●●●●●●

سُورَةُ النجم

An-Najm / The Star

Meccan  ◆  62 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلنَّجۡمِ إِذَا هَوَىٰ ١

By the staryıldıza andolsunقسم ہے تارے کیwal-najmiwhenzamanجبidhāit goes downaşağı kaydığıوہ گراhawā

1 By the star when it descends,

1 Batmakta olan yıldıza and olsun ki,

1 İnmekte olan yıldıza andolsun ki,

1 تارے کی قسم جب غائب ہونے لگے

1 قسم ہے تارے کی 1 جبکہ وہ غروب ہوا

مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمۡ وَمَا غَوَىٰ ٢

Notsapmadıنہیںhas strayedبھٹکاḍallayour companionarkadaşınızساتھی تمہاراṣāḥibukumand notveا ور نہwamāhas he erredazmadıوہ بہکاghawā

2 Your companion [Muhammad] has not strayed, nor has he erred,

2 Arkadaşınız (Muhammed) sapmamış ve azmamıştır.

2 Arkadaşınız (Muhammed) sapmadı, azmadı.

2 کہ تمہارے رفیق (محمدﷺ) نہ رستہ بھولے ہیں نہ بھٹکے ہیں

2 تمہارا رفیق نہ بھٹکا ہے 1 نہ بہکا ہے۔ 2

وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلۡهَوَىٰٓ ٣

And notveاور نہیںwamāhe speaksO konuşmazوہ بولتا۔ بات کرتاyanṭiqufromhevadanسےʿanithe desireخواہش نفسl-hawā

3 Nor does he speak from [his own] inclination.

3 O, kendiliğinden konuşmamaktadır.

3 O, hevâdan (arzularına göre) konuşmaz.

3 اور نہ خواہش نفس سے منہ سے بات نکالتے ہیں

3 وہ اپنی خواہش نفس سے نہیں بولتا

إِنۡ هُوَ إِلَّا وَحۡىٌ يُوحَىٰ ٤

NotdeğildirنہیںinitOوہhuwa(is) exceptbaşka bir şeyمگرillāa revelationvahiy(den)ایک وحی ہےwaḥyunrevealedkendisine vahyedilenجو وحی کی جاتی ہےyūḥā

4 It is not but a revelation revealed,

4 Onun konuşması ancak, bildirilen bir vahy iledir.

4 O(nun konuşması kendisine ) vahyedilenden başkası değildir.

4 یہ (قرآن) تو حکم خدا ہے جو (ان کی طرف) بھیجا جاتا ہے

4 یہ تو ایک وحی ہے جو اس پر نازل کی جاتی ہے۔ 1

عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلۡقُوَىٰ ٥

Has taught himonu öğrettiسکھایا اس کوʿallamahuthe (one) mightymühtiş olanزبردستshadīdu(in) powerkuvvetleriقوت والے نےl-quwā

5 Taught to him by one intense in strength -

5 Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

5 Onu, müthiş kuvvetleri olan biri öğretti

5 ان کو نہایت قوت والے نے سکھایا

5 اُسے زبر دست قوت والے نے تعلیم دی ہے 1

ذُو مِرَّةٍ فَٱسۡتَوَىٰ ٦

Possessor of soundnesssahibiصاحبdhūPossessor of soundnessüstün akılقوت ہےmirratinAnd he roseve doğrulduپھر پورا نظر آیا۔ سیدھا کھڑا ہوگیا۔ درست ہوگیاfa-is'tawā

6 One of soundness. And he rose to [his] true form

6 Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

6 (Ki o) akıl ve görüşünde kuvvetli (bir melek)dir. Hemen (gerçek meleklik şekliyle) doğruldu.

6 (یعنی جبرائیل) طاقتور نے پھر وہ پورے نظر آئے

6 جو بڑا صاحبِ حکمت ہے۔ 1

وَهُوَ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡأَعۡلَىٰ ٧

While heo ikenاور وہwahuwa(was) in the horizon ufuktaافق پر تھاbil-ufuqithe highestyüksekبالائی۔ اعلیٰl-aʿlā

7 While he was in the higher [part of the] horizon.

7 Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir; en yüksek ufukta iken doğruluvermiş.

7 O, en yüksek ufukta idi.

7 اور وہ (آسمان کے) اونچے کنارے میں تھے

7 وہ سامنے آ کھڑا ہوا جبکہ وہ بالائی افق پر تھا 1

ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ ٨

Thensonraپھرthummahe approachedyaklaştıقریب آیاdanāand came downve sarktıپھر اتر آیاfatadallā

8 Then he approached and descended

8 Sonra yaklaşmış ve inmiştir.

8 Sonra (Cebrail ona) yaklaştı ve (aşağıya doğru) sarktı.

8 پھر قریب ہوئے اوراَور آگے بڑھے

8 پھر قریب آیا اور اوپر معلق ہو گیا

فَكَانَ قَابَ قَوۡسَيۡنِ أَوۡ أَدۡنَىٰ ٩

And waskaldıتو تھا اندازے سےfakāna(at) a distanceuzunluğu kadarبرابرqāba(of) two bow-(lengths)iki yayدو کمان کےqawsaynioryahutیاawnearerdaha yakınاس سے کم تر۔ قریبadnā

9 And was at a distance of two bow lengths or nearer.

9 Araları iki yay aralığı kadar veya daha da yakın oldu.

9 Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.

9 تو دو کمان کے فاصلے پر یا اس سے بھی کم

9 یہاں تک کہ دو کمانوں کے برابر یا  اس سے کچھ کم فاصلہ رہ گیا۔ 1

فَأَوۡحَىٰٓ إِلَىٰ عَبۡدِهِۦ مَآ أَوۡحَىٰ ١٠

So he revealedsonra vahyettiتو اس نے وحی کیfa-awḥātokulunaطرفilāHis slaveاس کے بندے کیʿabdihiwhatvahyettiğiniجوhe revealedاس نے وحی کی۔ وحی پہنچائیawḥā

10 And he revealed to His Servant what he revealed.

10 Allah o anda kuluna vahyedeceğini etti.

10 (Allah), kuluna verdiği vahyi verdi.

10 پھر خدا نے اپنے بندے کی طرف جو بھیجا سو بھیجا

10 تب اس نے اللہ کے بندے کو وحی پہنچائی جو وحی بھی اسے پہنچانی تھی۔ 1

مَا كَذَبَ ٱلۡفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ ١١

Notyanılmadıنہیںliedجھوٹ بولاkadhabathe heartgönülدل نےl-fuāduwhatgördüğündeجوit sawاس نے دیکھاraā

11 The heart did not lie [about] what it saw.

11 Gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı.

11 Onun gördüğünü kalb(i) yalanlamadı.

11 جو کچھ انہوں نے دیکھا ان کے دل نے اس کو جھوٹ نہ مانا

11 نظر نے جو کچھ دیکھا، دل نےاس میں جھوٹ نہ ملایا۔ 1

أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ ١٢

Then will you dispute with himkuşku mu duyuyorsunuz?کیا پھر تم جھگڑتے ہو اس سےafatumārūnahuabouthakkındaاوپرʿalāwhatşeyاس کے جوhe sawonun gördüğüوہ دیکھتا ہےyarā

12 So will you dispute with him over what he saw?

12 Ey inkarcılar! Onun gördüğü şey hakkında kendisi ile tartışır mısınız?

12 Onun gördükleri hakkında şimdi kendisi ile tartışacak mısınız.

12 کیا جو کچھ وہ دیکھتے ہیں تم اس میں ان سے جھگڑتے ہو؟

12 اب کیا تم اُس چیز پر اُس سے جھگڑتے ہو جسے وہ آنکھوں سے دیکھتا ہے؟

وَلَقَدۡ رَءَاهُ نَزۡلَةً أُخۡرَىٰ ١٣

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadhe saw himonu görmüştüاس نے دیکھا اس کوraāhu(in) descentinişindeاترناnazlatananotherbaşka birایک مرتبہ پھرukh'rā

13 And he certainly saw him in another descent

13 And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

13 Andolsun onu bir kez daha görmüştü.

13 اور انہوں نے اس کو ایک بار بھی دیکھا ہے

13 اور ایک مرتبہ پھر اُس نے

عِندَ سِدۡرَةِ ٱلۡمُنتَهَىٰ ١٤

Nearyanındaپاسʿinda(the) Lote TreeSidretü'lسدرۃsid'rati(of) the utmost boundaryMüntehâ'nınالمنتہی کےl-muntahā

14 At the Lote Tree of the Utmost Boundary -

14 And olsun ki o, Cebrail'i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür.

14 Sidretü'lMüntehâ'nın yanında.

14 پرلی حد کی بیری کے پاس

14 سدرۃالمنتہیٰ کے پاس اُس کو دیکھا

عِندَهَا جَنَّةُ ٱلۡمَأۡوَىٰٓ ١٥

Near it(ki) onun yanındadırاس کے پاسʿindahā(is the) GardenCennet'ül (bahçe)جنتjannatu(of) AbodeMe'vâ (oturulacak)الماویٰ ہےl-mawā

15 Near it is the Garden of Refuge -

15 Orada Me'va cenneti vardır.

15 Ki Cennetü'lMe'vâ onun yanındadır.

15 اسی کے پاس رہنے کی جنت ہے

15 جہاں پاس ہی جنت الماوٰی ہے۔ 1

إِذۡ يَغۡشَى ٱلسِّدۡرَةَ مَا يَغۡشَىٰ ١٦

Whenhaniجبidhcoveredkaplıyorduچھا رہا تھاyaghshāthe Lote TreeSidre'yiسدرہ پرl-sid'ratawhatkaplayanجو کچھcoversچھا رہا تھاyaghshā

16 When there covered the Lote Tree that which covered [it].

16 Sidre'yi bürüyen bürüyordu.

16 Sidre'yi kaplayan kaplıyordu.

16 جب کہ اس بیری پر چھا رہا تھا جو چھا رہا تھا

16 اُس وقت سِدرہ پر چھا رہا تھا 1 جو کچھ کہ چھا رہا تھا

مَا زَاغَ ٱلۡبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ ١٧

Notşaşmadıنہیںswervedکجی کیzāghathe sightgöz(ü)نگاہ نےl-baṣaruand notveاور نہwamāit transgressedazmadıوہ حد سے بڑھیṭaghā

17 The sight [of the Prophet] did not swerve, nor did it transgress [its limit].

17 Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı.

17 (Peygamberin) gözü şaşmadı ve sınırı aşmadı.

17 ان کی آنکھ نہ تو اور طرف مائل ہوئی اور نہ (حد سے) آگے بڑھی

17 نگاہ نہ چُوندھیائی نہ حد سے متجاوز ہوئی 1

لَقَدۡ رَأَىٰ مِنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلۡكُبۡرَىٰٓ ١٨

Certainlyandolsunالبتہ تحقیقlaqadhe sawgördüاس نے دیکھیںraāofbazılarınıمیں سےmin(the) Signsayetlerindenنشانیوںāyāti(of) his LordRabbininاپنے رب کیrabbihithe Greatestbüyükبڑی بڑیl-kub'rā

18 He certainly saw of the greatest signs of his Lord.

18 And olsun ki Rabbinin varlığının büyük delillerini gördü.

18 Andolsun ki o, Rabbinin âyetlerinden en büyüğünü gördü.

18 انہوں نے اپنے پروردگار (کی قدرت) کی کتنی ہی بڑی بڑی نشانیاں دیکھیں

18 اور اس نے اپنے رب کی بڑی بڑی نشانیاں دیکھیں۔ 1

أَفَرَءَيۡتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلۡعُزَّىٰ ١٩

So have you seengördünüz mü?کیا پھر دیکھا تم نےafara-aytumuthe LatLatلات کوl-lātaand the Uzzave 'Uzza'yıاور عزی کوwal-ʿuzā

19 So have you considered al-Lat and al-'Uzza?

19 Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

19 Siz de gördünüz değil mi o Lât ve Uzza'yı?

19 بھلا تم لوگوں نے لات اور عزیٰ کو دیکھا

19 اب ذرا بتاؤ، تم نے کبھی اِس لات، اور اِس عزیٰ

وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلۡأُخۡرَىٰٓ ٢٠

And Manatve Menat'ı?اور منات کوwamanatathe thirdüçüncüsünüتیسریl-thālithatathe otherötekiایک اورl-ukh'rā

20 And Manat, the third - the other one?

20 Ey inkarcılar! Şimdi Lat, Uzza ve bundan başka üçüncüleri olan Menat'ın ne olduğunu söyler misiniz?

20 Ve üçüncü olarak da öteki (put) Menat'ı?

20 اور تیسرے منات کو (کہ یہ بت کہیں خدا ہوسکتے ہیں)

20 اور تیسری ایک اور دیوی مَنات کی حقیقت پر کچھ غور بھی کیا؟ 1

أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلۡأُنثَىٰ ٢١

Is for yousize midir?کیا تمہارے لیےalakumuthe maleerkekلڑکے ہیںl-dhakaruand for Himve O'naاور اس کے لیےwalahuthe femalekadınلڑکیاںl-unthā

21 Is the male for you and for Him the female?

21 Demek erkekler sizin, dişiler Allah'ın mı?

21 Size erkek O'na dişi öyle mi?

21 (مشرکو!) کیا تمہارے لئے تو بیٹے اور خدا کے لئے بیٹیاں

21 کیا بیٹے تمہارے لیے ہیں اور بیٹیاں خدا کے لیے؟ 1

تِلۡكَ إِذًا قِسۡمَةٌ ضِيزَىٰٓ ٢٢

Thisbuیہtil'katheno haldeتبidhan(is) a divisionbir taksimdirایک تقسیم ہےqis'matununfairinsafsızcaظلم کیḍīzā

22 That, then, is an unjust division.

22 Öyleyse bu haksız bir paylaşma;

22 Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim.

22 یہ تقسیم تو بہت بےانصافی کی ہے

22 یہ تو بڑی دھاندلی کی تقسیم ہوئی!

إِنۡ هِىَ إِلَّآ أَسۡمَآءٌ سَمَّيۡتُمُوهَآ أَنتُمۡ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلۡطَـٰنٍ‌ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهۡوَى ٱلۡأَنفُسُ‌ۖ وَلَقَدۡ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلۡهُدَىٰٓ ٢٣

Notdeğildirنہیںintheyonlarوہhiya(are) exceptbaşka bir şeyمگرillānamesisimler(den)کچھ نام ہیںasmāonyou have named themisimlendirdiğinizنام رکھے تم نے ان کےsammaytumūhāyousizinتم نےantumand your forefathersve babalarınızınاور تمہارے آباؤ اجداد نےwaābāukumnotindirmemiştirنہیںhas Allah sent downنازل کیanzalahas Allah sent downAllahاللہ نےl-lahufor itonlaraساتھ اس کےbihāanyhiçbirکوئیminauthoritygüçدلیلsul'ṭāninNothayırنہیںinthey followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتےyattabiʿūnaexceptancakمگرillāassumptionzannaگمان کیl-ẓanaand whatveاور جوwamādesirehevesineخواہش کرتے ہیںtahwāthe(ir) soulsnefislerinنفسl-anfusuAnd certainlyoysaاور البتہ تحقیقwalaqadhas come to themkendilerine gelmiştirآئی ان کے پاسjāahumfromtarafındanطرف سےmintheir LordRableriان کے رب کیrabbihimuthe guidanceyol göstericiہدایتl-hudā

23 They are not but [mere] names you have named them - you and your forefathers - for which Allah has sent down no authority. They follow not except assumption and what [their] souls desire, and there has already come to them from their Lord guidance.

23 Bunlar sizin ve babalarınızın taktığı adlardan başka bir şey değildir. Allah onları destekleyen bir delil indirmemiştir. Onlar sadece sanıya ve canlarının istediğine uymaktadırlar. Oysa onlara Rablerinden and olsun ki doğruluk rehberi gelmiştir.

23 Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığınız (boş) isimlerdir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmedi. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. Halbuki onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

23 وہ تو صرف نام ہی نام ہیں جو تم نے اور تمہارے باپ دادا نے گھڑ لئے ہیں۔ خدا نے تو ان کی کوئی سند نازل نہیں کی۔ یہ لوگ محض ظن (فاسد) اور خواہشات نفس کے پیچھے چل رہے ہیں۔ حالانکہ ان کے پروردگار کی طرف سے ان کے پاس ہدایت آچکی ہے

23 در اصل یہ کچھ نہیں ہیں مگر بس چند نام جو تم نے اور تمہارے باپ دادا نے رکھ لیے ہیں۔اللہ نے اِن کے لیے کوئی سند نازل نہیں کی۔ 1 حقیقت یہ ہے کہ لوگ محض وہم و گمان کی پیروی کر رہے ہیں اور خواہشاتِ نفس کے مُرید بنے ہوئے ہیں۔ 2 حالانکہ اُن کے رب کی طرف سے اُن کے پاس ہدایت آچکی ہے۔ 3

أَمۡ لِلۡإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ ٢٤

Oryoksaیاam(is) for maninsan için midir?انسان کے لیے ہےlil'insāniwhatherجوhe wishesarzu ettiğiوہ تمنا کرےtamannā

24 Or is there for man whatever he wishes?

24 Yoksa, her umduğu şey insanın mıdır?

24 Yoksa her arzu ettiği şey, insanın kendisinin mi (olacak) dir?

24 کیا جس چیز کی انسان آرزو کرتا ہے وہ اسے ضرور ملتی ہے

24 کیا انسان جو کچھ چاہے اس کے لیے وہی حق ہے؟1

فَلِلَّهِ ٱلۡأَخِرَةُ وَٱلۡأُولَىٰ ٢٥

But for AllahAllah'ındırتو اللہ کے لیے ہےfalillahi(is) the lastson (ahiret)پچھلیl-ākhiratuand the firstve ilk (dünya)اور پہلیwal-ūlā

25 Rather, to Allah belongs the Hereafter and the first [life].

25 Hayatın ilki de sonu da Allah'ındır.

25 Son da ilk de (ahiret de dünya da) Allah'ındır.

25 آخرت اور دنیا تو الله ہی کے ہاتھ میں ہے

25 دنیا اور آخرت کا مالک تو اللہ ہی ہے

۞وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ لَا تُغۡنِى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡــًٔا إِلَّا مِنۢ بَعۡدِ أَن يَأۡذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرۡضَىٰٓ ٢٦

And how manynicesi var kiاور کتنے ہیwakamofmelek(ler)denمیںmin(the) Angelsفرشتے ہیںmalakiningöklerdeمیںthe heavensآسمانوںl-samāwātinotişe yaramazنہwill availکام آئے گیtugh'nītheir intercessiononların şefa'atiان کی سفارشshafāʿatuhumanythinghiçbirکچھ بھیshayanexceptdışındaمگرillāaftersonrasıاس کےminafterبعد کہbaʿdi[that]izin vermesindenanAllah has given permissionاجازت دےyadhanaAllah has given permissionAllah'ınاللہl-lahufor whomkimseyeجس کے لیےlimanHe willsdilediğiچاہے اورyashāuand approvesve razı olduğuوہ راضی ہوجائےwayarḍā

26 And how many angels there are in the heavens whose intercession will not avail at all except [only] after Allah has permitted [it] to whom He wills and approves.

26 Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz.

26 Göklerde nice melek var ki Allah'ın dileyip razı olduğuna izin vermeden önce onların şefaatları hiç bir işe yaramaz.

26 اور آسمانوں میں بہت سے فرشتے ہیں جن کی سفارش کچھ بھی فائدہ نہیں دیتی مگر اس وقت کہ خدا جس کے لئے چاہے اجازت بخشے اور (سفارش) پسند کرے

26 آسمانوں میں کتنے ہی فرشتے موجود ہیں، اُن کی شفاعت کچھ بھی کام نہیں آسکتی جب تک کہ اللہ کسی ایسے شخص کے حق میں اس کی اجازت نہ دے جس کے لیے وہ کوئی عرضداشت سننا چاہے اور اس کو پسند کرے۔ 1

Surah 53 / An-Najm / The Star سورة النجم 527

سُورَةُ النجم

An-Najm / The Star  ◆  Meccan · 62 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the staryıldıza andolsunقسم ہے تارے کی wal-najmi whenzamanجب idhā it goes downaşağı kaydığıوہ گرا hawā١ Notsapmadıنہیں has strayedبھٹکا ḍalla your companionarkadaşınızساتھی تمہارا ṣāḥibukum and notveا ور نہ wamā has he erredazmadıوہ بہکا ghawā٢ And notveاور نہیں wamā he speaksO konuşmazوہ بولتا۔ بات کرتا yanṭiqu
fromhevadanسے ʿani the desireخواہش نفس l-hawā٣ Notdeğildirنہیں in itOوہ huwa (is) exceptbaşka bir şeyمگر illā a revelationvahiy(den)ایک وحی ہے waḥyun revealedkendisine vahyedilenجو وحی کی جاتی ہے yūḥā٤ Has taught himonu öğrettiسکھایا اس کو ʿallamahu the (one) mightymühtiş olanزبردست shadīdu (in) powerkuvvetleriقوت والے نے l-quwā٥
Possessor of soundnesssahibiصاحب dhū Possessor of soundnessüstün akılقوت ہے mirratin And he roseve doğrulduپھر پورا نظر آیا۔ سیدھا کھڑا ہوگیا۔ درست ہوگیا fa-is'tawā٦ While heo ikenاور وہ wahuwa (was) in the horizon ufuktaافق پر تھا bil-ufuqi the highestyüksekبالائی۔ اعلیٰ l-aʿlā٧ Thensonraپھر thumma he approachedyaklaştıقریب آیا danā and came downve sarktıپھر اتر آیا fatadallā٨
And waskaldıتو تھا اندازے سے fakāna (at) a distanceuzunluğu kadarبرابر qāba (of) two bow-(lengths)iki yayدو کمان کے qawsayni oryahutیا aw nearerdaha yakınاس سے کم تر۔ قریب adnā٩ So he revealedsonra vahyettiتو اس نے وحی کی fa-awḥā tokulunaطرف ilā His slaveاس کے بندے کی ʿabdihi whatvahyettiğiniجو he revealedاس نے وحی کی۔ وحی پہنچائی awḥā١٠
Notyanılmadıنہیں liedجھوٹ بولا kadhaba the heartgönülدل نے l-fuādu whatgördüğündeجو it sawاس نے دیکھا raā١١ Then will you dispute with himkuşku mu duyuyorsunuz?کیا پھر تم جھگڑتے ہو اس سے afatumārūnahu abouthakkındaاوپر ʿalā whatşeyاس کے جو he sawonun gördüğüوہ دیکھتا ہے yarā١٢ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad he saw himonu görmüştüاس نے دیکھا اس کو raāhu
(in) descentinişindeاترنا nazlatan anotherbaşka birایک مرتبہ پھر ukh'rā١٣ Nearyanındaپاس ʿinda (the) Lote TreeSidretü'lسدرۃ sid'rati (of) the utmost boundaryMüntehâ'nınالمنتہی کے l-muntahā١٤ Near it(ki) onun yanındadırاس کے پاس ʿindahā (is the) GardenCennet'ül (bahçe)جنت jannatu (of) AbodeMe'vâ (oturulacak)الماویٰ ہے l-mawā١٥
Whenhaniجب idh coveredkaplıyorduچھا رہا تھا yaghshā the Lote TreeSidre'yiسدرہ پر l-sid'rata whatkaplayanجو کچھ coversچھا رہا تھا yaghshā١٦ Notşaşmadıنہیں swervedکجی کی zāgha the sightgöz(ü)نگاہ نے l-baṣaru and notveاور نہ wamā it transgressedazmadıوہ حد سے بڑھی ṭaghā١٧ Certainlyandolsunالبتہ تحقیق laqad he sawgördüاس نے دیکھیں raā
ofbazılarınıمیں سے min (the) Signsayetlerindenنشانیوں āyāti (of) his LordRabbininاپنے رب کی rabbihi the Greatestbüyükبڑی بڑی l-kub'rā١٨ So have you seengördünüz mü?کیا پھر دیکھا تم نے afara-aytumu the LatLatلات کو l-lāta and the Uzzave 'Uzza'yıاور عزی کو wal-ʿuzā١٩ And Manatve Menat'ı?اور منات کو wamanata
the thirdüçüncüsünüتیسری l-thālithata the otherötekiایک اور l-ukh'rā٢٠ Is for yousize midir?کیا تمہارے لیے alakumu the maleerkekلڑکے ہیں l-dhakaru and for Himve O'naاور اس کے لیے walahu the femalekadınلڑکیاں l-unthā٢١ Thisbuیہ til'ka theno haldeتب idhan (is) a divisionbir taksimdirایک تقسیم ہے qis'matun
unfairinsafsızcaظلم کی ḍīzā٢٢ Notdeğildirنہیں in theyonlarوہ hiya (are) exceptbaşka bir şeyمگر illā namesisimler(den)کچھ نام ہیں asmāon you have named themisimlendirdiğinizنام رکھے تم نے ان کے sammaytumūhā yousizinتم نے antum and your forefathersve babalarınızınاور تمہارے آباؤ اجداد نے waābāukum notindirmemiştirنہیں has Allah sent downنازل کی anzala
has Allah sent downAllahاللہ نے l-lahu for itonlaraساتھ اس کے bihā anyhiçbirکوئی min authoritygüçدلیل sul'ṭānin Nothayırنہیں in they followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتے yattabiʿūna exceptancakمگر illā assumptionzannaگمان کی l-ẓana and whatveاور جو wamā desirehevesineخواہش کرتے ہیں tahwā the(ir) soulsnefislerinنفس l-anfusu
And certainlyoysaاور البتہ تحقیق walaqad has come to themkendilerine gelmiştirآئی ان کے پاس jāahum fromtarafındanطرف سے min their LordRableriان کے رب کی rabbihimu the guidanceyol göstericiہدایت l-hudā٢٣ Oryoksaیا am (is) for maninsan için midir?انسان کے لیے ہے lil'insāni whatherجو he wishesarzu ettiğiوہ تمنا کرے tamannā٢٤ But for AllahAllah'ındırتو اللہ کے لیے ہے falillahi
(is) the lastson (ahiret)پچھلی l-ākhiratu and the firstve ilk (dünya)اور پہلی wal-ūlā٢٥ And how manynicesi var kiاور کتنے ہی wakam ofmelek(ler)denمیں min (the) Angelsفرشتے ہیں malakin ingöklerdeمیں the heavensآسمانوں l-samāwāti notişe yaramazنہ will availکام آئے گی tugh'nī
their intercessiononların şefa'atiان کی سفارش shafāʿatuhum anythinghiçbirکچھ بھی shayan exceptdışındaمگر illā aftersonrasıاس کے min afterبعد کہ baʿdi [that]izin vermesinden an Allah has given permissionاجازت دے yadhana Allah has given permissionAllah'ınاللہ l-lahu for whomkimseyeجس کے لیے liman He willsdilediğiچاہے اور yashāu and approvesve razı olduğuوہ راضی ہوجائے wayarḍā٢٦
٥٢٧
‹ 525page 526 of the printed Mushaf527 ›