خُشَّعًا أَبۡصَـٰرُهُمۡ يَخۡرُجُونَ مِنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ كَأَنَّهُمۡ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ ٧

(Will be) humbledkorkarakجھکی ہوئی ہوں گیkhushaʿantheir eyesgözleriان کی نگاہیںabṣāruhumthey will come forthçıkarlarنکلیں گےyakhrujūnafromkabirlerdenسےminathe gravesقبروںl-ajdāthias if they (were)tıpkı gibidirlerگویا کہ وہka-annahumlocustsçekirgelerٹڈیاں ہیںjarādunspreadingyayılanپھیلی ہوئیںmuntashirun

7 Their eyes humbled, they will emerge from the graves as if they were locusts spreading,

7 Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.

7 Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.

7 تو آنکھیں نیچی کئے ہوئے قبروں سے نکل پڑیں گے گویا بکھری ہوئی ٹڈیاں

7 لوگ سہمی ہوئی نگاہوں کے ساتھ 1 اپنی قبروں سے 2 اِس طرح نکلیں گے  گویا وہ بکھری ہوئی ٹِڈیاں ہیں

مُّهۡطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ‌ۖ يَقُولُ ٱلۡكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا يَوۡمٌ عَسِرٌ ٨

Racing aheadkoşarlarkenدوڑنے والے ہیںmuh'ṭiʿīnatowardsdoğruطرفilāthe callerçağıranaپکارنے والے کےl-dāʿiWill sayderlerکہیں گےyaqūluthe disbelieverskafirlerکافرl-kāfirūnaThisbuیہhādhā(is) a Daybir gündürدن ہےyawmundifficultçetin;سختʿasirun

8 Racing ahead toward the Caller. The disbelievers will say, "This is a difficult Day."

8 Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.

8 O çağırana koşarak, kâfirler: "Bu çetin bir gündür." derler.

8 اس بلانے والے کی طرف دوڑتے جاتے ہوں گے۔ کافر کہیں گے یہ دن بڑا سخت ہے

8 پکارنے والے کی طرف دوڑے جا رہے ہوں گے اور وہی منکرین (جو دنیا میں اس کا انکار کرتے تھے) اُس وقت کہیں گے کہ یہ دن تو بڑا کٹھن ہے

۞كَذَّبَتۡ قَبۡلَهُمۡ قَوۡمُ نُوحٍ فَكَذَّبُواۡ عَبۡدَنَا وَقَالُواۡ مَجۡنُونٌ وَٱزۡدُجِرَ ٩

Deniedyalanlamıştıجھٹلایاkadhabatbefore themonlardan önceان سے پہلےqablahum(the) peoplekavmiقومqawmu(of) NuhNuh'unنوح نےnūḥinand they deniedyalanladılarتو انہوں نے جھٹلایاfakadhabūOur slavekulumuzuہمارے بندے کوʿabdanāand saidve dedilerاور انہوں نے کہاwaqālūA madmancinlenmiştirمجنون ہےmajnūnunand he was repelledve o menedildiاور ڈانٹا گیا۔ خوب دھمکی دیا گیاwa-uz'dujira

9 The people of Noah denied before them, and they denied Our servant and said, "A madman," and he was repelled.

9 Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.

9 Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.

9 ان سے پہلے نوحؑ کی قوم نے بھی تکذیب کی تھی تو انہوں نے ہمارے بندے کو جھٹلایا اور کہا کہ دیوانہ ہے اور انہیں ڈانٹا بھی

9 اِن سے پہلے نوحؑ کی قوم جھٹلا چکی ہے۔ 1 اُنہوں نے ہمارے بندے کو جھوٹا قرار دیا اور کہا کہ یہ دیوانہ ہے، اور وہ بری طرح جِھڑکا گیا۔ 2

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغۡلُوبٌ فَٱنتَصِرۡ ١٠

So he calledbunun üzerine yalvardıتو اس نے پکاراfadaʿāhis LordRabbineاپنے رب کوrabbahuI ambenبیشک میںannīone overpoweredyenik düştümمغلوب ہوںmaghlūbunso helpyardım etپس بدلہ لے۔ انتقام لےfa-intaṣir

10 So he invoked his Lord, "Indeed, I am overpowered, so help."

10 O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.

10 Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.

10 تو انہوں نے اپنے پروردگار سے دعا کی کہ (بار الٓہا) میں (ان کے مقابلے میں) کمزور ہوں تو (ان سے) بدلہ لے

10 آخر کار اُس نے اپنے رب کو پکارا کہ "میں مغلوب ہو چکا، اب تو اِن سے انتقام لے"

فَفَتَحۡنَآ أَبۡوٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنۡهَمِرٍ ١١

So We openedbiz de açtıkتو کھول دیئے ہم نےfafataḥnā(the) gateskapılarınıدروازےabwāba(of) heavengöğünآسمان کےl-samāiwith waterbir su ileساتھ ایک پانی کےbimāinpouring downboşalanبرسن ے والاmun'hamirin

11 Then We opened the gates of the heaven with rain pouring down

11 Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.

11 Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.

11 پس ہم نے زور کے مینہ سے آسمان کے دہانے کھول دیئے

11 تب ہم نے موسلادھار بارش سے آسمان کے دروازے کھول دیے اور زمین کو پھاڑ کر چشموں میں تبدیل کر دیا، 1

وَفَجَّرۡنَا ٱلۡأَرۡضَ عُيُونًا فَٱلۡتَقَى ٱلۡمَآءُ عَلَىٰٓ أَمۡرٍ قَدۡ قُدِرَ ١٢

And We caused to burstve fışkırttıkاور پھاڑ دیا ہم نےwafajjarnāthe earthyeriزمین کوl-arḍa(with) springskaynaklar halindeچشموں میںʿuyūnanso metsonra birleştiپس مل گیاfal-taqāthe water(s)su(ları)پانیl-māuforiçinپرʿalāa matterbir işایک حکمamrinalreadytakdir edilmişتحقیقqadpredestinedجس کا اندازہ کیا گیا تھا۔ جو مقدر ہوچکا تھاqudira

12 And caused the earth to burst with springs, and the waters met for a matter already predestined.

12 Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.

12 Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

12 اور زمین میں چشمے جاری کردیئے تو پانی ایک کام کے لئے جو مقدر ہوچکا تھا جمع ہوگیا

12 اور یہ سارا پانی اُس کام کو پورا کرنے لیے مل گیا جو مقدر ہو چکا تھا

وَحَمَلۡنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلۡوٰحٍ وَدُسُرٍ ١٣

And We carried himOnu (Nuh'u) taşıdıkاور اٹھایا ہم نے اس کو۔ سوار کیا ہم نے اس کوwaḥamalnāhuonüzerindeاوپرʿalā(ark) made of planks(yapılanın)والی کےdhāti(ark) made of plankstahtalarlaتختوںalwāḥinand nailsve çivilerleاور میخوں والی کےwadusurin

13 And We carried him on a [construction of] planks and nails,

13 Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.

13 Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.

13 اور ہم نے نوحؑ کو ایک کشتی پر جو تختوں اور میخوں سے تیار کی گئی تھی سوار کرلیا

13 اور نوح ؑ کو ہم نے ایک تختوں اور کیلوں والی 1 پر سوار کر دیا

تَجۡرِى بِأَعۡيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ ١٤

Sailingakıp gidiyorduچل رہی تھیtajrībefore Our eyesgözlerimizin önündeہماری نگاہوں کے سامنے۔ ساتھbi-aʿyunināa rewardbir mükafat olmak üzereبدلہ تھاjazāanfor (he) whokimseyeاس کے لیے جوlimanwasedilenتھاkānadeniednankörlükانکار کیا گیا۔ کفر کیا گیاkufira

14 Sailing under Our observation as reward for he who had been denied.

14 Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.

14 Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

14 وہ ہماری آنکھوں کے سامنے چلتی تھی۔ (یہ سب کچھ) اس شخص کے انتقام کے لئے (کیا گیا) جس کو کافر مانتے نہ تھے

14 جو ہماری نگرانی میں چل رہی تھی۔ یہ تھا بدلہ اُس شخص کی خاطر جس کی ناقدری  کی گئی تھی۔ 1

وَلَقَد تَّرَكۡنَـٰهَآ ءَايَةً فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ١٥

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe left itonu bıraktıkچھوڑ دیا ہم نے اس کوtaraknāhā(as) a Signbir ibret olarakایک نشانی کے طور پرāyatanso is (there)yok mudur?تو کیا ہےfahalanyhiçکوئیminwho will receive admonitionibret alanنصیحت حاصل کرنے والاmuddakirin

15 And We left it as a sign, so is there any who will remember?

15 And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?

15 Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?

15 اور ہم نے اس کو ایک عبرت بنا چھوڑا تو کوئی ہے کہ سوچے سمجھے؟

15 اُس کشتی کو ہم نے ایک نشانی بنا کر چھوڑ دی 1 ا، پھر کوئی ہے نصیحت قبول کرنے والا؟

فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ١٦

So hownasılتو کس طرحfakayfawasimişتھاkānaMy punishmentbenim azabımعذاب میراʿadhābīand My warningsve uyarılarımاور ڈرانا میراwanudhuri

16 And how [severe] were My punishment and warning.

16 Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

16 Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)

16 سو (دیکھ لو کہ) میرا عذاب اور ڈرانا کیسا ہوا؟

16 دیکھ لو، کیسا تھا میرا عذاب اور کیسی تھیں میری تنبیہات

وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ١٧

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe have made easybiz kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نےyassarnāthe QuranKur'an'ıقرآن کوl-qur'ānafor remembranceöğüt almak içinنصیحت کے لیےlildhik'riso is (there)yok mudur?تو کیاfahalanyhiçہے کوئیminwho will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والاmuddakirin

17 And We have certainly made the Qur'an easy for remembrance, so is there any who will remember?

17 And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

17 Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

17 اور ہم نے قرآن کو سمجھنے کے لئے آسان کردیا ہے تو کوئی ہے کہ سوچے سمجھے؟

17 ہم نےاِس قرآن کو نصیحت کے لیے آسان ذریعہ بنا دیا ہے، 1 پھر کیا ہے کوئی نصیحت قبول کرنے والا؟

كَذَّبَتۡ عَادٌ فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ١٨

DeniedyalanladıجھٹلایاkadhabatAadAd (da)عاد نےʿādunso howama nasıl?تو کس طرحfakayfawasolduتھاkānaMy punishmentazabımعذاب میراʿadhābīand My warningsve uyarılarımاور ڈراوے میرےwanudhuri

18 'Aad denied; and how [severe] were My punishment and warning.

18 Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

18 Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

18 عاد نے بھی تکذیب کی تھی سو (دیکھ لو کہ) میرا عذاب اور ڈرانا کیسا ہوا

18 عاد نے جھٹلایا، تو دیکھ لو کہ کیسا تھا میرا عذاب اور کیسی تھیں میری تنبیہات

إِنَّآ أَرۡسَلۡنَا عَلَيۡهِمۡ رِيحًا صَرۡصَرًا فِى يَوۡمِ نَحۡسٍ مُّسۡتَمِرٍّ ١٩

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] sentgönderdikبھیجا ہم نےarsalnāupon themonların üstüneان پرʿalayhima windbir kasırgaایک ہوا کوrīḥanfuriousuğultuluتند۔ تیزṣarṣaranonbir gündea dayایک دنyawmi(of) misfortuneuğursuzluğuنحوست کےnaḥsincontinuousdevam edenمستقل۔ مسلسلmus'tamirrin

19 Indeed, We sent upon them a screaming wind on a day of continuous misfortune,

19 Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.

19 Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.

19 ہم نے ان پر سخت منحوس دن میں آندھی چلائی

19 ہم نے ایک پیہم نحوست کے دن 1 سخت طوفانی ہوا اُن پر بھیج دی جو لوگوں کو اُٹھا اُٹھا کر اِس طرح پھینک رہی تھی

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمۡ أَعۡجَازُ نَخۡلٍ مُّنقَعِرٍ ٢٠

Plucking outkoparıp deviriyorduاکھاڑ کر پھینک رہی تھیtanziʿumeninsanlarıلوگوں کوl-nāsaas if they (were)sanki gibiگویا کہ وہka-annahumtrunkskütükleriتنے تھےaʿjāzu(of) date-palmshurmaکھجور کےnakhlinuprootedköklerinden sökülmüşجڑے سے کٹے ہوئے۔ جڑے سے اکھڑے ہوئےmunqaʿirin

20 Extracting the people as if they were trunks of palm trees uprooted.

20 Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.

20 (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

20 وہ لوگوں کو (اس طرح) اکھیڑے ڈالتی تھی گویا اکھڑی ہوئی کھجوروں کے تنے ہیں

20 جیسے وہ جڑ سے اکھڑے ہوئے کھجور کے تنے ہوں

فَكَيۡفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ ٢١

So hownasıl?تو کس طرحfakayfawasolduتھاkānaMy punishmentbenim azabımمیرا عذابʿadhābīand My warningsve uyarılarımڈرانا میرا۔ ڈراوے میرےwanudhuri

21 And how [severe] were My punishment and warning.

21 Benim azabım ve uyarmam nasılmış?

21 Nasılmış benim azabım ve uyarım?

21 سو (دیکھ لو کہ) میرا عذاب اور ڈرانا کیسا ہوا

21 پس دیکھ لو کہ کیسا تھا میرا عذاب اور کیسی تھیں میری تنبیہات

وَلَقَدۡ يَسَّرۡنَا ٱلۡقُرۡءَانَ لِلذِّكۡرِ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٢٢

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe have made easybiz kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نےyassarnāthe QuranKur'an'ıقرآن کوl-qur'ānafor remembranceöğüt almak içinنصیحت کے لیےlildhik'riso is (there)yok mudur?تو کیا ہےfahalanyhiçکوئیminwho will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والاmuddakirin

22 And We have certainly made the Qur'an easy for remembrance, so is there any who will remember?

22 And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?

22 Andolsun biz Kur'ân'ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

22 اور ہم نے قرآن کو سمجھنے کے لئے آسان کردیا ہے تو کوئی ہے کہ سوچے سمجھے؟

22 ہم نے اِس قرآن کو نصیحت کے لیے آسان ذریعہ بنا دیا ہے، پھر کیا ہے کوئی نصیحت قبول کرنے والا؟

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ ٢٣

DeniedyalandıجھٹلایاkadhabatThamudSemud (da)ثمود نےthamūduthe warningsuyarılarıڈراووں کو۔ تنبیہات کوbil-nudhuri

23 Thamud denied the warning

23 Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.

23 Semûd da o uyarıları yalanladılar.

23 ثمود نے بھی ہدایت کرنے والوں کو جھٹلایا

23 ثمود نے تنبیہات کو جھٹلایا

فَقَالُوٓاۡ أَبَشَرًا مِّنَّا وٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ ٢٤

And saiddedilerتو انہوں نے کہاfaqālūIs (it) a human beinginsana mı?کیا ایک انسان ہےabasharanamong usbizdenہم میں سےminnāonebirایک ہیwāḥidan(that) we should follow himuyacağızہم پیروی کریں اس کیnattabiʿuhuIndeed, weelbette bizبیشک ہمinnātheno takdirdeتبidhan(will be) surely iniçine düşmüş oluruzالبتہ میں ہوں گےlafīerrorapaçık bir sapıklıkگمراہیḍalālinand madnessve çılgınlıkاور جنون میںwasuʿurin

24 And said, "Is it one human being among us that we should follow? Indeed, we would then be in error and madness.

24 "İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.

24 "Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz." dediler.

24 اور کہا کہ بھلا ایک آدمی جو ہم ہی میں سے ہے ہم اس کی پیروی کریں؟ یوں ہو تو ہم گمراہی اور دیوانگی میں پڑ گئے

24 اور کہنے لگے”ایک اکیلا آدمی جو ہم ہی میں سے ہے کیا اب ہم اُس کے پیچھے چلیں؟ 1 اِس کا اتباع ہم قبول کر لیں  تو اِس کے معنی یہ ہوں گے کہ ہم بہک گئے ہیں اور ہماری عقل ماری گئی ہے

أَءُلۡقِىَ ٱلذِّكۡرُ عَلَيۡهِ مِنۢ بَيۡنِنَا بَلۡ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ ٢٥

Has been sentZikir-mı bırakıldı?کیا ڈالا گیاa-ul'qiyathe ReminderZikirذکر۔ نصیحتl-dhik'ruto himاس پرʿalayhifromaramızdanسےminamong usہمارے درمیانbaynināNayhayırبلکہbalheoوہhuwa(is) a liaryalancıdırسخت جھوٹا ہےkadhābuninsolentküstahtırاترانے والاashirun

25 Has the message been sent down upon him from among us? Rather, he is an insolent liar."

25 "İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.

25 "Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir" (dediler).

25 کیا ہم سب میں سے اسی پر وحی نازل ہوئی ہے؟ (نہیں) بلکہ یہ جھوٹا خود پسند ہے

25 کیا ہمارے درمیان بس یہی ایک شخص تھا جس پر خدا کا ذکر نازل کیا گیا؟ نہیں، بلکہ یہ پرلے درجے کا جھوٹا اور بر خود غلط ہے"

سَيَعۡلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلۡكَذَّابُ ٱلۡأَشِرُ ٢٦

They will knowonlar bileceklerعنقریب وہ جان لیں گےsayaʿlamūnatomorrowyarınکلghadanwhokim olduğunuکونmani(is) the liaryalancıجھوٹا ہےl-kadhābuthe insolent oneküstahınاترانے والا ہےl-ashiru

26 They will know tomorrow who is the insolent liar.

26 Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.

26 Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.

26 ان کو کل ہی معلوم ہوجائے گا کہ کون جھوٹا خود پسند ہے

26 (ہم نے اپنے پیغمبر سے کہا) "کل ہی اِنہیں معلوم ہوا جاتا ہے کہ کون پرلے درجے کا جھوٹا اور بر خود غلط ہے

إِنَّا مُرۡسِلُواۡ ٱلنَّاقَةِ فِتۡنَةً لَّهُمۡ فَٱرۡتَقِبۡهُمۡ وَٱصۡطَبِرۡ ٢٧

Indeed, Weelbette bizبیشک ہمinnā(are) sendingonlara göndereceğizبھیجنے والے ہیںmur'silūthe she-cameldişi deveyiاونٹنی کوl-nāqati(as) a trialsınamak içinآزمائش کے طور پرfit'natanfor themkendileriniان کے لیےlahumso watch themsen onları gözetleپس انتظار کرو ان کاfa-ir'taqib'humand be patientve sabretاور صبر کروwa-iṣ'ṭabir

27 Indeed, We are sending the she-camel as trial for them, so watch them and be patient.

27 Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;

27 Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.

27 (اے صالح) ہم ان کی آزمائش کے لئے اونٹنی بھیجنے والے ہیں تو تم ان کو دیکھتے رہو اور صبر کرو

27 ہم اونٹنی کو اِن کے لیے فتنہ بنا کر بھیج رہے ہیں اب ذرا صبر کے ساتھ دیکھ کہ اِن کا کیا انجام ہوتا ہے

Surah 54 / Al-Qamar / The Moon سورة القمر 530
(Will be) humbledkorkarakجھکی ہوئی ہوں گی khushaʿan their eyesgözleriان کی نگاہیں abṣāruhum they will come forthçıkarlarنکلیں گے yakhrujūna fromkabirlerdenسے mina the gravesقبروں l-ajdāthi as if they (were)tıpkı gibidirlerگویا کہ وہ ka-annahum locustsçekirgelerٹڈیاں ہیں jarādun spreadingyayılanپھیلی ہوئیں muntashirun٧
Racing aheadkoşarlarkenدوڑنے والے ہیں muh'ṭiʿīna towardsdoğruطرف ilā the callerçağıranaپکارنے والے کے l-dāʿi Will sayderlerکہیں گے yaqūlu the disbelieverskafirlerکافر l-kāfirūna Thisbuیہ hādhā (is) a Daybir gündürدن ہے yawmun difficultçetin;سخت ʿasirun٨ Deniedyalanlamıştıجھٹلایا kadhabat
before themonlardan önceان سے پہلے qablahum (the) peoplekavmiقوم qawmu (of) NuhNuh'unنوح نے nūḥin and they deniedyalanladılarتو انہوں نے جھٹلایا fakadhabū Our slavekulumuzuہمارے بندے کو ʿabdanā and saidve dedilerاور انہوں نے کہا waqālū A madmancinlenmiştirمجنون ہے majnūnun and he was repelledve o menedildiاور ڈانٹا گیا۔ خوب دھمکی دیا گیا wa-uz'dujira٩ So he calledbunun üzerine yalvardıتو اس نے پکارا fadaʿā
his LordRabbineاپنے رب کو rabbahu I ambenبیشک میں annī one overpoweredyenik düştümمغلوب ہوں maghlūbun so helpyardım etپس بدلہ لے۔ انتقام لے fa-intaṣir١٠ So We openedbiz de açtıkتو کھول دیئے ہم نے fafataḥnā (the) gateskapılarınıدروازے abwāba (of) heavengöğünآسمان کے l-samāi with waterbir su ileساتھ ایک پانی کے bimāin pouring downboşalanبرسن ے والا mun'hamirin
١١ And We caused to burstve fışkırttıkاور پھاڑ دیا ہم نے wafajjarnā the earthyeriزمین کو l-arḍa (with) springskaynaklar halindeچشموں میں ʿuyūnan so metsonra birleştiپس مل گیا fal-taqā the water(s)su(ları)پانی l-māu foriçinپر ʿalā a matterbir işایک حکم amrin alreadytakdir edilmişتحقیق qad predestinedجس کا اندازہ کیا گیا تھا۔ جو مقدر ہوچکا تھا qudira١٢
And We carried himOnu (Nuh'u) taşıdıkاور اٹھایا ہم نے اس کو۔ سوار کیا ہم نے اس کو waḥamalnāhu onüzerindeاوپر ʿalā (ark) made of planks(yapılanın)والی کے dhāti (ark) made of plankstahtalarlaتختوں alwāḥin and nailsve çivilerleاور میخوں والی کے wadusurin١٣ Sailingakıp gidiyorduچل رہی تھی tajrī before Our eyesgözlerimizin önündeہماری نگاہوں کے سامنے۔ ساتھ bi-aʿyuninā a rewardbir mükafat olmak üzereبدلہ تھا jazāan for (he) whokimseyeاس کے لیے جو liman wasedilenتھا kāna
deniednankörlükانکار کیا گیا۔ کفر کیا گیا kufira١٤ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We left itonu bıraktıkچھوڑ دیا ہم نے اس کو taraknāhā (as) a Signbir ibret olarakایک نشانی کے طور پر āyatan so is (there)yok mudur?تو کیا ہے fahal anyhiçکوئی min who will receive admonitionibret alanنصیحت حاصل کرنے والا muddakirin١٥ So hownasılتو کس طرح fakayfa wasimişتھا kāna
My punishmentbenim azabımعذاب میرا ʿadhābī and My warningsve uyarılarımاور ڈرانا میرا wanudhuri١٦ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We have made easybiz kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نے yassarnā the QuranKur'an'ıقرآن کو l-qur'āna for remembranceöğüt almak içinنصیحت کے لیے lildhik'ri so is (there)yok mudur?تو کیا fahal anyhiçہے کوئی min who will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والا muddakirin
١٧ Deniedyalanladıجھٹلایا kadhabat AadAd (da)عاد نے ʿādun so howama nasıl?تو کس طرح fakayfa wasolduتھا kāna My punishmentazabımعذاب میرا ʿadhābī and My warningsve uyarılarımاور ڈراوے میرے wanudhuri١٨ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] sentgönderdikبھیجا ہم نے arsalnā upon themonların üstüneان پر ʿalayhim
a windbir kasırgaایک ہوا کو rīḥan furiousuğultuluتند۔ تیز ṣarṣaran onbir günde a dayایک دن yawmi (of) misfortuneuğursuzluğuنحوست کے naḥsin continuousdevam edenمستقل۔ مسلسل mus'tamirrin١٩ Plucking outkoparıp deviriyorduاکھاڑ کر پھینک رہی تھی tanziʿu meninsanlarıلوگوں کو l-nāsa as if they (were)sanki gibiگویا کہ وہ ka-annahum trunkskütükleriتنے تھے aʿjāzu
(of) date-palmshurmaکھجور کے nakhlin uprootedköklerinden sökülmüşجڑے سے کٹے ہوئے۔ جڑے سے اکھڑے ہوئے munqaʿirin٢٠ So hownasıl?تو کس طرح fakayfa wasolduتھا kāna My punishmentbenim azabımمیرا عذاب ʿadhābī and My warningsve uyarılarımڈرانا میرا۔ ڈراوے میرے wanudhuri٢١ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We have made easybiz kolaylaştırdıkآسان کردیا ہم نے yassarnā the QuranKur'an'ıقرآن کو l-qur'āna
for remembranceöğüt almak içinنصیحت کے لیے lildhik'ri so is (there)yok mudur?تو کیا ہے fahal anyhiçکوئی min who will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والا muddakirin٢٢ Deniedyalandıجھٹلایا kadhabat ThamudSemud (da)ثمود نے thamūdu the warningsuyarılarıڈراووں کو۔ تنبیہات کو bil-nudhuri٢٣ And saiddedilerتو انہوں نے کہا faqālū Is (it) a human beinginsana mı?کیا ایک انسان ہے abasharan
among usbizdenہم میں سے minnā onebirایک ہی wāḥidan (that) we should follow himuyacağızہم پیروی کریں اس کی nattabiʿuhu Indeed, weelbette bizبیشک ہم innā theno takdirdeتب idhan (will be) surely iniçine düşmüş oluruzالبتہ میں ہوں گے lafī errorapaçık bir sapıklıkگمراہی ḍalālin and madnessve çılgınlıkاور جنون میں wasuʿurin٢٤ Has been sentZikir-mı bırakıldı?کیا ڈالا گیا a-ul'qiya the ReminderZikirذکر۔ نصیحت l-dhik'ru to himاس پر ʿalayhi
fromaramızdanسے min among usہمارے درمیان bayninā Nayhayırبلکہ bal heoوہ huwa (is) a liaryalancıdırسخت جھوٹا ہے kadhābun insolentküstahtırاترانے والا ashirun٢٥ They will knowonlar bileceklerعنقریب وہ جان لیں گے sayaʿlamūna tomorrowyarınکل ghadan whokim olduğunuکون mani (is) the liaryalancıجھوٹا ہے l-kadhābu
the insolent oneküstahınاترانے والا ہے l-ashiru٢٦ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā (are) sendingonlara göndereceğizبھیجنے والے ہیں mur'silū the she-cameldişi deveyiاونٹنی کو l-nāqati (as) a trialsınamak içinآزمائش کے طور پر fit'natan for themkendileriniان کے لیے lahum so watch themsen onları gözetleپس انتظار کرو ان کا fa-ir'taqib'hum and be patientve sabretاور صبر کرو wa-iṣ'ṭabir٢٧
٥٣٠
‹ 528page 529 of the printed Mushaf530 ›