وَمَآ أَمۡرُنَآ إِلَّا وٰحِدَةٌ كَلَمۡحِۭ بِٱلۡبَصَرِ ٥٠

And notve yokturاور نہیںwamā(is) Our Commandbizim buyruğumuzحکم ہماراamrunābutdışındaمگرillāonebir tekیکبارگی۔ ایک ہی بارwāḥidatunlike the twinklinggöz açıp yumma gibiمانند جھپکنے کےkalamḥin(of) the eyebakış ileنگاہ کےbil-baṣari

50 And Our command is but one, like a glance of the eye.

50 Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.

50 Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.

50 اور ہمارا حکم تو آنکھ کے جھپکنے کی طرح ایک بات ہوتی ہے

50 اور ہمارا حکم بس ایک ہی حکم ہوتا ہے اور پلک جھپکاتے وہ عمل میں آجاتا ہے۔ 1

وَلَقَدۡ أَهۡلَكۡنَآ أَشۡيَاعَكُمۡ فَهَلۡ مِن مُّدَّكِرٍ ٥١

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadWe destroyedbiz helak ettikہلاک کیا ہم نےahlaknāyour kindssizin benzerleriniziتمہارے جیسوں کو۔ تمہارے گروہوں کوashyāʿakumso is (there)yok mudur?تو کیا ہےfahalanyhiçکوئیminwho will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والاmuddakirin

51 And We have already destroyed your kinds, so is there any who will remember?

51 And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?

51 Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?

51 اور ہم تمہارے ہم مذہبوں کو ہلاک کرچکے ہیں تو کوئی ہے کہ سوچے سمجھے؟

51 تم جیسے بہت سوں کو ہم ہلاک کر چکے ہیں، 1 پھر ہے کوئی نصیحت قبول کرنے والا؟

وَكُلُّ شَىۡءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ ٥٢

And everyve herاور ہرwakulluthingşeyچیزshayinthey didyaptıklarıانہوں نے کیا اس کوfaʿalūhu(is) inmevcutturمیں ہےthe written recordsKitaplardaصحیفو ںl-zuburi

52 And everything they did is in written records.

52 İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.

52 İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.

52 اور جو کچھ انہوں نے کیا، (ان کے) اعمال ناموں میں (مندرج) ہے

52 جو کچھ اِنہوں نے کیا ہے وہ سب دفتروں میں درج ہے

وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسۡتَطَرٌ ٥٣

And everyve hepsiاور ہرwakullusmallküçükچھوٹاṣaghīrinand bigve büyükاور بڑاwakabīrin(is) written downsatır satır yazılmıştırلکھا ہوا ہےmus'taṭarun

53 And every small and great [thing] is inscribed.

53 Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.

53 Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.

53 (یعنی) ہر چھوٹا اور بڑا کام لکھ دیا گیا ہے

53 اور ہر چھوٹی بڑی بات لکھی ہوئی موجود ہے۔ 1

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَهَرٍ ٥٤

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousmuttakilerتقوی والےl-mutaqīna(will be) incennetlerdedirمیں ہوں گےgardensباغوںjannātinand riverve ırmaklar(ın kenarın)dadırlarاور نہروں میںwanaharin

54 Indeed, the righteous will be among gardens and rivers,

54 Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

54 Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.

54 جو پرہیزگار ہیں وہ باغوں اور نہروں میں ہوں گے

54 نافرمانی سے پرہیز کرنے والے یقیناً باغوں اور نہروں میں ہوں گے

فِى مَقۡعَدِ صِدۡقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقۡتَدِرِۭ ٥٥

Inkoltuklarındadırlarمیںa seatجگہmaqʿadi(of) honordoğrulukسچائی کیṣid'qinnearhuzurundaنزدیکʿindaa Kingpadişahınبادشاہ کےmalīkinMost Powerfulgüçlüجو اقتدار والا ہےmuq'tadirin

55 In a seat of honor near a Sovereign, Perfect in Ability.

55 Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

55 Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.

55 (یعنی) پاک مقام میں ہر طرح کی قدرت رکھنے والے بادشاہ کی بارگاہ میں

55 سچی عزت کی جگہ، بڑے ذی اقتدار بادشاہ کے قریب

●●●●●●

سُورَةُ الرحمن

Ar-Rahman / The Beneficent

Medinan  ◆  78 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱلرَّحۡمَـٰنُ ١

The Most GraciousÇok merhametli (Allah)الرحمانal-raḥmānu

1 The Most Merciful

1 Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;

1 Rahmân (çok merhametli olan Allah)

1 (خدا جو) نہایت مہربان

1 رحمٰن نے

عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ ٢

He taughtöğrettiاس نے تعلیم دیʿallamathe QuranKur'an'ıقرآن کیl-qur'āna

2 Taught the Qur'an,

2 Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;

2 Kurân'ı öğretti.

2 اسی نے قرآن کی تعلیم فرمائی

2 اِس قرآن کی تعلیم دی ہے۔ 1

خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ ٣

He createdyarattıاس نے پیدا کیاkhalaqa[the] maninsanıانسان کوl-insāna

3 Created man,

3 İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.

3 İnsanı yarattı.

3 اسی نے انسان کو پیدا کیا

3 اُسی نے انسان کو پیدا کیا 1

عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ ٤

He taught himona öğrettiسکھایا اس کوʿallamahu[the] speechbeyanıبولناl-bayāna

4 [And] taught him eloquence.

4 İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.

4 Ona beyanı öğretti.

4 اسی نے اس کو بولنا سکھایا

4 اور اسے بولنا سکھایا۔ 1

ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ ٥

The sungüneşسورجal-shamsuand the moonve ayاور چاندwal-qamaruby (precise) calculationbir hesap iledirحساب کے ساتھ ہیںbiḥus'bānin

5 The sun and the moon [move] by precise calculation,

5 Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.

5 Güneş de ay da bir hesab iledir.

5 سورج اور چاند ایک حساب مقرر سے چل رہے ہیں

5 سورج اور چاند ایک حساب کے پابند ہیں 1

وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ ٦

And the starsnecm (bitkiler-yıldızlar)اور تارےwal-najmuand the treesve ağaçlarاور درختwal-shajaruboth prostratesecde etmektedirlerسجدہ کر رہے ہیںyasjudāni

6 And the stars and trees prostrate.

6 Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.

6 Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler.

6 اور بوٹیاں اور درخت سجدہ کر رہے ہیں

6 اور تارے 1 اور درخت سب سجدہ ریز ہیں۔ 2

وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ ٧

And the heavenve göğüاور آسمانwal-samāaHe raised ityükselttiاس نے بلند کیا اس کوrafaʿahāand He has set upve koyduاور قائم کردی۔ رکھ دیwawaḍaʿathe balancemizanıمیزانl-mīzāna

7 And the heaven He raised and imposed the balance

7 O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.

7 Göğü yükseltti ve mizanı koydu.

7 اور اسی نے آسمان کو بلند کیا اور ترازو قائم کی

7 آسمان کو اُس نے بلند کیا اور میزان قائم کر دی۔ 1

أَلَّا تَطۡغَوۡاۡ فِى ٱلۡمِيزَانِ ٨

That nottaşkınlık etmeyinکہ نہallāyou may transgressتم خلل ڈالو۔ زیادتی کروtaṭghawintartıdaمیںthe balanceمیزانl-mīzāni

8 That you not transgress within the balance.

8 Artık tartıda tecavüz etmeyin.

8 Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.

8 کہ ترازو (سے تولنے) میں حد سے تجاوز نہ کرو

8 اِس کا تقاضا یہ ہے کہ تم میزان میں خلل نہ ڈالو

وَأَقِيمُواۡ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواۡ ٱلۡمِيزَانَ ٩

And establishve yapınاور قائم کرو۔ تولوwa-aqīmūthe weighttartıyıوزن کوl-waznain justiceadaletleانصاف کے ساتھbil-qis'ṭiand (do) notveاور نہwalāmake deficienteksiklik yapmayınخسارہ کر کے دو ۔ نقصان دوtukh'sirūthe balanceterazideمیزان میں۔ ترازو میںl-mīzāna

9 And establish weight in justice and do not make deficient the balance.

9 Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.

9 Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.

9 اور انصاف کے ساتھ ٹھیک تولو۔ اور تول کم مت کرو

9 انصاف کے ساتھ ٹھیک ٹھیک تولو اور ترازو میں ڈنڈی نہ مارو۔ 1

وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ ١٠

And the earthve yeryüzünüاور زمینwal-arḍaHe laid itkoyduاس نے رکھ دیا اس کوwaḍaʿahāfor the creaturescanlılar içinمخلوقات کے لیےlil'anāmi

10 And the earth He laid [out] for the creatures.

10 Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.

10 (Allah) yeri mahlukat için (aşağıya) koydu.

10 اور اسی نے خلقت کے لئے زمین بچھائی

10 1 زمین کو اس نے سب مخلوقات کے لیے بنایا۔ 2

فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ ١١

Thereinonda vardırاس میںfīhā(is) fruitmeyva(lar)پھل ہیںfākihatunand date-palmsve hurmalarاور کھجور کے درختwal-nakhluhavingsalkımlıوالےdhātusheathsخوشوںl-akmāmi

11 Therein is fruit and palm trees having sheaths [of dates]

11 Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.

11 Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır.

11 اس میں میوے اور کھجور کے درخت ہیں جن کے خوشوں پر غلاف ہوتے ہیں

11 اس میں ہر طرح کے بکثرت لذیذ پھل ہیں کھجور کے درخت ہیں جن کے پھل غلافوں میں لپٹے ہوئے ہیں

وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ ١٢

And the grainve dane(ler)اور غلےwal-ḥabuhavingsaplı ve yapraklıوالےdhūhuskبھسl-ʿaṣfiand scented plantsve hoş kokulu bitkilerاور خوشبودار پھولwal-rayḥānu

12 And grain having husks and scented plants.

12 Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.

12 Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.

12 اور اناج جس کے ساتھ بھس ہوتا ہے اور خوشبودار پھول

12 طرح طرح کے غلّے ہیں جن میں بُھوسا بھی ہوتا ہے اور دانہ بھی۔ 1

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٣

So whichşimdi hangi?تو ساتھ کون سیfabi-ayyi(of the) favorsni'metleriniنعمتوں کےālāi(of) your LordRabbinizinاپنے رب کیrabbikumāwill you both denyyalanlıyorsunuzتم دونوں جھٹلاؤ گےtukadhibāni

13 So which of the favors of your Lord would you deny?

13 Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?

13 Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

13 تو (اے گروہ جن وانس) تم اپنے پروردگار کی کون کون سی نعمت کو جھٹلاؤ گے؟

13 پس اے جِنّ وانس، تم اپنے رب کی کن کن نعمتوں 1 کو جھٹلاؤ گے؟ 2

خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ كَٱلۡفَخَّارِ ١٤

He createdyarattıاس نے پیدا کیاkhalaqathe maninsanıانسان کوl-insānafrompişmiş çamurdanسےminclayبجنے والی مٹیṣalṣālinlike the potterykiremit gibiٹھیکری کی طرحkal-fakhāri

14 He created man from clay like [that of] pottery.

14 O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.

14 Allah insanı, pişmiş bir çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.

14 اسی نے انسان کو ٹھیکرے کی طرح کھنکھناتی مٹی سے بنایا

14 انسان کو اُس نے ٹھیکری جیسے سُوکھے سڑے ہوئے گارے سے بنایا 1

وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ ١٥

And He createdve yarattıاور اس نے پیدا کیاwakhalaqathe jinncin'iجن کوl-jānafromdumanı olmayan alevdenسےmina smokeless flameشعلے والیmārijinofateştenسےminfireآگnārin

15 And He created the jinn from a smokeless flame of fire.

15 Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.

15 Cinleri de hâlis ateşten yarattı.

15 اور جنات کو آگ کے شعلے سے پیدا کیا

15 اور جِن کو آگ کی لَپٹ سے پیدا کیا۔ 1

فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ ١٦

So whichşimdi hangi?تو ساتھ کون سیfabi-ayyi(of the) favorsni'metleriniنعمتوں کےālāi(of) your LordRabbinizinاپنے رب کیrabbikumāwill you both denyyalanlıyorsunuzتم دونوں جھٹلاؤ گےtukadhibāni

16 So which of the favors of your Lord would you deny?

16 Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?

16 Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?

16 تو تم اپنے پروردگار کی کون کون سی نعمت کو جھٹلاؤ گے؟

16 پس اے جِنّ و اِنس ، تم اپنے رب کی  کن کن عجائبِ قدرت 1 کو جھٹلاؤ گے؟

Surah 55 / Ar-Rahman / The Beneficent سورة الرحمن 532
And notve yokturاور نہیں wamā (is) Our Commandbizim buyruğumuzحکم ہمارا amrunā butdışındaمگر illā onebir tekیکبارگی۔ ایک ہی بار wāḥidatun like the twinklinggöz açıp yumma gibiمانند جھپکنے کے kalamḥin (of) the eyebakış ileنگاہ کے bil-baṣari٥٠ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad We destroyedbiz helak ettikہلاک کیا ہم نے ahlaknā
your kindssizin benzerleriniziتمہارے جیسوں کو۔ تمہارے گروہوں کو ashyāʿakum so is (there)yok mudur?تو کیا ہے fahal anyhiçکوئی min who will receive admonitionöğüt alanنصیحت پکڑنے والا muddakirin٥١ And everyve herاور ہر wakullu thingşeyچیز shayin they didyaptıklarıانہوں نے کیا اس کو faʿalūhu
(is) inmevcutturمیں ہے the written recordsKitaplardaصحیفو ں l-zuburi٥٢ And everyve hepsiاور ہر wakullu smallküçükچھوٹا ṣaghīrin and bigve büyükاور بڑا wakabīrin (is) written downsatır satır yazılmıştırلکھا ہوا ہے mus'taṭarun٥٣ Indeedşüphesizبیشک inna the righteousmuttakilerتقوی والے l-mutaqīna
(will be) incennetlerdedirمیں ہوں گے gardensباغوں jannātin and riverve ırmaklar(ın kenarın)dadırlarاور نہروں میں wanaharin٥٤ Inkoltuklarındadırlarمیں a seatجگہ maqʿadi (of) honordoğrulukسچائی کی ṣid'qin nearhuzurundaنزدیک ʿinda a Kingpadişahınبادشاہ کے malīkin Most Powerfulgüçlüجو اقتدار والا ہے muq'tadirin٥٥

سُورَةُ الرحمن

Ar-Rahman / The Beneficent  ◆  Medinan · 78 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
The Most GraciousÇok merhametli (Allah)الرحمان al-raḥmānu١ He taughtöğrettiاس نے تعلیم دی ʿallama the QuranKur'an'ıقرآن کی l-qur'āna٢ He createdyarattıاس نے پیدا کیا khalaqa [the] maninsanıانسان کو l-insāna٣
He taught himona öğrettiسکھایا اس کو ʿallamahu [the] speechbeyanıبولنا l-bayāna٤ The sungüneşسورج al-shamsu and the moonve ayاور چاند wal-qamaru by (precise) calculationbir hesap iledirحساب کے ساتھ ہیں biḥus'bānin٥ And the starsnecm (bitkiler-yıldızlar)اور تارے wal-najmu
and the treesve ağaçlarاور درخت wal-shajaru both prostratesecde etmektedirlerسجدہ کر رہے ہیں yasjudāni٦ And the heavenve göğüاور آسمان wal-samāa He raised ityükselttiاس نے بلند کیا اس کو rafaʿahā and He has set upve koyduاور قائم کردی۔ رکھ دی wawaḍaʿa the balancemizanıمیزان l-mīzāna
٧ That nottaşkınlık etmeyinکہ نہ allā you may transgressتم خلل ڈالو۔ زیادتی کرو taṭghaw intartıdaمیں the balanceمیزان l-mīzāni٨ And establishve yapınاور قائم کرو۔ تولو wa-aqīmū the weighttartıyıوزن کو l-wazna in justiceadaletleانصاف کے ساتھ bil-qis'ṭi
and (do) notveاور نہ walā make deficienteksiklik yapmayınخسارہ کر کے دو ۔ نقصان دو tukh'sirū the balanceterazideمیزان میں۔ ترازو میں l-mīzāna٩ And the earthve yeryüzünüاور زمین wal-arḍa He laid itkoyduاس نے رکھ دیا اس کو waḍaʿahā for the creaturescanlılar içinمخلوقات کے لیے lil'anāmi١٠
Thereinonda vardırاس میں fīhā (is) fruitmeyva(lar)پھل ہیں fākihatun and date-palmsve hurmalarاور کھجور کے درخت wal-nakhlu havingsalkımlıوالے dhātu sheathsخوشوں l-akmāmi١١ And the grainve dane(ler)اور غلے wal-ḥabu havingsaplı ve yapraklıوالے dhū huskبھس l-ʿaṣfi
and scented plantsve hoş kokulu bitkilerاور خوشبودار پھول wal-rayḥānu١٢ So whichşimdi hangi?تو ساتھ کون سی fabi-ayyi (of the) favorsni'metleriniنعمتوں کے ālāi (of) your LordRabbinizinاپنے رب کی rabbikumā will you both denyyalanlıyorsunuzتم دونوں جھٹلاؤ گے tukadhibāni١٣ He createdyarattıاس نے پیدا کیا khalaqa
the maninsanıانسان کو l-insāna frompişmiş çamurdanسے min clayبجنے والی مٹی ṣalṣālin like the potterykiremit gibiٹھیکری کی طرح kal-fakhāri١٤ And He createdve yarattıاور اس نے پیدا کیا wakhalaqa the jinncin'iجن کو l-jāna
fromdumanı olmayan alevdenسے min a smokeless flameشعلے والی mārijin ofateştenسے min fireآگ nārin١٥ So whichşimdi hangi?تو ساتھ کون سی fabi-ayyi (of the) favorsni'metleriniنعمتوں کے ālāi (of) your LordRabbinizinاپنے رب کی rabbikumā will you both denyyalanlıyorsunuzتم دونوں جھٹلاؤ گے tukadhibāni١٦
٥٣٢
‹ 530page 531 of the printed Mushaf532 ›