وَأَنَّا مِنَّا ٱلۡمُسۡلِمُونَ وَمِنَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَ‌ۖ فَمَنۡ أَسۡلَمَ فَأُوۡلَـٰٓئِكَ تَحَرَّوۡاۡ رَشَدًا ١٤

And that weve elbette bizاور بیشک ہمwa-annāamong usbizden vardırہم میں سےminnā(are) Muslimsmüslümanlarکچھ مسلمان ہیںl-mus'limūnaand among usve bizden vardırاور ہم میں سے کچھwaminnā(are) unjustdoğru yoldan sapanlarنافرمان ہیںl-qāsiṭūnaAnd whoeverartık kimlerتو جو کوئیfamansubmitsmüslüman olursaاسلام لائےaslamathen thoseişte onlarتو یہی لوگfa-ulāikahave soughtaramışlardırانہوں نے ارادہ کیاtaḥarraw(the) right pathdoğru yoluبھلائی کاrashadan

14 And among us are Muslims [in submission to Allah], and among us are the unjust. And whoever has become Muslim - those have sought out the right course.

14 "İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."

14 "Ve biz, bizlerden müslümanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Müslüman olanlar, işte onlar doğru yolu arayanlardır."

14 اور یہ کہ ہم میں بعض فرمانبردار ہیں اور بعض (نافرمان) گنہگار ہیں۔ تو جو فرمانبردار ہوئے وہ سیدھے رستے پر چلے

14 اور یہ کہ "ہم میں سے کچھ مسلم (اللہ کے اطاعت گزار) ہیں اور کچھ حق سے منحرف تو جنہوں نے اسلام (اطاعت کا راستہ) اختیار کر لیا انہوں نے نجات کی راہ ڈھونڈ لی

وَأَمَّا ٱلۡقَـٰسِطُونَ فَكَانُواۡ لِجَهَنَّمَ حَطَبًا ١٥

And as foriseاور رہےwa-ammāthe unjusthak yoldan sapanlarظالم لوگl-qāsiṭūnathey will beolmuşlardırتو ہیں وہfakānūfor Hellcehennemeجہنم کے لیےlijahannamafirewoododunایندھنḥaṭaban

15 But as for the unjust, they will be, for Hell, firewood.'

15 "Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."

15 Ama yoldan çıkanlar, işte onlar cehenneme odun olmuşlardır.

15 اور جو گنہگار ہوئے وہ دوزخ کا ایندھن بنے

15 جو حق سے منحرف ہیں وہ جہنّم کا ایندھن بننے والے ہیں۔“ 1

وَأَلَّوِ ٱسۡتَقَـٰمُواۡ عَلَى ٱلطَّرِيقَةِ لَأَسۡقَيۡنَـٰهُم مَّآءً غَدَقًا ١٦

And that ifve şayetاور یہ کہ اگرwa-allawithey had remaineddoğru gitselerdiانہوں نے استقامت اختیار کیis'taqāmūon⋯پرʿalāthe Wayyoldaایک راستےl-ṭarīqatisurely We (would) have given them to drinkonları sulardıkالبتہ پلائیں گے ہم ان کوla-asqaynāhumwatersu ileپانیmāan(in) abundancebolوافرghadaqan

16 And [Allah revealed] that if they had remained straight on the way, We would have given them abundant provision

16 Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

16 Onlar gerçekten o yol üzere dosdoğru gitselerdi, elbette kendilerine bol bir su verirdik.

16 اور (اے پیغمبر) یہ (بھی ان سے کہہ دو) کہ اگر یہ لوگ سیدھے رستے پر رہتے تو ہم ان کے پینے کو بہت سا پانی دیتے

16 1 اور (اے نبیؐ) کہو، مجھ پر یہ وحی بھی کی گئی ہے کہ) لوگ اگر راہِ راست پر ثابت قدمی سے چلتے تو ہم اُنہیں خوب سیراب کرتے، 2

لِّنَفۡتِنَهُمۡ فِيهِ‌ۚ وَمَن يُعۡرِضۡ عَن ذِكۡرِ رَبِّهِۦ يَسۡلُكۡهُ عَذَابًا صَعَدًا ١٧

That We might test themonları sınayalım diyeتاکہ ہم آزمائش کریں ان کیlinaftinahumthereinonunlaاس میںfīhiAnd whoeverve kimاور جو کوئیwamanturns awayyüz çevirirseاعراض برتے گاyuʿ'riḍfrom⋯سےʿanthe Remembranceanmaktanذکرdhik'ri(of) his LordRabbiniاپنے رب کےrabbihiHe will make him enteronu sokarداخل کرے گا اس کوyasluk'hua punishmentbir azabaعذاب میںʿadhābanseverealt edenسختṣaʿadan

17 So We might test them therein. And whoever turns away from the remembrance of his Lord He will put into arduous punishment.

17 Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.

17 Ki onları onunla sınayalım. Kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar.

17 تاکہ اس سے ان کی آزمائش کریں۔ اور جو شخص اپنے پروردگار کی یاد سے منہ پھیرے گا وہ اس کو سخت عذاب میں داخل کرے گا

17 تاکہ اس نعمت سے ان کی آزمائش کریں۔ 1 اور جو اپنے ربّ کے ذکر سے منہ موڑے گا 2 اس کا ربّ اسے سخت عذاب میں مبتلا کر دے گا

وَأَنَّ ٱلۡمَسَـٰجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدۡعُواۡ مَعَ ٱللَّهِ أَحَدًا ١٨

And thatve şüphesizاور بیشکwa-annathe masjidsmescidlerمسجدیںl-masājida(are) for AllahAllah'a mahsusturاللہ کے لیے ہیںlillahiso (do) notartıkپس نہfalācallyalvarmayınتم پکاروtadʿūwithile beraberساتھmaʿaAllahAllahاللہ کےl-lahianyonehiç kimseyeکسی ایک کوaḥadan

18 And [He revealed] that the masjids are for Allah, so do not invoke with Allah anyone.

18 Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.

18 Mescitler kuşkusuz Allah'ındır. O halde Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın.

18 اور یہ کہ مسجدیں (خاص) خدا کی ہیں تو خدا کے ساتھ کسی اور کی عبادت نہ کرو

18 اور یہ کہ مسجدیں اللہ کے لیے ہیں، لہٰذا اُن میں اللہ کے ساتھ کسی اور کو نہ پکارو۔ 1

وَأَنَّهُۥ لَمَّا قَامَ عَبۡدُ ٱللَّهِ يَدۡعُوهُ كَادُواۡ يَكُونُونَ عَلَيۡهِ لِبَدًا ١٩

And thatve şüphesizاور بیشک وہwa-annahuwhenne zaman kiجبlammāstood upkalktığındaکھڑا ہواqāma(the) slavekuluبندہʿabdu(of) AllahAllah'ınاللہ کاl-lahicalling (upon) HimO'na yalvarıncaکہ پکارے اس کوyadʿūhuthey almostnerdeyseقریب تھے وہkādūbecameoluyorlardıوہ ہوجائیںyakūnūnaaround himonun üzerineاس پرʿalayhia compacted masskeçe gibi birbirlerine geçecekگروہ گروہlibadan

19 And that when the Servant of Allah stood up supplicating Him, they almost became about him a compacted mass."

19 Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.

19 Allah'ın kulu (Hz. Peygamber) kalkmış O'na dua ederken, neredeyse (cinler) onun etrafında keçe gibi birbirlerine geçeceklerdi.

19 اور جب خدا کے بندے (محمدﷺ) اس کی عبادت کو کھڑے ہوئے تو کافر ان کے گرد ہجوم کرلینے کو تھے

19 اور یہ کہ جب اللہ بندہ 1 اُس کو پکارنے کے لیے کھڑا ہوا تو لوگ اُس پر ٹُوٹ پڑنے کے لیے تیار ہوگئے

قُلۡ إِنَّمَآ أَدۡعُواۡ رَبِّى وَلَآ أُشۡرِكُ بِهِۦٓ أَحَدًا ٢٠

Sayde kiکہہ دیجیےqulOnlyancakبیشکinnamāI call uponben yalvarırımمیں پکارتا ہوںadʿūmy LordRabbimeاپنے رب کوrabbīand notveاور نہیںwalāI associateortak koşmamمیں شریک ٹھہراتاush'rikuwith HimO'naساتھ اس کےbihianyonehiç kimseyiکسی ایک کوaḥadan

20 Say, [O Muhammad], "I only invoke my Lord and do not associate with Him anyone."

20 De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."

20 De ki: "Ben ancak Rabbime dua eder ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmam"

20 کہہ دو کہ میں تو اپنے پروردگار ہی کی عبادت کرتا ہوں اور کسی کو اس کا شریک نہیں بناتا

20 اے نبیؐ ، کہو کہ”میں تو اپنے ربّ کو پکارتا ہوں اور اس کے ساتھ کسی کو شریک نہیں کرتا۔“ 1

قُلۡ إِنِّى لَآ أَمۡلِكُ لَكُمۡ ضَرًّا وَلَا رَشَدًا ٢١

Sayde kiکہہ دیجئےqulIndeed, Ielbette benبیشک میںinnī(do) not⋯نہیںlāpossesssahip değilimمالک ہوسکتاamlikufor yousize (vermeye)تمہارے لیےlakumany harmzararکسی نقصان کاḍarranand notve ne deاور نہwalāright pathakılبھلائی کاrashadan

21 Say, "Indeed, I do not possess for you [the power of] harm or right direction."

21 De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."

21 De ki, "Haberiniz olsun, ben size kendiliğimden ne bir zarar verebilirim, ne de bir yol gösterebilirim."

21 (یہ بھی) کہہ دو کہ میں تمہارے حق میں نقصان اور نفع کا کچھ اختیار نہیں رکھتا

21 کہو، "میں تم لوگوں کے لئے نہ کسی نقصان کا اختیار رکھتا ہوں نہ کسی بھلائی کا"

قُلۡ إِنِّى لَن يُجِيرَنِى مِنَ ٱللَّهِ أَحَدٌ وَلَنۡ أَجِدَ مِن دُونِهِۦ مُلۡتَحَدًا ٢٢

Sayde kiکہہ دیجئےqulIndeed Ielbette beniبیشک میںinnīnever⋯ہرگز نہlancan protect mekurtaramazپناہ دے گا مجھ کوyujīranīfrom⋯سےminaAllahAllahtanاللہl-lahianyonehiç kimseکوئی ایکaḥadunand neverve aslaاور ہرگز نہwalancan I findbulamamمیں پاؤں گاajidafrom⋯⋯minbesides Himondan başkaاس کے سوا کوئیdūnihiany refugesığınacak kimseجائے پناہmul'taḥadan

22 Say, "Indeed, there will never protect me from Allah anyone [if I should disobey], nor will I find in other than Him a refuge.

22 De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."

22 De ki, "Allah'tan beni kimse kurtaramaz ve ben O'ndan başka bir sığınacak bulamam."

22 (یہ بھی) کہہ دو کہ خدا (کے عذاب) سے مجھے کوئی پناہ نہیں دے سکتا۔ اور میں اس کے سوا کہیں جائے پناہ نہیں دیکھتا

22 کہو، "مجھے اللہ کی گرفت سے کوئی نہیں بچا سکتا اور نہ میں اُس کے دامن کے سوا کوئی جائے پناہ پا سکتا ہوں

إِلَّا بَلَـٰغًا مِّنَ ٱللَّهِ وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ‌ۚ وَمَن يَعۡصِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَإِنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ٢٣

Butsadece (yapabileceğim)مگرillā(the) notificationduyurmaktırپہنچا دیتا ہےbalāghanfrom⋯طرف سےminaAllahAllahtanاللہ کیl-lahiand His Messagesve O'nun elçiliğidirاور اس کے رسول کیwarisālātihiAnd whoeverartık kimاور جو کوئیwamandisobeysbaş kaldırırsaنافرمانی کرے گاyaʿṣiAllahAllah'aاللہ کیl-lahaand His Messengerve Elçisineاور اس کے رسول کیwarasūlahuthen indeedşüphesizتو بیشکfa-innafor himona vardırاس کے لیےlahu(is the) Fireateşiآگ ہےnāra(of) Hellcehennemجہنم کیjahannama(they will) abidesürekli kalacağıہمیشہ رہنے والے ہیںkhālidīnathereiniçindeاس میںfīhāforeverebediہمیشہ ہمیشہabadan

23 But [I have for you] only notification from Allah, and His messages." And whoever disobeys Allah and His Messenger - then indeed, for him is the fire of Hell; they will abide therein forever.

23 "Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."

23 "Benim yapabileceğim, sadece Allah'tan size duyuru yapmak ve O'nun elçilik görevlerini yerine getirmektir." Artık kim Allah'a ve onun elçisine baş kaldırırsa, ona içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.

23 ہاں خدا کی طرف سے احکام کا اور اس کے پیغاموں کا پہنچا دینا (ہی) میرے ذمے ہے۔ اور جو شخص خدا اور اس کے پیغمبر کی نافرمانی کرے گا تو ایسوں کے لئے جہنم کی آگ ہے ہمیشہ ہمیشہ اس میں رہیں گے

23 میرا کام اس کے سوا کچھ نہیں ہے کہ اللہ کی بات اور اس کے پیغامات پہنچا دوں۔ 1 اب جو بھی اللہ اور اس کے رسُول کی بات نہ مانے گا اس کے لیے جہنّم کی آگ ہے اور ویسے لوگ اس میں ہمیشہ رہیں گے۔“ 2

حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوۡاۡ مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعۡلَمُونَ مَنۡ أَضۡعَفُ نَاصِرًا وَأَقَلُّ عَدَدًا ٢٤

Untilnihayetیہاں تک کہḥattāwhenzamanجبidhāthey seegördükleriوہ دیکھیں گے اسےra-awwhatşeyiجوmāthey are promisedkendilerine va'dedilenوہ وعدہ کیے جاتے ہیںyūʿadūnathen they will knowbileceklerdirتو عنقریب وہ جان لیں گےfasayaʿlamūnawhokiminکونman(is) weakerdaha zayıftırزیادہ کمزور ہےaḍʿafu(in) helpersyardım edeniمددگار کے اعتبار سےnāṣiranand fewerve daha azdırاور کون زیادہ کم ہیںwa-aqallu(in) numbersayıcaتعداد کے اعتبار سےʿadadan

24 [The disbelievers continue] until, when they see that which they are promised, then they will know who is weaker in helpers and less in number.

24 Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.

24 Kendilerine vaad edilen şeyi gördükleri zaman, kimin yardımcısının en zayıf ve en az olduğunu bileceklerdir.

24 یہاں تک کہ جب یہ لوگ وہ (دن) دیکھ لیں گے جس کا ان سے وعدہ کیا جاتا ہے تب ان کو معلوم ہو جائے گا کہ مددگار کس کے کمزور اور شمار کن کا تھوڑا ہے

24 (یہ لوگ اپنی اِس روش سے باز نہ آئیں گے) یہاں تک کہ جب اُس چیز کو دیکھ لیں گے جس کا اِن سے وعدہ کیا جا رہا ہے تو انہیں معلوم ہو جائے گا کہ کس کے مددگار کمزور ہیں اور کس کا جتھا تعداد میں کم ہے۔ 1

قُلۡ إِنۡ أَدۡرِىٓ أَقَرِيبٌ مَّا تُوعَدُونَ أَمۡ يَجۡعَلُ لَهُۥ رَبِّىٓ أَمَدًا ٢٥

Sayde kiکہہ دیجئےqulNothayırنہیںinI knowbilmemمیں جانتاadrīwhether is nearyakın mıdırآیا قریب ہےaqarībunwhatşeyوہ جوmāyou are promisedsize söylenenتم وعدہ کیے جاتے ہوtūʿadūnaor (whether)yoksaیاamwill appointkoyacak (mıdır?)مقرر کردے گاyajʿalufor itonun içinاس کے لیےlahumy LordRabbimمیرا رب،rabbīa (distant) termuzun bir süre?کوئی مدتamadan

25 Say, "I do not know if what you are promised is near or if my Lord will grant for it a [long] period."

25 De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."

25 De ki: "Ben bilmem, o size vaad edilen şey yakın mı, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyar.."

25 کہہ دو کہ جس (دن) کا تم سے وعدہ کیا جاتا ہے میں نہیں جانتا کہ وہ (عن) قریب (آنے والا ہے) یا میرے پروردگار نے اس کی مدت دراز کر دی ہے

25 کہو”میں نہیں جانتا کہ جس چیز کا وعدہ تم سےکیا جارہا ہے وہ قریب ہے یا میرا ربّ اس کے لیے کوئی لمبی مدّت مقرر فرماتا ہے۔ 1

عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ فَلَا يُظۡهِرُ عَلَىٰ غَيۡبِهِۦٓ أَحَدًا ٢٦

(The) All-Knowerbilendirجاننے والا ہےʿālimu(of) the unseengaybıغیب کاl-ghaybiso not⋯پس نہیںfalāHe revealsgöstermezوہ ظاہر کرتاyuẓ'hirufrom⋯پرʿalāHis unseengizli bilgisiniاپنے غیبghaybihi(to) anyonekimseyeکسی ایک کوaḥadan

26 [He is] Knower of the unseen, and He does not disclose His [knowledge of the] unseen to anyone

26 Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.

26 O bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz.

26 غیب (کی بات) جاننے والا ہے اور کسی پر اپنے غیب کو ظاہر نہیں کرتا

26 وہ عالم الغیب ہے، اپنے غیب پر کسی کو مطلّع نہیں کرتا، 1

إِلَّا مَنِ ٱرۡتَضَىٰ مِن رَّسُولٍ فَإِنَّهُۥ يَسۡلُكُ مِنۢ بَيۡنِ يَدَيۡهِ وَمِنۡ خَلۡفِهِۦ رَصَدًا ٢٧

Exceptancak (gösterir)مگرillāwhomkimseyeجس کوmaniHe has approvedrazı olduğuوہ پسند کرےir'taḍāof⋯میں سےmina Messengerelçidenرسولوںrasūlinand indeed, Heçünkü Oپس بیشکfa-innahumakes to marchsevk ederوہ چلاتا ہےyaslukufrom⋯⋯minbeforeönüneاس کےbaynihimönüneآگےyadayhiand fromveاورwaminbehind himarkasınaاس کے پیچھےkhalfihia guardgözetleyicilerمحافظraṣadan

27 Except whom He has approved of messengers, and indeed, He sends before each messenger and behind him observers

27 Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

27 Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar.

27 ہاں جس پیغمبر کو پسند فرمائے تو اس (کو غیب کی باتیں بتا دیتا اور اس) کے آگے اور پیچھے نگہبان مقرر کر دیتا ہے

27 سوائے اُس رسُول کے جسے اُس نے (غیب کا کوئی علم دینے کے لیے) پسند کر لیا ہو، 1 تو اُس کے آگے اور پیچھے وہ محافظ لگا دیتا ہے۔ 2

لِّيَعۡلَمَ أَن قَدۡ أَبۡلَغُواۡ رِسَـٰلَـٰتِ رَبِّهِمۡ وَأَحَاطَ بِمَا لَدَيۡهِمۡ وَأَحۡصَىٰ كُلَّ شَىۡءٍ عَدَدَۢا ٢٨

That He may make evidentbilsin diyeتاکہ وہ جان لےliyaʿlamathatelbetteکہanindeed⋯تحقیقqadthey have conveyedduyurduklarınıانہوں نے پہنچا دئیےablaghū(the) Messagesrisaletiniپیغاماتrisālāti(of) their LordRablerininاپنے رب کےrabbihimand He has encompassedve kuşatmıştırاور احاطہ کیا ہےwa-aḥāṭawhatherşeyiساتھ اس کےbimā(is) with themonlarda bulunanجو ان کے پا س ہےladayhimand He takes accountve saymıştırاور اس نے گن رکھا ہےwa-aḥṣā(of) allherہرkullathingsşeyiچیز کوshayin(in) numberbir birعدد کے اعتبار سےʿadadan

28 That he may know that they have conveyed the messages of their Lord; and He has encompassed whatever is with them and has enumerated all things in number.

28 Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.

28 Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır

28 تاکہ معلوم فرمائے کہ انہوں نے اپنے پروردگار کے پیغام پہنچا دیئے ہیں اور (یوں تو) اس نے ان کی سب چیزوں کو ہر طرف سے قابو کر رکھا ہے اور ایک ایک چیز گن رکھی ہے

28 تاکہ وہ جان لے کہ انہوں نے اپنے ربّ کے پیغامات پہنچا دیے، 1 اور اُن کے پُورے ماحول کا احاطہ کیے ہوئے ہے اور ایک ایک چیز کو اس نے گِن رکھا ہے۔“ 2

Surah 72 / Al-Jinn / The Jinn سورة الجن 574
And that weve elbette bizاور بیشک ہم wa-annā among usbizden vardırہم میں سے minnā (are) Muslimsmüslümanlarکچھ مسلمان ہیں l-mus'limūna and among usve bizden vardırاور ہم میں سے کچھ waminnā (are) unjustdoğru yoldan sapanlarنافرمان ہیں l-qāsiṭūna And whoeverartık kimlerتو جو کوئی faman submitsmüslüman olursaاسلام لائے aslama then thoseişte onlarتو یہی لوگ fa-ulāika
have soughtaramışlardırانہوں نے ارادہ کیا taḥarraw (the) right pathdoğru yoluبھلائی کا rashadan١٤ And as foriseاور رہے wa-ammā the unjusthak yoldan sapanlarظالم لوگ l-qāsiṭūna they will beolmuşlardırتو ہیں وہ fakānū for Hellcehennemeجہنم کے لیے lijahannama firewoododunایندھن ḥaṭaban١٥
And that ifve şayetاور یہ کہ اگر wa-allawi they had remaineddoğru gitselerdiانہوں نے استقامت اختیار کی is'taqāmū on⋯پر ʿalā the Wayyoldaایک راستے l-ṭarīqati surely We (would) have given them to drinkonları sulardıkالبتہ پلائیں گے ہم ان کو la-asqaynāhum watersu ileپانی māan (in) abundancebolوافر ghadaqan١٦ That We might test themonları sınayalım diyeتاکہ ہم آزمائش کریں ان کی linaftinahum
thereinonunlaاس میں fīhi And whoeverve kimاور جو کوئی waman turns awayyüz çevirirseاعراض برتے گا yuʿ'riḍ from⋯سے ʿan the Remembranceanmaktanذکر dhik'ri (of) his LordRabbiniاپنے رب کے rabbihi He will make him enteronu sokarداخل کرے گا اس کو yasluk'hu a punishmentbir azabaعذاب میں ʿadhāban severealt edenسخت ṣaʿadan١٧ And thatve şüphesizاور بیشک wa-anna
the masjidsmescidlerمسجدیں l-masājida (are) for AllahAllah'a mahsusturاللہ کے لیے ہیں lillahi so (do) notartıkپس نہ falā callyalvarmayınتم پکارو tadʿū withile beraberساتھ maʿa AllahAllahاللہ کے l-lahi anyonehiç kimseyeکسی ایک کو aḥadan١٨ And thatve şüphesizاور بیشک وہ wa-annahu whenne zaman kiجب lammā stood upkalktığındaکھڑا ہوا qāma (the) slavekuluبندہ ʿabdu (of) AllahAllah'ınاللہ کا l-lahi
calling (upon) HimO'na yalvarıncaکہ پکارے اس کو yadʿūhu they almostnerdeyseقریب تھے وہ kādū becameoluyorlardıوہ ہوجائیں yakūnūna around himonun üzerineاس پر ʿalayhi a compacted masskeçe gibi birbirlerine geçecekگروہ گروہ libadan١٩ Sayde kiکہہ دیجیے qul Onlyancakبیشک innamā I call uponben yalvarırımمیں پکارتا ہوں adʿū my LordRabbimeاپنے رب کو rabbī and notveاور نہیں walā I associateortak koşmamمیں شریک ٹھہراتا ush'riku
with HimO'naساتھ اس کے bihi anyonehiç kimseyiکسی ایک کو aḥadan٢٠ Sayde kiکہہ دیجئے qul Indeed, Ielbette benبیشک میں innī (do) not⋯نہیں lā possesssahip değilimمالک ہوسکتا amliku for yousize (vermeye)تمہارے لیے lakum any harmzararکسی نقصان کا ḍarran and notve ne deاور نہ walā right pathakılبھلائی کا rashadan٢١ Sayde kiکہہ دیجئے qul Indeed Ielbette beniبیشک میں innī
never⋯ہرگز نہ lan can protect mekurtaramazپناہ دے گا مجھ کو yujīranī from⋯سے mina AllahAllahtanاللہ l-lahi anyonehiç kimseکوئی ایک aḥadun and neverve aslaاور ہرگز نہ walan can I findbulamamمیں پاؤں گا ajida from⋯⋯ min besides Himondan başkaاس کے سوا کوئی dūnihi any refugesığınacak kimseجائے پناہ mul'taḥadan٢٢ Butsadece (yapabileceğim)مگر illā (the) notificationduyurmaktırپہنچا دیتا ہے balāghan
from⋯طرف سے mina AllahAllahtanاللہ کی l-lahi and His Messagesve O'nun elçiliğidirاور اس کے رسول کی warisālātihi And whoeverartık kimاور جو کوئی waman disobeysbaş kaldırırsaنافرمانی کرے گا yaʿṣi AllahAllah'aاللہ کی l-laha and His Messengerve Elçisineاور اس کے رسول کی warasūlahu then indeedşüphesizتو بیشک fa-inna for himona vardırاس کے لیے lahu (is the) Fireateşiآگ ہے nāra (of) Hellcehennemجہنم کی jahannama
(they will) abidesürekli kalacağıہمیشہ رہنے والے ہیں khālidīna thereiniçindeاس میں fīhā foreverebediہمیشہ ہمیشہ abadan٢٣ Untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā whenzamanجب idhā they seegördükleriوہ دیکھیں گے اسے ra-aw whatşeyiجو mā they are promisedkendilerine va'dedilenوہ وعدہ کیے جاتے ہیں yūʿadūna then they will knowbileceklerdirتو عنقریب وہ جان لیں گے fasayaʿlamūna
whokiminکون man (is) weakerdaha zayıftırزیادہ کمزور ہے aḍʿafu (in) helpersyardım edeniمددگار کے اعتبار سے nāṣiran and fewerve daha azdırاور کون زیادہ کم ہیں wa-aqallu (in) numbersayıcaتعداد کے اعتبار سے ʿadadan٢٤ Sayde kiکہہ دیجئے qul Nothayırنہیں in I knowbilmemمیں جانتا adrī whether is nearyakın mıdırآیا قریب ہے aqarībun
whatşeyوہ جو mā you are promisedsize söylenenتم وعدہ کیے جاتے ہو tūʿadūna or (whether)yoksaیا am will appointkoyacak (mıdır?)مقرر کردے گا yajʿalu for itonun içinاس کے لیے lahu my LordRabbimمیرا رب، rabbī a (distant) termuzun bir süre?کوئی مدت amadan٢٥ (The) All-Knowerbilendirجاننے والا ہے ʿālimu (of) the unseengaybıغیب کا l-ghaybi so not⋯پس نہیں falā
He revealsgöstermezوہ ظاہر کرتا yuẓ'hiru from⋯پر ʿalā His unseengizli bilgisiniاپنے غیب ghaybihi (to) anyonekimseyeکسی ایک کو aḥadan٢٦ Exceptancak (gösterir)مگر illā whomkimseyeجس کو mani He has approvedrazı olduğuوہ پسند کرے ir'taḍā of⋯میں سے min a Messengerelçidenرسولوں rasūlin and indeed, Heçünkü Oپس بیشک fa-innahu
makes to marchsevk ederوہ چلاتا ہے yasluku from⋯⋯ min beforeönüneاس کے bayni himönüneآگے yadayhi and fromveاور wamin behind himarkasınaاس کے پیچھے khalfihi a guardgözetleyicilerمحافظ raṣadan٢٧ That He may make evidentbilsin diyeتاکہ وہ جان لے liyaʿlama thatelbetteکہ an indeed⋯تحقیق qad they have conveyedduyurduklarınıانہوں نے پہنچا دئیے ablaghū
(the) Messagesrisaletiniپیغامات risālāti (of) their LordRablerininاپنے رب کے rabbihim and He has encompassedve kuşatmıştırاور احاطہ کیا ہے wa-aḥāṭa whatherşeyiساتھ اس کے bimā (is) with themonlarda bulunanجو ان کے پا س ہے ladayhim and He takes accountve saymıştırاور اس نے گن رکھا ہے wa-aḥṣā (of) allherہر kulla thingsşeyiچیز کو shayin (in) numberbir birعدد کے اعتبار سے ʿadadan٢٨
٥٧٤
page 573 of the printed Mushaf