●●●●●●

سُورَةُ المزمل

Al-Muzzammil / The Enshrouded One

Meccan  ◆  20 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡمُزَّمِّلُ ١

O youeyاےyāayyuhāwho wraps himselförtüsüne bürünenاوڑھ لپیٹ کر سونے والےl-muzamilu

1 O you who wraps himself [in clothing],

1 Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

1 Ey örtünen! (Peygamber)

1 اے (محمدﷺ) جو کپڑے میں لپٹ رہے ہو

1 اے اوڑھ لپیٹ کر سونے والے، 1

قُمِ ٱلَّيۡلَ إِلَّا قَلِيلاً ٢

Standkalkقیام کروqumi(in) the nightgeceleyinرات کوal-laylaexceptyalnızمگرillāa littlebirazındaکمqalīlan

2 Arise [to pray] the night, except for a little -

2 Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

2 Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).

2 رات کو قیام کیا کرو مگر تھوڑی سی رات

2 رات کو نماز میں کھڑے رہا کرو مگر کم، 1

نِّصۡفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصۡ مِنۡهُ قَلِيلاً ٣

Half of itonun yarısındaآدھا اس کاniṣ'fahuoryahutیاawilesseneksiltکم کروunquṣfrom itbundanاس سےmin'hua littlebirazتھوڑا ساqalīlan

3 Half of it - or subtract from it a little

3 Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

3 Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.

3 (قیام) آدھی رات (کیا کرو)

3 آدھی رات، یا اس سے تھوڑا کم

أَوۡ زِدۡ عَلَيۡهِ وَرَتِّلِ ٱلۡقُرۡءَانَ تَرۡتِيلاً ٤

Orveyaیاawaddartırزیادہ بڑھا دوzidto itbunuاس پرʿalayhiand reciteve okuاور آہستہ آہستہ پڑھوwarattilithe QuranKur'anقرآن کوl-qur'āna(with) measured rhythmic recitationağır ağırآہستہ آہستہ پڑھناtartīlan

4 Or add to it, and recite the Qur'an with measured recitation.

4 Ey örtünüp bürünen! Gecenin yarısında, istersen biraz sonra, istersen biraz önce bir müddet için kalk ve ağır ağır Kuran oku.

4 Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.

4 یا اس سے کچھ کم یا کچھ زیادہ اور قرآن کو ٹھہر ٹھہر کر پڑھا کرو

4 یا اس سے کچھ کم کر لو، یا اس سے کچھ زیادہ بڑھا دو، 1 اور قرآن کو خوب ٹھہر ٹھہر کر پڑھو۔ 2

إِنَّا سَنُلۡقِى عَلَيۡكَ قَوۡلاً ثَقِيلاً ٥

Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہمinnāwill castbırakacağızعنقریب ہم ڈالیں گےsanul'qīupon yousenin üzerineآپ پرʿalaykaa Wordbir sözبات۔qawlanheavyağırبھاری ۔ بوجھلthaqīlan

5 Indeed, We will cast upon you a heavy word.

5 Doğrusu Biz, sana, taşıması ağır bir söz vahyedeceğiz.

5 Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).

5 ہم عنقریب تم پر ایک بھاری فرمان نازل کریں گے

5 ہم تم پر ایک بھاری کلام نازل کرنے والے ہیں۔ 1

إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيۡلِ هِىَ أَشَدُّ وَطۡــًٔا وَأَقۡوَمُ قِيلاً ٦

Indeedgerçektenبیشکinna(the) risingkalkmakاٹھناnāshi-ata(at) the nightgeceرات کاal-layliitoوہhiya(is) very harddahaزیادہ شدید ہےashadduand most potenttesirlidirکچلنے میںwaṭanand more suitableve daha sağlamdırاور زیادہ درست ہےwa-aqwamu(for) Wordsöz(ler)بات میںqīlan

6 Indeed, the hours of the night are more effective for concurrence [of heart and tongue] and more suitable for words.

6 şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.

6 Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.

6 کچھ شک نہیں کہ رات کا اٹھنا (نفس بہیمی) کو سخت پامال کرتا ہے اور اس وقت ذکر بھی خوب درست ہوتا ہے

6 درحقیقت رات کا اُٹھنا 1 نفس پر قابو پانے کے لیے بہت کارگر  2 اور قرآن ٹھیک پڑھنے کے لیے زیادہ موزوں ہے۔ 3

إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبۡحًا طَوِيلاً ٧

Indeedçünküبیشکinnafor yousenin vardırآپ کے لیےlakaingündüzdeمیںthe dayدنl-nahāri(is) occupationuğraşacağın şeylerمصروفیات میںsabḥanprolongeduzun süreطویل۔ لمبیṭawīlan

7 Indeed, for you by day is prolonged occupation.

7 Çünkü gündüz, seni uzun uzun alıkoyacak işler vardır.

7 Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.

7 دن کے وقت تو تمہیں اور بہت سے شغل ہوتے ہیں

7 دن کے اوقات میں تو تمہارے لیے بہت مصروفیات ہیں

وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلۡ إِلَيۡهِ تَبۡتِيلاً ٨

And rememberve anاور ذکر کروwa-udh'kuri(the) nameadınıنامis'ma(of) your LordRabbininاپنے رب کاrabbikaand devote yourselfve yönelاور کٹ جاؤ۔ منقطع ہوجاؤwatabattalto HimO'naاس کی طرفilayhi(with) devotionbütün gönlünleمنقطع ہوجانا۔ کٹ جاناtabtīlan

8 And remember the name of your Lord and devote yourself to Him with [complete] devotion.

8 Rabbinin adını an; herşeyi bırakıp yalnız O'na yönel,

8 Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.

8 تو اپنے پروردگار کے نام کا ذکر کرو اور ہر طرف سے بےتعلق ہو کر اسی کی طرف متوجہ ہوجاؤ

8 اپنے ربّ کے نام کا ذکر کیا کرو 1 اور سب سے کٹ کر اسی کے ہو رہو

رَّبُّ ٱلۡمَشۡرِقِ وَٱلۡمَغۡرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذۡهُ وَكِيلاً ٩

(The) LordRabbidirربrabbu(of) the eastdoğununمشرق کاl-mashriqiand the westve batınınاور مغرب کاwal-maghribi(there is) noyokturنہیںgodtanrıکو ئی الہ برحقilāhaexceptbaşkaمگرillāHimO'ndanوہیhuwaso take Himyalnız O'nu edinپس بنا لو اس کوfa-ittakhidh'hu(as) Disposer of Affairsvekilکارسازwakīlan

9 [He is] the Lord of the East and the West; there is no deity except Him, so take Him as Disposer of [your] affairs.

9 O, doğunun ve batının Rabbidir; O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut.

9 O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.

9 مشرق اور مغرب کا مالک (ہے اور) اس کے سوا کوئی معبود نہیں تو اسی کو اپنا کارساز بناؤ

9 وہ مشرق و مغرب کا مالک ہے، اُس کے سوا کوئی خدا نہیں ہے، لہٰذا اُسی کو اپنا وکیل بنا لو۔1

وَٱصۡبِرۡ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهۡجُرۡهُمۡ هَجۡرًا جَمِيلاً ١٠

And be patientsabretاور صبر کروwa-iṣ'biroverşeylereاس پرʿalāwhatجوthey sayonların dedikleriوہ کہتے ہیںyaqūlūnaand avoid themve onlardan ayrılاور چھوڑ دو ان کوwa-uh'jur'human avoidancebir ayrılışlaچھوڑناhajrangraciousgüzelاچھی طرح۔ خوبصورت طریقے سےjamīlan

10 And be patient over what they say and avoid them with gracious avoidance.

10 Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.

10 Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.

10 اور جو جو (دل آزار) باتیں یہ لوگ کہتے ہیں ان کو سہتے رہو اور اچھے طریق سے ان سے کنارہ کش رہو

10 اور جو باتیں لوگ بنا رہے ہیں ان پر صبر کرو اور شرافت کے ساتھ اُن سے الگ ہو جاوٴ۔ 1

وَذَرۡنِى وَٱلۡمُكَذِّبِينَ أُوۡلِى ٱلنَّعۡمَةِ وَمَهِّلۡهُمۡ قَلِيلاً ١١

And leave Mebeni yalnız bırakاور چھوڑو مجھ کوwadharnīand the deniersve yalanlayıcılarıاور جھٹلانے والوں کوwal-mukadhibīnapossessorssahibiوالےulī(of) the easeni'metنعمتl-naʿmatiand allow them respite ve onlara mühlet verاور ڈھیل دو ان کوwamahhil'huma littlebirazتھوڑی سیqalīlan

11 And leave Me with [the matter of] the deniers, those of ease [in life], and allow them respite a little.

11 Varlık sahibi olup da seni yalanlayanları Bana bırak; onlara az bir mehil ver.

11 O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.

11 اور مجھے ان جھٹلانے والوں سے جو دولتمند ہیں سمجھ لینے دو اور ان کو تھوڑی سی مہلت دے دو

11 اِن جُھٹلانے والے خوشحال لوگوں سے نمٹنے کا کام تم مجھ پر چھوڑ دو 1 اور اِنہیں ذرا کچھ دیر اِسی حالت میں رہنے دو

إِنَّ لَدَيۡنَآ أَنكَالاً وَجَحِيمًا ١٢

Indeeddoğrusuبیشکinnawith Usbizim yanımızda vardırہمارے پاسladaynā(are) shacklesbukağılarبھاری بیڑیاں ہیںankālanand burning fireve cehennemاور بھڑکتی ہوئی آگwajaḥīman

12 Indeed, with Us [for them] are shackles and burning fire

12 Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

12 Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.

12 کچھ شک نہیں کہ ہمارے پاس بیڑیاں ہیں اور بھڑکتی ہوئی آگ ہے

12 ہمارے پاس (اِن کے لیے) بھاری بیڑیاں ہیں 1 اور بھڑکتی ہوئی آگ

وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا ١٣

And foodve bir yiyecekاور کھاناwaṭaʿāmanthatboğazı tırmalayanوالاdhāchokesاٹکنےghuṣṣatinand a punishmentve bir azabاور عذابwaʿadhābanpainfulacı verenدردناکalīman

13 And food that chokes and a painful punishment -

13 Şüphesiz katımızda onlar için ağır boyunduruklar, cehennem, boğazı tıkayan bir yiyecek ve can yakan azap vardır.

13 Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.

13 اور گلوگیر کھانا ہے اور درد دینے والا عذاب (بھی) ہے

13 اور حلق میں پھنسنے والا کھانا اور دردناک عذاب

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلۡأَرۡضُ وَٱلۡجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلۡجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلاً ١٤

(On the) Dayo günجس دنyawmawill quakesarsılırکانپے گیtarjufuthe earthyerزمینl-arḍuand the mountainsve dağlarاور پہاڑwal-jibāluand will becomeve olurاور ہوں گےwakānatithe mountainsdağlarپہاڑl-jibālua heap of sandkum yığınlarıٹیلےkathībanpouring downdağılanبکھرے ہوئےmahīlan

14 On the Day the earth and the mountains will convulse and the mountains will become a heap of sand pouring down.

14 Kıyametin koptuğu gün, yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar, yumuşak kum yığını haline gelir.

14 O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.

14 جس دن زمین اور پہاڑ کانپنے لگیں اور پہاڑ ایسے بھر بھرے (گویا) ریت کے ٹیلے ہوجائیں

14 یہ اُس دن ہو گا جب زمین اور پہاڑ لرز اُٹھیں گے اور پہاڑوں کا حال ایسا ہو جائے گا جیسے ریت کے ڈھیر جو بکھرے جا رہے ہیں۔ 1

إِنَّآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡكُمۡ رَسُولاً شَـٰهِدًا عَلَيۡكُمۡ كَمَآ أَرۡسَلۡنَآ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ رَسُولاً ١٥

Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہم نےinnā[We] have sentgönderdikبھیجا ہم نےarsalnāto yousizeآپ کی طرف۔ تم سب کی طرفilaykuma Messengerbir elçiایک رسولrasūlan(as) a witnesstanıklık edecekگواہshāhidanupon youaleyhinizeتم پرʿalaykumasgibiجیسا کہkamāWe sentgönderdiğimizبھیجا ہم نےarsalnātoFir'avn'aطرفilāFiraunفرعون کیfir'ʿawnaa Messengerbir elçiایک رسولrasūlan

15 Indeed, We have sent to you a Messenger as a witness upon you just as We sent to Pharaoh a messenger.

15 Firavun'a bir peygamber gönderdiğimiz gibi, size de, hakkınızda şahidlik edecek bir peygamber gönderdik.

15 Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.

15 (اے اہل مکہ) جس طرح ہم نے فرعون کے پاس (موسیٰ کو) پیغمبر (بنا کر) بھیجا تھا (اسی طرح) تمہارے پاس بھی (محمدﷺ) رسول بھیجے ہیں جو تمہارے مقابلے میں گواہ ہوں گے

15 1 تم لوگوں کے پاس ہم نے اُسی طرح ایک رسول تم پر گواہ بنا کر بھیجا2 ہے جس طرح ہم نے فرعون کی طرف ایک رسُول بھیجا تھا

فَعَصَىٰ فِرۡعَوۡنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذۡنَـٰهُ أَخۡذًا وَبِيلاً ١٦

But disobeyedkarşı geldiتو نافرمانی کیfaʿaṣāFiraunFir'avnفرعون نےfir'ʿawnuthe Messengerelçiyeرسول کیl-rasūlaso We seized himbiz de onu yakaladıkتو پکڑ لیا ہم نے اس کوfa-akhadhnāhu(with) a seizurebir yakalayışlaپکڑناakhdhanruinousağırسختwabīlan

16 But Pharaoh disobeyed the messenger, so We seized him with a ruinous seizure.

16 Ama Firavun o peygambere karşı gelmişti de onu çok ağır bir şekilde tutup cezalandırmıştık.

16 Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.

16 سو فرعون نے (ہمارے) پیغمبر کا کہا نہ مانا تو ہم نے اس کو بڑے وبال میں پکڑ لیا

16 (پھر دیکھ لو کہ جب) فرعون نے اُس رسول کی بات نہ مانی تو ہم نے اس کو بڑی سختی کے ساتھ پکڑ لیا

فَكَيۡفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرۡتُمۡ يَوۡمًا يَجۡعَلُ ٱلۡوِلۡدٰنَ شِيبًا ١٧

Then howpeki nasıl?تو کس طرحfakayfawill you guard yourselveskendinizi kurtaracaksınızتم بچو گےtattaqūnaifeğerاگرinyou disbelieveinkar edersenizکفر کیا تم نےkafartuma Dayo gündenاس دنyawman(that) will makeyapanجو کردے گاyajʿaluthe childrençocuklarıبچوں کوl-wil'dānagray-hairedihtiyarبوڑھاshīban

17 Then how can you fear, if you disbelieve, a Day that will make the children white- haired?

17 Eğer inkar ederseniz, gençleri ihtiyarlatan günden nasıl korunursunuz?

17 Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?

17 اگر تم بھی (ان پیغمبروں کو) نہ مانو گے تو اس دن سے کیونکر بچو گے جو بچّوں کو بوڑھا کر دے گا

17 اگر تم ماننے سے انکار کرو گے تو اُس دن کیسے بچ جاوٴ گے جو بچوں کو بوڑھا کر دے گا 1

ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرُۢ بِهِۦ‌ۚ كَانَ وَعۡدُهُۥ مَفۡعُولاً ١٨

The heavengökآسمانal-samāu(will) break apartyarılırپھٹ رہا ہوگاmunfaṭiruntherefromonun sebebiyleساتھ اس کےbihiisolmuşturہےkānaHis PromiseO'nun va'diوعدہ اس کاwaʿduhuto be fulfilledmutlaka yapılmıştırہو کر رہنے والاmafʿūlan

18 The heaven will break apart therefrom; ever is His promise fulfilled.

18 O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.

18 O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.

18 (اور) جس سے آسمان پھٹ جائے گا۔ یہ اس کا وعدہ (پورا) ہو کر رہے گا

18 اور جس کی سختی سے آسمان پھٹا جا رہا ہوگا؟ اللہ کا وعدہ تو پورا ہو کر ہی رہنا ہے

إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذۡكِرَةٌ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلاً ١٩

Indeedşüphesizبیشکinnathisbuیہhādhihi(is) a Reminderbir öğüttürایک نصیحتtadhkiratunthen whoeverkimseپس جو کوئیfamanwillsdileyenچاہےshāa(let him) taketutarبنالےittakhadhatovaranطرفilāhis LordRabbineاپنے رب کیrabbihia waybir yolراستہsabīlan

19 Indeed, this is a reminder, so whoever wills may take to his Lord a way.

19 Doğrusu bu anlatılanlar birer öğüttür. Dileyen kimse, Rabbine doğru giden bir yol tutar.

19 İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

19 یہ (قرآن) تو نصیحت ہے۔ سو جو چاہے اپنے پروردگار تک (پہنچنے کا) رستہ اختیار کرلے

19 یہ ایک نصیحت ہے، اب جس کا جی چاہے اپنے رب کی طرف جانے کا راستہ اختیار کر لے

Surah 73 / Al-Muzzammil / The Enshrouded One سورة المزمل 575

سُورَةُ المزمل

Al-Muzzammil / The Enshrouded One  ◆  Meccan · 20 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
O youeyاے yāayyuhā who wraps himselförtüsüne bürünenاوڑھ لپیٹ کر سونے والے l-muzamilu١ Standkalkقیام کرو qumi (in) the nightgeceleyinرات کو al-layla exceptyalnızمگر illā a littlebirazındaکم qalīlan٢ Half of itonun yarısındaآدھا اس کا niṣ'fahu oryahutیا awi lesseneksiltکم کرو unquṣ from itbundanاس سے min'hu a littlebirazتھوڑا سا qalīlan
٣ Orveyaیا aw addartırزیادہ بڑھا دو zid to itbunuاس پر ʿalayhi and reciteve okuاور آہستہ آہستہ پڑھو warattili the QuranKur'anقرآن کو l-qur'āna (with) measured rhythmic recitationağır ağırآہستہ آہستہ پڑھنا tartīlan٤ Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہم innā will castbırakacağızعنقریب ہم ڈالیں گے sanul'qī upon yousenin üzerineآپ پر ʿalayka a Wordbir sözبات۔ qawlan
heavyağırبھاری ۔ بوجھل thaqīlan٥ Indeedgerçektenبیشک inna (the) risingkalkmakاٹھنا nāshi-ata (at) the nightgeceرات کا al-layli itoوہ hiya (is) very harddahaزیادہ شدید ہے ashaddu and most potenttesirlidirکچلنے میں waṭan and more suitableve daha sağlamdırاور زیادہ درست ہے wa-aqwamu (for) Wordsöz(ler)بات میں qīlan٦ Indeedçünküبیشک inna for yousenin vardırآپ کے لیے laka ingündüzdeمیں
the dayدن l-nahāri (is) occupationuğraşacağın şeylerمصروفیات میں sabḥan prolongeduzun süreطویل۔ لمبی ṭawīlan٧ And rememberve anاور ذکر کرو wa-udh'kuri (the) nameadınıنام is'ma (of) your LordRabbininاپنے رب کا rabbika and devote yourselfve yönelاور کٹ جاؤ۔ منقطع ہوجاؤ watabattal to HimO'naاس کی طرف ilayhi (with) devotionbütün gönlünleمنقطع ہوجانا۔ کٹ جانا tabtīlan٨
(The) LordRabbidirرب rabbu (of) the eastdoğununمشرق کا l-mashriqi and the westve batınınاور مغرب کا wal-maghribi (there is) noyokturنہیں godtanrıکو ئی الہ برحق ilāha exceptbaşkaمگر illā HimO'ndanوہی huwa so take Himyalnız O'nu edinپس بنا لو اس کو fa-ittakhidh'hu (as) Disposer of Affairsvekilکارساز wakīlan٩ And be patientsabretاور صبر کرو wa-iṣ'bir
overşeylereاس پر ʿalā whatجو they sayonların dedikleriوہ کہتے ہیں yaqūlūna and avoid themve onlardan ayrılاور چھوڑ دو ان کو wa-uh'jur'hum an avoidancebir ayrılışlaچھوڑنا hajran graciousgüzelاچھی طرح۔ خوبصورت طریقے سے jamīlan١٠ And leave Mebeni yalnız bırakاور چھوڑو مجھ کو wadharnī and the deniersve yalanlayıcılarıاور جھٹلانے والوں کو wal-mukadhibīna
possessorssahibiوالے ulī (of) the easeni'metنعمت l-naʿmati and allow them respite ve onlara mühlet verاور ڈھیل دو ان کو wamahhil'hum a littlebirazتھوڑی سی qalīlan١١ Indeeddoğrusuبیشک inna with Usbizim yanımızda vardırہمارے پاس ladaynā (are) shacklesbukağılarبھاری بیڑیاں ہیں ankālan and burning fireve cehennemاور بھڑکتی ہوئی آگ wajaḥīman١٢
And foodve bir yiyecekاور کھانا waṭaʿāman thatboğazı tırmalayanوالا dhā chokesاٹکنے ghuṣṣatin and a punishmentve bir azabاور عذاب waʿadhāban painfulacı verenدردناک alīman١٣ (On the) Dayo günجس دن yawma will quakesarsılırکانپے گی tarjufu the earthyerزمین l-arḍu and the mountainsve dağlarاور پہاڑ wal-jibālu
and will becomeve olurاور ہوں گے wakānati the mountainsdağlarپہاڑ l-jibālu a heap of sandkum yığınlarıٹیلے kathīban pouring downdağılanبکھرے ہوئے mahīlan١٤ Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہم نے innā [We] have sentgönderdikبھیجا ہم نے arsalnā to yousizeآپ کی طرف۔ تم سب کی طرف ilaykum a Messengerbir elçiایک رسول rasūlan (as) a witnesstanıklık edecekگواہ shāhidan
upon youaleyhinizeتم پر ʿalaykum asgibiجیسا کہ kamā We sentgönderdiğimizبھیجا ہم نے arsalnā toFir'avn'aطرف ilā Firaunفرعون کی fir'ʿawna a Messengerbir elçiایک رسول rasūlan١٥ But disobeyedkarşı geldiتو نافرمانی کی faʿaṣā FiraunFir'avnفرعون نے fir'ʿawnu the Messengerelçiyeرسول کی l-rasūla
so We seized himbiz de onu yakaladıkتو پکڑ لیا ہم نے اس کو fa-akhadhnāhu (with) a seizurebir yakalayışlaپکڑنا akhdhan ruinousağırسخت wabīlan١٦ Then howpeki nasıl?تو کس طرح fakayfa will you guard yourselveskendinizi kurtaracaksınızتم بچو گے tattaqūna ifeğerاگر in you disbelieveinkar edersenizکفر کیا تم نے kafartum a Dayo gündenاس دن yawman (that) will makeyapanجو کردے گا yajʿalu
the childrençocuklarıبچوں کو l-wil'dāna gray-hairedihtiyarبوڑھا shīban١٧ The heavengökآسمان al-samāu (will) break apartyarılırپھٹ رہا ہوگا munfaṭirun therefromonun sebebiyleساتھ اس کے bihi isolmuşturہے kāna His PromiseO'nun va'diوعدہ اس کا waʿduhu to be fulfilledmutlaka yapılmıştırہو کر رہنے والا mafʿūlan١٨
Indeedşüphesizبیشک inna thisbuیہ hādhihi (is) a Reminderbir öğüttürایک نصیحت tadhkiratun then whoeverkimseپس جو کوئی faman willsdileyenچاہے shāa (let him) taketutarبنالے ittakhadha tovaranطرف ilā his LordRabbineاپنے رب کی rabbihi a waybir yolراستہ sabīlan١٩
٥٧٥
‹ 573page 574 of the printed Mushaf575 ›