كَذٰلِكَ مَآ أَتَى ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا قَالُواۡ سَاحِرٌ أَوۡ مَجۡنُونٌ ٥٢

Likewiseişte böyleاسی طرحkadhālikanotgelmediنہیںcameآیا پاسatā(to) thoseonlara kiان لوگوں کےalladhīnabefore themonlardan önceجوminbefore themان سے پہلے تھےqablihimanyhiçbirکوئیminMessengerelçiرسولrasūlinbutmutlakaمگرillāthey saiddedilerانہوں نے کہاqālūA magicianbüyücüdürجادوگرsāḥirunorveyaیاawa madmancinlenmiştirمجنونmajnūnun

52 Similarly, there came not to those before them any messenger except that they said, "A magician or a madman."

52 Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.

52 Böylece onlardan öncekilere de herhangi bir peygamber gelince, onun hakkında da mutlaka: "Bir sihirbazdır veya bir delidir." dediler.

52 اسی طرح ان سے پہلے لوگوں کے پاس جو پیغمبر آتا وہ اس کو جادوگر یا دیوانہ کہتے

52 یونہی ہو تا رہا ہے، ان سے پہلے کی قوموں کے پاس بھی کوئی رسول ایسا نہیں آیا جسے انہوں نے یہ نہ کہا ہو کہ یہ ساحر ہے یا مجنون 1

أَتَوَاصَوۡاۡ بِهِۦ‌ۚ بَلۡ هُمۡ قَوۡمٌ طَاغُونَ ٥٣

Have they transmitted it to themtavsiye mi ettiler?کیا وہ ایک دوسرے کو نصیحت کر گئےatawāṣawHave they transmitted it to thembunuاس کے ساتھbihiNaydoğrusuبلکہbaltheyonlarوہhum(are) a peoplebir toplulukturلوگ ہیںqawmuntransgressingazgınسرکشṭāghūna

53 Did they suggest it to them? Rather, they [themselves] are a transgressing people.

53 Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.

53 Onlar birbirlerine bunu mu tavsiye ettiler? Hayır onlar azgın bir kavimdir.

53 کیا یہ کہ ایک دوسرے کو اسی بات کی وصیت کرتے آئے ہیں بلکہ یہ شریر لوگ ہیں

53 کیا ان سب نے آپس میں اس پر کوئی سمجھوتہ کر لیا ہے؟ نہیں، بلکہ یہ سب سر کش لوگ ہیں۔ 1

فَتَوَلَّ عَنۡهُمۡ فَمَآ أَنتَ بِمَلُومٍ ٥٤

So turn awayyüz çevirپس منہ موڑ لوfatawallafrom themonlardanان سےʿanhumfor notdeğilsinپس نہیںfamāyousenآپanta(are) to be blamedkınanacakجن پر ملامت کی جائےbimalūmin

54 So leave them, [O Muhammad], for you are not to be blamed.

54 Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.

54 Ey Muhammed! Sen onlardan yüz çevir. Artık sen kınanacak değilsin.

54 تو ان سے اعراض کرو۔ تم کو (ہماری) طرف سے ملامت نہ ہوگی

54 پس اے نبی ؐ ، ان سے رخ پھیر لو، تم پر کچھ ملامت نہیں 1

وَذَكِّرۡ فَإِنَّ ٱلذِّكۡرَىٰ تَنفَعُ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ ٥٥

And remindama yine de hatırlatاور نصیحت کیجیےwadhakkirfor indeedçünküپس بیشکfa-innathe reminderhatırlatmakنصیحتl-dhik'rābenefitsyararlıdırفائدہ دیتی ہےtanfaʿuthe believersinananlaraمومنوں کوl-mu'minīna

55 And remind, for indeed, the reminder benefits the believers.

55 Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.

55 Sen öğüt verip hatırlat. Çünkü, hatırlatmak müminlere fayda verir.

55 اور نصیحت کرتے رہو کہ نصیحت مومنوں کو نفع دیتی ہے

55 البتہ نصیحت کرے رہو، کیونکہ نصیحت ایمان لانے والوں کے لیے نافع ہے۔ 1

وَمَا خَلَقۡتُ ٱلۡجِنَّ وَٱلۡإِنسَ إِلَّا لِيَعۡبُدُونِ ٥٦

And notveاور نہیںwamāI have createdben yaratmadımپیدا کیا میں نےkhalaqtuthe jinncinleriجنوں کوl-jinaand the mankindve insanlarıاور انسانوں کوwal-insaexceptdışındaمگرillāthat they worship Mebana kulluk etmeleriاس لیے تاکہ وہ میری عبادت میںliyaʿbudūni

56 And I did not create the jinn and mankind except to worship Me.

56 Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.

56 Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.

56 اور میں نے جنوں اور انسانوں کو اس لئے پیدا کیا ہے کہ میری عبادت کریں

56 میں نے جِنّ اور انسانوں کو اس کے سوا کسی کام کے لیے پیدا نہیں کیا ہے کہ وہ میری بندگی کریں 1

مَآ أُرِيدُ مِنۡهُم مِّن رِّزۡقٍ وَمَآ أُرِيدُ أَن يُطۡعِمُونِ ٥٧

Notben istemiyorumنہیںI wantمیں چاہتاurīdufrom themonlardanان سےmin'humanyhiçbirکوئیminprovisionrızıkرزقriz'qinand notveاور نہیںwamāI wantistemiyorumمیں چاہتاurīduthatbeni beslemeleriniکہ وہanthey (should) feed Meکھلائیں مجھ کوyuṭ'ʿimūni

57 I do not want from them any provision, nor do I want them to feed Me.

57 Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.

57 Ben onlardan herhangi bir rızık istemiyorum. Beni yedirmelerini de istemiyorum.

57 میں ان سے طالب رزق نہیں اور نہ یہ چاہتا ہوں کہ مجھے (کھانا) کھلائیں

57 میں ان سے کوئی رزق نہیں چاہتا اور نہ یہ چاہتا ہوں کہ وہ مجھے کھلائیں۔ 1

إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلرَّزَّاقُ ذُو ٱلۡقُوَّةِ ٱلۡمَتِينُ ٥٨

IndeedşüphesizبیشکinnaAllahAllah'tırاللہ تعالیٰl-lahaHeOوہیhuwa(is) the All-Providerrızık verenرزاق ہےl-razāquPossessorsahibiوالا ہےdhū(of) Powerkuvvetقوتl-quwatithe Strongsağlamزبردست ہےl-matīnu

58 Indeed, it is Allah who is the [continual] Provider, the firm possessor of strength.

58 Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.

58 Şüphesiz ki, rızık veren O sağlam kuvvet sahibi olan Allah'tır.

58 خدا ہی تو رزق دینے والا زور آور اور مضبوط ہے

58 اللہ تو خود ہی رزّاق ہےبڑی قوت والا اور زبردست۔ 1

فَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُواۡ ذَنُوبًا مِّثۡلَ ذَنُوبِ أَصۡحَـٰبِهِمۡ فَلَا يَسۡتَعۡجِلُونِ ٥٩

So indeedmuhakkakتو بیشکfa-innafor those whovardırان لوگوں کے لیےlilladhīnado wrongzulmedenlerinجنہوں نے ظلم کیاẓalamū(is) a portionbir (azab) payıحصہ ہے،dhanūbanlikegibiمانندmith'la(the) portionpayıحصے کےdhanūbi(of) their companionsarkadaşlarınınان کے ساتھیوں کےaṣḥābihimso let them not ask Me to hasteno haldeپس نہfalāso let them not ask Me to hastenacele etmesinlerوہ جلدی کریں مجھ سےyastaʿjilūni

59 And indeed, for those who have wronged is a portion [of punishment] like the portion of their predecessors, so let them not impatiently urge Me.

59 Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.

59 Şüphsiz ki, zulmedenlerin geçmiş arkadaşlarının payı gibi, dolgun bir azab payı vardır. Ama şimdi onu acele istemesinler.

59 کچھ شک نہیں کہ ان ظالموں کے لئے بھی (عذاب کی) نوبت مقرر ہے جس طرح ان کے ساتھیوں کی نوبت تھی تو ان کو مجھ سے (عذاب) جلدی نہیں طلب کرنا چاہیئے

59 پس جن لوگوں نے ظلم کیا ہے 1 ان کے حصے کا بھی ویسا ہی عذاب تیار ہے جیسا اِنہی جیسے لوگوں کو اُن کے حصے کا مل چکا ہے، اس کے لیے یہ لوگ جلدی نہ مچائیں۔ 2

فَوَيۡلٌ لِّلَّذِينَ كَفَرُواۡ مِن يَوۡمِهِمُ ٱلَّذِى يُوعَدُونَ ٦٠

Then woevay halineپس ہلاکت ہےfawaylunto those whokafirlerinان لوگوں کے لیےlilladhīnadisbelieveجنہوں نے کفر کیاkafarūfromdolayıسےmintheir Daygünlerindenاس دنyawmihimuwhichuyarıldıklarıان کےalladhīthey are promisedوہ جو وہ وعدہ کیے جاتے ہیںyūʿadūna

60 And woe to those who have disbelieved from their Day which they are promised.

60 Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!

60 Kendilerine vaad edilen günlerinde uğrayacakaları azabdan dolayı vay inkâr edenlerin haline!.

60 جس دن کا ان کافروں سے وعدہ کیا جاتا ہے اس سے ان کے لئے خرابی ہے

60 آخر کو تباہی ہے کفر کرنے والوں کے لیے اُس روز جس کا انہیں خوف دلایا جا رہا ہے

●●●●●●

سُورَةُ الطور

At-Tur / The Mount

Meccan  ◆  49 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلطُّورِ ١

By the Mountandolsun Tur'aقسم ہے طور کیwal-ṭūri

1 By the mount

1 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

1 Andolsun Tûr'a,

1 (کوہ) طور کی قسم

1 قسم ہے ُطور کی، 1

وَكِتَـٰبٍ مَّسۡطُورٍ ٢

And by (the) Bookve Kitabaاور کتاب کیwakitābinwrittensatır satır yazılmışلکھی ہوئیmasṭūrin

2 And [by] a Book inscribed

2 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

2 Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,

2 اور کتاب کی جو لکھی ہوئی ہے

2 اور ایک ایسی کھلی کتاب کی

فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ ٣

Inince deri üzerineمیںparchmentجھلیraqqinunrolledyayılmışپھیلی ہوئیmanshūrin

3 In parchment spread open

3 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

3 Yayılmış ince deri üzerine, satır satır yazılmış kitaba,

3 کشادہ اوراق میں

3 جو رقیق جِلد میں لکھی ہوئی ہے، 1

وَٱلۡبَيۡتِ ٱلۡمَعۡمُورِ ٤

By the Houseve eve (Ka'be'ye)اور قسم ہے گھر کیwal-baytifrequentedbakımlıآبادl-maʿmūri

4 And [by] the frequented House

4 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

4 Ma'mur eve,

4 اور آباد گھر کی

4 اور آباد گھر کی، 1

وَٱلسَّقۡفِ ٱلۡمَرۡفُوعِ ٥

By the roofve tavana (göğe)اور چھت کیwal-saqfiraised highyükseltilmişجو اونچی ہےl-marfūʿi

5 And [by] the heaven raised high

5 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

5 Yükseltilmiş tavana,

5 اور اونچی چھت کی

5 اور اُونچی چھت کی، 1

وَٱلۡبَحۡرِ ٱلۡمَسۡجُورِ ٦

By the seave denizeاور سمندر کیwal-baḥrifilledkaynatılmışجو موجزن ہےl-masjūri

6 And [by] the sea filled [with fire],

6 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

6 Kaynatılmış denize, (andolsun ki)

6 اور ابلتے ہوئے دریا کی

6 اور مَوجْزَن سمندر کی،1

إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوٰقِعٌ ٧

Indeedmutlakaبیشکinna(the) punishmentazabıعذابʿadhāba(of) your LordRabbininتیرے رب کاrabbika(will) surely occurvukubulacaktırالبتہ واقع ہونے والا ہےlawāqiʿun

7 Indeed, the punishment of your Lord will occur.

7 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

7 Rabbinin azabı mutlaka vuku bulacaktır.

7 کہ تمہارے پروردگار کا عذاب واقع ہو کر رہے گا

7 کہ تیرے رب کا عذاب ضرور واقع ہونے والا ہے

مَّا لَهُۥ مِن دَافِعٍ ٨

Notyokturنہیںfor itonaاس کے لیےlahuanyhiçbir şeyکوئیminpreventerengel olacakدور کرنے والاdāfiʿin

8 Of it there is no preventer.

8 Tura, yayılmış ince deri üzerine satır satır dizilmiş Kitap'a, mamur bir ev olan Kabe'ye, yükseltilmiş tavan gibi göğe, kaynayacak denize and olsun ki, Rabbinin azabı hiç şüphesiz gelecektir. Onu savacak yoktur.

8 Ona engel olacak (hiçbir şey de) yoktur.

8 (اور) اس کو کوئی روک نہیں سکے گا

8 جسے کوئی دفع کرنے والا نہیں۔ 1

يَوۡمَ تَمُورُ ٱلسَّمَآءُ مَوۡرًا ٩

(On the) Day(o) günجس دنyawmawill shakeçalkanır;پھٹ جائے گا۔ لرزے گا،tamūruthe heavengökآسمانl-samāu(with violent) shakebir çalkalanışلرزنا۔ ڈگمگاناmawran

9 On the Day the heaven will sway with circular motion

9 Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

9 O gün gök, bir çalkanış çalkalanır

9 جس دن آسمان لرزنے لگا کپکپا کر

9 وہ اُس روز واقع ہو گا جب آسمان بُری طرح ڈگمگائے گا1

وَتَسِيرُ ٱلۡجِبَالُ سَيۡرًا ١٠

And will move awayyürürاور چلیں گےwatasīruthe mountainsdağlarپہاڑl-jibālu(with an awful) movementbir yürüyüşچلناsayran

10 And the mountains will pass on, departing -

10 Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

10 Dağlar da bir yürüyüş yürür.

10 اور پہاڑ اُڑنے لگے اون ہو کر

10 اور پہاڑ اُڑے  اُڑے پھریں گے۔ 1

فَوَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١١

Then woevay halineپس ہلاکت ہےfawaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

11 Then woe, that Day, to the deniers,

11 Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

11 Vay haline o gün yalanlayanların!

11 اس دن جھٹلانے والوں کے لئے خرابی ہے

11 تباہی ہے اُس روز اُن جھٹلانے والوں کے لیے

ٱلَّذِينَ هُمۡ فِى خَوۡضٍ يَلۡعَبُونَ ١٢

WhoOnlar kiوہ لوگalladhīna[they]içindeوہhuminمیں(vain) discoursebatıl şeylerجھگڑےkhawḍinare playingoynayıp dururlarاچھل کود کر رہے ہیںyalʿabūna

12 Who are in [empty] discourse amusing themselves.

12 Göğün sarsıldıkça sarsılacağı, dağların yürüdükçe yürüyeceği gün; işte o gün, daldıkları yerde eğlenip oyalanarak kıyameti yalanlayanlara yazık olacak!

12 Ki onlar, daldıkları bir batak (bâtıl)da oynayıp duruyorlar.

12 جو خوض (باطل) میں پڑے کھیل رہے ہیں

12 جو آج کھیل کے طور پر اپنی حجّت بازیوں میں لگے ہوئے ہیں۔ 1

يَوۡمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا ١٣

(The) Dayo günجس دنyawmathey will be thrustkakılırlarدھکے دیئے جائیں گے ان کوyudaʿʿūna(in)toateşineطرفilā(the) Fireآگ کیnāri(of) Hellcehennemجہنم کیjahannama(with) a thrustsürüklenerekدھکے مارناdaʿʿan

13 The Day they are thrust toward the fire of Hell with a [violent] thrust, [its angels will say],

13 Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

13 O gün onlar cehennem ateşine itilip kakılacaklar.

13 جس دن ان کو آتش جہنم کی طرف دھکیل دھکیل کر لے جائیں گے

13 جس دن انہیں دھکے مار مار کر نار جہنم کی طرف لے چلا جائے گا

هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ ١٤

Thisişte budurیہ ہےhādhihi(is) the Fireateşآگl-nāruwhicholduğunuzوہ جوallatīyou used toتھے تمkuntum[of it]onuاس کوbihādenyyalanlamışتم جھٹلاتےtukadhibūna

14 "This is the Fire which you used to deny.

14 Cehennem ateşine itildikçe itildikleri gün, onlara: "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur;

14 (Onlara): "İşte yalanlayıp durduğunuz ateş budur" (denilecek).

14 یہی وہ جہنم ہے جس کو تم جھوٹ سمجھتے تھے

14 اُس وقت اُن سے کہا جائے گا کہ "یہ وہی آگ ہے جسے تم جھٹلایا کرتے تھے

Surah 52 / At-Tur / The Mount سورة الطور 524
Likewiseişte böyleاسی طرح kadhālika notgelmediنہیں cameآیا پاس atā (to) thoseonlara kiان لوگوں کے alladhīna before themonlardan önceجو min before themان سے پہلے تھے qablihim anyhiçbirکوئی min Messengerelçiرسول rasūlin butmutlakaمگر illā they saiddedilerانہوں نے کہا qālū A magicianbüyücüdürجادوگر sāḥirun orveyaیا aw a madmancinlenmiştirمجنون majnūnun
٥٢ Have they transmitted it to themtavsiye mi ettiler?کیا وہ ایک دوسرے کو نصیحت کر گئے atawāṣaw Have they transmitted it to thembunuاس کے ساتھ bihi Naydoğrusuبلکہ bal theyonlarوہ hum (are) a peoplebir toplulukturلوگ ہیں qawmun transgressingazgınسرکش ṭāghūna٥٣ So turn awayyüz çevirپس منہ موڑ لو fatawalla from themonlardanان سے ʿanhum for notdeğilsinپس نہیں famā yousenآپ anta
(are) to be blamedkınanacakجن پر ملامت کی جائے bimalūmin٥٤ And remindama yine de hatırlatاور نصیحت کیجیے wadhakkir for indeedçünküپس بیشک fa-inna the reminderhatırlatmakنصیحت l-dhik'rā benefitsyararlıdırفائدہ دیتی ہے tanfaʿu the believersinananlaraمومنوں کو l-mu'minīna٥٥ And notveاور نہیں wamā
I have createdben yaratmadımپیدا کیا میں نے khalaqtu the jinncinleriجنوں کو l-jina and the mankindve insanlarıاور انسانوں کو wal-insa exceptdışındaمگر illā that they worship Mebana kulluk etmeleriاس لیے تاکہ وہ میری عبادت میں liyaʿbudūni٥٦ Notben istemiyorumنہیں I wantمیں چاہتا urīdu from themonlardanان سے min'hum anyhiçbirکوئی min provisionrızıkرزق riz'qin
and notveاور نہیں wamā I wantistemiyorumمیں چاہتا urīdu thatbeni beslemeleriniکہ وہ an they (should) feed Meکھلائیں مجھ کو yuṭ'ʿimūni٥٧ Indeedşüphesizبیشک inna AllahAllah'tırاللہ تعالیٰ l-laha HeOوہی huwa (is) the All-Providerrızık verenرزاق ہے l-razāqu Possessorsahibiوالا ہے dhū (of) Powerkuvvetقوت l-quwati the Strongsağlamزبردست ہے l-matīnu
٥٨ So indeedmuhakkakتو بیشک fa-inna for those whovardırان لوگوں کے لیے lilladhīna do wrongzulmedenlerinجنہوں نے ظلم کیا ẓalamū (is) a portionbir (azab) payıحصہ ہے، dhanūban likegibiمانند mith'la (the) portionpayıحصے کے dhanūbi (of) their companionsarkadaşlarınınان کے ساتھیوں کے aṣḥābihim so let them not ask Me to hasteno haldeپس نہ falā so let them not ask Me to hastenacele etmesinlerوہ جلدی کریں مجھ سے yastaʿjilūni
٥٩ Then woevay halineپس ہلاکت ہے fawaylun to those whokafirlerinان لوگوں کے لیے lilladhīna disbelieveجنہوں نے کفر کیا kafarū fromdolayıسے min their Daygünlerindenاس دن yawmihimu whichuyarıldıklarıان کے alladhī they are promisedوہ جو وہ وعدہ کیے جاتے ہیں yūʿadūna٦٠

سُورَةُ الطور

At-Tur / The Mount  ◆  Meccan · 49 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the Mountandolsun Tur'aقسم ہے طور کی wal-ṭūri١ And by (the) Bookve Kitabaاور کتاب کی wakitābin writtensatır satır yazılmışلکھی ہوئی masṭūrin٢ Inince deri üzerineمیں parchmentجھلی raqqin unrolledyayılmışپھیلی ہوئی manshūrin٣ By the Houseve eve (Ka'be'ye)اور قسم ہے گھر کی wal-bayti
frequentedbakımlıآباد l-maʿmūri٤ By the roofve tavana (göğe)اور چھت کی wal-saqfi raised highyükseltilmişجو اونچی ہے l-marfūʿi٥ By the seave denizeاور سمندر کی wal-baḥri filledkaynatılmışجو موجزن ہے l-masjūri٦ Indeedmutlakaبیشک inna
(the) punishmentazabıعذاب ʿadhāba (of) your LordRabbininتیرے رب کا rabbika (will) surely occurvukubulacaktırالبتہ واقع ہونے والا ہے lawāqiʿun٧ Notyokturنہیں for itonaاس کے لیے lahu anyhiçbir şeyکوئی min preventerengel olacakدور کرنے والا dāfiʿin٨ (On the) Day(o) günجس دن yawma will shakeçalkanır;پھٹ جائے گا۔ لرزے گا، tamūru the heavengökآسمان l-samāu
(with violent) shakebir çalkalanışلرزنا۔ ڈگمگانا mawran٩ And will move awayyürürاور چلیں گے watasīru the mountainsdağlarپہاڑ l-jibālu (with an awful) movementbir yürüyüşچلنا sayran١٠ Then woevay halineپس ہلاکت ہے fawaylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna
١١ WhoOnlar kiوہ لوگ alladhīna [they]içindeوہ hum inمیں (vain) discoursebatıl şeylerجھگڑے khawḍin are playingoynayıp dururlarاچھل کود کر رہے ہیں yalʿabūna١٢ (The) Dayo günجس دن yawma they will be thrustkakılırlarدھکے دیئے جائیں گے ان کو yudaʿʿūna (in)toateşineطرف ilā (the) Fireآگ کی nāri
(of) Hellcehennemجہنم کی jahannama (with) a thrustsürüklenerekدھکے مارنا daʿʿan١٣ Thisişte budurیہ ہے hādhihi (is) the Fireateşآگ l-nāru whicholduğunuzوہ جو allatī you used toتھے تم kuntum [of it]onuاس کو bihā denyyalanlamışتم جھٹلاتے tukadhibūna١٤
٥٢٤
‹ 522page 523 of the printed Mushaf524 ›