●●●●●●

سُورَةُ الدخان

Ad-Dukhan / The Smoke

Meccan  ◆  59 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

حمٓ ١

Ha MeemHâ Mîmحمhha-meem

1 Ha, Meem.

1 Ha, Mim.

1 Hâ, mîm.

1 حٰم

1 ح م

وَٱلۡكِتَـٰبِ ٱلۡمُبِينِ ٢

By the BookKitaba andolsun kiقسم ہے کتابwal-kitābithe clearapaçıkروشن کیl-mubīni

2 By the clear Book,

2 Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

2 O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.

2 اس کتاب روشن کی قسم

2 قسم ہے اِس کتاب مبین کی

إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةٍ مُّبَـٰرَكَةٍ‌ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ ٣

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnārevealed itonu indirdikنازل کیا ہم نے اس کوanzalnāhuinbir gecedeمیںa Nightایک راتlaylatinBlessedmübarekبابرکتmubārakatinIndeed, Weçünkü bizبیشک ہمinnā[We] arebizتھے ہمkunnā(ever) warninguyarıcıyızڈرانے والے۔ متنبہ کرنے والےmundhirīna

3 Indeed, We sent it down during a blessed night. Indeed, We were to warn [mankind].

3 Apaçık olan Kitap'a and olsun ki, Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, insanları uyarmaktayız.

3 O apaçık Kitab'a andolsun ki biz onu gerçekten mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.

3 کہ ہم نے اس کو مبارک رات میں نازل فرمایا ہم تو رستہ دکھانے والے ہیں

3 کہ ہم نے اِسے ایک بڑی خیر و برکت والی رات میں نازل کیا ہے، کیونکہ ہم لوگوں کو متنبّہ کرنے کا ارادہ رکھتے تھے۔1

فِيهَا يُفۡرَقُ كُلُّ أَمۡرٍ حَكِيمٍ ٤

Thereinonda (o gecede)اس میںfīhāis made distinctayırdedilirفیصلہ کیا جاتا ہےyuf'raqueveryherہرkulluaffairemirکام کاamrinwisehikmetliمضبوطḥakīmin

4 On that night is made distinct every precise matter -

4 Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

4 O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

4 اسی رات میں تمام حکمت کے کام فیصل کئے جاتے ہیں

4 یہ وہ رات تھی جس میں ہر معاملہ کا حکیمانہ فیصلہ 1

أَمۡرًا مِّنۡ عِندِنَآ‌ۚ إِنَّا كُنَّا مُرۡسِلِينَ ٥

A commandemirایک حکمamranfromkatımızdan olanسےminUsہماری طرف ۔ ہمارے پاسʿindināIndeed, Weçünkü bizبیشک ہمinnā[We] arebizتھے ہمkunnā(ever) sendingelçi göndericiyizبھیجنے والےmur'silīna

5 [Every] matter [proceeding] from Us. Indeed, We were to send [a messenger]

5 Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

5 O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

5 (یعنی) ہمارے ہاں سے حکم ہو کر۔ بےشک ہم ہی (پیغمبر کو) بھیجتے ہیں

5 ہمارے حکم سے صادر کیا جاتا ہے۔1 ہم ایک رسُول بھیجنے والے تھے

رَحۡمَةً مِّن رَّبِّكَ‌ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلۡعَلِيمُ ٦

As Mercyrahmet olarakرحمت کے طور پرraḥmatanfromRabbindenسےminyour Lordتیرے رب کی طرفrabbikaIndeed, Hedoğrusu Oبیشک وہinnahu[He]Oوہhuwa(is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہےl-samīʿuthe All-Knowerbilendirعلم والا ہےl-ʿalīmu

6 As mercy from your Lord. Indeed, He is the Hearing, the Knowing.

6 Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

6 O gecede her hikmetli iş tarafımızdan bir emirle ayrılır. Gerçekten biz Rabbin tarafından bir rahmet olarak peygamberler göndeririz. Şüphesiz ki O, herşeyi işitir ve bilir.

6 (یہ) تمہارے پروردگار کی رحمت ہے۔ وہ تو سننے والا جاننے والا ہے

6 تیرے ربّ کی رحمت کے طو ر پر۔1 یقیناً وہی سب کچھ سُننے اور جاننے والا ہے،2

رَبِّ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَآ‌ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ ٧

LordRabbidirرب ہےrabbi(of) the heavensgöklerinآسمانوں کاl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کاwal-arḍiand whateverve bulunanlarınاور جوwamā(is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیانbaynahumāifeğerاگرinyou areisenizہو تمkuntumcertainkesin olarak inanıyorیقین کرنے والےmūqinīna

7 Lord of the heavens and the earth and that between them, if you would be certain.

7 Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Doğrusu Biz öteden beri peygamberler göndermekteyiz. Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir. O, işitendir, bilendir.

7 Siz eğer kesin olarak inanıyorsanız, iyi bilin ki Allah göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir.

7 آسمانوں اور زمین کا اور جو کچھ ان دونوں میں ہے سب کا مالک۔ بشرطیکہ تم لوگ یقین کرنے والے ہو

7 آسمانوں اور زمین کا ربّ اور ہر اُس چیز کا ربّ جو آسمان و زمین کے درمیان ہے اگر تم لوگ واقعی یقین رکھنے والے ہو۔1

لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡىِۦ وَيُمِيتُ‌ۖ رَبُّكُمۡ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلۡأَوَّلِينَ ٨

(There is) noyokturنہیںgodtanrıکوئی الہ برحقilāhaexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwaHe gives lifeyaşatırوہ زندہ کرتا ہےyuḥ'yīand causes deathve öldürürاور وہ موت دیتا ہےwayumītuyour Lordsizin de Rabbinizdirرب تمہاراrabbukumand (the) Lordve Rabbidirاور رب تمہارےwarabbu(of) your fathersatalarınızınآباؤاجداد کا۔ābāikumuthe formeröncekiپہلوں کاl-awalīna

8 There is no deity except Him; He gives life and causes death. [He is] your Lord and the Lord of your first forefathers.

8 O'ndan başka tanrı yoktur; diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz önceki atalarınızın da Rabbidir.

8 Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O hem yaşatır, hem öldürür. O sizin de Rabbiniz, sizden önceki babalarınızın da Rabbidir.

8 اس کے سوا کوئی معبود نہیں۔ (وہی) جِلاتا ہے اور (وہی) مارتا ہے۔ وہی تمہارا اور تمہارے باپ دادا کا پروردگار ہے

8 کوئی معبُود اُس کے سوا  نہیں ہے۔1 وہی زندگی عطا کرتا ہے اور وہی موت دیتا ہے۔2 تمہارا ربّ اور تمہارے اُن اسلاف کا ربّ جو پہلے گزر چکے ہیں۔3

بَلۡ هُمۡ فِى شَكٍّ يَلۡعَبُونَ ٩

Nayamaبلکہbaltheyonlarوہhum(are) iniçindeمیںdoubt şüpheشکshakkinplayingoynuyorlarکھیل رہے ہیںyalʿabūna

9 But they are in doubt, amusing themselves.

9 Ama inkarcılar, dirilmekten şüphededirler, bunu eğlenceye alırlar.

9 Fakat kâfirler bir şüphe içinde oynayıp eğleniyorlar.

9 لیکن یہ لوگ شک میں کھیل رہے ہیں

9 (مگر فی الواقع اِن لوگوں کو یقین نہیں ہے)بلکہ یہ اپنے شک میں پڑے کھیل رہے ہیں۔1

فَٱرۡتَقِبۡ يَوۡمَ تَأۡتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ ١٠

Then watcho halde gözetleپس انتظار کروfa-ir'taqib(for the) Daygünüجس دنyawma(when) will bringgetireceğiآئے گاtatīthe skygöğünآسمانl-samāusmokebir dumanساتھ دھوئیں کےbidukhāninvisibleaçıkکھلےmubīnin

10 Then watch for the Day when the sky will bring a visible smoke.

10 Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

10 Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır.

10 تو اس دن کا انتظار کرو کہ آسمان سے صریح دھواں نکلے گا

10 اچھا انتظار کرو اُس دن کا جب آسمان صریح دھواں لیے ہوئے آئے گا

يَغۡشَى ٱلنَّاسَ‌ۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ ١١

Envelopingsararڈھانپ لے گاyaghshāthe peopleinsanlarıلوگوں کوl-nāsaThisbuیہ ہےhādhā(will be) a punishmentbir azabdırعذابʿadhābunpainfulacıدردناکalīmun

11 Covering the people; this is a painful torment.

11 Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.

11 Ey Muhammed! Şimdi sen göğün, insanları bürüyecek açık bir duman getireceği günü gözetle. Bu acı bir azabdır.

11 جو لوگوں پر چھا جائے گا۔ یہ درد دینے والا عذاب ہے

11 اور وہ لوگوں پر چھا جائے گا، یہ ہے درد ناک سزا

رَّبَّنَا ٱكۡشِفۡ عَنَّا ٱلۡعَذَابَ إِنَّا مُؤۡمِنُونَ ١٢

Our LordRabbimiz(کہیں گے) اے ہمارے ربrabbanāRemovekaldırمٹا دےik'shiffrom usbizdenہم سےʿannāthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābaindeed, weçünkü bizبیشک ہمinnā(are) believersinanıyoruzماننے والے ہیںmu'minūna

12 [They will say], "Our Lord, remove from us the torment; indeed, we are believers."

12 İnsanlar: "Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır; doğrusu artık biz inananlarız" derler.

12 O gün insanlar: "Ey Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Artık biz inanıyoruz" derler.

12 اے پروردگار ہم سے اس عذاب کو دور کر ہم ایمان لاتے ہیں

12 (اب کہتے ہیں کہ) " پروردگار، ہم پر سے یہ عذاب ٹال دے، ہم ایمان لاتے ہیں"

أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكۡرَىٰ وَقَدۡ جَآءَهُمۡ رَسُولٌ مُّبِينٌ ١٣

How canne kadar uzakکہاں سے ہےannā(there be) for themonlar içinان کے لیےlahumuthe reminderöğüt almakنصیحتl-dhik'rāwhen verilyoysa elbetteاور تحقیقwaqadhad come to themkendilerine gelmiştiآچکا ان کے پاسjāahuma Messengerbir elçiرسولrasūlunclearapaçıkمبین۔ بیان کرنے والاmubīnun

13 How will there be for them a reminder [at that time]? And there had come to them a clear Messenger.

13 Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

13 Onlar için bunu düşünüp öğüt almak nerede? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir de peygamber gelmişti.

13 (اس وقت) ان کو نصیحت کہاں مفید ہوگی جب کہ ان کے پاس پیغمبر آچکے جو کھول کھول کر بیان کر دیتے ہیں

13 اِن کی غفلت کہاں دُور ہوتی ہے؟ اِن کا حال تو یہ ہے کہ اِن کے پاس رسُولِ مُبین آگیا1

ثُمَّ تَوَلَّوۡاۡ عَنۡهُ وَقَالُواۡ مُعَلَّمٌ مَّجۡنُونٌ ١٤

Thensonraپھرthummathey turned awayyüz çevirdilerوہ منہ موڑ گئےtawallawfrom himondanاس سےʿanhuand saidve dedilerاور انہوں نے کہاwaqālūOne taughtöğretilmiştirسکھایا پڑھایا ہے،muʿallamuna mad mancinlenmiştirدیوانہ ہےmajnūnun

14 Then they turned away from him and said, "[He was] taught [and is] a madman."

14 Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.

14 Sonra onlar, o peygamberden yüz çevirdiler ve: "Bu öğretilmiş bir delidir." dediler.

14 پھر انہوں نے ان سے منہ پھیر لیا اور کہنے لگے (یہ تو) پڑھایا ہوا (اور) دیوانہ ہے

14 پھر بھی یہ اُس کی طرف مُلتفت نہ ہوئے اور کہا کہ ”یہ تو سکھایا پڑھایا باولا ہے۔“1

إِنَّا كَاشِفُواۡ ٱلۡعَذَابِ قَلِيلاً‌ۚ إِنَّكُمۡ عَآئِدُونَ ١٥

Indeed, Weelbette bizبیشک ہمinnā(will) removekaldırırızہٹانے والے ہیںkāshifūthe punishmentazabıعذاب کوl-ʿadhābia littlebirazcıkتھوڑا ساqalīlanindeed, youama sizبیشک تمinnakum(will) returndönersinizلوٹنے والے ہوʿāidūna

15 Indeed, We will remove the torment for a little. Indeed, you [disbelievers] will return [to disbelief].

15 Biz sizden azabı az bir süre için kaldıracağız, siz yine de eski inkarcılığınıza döneceksiniz.

15 Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz.

15 ہم تو تھوڑے دنوں عذاب ٹال دیتے ہیں (مگر) تم پھر کفر کرنے لگتے ہو

15 ہم ذرا عذاب ہٹائے دیتے ہیں، تم لوگ پھر وہی کچھ کرو گے جو پہلے کر رہے تھے

يَوۡمَ نَبۡطِشُ ٱلۡبَطۡشَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ ١٦

(The) Dayo günجس دنyawmaWe will seizevururuzہم پکڑیں گےnabṭishu(with) the seizurevuruşlaپکڑl-baṭshatathe greatestbüyükبڑیl-kub'rāindeed, Wezira bizبیشک ہمinnā(will) take retributionöc alıcıyızانتقام لینے والے ہیںmuntaqimūna

16 The Day We will strike with the greatest assault, indeed, We will take retribution.

16 Onları çarptıkça çarpacağımız gün öcümüzü şüphesiz alırız.

16 Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız.

16 جس دن ہم بڑی سخت پکڑ پکڑیں گے تو بےشک انتقام لے کر چھوڑیں گے

16 جس روز ہم بڑی ضرب لگائیں گے وہ دن ہوگا جب ہم تم سے انتقام لیں گے۔1

۞وَلَقَدۡ فَتَنَّا قَبۡلَهُمۡ قَوۡمَ فِرۡعَوۡنَ وَجَآءَهُمۡ رَسُولٌ كَرِيمٌ ١٧

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe triedsınadıkآزمایا ہم نےfatannābefore themonlardan önceان سے قبلqablahum(the) peopletoplumunuقومqawma(of) FiraunFir'avnفرعون کوfir'ʿawnaand came to themve onlara geldiاور آیا ان کے پاسwajāahuma Messengerbir elçiرسولrasūlunnobledeğerliکریم۔ عزت والا رسولkarīmun

17 And We had already tried before them the people of Pharaoh, and there came to them a noble messenger,

17 And olsun ki, onlardan önce, Firavun milletini denemiştik. Onlara gelen değerli bir peygamber demişti ki:

17 Andolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti.

17 اور ان سے پہلے ہم نے قوم فرعون کی آزمائش کی اور ان کے پاس ایک عالی قدر پیغمبر آئے

17 ہم اِن سے پہلے فرعون کی قوم کو اِسی آزمائش میں ڈال چکے ہیں۔ اُن کے پاس ایک نہایت شریف رسُول1 آیا

أَنۡ أَدُّوٓاۡ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ‌ۖ إِنِّى لَكُمۡ رَسُولٌ أَمِينٌ ١٨

Thatdiye(اس نے کہا) کہanDeliverteslim edinحوالے کر دوaddūto mebanaمیری طرفilayya(the) servantskullarınıبندوںʿibāda(of) AllahAllah'ınاللہ کے کوl-lahiIndeed, I amçünkü benبیشک میںinnīto yousizin içinتمہارے لیےlakuma Messengerbir elçiyimرسول ہوںrasūluntrustworthygüvenilirامانت دارamīnun

18 [Saying], "Render to me the servants of Allah. Indeed, I am to you a trustworthy messenger,"

18 "Ey Allah'ın kulları! Bana gelin, doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

18 O peygamber onlara şöyle demişti: "Esaretiniz altındaki Allah'ın kullarını bana teslim edin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim.

18 (جنہوں نے) یہ (کہا) کہ خدا کے بندوں (یعنی بنی اسرائیل) کو میرے حوالے کردو میں تمہارا امانت دار پیغمبر ہوں

18 اور اس نے کہا”1اللہ کے بندوں کو میرے حوالے کرو،2 میں تمہارے لیے ایک امانتدار رسُول ہوں۔3

Surah 44 / Ad-Dukhan / The Smoke سورة الدخان 497

سُورَةُ الدخان

Ad-Dukhan / The Smoke  ◆  Meccan · 59 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Ha MeemHâ Mîmحم hha-meem١ By the BookKitaba andolsun kiقسم ہے کتاب wal-kitābi the clearapaçıkروشن کی l-mubīni٢ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā revealed itonu indirdikنازل کیا ہم نے اس کو anzalnāhu inbir gecedeمیں a Nightایک رات laylatin
Blessedmübarekبابرکت mubārakatin Indeed, Weçünkü bizبیشک ہم innā [We] arebizتھے ہم kunnā (ever) warninguyarıcıyızڈرانے والے۔ متنبہ کرنے والے mundhirīna٣ Thereinonda (o gecede)اس میں fīhā is made distinctayırdedilirفیصلہ کیا جاتا ہے yuf'raqu everyherہر kullu affairemirکام کا amrin wisehikmetliمضبوط ḥakīmin٤
A commandemirایک حکم amran fromkatımızdan olanسے min Usہماری طرف ۔ ہمارے پاس ʿindinā Indeed, Weçünkü bizبیشک ہم innā [We] arebizتھے ہم kunnā (ever) sendingelçi göndericiyizبھیجنے والے mur'silīna٥ As Mercyrahmet olarakرحمت کے طور پر raḥmatan fromRabbindenسے min your Lordتیرے رب کی طرف rabbika Indeed, Hedoğrusu Oبیشک وہ innahu [He]Oوہ huwa
(is) the All-Hearerişitendirسننے والا ہے l-samīʿu the All-Knowerbilendirعلم والا ہے l-ʿalīmu٦ LordRabbidirرب ہے rabbi (of) the heavensgöklerinآسمانوں کا l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کا wal-arḍi and whateverve bulunanlarınاور جو wamā (is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیان baynahumā
ifeğerاگر in you areisenizہو تم kuntum certainkesin olarak inanıyorیقین کرنے والے mūqinīna٧ (There is) noyokturنہیں godtanrıکوئی الہ برحق ilāha exceptbaşkaمگر illā HimO'ndanوہی huwa He gives lifeyaşatırوہ زندہ کرتا ہے yuḥ'yī and causes deathve öldürürاور وہ موت دیتا ہے wayumītu your Lordsizin de Rabbinizdirرب تمہارا rabbukum
and (the) Lordve Rabbidirاور رب تمہارے warabbu (of) your fathersatalarınızınآباؤاجداد کا۔ ābāikumu the formeröncekiپہلوں کا l-awalīna٨ Nayamaبلکہ bal theyonlarوہ hum (are) iniçindeمیں doubt şüpheشک shakkin playingoynuyorlarکھیل رہے ہیں yalʿabūna
٩ Then watcho halde gözetleپس انتظار کرو fa-ir'taqib (for the) Daygünüجس دن yawma (when) will bringgetireceğiآئے گا tatī the skygöğünآسمان l-samāu smokebir dumanساتھ دھوئیں کے bidukhānin visibleaçıkکھلے mubīnin١٠ Envelopingsararڈھانپ لے گا yaghshā
the peopleinsanlarıلوگوں کو l-nāsa Thisbuیہ ہے hādhā (will be) a punishmentbir azabdırعذاب ʿadhābun painfulacıدردناک alīmun١١ Our LordRabbimiz(کہیں گے) اے ہمارے رب rabbanā Removekaldırمٹا دے ik'shif from usbizdenہم سے ʿannā the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhāba
indeed, weçünkü bizبیشک ہم innā (are) believersinanıyoruzماننے والے ہیں mu'minūna١٢ How canne kadar uzakکہاں سے ہے annā (there be) for themonlar içinان کے لیے lahumu the reminderöğüt almakنصیحت l-dhik'rā when verilyoysa elbetteاور تحقیق waqad had come to themkendilerine gelmiştiآچکا ان کے پاس jāahum a Messengerbir elçiرسول rasūlun clearapaçıkمبین۔ بیان کرنے والا mubīnun١٣
Thensonraپھر thumma they turned awayyüz çevirdilerوہ منہ موڑ گئے tawallaw from himondanاس سے ʿanhu and saidve dedilerاور انہوں نے کہا waqālū One taughtöğretilmiştirسکھایا پڑھایا ہے، muʿallamun a mad mancinlenmiştirدیوانہ ہے majnūnun١٤ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā (will) removekaldırırızہٹانے والے ہیں kāshifū the punishmentazabıعذاب کو l-ʿadhābi a littlebirazcıkتھوڑا سا qalīlan
indeed, youama sizبیشک تم innakum (will) returndönersinizلوٹنے والے ہو ʿāidūna١٥ (The) Dayo günجس دن yawma We will seizevururuzہم پکڑیں گے nabṭishu (with) the seizurevuruşlaپکڑ l-baṭshata the greatestbüyükبڑی l-kub'rā indeed, Wezira bizبیشک ہم innā (will) take retributionöc alıcıyızانتقام لینے والے ہیں muntaqimūna
١٦ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We triedsınadıkآزمایا ہم نے fatannā before themonlardan önceان سے قبل qablahum (the) peopletoplumunuقوم qawma (of) FiraunFir'avnفرعون کو fir'ʿawna and came to themve onlara geldiاور آیا ان کے پاس wajāahum a Messengerbir elçiرسول rasūlun
nobledeğerliکریم۔ عزت والا رسول karīmun١٧ Thatdiye(اس نے کہا) کہ an Deliverteslim edinحوالے کر دو addū to mebanaمیری طرف ilayya (the) servantskullarınıبندوں ʿibāda (of) AllahAllah'ınاللہ کے کو l-lahi Indeed, I amçünkü benبیشک میں innī to yousizin içinتمہارے لیے lakum a Messengerbir elçiyimرسول ہوں rasūlun trustworthygüvenilirامانت دار amīnun١٨
٤٩٧
‹ 495page 496 of the printed Mushaf497 ›