●●●●●●

سُورَةُ الجن

Al-Jinn / The Jinn

Meccan  ◆  28 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

قُلۡ أُوحِىَ إِلَىَّ أَنَّهُ ٱسۡتَمَعَ نَفَرٌ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَقَالُوٓاۡ إِنَّا سَمِعۡنَا قُرۡءَانًا عَجَبًا ١

Sayde kiکہہ دیجیےqulIt has been revealedvahyolunduوحی کی گئیūḥiyato mebanaمیری طرفilayyathatgerçektenبیشکannahulistened(Kur'an) dinledikleriغور سے سناis'tamaʿaa groupbir topluluğunایک گروہ نےnafarunofcin(ler)denمیں سےminathe jinnجنوںl-jiniand they saidve dedikleriتو انہوں نے کہاfaqālūIndeed, weşüphesiz bizبیشک ہمinnāhearddinledikسنا ہم نےsamiʿ'nāa Quranbir Kur'anایک قرآنqur'ānanamazingharikulade güzelعجیبʿajaban

1 Say, [O Muhammad], "It has been revealed to me that a group of the jinn listened and said, 'Indeed, we have heard an amazing Qur'an.

1 De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

1 Deki: Hakikat bir takım cinnin Kur'ân dinleyip de şöyle dedikleri bana vahyedildi. Şüphesiz biz, hayret verici bir Kur'ân dinledik.

1 (اے پیغمبر لوگوں سے) کہہ دو کہ میرے پاس وحی آئی ہے کہ جنوں کی ایک جماعت نے (اس کتاب کو) سنا تو کہنے لگے کہ ہم نے ایک عجیب قرآن سنا

1 اے نبیؐ ، کہو، میری طرف وحی بھیجی  گئی ہے کہ جِنّوں کے ایک گروہ نے غور سے سُنا 1 پھر (جا کر  اپنی قوم کے لوگوں سے) کہا:”ہم نے ایک بڑا ہی عجیب قرآن سُنا ہے 2

يَهۡدِىٓ إِلَى ٱلرُّشۡدِ فَـَٔـامَنَّا بِهِۦ‌ۖ وَلَن نُّشۡرِكَ بِرَبِّنَآ أَحَدًا ٢

It guidesiletiyorرہنمائی کرتا ہےyahdītodoğru yolaطرفilāthe right wayہدایت کیl-rush'diso we believeve inandıkپس ایمان لائے ہمfaāmannāin itonaساتھ اس کےbihiand neverartıkاور ہرگز نہیںwalanwe will associateortak koşmayacağızہم شریک کریں گےnush'rikawith our LordRabbimizeاپنے رب کے ساتھbirabbināanyonehiç kimseyiکسی ایک کوaḥadan

2 It guides to the right course, and we have believed in it. And we will never associate with our Lord anyone.

2 De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."

2 O Kur'ân hidayete erdiriyor, biz de ona iman ettik. Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız.

2 جو بھلائی کا رستہ بتاتا ہے سو ہم اس پر ایمان لے آئے۔ اور ہم اپنے پروردگار کے ساتھ کسی کو شریک نہیں بنائیں گے

2 راہِ راست کی طرف رہنمائی کرتا ہے اِس لیے ہم اُس پر ایمان لے آئے ہیں اور اب ہم ہرگز اپنے ربّ کے ساتھ کسی کو شریک نہیں کریں گے۔“ 1

وَأَنَّهُۥ تَعَـٰلَىٰ جَدُّ رَبِّنَا مَا ٱتَّخَذَ صَـٰحِبَةً وَلَا وَلَدًا ٣

And that He doğrusu Oاور بیشک وہwa-annahuExalted isyücedirبلند ہےtaʿālā(the) Majestyşanıشانjaddu(of) our Lord Rabbimizinہمارے رب کیrabbinānotO edinmemiştirنہیںHe has takenبنائی اس نےittakhadhaa wifeکوئی بیویṣāḥibatanand notve ne deاور نہ کوئیwalāa sonçocukبیٹاwaladan

3 And [it teaches] that exalted is the nobleness of our Lord; He has not taken a wife or a son

3 "Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."

3 Doğrusu, Rabbimizin şanı çok yüksektir. Ne bir arkadaş edinmiştir, ne de bir çocuk.

3 اور یہ کہ ہمارے پروردگار کی عظمت (شان) بہت بڑی ہے اور وہ نہ بیوی رکھتا ہے نہ اولاد

3 اور یہ کہ”ہمارے ربّ کی شان بہت اعلیٰ و ارفع ہے ، اُس نے کسی کو بیوی یا بیٹا نہیں بنایا ہے۔“ 1

وَأَنَّهُۥ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى ٱللَّهِ شَطَطًا ٤

And that hegerçek şu kiاور بیشک وہwa-annahuused toidiتھےkānaspeak söylüyorکہا کرتےyaqūluthe foolish among usbizim beyinsizہمارے نادانsafīhunāagainsthakkındaپرʿalāAllahاللہl-lahian excessive transgressionsaçma şeylerزیادتی کی باتیںshaṭaṭan

4 And that our foolish one has been saying about Allah an excessive transgression.

4 "Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."

4 Meğer bizim beyinsiz (İblis), Allah hakkında saçma şeyler söylüyormuş.

4 اور یہ کہ ہم میں سے بعض بےوقوف خدا کے بارے میں جھوٹ افتراء کرتا ہے

4 اور یہ کہ”ہمارےنادان لوگ 1 اللہ کے بارے میں بہت خلافِ حق باتیں کہتے رہے ہیں۔“

وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن تَقُولَ ٱلۡإِنسُ وَٱلۡجِنُّ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا ٥

And that weve elbette bizاور بیشک ہم نےwa-annāthoughtsanmıştıkگمان کیا ہم نےẓanannāthataslaکہanneverہرگز نہیںlanwill saysöylemeyecekleriniکہیں گےtaqūlathe meninsanlarınانسانl-insuand the jinnve cinlerinاور جنwal-jinuagainstkarşıپرʿalāAllahAllah'aاللہl-lahiany lieyalanجھوٹkadhiban

5 And we had thought that mankind and the jinn would never speak about Allah a lie.

5 "Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."

5 Doğrusu biz insanları ve cinleri Allah'a karşı asla yalan söylemez sanmışız.

5 اور ہمارا (یہ) خیال تھا کہ انسان اور جن خدا کی نسبت جھوٹ نہیں بولتے

5 اور یہ کہ ”ہم نے سمجھا تھا کہ انسان اور جِن کبھی خدا کے بارے میں جھوٹ نہیں بول سکتے۔“ 1

وَأَنَّهُۥ كَانَ رِجَالٌ مِّنَ ٱلۡإِنسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِّنَ ٱلۡجِنِّ فَزَادُوهُمۡ رَهَقًا ٦

And thatve doğrusuاور بیشک وہwa-annahu(there) wereidiتھےkānamen(bazı) erkeklerکچھ لوگrijālunamonginsanlardanمیں سےminamankindانسانوںl-insiwho sought refugesığınırlardıجو پناہ مانگا کرتے تھےyaʿūdhūnain (the) menbazı erkeklereکچھ لوگوں کیbirijālinfromcinlerdenمیں سےminathe jinnجنوںl-jiniso they increased themve onların artırırlardıتو بڑھا دیا ان کوfazādūhum(in) burdenşımarıklığınıتکبر میں۔ سرکشی میں۔ پھیلانے میںrahaqan

6 And there were men from mankind who sought refuge in men from the jinn, so they [only] increased them in burden.

6 "Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."

6 Doğrusu insanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı da onların şımarıklıklarını artırırlardı.

6 اور یہ کہ بعض بنی آدم بعض جنات کی پناہ پکڑا کرتے تھے (اس سے) ان کی سرکشی اور بڑھ گئی تھی

6 اور یہ کہ”انسانوں میں سے کچھ لوگ جِنوں میں سے کچھ لوگوں کی پناہ مانگا کرتے تھے، اِس طرح اُنہوں نے جِنّوں کا غرور اور زیادہ بڑھا دیا۔“ 1

وَأَنَّهُمۡ ظَنُّواۡ كَمَا ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَبۡعَثَ ٱللَّهُ أَحَدًا ٧

And that theyve onlar daاور بیشک وہwa-annahumthoughtsanmışlardıسمجھتے تھےẓannūasgibiجیسا کہkamāyou thoughtsizin sandığınızتم نے سمجھاẓanantumthataslaکہanneverہرگز نہیںlanwill raisediriltmeyeceğiniبھیجے گاyabʿathaAllahAllah'ınاللہl-lahuanyonehiç kimseyiکسی ایک کوaḥadan

7 And they had thought, as you thought, that Allah would never send anyone [as a messenger].

7 "Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."

7 Doğrusu onlar sizin zannettiğiniz gibi, zannetmişlerdi ki, Allah asla kimseyi Peygamber göndermeyecek.

7 اور یہ کہ ان کا بھی یہی اعتقاد تھا جس طرح تمہارا تھا کہ خدا کسی کو نہیں جلائے گا

7 اور یہ کہ”انسانوں نے بھی وہی گمان کیا جیسا تمھارا گمان تھا کہ اللہ کسی کو رسُول بنا کر نہ بھیجے گا۔“ 1

وَأَنَّا لَمَسۡنَا ٱلسَّمَآءَ فَوَجَدۡنَـٰهَا مُلِئَتۡ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا ٨

And that weve elbette bizاور بیشک ہم نےwa-annāsought to touchdokundukچھوا ہم نے ۔ محسوس کیا ہم نےlamasnāthe heavengöğeآسمان کوl-samāabut we found itve onu buldukتو پایا ہم نے اس کوfawajadnāhāfilled (with)doldurulmuşبھرا ہوا ہےmuli-atguardsbekçilerleچوکیداروں سےḥarasanseverekuvvetliسختshadīdanand flaming firesve ışınlarlaاور شعلوں سےwashuhuban

8 And we have sought [to reach] the heaven but found it filled with powerful guards and burning flames.

8 "Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."

8 (Cinler, dediler ki): "Biz göğe dokunduk, onu kuvvetli bekçiler ve alevlerle dolu bulduk."

8 اور یہ کہ ہم نے آسمان کو ٹٹولا تو اس کو مضبوط چوکیداروں اور انگاروں سے سے بھرا پایا

8 اور یہ کہ "ہم نے آسمان کو ٹٹولا تو دیکھا کہ وہ پہرے داروں سے پٹا پڑا ہے اور شہابوں کی بارش ہو رہی ہے"

وَأَنَّا كُنَّا نَقۡعُدُ مِنۡهَا مَقَـٰعِدَ لِلسَّمۡعِ‌ۖ فَمَن يَسۡتَمِعِ ٱلۡأَنَ يَجِدۡ لَهُۥ شِهَابًا رَّصَدًا ٩

And that weve elbette bizاور بیشک ہمwa-annāused toidikتھے ہمkunnāsitotururہم بیٹھتےnaqʿuduthere inonunاس میں سےmin'hāpositionsoturma yerlerindeبیٹھنے کی جگہوں پرmaqāʿidafor hearingdinlemeğe mahsusسننے کے لیlilssamʿibut (he) whoartık kimےتو جو کوئیfamanlistensdinlemek isteseسنتا ہےyastamiʿinowşimdiابl-ānawill findbulurپاتا ہےyajidfor himkendisiniاپنے لیےlahua flaming firebir ışınشہاب۔ شعلہshihābanwaitinggözetleyenگھات میںraṣadan

9 And we used to sit therein in positions for hearing, but whoever listens now will find a burning flame lying in wait for him.

9 "Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."

9 "Doğrusu biz göğün bazı mevkilerinde dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinleyecek olursa kendini gözetleyen parlak bir alev buluyor."

9 اور یہ کہ پہلے ہم وہاں بہت سے مقامات میں (خبریں) سننے کے لئے بیٹھا کرتے تھے۔ اب کوئی سننا چاہے تو اپنے لئے انگارا تیار پائے

9 اور یہ کہ”پہلے ہم سُن گُن لینے کے لیے آسمان میں بیٹھنے کی جگہ پالیتے تھے ، مگر اب جو چوری چھُپے سُننے کی کوشش کرتا ہے وہ اپنے لیے گھات میں ایک شہابِ ثاقب لگا ہوا پاتا ہے۔“ 1

وَأَنَّا لَا نَدۡرِىٓ أَشَرٌّ أُرِيدَ بِمَن فِى ٱلۡأَرۡضِ أَمۡ أَرَادَ بِهِمۡ رَبُّهُمۡ رَشَدًا ١٠

And that we ve elbette bizاور بیشک ہمwa-annānotbilmiyoruzنہیںwe knowہم جانتےnadrīwhether evilkötülük müکیا شرasharrunis intendedistendiارادہ کیا گیاurīdafor (those) whoolanlaraساتھ ان کےbiman(are) inyeryüzündeجو میں ہیںthe earthزمینl-arḍioryoksaیاamintendsdilediارادہ کیاarādafor themonlarıساتھ ان کےbihimtheir LordRabbleriان کے رب نےrabbuhuma right pathdoğruya iletmek (mi?)بھلائی کاrashadan

10 And we do not know [therefore] whether evil is intended for those on earth or whether their Lord intends for them a right course.

10 "Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."

10 "Doğrusu biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"

10 اور یہ کہ ہمیں معلوم نہیں کہ اس سے اہل زمین کے حق میں برائی مقصود ہے یا ان کے پروردگار نے ان کی بھلائی کا ارادہ فرمایا ہے

10 اور یہ کہ”ہماری سمجھ میں نہ آتا تھا کہ آیا زمین والوں کے ساتھ کوئی بُرا معاملہ کرنے کا ارادہ کیا گیا ہے یا اُن کا ربّ اُنہیں راہِ راست دکھانا چاہتا ہے۔“ 1

وَأَنَّا مِنَّا ٱلصَّـٰلِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذٰلِكَ‌ۖ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا ١١

And that [we]bize gelinceاور بیشک ہمwa-annāamong usbizden vardırہم میں سےminnā(are) the righteousiyiler (de)نیک لوگ ہیںl-ṣāliḥūnaand among usve bizden vardırاور ہم میں سےwaminnā(are) other thanbaşkası (da)علاوہ ہیںdūnathatbundanاس کےdhālikaWebizہیں ہمkunnā(are on) waysyollardayızطریقوں میںṭarāiqadifferentçeşitliمختلفqidadan

11 And among us are the righteous, and among us are [others] not so; we were [of] divided ways.

11 "Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."

11 Doğrusu bizler; bizden iyi olanlar da var, olmayanlar da var. Biz çeşitli yollara ayrılmışız.

11 اور یہ کہ ہم میں کوئی نیک ہیں اور کوئی اور طرح کے۔ ہمارے کئی طرح کے مذہب ہیں

11 اور یہ کہ”ہم میں سے کچھ لوگ صالح ہیں اور کچھ اس سے فرو تر ہیں، ہم مختلف طریقوں میں بٹے ہوئے ہیں۔“ 1

وَأَنَّا ظَنَنَّآ أَن لَّن نُّعۡجِزَ ٱللَّهَ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَلَن نُّعۡجِزَهُۥ هَرَبًا ١٢

And that webizاور بیشک ہمwa-annā[we] have become certainanladıkسمجھتے تھے ہمẓanannāthataslaکہanneverہرگز نہیںlanwe will cause failureaciz bırakamayacağımızıہم عاجز کرسکتےnuʿ'jiza(to) AllahAllah'ıاللہ کوl-lahainyeryüzündeمیںthe earthزمینl-arḍiand neverve aslaاور ہرگز نہیںwalanwe can escape HimO'nu aciz bırakamayacağımızıہم عاجز کرسکتے اس کوnuʿ'jizahu(by) flightkaçmaklaبھاگ کرharaban

12 And we have become certain that we will never cause failure to Allah upon earth, nor can we escape Him by flight.

12 "Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."

12 "Doğrusu biz anladık ki, Allah'ı yerde acze düşürmemize imkân yok. Kaçmakla da O'nu asla âciz bırakamayacağız."

12 اور یہ کہ ہم نے یقین کرلیا ہے کہ ہم زمین میں (خواہ کہیں ہوں) خدا کو ہرا نہیں سکتے اور نہ بھاگ کر اس کو تھکا سکتے ہیں

12 اور یہ کہ”ہم سمجھتے تھے کہ نہ زمین میں ہم اللہ کو عاجز کر سکتے ہیں اور نہ بھاگ کر اُسے ہرا سکتے ہیں۔“ 1

وَأَنَّا لَمَّا سَمِعۡنَا ٱلۡهُدَىٰٓ ءَامَنَّا بِهِۦ‌ۖ فَمَن يُؤۡمِنۢ بِرَبِّهِۦ فَلَا يَخَافُ بَخۡسًا وَلَا رَهَقًا ١٣

And that [we]bizاور بیشک ہم نےwa-annāwhenne zaman kiجبlammāwe heardişitinceسنا ہم نےsamiʿ'nāthe Guidanceyol gösteren (Kur'an)ıہدایت کوl-hudāwe believedinandıkایمان لے آئے ہمāmannāin itonaساتھ اس کےbihiAnd whoeverartık kimپس جو کوئیfamanbelievesinanırsaایمان لائے گاyu'minin his LordRabbineاپنے رب پرbirabbihithen notkorkmazتو نہfalāhe will fearوہ ڈرے گاyakhāfuany losseksik verilmesindenکم کرنے میںbakhsanand notve ne deاور نہwalāany burdenkötülük edilmesindenزیادتی میںrahaqan

13 And when we heard the guidance, we believed in it. And whoever believes in his Lord will not fear deprivation or burden.

13 "Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."

13 "Doğrusu biz o hidayet rehberini dinlediğimizde ona iman ettik. Kim Rabbine inanırsa, ne hakkının eksik verilmesinden korkar, ne de kendisine kötülük edilmesinden."

13 اور جب ہم نے ہدایت (کی کتاب) سنی اس پر ایمان لے آئے۔ تو جو شخص اپنے پروردگار پر ایمان لاتا ہے اس کو نہ نقصان کا خوف ہے نہ ظلم کا

13 اور یہ کہ”ہم نے جب ہدایت کی تعلیم سُنی تو ہم اس پر ایمان لے آئے۔ اب جو کوئی بھی اپنے ربّ پر ایمان لے آئے گا اسے کسی حق تلفی یا ظلم کا خوف نہ ہوگا۔“ 1

Surah 72 / Al-Jinn / The Jinn سورة الجن 573

سُورَةُ الجن

Al-Jinn / The Jinn  ◆  Meccan · 28 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Sayde kiکہہ دیجیے qul It has been revealedvahyolunduوحی کی گئی ūḥiya to mebanaمیری طرف ilayya thatgerçektenبیشک annahu listened(Kur'an) dinledikleriغور سے سنا is'tamaʿa a groupbir topluluğunایک گروہ نے nafarun ofcin(ler)denمیں سے mina the jinnجنوں l-jini and they saidve dedikleriتو انہوں نے کہا faqālū Indeed, weşüphesiz bizبیشک ہم innā hearddinledikسنا ہم نے samiʿ'nā a Quranbir Kur'anایک قرآن qur'ānan
amazingharikulade güzelعجیب ʿajaban١ It guidesiletiyorرہنمائی کرتا ہے yahdī todoğru yolaطرف ilā the right wayہدایت کی l-rush'di so we believeve inandıkپس ایمان لائے ہم faāmannā in itonaساتھ اس کے bihi and neverartıkاور ہرگز نہیں walan we will associateortak koşmayacağızہم شریک کریں گے nush'rika with our LordRabbimizeاپنے رب کے ساتھ birabbinā anyonehiç kimseyiکسی ایک کو aḥadan٢
And that He doğrusu Oاور بیشک وہ wa-annahu Exalted isyücedirبلند ہے taʿālā (the) Majestyşanıشان jaddu (of) our Lord Rabbimizinہمارے رب کی rabbinā notO edinmemiştirنہیں He has takenبنائی اس نے ittakhadha a wifeکوئی بیوی ṣāḥibatan and notve ne deاور نہ کوئی walā a sonçocukبیٹا waladan٣ And that hegerçek şu kiاور بیشک وہ wa-annahu used toidiتھے kāna
speak söylüyorکہا کرتے yaqūlu the foolish among usbizim beyinsizہمارے نادان safīhunā againsthakkındaپر ʿalā Allahاللہ l-lahi an excessive transgressionsaçma şeylerزیادتی کی باتیں shaṭaṭan٤ And that weve elbette bizاور بیشک ہم نے wa-annā thoughtsanmıştıkگمان کیا ہم نے ẓanannā thataslaکہ an neverہرگز نہیں lan will saysöylemeyecekleriniکہیں گے taqūla the meninsanlarınانسان l-insu
and the jinnve cinlerinاور جن wal-jinu againstkarşıپر ʿalā AllahAllah'aاللہ l-lahi any lieyalanجھوٹ kadhiban٥ And thatve doğrusuاور بیشک وہ wa-annahu (there) wereidiتھے kāna men(bazı) erkeklerکچھ لوگ rijālun amonginsanlardanمیں سے mina mankindانسانوں l-insi who sought refugesığınırlardıجو پناہ مانگا کرتے تھے yaʿūdhūna in (the) menbazı erkeklereکچھ لوگوں کی birijālin
fromcinlerdenمیں سے mina the jinnجنوں l-jini so they increased themve onların artırırlardıتو بڑھا دیا ان کو fazādūhum (in) burdenşımarıklığınıتکبر میں۔ سرکشی میں۔ پھیلانے میں rahaqan٦ And that theyve onlar daاور بیشک وہ wa-annahum thoughtsanmışlardıسمجھتے تھے ẓannū asgibiجیسا کہ kamā you thoughtsizin sandığınızتم نے سمجھا ẓanantum thataslaکہ an neverہرگز نہیں lan will raisediriltmeyeceğiniبھیجے گا yabʿatha
AllahAllah'ınاللہ l-lahu anyonehiç kimseyiکسی ایک کو aḥadan٧ And that weve elbette bizاور بیشک ہم نے wa-annā sought to touchdokundukچھوا ہم نے ۔ محسوس کیا ہم نے lamasnā the heavengöğeآسمان کو l-samāa but we found itve onu buldukتو پایا ہم نے اس کو fawajadnāhā filled (with)doldurulmuşبھرا ہوا ہے muli-at guardsbekçilerleچوکیداروں سے ḥarasan
severekuvvetliسخت shadīdan and flaming firesve ışınlarlaاور شعلوں سے washuhuban٨ And that weve elbette bizاور بیشک ہم wa-annā used toidikتھے ہم kunnā sitotururہم بیٹھتے naqʿudu there inonunاس میں سے min'hā positionsoturma yerlerindeبیٹھنے کی جگہوں پر maqāʿida for hearingdinlemeğe mahsusسننے کے لی lilssamʿi but (he) whoartık kimےتو جو کوئی faman
listensdinlemek isteseسنتا ہے yastamiʿi nowşimdiاب l-āna will findbulurپاتا ہے yajid for himkendisiniاپنے لیے lahu a flaming firebir ışınشہاب۔ شعلہ shihāban waitinggözetleyenگھات میں raṣadan٩ And that we ve elbette bizاور بیشک ہم wa-annā notbilmiyoruzنہیں we knowہم جانتے nadrī whether evilkötülük müکیا شر asharrun is intendedistendiارادہ کیا گیا urīda
for (those) whoolanlaraساتھ ان کے biman (are) inyeryüzündeجو میں ہیں the earthزمین l-arḍi oryoksaیا am intendsdilediارادہ کیا arāda for themonlarıساتھ ان کے bihim their LordRabbleriان کے رب نے rabbuhum a right pathdoğruya iletmek (mi?)بھلائی کا rashadan١٠ And that [we]bize gelinceاور بیشک ہم wa-annā among usbizden vardırہم میں سے minnā (are) the righteousiyiler (de)نیک لوگ ہیں l-ṣāliḥūna
and among usve bizden vardırاور ہم میں سے waminnā (are) other thanbaşkası (da)علاوہ ہیں dūna thatbundanاس کے dhālika Webizہیں ہم kunnā (are on) waysyollardayızطریقوں میں ṭarāiqa differentçeşitliمختلف qidadan١١ And that webizاور بیشک ہم wa-annā [we] have become certainanladıkسمجھتے تھے ہم ẓanannā thataslaکہ an neverہرگز نہیں lan we will cause failureaciz bırakamayacağımızıہم عاجز کرسکتے nuʿ'jiza
(to) AllahAllah'ıاللہ کو l-laha inyeryüzündeمیں the earthزمین l-arḍi and neverve aslaاور ہرگز نہیں walan we can escape HimO'nu aciz bırakamayacağımızıہم عاجز کرسکتے اس کو nuʿ'jizahu (by) flightkaçmaklaبھاگ کر haraban١٢ And that [we]bizاور بیشک ہم نے wa-annā whenne zaman kiجب lammā we heardişitinceسنا ہم نے samiʿ'nā the Guidanceyol gösteren (Kur'an)ıہدایت کو l-hudā
we believedinandıkایمان لے آئے ہم āmannā in itonaساتھ اس کے bihi And whoeverartık kimپس جو کوئی faman believesinanırsaایمان لائے گا yu'min in his LordRabbineاپنے رب پر birabbihi then notkorkmazتو نہ falā he will fearوہ ڈرے گا yakhāfu any losseksik verilmesindenکم کرنے میں bakhsan and notve ne deاور نہ walā any burdenkötülük edilmesindenزیادتی میں rahaqan١٣
٥٧٣
‹ 571page 572 of the printed Mushaf573 ›