يُرۡسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيۡكُم مِّدۡرَارًا ١١

He will send downgöndersinبھیجے گاyur'sili(rain from) the skygöktenآسمان کوl-samāaupon youüzerinizeتم پرʿalaykum(in) abundancebol yağmurخوب برسنے والا (بنا کر)mid'rāran

11 He will send [rain from] the sky upon you in [continuing] showers

11 Dedim ki: "Rabbinizden bağışlanma dileyin; doğrusu O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin."

11 "Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."

11 وہ تم پر آسمان سے لگاتار مینہ برسائے گا

11 وہ تم پر آسمان سے خوب بارشیں برسائے گا

وَيُمۡدِدۡكُم بِأَمۡوٰلٍ وَبَنِينَ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ جَنَّـٰتٍ وَيَجۡعَل لَّكُمۡ أَنۡهَـٰرًا ١٢

And provide youve size yardım etsinاور مدد کرے گا تمہاریwayum'did'kumwith wealthmallarlaساتھ مالوں کےbi-amwālinand childrenve oğullarlaاور بیٹوں کےwabanīnaand makeve versinاور بنائے گاwayajʿalfor yousizeتمہارے لیےlakumgardensbahçelerباغاتjannātinand makeve versinاور بنائے گاwayajʿalfor yousizeتمہارے لیےlakumriversırmaklarنہریںanhāran

12 And give you increase in wealth and children and provide for you gardens and provide for you rivers.

12 "Sizi, mallar ve oğullarla desteklesin; sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

12 "Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."

12 اور مال اور بیٹوں سے تمہاری مدد فرمائے گا اور تمہیں باغ عطا کرے گا اور ان میں تمہارے لئے نہریں بہا دے گا

12 تمہیں مال اور اولاد سے نوازے گا، تمہارے لیے باغ پیدا کرے گا اور تمہارے لیے نہریں جاری کردے گا۔ 1

مَّا لَكُمۡ لَا تَرۡجُونَ لِلَّهِ وَقَارًا ١٣

Whatne?کیا ہے(is) for youoluyor sizeتم کوlakumnotummuyorsunuzنہیںyou attributeتم امید رکھتےtarjūnato AllahAllah içinاللہ کے لیےlillahigrandeursaygıکس وقار کیwaqāran

13 What is [the matter] with you that you do not attribute to Allah [due] grandeur

13 "Ne oluyorsunuz ki Allah'a büyüklüğü yakıştıramıyorsunuz."

13 "Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"

13 تم کو کیا ہوا ہے کہ تم خدا کی عظمت کا اعتقاد نہیں رکھتے

13 تمہیں کیا ہوگیا  کہ  اللہ کے لیے تم کسی وقار کی توقع نہیں رکھتے؟ 1

وَقَدۡ خَلَقَكُمۡ أَطۡوَارًا ١٤

And indeedoysaاور تحقیقwaqadHe created youO sizi yarattıاس نے پیدا کیا تم کوkhalaqakum(in) stagesaşama aşamaطرح طرح سےaṭwāran

14 While He has created you in stages?

14 "Oysa sizi merhalelerden geçirerek O yaratmıştır."

14 "Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."

14 حالانکہ اس نے تم کو طرح طرح (کی حالتوں) کا پیدا کیا ہے

14 حالانکہ اُس نے طرح طرح سے تمہیں بنایا ہے۔ 1

أَلَمۡ تَرَوۡاۡ كَيۡفَ خَلَقَ ٱللَّهُ سَبۡعَ سَمَـٰوٰتٍ طِبَاقًا ١٥

Do notgörmediniz mi?کیا نہیںalamyou seeتم نے دیکھاtarawhownasılکس طرحkayfadid createyarattıپیدا کیاkhalaqaAllahاللہ نےl-lahu(the) sevenyediساتsabʿaheavensgöğüآسمانوں کوsamāwātin(in) layerstabaka tabakaتہ بہ تہṭibāqan

15 Do you not consider how Allah has created seven heavens in layers

15 "Allah'ın, göğü yedi kat üzerine nasıl yarattığını görmez misiniz?"

15 "Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"

15 کیا تم نے نہیں دیکھا کہ خدا نے سات آسمان کیسے اوپر تلے بنائے ہیں

15 کیا دیکھتے نہیں ہو کہ اللہ نے کس طرح سات آسمان تہ بر تہ بنائے

وَجَعَلَ ٱلۡقَمَرَ فِيهِنَّ نُورًا وَجَعَلَ ٱلشَّمۡسَ سِرَاجًا ١٦

And madeve yaptıاور بنایاwajaʿalathe moonAy'ıچاند کوl-qamarathereinbunların içindeان میںfīhinnaa lightnurنورnūranand madeve yaptı;اور بنایاwajaʿalathe sungüneşiسورج کوl-shamsaa lampbir lambaچراغsirājan

16 And made the moon therein a [reflected] light and made the sun a burning lamp?

16 "Aralarında aya aydınlık vermiş ve güneşin ışık saçmasını sağlamıştır."

16 Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.

16 اور چاند کو ان میں (زمین کا) نور بنایا ہے اور سورج کو چراغ ٹھہرایا ہے

16 اور اُن میں چاند کو نور اور سورج کو چراغ بنایا؟

وَٱللَّهُ أَنۢبَتَكُم مِّنَ ٱلۡأَرۡضِ نَبَاتًا ١٧

And Allahve Allahاور اللہ نےwal-lahuhas caused you to growsizi bitirdiاگایا تم کوanbatakumfromyerdenسےminathe earthزمینl-arḍi(as) a growthbir bitki olarakاگاناnabātan

17 And Allah has caused you to grow from the earth a [progressive] growth.

17 "Allah sizi yerden bitirir gibi yetiştirmiştir."

17 Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.

17 اور خدا ہی نے تم کو زمین سے پیدا کیا ہے

17 اور اللہ نے تم کو زمین سے عجیب طرح اُگایا، 1

ثُمَّ يُعِيدُكُمۡ فِيهَا وَيُخۡرِجُكُمۡ إِخۡرَاجًا ١٨

ThensonraپھرthummaHe will return yougeri çevirecektirاعادہ کرے گا تمہارا۔ لوٹائے گا تم کوyuʿīdukuminto itorayaاس میںfīhāand bring you forthve tekrar çıkaracaktırاور نکالے گا تم کوwayukh'rijukum(a new) bringing forthmükemmel çıkarışlaنکلناikh'rājan

18 Then He will return you into it and extract you [another] extraction.

18 "Sonra sizi oraya döndürür ve yine oradan çıkarır."

18 Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.

18 پھر اسی میں تمہیں لوٹا دے گا اور (اسی سے) تم کو نکال کھڑا کرے گا

18 پھر وہ تمہیں اِسی زمین میں واپس لے جائے گا اور اِس سے یکایک تم کو نکال کھڑا کرے گا

وَٱللَّهُ جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ بِسَاطًا ١٩

And Allahve Allahاور اللہ نےwal-lahumadeyaptıبنایاjaʿalafor yousizin içinتمہارے لیےlakumuthe earthyeriزمین کوl-arḍaan expansebir sergiبچھوناbisāṭan

19 And Allah has made for you the earth an expanse

19 "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

19 Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.

19 اور خدا ہی نے زمین کو تمہارے لئے فرش بنایا

19 اور اللہ نے زمین کو تمہارے لیے فرش کی طرح بچھا دیا

لِّتَسۡلُكُواۡ مِنۡهَا سُبُلاً فِجَاجًا ٢٠

That you may go alonggidesiniz diyeتاکہ تم چلوlitaslukūthereinondakiاس میںmin'hā(in) pathsyollardaراستوں میںsubulanwidegeniş genişکشادہfijājan

20 That you may follow therein roads of passage.' "

20 "Yeryüzünde dolaşabilmeniz, orada yollar ve geniş geçitlerden geçebilmeniz için, onu size yayan O'dur."

20 Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.

20 تاکہ اس کے بڑے بڑے کشادہ رستوں میں چلو پھرو

20 تاکہ تم اس کے اندر کھلے راستوں میں چلو"

قَالَ نُوحٌ رَّبِّ إِنَّهُمۡ عَصَوۡنِى وَٱتَّبَعُواۡ مَن لَّمۡ يَزِدۡهُ مَالُهُۥ وَوَلَدُهُۥٓ إِلَّا خَسَارًا ٢١

SaiddediکہاqālaNuhنوح نےnūḥunMy LordRabbimاے میرے ربrabbiIndeed, theyelbette onlarبیشک انہوں نےinnahumdisobeyed mebana karşı geldilerمیری نافرمانی کیʿaṣawnīand followedve uydularاور پیروی کیwa-ittabaʿū(the one) whobir adamaاس کیman(did) notartırmayanجو نہیںlamincrease himاضافہ کیا اس کوyazid'huhis wealthmalıاس کے مال نےmāluhuand his childrenve çocuğuاور اس کی اولاد نےwawaladuhuexceptdışındaمگرillā(in) lossziyanخسارے میںkhasāran

21 Noah said, "My Lord, indeed they have disobeyed me and followed him whose wealth and children will not increase him except in loss.

21 Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

21 Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."

21 (اس کے بعد) نوح نے عرض کی کہ میرے پروردگار! یہ لوگ میرے کہنے پر نہیں چلے اور ایسوں کے تابع ہوئے جن کو ان کے مال اور اولاد نے نقصان کے سوا کچھ فائدہ نہیں دیا

21 نوحؑ نے کہا، "میرے رب، اُنہوں نے میری بات رد کر دی اور اُن (رئیسوں) کی پیروی کی جو مال اور اولاد پا کر اور زیادہ نامراد ہو گئے ہیں

وَمَكَرُواۡ مَكۡرًا كُبَّارًا ٢٢

And they have plannedve tuzaklar kurdularاور انہوں نے چال لیwamakarūa plantuzaklarlaایک چالmakrangreatbüyük büyükبہت بڑیkubbāran

22 And they conspired an immense conspiracy.

22 Nuh: "Rabbim! Doğrusu bunlar bana baş kaldırdılar ve malı, çocuğu kendisine sadece zarar getiren kimseye uydular; birbirinden büyük düzenler kurdular" dedi.

22 "Büyük büyük tuzaklar kurdular."

22 اور وہ بڑی بڑی چالیں چلے

22 اِن لوگوں نے بڑا بھاری مکر کا جال پھیلا رکھا ہے۔ 1

وَقَالُواۡ لَا تَذَرُنَّ ءَالِهَتَكُمۡ وَلَا تَذَرُنَّ وَدًّا وَلَا سُوَاعًا وَلَا يَغُوثَ وَيَعُوقَ وَنَسۡرًا ٢٣

And they saidve dediler kiاور انہوں نے کہاwaqālū(Do) notbırakmayınنہleaveتم چھوڑوtadharunnayour godstanrılarınızıاپنے ا لہوں کوālihatakumand (do) notveاور نہwalāleavebırakmayınتم چھوڑوtadharunnaWaddVedd'iود کوwaddanand notve ne deاور نہwalāSuwaSuva'ıسواع کوsuwāʿanand notve ne deاور نہwalāYaguthve Yeğus'uیغوث کوyaghūthaand Yauqve Ye'uk'uاور نہ یعوق کوwayaʿūqaand Nasrve Nesr'iاور نہ نسر کوwanasran

23 And said, 'Never leave your gods and never leave Wadd or Suwa' or Yaghuth and Ya'uq and Nasr.

23 İnsanlara: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, Ved, Suva, Yağus, Yeuk ve Nesr putlarından asla vazgeçmeyin" dediler.

23 Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."

23 اور کہنے لگے کہ اپنے معبودوں کو ہرگز نہ چھوڑنا اور ود اور سواع اور یغوث اور یعقوب اور نسر کو کبھی ترک نہ کرنا

23 اِنہوں نے کہا ہر گز نہ چھوڑو اپنے معبُودوں کو ، اور نہ چھوڑو وَدّ اور سُواع کو، اور نہ یَغُوث اور یَعُوق اور نَسر کو۔ 1

وَقَدۡ أَضَلُّواۡ كَثِيرًا‌ۖ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا ضَلَـٰلاً ٢٤

And indeedve andolsunاور تحقیقwaqadthey have led astrayyoldan çıkardılarانہوں نے بھٹکا دیاaḍallūmanyçoklarınıبہت سوں کوkathīranAnd notveاور نہwalāincreasesen (de) artırmaتو اضافہ کرtazidithe wrongdoerso zalimlereظالموں کوl-ẓālimīnaexceptbaşka bir şeyمگرillā(in) errorşaşkınlıktanگمراہی میںḍalālan

24 And already they have misled many. And, [my Lord], do not increase the wrongdoers except in error."

24 "Böylece birçoğunu saptırdılar; Rabbim! Sen bu zalimlerin sadece şaşkınlığını artır."

24 Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.

24 (پروردگار) انہوں نے بہت لوگوں کو گمراہ کردیا ہے۔ تو تُو ان کو اور گمراہ کردے

24 انہوں نے بہت لوگوں کو گمراہ کیا ہے، اور تُو بھی اِن ظالموں کو گمراہی کے سوا کسی چیز میں ترقی نہ دے۔“ 1

مِّمَّا خَطِيٓـَٔـٰتِهِمۡ أُغۡرِقُواۡ فَأُدۡخِلُواۡ نَارًا فَلَمۡ يَجِدُواۡ لَهُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ أَنصَارًا ٢٥

Because ofdolayıمگرmimmātheir sinshatalarındanخطائیں تھیں ان کیkhaṭīātihimthey were drownedboğuldularوہ غرق کیے گئےugh'riqūthen made to entersokuldularپھر فورا داخل کیے گئےfa-ud'khilū(the) Fireateşeآگ میںnāranand notveپھر نہfalamthey foundbulamadılarانہوں نے پایاyajidūfor themselveskendilerineاپنے لیےlahumfrombaşkaminbesidesسواdūniAllahAllah'tanاللہ کےl-lahiany helpersyardımcılarکوئی مددگارanṣāran

25 Because of their sins they were drowned and put into the Fire, and they found not for themselves besides Allah [any] helpers.

25 Onlar, günahları yüzünden suda boğuldular; ateşe sokuldular, kendilerine Allah'tan başka yardımcı bulamadılar.

25 Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.

25 (آخر) وہ اپنے گناہوں کے سبب پہلے غرقاب کردیئے گئے پھر آگ میں ڈال دیئے گئے۔ تو انہوں نے خدا کے سوا کسی کو اپنا مددگار نہ پایا

25 اپنی خطاوٴں کی بنا پر ہی وہ غرق کیے گئے اور آگ  میں جھونک دیے گئے،1 پھر انہوں نے اپنے لیے اللہ سے بچانے والا کوئی مددگار نہ پایا۔2

وَقَالَ نُوحٌ رَّبِّ لَا تَذَرۡ عَلَى ٱلۡأَرۡضِ مِنَ ٱلۡكَـٰفِرِينَ دَيَّارًا ٢٦

And saidve dedi kiاور کہاwaqālaNuhنوح نےnūḥunMy LordRabbimاے میرے ربrabbi(Do) notbırakmaنہleaveتو چھوڑtadharonyeryüzündeپرʿalāthe earthزمین (پر)l-arḍianykafirlerdenمیں سےmina(of) the disbelieversکافروںl-kāfirīna(as) an inhabitanttek kişiکوئی بسنے والاdayyāran

26 And Noah said, "My Lord, do not leave upon the earth from among the disbelievers an inhabitant.

26 Nuh dedi ki: "Rabbim! Yeryüzünde hiçbir inkarcı bırakma."

26 Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."

26 اور (پھر) نوحؑ نے (یہ) دعا کی کہ میرے پروردگار اگر کسی کافر کو روئے زمین پر بسا نہ رہنے دے

26 اور نوحؑ نے کہا، "میرے رب، اِن کافروں میں سے کوئی زمین پر بسنے والا نہ چھوڑ

إِنَّكَ إِن تَذَرۡهُمۡ يُضِلُّواۡ عِبَادَكَ وَلَا يَلِدُوٓاۡ إِلَّا فَاجِرًا كَفَّارًا ٢٧

Indeed, Youçünkü senبیشک توinnakaifeğerاگرinYou leave themonları bırakırsanتو چھوڑ دے گا ان کوtadharhumthey will misleadşaşırtırlarوہ بھٹکا دیں گےyuḍillūYour slaveskullarınıتیرے بندوں کوʿibādakaand notveاور نہwalāthey will begetdoğurmazlarوہ جنم دیں گےyalidūexcept(olandan) başkasınıمگرillāa wickedahlaksızفاجروں کو۔ نافرمانوں کوfājirana disbelieverinkarcıسخت کافروں کوkaffāran

27 Indeed, if You leave them, they will mislead Your servants and not beget except [every] wicked one and [confirmed] disbeliever.

27 "Doğrusu Sen onları bırakırsan kullarını saptırırlar; sadece ahlaksız ve çok inkarcıdan başkasını doğurup yetiştirmezler."

27 "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."

27 اگر تم ان کو رہنے دے گا تو تیرے بندوں کو گمراہ کریں گے اور ان سے جو اولاد ہوگی وہ بھی بدکار اور ناشکر گزار ہوگی

27 اگر تو نے اِن کو چھوڑ دیا تو یہ تیرے بندوں کو گمراہ کریں گے اور اِن کی نسل سے جو بھی پیدا ہوگا بدکار اور سخت کافر ہی ہوگا

رَّبِّ ٱغۡفِرۡ لِى وَلِوٰلِدَىَّ وَلِمَن دَخَلَ بَيۡتِىَ مُؤۡمِنًا وَلِلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ وَلَا تَزِدِ ٱلظَّـٰلِمِينَ إِلَّا تَبَارَۢا ٢٨

My LordRabbimاے میرے ربrabbiForgivebağışlaبخش دےigh'firmebeniمجھ کوand my parentsve babamı-anamıاور میرے والدین کوwaliwālidayyaand whoeverve kimseyiاور واسطے اس کےwalimanentersgirenجو داخل ہوdakhalamy house evimeمیرے گھر میںbaytiyaa believerinanarakایمان لا کرmu'minanand the believing menve inanan erkekleriاور مومنوں کوwalil'mu'minīnaand the believing womenve inanan kadınlarıاور مومن عورتوں کوwal-mu'minātiAnd (do) notveاور نہ توwalāincreaseartırmaاضافہ کرtazidithe wrongdoerszalimlerinظالموں کوl-ẓālimīnaexceptdışında bir şeyiمگرillā(in) destructionhelakiہلاکت میںtabāran

28 My Lord, forgive me and my parents and whoever enters my house a believer and the believing men and believing women. And do not increase the wrongdoers except in destruction."

28 "Rabbim! Beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını artır."

28 "Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."

28 اے میرے پروردگار مجھ کو اور میرے ماں باپ کو اور جو ایمان لا کر میرے گھر میں آئے اس کو اور تمام ایمان والے مردوں اور ایمان والی عورتوں کو معاف فرما اور ظالم لوگوں کے لئے اور زیادہ تباہی بڑھا

28 میرے رب، مجھے اور میرے والدین کو اور ہر اس شخص کو جو میرے گھر میں مومن کی حیثیت سے داخل ہوا ہے، اور سب مومن مردوں اور عورتوں کو معاف فرما دے، اور ظالموں کے لیے ہلاکت کے سوا کسی چیز میں اضافہ نہ کر"

Surah 71 / Nuh / Noah سورة نوح 572
He will send downgöndersinبھیجے گا yur'sili (rain from) the skygöktenآسمان کو l-samāa upon youüzerinizeتم پر ʿalaykum (in) abundancebol yağmurخوب برسنے والا (بنا کر) mid'rāran١١ And provide youve size yardım etsinاور مدد کرے گا تمہاری wayum'did'kum with wealthmallarlaساتھ مالوں کے bi-amwālin and childrenve oğullarlaاور بیٹوں کے wabanīna and makeve versinاور بنائے گا wayajʿal
for yousizeتمہارے لیے lakum gardensbahçelerباغات jannātin and makeve versinاور بنائے گا wayajʿal for yousizeتمہارے لیے lakum riversırmaklarنہریں anhāran١٢ Whatne?کیا ہے (is) for youoluyor sizeتم کو lakum notummuyorsunuzنہیں you attributeتم امید رکھتے tarjūna to AllahAllah içinاللہ کے لیے lillahi grandeursaygıکس وقار کی waqāran١٣
And indeedoysaاور تحقیق waqad He created youO sizi yarattıاس نے پیدا کیا تم کو khalaqakum (in) stagesaşama aşamaطرح طرح سے aṭwāran١٤ Do notgörmediniz mi?کیا نہیں alam you seeتم نے دیکھا taraw hownasılکس طرح kayfa did createyarattıپیدا کیا khalaqa Allahاللہ نے l-lahu (the) sevenyediسات sabʿa heavensgöğüآسمانوں کو samāwātin
(in) layerstabaka tabakaتہ بہ تہ ṭibāqan١٥ And madeve yaptıاور بنایا wajaʿala the moonAy'ıچاند کو l-qamara thereinbunların içindeان میں fīhinna a lightnurنور nūran and madeve yaptı;اور بنایا wajaʿala the sungüneşiسورج کو l-shamsa a lampbir lambaچراغ sirājan١٦
And Allahve Allahاور اللہ نے wal-lahu has caused you to growsizi bitirdiاگایا تم کو anbatakum fromyerdenسے mina the earthزمین l-arḍi (as) a growthbir bitki olarakاگانا nabātan١٧ Thensonraپھر thumma He will return yougeri çevirecektirاعادہ کرے گا تمہارا۔ لوٹائے گا تم کو yuʿīdukum into itorayaاس میں fīhā and bring you forthve tekrar çıkaracaktırاور نکالے گا تم کو wayukh'rijukum
(a new) bringing forthmükemmel çıkarışlaنکلنا ikh'rājan١٨ And Allahve Allahاور اللہ نے wal-lahu madeyaptıبنایا jaʿala for yousizin içinتمہارے لیے lakumu the earthyeriزمین کو l-arḍa an expansebir sergiبچھونا bisāṭan١٩ That you may go alonggidesiniz diyeتاکہ تم چلو litaslukū thereinondakiاس میں min'hā
(in) pathsyollardaراستوں میں subulan widegeniş genişکشادہ fijājan٢٠ Saiddediکہا qāla Nuhنوح نے nūḥun My LordRabbimاے میرے رب rabbi Indeed, theyelbette onlarبیشک انہوں نے innahum disobeyed mebana karşı geldilerمیری نافرمانی کی ʿaṣawnī and followedve uydularاور پیروی کی wa-ittabaʿū (the one) whobir adamaاس کی man (did) notartırmayanجو نہیں lam increase himاضافہ کیا اس کو yazid'hu
his wealthmalıاس کے مال نے māluhu and his childrenve çocuğuاور اس کی اولاد نے wawaladuhu exceptdışındaمگر illā (in) lossziyanخسارے میں khasāran٢١ And they have plannedve tuzaklar kurdularاور انہوں نے چال لی wamakarū a plantuzaklarlaایک چال makran greatbüyük büyükبہت بڑی kubbāran٢٢ And they saidve dediler kiاور انہوں نے کہا waqālū
(Do) notbırakmayınنہ leaveتم چھوڑو tadharunna your godstanrılarınızıاپنے ا لہوں کو ālihatakum and (do) notveاور نہ walā leavebırakmayınتم چھوڑو tadharunna WaddVedd'iود کو waddan and notve ne deاور نہ walā SuwaSuva'ıسواع کو suwāʿan and notve ne deاور نہ walā Yaguthve Yeğus'uیغوث کو yaghūtha and Yauqve Ye'uk'uاور نہ یعوق کو wayaʿūqa
and Nasrve Nesr'iاور نہ نسر کو wanasran٢٣ And indeedve andolsunاور تحقیق waqad they have led astrayyoldan çıkardılarانہوں نے بھٹکا دیا aḍallū manyçoklarınıبہت سوں کو kathīran And notveاور نہ walā increasesen (de) artırmaتو اضافہ کر tazidi the wrongdoerso zalimlereظالموں کو l-ẓālimīna exceptbaşka bir şeyمگر illā (in) errorşaşkınlıktanگمراہی میں ḍalālan٢٤
Because ofdolayıمگر mimmā their sinshatalarındanخطائیں تھیں ان کی khaṭīātihim they were drownedboğuldularوہ غرق کیے گئے ugh'riqū then made to entersokuldularپھر فورا داخل کیے گئے fa-ud'khilū (the) Fireateşeآگ میں nāran and notveپھر نہ falam they foundbulamadılarانہوں نے پایا yajidū for themselveskendilerineاپنے لیے lahum frombaşka min besidesسوا dūni
AllahAllah'tanاللہ کے l-lahi any helpersyardımcılarکوئی مددگار anṣāran٢٥ And saidve dedi kiاور کہا waqāla Nuhنوح نے nūḥun My LordRabbimاے میرے رب rabbi (Do) notbırakmaنہ leaveتو چھوڑ tadhar onyeryüzündeپر ʿalā the earthزمین (پر) l-arḍi anykafirlerdenمیں سے mina (of) the disbelieversکافروں l-kāfirīna
(as) an inhabitanttek kişiکوئی بسنے والا dayyāran٢٦ Indeed, Youçünkü senبیشک تو innaka ifeğerاگر in You leave themonları bırakırsanتو چھوڑ دے گا ان کو tadharhum they will misleadşaşırtırlarوہ بھٹکا دیں گے yuḍillū Your slaveskullarınıتیرے بندوں کو ʿibādaka and notveاور نہ walā they will begetdoğurmazlarوہ جنم دیں گے yalidū except(olandan) başkasınıمگر illā a wickedahlaksızفاجروں کو۔ نافرمانوں کو fājiran
a disbelieverinkarcıسخت کافروں کو kaffāran٢٧ My LordRabbimاے میرے رب rabbi Forgivebağışlaبخش دے igh'fir mebeniمجھ کو and my parentsve babamı-anamıاور میرے والدین کو waliwālidayya and whoeverve kimseyiاور واسطے اس کے waliman entersgirenجو داخل ہو dakhala my house evimeمیرے گھر میں baytiya
a believerinanarakایمان لا کر mu'minan and the believing menve inanan erkekleriاور مومنوں کو walil'mu'minīna and the believing womenve inanan kadınlarıاور مومن عورتوں کو wal-mu'mināti And (do) notveاور نہ تو walā increaseartırmaاضافہ کر tazidi the wrongdoerszalimlerinظالموں کو l-ẓālimīna exceptdışında bir şeyiمگر illā (in) destructionhelakiہلاکت میں tabāran٢٨
٥٧٢
‹ 570page 571 of the printed Mushaf572 ›