے سے تجھے کس چیز نے منع کیا۔ کیا تو غرور میں آگیا یا اونچے درجے والوں میں تھا؟

75 ربّ نے فرمایا”اے ابلیس، تجھے کیا چیز اُس کو سجدہ کرنے سے مانع ہوئی جسے میں نے اپنے دونوں ہاتھوں سے بنایا ہے؟ 1 تُو بڑا  بن رہا ہے یا تُو ہے ہی کچھ اُونچے درجے کی ہستیوں میں سے؟“

قَالَ أَنَاۡ خَيۡرٌ مِّنۡهُ‌ۖ خَلَقۡتَنِى مِن نَّارٍ وَخَلَقۡتَهُۥ مِن طِينٍ ٧٦

He saiddediاس نے کہاqālaI ambenمیںanābetteriyiyimبہتر ہوںkhayrunthan himondanاس سےmin'huYou created mebeni yarattınپیدا کیا تو نے مجھ کوkhalaqtanīfromateştenسےminfireآگ سےnārinand You created himonu ise yarattınاور پیدا کیا تو نے اس کوwakhalaqtahufromçamurdanسےminclayمٹیṭīnin

76 He said, "I am better than him. You created me from fire and created him from clay."

76 İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.

76 İblis dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."

76 بولا کہ میں اس سے بہتر ہوں (کہ )تو نے مجھ کو کو آگ سے پیدا کیا اور اِسے مٹی سے بنایا

76 اُس نے جواب دیا "میں اُس سے بہتر ہوں، آپ نے مجھ کو آگ سے پیدا کیا ہے اور اس کو مٹی سے"

قَالَ فَٱخۡرُجۡ مِنۡهَا فَإِنَّكَ رَجِيمٌ ٧٧

He saidbuyurdu kiفرمایاqālaThen get outhaydi çıkپس نکل جاfa-ukh'rujof itoradanاس سےmin'hāfor indeed, youşüphesiz senپس بیشک توfa-innaka(are) accursedkovuldunمردود ہےrajīmun

77 [Allah] said, "Then get out of Paradise, for indeed, you are expelled.

77 Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

77 Allah: "Hemen çık oradan, artık sen kovuldun."

77 فرمایا یہاں سے نکل جا تو مردود ہے

77 فرمایا”اچھا تو یہاں سے نکل جا، 1 تُو مردُود ہے 2

وَإِنَّ عَلَيۡكَ لَعۡنَتِىٓ إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلدِّينِ ٧٨

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaupon yousenin üzerinedirتجھ پرʿalayka(is) My curselanetimمیری لعنت ہےlaʿnatīuntilkadarتکilā(the) Daygününeدنyawmi(of) Judgmentcezaجزا و سزا کےl-dīni

78 And indeed, upon you is My curse until the Day of Recompense."

78 Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.

78 "Ve elbette lanetim ceza gününe kadar senin üzerindedir." buyurdu.

78 اور تجھ پر قیامت کے دن تک میری لعنت (پڑتی) رہے گی

78 اور تیرے اُوپر  یوم الجزا ء تک میری لعنت ہے۔“ 1

قَالَ رَبِّ فَأَنظِرۡنِىٓ إِلَىٰ يَوۡمِ يُبۡعَثُونَ ٧٩

He saiddediکہاqālaMy LordRabbimاے میرے ربrabbiThen give me respiteöyleyse bana süre verپھر مہلت دے مجھ کوfa-anẓir'nīuntilkadarتکilā(the) Daygüneاس دنyawmithey are resurrectedyeniden dirilecekleriجب وہ سب اٹھائے جائیں گےyub'ʿathūna

79 He said, "My Lord, then reprieve me until the Day they are resurrected."

79 "Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.

79 İblis: "Ya Rab! O halde insanların diriltilecekleri güne kadar bana mühlet ver." dedi.

79 کہنے لگا کہ میرے پروردگار مجھے اس روز تک کہ لوگ اٹھائے جائیں مہلت دے

79 وہ بولا "ا ے میرے رب، یہ بات ہے تو پھر مجھے اُس وقت تک کے لیے مہلت دے دے جب یہ لوگ دوبارہ اٹھائے جائیں گے"

قَالَ فَإِنَّكَ مِنَ ٱلۡمُنظَرِينَ ٨٠

He saidbuyurduفرمایاqālaThen indeed, youelbette senپس بیشک توfa-innaka(are) ofsüre verilenlerdensinمیں سے ہےminathose given respiteمہلت دئیے جانے والوںl-munẓarīna

80 [Allah] said, "So indeed, you are of those reprieved

80 Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

80 Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.

80 فرمایا کہ تجھ کو مہلت دی جاتی ہے

80 فرمایا، "اچھا، تجھے اُس روز تک کی مہلت ہے

إِلَىٰ يَوۡمِ ٱلۡوَقۡتِ ٱلۡمَعۡلُومِ ٨١

Untilkadarتکilā(the) Daygününeدنyawmi(of) the timevaktinوقتl-waqtiwell-knownbilinenمعلومl-maʿlūmi

81 Until the Day of the time well-known."

81 Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.

81 Allah: "Haydi belirli bir vakte kadar mühlet verilenlerdensin" buyurdu.

81 اس روز تک جس کا وقت مقرر ہے

81 جس کا وقت مجھے معلوم ہے"

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَأُغۡوِيَنَّهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٨٢

He saiddediبولاqālaThen by Your mightsenin izzetine and olsun kiپس قسم ہے تیری عزت کیfabiʿizzatikaI will surely mislead themonları azdıracağımالبتہ میں ضرور گمراہ کر دوں گا ان کوla-ugh'wiyannahumalltümünüسب کے سب کوajmaʿīna

82 [Iblees] said, "By your might, I will surely mislead them all

82 İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

82 İblis: "Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka aldatır, saptırırım."

82 کہنے لگا کہ مجھے تیری عزت کی قسم میں ان سب کو بہکاتا رہوں گا

82 اس نے کہا "تیری عزت کی قسم، میں اِن سب لوگو ں کو بہکا کر رہوں گا

إِلَّا عِبَادَكَ مِنۡهُمُ ٱلۡمُخۡلَصِينَ ٨٣

ExceptdışındaسوائےillāYour slaveskullarınتیرے بندوں کےʿibādakaamong themonlardanان میں سےmin'humuthe chosen onesihlaslıجو مخلص ہوں گے/ چنے ہوئے ہوں گےl-mukh'laṣīna

83 Except, among them, Your chosen servants."

83 İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.

83 "Ancak içlerinden ihlas ile seçilmiş has kulların müstesna" dedi.

83 سوا ان کے جو تیرے خالص بندے ہیں

83 بجز تیرے اُن بندوں کے جنہیں تُونے خالص کر لیا ہے۔ 1“

Surah 38 / Sad / The Letter "Saad" سورة ص 458
And they (will) sayve dedilerاور وہ کہیں گے waqālū What (is)ne oldu ki?کیا ہے for usbizeہمارے لئے lanā notgörmüyoruzنہیں we seeہم دیکھتے کچھ narā menadamlarıلوگوں کو rijālan we used tosaydığımızتھے ہم kunnā count themہم گنا کرتے ان کو/ شمار کرتے ان کو naʿudduhum amongkötülerdenمیں سے mina the bad onesشریر لوگوں/ برے لوگوں l-ashrāri٦٢ Did we take themhani onları edinirdikکیا بنایا تھا ہم نے ان کا attakhadhnāhum
(in) ridiculealay konusuمذاق sikh'riyyan oryoksaیا am has turned awaykaydı (mı?)کج ہوگئیں zāghat from themonlardanان سے ʿanhumu the visiongözler(imiz)نگاہیں l-abṣāru٦٣ Indeedmutlakaبیشک inna thatbuیہ dhālika (is) surely (the) truth gerçektirالبتہ حق ہے laḥaqqun (the) quarrelingtartışmasıdırجھگڑنا takhāṣumu (of the) peoplehalkınınوالوں کا ahli
(of) the Fireateşآگ l-nāri٦٤ Sayde kiکہہ دیجئے qul Onlyancakبیشک innamā I ambenمیں anā a warnerbir uyarıcıyımخبردار کرنے والا ہوں mundhirun and notve yokturاور نہیں wamā (is there) anyhiçbir min godtanrıکوئی الٰہ برحق ilāhin exceptbaşkaسوائے illā AllahAllah'tanاللہ کے l-lahu the Onetekجو ایک ہے l-wāḥidu the Irresistiblekahreden، جو بہت زبردست ہے l-qahāru٦٥
LordRabbidirرب ہے rabbu (of) the heavensgöklerinآسمانوں کا l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کا wal-arḍi and whateverve olanlarınاور جو wamā (is) between themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہے baynahumā the All-Mightydaima üstündürجو زبردست ہے، l-ʿazīzu the Oft-Forgivingçok bağışlayandırجو بخشش فرمانے والا ہے l-ghafāru٦٦ Sayde kiکہہ دیجئے qul It (is)Oوہ huwa a newsbir haberdirایک خبر ہے naba-on
greatbüyükبڑی ʿaẓīmun٦٧ Yousizتم antum from itondanاس سے ʿanhu turn awayyüz çeviriyorsunuzاعراض برتنے والے ہو muʿ'riḍūna٦٨ Notyoktuنہیں isbenimہے kāna for meمیرے لئے liya anyhiçbirکوئی min knowledgebilgi(m)علم ʿil'min (of) the chiefstoplulukملاء bil-mala-i the exaltedyüceاعلیٰ کے بارے میں l-aʿlā
whensıradaجب وہ idh they were disputingtartıştıklarıجھگڑتے ہیں yakhtaṣimūna٦٩ Notvahyedilmiyorنہیں in has been revealedوحی کی جاتی yūḥā to mebanaمیری طرف ilayya exceptdışındaمگرسوائے اس کے کہ illā that onlysadeceبیشک annamā I amben (olduğum için)کہ میں ڈرانے ولا ہوں anā a warnerbir uyarıcıکھلم کھلا nadhīrun clearapaçık mubīnun٧٠ Whenhaniجب idh saiddemişti kiکہا qāla your LordRabbinتیرے رب نے rabbuka
to the Angelsmeleklereفرشتوں سے lil'malāikati Indeed, I Amelbette benبیشک میں innī going to createyaratacağımپیدا کرنے والا ہوں khāliqun a human beingbir insanایک انسان کو basharan fromçamurdanسے min clayمٹی (سے) ṭīnin٧١ So whenzamanپھر جب fa-idhā I have proportioned himonu biçimlendirdiğimمیں درست بنادوں اس کو sawwaytuhu and breathedve üflediğimاور میں پھونک دوں wanafakhtu into himonaاس میں fīhi
ofruhumdanسے min My spiritاپنی روح rūḥī then fall downderhal kapanınتو گرپڑنا faqaʿū to himonaاس کے لئے lahu prostratingsecdeyeسجدہ کرتے ہوئے sājidīna٧٢ So prostratedsecde ettilerتو سجدہ کیا fasajada the Angelsmeleklerفرشتوں نے l-malāikatu all of themhepsiان ساروں نے kulluhum
togethertüm olarakاکٹھے/ سب کے سب نے ajmaʿūna٧٣ Exceptdışındaسوائے illā Iblisİblisابلیس کے ib'līsa he was arroganto büyüklük tasladıاس نے تکبر کیا تھا is'takbara and becameve olduاور ہوگیا wakāna ofkafirlerdenمیں سے mina the disbelieversکافروں l-kāfirīna٧٤ He saiddedi kiفرمایا qāla
O Iblisey İblisاے ابلیس yāib'līsu Whatnedir?کس چیز نے prevented youseni alıkoyanروکا تجھ کو manaʿaka thatsecde etmektenکہ an you (should) prostrateتو سجدہ کرے tasjuda to (one) whomyarattığımaواسطے اس کے limā I createdجسے میں نے پیدا کیا khalaqtu with My Handsiki elimleاپنے دونوں ہاتھوں سے biyadayya Are you arrogantbüyüklük mü tasladın?کیا تم نے تکبر کیا astakbarta oryoksaیا am are you(mi) oldun?ہوگیا ہے تو kunta
ofyücelerdenمیں سے mina the exalted onesبلند مرتبہ والوں l-ʿālīna٧٥ He saiddediاس نے کہا qāla I ambenمیں anā betteriyiyimبہتر ہوں khayrun than himondanاس سے min'hu You created mebeni yarattınپیدا کیا تو نے مجھ کو khalaqtanī fromateştenسے min fireآگ سے nārin and You created himonu ise yarattınاور پیدا کیا تو نے اس کو wakhalaqtahu fromçamurdanسے min clayمٹی ṭīnin
٧٦ He saidbuyurdu kiفرمایا qāla Then get outhaydi çıkپس نکل جا fa-ukh'ruj of itoradanاس سے min'hā for indeed, youşüphesiz senپس بیشک تو fa-innaka (are) accursedkovuldunمردود ہے rajīmun٧٧ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna upon yousenin üzerinedirتجھ پر ʿalayka (is) My curselanetimمیری لعنت ہے laʿnatī untilkadarتک ilā (the) Daygününeدن yawmi
(of) Judgmentcezaجزا و سزا کے l-dīni٧٨ He saiddediکہا qāla My LordRabbimاے میرے رب rabbi Then give me respiteöyleyse bana süre verپھر مہلت دے مجھ کو fa-anẓir'nī untilkadarتک ilā (the) Daygüneاس دن yawmi they are resurrectedyeniden dirilecekleriجب وہ سب اٹھائے جائیں گے yub'ʿathūna٧٩ He saidbuyurduفرمایا qāla Then indeed, youelbette senپس بیشک تو fa-innaka (are) ofsüre verilenlerdensinمیں سے ہے mina
those given respiteمہلت دئیے جانے والوں l-munẓarīna٨٠ Untilkadarتک ilā (the) Daygününeدن yawmi (of) the timevaktinوقت l-waqti well-knownbilinenمعلوم l-maʿlūmi٨١ He saiddediبولا qāla Then by Your mightsenin izzetine and olsun kiپس قسم ہے تیری عزت کی fabiʿizzatika
I will surely mislead themonları azdıracağımالبتہ میں ضرور گمراہ کر دوں گا ان کو la-ugh'wiyannahum alltümünüسب کے سب کو ajmaʿīna٨٢ Exceptdışındaسوائے illā Your slaveskullarınتیرے بندوں کے ʿibādaka among themonlardanان میں سے min'humu the chosen onesihlaslıجو مخلص ہوں گے/ چنے ہوئے ہوں گے l-mukh'laṣīna٨٣
٤٥٨
‹ 456page 457 of the printed Mushaf458 ›