يَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدٰنٌ مُّخَلَّدُونَ ١٧

Will circulatedolaşırگردش کر رہے ہوں گےyaṭūfuamong themçevrelerindeان پرʿalayhimboysgençlerلڑکےwil'dānunimmortalebedi yaşamağa erdirilmişہمیشہ رہنے والےmukhalladūna

17 There will circulate among them young boys made eternal

17 Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

17 Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.

17 نوجوان خدمت گزار جو ہمیشہ (ایک ہی حالت میں) رہیں گے ان کے آس پاس پھریں گے

17 اُن کی مجلسوں میں اَبَدی لڑکے 1 شرابِ چشمہٴ جاری سے

بِأَكۡوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأۡسٍ مِّن مَّعِينٍ ١٨

With vesselstestilerleساتھ پیالوں کےbi-akwābinand jugsve ibriklerاور ساتھ جگ کےwa-abārīqaand a cupve kadehlerleاور ساغرwakasinfromkaynağından doldurulmuşکےmina flowing streamبہتی شرابmaʿīnin

18 With vessels, pitchers and a cup [of wine] from a flowing spring -

18 Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

18 Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.

18 یعنی آبخورے اور آفتابے اور صاف شراب کے گلاس لے لے کر

18 لبریز پیالے کنٹر اور ساغر لیے دوڑتے پھرتے ہونگے

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنۡهَا وَلَا يُنزِفُونَ ١٩

Notbaşları ağrıtmayanنہthey will get headacheسر ڈکھائے جائیں گےyuṣaddaʿūnatherefromondanاس سےʿanhāand notveاور نہ وہwalāthey will get intoxicatedakılları gidermeyenبےجا بولیں گےyunzifūna

19 No headache will they have therefrom, nor will they be intoxicated -

19 Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

19 Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.

19 اس سے نہ تو سر میں درد ہوگا اور نہ ان کی عقلیں زائل ہوں گی

19 جسے پی کر نہ ان کا سر چکرائے گا نہ ان کی عقل میں فتور آئے گا۔ 1

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ ٢٠

And fruitsve meyva(lar)اور پھلwafākihatinof whatşeylerdenاس میں سےmimmāthey selectbeğendikleriجو وہ چن لیں گےyatakhayyarūna

20 And fruit of what they select

20 Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

20 Beğendikleri meyvalar,

20 اور میوے جس طرح کے ان کو پسند ہوں

20 اور وہ اُن کے سامنے طرح طرح کے لذیذ پھل پیش کریں گے جسے چاہیں چن لیں

وَلَحۡمِ طَيۡرٍ مِّمَّا يَشۡتَهُونَ ٢١

And (the) fleshve etiاور گوشتwalaḥmi(of) fowlskuşپرندوں کاṭayrinof whatcanlarının çektiğiاس میں سے جوmimmāthey desireوہ خواہش کریں گےyashtahūna

21 And the meat of fowl, from whatever they desire.

21 Ölümsüz gençler yanlarında, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kaseler, ibrikler, kadehler; seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar.

21 Canlarının çektiği kuş etleri,

21 اور پرندوں کا گوشت جس قسم کا ان کا جی چاہے

21 اور پرندوں کا گوشت پیش کریں گے کہ جس پرندےکا چاہیں استعمال کریں۔ 1

وَحُورٌ عِينٌ ٢٢

And fair onesve hurilerاور حوریںwaḥūrun(with) large eyesiri gözlüبڑی آنکھوں والیʿīnun

22 And [for them are] fair women with large, [beautiful] eyes,

22 İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

22 İri gözlü hûriler,

22 اور بڑی بڑی آنکھوں والی حوریں

22 اور ان کے لیے خوبصورت آنکھوں والی حوریں ہونگی

كَأَمۡثَـٰلِ ٱللُّؤۡلُوِٕ ٱلۡمَكۡنُونِ ٢٣

Likegibiجیسے مثلاka-amthālipearlsincilerموتیl-lu'lu-iwell-protectedsaklıچھپے ہوئےl-maknūni

23 The likenesses of pearls well-protected,

23 İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

23 Saklı inciler gibi,

23 جیسے (حفاظت سے) تہہ کئے ہوئے (آب دار) موتی

23 ایسی حسین جیسے چُھپا کر رکھے ہوئے موتی۔ 1

جَزَآءَۢ بِمَا كَانُواۡ يَعۡمَلُونَ ٢٤

A rewardkarşılık olarakبدلہ ہےjazāanfor whatnedeniyleبوجہ اس کےbimāthey used (to)olmalarıجو تھے وہkānūdoyapıyor(lar)وہ عمل کرتےyaʿmalūna

24 As reward for what they used to do.

24 İşlediklerine karşılık olarak, sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır. Orada boş ve günaha sokacak bir söz duymazlar.

24 Yaptıklarına karşılık olarak verilir.

24 یہ ان اعمال کا بدلہ ہے جو وہ کرتے تھے

24 یہ سب کچھ اُن اعمال کی جزا کے طور پر انہیں ملے گا جو وہ دنیا میں کرتے رہے تھے

لَا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوًا وَلَا تَأۡثِيمًا ٢٥

Notişitmezlerنہthey will hearوہ سنیں گےyasmaʿūnathereinoradaاس میںfīhāvain talkboş bir sözکوئی لغو باتlaghwanand notve ne deاور نہwalāsinful (speech)günaha sokan bir lafکوئی گناہ کی باتtathīman

25 They will not hear therein ill speech or commission of sin -

25 Sadece selama karşılık selam sözü işitirler.

25 Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.

25 وہاں نہ بیہودہ بات سنیں گے اور نہ گالی گلوچ

25 وہاں وہ کوئی بیہودہ کلام یا گناہ کی بات نہ سنیں گے 1

إِلَّا قِيلاً سَلَـٰمًا سَلَـٰمًا ٢٦

Exceptyalnızcaمگرillāa sayingdenilirبات ہوگیqīlanPeaceselamسلام، سلام کیsalāmanPeaceselamsalāman

26 Only a saying: "Peace, peace."

26 Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara!

26 Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.

26 ہاں ان کا کلام سلام سلام (ہوگا)

26 جو بات بھی ہوگی ٹھیک ٹھیک ہوگی۔ 1

وَأَصۡحَـٰبُ ٱلۡيَمِينِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡيَمِينِ ٢٧

And (the) companionsve adamlarıاور والےwa-aṣḥābu(of) the rightsağınدائیں ہاتھl-yamīniwhatnedirکیا ہیں(are the) companionsadamlarıوالےaṣḥābu(of) the rightsağınدائیں ہاتھl-yamīni

27 The companions of the right - what are the companions of the right?

27 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

27 Sağın adamları, nedir o sağın adamları!

27 اور داہنے ہاتھ والے (سبحان الله) داہنے ہاتھ والے کیا (ہی عیش میں) ہیں

27 اور دائیں بازو والے، دائیں بازو والوں کی خوش نصیبی کا کیا کہنا

فِى سِدۡرٍ مَّخۡضُودٍ ٢٨

Amongiçindedirlerمیںlote treessedir ağaçlarıبیریوںsid'rinthornlessdikensizبغیر کانٹوں کےmakhḍūdin

28 [They will be] among lote trees with thorns removed

28 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

28 Dalbastı kirazlar,

28 (یعنی) بےخار کی بیریوں

28 وہ بے خار بیریوں، 1

وَطَلۡحٍ مَّنضُودٍ ٢٩

And banana treesve muz ağaçlarıاور کیلےwaṭalḥinlayeredmeyvaları diziliتہ بہ تہmanḍūdin

29 And [banana] trees layered [with fruit]

29 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

29 Meyva dizili muzlar,

29 اور تہہ بہ تہہ کیلوں

29 اور تہ بر تہ چڑھے ہوئے کیلوں

وَظِلٍّ مَّمۡدُودٍ ٣٠

And shadeve gölge(ler)اور سائےwaẓillinextendeduzamışلمبےmamdūdin

30 And shade extended

30 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

30 Uzamış gölgeler,

30 اور لمبے لمبے سایوں

30 اور دور تک پھیلی ہوئی چھاؤں

وَمَآءٍ مَّسۡكُوبٍ ٣١

And waterve sularاور پانیwamāinpoured forthfışkıranبہتا ہوا۔ اوپر سے نیچے گرتا ہواmaskūbin

31 And water poured out

31 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

31 Fışkıran sular.

31 اور پانی کے جھرنوں

31 اور ہر دم رواں پانی

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ ٣٢

And fruitve meyvalarاور پھلwafākihatinabundantpek çokبہت سےkathīratin

32 And fruit, abundant [and varied],

32 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

32 Pek çok meyva arasında,

32 اور میوہ ہائے کثیرہ (کے باغوں) میں

32 اور کبھی ختم نہ ہونے والے

لَّا مَقۡطُوعَةٍ وَلَا مَمۡنُوعَةٍ ٣٣

Nottükenmeyenنہlimitedختم ہونے والےmaqṭūʿatinand notve ne deاور نہwalāforbiddenyasaklanmayanروکے جانے والےmamnūʿatin

33 Neither limited [to season] nor forbidden,

33 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

33 Tükenmeyen ve yasaklanmayan

33 جو نہ کبھی ختم ہوں اور نہ ان سے کوئی روکے

33 اور بے روک ٹوک ملنے والے بکثرت پھلوں، 1

وَفُرُشٍ مَّرۡفُوعَةٍ ٣٤

And (on) couchesve döşekler (üstündedirler)اور نشست گاہیںwafurushinraisedyükseltilmişاونچیmarfūʿatin

34 And [upon] beds raised high.

34 Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.

34 Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.

34 اور اونچے اونچے فرشوں میں

34 اور اونچی نشست گاہوں میں ہوں گے

إِنَّآ أَنشَأۡنَـٰهُنَّ إِنشَآءً ٣٥

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] have produced themkadınları inşa' etmişizdirپیدا کیا ہم نے ان کوanshanāhunna(into) a creation(yeni bir) inşa' ileخاص طور پر بنا کر۔ پیدا کر کےinshāan

35 Indeed, We have produced the women of Paradise in a [new] creation

35 Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

35 Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).

35 ہم نے ان (حوروں) کو پیدا کیا

35 ان کی بیویوں کو ہم خاص طور پر نئے سرے سے پیدا کریں گے

فَجَعَلۡنَـٰهُنَّ أَبۡكَارًا ٣٦

And We have made themonları yapmışızdırتو بنایا ہم نے ان کوfajaʿalnāhunnavirginsbakirelerکنواریاںabkāran

36 And made them virgins,

36 Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

36 Onları bâkireler yaptık.

36 تو ان کو کنواریاں بنایا

36 اور انہیں باکرہ بنا دیں گے، 1

عُرُبًا أَتۡرَابًا ٣٧

Devotedsevgililerخاوندوں کی پیاریاںʿurubanequals in agehep yaşıtہم عمرatrāban

37 Devoted [to their husbands] and of equal age,

37 Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

37 Hep yaşıt sevgililer,

37 (اور شوہروں کی) پیاریاں اور ہم عمر

37 اپنے شوہروں کی عاشق 1 اور عمر میں ہم سِن۔ 2

لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلۡيَمِينِ ٣٨

For (the) companionsadamları içinوالوں کے لیےli-aṣḥābi(of) the rightsağınدائیں ہاتھl-yamīni

38 For the companions of the right [who are]

38 Biz ceylan gözlüleri, defterleri sağdan verilenler için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır.

38 Sağın adamları içindir.

38 یعنی داہنے ہاتھ والوں کے لئے

38 یہ کچھ دائیں بازو والوں کے لیے ہے

ثُلَّةٌ مِّنَ ٱلۡأَوَّلِينَ ٣٩

A companybir bölümüایک بڑا گروہ ہوگاthullatunoföncekilerdendirمیں سےminathe former peopleپہلوںl-awalīna

39 A company of the former peoples

39 Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

39 Bir çoğu öncekilerdendir.

39 (یہ) بہت سے اگلے لوگوں میں سے ہیں

39 وہ اگلوں میں سے بہت ہوں گے

وَثُلَّةٌ مِّنَ ٱلۡأَخِرِينَ ٤٠

And a companybir bölümü deاور ایک بڑا گروہwathullatunofsonrakilerdendirمیں سےminathe later peopleپچھلوںl-ākhirīna

40 And a company of the later peoples.

40 Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir.

40 Bir çoğu da sonrakilerdendir.

40 اور بہت سے پچھلوں میں سے

40 اور پچھلوں میں سے بھی بہت

وَأَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصۡحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ ٤١

And (the) companionsve adamlarıاور والےwa-aṣḥābu(of) the leftsolunبائیں ہاتھl-shimāliwhatnedirکیا ہیں(are the) companionsadamlarıوالےaṣḥābu(of) the leftsolun، بائیں ہاتھl-shimāli

41 And the companions of the left - what are the companions of the left?

41 Defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!

41 Solun adamları, nedir o solcular!

41 اور بائیں ہاتھ والے (افسوس) بائیں ہاتھ والے کیا (ہی عذاب میں) ہیں

41 اور بائیں بازو والے، بائیں بازو والوں کی بد نصیبی کا کیا پوچھنا

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ ٤٢

Iniçindedirlerمیںscorching fireiliklere işleyen bir ateşگرم ہواsamūminand scalding waterve kaynar suاور گرم پانی میںwaḥamīmin

42 [They will be] in scorching fire and scalding water

42 İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

42 İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,

42 (یعنی دوزخ کی) لپٹ اور کھولتے ہوئے پانی میں

42 وہ لو کی لپٹ اور کھولتے ہوئے پانی

وَظِلٍّ مِّن يَحۡمُومٍ ٤٣

And a shadeve gölgededirlerاور سائےwaẓillinofkara dumandanسےminblack smokeسیاہ دھوئیں کےyaḥmūmin

43 And a shade of black smoke,

43 İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

43 Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.

43 اور سیاہ دھوئیں کے سائے میں

43 اور کالے دھوئیں کے سائے میں ہوں گے

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ ٤٤

Notolmayanنہcoolserinٹھنڈےbāridinand notve olmayanاور نہwalāpleasantfaydasıآرام د ہkarīmin

44 Neither cool nor beneficial.

44 İnsanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunurlar.

44 Ki ne serindir, ne de faydalı.

44 (جو) نہ ٹھنڈا (ہے) نہ خوشنما

44 جو نہ ٹھنڈا ہوگا نہ آرام دہ

إِنَّهُمۡ كَانُواۡ قَبۡلَ ذٰلِكَ مُتۡرَفِينَ ٤٥

Indeed, theyçünkü onlarکیونکہinnahumwereidilerوہ تھےkānūbeforeönceپہلےqablathatbundanاس سےdhālikaindulging in affluencevarlık içinde şımartılmışنعمتوں میں پلے ہوئےmut'rafīna

45 Indeed they were, before that, indulging in affluence,

45 Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

45 Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.

45 یہ لوگ اس سے پہلے عیشِ نعیم میں پڑے ہوئے تھے

45 یہ وہ لوگ ہوں گے جو اِس انجام کو پہنچنے سے پہلے خوشحال تھے

وَكَانُواۡ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلۡحِنثِ ٱلۡعَظِيمِ ٤٦

And wereve ediyorlardıاور تھے وہwakānūpersistingısrarاصرار کرتےyuṣirrūnainüzereپرʿalāthe singünah (işlemek)گناہl-ḥinthithe greatbüyükبڑےl-ʿaẓīmi

46 And they used to persist in the great violation,

46 Çünkü onlar, bundan önce, dünyada, nimet içinde bulunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı.

46 Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.

46 اور گناہ عظیم پر اڑے ہوئے تھے

46 اور گناہِ عظیم پر اصرار کرتے تھے۔ 1

وَكَانُواۡ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتۡنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبۡعُوثُونَ ٤٧

And they used (to)veاور وہwakānūsaydiyorlardı kiکہا کرتے تھےyaqūlūnaWhenzaman mı?کیا جبa-idhāwe diebiz öldüktenہم مرجائیں گےmit'nāand becomeve olduğumuzاور ہم ہوں گےwakunnādusttoprakمٹیturābanand bonesve kemik yığınıاور ہڈیاںwaʿiẓāmanwill webiz mi?کیا بیشک ہمa-innāsurely be resurrectedbir daha diriltileceğizہم پھر دوبارہ اٹھائے جائیں گےlamabʿūthūna

47 And they used to say, "When we die and become dust and bones, are we indeed to be resurrected?

47 Şöyle söylerlerdi: "Öldüğümüzde, toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?"

47 Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"

47 اور کہا کرتے تھے کہ بھلا جب ہم مرگئے اور مٹی ہوگئے اور ہڈیاں (ہی ہڈیاں رہ گئے) تو کیا ہمیں پھر اُٹھنا ہوگا؟

47 کہتے تھے "کیا جب ہم مر کر خاک ہو جائیں گے اور ہڈیوں کا پنجر رہ جائیں گے تو پھر اٹھا کھڑے کیے جائیں گے؟

أَوَءَابَآؤُنَا ٱلۡأَوَّلُونَ ٤٨

And also our fathersatalarımız da mı?کیا بھلا ہمارے آباؤ اجدادawaābāunāformeröncekiپہلے (بھی)l-awalūna

48 And our forefathers [as well]?"

48 "Önce gelip geçmiş babalarımız da mı?"

48 "Önceki atalarımızda mı?"

48 اور کیا ہمارے باپ دادا کو بھی؟

48 اور کیا ہمارے وہ باپ دادا بھی اٹھائے جائیں گے جو پہلے گزر چکے ہیں؟"

قُلۡ إِنَّ ٱلۡأَوَّلِينَ وَٱلۡأَخِرِينَ ٤٩

Sayde kiکہہ دیجیےqulIndeedşüphesizبیشکinnathe formeröncekiler deپہلےl-awalīnaand the later peopleve sonrakiler deاور پچھلےwal-ākhirīna

49 Say, [O Muhammad], "Indeed, the former and the later peoples

49 De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

49 De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"

49 کہہ دو کہ بےشک پہلے اور پچھلے

49 اے نبیؐ، اِن لوگوں سے کہو، یقیناً اگلے اور پچھلے سب

لَمَجۡمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوۡمٍ مَّعۡلُومٍ ٥٠

Surely, will be gatheredmutlaka toplanacaklardırضرور جمع کیے جانے والے ہیںlamajmūʿūnaforiçinتکilā(the) appointmentbuluşma vaktiایک وقتmīqāti(of) a Daybir gününدن کےyawminwell-knownbelliمعلوم۔ مقررmaʿlūmin

50 Are to be gathered together for the appointment of a known Day."

50 De ki: "Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır."

50 "Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."

50 (سب) ایک روز مقرر کے وقت پر جمع کئے جائیں گے

50 ایک دن ضرور جمع کیے جانے والے ہیں جس کا وقت مقرر کیا جا چکا ہے

Surah 56 / Al-Waqi'ah / The Inevitable سورة الواقعة 536
Will circulatedolaşırگردش کر رہے ہوں گے yaṭūfu among themçevrelerindeان پر ʿalayhim boysgençlerلڑکے wil'dānun immortalebedi yaşamağa erdirilmişہمیشہ رہنے والے mukhalladūna١٧ With vesselstestilerleساتھ پیالوں کے bi-akwābin and jugsve ibriklerاور ساتھ جگ کے wa-abārīqa and a cupve kadehlerleاور ساغر wakasin fromkaynağından doldurulmuşکے min a flowing streamبہتی شراب maʿīnin
١٨ Notbaşları ağrıtmayanنہ they will get headacheسر ڈکھائے جائیں گے yuṣaddaʿūna therefromondanاس سے ʿanhā and notveاور نہ وہ walā they will get intoxicatedakılları gidermeyenبےجا بولیں گے yunzifūna١٩ And fruitsve meyva(lar)اور پھل wafākihatin of whatşeylerdenاس میں سے mimmā they selectbeğendikleriجو وہ چن لیں گے yatakhayyarūna
٢٠ And (the) fleshve etiاور گوشت walaḥmi (of) fowlskuşپرندوں کا ṭayrin of whatcanlarının çektiğiاس میں سے جو mimmā they desireوہ خواہش کریں گے yashtahūna٢١ And fair onesve hurilerاور حوریں waḥūrun (with) large eyesiri gözlüبڑی آنکھوں والی ʿīnun٢٢ Likegibiجیسے مثلا ka-amthāli pearlsincilerموتی l-lu'lu-i
well-protectedsaklıچھپے ہوئے l-maknūni٢٣ A rewardkarşılık olarakبدلہ ہے jazāan for whatnedeniyleبوجہ اس کے bimā they used (to)olmalarıجو تھے وہ kānū doyapıyor(lar)وہ عمل کرتے yaʿmalūna٢٤ Notişitmezlerنہ they will hearوہ سنیں گے yasmaʿūna thereinoradaاس میں fīhā vain talkboş bir sözکوئی لغو بات laghwan and notve ne deاور نہ walā
sinful (speech)günaha sokan bir lafکوئی گناہ کی بات tathīman٢٥ Exceptyalnızcaمگر illā a sayingdenilirبات ہوگی qīlan Peaceselamسلام، سلام کی salāman Peaceselam salāman٢٦ And (the) companionsve adamlarıاور والے wa-aṣḥābu (of) the rightsağınدائیں ہاتھ l-yamīni whatnedirکیا ہیں (are the) companionsadamlarıوالے aṣḥābu
(of) the rightsağınدائیں ہاتھ l-yamīni٢٧ Amongiçindedirlerمیں lote treessedir ağaçlarıبیریوں sid'rin thornlessdikensizبغیر کانٹوں کے makhḍūdin٢٨ And banana treesve muz ağaçlarıاور کیلے waṭalḥin layeredmeyvaları diziliتہ بہ تہ manḍūdin٢٩ And shadeve gölge(ler)اور سائے waẓillin extendeduzamışلمبے mamdūdin
٣٠ And waterve sularاور پانی wamāin poured forthfışkıranبہتا ہوا۔ اوپر سے نیچے گرتا ہوا maskūbin٣١ And fruitve meyvalarاور پھل wafākihatin abundantpek çokبہت سے kathīratin٣٢ Nottükenmeyenنہ limitedختم ہونے والے maqṭūʿatin and notve ne deاور نہ walā
forbiddenyasaklanmayanروکے جانے والے mamnūʿatin٣٣ And (on) couchesve döşekler (üstündedirler)اور نشست گاہیں wafurushin raisedyükseltilmişاونچی marfūʿatin٣٤ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] have produced themkadınları inşa' etmişizdirپیدا کیا ہم نے ان کو anshanāhunna (into) a creation(yeni bir) inşa' ileخاص طور پر بنا کر۔ پیدا کر کے inshāan٣٥ And We have made themonları yapmışızdırتو بنایا ہم نے ان کو fajaʿalnāhunna
virginsbakirelerکنواریاں abkāran٣٦ Devotedsevgililerخاوندوں کی پیاریاں ʿuruban equals in agehep yaşıtہم عمر atrāban٣٧ For (the) companionsadamları içinوالوں کے لیے li-aṣḥābi (of) the rightsağınدائیں ہاتھ l-yamīni٣٨ A companybir bölümüایک بڑا گروہ ہوگا thullatun oföncekilerdendirمیں سے mina
the former peopleپہلوں l-awalīna٣٩ And a companybir bölümü deاور ایک بڑا گروہ wathullatun ofsonrakilerdendirمیں سے mina the later peopleپچھلوں l-ākhirīna٤٠ And (the) companionsve adamlarıاور والے wa-aṣḥābu (of) the leftsolunبائیں ہاتھ l-shimāli whatnedirکیا ہیں (are the) companionsadamlarıوالے aṣḥābu
(of) the leftsolun، بائیں ہاتھ l-shimāli٤١ Iniçindedirlerمیں scorching fireiliklere işleyen bir ateşگرم ہوا samūmin and scalding waterve kaynar suاور گرم پانی میں waḥamīmin٤٢ And a shadeve gölgededirlerاور سائے waẓillin ofkara dumandanسے min black smokeسیاہ دھوئیں کے yaḥmūmin٤٣ Notolmayanنہ coolserinٹھنڈے bāridin
and notve olmayanاور نہ walā pleasantfaydasıآرام د ہ karīmin٤٤ Indeed, theyçünkü onlarکیونکہ innahum wereidilerوہ تھے kānū beforeönceپہلے qabla thatbundanاس سے dhālika indulging in affluencevarlık içinde şımartılmışنعمتوں میں پلے ہوئے mut'rafīna٤٥ And wereve ediyorlardıاور تھے وہ wakānū persistingısrarاصرار کرتے yuṣirrūna
inüzereپر ʿalā the singünah (işlemek)گناہ l-ḥinthi the greatbüyükبڑے l-ʿaẓīmi٤٦ And they used (to)veاور وہ wakānū saydiyorlardı kiکہا کرتے تھے yaqūlūna Whenzaman mı?کیا جب a-idhā we diebiz öldüktenہم مرجائیں گے mit'nā and becomeve olduğumuzاور ہم ہوں گے wakunnā dusttoprakمٹی turāban
and bonesve kemik yığınıاور ہڈیاں waʿiẓāman will webiz mi?کیا بیشک ہم a-innā surely be resurrectedbir daha diriltileceğizہم پھر دوبارہ اٹھائے جائیں گے lamabʿūthūna٤٧ And also our fathersatalarımız da mı?کیا بھلا ہمارے آباؤ اجداد awaābāunā formeröncekiپہلے (بھی) l-awalūna٤٨ Sayde kiکہہ دیجیے qul Indeedşüphesizبیشک inna
the formeröncekiler deپہلے l-awalīna and the later peopleve sonrakiler deاور پچھلے wal-ākhirīna٤٩ Surely, will be gatheredmutlaka toplanacaklardırضرور جمع کیے جانے والے ہیں lamajmūʿūna foriçinتک ilā (the) appointmentbuluşma vaktiایک وقت mīqāti (of) a Daybir gününدن کے yawmin well-knownbelliمعلوم۔ مقرر maʿlūmin٥٠
٥٣٦
‹ 534page 535 of the printed Mushaf536 ›