إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ مِيقَـٰتُهُمۡ أَجۡمَعِينَ ٤٠

Indeedşüphesizبیشکinna(the) Day of Judgmentgünüدنyawma(the) Day of Judgmenthükümفیصلے کاl-faṣli(is) an appointed term for themvaracağı gündürان کی میعاد ہےmīqātuhumallhepsininسب کیajmaʿīna

40 Indeed, the Day of Judgement is the appointed time for them all -

40 Doğrusu hüküm günü hepsinin bir arada bulunacağı gündür.

40 Şüphesiz ki hakkı batıldan ayırd etme günü onların hepsinin bir araya toplanacağı gündür.

40 کچھ شک نہیں کہ فیصلے کا دن ان سب (کے اُٹھنے) کا وقت ہے

40 اِن سب کے اُٹھائے جانے کے لیے  طے شدہ وقت فیصلے کا دن ہے،1

يَوۡمَ لَا يُغۡنِى مَوۡلًى عَن مَّوۡلًى شَيۡــًٔا وَلَا هُمۡ يُنصَرُونَ ٤١

(The) Dayo günجس دنyawmanotsavamazنہwill availکام آئے گاyugh'nīa relationdostکوئی عزیز۔ قریبmawlanfordostundanکوʿana relationعزیز (کو)mawlananythingbir şeyکچھ بھیshayanand notve olmazاور نہwalātheyonlarوہhumwill be helpedyardım edilenlerdenمددئیے جائیں گےyunṣarūna

41 The Day when no relation will avail a relation at all, nor will they be helped -

41 O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, yardım da görmezler.

41 O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Onlara yardım da edilmez.

41 جس دن کوئی دوست کسی دوست کے کچھ کام نہ آئے گا اور نہ ان کو مدد ملے گی

41 وہ دن جب کوئی عزیزِ قریب اپنے کسی عزیزِ قریب1 کے کچھ بھی کام نہ آئے گا اور نہ کہیں سے انہیں کوئٰ مدد پہنچے گی

إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ‌ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ٤٢

Exceptancak hariçtirمگرillā(on) whomkimselerجس پرmanAllah has mercyacıdığıرحم فرمائےraḥimaAllah has mercyAllah'ınاللہl-lahuIndeed, Heşüphesiz Oیقینا وہinnahu[He]Oوہیhuwa(is) the All-Mightyüstündürغالب ہے ،l-ʿazīzuthe Most Mercifulesirgeyendirرحم فرمانے والا ہےl-raḥīmu

42 Except those [believers] on whom Allah has mercy. Indeed, He is the Exalted in Might, the Merciful.

42 Yalnız, Allah'ın merhamet ettiği kimseler bunların dışındadır. O, şüphesiz güçlüdür, merhametlidir.

42 Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz ki Allah çok güçlüdür, çok merhamet edicidir.

42 مگر جس پر خدا مہربانی کرے۔ وہ تو غالب اور مہربان ہے

42 سوائے اِس کے کہ اللہ ہی کسی پر رحم کرے، وہ زبردست اور رحیم ہے۔1

إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ ٤٣

Indeedşüphesizبیشکinna(the) treeağacıدرختshajarata(of) ZaqqumZakkumزقوم کاl-zaqūmi

43 Indeed, the tree of zaqqum

43 Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

43 Gerçekten zakkum ağacı,

43 بلاشبہ تھوہر کا درخت

43 زَقّوم کا درخت1

طَعَامُ ٱلۡأَثِيمِ ٤٤

(Will be) foodyemeğidirکھانا ہےṭaʿāmu(of) the sinner(s)günahkarlarınگناہ گاروں کاl-athīmi

44 Is food for the sinful.

44 Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

44 Günahkârların yemeğidir.

44 گنہگار کا کھانا ہے

44 گناہ گار کا کھاجا ہوگا

كَٱلۡمُهۡلِ يَغۡلِى فِى ٱلۡبُطُونِ ٤٥

Like the murky oilerimiş maden gibiگلے ہوئے تانبے کی طرحkal-muh'liit will boilkaynarجوش کھائے گاyaghlīinkarınlardaمیںthe belliesپیٹوںl-buṭūni

45 Like murky oil, it boils within bellies

45 Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

45 O pota gibi karınlarda kaynar.

45 جیسے پگھلا ہوا تانبا۔ پیٹوں میں (اس طرح) کھولے گا

45 تیل کی تلچھٹ1 جیسا، پیٹ میں اِس طرح جوش کھائے گا

كَغَلۡىِ ٱلۡحَمِيمِ ٤٦

Like boilingkaynaması gibiمانند جوش کھانےkaghalyi(of) scalding watersıcak suyunکھولتے پانیl-ḥamīmi

46 Like the boiling of scalding water.

46 Doğrusu günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

46 O, kızgın bir sıvının kaynaması gibidir.

46 جس طرح گرم پانی کھولتا ہے

46 جیسے کھولتا ہوا پانی جوش کھاتا ہے

خُذُوهُ فَٱعۡتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلۡجَحِيمِ ٤٧

Seize himtutun onuکہا جائے گا) پکڑو اس کوkhudhūhuand drag himsürükleyinپس گھسیٹو اس کوfa-iʿ'tilūhuintoortasınaطرفilā(the) midstوسط میںsawāi(of) the Hellfirecehenneminجہنم کےl-jaḥīmi

47 [It will be commanded], "Seize him and drag him into the midst of the Hellfire,

47 "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

47 Allah meleklere şöyle emreder. "Şunu tutun da Cehennem'in ortasına sürükleyin."

47 (حکم دیا جائے گا کہ) اس کو پکڑ لو اور کھینچتے ہوئے دوزخ کے بیچوں بیچ لے جاؤ

47 " پکڑو اِسے اور رگیدتے ہوئے لے جاؤ اِس کو جہنم کے بیچوں بیچ

ثُمَّ صُبُّواۡ فَوۡقَ رَأۡسِهِۦ مِنۡ عَذَابِ ٱلۡحَمِيمِ ٤٨

Thensonraپھرthummapourdökünانڈیل دوṣubbūoverüstüneاوپرfawqahis headbaşınınاس کے سر کےrasihiofazabındanسےmin(the) punishmentعذابʿadhābi(of) the scalding waterkaynar suکھولتے پانی کےl-ḥamīmi

48 Then pour over his head from the torment of scalding water."

48 "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

48 "Sonra onun başının üstüne kaynar su azabından dökün."

48 پھر اس کے سر پر کھولتا ہوا پانی انڈیل دو (کہ عذاب پر) عذاب (ہو)

48 اور انڈیل دو اِس کے سر پر کھولتے پانی کا عذاب

ذُقۡ إِنَّكَ أَنتَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡكَرِيمُ ٤٩

Tastetad(کہا جائے گا) چکھوdhuqIndeed, youzira senبیشک تمinnaka[you] (were)kendinceتمantathe mightyüstündünزبردست تھے،l-ʿazīzuthe nobleşerefliydinعزت والے تھےl-karīmu

49 [It will be said], "Taste! Indeed, you are the honored, the noble!

49 "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

49 Ona şöyle denir! "Tat bakalım azabı! hani sen kendine göre çok güçlü ve çok üstündün.

49 (اب) مزہ چکھ۔ تو بڑی عزت والا (اور) سردار ہے

49 چکھ اس کا مزا، بڑا زبردست عزت دار آدمی ہے تُو

إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمۡتَرُونَ ٥٠

Indeedşüphesizبیشکinnathisoیہhādhā(is) whatşeydirوہ ہےyou used toolduğunuzجو تھے تمkuntum[about it]ondanساتھ اس کےbihidoubtkuşkulanmışتم شک کرتے تھےtamtarūna

50 Indeed, this is what you used to dispute."

50 "Suçluyu yakalayın, cehennemin ortasına sürükleyin, sonra başına azap olarak kaynar su dökün" denir, sonra ona: "Tad bakalım, hani şerefli olan, değerli olan yalnız sendin. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir" denir.

50 İşte sizin inkâr edip durduğunuz şey budur."

50 یہ وہی (دوزخ) ہے جس میں تم لوگ شک کیا کرتے تھے

50 یہ وہی چیز ہے جس کے آنے میں تم لوگ شک رکھتے تھے"

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ ٥١

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousmuttakilerمتقی لوگl-mutaqīna(will be) inbir makamdadırپر ہوں گےa placeجگہmaqāminsecuregüvenliامن والیamīnin

51 Indeed, the righteous will be in a secure place;

51 Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

51 Şüphesiz ki kötülükten sakınanlar güvenli bir makamdadırlar.

51 بےشک پرہیزگار لوگ امن کے مقام میں ہوں گے

51 خدا ترس لوگ امن کی جگہ میں ہوں گے۔1

فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ ٥٢

Inbahçelerdeمیںgardensباغوںjannātinand springsve çeşme başlarındaاور چشموں میںwaʿuyūnin

52 Within gardens and springs,

52 Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

52 Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

52 (یعنی) باغوں اور چشموں میں

52 باغوں اور چشموں میں

يَلۡبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسۡتَبۡرَقٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ ٥٣

Wearing garmentsgiysiler giyerlerپہنیں گے وہyalbasūnaofince ipektenمیں سےminfine silkباریک ریشمsundusinand heavy silkve parlak atlastanاور موٹا ریشمwa-is'tabraqinfacing each otherkarşılıklı otururlarآمنے سامنے بیٹھنے والےmutaqābilīna

53 Wearing [garments of] fine silk and brocade, facing each other.

53 İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek karşılıklı otururlar.

53 Onlar ince ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı olarak otururlar.

53 حریر کا باریک اور دبیز لباس پہن کر ایک دوسرے کے سامنے بیٹھے ہوں گے

53 حریر و دیبا 1 کے لباس پہنے، آمنے سامنے بیٹھے ہوں گے

كَذٰلِكَ وَزَوَّجۡنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ ٥٤

Thusayrıcaاسی طرحkadhālikaAnd We will marry themonları evlendirmişizdirاور بیاہ دیں گے ہم انکوwazawwajnāhum(to) companions with beautiful eyeshurilerleموٹی آنکھوں والی سفید عورتوں سےbiḥūrin(to) companions with beautiful eyesiri gözlüموٹی آنکھوں والی سفید عورتوں سےʿīnin

54 Thus. And We will marry them to fair women with large, [beautiful] eyes.

54 Bu böyledir; onları iri siyah gözlü hurilerle eşlendiririz.

54 İşte böyle, biz onları ayrıca iri siyah gözlü hurilerle evlendiririz.

54 اس طرح (کا حال ہوگا) اور ہم بڑی بڑی آنکھوں والی سفید رنگ کی عورتوں سے ان کے جوڑے لگائیں گے

54 یہ ہوگی ان کی شان۔ اور ہم گوری گوری آہو چشم عورتیں1 ان سے بیاہ دیں گے

يَدۡعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ ٥٥

They will callisterlerوہ طلب کریں گےyadʿūnathereinoradaاس میںfīhāfor every (kind)herہر قسم کےbikulli(of) fruitmeyveyiپھلfākihatinsecuregüven içindeامن سے رہنے والےāminīna

55 They will call therein for every [kind of] fruit - safe and secure.

55 Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.

55 Onlar orada güven içinde her çeşit meyveyi isteyebilirler.

55 وہاں خاطر جمع سے ہر قسم کے میوے منگوائیں گے (اور کھائیں گے)

55 وہاں وہ اطمینان سے ہر طرح کی لذیذ چیزیں طلب کریں گے۔1

لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلۡمَوۡتَ إِلَّا ٱلۡمَوۡتَةَ ٱلۡأُولَىٰ‌ۖ وَوَقَـٰهُمۡ عَذَابَ ٱلۡجَحِيمِ ٥٦

Nottadmazlarنہthey will tasteوہ چکھیں گےyadhūqūnathereinoradaاس میںfīhāthe deathölümموت کوl-mawtaexceptbaşkaمگرillāthe deathölümdenموتl-mawtatathe firstilkپہلیl-ūlāAnd He will protect themve onları korurاور بچا لے گا ان کوwawaqāhum(from the) punishmentazabındanعذاب سےʿadhāba(of) the Hellfirecehennemجہنم کےl-jaḥīmi

56 They will not taste death therein except the first death, and He will have protected them from the punishment of Hellfire

56 Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

56 Onlar orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur.

56 (اور) پہلی دفعہ کے مرنے کے سوا (کہ مرچکے تھے) موت کا مزہ نہیں چکھیں گے۔ اور خدا ان کو دوزخ کے عذاب سے بچا لے گا

56 وہاں موت کا مزہ وہ کبھی نہ چکھیں گے، بس دنیا میں جو موت آ چکی سو آ چکی اور اللہ اپنے فضل سے،

فَضۡلاً مِّن رَّبِّكَ‌ۚ ذٰلِكَ هُوَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡعَظِيمُ ٥٧

A Bountybir lutuf olarakفضل ہوگاfaḍlanfromRabbindenسےminyour Lordتیرے رب کی طرفrabbikaThat işte budurیہیdhālikaitoوہhuwa(will be) the successbaşarıکامیابیl-fawzuthe greatbüyükبڑیl-ʿaẓīmu

57 As bounty from your Lord. That is what is the great attainment.

57 Orada, ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Rabbin lütfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İşte büyük kurtuluş budur.

57 (Bunların hepsi) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir.) İşte büyük kurtuluş budur.

57 یہ تمہارے پروردگار کا فضل ہے۔ یہی تو بڑی کامیابی ہے

57 ان کو جہنّم کے عذاب سے بچا دے گا،1 یہی بڑی کامیابی ہے

فَإِنَّمَا يَسَّرۡنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمۡ يَتَذَكَّرُونَ ٥٨

Indeedkesinlikleپس بیشکfa-innamāWe have made it easybiz o'nu kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نے اس کوyassarnāhuin your tonguesenin dilineتیری زبان پرbilisānikaso that they mayumulur kiشاید کہ وہlaʿallahumtake heeddüşünüp öğüt alırlarنصیحت پکڑیںyatadhakkarūna

58 And indeed, We have eased the Qur'an in your tongue that they might be reminded.

58 Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

58 Biz Kur'ân'ı senin dilinle indirip kolaylaştırdık. Umulur ki onlar öğüt alırlar.

58 ہم نے اس (قرآن) کو تمہاری زبان میں آسان کردیا ہے تاکہ یہ لوگ نصیحت پکڑیں

58 اے نبیؐ، ہم نے اِس کتاب کو تمہاری زبان میں سہل بنا دیا ہے تاکہ یہ لوگ نصیحت حاصل کریں

فَٱرۡتَقِبۡ إِنَّهُم مُّرۡتَقِبُونَ ٥٩

So watchbiraz bekleپس انتظار کروfa-ir'taqibindeed, theyonlar daبیشک وہinnahum(too are) watchingbeklemektedirlerانتظار کرنے والے ہیںmur'taqibūna

59 So watch, [O Muhammad]; indeed, they are watching [for your end].

59 Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.

59 Artık sen onların başlarına gelecekleri bekle: Çünkü onlar da bekleyip durmaktadırlar.

59 پس تم بھی انتظار کرو یہ بھی انتظار کر رہے ہیں

59 اب تم بھی انتظارکرو، یہ بھی منتظر ہیں۔1

Surah 44 / Ad-Dukhan / The Smoke سورة الدخان 499
Indeedşüphesizبیشک inna (the) Day of Judgmentgünüدن yawma (the) Day of Judgmenthükümفیصلے کا l-faṣli (is) an appointed term for themvaracağı gündürان کی میعاد ہے mīqātuhum allhepsininسب کی ajmaʿīna٤٠ (The) Dayo günجس دن yawma notsavamazنہ will availکام آئے گا yugh'nī a relationdostکوئی عزیز۔ قریب mawlan
fordostundanکو ʿan a relationعزیز (کو) mawlan anythingbir şeyکچھ بھی shayan and notve olmazاور نہ walā theyonlarوہ hum will be helpedyardım edilenlerdenمددئیے جائیں گے yunṣarūna٤١ Exceptancak hariçtirمگر illā (on) whomkimselerجس پر man Allah has mercyacıdığıرحم فرمائے raḥima Allah has mercyAllah'ınاللہ l-lahu
Indeed, Heşüphesiz Oیقینا وہ innahu [He]Oوہی huwa (is) the All-Mightyüstündürغالب ہے ، l-ʿazīzu the Most Mercifulesirgeyendirرحم فرمانے والا ہے l-raḥīmu٤٢ Indeedşüphesizبیشک inna (the) treeağacıدرخت shajarata (of) ZaqqumZakkumزقوم کا l-zaqūmi٤٣
(Will be) foodyemeğidirکھانا ہے ṭaʿāmu (of) the sinner(s)günahkarlarınگناہ گاروں کا l-athīmi٤٤ Like the murky oilerimiş maden gibiگلے ہوئے تانبے کی طرح kal-muh'li it will boilkaynarجوش کھائے گا yaghlī inkarınlardaمیں the belliesپیٹوں l-buṭūni٤٥ Like boilingkaynaması gibiمانند جوش کھانے kaghalyi
(of) scalding watersıcak suyunکھولتے پانی l-ḥamīmi٤٦ Seize himtutun onuکہا جائے گا) پکڑو اس کو khudhūhu and drag himsürükleyinپس گھسیٹو اس کو fa-iʿ'tilūhu intoortasınaطرف ilā (the) midstوسط میں sawāi (of) the Hellfirecehenneminجہنم کے l-jaḥīmi٤٧ Thensonraپھر thumma
pourdökünانڈیل دو ṣubbū overüstüneاوپر fawqa his headbaşınınاس کے سر کے rasihi ofazabındanسے min (the) punishmentعذاب ʿadhābi (of) the scalding waterkaynar suکھولتے پانی کے l-ḥamīmi٤٨ Tastetad(کہا جائے گا) چکھو dhuq Indeed, youzira senبیشک تم innaka
[you] (were)kendinceتم anta the mightyüstündünزبردست تھے، l-ʿazīzu the nobleşerefliydinعزت والے تھے l-karīmu٤٩ Indeedşüphesizبیشک inna thisoیہ hādhā (is) whatşeydirوہ ہے you used toolduğunuzجو تھے تم kuntum [about it]ondanساتھ اس کے bihi doubtkuşkulanmışتم شک کرتے تھے tamtarūna
٥٠ Indeedşüphesizبیشک inna the righteousmuttakilerمتقی لوگ l-mutaqīna (will be) inbir makamdadırپر ہوں گے a placeجگہ maqāmin securegüvenliامن والی amīnin٥١ Inbahçelerdeمیں gardensباغوں jannātin and springsve çeşme başlarındaاور چشموں میں waʿuyūnin
٥٢ Wearing garmentsgiysiler giyerlerپہنیں گے وہ yalbasūna ofince ipektenمیں سے min fine silkباریک ریشم sundusin and heavy silkve parlak atlastanاور موٹا ریشم wa-is'tabraqin facing each otherkarşılıklı otururlarآمنے سامنے بیٹھنے والے mutaqābilīna٥٣
Thusayrıcaاسی طرح kadhālika And We will marry themonları evlendirmişizdirاور بیاہ دیں گے ہم انکو wazawwajnāhum (to) companions with beautiful eyeshurilerleموٹی آنکھوں والی سفید عورتوں سے biḥūrin (to) companions with beautiful eyesiri gözlüموٹی آنکھوں والی سفید عورتوں سے ʿīnin٥٤ They will callisterlerوہ طلب کریں گے yadʿūna thereinoradaاس میں fīhā for every (kind)herہر قسم کے bikulli
(of) fruitmeyveyiپھل fākihatin securegüven içindeامن سے رہنے والے āminīna٥٥ Nottadmazlarنہ they will tasteوہ چکھیں گے yadhūqūna thereinoradaاس میں fīhā the deathölümموت کو l-mawta
exceptbaşkaمگر illā the deathölümdenموت l-mawtata the firstilkپہلی l-ūlā And He will protect themve onları korurاور بچا لے گا ان کو wawaqāhum (from the) punishmentazabındanعذاب سے ʿadhāba (of) the Hellfirecehennemجہنم کے l-jaḥīmi٥٦ A Bountybir lutuf olarakفضل ہوگا faḍlan
fromRabbindenسے min your Lordتیرے رب کی طرف rabbika That işte budurیہی dhālika itoوہ huwa (will be) the successbaşarıکامیابی l-fawzu the greatbüyükبڑی l-ʿaẓīmu٥٧ Indeedkesinlikleپس بیشک fa-innamā We have made it easybiz o'nu kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نے اس کو yassarnāhu in your tonguesenin dilineتیری زبان پر bilisānika
so that they mayumulur kiشاید کہ وہ laʿallahum take heeddüşünüp öğüt alırlarنصیحت پکڑیں yatadhakkarūna٥٨ So watchbiraz bekleپس انتظار کرو fa-ir'taqib indeed, theyonlar daبیشک وہ innahum (too are) watchingbeklemektedirlerانتظار کرنے والے ہیں mur'taqibūna٥٩
٤٩٩
‹ 497page 498 of the printed Mushaf499 ›