إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤۡمِنُونَ بِٱلۡأَخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلۡمَلَـٰٓئِكَةَ تَسۡمِيَةَ ٱلۡأُنثَىٰ ٢٧

Indeedşüphesizیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīna(do) notinanmayan(lar)نہیںbelieveجو ایمان لاتےyu'minūnain the Hereafterahireteآخرت پرbil-ākhiratisurely they nameadlandırıyorlarالبتہ وہ نام رکھتے ہیںlayusammūnathe Angelsmeleklereفرشتوں کےl-malāikataname(s)adlarınıنامtasmiyata(of) femaledişilerinعورتوں والےl-unthā

27 Indeed, those who do not believe in the Hereafter name the angels female names,

27 Doğrusu ahirete inanmayanlar, meleklere "dişi" adını takarlar.

27 Ahirete iman etmeyenler meleklere dişilerin adlarını takıp duruyorlar

27 جو لوگ آخرت پر ایمان نہیں لاتے وہ فرشتوں کو (خدا کی) لڑکیوں کے نام سے موسوم کرتے ہیں

27 مگر جو لوگ آخرت  کو نہیں مانتے وہ فرشتوں کو دیویوں کے ناموں سے موسوم کرتے ہیں ، 1

وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنۡ عِلۡمٍ‌ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ‌ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغۡنِى مِنَ ٱلۡحَقِّ شَيۡــًٔا ٢٨

And notve yokturاور نہیںwamāfor themonlarınان کے لیےlahumabout itbu husustaساتھ اس کےbihianyhiçbirکوئیminknowledgebilgileriعلمʿil'minNothayırنہیںinthey followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتےyattabiʿūnabutsadeceمگرillāassumptionzannaگمان کیl-ẓanaAnd indeedve elbetteاور بیشکwa-innathe assumptionzanگمانl-ẓana(does) notkazandırmazنہیںavailکام آتاyugh'nīagainstyanaسےminathe truthhak(tan)حقl-ḥaqianythinghiçbir şeyکچھ بھی۔ کوئی چیزshayan

28 And they have thereof no knowledge. They follow not except assumption, and indeed, assumption avails not against the truth at all.

28 Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

28 Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.

28 حالانکہ ان کو اس کی کچھ خبر نہیں۔ وہ صرف ظن پر چلتے ہیں۔ اور ظن یقین کے مقابلے میں کچھ کام نہیں آتا

28 حالانکہ اس معاملہ کا کوئی علم انہیں حاصل نہیں ہے، وہ محض گمان کی پیروی کر رہے ہیں، 1 اور گمان حق کی جگہ کچھ بھی کام نہیں دے سکتا

فَأَعۡرِضۡ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكۡرِنَا وَلَمۡ يُرِدۡ إِلَّا ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ٢٩

So turn awayo halde yüz çevirتو اعراض برتیئےfa-aʿriḍfromkimsedenاس سےʿan(him) whoجوmanturns awayyüz çevirenمنہ موڑےtawallāfrombizi anmaktanسےʿanOur Reminderہمارے ذکرdhik'rināand notveاور نہwalamhe desiresistemeyenچاہے وہyuridexceptbaşka bir şeyمگرillāthe lifehayatındanزندگیl-ḥayata(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yā

29 So turn away from whoever turns his back on Our message and desires not except the worldly life.

29 Bizi anmaktan yüz çevirenlere ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlere aldırma.

29 Onun için bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenlerden yüz çevir.

29 تو جو ہماری یاد سے روگردانی اور صرف دنیا ہی کی زندگی کا خواہاں ہو اس سے تم بھی منہ پھیر لو

29 پس اے نبیؐ ، جو شخص ہمارے ذکر سےمنہ پھیرتا ہے، 1 اور دنیا کی زندگی کے سوا جسے کچھ مطلوب نہیں ہے، اسے  اس کے حال پر چھوڑدو2

ذٰلِكَ مَبۡلَغُهُم مِّنَ ٱلۡعِلۡمِ‌ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱهۡتَدَىٰ ٣٠

Thatişte budurیہیdhālika(is) their sumonların erişebilecekleriان کی انتہا ہےmablaghuhumofbilgidenسےminaknowledgeعلم میںl-ʿil'miIndeedşüphesizبیشکinnayour LordRabbinرب تیراrabbaka(is) He (Who)Oوہhuwaknows bestiyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamu(he) whokimseyiاس کو جوbimanstrayssapanبھٹک گیاḍallafromyolundanسےʿanHis Pathاس کے راستےsabīlihiand Heve Oاور وہwahuwaknows bestiyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamu(he) whokimseyiاس کوbimaniis guidedyola gelenجو ہدایت پا گیاih'tadā

30 That is their sum of knowledge. Indeed, your Lord is most knowing of who strays from His way, and He is most knowing of who is guided.

30 Bu onların ulaştıkları bilginin seviyesini gösterir. Doğrusu Rabbin yolundan sapmış olanı pek iyi bilir, doğru yolda olanı da çok iyi bilir.

30 İşte onların ilimden erişebilecekleri (son sınır) budur. Şüphesiz, Rabbin, yolundan sapanı da iyi bilir; O, hidayette olanı da iyi bilir.

30 ان کے علم کی انتہا یہی ہے۔ تمہارا پروردگار اس کو بھی خوب جانتا ہے جو اس کے رستے سے بھٹک گیا اور اس سے بھی خوب واقف ہے جو رستے پر چلا

30 1 اِن لوگوں کا مبلغ علم بس یہی کچھ ہے، 2 یہ بات تیرا رب ہی زیادہ جانتا ہے کہ اُس کے راستے سے کون بھٹک گیا ہے اور کون سیدھے راستے پر ہے

وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ لِيَجۡزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـــُٔواۡ بِمَا عَمِلُواۡ وَيَجۡزِىَ ٱلَّذِينَ أَحۡسَنُواۡ بِٱلۡحُسۡنَى ٣١

And for AllahAllah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہےwalillahi(is) whateverherşeyجو کچھ(is) inbulunanمیں ہےthe heavensgöklerdeآسمانوںl-samāwātiand whateverve ne varsaاور جو کچھwamā(is) inbulunanمیں ہےthe earthyerdeزمینl-arḍithat He may recompensecezalandırsın diyeتاکہ بدلہ دےliyajziyathose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnado evilkötülük eden(leri)جنہوں نے برا کیاasāūwith whatyaptıklarıyleساتھ اس کے جوbimāthey have doneانہوں نے کام کیےʿamilūand recompenseve mükafatlandırsın diyeاور جزا دےwayajziyathose whokimseleriان لوگوں کوalladhīnado goodgüzel davranan(ları)جنہوں نے اچھا کیاaḥsanūwith the bestgüzellikleساتھ بھلائی کےbil-ḥus'nā

31 And to Allah belongs whatever is in the heavens and whatever is in the earth - that He may recompense those who do evil with [the penalty of] what they have done and recompense those who do good with the best [reward] -

31 Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

31 Göklerde ve yerde bulunanlar hep Allah'ındır. Akıbet (sonuçta) kötülük yapanları yaptıkları ile cezalandıracak, güzel davrananları da daha güzeliyle mükafatlandıracaktır.

31 اور جو کچھ آسمانوں میں ہے اور جو کچھ زمین میں ہے سب خدا ہی کا ہے (اور اس نے خلقت کو) اس لئے (پیدا کیا ہے) کہ جن لوگوں نے برے کام کئے ان کو ان کے اعمال کا (برا) بدلا دے اور جنہوں نے نیکیاں کیں ان کو نیک بدلہ دے

31 اور زمین اور آسمانوں کی ہر چیز کا مالک اللہ ہی ہے 1۔۔۔۔ 2 تاکہ اللہ بُرائی کرنے والوں کو اُن کے عمل کا بدلہ دے اور اُن لوگوں کو اچھی جزا سے نوازے جنہوں نے نیک رویّہ اختیار کیا ہے

ٱلَّذِينَ يَجۡتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلۡإِثۡمِ وَٱلۡفَوٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ‌ۚ إِنَّ رَبَّكَ وٰسِعُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ‌ۚ هُوَ أَعۡلَمُ بِكُمۡ إِذۡ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ وَإِذۡ أَنتُمۡ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمۡ‌ۖ فَلَا تُزَكُّوٓاۡ أَنفُسَكُمۡ‌ۖ هُوَ أَعۡلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ ٣٢

Those whoki onlarوہ لوگalladhīnaavoidkaçınırlarجو اجتناب برتتے ہیںyajtanibūnagreatbüyüklerindenبڑے سےkabāirasinsgünahınگناہوںl-ith'miand the immoralitiesve çirkin işlerdenاور بےحیائی کی باتوں سےwal-fawāḥishaexceptdışındaمگرillāthe small faultsküçük hatalarچھوٹے گناہl-lamamaindeedşüphesizبیشکinnayour LordRabbininرب تیراrabbaka(is) vastgeniştirوسیعwāsiʿu(in) forgivenessaffıمغفرت والا ہےl-maghfiratiHeOوہhuwa(is) most knowing about youdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamu(is) most knowing about yousiziتم کوbikumwhenzamanجبidhHe produced yousizi inşa ettiğiاس نے پیدا کیا تم کوansha-akumfromtopraktanسےminathe earthزمینl-arḍiand whenve zamanاور جبwa-idhyou (were)sizتمantumfetusescenin halinde ikenناپختہ بچے تھےajinnatuninkarınlarındaمیں(the) wombsپیٹوں کےbuṭūni(of) your mothersannelerinizinاپنی ماؤںummahātikumSo (do) notartıkپس نہfalāascribe purityövüp yüceltmeyinتم پاک ٹھہراؤtuzakkū(to) yourselveskendiniziاپنے نفسوں کوanfusakumHeOوہhuwaknows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہےaʿlamu(he) whokimseyiاس کو جوbimanifearskorunanتقوی اختیار کرےittaqā

32 Those who avoid the major sins and immoralities, only [committing] slight ones. Indeed, your Lord is vast in forgiveness. He was most knowing of you when He produced you from the earth and when you were fetuses in the wombs of your mothers. So do not claim yourselves to be pure; He is most knowing of who fears Him.

32 Göklerde olanlar ve yerde olanlar Allah'ındır ki O, kötülük yapanlara işlerinin karşılığını verir; iyi davrananlara, ufak tefek kabahatleri bir yana büyük günahlardan ve hayasızlıklardan kaçınanlara işlediklerinden daha iyisiyle karşılığını verir. Doğrusu Rabbinin bağışı boldur. Sizi yerden var ederken ve siz annelerinizin karınlarında cenin halinde iken sizleri çok iyi bilen O'dur. Kendinizi temize çıkarmayın. O, sakınanı çok iyi bilir.

32 Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar, yalnız bazı küçük kusurlar hariç. Şüphesiz Rabbinin affı geniştir. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin karınlarında bulunduğunuz sırada, sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.

32 جو صغیرہ گناہوں کے سوا بڑے بڑے گناہوں اور بےحیائی کی باتوں سے اجتناب کرتے ہیں۔ بےشک تمہارا پروردگار بڑی بخشش والا ہے۔ وہ تم کو خوب جانتا ہے۔ جب اس نے تم کو مٹی سے پیدا کیا اور جب تم اپنی ماؤں کے پیٹ میں بچّے تھے۔ تو اپنے آپ کو پاک صاف نہ جتاؤ۔ جو پرہیزگار ہے وہ اس سے خوب واقف ہے

32 جو بڑے بڑے گناہوں 1 اور کھلے کھلے قبیح افعال 2 سے پرہیز کرتے ہیں، اِلّا یہ کہ کچھ قصور اُن سے سرزد ہوجائے۔ 3 بِلاشبہ تیرے رب کا دامنِ مغفرت بہت وسیع ہے۔ 4 وہ تمہیں اُس وقت سےخوب جانتا ہے جب اس نے زمین سے تمہیں پیدا کیا اور جب تم اپنی ماؤں کے پیٹوں میں ابھی جَنین ہی تھے۔ پس اپنے نفس کی پاکی کے دعوے نہ کرو، وہی بہتر جانتا ہے کہ واقعی متقی کون ہے

أَفَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ ٣٣

Did you seegördün mü?کیا بھلا دیکھا تم نےafara-aytathe one whokimseyiاس شخص کو جوalladhīturned awayarkasını dönenمنہ موڑ گیاtawallā

33 Have you seen the one who turned away

33 Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

33 Şimdi gördün mü O yüz çevireni?

33 بھلا تم نے اس شخص کو دیکھا جس نے منہ پھیر لیا

33 پھر اے نبیؐ، تم نے اُس شخص کو بھی دیکھا جو راہ خدا سے پھر گیا

وَأَعۡطَىٰ قَلِيلاً وَأَكۡدَىٰٓ ٣٤

And gaveve vereniاور اس نے دیاwa-aʿṭāa littleazıcıkتھوڑا ساqalīlanand withheldve gerisini elinde tutanıاور بند کردیاwa-akdā

34 And gave a little and [then] refrained?

34 Yüz çevireni ve malından biraz verip sonra vermemekte direneni gördün mü?"

34 Azıcık verip (sonra vermemekte) direneni?

34 اور تھوڑا سا دیا (پھر) ہاتھ روک لیا

34 اور تھوڑا سا دے کر رُک گیا۔ 1

أَعِندَهُۥ عِلۡمُ ٱلۡغَيۡبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ ٣٥

Is with himkendi yanında mı?کیا اس کے پاسaʿindahu(the) knowledgebilgisiعلمʿil'mu(of) the unseengayb'ınغیب ہےl-ghaybiso heve o (mu?)تو وہfahuwaseesgörüyorدیکھ رہا ہےyarā

35 Does he have knowledge of the unseen, so he sees?

35 Görülmeyenin ilmi yanında da o mu görüyor?

35 Gaybın bilgisi kendi yanındadır da, o mu görüyor?

35 کیا اس کے پاس غیب کا علم ہے کہ وہ اس کو دیکھ رہا ہے

35 کیا اس کے پاس غیب کا علم ہے کہ وہ حقیقت کو دیکھ رہا ہے؟ 1

أَمۡ لَمۡ يُنَبَّأۡ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ ٣٦

Oryoksaیاamnothaber verilmedi mi?نہیںlamhe was informedخبر دیا گیا۔ آگاہ کیا گیاyunabbawith whatbulunanساتھ اس کے جوbimā(was) insahifelerindeمیں ہے(the) Scripturesصحیفوںṣuḥufi(of) MusaMusa'nınموسیٰ کےmūsā

36 Or has he not been informed of what was in the scriptures of Moses

36 Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

36 Yoksa haber verilmedi mi Musa'nın sahifelerinde yazılı olanlar?

36 کیا جو باتیں موسیٰ کے صحیفوں میں ہیں ان کی اس کو خبر نہیں پہنچی

36 کیا اُسے اُن باتوں کی کوئی خبر نہیں پہنچی جو موسیٰؑ کے صحیفوں

وَإِبۡرٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ ٣٧

And Ibrahimve İbrahim'inاور ابراہیمwa-ib'rāhīmawhokiجس نےalladhīfulfilledçok vefalıdırوفا کیwaffā

37 And [of] Abraham, who fulfilled [his obligations] -

37 Yoksa Musa'nın ve sözünü yerine getiren İbrahim'in kitablarında olanlar kendisine bildirilmedi mi ki?

37 Ve çok vefakâr olan İbrahim'in sahifelerindekiler?

37 اور ابراہیمؑ کی جنہوں نے (حق طاعت ورسالت) پورا کیا

37 اور اُس ابراہیمؑ کے صحیفوں میں بیان ہوئی ہیں جس نے وفا کا حق ادا کر دیا؟ 1

أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزۡرَ أُخۡرَىٰ ٣٨

That notyüklenmezکہ نہیںallāwill bearبوجھ اٹھائے گاtazirua bearer of burdenshiçbir günahkarکوئی بوجھ اٹھانے والاwāziratun(the) burden(günah) yükünüبوجھwiz'ra(of) anotherbaşkasınınکسی دوسرے کاukh'rā

38 That no bearer of burdens will bear the burden of another

38 Hiç bir günahkar başkasının günah yükünü yüklenmez;

38 Ki hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenmez.

38 یہ کہ کوئی شخص دوسرے (کے گناہ) کا بوجھ نہیں اٹھائے گا

38 ”یہ کہ کوئی بوجھ اٹھا نے والا دوسرے کا بوجھ نہیں اٹھائے گا، 1

وَأَن لَّيۡسَ لِلۡإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ ٣٩

And thatveاور یہ کہwa-anis notyokturنہیںlaysafor maninsanaانسان کے لیےlil'insāniexceptbaşka bir şeyمگرillāwhatçalışmasındanجوhe strives (for)اس نے کوشش کیsaʿā

39 And that there is not for man except that [good] for which he strives

39 İnsan ancak çalıştığına erişir.

39 Doğrusu insana çalışmasından başka bir şey yoktur.

39 اور یہ کہ انسان کو وہی ملتا ہے جس کی وہ کوشش کرتا ہے

39 اور یہ کہ انسان کے لیے کچھ نہیں ہے مگر وہ جس کی اس نے سعی کی ہے، 1

وَأَنَّ سَعۡيَهُۥ سَوۡفَ يُرَىٰ ٤٠

And thatve muhakkakاور یہ کہwa-annahis strivingonun çalışmasıاس کی کوششsaʿyahuwill soonyakındaعنقریبsawfabe seengörülecektirدیکھی جائے گیyurā

40 And that his effort is going to be seen -

40 Onun çalışması şüphesiz görülecektir.

40 Ve çalışması da yakında görülecektir.

40 اور یہ کہ اس کی کوشش دیکھی جائے گی

40 اور یہ کہ اس  کی سعی عنقریب دیکھی جائے گی 1

ثُمَّ يُجۡزَىٰهُ ٱلۡجَزَآءَ ٱلۡأَوۡفَىٰ ٤١

Thensonraپھرthummahe will be recompensed for itona verilecektirبدلہ دیا جائے گا اس کوyuj'zāhuthe recompensekarşılığıبدلہl-jazāathe fullesttastamamپورا پوراl-awfā

41 Then he will be recompensed for it with the fullest recompense

41 Sonra ona karşılığı eksiksiz verilecektir.

41 Sonra ona karşılığı tastamam verilecektir.

41 پھر اس کو اس کا پورا پورا بدلا دیا جائے گا

41 اور اس کی پوری جزا اسے دی جائے گی

وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلۡمُنتَهَىٰ ٤٢

And thatve sonundaاور بیشکwa-annatosenin Rabbineطرفilāyour Lordتیرے رب کیrabbika(is) the final goalvarılacaktırپہنچنا ہے۔ انتہا ہےl-muntahā

42 And that to your Lord is the finality

42 Doğrusu son varış Rabbinedir.

42 Ve şüphesiz en son varış, Rabbinedir.

42 اور یہ کہ تمہارے پروردگار ہی کے پاس پہنچنا ہے

42 اور یہ کہ آخر کار پہنچنا تیرے رب ہی کے پاس ہے

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضۡحَكَ وَأَبۡكَىٰ ٤٣

And that Heve şüphesiz Oاور بیشک اس نےwa-annahu[He]O'durوہی ہےhuwamakes (one) laughgüldürenجس نے ہنسایاaḍḥakaand makes (one) weepve ağlatanاور رلایاwa-abkā

43 And that it is He who makes [one] laugh and weep

43 Doğrusu, güldüren de ağlatan da O'dur.

43 Doğrusu güldüren de ağlatan da O'dur.

43 اور یہ کہ وہ ہنساتا اور رلاتا ہے

43 اور یہ کہ اُسی نے ہنسایا اور اُسی نے رلایا،1

وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحۡيَا ٤٤

And that Heve şüphesiz Oاور بیشک وہwa-annahu[He]O'durوہی ہےhuwacauses deathöldürenجس نے موت دیamātaand gives lifeve yaşatanاور زندہ کیاwa-aḥyā

44 And that it is He who causes death and gives life

44 Doğrusu dirilten de öldüren de O'dur.

44 Öldüren de dirilten de O'dur.

44 اور یہ کہ وہی مارتا اور جلاتا ہے

44 اور یہ کہ اُسی نے موت دی اور اُسی نے زندگی بخشی

Surah 53 / An-Najm / The Star سورة النجم 528
Indeedşüphesizیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna (do) notinanmayan(lar)نہیں believeجو ایمان لاتے yu'minūna in the Hereafterahireteآخرت پر bil-ākhirati surely they nameadlandırıyorlarالبتہ وہ نام رکھتے ہیں layusammūna the Angelsmeleklereفرشتوں کے l-malāikata name(s)adlarınıنام tasmiyata (of) femaledişilerinعورتوں والے l-unthā٢٧
And notve yokturاور نہیں wamā for themonlarınان کے لیے lahum about itbu husustaساتھ اس کے bihi anyhiçbirکوئی min knowledgebilgileriعلم ʿil'min Nothayırنہیں in they followonlar uyuyorlarوہ پیروی کرتے yattabiʿūna butsadeceمگر illā assumptionzannaگمان کی l-ẓana And indeedve elbetteاور بیشک wa-inna the assumptionzanگمان l-ẓana (does) notkazandırmazنہیں availکام آتا yugh'nī againstyanaسے mina
the truthhak(tan)حق l-ḥaqi anythinghiçbir şeyکچھ بھی۔ کوئی چیز shayan٢٨ So turn awayo halde yüz çevirتو اعراض برتیئے fa-aʿriḍ fromkimsedenاس سے ʿan (him) whoجو man turns awayyüz çevirenمنہ موڑے tawallā frombizi anmaktanسے ʿan Our Reminderہمارے ذکر dhik'rinā and notveاور نہ walam he desiresistemeyenچاہے وہ yurid exceptbaşka bir şeyمگر illā the lifehayatındanزندگی l-ḥayata
(of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā٢٩ Thatişte budurیہی dhālika (is) their sumonların erişebilecekleriان کی انتہا ہے mablaghuhum ofbilgidenسے mina knowledgeعلم میں l-ʿil'mi Indeedşüphesizبیشک inna your LordRabbinرب تیرا rabbaka (is) He (Who)Oوہ huwa knows bestiyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu (he) whokimseyiاس کو جو biman strayssapanبھٹک گیا ḍalla fromyolundanسے ʿan
His Pathاس کے راستے sabīlihi and Heve Oاور وہ wahuwa knows bestiyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu (he) whokimseyiاس کو bimani is guidedyola gelenجو ہدایت پا گیا ih'tadā٣٠ And for AllahAllah'ındırاور اللہ ہی کے لیے ہے walillahi (is) whateverherşeyجو کچھ (is) inbulunanمیں ہے the heavensgöklerdeآسمانوں l-samāwāti and whateverve ne varsaاور جو کچھ wamā
(is) inbulunanمیں ہے the earthyerdeزمین l-arḍi that He may recompensecezalandırsın diyeتاکہ بدلہ دے liyajziya those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna do evilkötülük eden(leri)جنہوں نے برا کیا asāū with whatyaptıklarıyleساتھ اس کے جو bimā they have doneانہوں نے کام کیے ʿamilū and recompenseve mükafatlandırsın diyeاور جزا دے wayajziya those whokimseleriان لوگوں کو alladhīna do goodgüzel davranan(ları)جنہوں نے اچھا کیا aḥsanū
with the bestgüzellikleساتھ بھلائی کے bil-ḥus'nā٣١ Those whoki onlarوہ لوگ alladhīna avoidkaçınırlarجو اجتناب برتتے ہیں yajtanibūna greatbüyüklerindenبڑے سے kabāira sinsgünahınگناہوں l-ith'mi and the immoralitiesve çirkin işlerdenاور بےحیائی کی باتوں سے wal-fawāḥisha exceptdışındaمگر illā the small faultsküçük hatalarچھوٹے گناہ l-lamama
indeedşüphesizبیشک inna your LordRabbininرب تیرا rabbaka (is) vastgeniştirوسیع wāsiʿu (in) forgivenessaffıمغفرت والا ہے l-maghfirati HeOوہ huwa (is) most knowing about youdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu (is) most knowing about yousiziتم کو bikum whenzamanجب idh He produced yousizi inşa ettiğiاس نے پیدا کیا تم کو ansha-akum fromtopraktanسے mina the earthزمین l-arḍi
and whenve zamanاور جب wa-idh you (were)sizتم antum fetusescenin halinde ikenناپختہ بچے تھے ajinnatun inkarınlarındaمیں (the) wombsپیٹوں کے buṭūni (of) your mothersannelerinizinاپنی ماؤں ummahātikum So (do) notartıkپس نہ falā ascribe purityövüp yüceltmeyinتم پاک ٹھہراؤ tuzakkū (to) yourselveskendiniziاپنے نفسوں کو anfusakum HeOوہ huwa knows bestdaha iyi bilirزیادہ جانتا ہے aʿlamu
(he) whokimseyiاس کو جو bimani fearskorunanتقوی اختیار کرے ittaqā٣٢ Did you seegördün mü?کیا بھلا دیکھا تم نے afara-ayta the one whokimseyiاس شخص کو جو alladhī turned awayarkasını dönenمنہ موڑ گیا tawallā٣٣ And gaveve vereniاور اس نے دیا wa-aʿṭā a littleazıcıkتھوڑا سا qalīlan and withheldve gerisini elinde tutanıاور بند کردیا wa-akdā
٣٤ Is with himkendi yanında mı?کیا اس کے پاس aʿindahu (the) knowledgebilgisiعلم ʿil'mu (of) the unseengayb'ınغیب ہے l-ghaybi so heve o (mu?)تو وہ fahuwa seesgörüyorدیکھ رہا ہے yarā٣٥ Oryoksaیا am nothaber verilmedi mi?نہیں lam he was informedخبر دیا گیا۔ آگاہ کیا گیا yunabba with whatbulunanساتھ اس کے جو bimā (was) insahifelerindeمیں ہے (the) Scripturesصحیفوں ṣuḥufi
(of) MusaMusa'nınموسیٰ کے mūsā٣٦ And Ibrahimve İbrahim'inاور ابراہیم wa-ib'rāhīma whokiجس نے alladhī fulfilledçok vefalıdırوفا کی waffā٣٧ That notyüklenmezکہ نہیں allā will bearبوجھ اٹھائے گا taziru a bearer of burdenshiçbir günahkarکوئی بوجھ اٹھانے والا wāziratun (the) burden(günah) yükünüبوجھ wiz'ra (of) anotherbaşkasınınکسی دوسرے کا ukh'rā
٣٨ And thatveاور یہ کہ wa-an is notyokturنہیں laysa for maninsanaانسان کے لیے lil'insāni exceptbaşka bir şeyمگر illā whatçalışmasındanجو he strives (for)اس نے کوشش کی saʿā٣٩ And thatve muhakkakاور یہ کہ wa-anna his strivingonun çalışmasıاس کی کوشش saʿyahu will soonyakındaعنقریب sawfa
be seengörülecektirدیکھی جائے گی yurā٤٠ Thensonraپھر thumma he will be recompensed for itona verilecektirبدلہ دیا جائے گا اس کو yuj'zāhu the recompensekarşılığıبدلہ l-jazāa the fullesttastamamپورا پورا l-awfā٤١ And thatve sonundaاور بیشک wa-anna tosenin Rabbineطرف ilā your Lordتیرے رب کی rabbika (is) the final goalvarılacaktırپہنچنا ہے۔ انتہا ہے l-muntahā
٤٢ And that Heve şüphesiz Oاور بیشک اس نے wa-annahu [He]O'durوہی ہے huwa makes (one) laughgüldürenجس نے ہنسایا aḍḥaka and makes (one) weepve ağlatanاور رلایا wa-abkā٤٣ And that Heve şüphesiz Oاور بیشک وہ wa-annahu [He]O'durوہی ہے huwa causes deathöldürenجس نے موت دی amāta and gives lifeve yaşatanاور زندہ کیا wa-aḥyā٤٤
٥٢٨
‹ 526page 527 of the printed Mushaf528 ›