وَجَآءَ فِرۡعَوۡنُ وَمَن قَبۡلَهُۥ وَٱلۡمُؤۡتَفِكَـٰتُ بِٱلۡخَاطِئَةِ ٩

And cameve geldilerاور آیاwajāaFiraunFir'avnفرعونfir'ʿawnuand (those)ve kimselerاور جوwamanbefore himondan öncekiاس سے پہلے تھےqablahuand the overturned citiesve altüst olmuş kentlerاور اٹھائی جانے والی بستیاںwal-mu'tafikātuwith sinhatalı iş ileساتھ خطا کےbil-khāṭi-ati

9 And there came Pharaoh and those before him and the overturned cities with sin.

9 Firavun, ondan öncekiler ve alt üst olmuş kasabalarda oturanlar da suç işlemişlerdi.

9 Firavun, ondan öncekiler ve altı üstüne getirilen beldeler de hep o hatayı işleyegeldiler.

9 اور فرعون اور جو لوگ اس سے پہلے تھے اور وہ جو الٹی بستیوں میں رہتے تھے سب گناہ کے کام کرتے تھے

9 اور اِسی خطائے عظیم کا ارتکاب فرعون اور اُس سے پہلے کے لوگوں نے اور تَل پٹ ہوجانے والی بستیوں نے کیا۔ 1

فَعَصَوۡاۡ رَسُولَ رَبِّهِمۡ فَأَخَذَهُمۡ أَخۡذَةً رَّابِيَةً ١٠

And they disobeyedkarşı geldilerتو انہوں نے نافرمانی کیfaʿaṣaw(the) Messengerelçisineرسول کیrasūla(of) their LordRablerininاپنے رب کےrabbihimso He seized themO da onları yakaladıتو اس نے پکڑ لیا ان کوfa-akhadhahum(with) a seizurebir yakalayışlaایک پکڑakhdhatanexceedingşiddeti gittikçe artanسخت سےrābiyatan

10 And they disobeyed the messenger of their Lord, so He seized them with a seizure exceeding [in severity].

10 Rabbinin peygamberine baş kaldırmışlardı. Bunun üzerine Rableri onları şiddeti arttıkça artan bir şekilde yakaladı.

10 Hep Rablerinin elçilerine karşı geldiler. O da onları pek şiddetli bir şekilde yakalayıverdi.

10 انہوں نے اپنے پروردگار کے پیغمبر کی نافرمانی کی تو خدا نے بھی ان کو بڑا سخت پکڑا

10 ان سب نے اپنے رب کے رسول کی بات نہ مانی تو اُس نے اُن کو بڑی سختی کے ساتھ پکڑا

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلۡمَآءُ حَمَلۡنَـٰكُمۡ فِى ٱلۡجَارِيَةِ ١١

Indeed, Weelbette bizبیشک ہمinnāwhenkabarıncaجبlammāoverflowedبلندی میں تجاوز کرگیاṭaghāthe watersu(lar)پانیl-māuWe carried yousizi taşıdıkسوار کیا ہم نے تم کوḥamalnākuminakıp gidende (gemi)میںthe sailing (ship)کشتیl-jāriyati

11 Indeed, when the water overflowed, We carried your ancestors in the sailing ship

11 Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

11 Kuşkusuz, sular kabarınca sizi gemide biz taşıdık.

11 جب پانی طغیانی پر آیا تو ہم نے تم (لوگوں )کو کشتی میں سوار کرلیا

11 جب پانی کا طوفان حد سے گزر گیا 1 تو ہم نے تم کو کشتی میں سوار کر دیا تھا 2

لِنَجۡعَلَهَا لَكُمۡ تَذۡكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وٰعِيَةٌ ١٢

That We might make itonu yapalım diyeتاکہ ہم بنادیں اس کوlinajʿalahāfor yousizeتمہارے لیےlakuma reminderbir ibretیاد دہانیtadhkiratanand would be conscious of itve onu bellesinاور یاد رکھیں اس کوwataʿiyahāan earkulak(lar)کانudhununconsciousbelleyenیاد رکھنے والےwāʿiyatun

12 That We might make it for you a reminder and [that] a conscious ear would be conscious of it.

12 Su taştığı vakit, size bir ibret olmak üzere, anlayışlı kulaklar anlasın diye süzülen gemide, sizi Biz taşımışızdır.

12 Onu size bir ibret yapalım ve belleyici kulaklar bellesin diye.

12 تاکہ اس کو تمہارے لئے یادگار بنائیں اور یاد رکھنے والے کان اسے یاد رکھیں

12 کہ اِس واقعہ کو تمہارے لیے ایک سبق آموز یادگار بنادیں  اور یاد رکھنے والے کان اس کی یاد محفوظ رکھیں۔ 1

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفۡخَةٌ وٰحِدَةٌ ١٣

Then whenzamanپھر جبfa-idhāis blownüflendiğiپھونک دیا جائے گاnufikhainSur'aمیںthe trumpet صورl-ṣūria blastüflemeپھونکناnafkhatunsinglebir tekایک ہی بارwāḥidatun

13 Then when the Horn is blown with one blast

13 Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

13 Sûr'a bir tek üfleme üflendiği,

13 تو جب صور میں ایک (بار) پھونک مار دی جائے گی

13 1 پھر جب ایک دفعہ صُور میں پھونک مار دی جائے گی

وَحُمِلَتِ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وٰحِدَةً ١٤

And are liftedyerlerinden kaldırıldığıاور اٹھائی جائے گیwaḥumilatithe eartharzزمینl-arḍuand the mountainsve dağlarاور پہاڑwal-jibāluand crushedçarpıştırıldığıتو دونوں توڑ دئیے جائیں گےfadukkatā(with) a crushingçarpma ileتوڑناdakkatansinglebir tekیکبارگیwāḥidatan

14 And the earth and the mountains are lifted and leveled with one blow -

14 Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

14 Arz ve dağlar yerlerinden kaldırılıp şiddetle birbirine çarpılarak darmadağın olduğu zaman,

14 اور زمین اور پہاڑ دونوں اٹھا لئے جائیں گے۔ پھر ایک بارگی توڑ پھوڑ کر برابر کردیئے جائیں گے

14 اور زمین اور پہاڑوں کو اٹھا کر ایک ہی چوٹ میں ریزہ ریزہ کر دیا جائے گا

فَيَوۡمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلۡوَاقِعَةُ ١٥

Then (on) that Dayişte o günتو اس دنfayawma-idhinwill occurvuku bulurواقع ہوجائے گیwaqaʿatithe Occurrenceolacak olanواقع ہونے والیl-wāqiʿatu

15 Then on that Day, the Resurrection will occur,

15 Sura bir üfürüş üfürüldüğü, yer ve dağlar kaldırılıp bir vuruşla birbirine çarpıldığı zaman, işte o gün olacak olur, kıyamet kopar.

15 İşte o gün olacak olur.

15 تو اس روز ہو پڑنے والی (یعنی قیامت) ہو پڑے گی

15 اُس روز وہ ہونے والا واقعہ پیش آ جائے گا

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوۡمَئِذٍ وَاهِيَةٌ ١٦

And will splityarılmıştırاور پھٹ جائے گاwa-inshaqqatithe heavengökآسمانl-samāuso itoتو وہfahiya(is on) that Dayo günاس دنyawma-idhinfrailzayıftırسست ہوگا ۔ کمزور ہوگاwāhiyatun

16 And the heaven will split [open], for that Day it is infirm.

16 Gök yarılır; o gün düzeni bozulur.

16 O gün gök yarılmış, sarkmıştır.

16 اور آسمان پھٹ جائے گا تو وہ اس دن کمزور ہوگا

16 اُس دن آسمان پھٹے گا اور اس کی بندش ڈھیلی پڑ جائے گی

وَٱلۡمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرۡجَآئِهَا‌ۚ وَيَحۡمِلُ عَرۡشَ رَبِّكَ فَوۡقَهُمۡ يَوۡمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ ١٧

And the Angelsvre melekler deاور فرشتےwal-malaku(will be) ononun kenarlarındadırہوں گےپرʿalāits edgesاس کے کناروںarjāihāand will bearve taşırاور اٹھائے ہوئے ہوں گےwayaḥmilu(the) Thronetahtınıعرشʿarsha(of) your LordRabbininتیرے رب کاrabbikaabove themüstlerindeاپنے اوپرfawqahumthat Dayo günاس دنyawma-idhineightsekiz (melek)آٹھ (فرشتے)thamāniyatun

17 And the angels are at its edges. And there will bear the Throne of your Lord above them, that Day, eight [of them].

17 Melekler onun çevresindedirler; o gün Rabbinin arşını onlardan başka sekiz tanesi yüklenir.

17 Melekler de onun etrafındadır, O gün Rabbinin Arşını bunların da üstünde sekiz melek yüklenir.

17 اور فرشتے اس کے کناروں پر (اُتر آئیں گے) اور تمہارے پروردگار کے عرش کو اس روز آٹھ فرشتے اپنے سروں پر اُٹھائے ہوں گے

17 فرشتے اس کے اطراف و جوانب میں ہوں گے اور آٹھ فرشتے اُس روز تیرے ربّ کا عرش اپنے اُوپر اُٹھائے ہوئے ہوں گے۔ 1

يَوۡمَئِذٍ تُعۡرَضُونَ لَا تَخۡفَىٰ مِنكُمۡ خَافِيَةٌ ١٨

That Dayo günاس دنyawma-idhinyou will be exhibitedarz olunursunuzتم پیش کیے جاؤ گےtuʿ'raḍūnanotgizli kalmazنہwill be hiddenچھپ سکے گیtakhfāamong yousizdenتم سےminkumany secrethiçbir gizچھپنے والی۔ کوئی رازkhāfiyatun

18 That Day, you will be exhibited [for judgement]; not hidden among you is anything concealed.

18 O gün siz huzura alınırsınız, hiçbir şeyiniz gizli kalmaz.

18 O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz, öyle ki gizli bir haliniz kalmaz.

18 اس روز تم (سب لوگوں کے سامنے) پیش کئے جاؤ گے اور تمہاری کوئی پوشیدہ بات چھپی نہ رہے گی

18 وہ دن ہوگا جب تم لوگ پیش کیے جاؤ گے، تمہارا کوئی راز بھی چھپا نہ رہ جائے گا

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقۡرَءُواۡ كِتَـٰبِيَهۡ ١٩

Then as foro zamanتو رہاfa-ammā(him) whokimseوہ جوmanis givenverilenدیا گیاūtiyahis recordKitabıکتاب اپنی۔ نامہ اعمالkitābahuin his right handsağındanاپنے دائیں ہاتھ میںbiyamīnihiwill sayder kiتو وہ کہے گاfayaqūluHerealınلوhāumureadokuyunپڑھوiq'raūmy recordKitabımıمیری کتابkitābiyah

19 So as for he who is given his record in his right hand, he will say, "Here, read my record!

19 Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

19 Kitabı sağından verilen, "alın okuyun kitabımı.."

19 تو جس کا (اعمال) نامہ اس کے داہنے ہاتھ میں دیا جائے گا وہ (دوسروں سے) کہے گا کہ لیجیئے میرا نامہ (اعمال) پڑھیئے

19 اُس وقت جس کا نامہٴ اعمال اُس کے سیدھے ہاتھ میں دیا جائے گا 1 وہ کہے گا”لو دیکھو، پڑھو میرا نامہٴ اعمال، 2

إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهۡ ٢٠

Indeed, Isüphesiz benبیشک میںinnīwas certainsezmiştimمیں یقین رکھتا تھاẓanantuthat Ielbette benimکہ بیشک میںannī(will) meetkarşılaşacağımıملاقات کرنے والا ہوںmulāqinmy accounthesabımlaاپنے حساب سےḥisābiyah

20 Indeed, I was certain that I would be meeting my account."

20 Kitabı sağından verilen; "Alın, kitabımı okuyun, doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşacağımı umuyordum" der.

20 "Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim" der.

20 مجھے یقین تھا کہ مجھ کو میرا حساب (کتاب) ضرور ملے گا

20 میں سمجھتا تھا کہ مجھے ضرور اپنا حساب ملنے والا ہے۔“ 1

فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ٢١

So heartık oتو وہfahuwa(will be) iniçindedirمیں ہوگاa lifebir yaşamعیشʿīshatinpleasantmemmun edenدل پسندrāḍiyatin

21 So he will be in a pleasant life -

21 Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

21 Artık o hoşnut bir hayattadır.

21 پس وہ (شخص) من مانے عیش میں ہوگا

21 پس وہ دل پسند عیش میں ہوگا

فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ ٢٢

Inbir bahçedeمیںa Gardenجنتjannatinelevatedyüksekبلندʿāliyatin

22 In an elevated garden,

22 Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

22 Yüksek bir cennettedir.

22 (یعنی) اونچے (اونچے محلوں) کے باغ میں

22 عالی مقام جنت میں

قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ ٢٣

Its clusters of fruitsmeyveleriمیوے جس کےquṭūfuhāhanging nearaşağıya sarkmışجھکے پڑ رہے ہوں گے۔ جھک رہے ہوں گے۔ جھکے جارہے ہوں گےdāniyatun

23 Its [fruit] to be picked hanging near.

23 Artık o, meyveleri sarkmış, yüksek bir bahçede, hoş bir yaşayış içindedir.

23 Ki o cennetin meyveleri sarkmıştır.

23 جن کے میوے جھکے ہوئے ہوں گے

23 جس کے پھلوں کے گچھے جھکے پڑ رہے ہوں گے

كُلُواۡ وَٱشۡرَبُواۡ هَنِيٓـــَٔۢا بِمَآ أَسۡلَفۡتُمۡ فِى ٱلۡأَيَّامِ ٱلۡخَالِيَةِ ٢٤

Eatyeyinکھاؤkulūand drinkve içinاور پیوwa-ish'rabū(in) satisfactionafiyetleمزے سےhanīanfor whatötürüبوجہ اس کےbimāyou sent before youyaptığınız işlerdenجو کرچکے تمaslaftumingünlerdeمیںthe daysدنوںl-ayāmipastgeçmişگذشتہl-khāliyati

24 [They will be told], "Eat and drink in satisfaction for what you put forth in the days past."

24 Onlara şöyle denir: "Geçmiş günlerde, peşinen işlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz içiniz."

24 "Geçmiş günlerde yaptığınız işlerden ötürü afiyetle yeyin, için." (denir).

24 جو (عمل) تم ایام گزشتہ میں آگے بھیج چکے ہو اس کے صلے میں مزے سے کھاؤ اور پیو

24 (ایسے لوگوں سے کہا جائے گا) مزے سے کھاؤ اور پیو اپنے اُن اعمال کے بدلے جو تم نے گزرے ہوئے دنوں میں کیے ہیں

وَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيۡتَنِى لَمۡ أُوتَ كِتَـٰبِيَهۡ ٢٥

But as foro zamanاور رہاwa-ammā(him) whokimseوہ جو کوئیmanis givenverilenدیا گیاūtiyahis recordKitabıکتاب اپنیkitābahuin his left handsol tarafındanاپنے بائیں ہاتھ میںbishimālihiwill sayder kiتو وہ کہے گاfayaqūluO! I wishey keşke banaاے کاش کہ میںyālaytanīnotverilmeseydiنہlamI had been givenدیا جاتاūtamy recordKitabımاپنا نامہ اعمال۔ اپنی کتابkitābiyah

25 But as for he who is given his record in his left hand, he will say, "Oh, I wish I had not been given my record

25 Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

25 Kitabı sol tarafından verilen ise der ki: "Keşke kitabım verilmeseydi de,

25 اور جس کا نامہ (اعمال) اس کے بائیں ہاتھ میں یاد جائے گا وہ کہے گا اے کاش مجھ کو میرا (اعمال) نامہ نہ دیا جاتا

25 اور جس کا نامہٴ اعمال  اُس کے بائیں ہاتھ میں دیا جائے گا 1 وہ کہے گا”کاش میرا اعمال نامہ مجھے نہ دیا گیا ہوتا 2

وَلَمۡ أَدۡرِ مَا حِسَابِيَهۡ ٢٦

And notve hiçاور نہwalamI had knownbilmeseydimمیں جانتاadriwhatnedirکیا ہے(is) my accounthesabımحساب میراḥisābiyah

26 And had not known what is my account.

26 Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

26 Hesabımın ne olduğunu bilmeseydim,

26 اور مجھے معلوم نہ ہو کہ میرا حساب کیا ہے

26 اور میں نہ جانتا کہ میرا حساب کیا ہے۔ 1

يَـٰلَيۡتَهَا كَانَتِ ٱلۡقَاضِيَةَ ٢٧

O! I wish itey keşkeاے کاش کہ وہyālaytahāhad beenolsaydıہوتیkānatithe endişimi bitirmişفیصلہ کن ۔ فیصلہ کرنے والیl-qāḍiyata

27 I wish my death had been the decisive one.

27 Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

27 Ne olurdu o ölüm, iş bitirici olsaydı.

27 اے کاش موت (ابد الاآباد کے لئے میرا کام) تمام کرچکی ہوتی

27 کاش میری وہی موت (جو دُنیا میں آئی تھی) فیصلہ کُن ہوتی۔ 1

مَآ أَغۡنَىٰ عَنِّى مَالِيَهۡۜ ٢٨

Nothiçbirنہhas availedyarar sağlamadıکام آیاaghnāmebanaمجھ کوʿannīmy wealthmalımمال میراmāliyah

28 My wealth has not availed me.

28 Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

28 Malım bana hiç fayda vermedi.

28 آج) میرا مال میرے کچھ بھی کام بھی نہ آیا

28 آج میرا مال میرے کچھ کام نہ آیا

هَلَكَ عَنِّى سُلۡطَـٰنِيَهۡ ٢٩

Is goneyok olup gittiہلاک ہوگیاhalakafrom mebendenمجھ سےʿannīmy authoritygücüm (saltanatım)سلطان میرا۔ اقتدار میرا۔ غلبہ میراsul'ṭāniyah

29 Gone from me is my authority."

29 Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der.

29 Gücüm de benden yok olup gitti."

29 (ہائے) میری سلطنت خاک میں مل گئی

29 میرا سارا اقتدار ختم ہوگیا۔“ 1

خُذُوهُ فَغُلُّوهُ ٣٠

Seize himtutun onuپکڑو اس کوkhudhūhuand shackle himbağlayın onuپھر طوق پہناؤ اس کوfaghullūhu

30 [Allah will say], "Seize him and shackle him.

30 İlgililere şöyle buyurulur: "O'nu alın, bağlayın."

30 (Zebanilere şöyle denir): "Onu yakalayın da bağlayın."

30 (حکم ہوگا کہ) اسے پکڑ لو اور طوق پہنا دو

30 (حکم ہو گا) پکڑو اِسے اور اِس کی گردن میں طوق ڈال دو

ثُمَّ ٱلۡجَحِيمَ صَلُّوهُ ٣١

Thensonraپھرthumma(into) the Hellfirecehennemeجہنم میںl-jaḥīmaburn himsallayın onuجھونکو اس کوṣallūhu

31 Then into Hellfire drive him.

31 "Sonra cehenneme yaslayın"

31 "Sonra cehenneme atın onu."

31 پھر دوزخ کی آگ میں جھونک دو

31 پھر اِسے جہنم میں جھونک دو

ثُمَّ فِى سِلۡسِلَةٍ ذَرۡعُهَا سَبۡعُونَ ذِرَاعًا فَٱسۡلُكُوهُ ٣٢

Thensonraپھرthummaintozincireمیںa chainایک زنجیر (میں)sil'silatinits lengthuzunluğuپیمائش اس کیdharʿuhā(is) seventyyetmişسترsabʿūnacubitsarşınگز ہےdhirāʿaninsert himvurun onuپس داخل کرو اس کوfa-us'lukūhu

32 Then into a chain whose length is seventy cubits insert him."

32 "Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun";

32 "Sonra da boyu yetmiş arşın zincir içerisinde onu oraya sokun."

32 پھر زنجیر سے جس کی ناپ ستر گز ہے جکڑ دو

32 پھر اِس کو ستر ہاتھ لمبی زنجیر میں جکڑ دو

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ ٱلۡعَظِيمِ ٣٣

Indeed, heçünkü oبیشک وہinnahuwasidiتھاkānanotinanmıyorنہیںbelievingایمان رکھتاyu'minuin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahithe Most Greatbüyükجو بڑا ہےl-ʿaẓīmi

33 Indeed, he did not used to believe in Allah, the Most Great,

33 "Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı."

33 Çünkü o, büyük Allah'a inanmıyordu.

33 یہ نہ تو خدائے جل شانہ پر ایمان لاتا تھا

33 یہ نہ اللہ بزرگ و برتر پر ایمان لاتا تھا

وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ ٣٤

And (did) notveاور نہیںwalāfeel the urgeön ayak olmuyurduترغیب دیتا تھاyaḥuḍḍuondoyurmayaاوپرʿalā(the) feedingکھلانے کےṭaʿāmi(of) the pooryoksuluمسکین کےl-mis'kīni

34 Nor did he encourage the feeding of the poor.

34 "Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi."

34 Yoksula yedirmeye teşvik etmiyordu.

34 اور نہ فقیر کے کھانا کھلانے پر آمادہ کرتا تھا

34 اور نہ مسکین کو کھانا کھلانے کی ترغیب دیتا تھا۔ 1

Surah 69 / Al-Haqqah / The Reality سورة الحاقة 568
And cameve geldilerاور آیا wajāa FiraunFir'avnفرعون fir'ʿawnu and (those)ve kimselerاور جو waman before himondan öncekiاس سے پہلے تھے qablahu and the overturned citiesve altüst olmuş kentlerاور اٹھائی جانے والی بستیاں wal-mu'tafikātu with sinhatalı iş ileساتھ خطا کے bil-khāṭi-ati٩ And they disobeyedkarşı geldilerتو انہوں نے نافرمانی کی faʿaṣaw (the) Messengerelçisineرسول کی rasūla
(of) their LordRablerininاپنے رب کے rabbihim so He seized themO da onları yakaladıتو اس نے پکڑ لیا ان کو fa-akhadhahum (with) a seizurebir yakalayışlaایک پکڑ akhdhatan exceedingşiddeti gittikçe artanسخت سے rābiyatan١٠ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā whenkabarıncaجب lammā overflowedبلندی میں تجاوز کرگیا ṭaghā the watersu(lar)پانی l-māu We carried yousizi taşıdıkسوار کیا ہم نے تم کو ḥamalnākum inakıp gidende (gemi)میں the sailing (ship)کشتی l-jāriyati
١١ That We might make itonu yapalım diyeتاکہ ہم بنادیں اس کو linajʿalahā for yousizeتمہارے لیے lakum a reminderbir ibretیاد دہانی tadhkiratan and would be conscious of itve onu bellesinاور یاد رکھیں اس کو wataʿiyahā an earkulak(lar)کان udhunun consciousbelleyenیاد رکھنے والے wāʿiyatun١٢ Then whenzamanپھر جب fa-idhā is blownüflendiğiپھونک دیا جائے گا nufikha inSur'aمیں the trumpet صور l-ṣūri
a blastüflemeپھونکنا nafkhatun singlebir tekایک ہی بار wāḥidatun١٣ And are liftedyerlerinden kaldırıldığıاور اٹھائی جائے گی waḥumilati the eartharzزمین l-arḍu and the mountainsve dağlarاور پہاڑ wal-jibālu and crushedçarpıştırıldığıتو دونوں توڑ دئیے جائیں گے fadukkatā (with) a crushingçarpma ileتوڑنا dakkatan singlebir tekیکبارگی wāḥidatan١٤
Then (on) that Dayişte o günتو اس دن fayawma-idhin will occurvuku bulurواقع ہوجائے گی waqaʿati the Occurrenceolacak olanواقع ہونے والی l-wāqiʿatu١٥ And will splityarılmıştırاور پھٹ جائے گا wa-inshaqqati the heavengökآسمان l-samāu so itoتو وہ fahiya (is on) that Dayo günاس دن yawma-idhin frailzayıftırسست ہوگا ۔ کمزور ہوگا wāhiyatun
١٦ And the Angelsvre melekler deاور فرشتے wal-malaku (will be) ononun kenarlarındadırہوں گےپر ʿalā its edgesاس کے کناروں arjāihā and will bearve taşırاور اٹھائے ہوئے ہوں گے wayaḥmilu (the) Thronetahtınıعرش ʿarsha (of) your LordRabbininتیرے رب کا rabbika above themüstlerindeاپنے اوپر fawqahum that Dayo günاس دن yawma-idhin eightsekiz (melek)آٹھ (فرشتے) thamāniyatun
١٧ That Dayo günاس دن yawma-idhin you will be exhibitedarz olunursunuzتم پیش کیے جاؤ گے tuʿ'raḍūna notgizli kalmazنہ will be hiddenچھپ سکے گی takhfā among yousizdenتم سے minkum any secrethiçbir gizچھپنے والی۔ کوئی راز khāfiyatun١٨ Then as foro zamanتو رہا fa-ammā (him) whokimseوہ جو man is givenverilenدیا گیا ūtiya
his recordKitabıکتاب اپنی۔ نامہ اعمال kitābahu in his right handsağındanاپنے دائیں ہاتھ میں biyamīnihi will sayder kiتو وہ کہے گا fayaqūlu Herealınلو hāumu readokuyunپڑھو iq'raū my recordKitabımıمیری کتاب kitābiyah١٩ Indeed, Isüphesiz benبیشک میں innī was certainsezmiştimمیں یقین رکھتا تھا ẓanantu that Ielbette benimکہ بیشک میں annī (will) meetkarşılaşacağımıملاقات کرنے والا ہوں mulāqin
my accounthesabımlaاپنے حساب سے ḥisābiyah٢٠ So heartık oتو وہ fahuwa (will be) iniçindedirمیں ہوگا a lifebir yaşamعیش ʿīshatin pleasantmemmun edenدل پسند rāḍiyatin٢١ Inbir bahçedeمیں a Gardenجنت jannatin elevatedyüksekبلند ʿāliyatin٢٢
Its clusters of fruitsmeyveleriمیوے جس کے quṭūfuhā hanging nearaşağıya sarkmışجھکے پڑ رہے ہوں گے۔ جھک رہے ہوں گے۔ جھکے جارہے ہوں گے dāniyatun٢٣ Eatyeyinکھاؤ kulū and drinkve içinاور پیو wa-ish'rabū (in) satisfactionafiyetleمزے سے hanīan for whatötürüبوجہ اس کے bimā you sent before youyaptığınız işlerdenجو کرچکے تم aslaftum ingünlerdeمیں the daysدنوں l-ayāmi
pastgeçmişگذشتہ l-khāliyati٢٤ But as foro zamanاور رہا wa-ammā (him) whokimseوہ جو کوئی man is givenverilenدیا گیا ūtiya his recordKitabıکتاب اپنی kitābahu in his left handsol tarafındanاپنے بائیں ہاتھ میں bishimālihi will sayder kiتو وہ کہے گا fayaqūlu O! I wishey keşke banaاے کاش کہ میں yālaytanī notverilmeseydiنہ lam I had been givenدیا جاتا ūta my recordKitabımاپنا نامہ اعمال۔ اپنی کتاب kitābiyah
٢٥ And notve hiçاور نہ walam I had knownbilmeseydimمیں جانتا adri whatnedirکیا ہے (is) my accounthesabımحساب میرا ḥisābiyah٢٦ O! I wish itey keşkeاے کاش کہ وہ yālaytahā had beenolsaydıہوتی kānati the endişimi bitirmişفیصلہ کن ۔ فیصلہ کرنے والی l-qāḍiyata٢٧ Nothiçbirنہ has availedyarar sağlamadıکام آیا aghnā
mebanaمجھ کو ʿannī my wealthmalımمال میرا māliyah٢٨ Is goneyok olup gittiہلاک ہوگیا halaka from mebendenمجھ سے ʿannī my authoritygücüm (saltanatım)سلطان میرا۔ اقتدار میرا۔ غلبہ میرا sul'ṭāniyah٢٩ Seize himtutun onuپکڑو اس کو khudhūhu and shackle himbağlayın onuپھر طوق پہناؤ اس کو faghullūhu٣٠ Thensonraپھر thumma (into) the Hellfirecehennemeجہنم میں l-jaḥīma
burn himsallayın onuجھونکو اس کو ṣallūhu٣١ Thensonraپھر thumma intozincireمیں a chainایک زنجیر (میں) sil'silatin its lengthuzunluğuپیمائش اس کی dharʿuhā (is) seventyyetmişستر sabʿūna cubitsarşınگز ہے dhirāʿan insert himvurun onuپس داخل کرو اس کو fa-us'lukūhu٣٢ Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu
wasidiتھا kāna notinanmıyorنہیں believingایمان رکھتا yu'minu in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi the Most Greatbüyükجو بڑا ہے l-ʿaẓīmi٣٣ And (did) notveاور نہیں walā feel the urgeön ayak olmuyurduترغیب دیتا تھا yaḥuḍḍu ondoyurmayaاوپر ʿalā (the) feedingکھلانے کے ṭaʿāmi (of) the pooryoksuluمسکین کے l-mis'kīni٣٤
٥٦٨
‹ 566page 567 of the printed Mushaf568 ›