إِنَّهُۥ فَكَّرَ وَقَدَّرَ ١٨

Indeed, hezira oبیشک اس نےinnahuthoughtdüşündüسوچاfakkaraand plottedölçtü biçtiاور اندازہwaqaddara

18 Indeed, he thought and deliberated.

18 Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;

18 Çünkü o bir düşündü, ölçtü, biçti.

18 اس نے فکر کیا اور تجویز کی

18 اس نے سوچا اور کچھ بات بنانے کی کوشش کی

فَقُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ ١٩

So may he be destroyedkahrolasıپس مارا جائےfaqutilahownasıl daکس طرحkayfahe plottedölçtü biçtiاس نے اندازہ کیاqaddara

19 So may he be destroyed [for] how he deliberated.

19 Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!

19 Kahrolası nasıl da ölçtü, biçti.

19 یہ مارا جائے اس نے کیسی تجویز کی

19 تو خدا کی مار اس پر، کیسی بات بنانے کی کوشش کی

ثُمَّ قُتِلَ كَيۡفَ قَدَّرَ ٢٠

Thensonraپھرthummamay he be destroyedkahrolasıمارا جائےqutilahownasılکس طرحkayfahe plottedölçtü biçtiاس نے اندازہ کیاqaddara

20 Then may he be destroyed [for] how he deliberated.

20 Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!

20 Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti.

20 پھر یہ مارا جائے اس نے کیسی تجویز کی

20 ہاں، خدا کی مار اُس پر، کیسی بات بنانے کی کوشش کی

ثُمَّ نَظَرَ ٢١

Thensonraپھرthummahe lookedbaktıاس نے دیکھاnaẓara

21 Then he considered [again];

21 Sonra baktı;

21 Sonra baktı.

21 پھر تامل کیا

21 پھر (لوگوں کی طرف) دیکھا

ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ ٢٢

Thensonraپھرthummahe frownedsurat astıاس نے تیوری چڑھائیʿabasaand scowledkaşlarını çattıاور منہ بسوراwabasara

22 Then he frowned and scowled;

22 Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;

22 Sonra kaşını çattı, surat astı.

22 پھر تیوری چڑھائی اور منہ بگاڑ لیا

22 پھر پیشانی سیکڑی اور منہ بنایا

ثُمَّ أَدۡبَرَ وَٱسۡتَكۡبَرَ ٢٣

Thensonraپھرthummahe turned backarkasını döndüپلٹاadbaraand was proudve böbürlendiاور تکبر کیاwa-is'takbara

23 Then he turned back and was arrogant

23 Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.

23 Sonra arkasını döndü ve büyüklük tasladı.

23 پھر پشت پھیر کر چلا اور (قبول حق سے) غرور کیا

23 پھر پلٹا اور تکبر میں پڑ گیا

فَقَالَ إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا سِحۡرٌ يُؤۡثَرُ ٢٤

Then he saidsonra dediپھر کہاfaqālaNotdeğildirنہیںin(is) thisbuیہhādhābutbaşka bir şeyمگرillāmagicbir büyü(den)ایک جادو ہےsiḥ'runimitatedrivayet edilip öğretilenجو پہلے سے چلا آرہا ہےyu'tharu

24 And said, "This is not but magic imitated [from others].

24 "Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

24 "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

24 پھر کہنے لگا کہ یہ تو جادو ہے جو (اگلوں سے) منتقل ہوتا آیا ہے

24 آخرکار بولا کہ یہ کچھ نہیں ہے مگر ایک جادو جو پہلے سے چلا آ رہا ہے

إِنۡ هَـٰذَآ إِلَّا قَوۡلُ ٱلۡبَشَرِ ٢٥

Notdeğildirنہیںin(is) thisbuیہhādhābutbaşka bir şeyمگرillā(the) wordsözü(nden)باتqawlu(of) a human beingbir insanایک انسان کیl-bashari

25 This is not but the word of a human being."

25 "Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.

25 "Bu, sadece bir insan sözüdür."

25 (پھر بولا) یہ (خدا کا کلام نہیں بلکہ) بشر کا کلام ہے

25 یہ تو ایک انسانی کلام ہے۔ 1

سَأُصۡلِيهِ سَقَرَ ٢٦

Soon I will drive himonu sokacağımعنقریب میں جھونکوں گا اس کو۔ ڈالوں گا اس کوsa-uṣ'līhi(into) HellSekar'aدوزخ میںsaqara

26 I will drive him into Saqar.

26 İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.

26 Ben onu Sekar'a (cehenneme) sokacağım.

26 ہم عنقریب اس کو سقر میں داخل کریں گے

26 عنقریب میں اسے دوزخ میں جھونک دوں گا

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سَقَرُ ٢٧

And whatveاور کیا چیزwamācan make you knowsen nereden bileceksin?بتائے تجھ کوadrākawhatne olduğunuکیا ہے(is) HellSekar'ınدوزخsaqaru

27 And what can make you know what is Saqar?

27 Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?

27 Bilir misin sen, nedir o sekar?

27 اور تم کیا سمجھے کہ سقر کیا ہے؟

27 اور تم کیا جانو کہ کیا ہے وہ دوزخ؟

لَا تُبۡقِى وَلَا تَذَرُ ٢٨

Notgeriye bir şey komazنہit lets remainباقی رکھےtub'qīand notve ne deاور نہwalāit leavesbırakmazچھوڑےtadharu

28 It lets nothing remain and leaves nothing [unburned],

28 O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.

28 Ne geriye bir şey kor, ne bırakır.

28 (وہ آگ ہے کہ) نہ باقی رکھے گی اور نہ چھوڑے گی

28 نہ باقی رکھے نہ چھوڑے۔ 1

لَوَّاحَةٌ لِّلۡبَشَرِ ٢٩

Scorchingyakar kavururجھلسا دینے والی ہےlawwāḥatunthe human (skin)insanıبدن کو۔ جسم کوlil'bashari

29 Blackening the skins.

29 İnsanın derisini kavurur;

29 Durmadan derileri kavurur.

29 اور بدن جھلس کر سیاہ کردے گی

29 کھال جھُلس دینے والی۔ 1

عَلَيۡهَا تِسۡعَةَ عَشَرَ ٣٠

Over itüzerinde vardırاس پرʿalayhā(are) nine(on)dokuzنوtis'ʿatateenon(dokuz)دس (انیس ہیں)ʿashara

30 Over it are nineteen [angels].

30 Orada ondokuz bekçi vardır.

30 Üzerinde ondokuz (melek) vardır.

30 اس پر اُنیس داروغہ ہیں

30 اُنّیس کارکن اُس پر مقرر ہیں۔۔۔۔ 1

وَمَا جَعَلۡنَآ أَصۡحَـٰبَ ٱلنَّارِ إِلَّا مَلَـٰٓئِكَةً‌ۙ وَمَا جَعَلۡنَا عِدَّتَهُمۡ إِلَّا فِتۡنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُواۡ لِيَسۡتَيۡقِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُواۡ ٱلۡكِتَـٰبَ وَيَزۡدَادَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاۡ إِيمَـٰنًا‌ۙ وَلَا يَرۡتَابَ ٱلَّذِينَ أُوتُواۡ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ‌ۙ وَلِيَقُولَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَٱلۡكَـٰفِرُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَـٰذَا مَثَلاً‌ۚ كَذٰلِكَ يُضِلُّ ٱللَّهُ مَن يَشَآءُ وَيَهۡدِى مَن يَشَآءُ‌ۚ وَمَا يَعۡلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ‌ۚ وَمَا هِىَ إِلَّا ذِكۡرَىٰ لِلۡبَشَرِ ٣١

And notveاور نہیںwamāWe have madebiz yapmadıkبنایا ہم نےjaʿalnākeepersmuhafızlarıساتھیaṣḥāba(of) the Firecehenneminآگ (والوں کو)l-nāriexceptbaşkasınıمگرillāAngelsmeleklerdenفرشتےmalāikatanAnd notveاور نہیںwamāWe have madeyapmadıkبنایا ہم نےjaʿalnātheir numberonların sayısınıان کی گنتی کوʿiddatahumexceptbaşka bir şeyمگرillā(as) a trialbir sınavdanایک آزمائشfit'natanfor those whoiçinان لوگوں کے لیےlilladhīnadisbelieve inkar edenler;جنہوں نے کفر کیاkafarūthat may be certainiyice inansın diyeتاکہ یقین آجائےliyastayqinathose whoolanlarان لوگوں کوalladhīnawere givenkendilerine verilmişجو دیے گئےūtūthe ScriptureKitapکتابl-kitābaand may increaseve artsın diyeاور زیادہ ہوجائےwayazdādathose whoinananlarınان لوگوں کاalladhīnabelieveجو ایمان لائےāmanū(in) faithimanıایمانīmānanand notveاور نہwalāmay doubtkuşkulanmasınlarشک میں رہیںyartābathose whoolanlarوہ لوگalladhīnawere givenverilmişجو دئیے گئےūtūthe ScriptureKitapکتابl-kitābaand the believersve inananlarاور مومنwal-mu'minūnaand that may sayve desinler diyeاور تاکہ کہیںwaliyaqūlathosekimselerوہ لوگalladhīnainbulunanمیںtheir heartskalblerindeجن کے دلوں (میں)qulūbihim(is) a diseasehastalıkبیماری ہےmaraḍunand the disbelieversve kafirlerاور کافرwal-kāfirūnaWhatne?کیا کچھmādhā(does) intenddemek istediارادہ کیاarādaAllahاللہ نےl-lahuby thisbuساتھ اسbihādhāexamplemisalleمثال کےmathalanThusböyleceاسی طرحkadhālikadoes let go astrayşaşırtırبھٹکا دیتا ہےyuḍilluAllahاللہl-lahuwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiچاہتا ہےyashāuand guidesve doğru yola iletirاور ہدایت دیتا ہےwayahdīwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiوہ چاہتا ہےyashāuAnd noneveاور نہیںwamāknowsbilmezجانتاyaʿlamu(the) hostsordularınıلشکروں کوjunūda(of) your LordRabbininتیرے رب کےrabbikaexceptbaşkasıمگرillāHimO'ndanوہیhuwaAnd notve değildirاور نہیںwamāitbuوہhiya(is) butbaşka bir şeyمگرillāa reminderbir uyarı(dan)نصیحتdhik'rāto (the) human beingsinsanlaraانسان کے لیےlil'bashari

31 And We have not made the keepers of the Fire except angels. And We have not made their number except as a trial for those who disbelieve - that those who were given the Scripture will be convinced and those who have believed will increase in faith and those who were given the Scripture and the believers will not doubt and that those in whose hearts is hypocrisy and the disbelievers will say, "What does Allah intend by this as an example?" Thus does Allah leave astray whom He wills and guides whom He wills. And none knows the soldiers of your Lord except Him. And mention of the Fire is not but a reminder to humanity.

31 Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.

31 Biz o ateşin muhafızlarını hep melekler yaptık. Bunların sayılarını da ancak kâfirler için bir imtihan kıldık ki, kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, iman edenlerin de imanı artsın. Kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler. Kalplerinde hastalık bulunanlarla kâfirler de: "Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. İşte böyle, Allah dilediğini şaşırtır, dilediğini de yola getirir. Rabbinin ordularını ancak Rabbin bilir. Bu, insanlar için uyarıdan başka bir şey değildir.

31 اور ہم نے دوزخ کے داروغہ فرشتے بنائے ہیں۔ اور ان کا شمار کافروں کی آزمائش کے لئے مقرر کیا ہے (اور) اس لئے کہ اہل کتاب یقین کریں اور مومنوں کا ایمان اور زیادہ ہو اور اہل کتاب اور مومن شک نہ لائیں۔ اور اس لئے کہ جن لوگوں کے دلوں میں (نفاق کا) مرض ہے اور (جو) کافر (ہیں) کہیں کہ اس مثال (کے بیان کرنے) سے خدا کا مقصد کیا ہے؟ اسی طرح خدا جس کو چاہتا ہے گمراہ کرتا ہے اور جس کو چاہتا ہے ہدایت کرتا ہے اور تمہارے پروردگار کے لشکروں کو اس کے سوا کوئی نہیں جانتا۔ اور یہ تو بنی آدم کے لئے نصیحت ہے

31 ہم نے دوزخ کے یہ کارکن فرشتے بنائے ہیں، 1 اور ان کی تعداد کو کافروں کے لیے فتنہ بنا دیا ہے، 2 تاکہ اہلِ کتاب کو یقین آجائے 3 اور ایمان لانے والوں کا ایمان بڑھے، 4 اور اہلِ کتاب اور مومنین کسی شک میں نہ رہیں، اور دل کے بیمار 5 اور کفّار یہ کہیں کہ بھلا اللہ کا اِس عجیب بات سے کیا مطلب ہوسکتا ہے۔ 6 اِس طرح اللہ جسے چاہتا ہے گمراہ کر دیتا ہے اور جسے چاہتا ہے ہدایت بخش دیتا ہے۔ 7 اور تیرے ربّ کے لشکروں کو خود اُس کے سوا کوئی نہیں جانتا 8۔۔۔۔ اور اس دوزخ کا ذکر اِس کے سوا کسی غرض کے لیےنہیں کیا گیا کہ لوگوں کو اس سے نصیحت ہو۔ 9

كَلَّا وَٱلۡقَمَرِ ٣٢

Nayhayırہرگز نہیںkallāBy the moonandolsun Ayaقسم ہے چاند کیwal-qamari

32 No! By the moon

32 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

32 Hayır, andolsun aya,

32 ہاں ہاں (ہمیں) چاند کی قسم

32 1 ہرگز نہیں، قسم ہے چاند کی

وَٱلَّيۡلِ إِذۡ أَدۡبَرَ ٣٣

And the nightve geceyeاور رات کیwa-al-layliwhendönüp gitmekte olanجبidhit departsوہ پلٹتی ہےadbara

33 And [by] the night when it departs

33 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

33 Döndüğü an o geceye,

33 اور رات کی جب پیٹھ پھیرنے لگے

33 اور رات کی جبکہ وہ پلٹتی ہے

وَٱلصُّبۡحِ إِذَآ أَسۡفَرَ ٣٤

And the morningve sabahaاور صبح کیwal-ṣub'ḥiwhenağardığındaجبidhāit brightensوہ روشن ہوتی ہےasfara

34 And [by] the morning when it brightens,

34 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

34 Ve açtığı sıra o sabaha.

34 اور صبح کی جب روشن ہو

34 اور صبح کی جبکہ وہ روشن ہوتی ہے

إِنَّهَا لَإِحۡدَى ٱلۡكُبَرِ ٣٥

Indeed, itşüphesiz ki oبیشک وہinnahā(is) surely onebiridirالبتہ ایک ہےla-iḥ'dā(of) the greatestbüyüklerdenبڑی چیزوں میں سےl-kubari

35 Indeed, the Fire is of the greatest [afflictions]

35 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

35 Kuşkusuz o Sekar, büyük belalardan biridir.

35 کہ وہ (آگ) ایک بہت بڑی (آفت) ہے

35 یہ دوزخ بھی بڑی چیزوں میں سے ایک ہے، 1

نَذِيرًا لِّلۡبَشَرِ ٣٦

A warninguyarıcıdırڈراوا ہےnadhīranto (the) human beinginsanlar içinانسان کے لیےlil'bashari

36 As a warning to humanity -

36 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

36 Uyarmak için insanları..

36 (اور) بنی آدم کے لئے مؤجب خوف

36 انسانوں کے لیے ڈراوا

لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَتَقَدَّمَ أَوۡ يَتَأَخَّرَ ٣٧

To whoeverkimseler içinاس کے لیے جوlimanwillsdileyenچاہےshāaamong yousizdenتم میں سےminkumtoileri gitmekکہanproceedآگے بڑھ جائےyataqaddamaorveyaیاawstay behindgeri kalmakپیچھے رہ جائےyata-akhara

37 To whoever wills among you to proceed or stay behind.

37 Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.

37 İçinizden ileri gitmek veya geri kalmak isteyen kimseleri..

37 جو تم میں سے آگے بڑھنا چاہے یا پیچھے رہنا چاہے

37 تم میں سے ہر اُس شخص کے لیے ڈراوا جو آگے بڑھنا چاہے یا پیچھے رہ جانا چاہے۔ 1

كُلُّ نَفۡسِۭ بِمَا كَسَبَتۡ رَهِينَةٌ ٣٨

Everyherہرkullusoulcanنفسnafsinfor whatkazandığıyleبوجہ اس کےbimāit has earnedجو اس نے کمائی کیkasabat(is) pledgedrehin alınmıştırرھن میں ہےrahīnatun

38 Every soul, for what it has earned, will be retained

38 Herkes kazancına bağlı bir rehindir;

38 Her nefis kendi kazancına bağlıdır.

38 ہر شخص اپنے اعمال کے بدلے گرو ہے

38 ہر متنفّس اپنے کسب کے بدلے رہن ہے، 1

إِلَّآ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡيَمِينِ ٣٩

Exceptyalnız hariçtirمگرillā(the) companionsadamlarıوالےaṣḥāba(of) the rightsağınدائیں ہاتھl-yamīni

39 Except the companions of the right,

39 Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

39 Ancak amel defterleri sağından verilenler hariç.

39 مگر داہنی طرف والے (نیک لوگ)

39 دائیں بازو والوں کے سوا،1

فِى جَنَّـٰتٍ يَتَسَآءَلُونَ ٤٠

IniçindeمیںGardenscennetlerباغوںjannātinasking each othersoruyorlarسوال کررہے ہوں گےyatasāalūna

40 [Who will be] in gardens, questioning each other

40 Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

40 Onlar cennettedirler, sorup dururlar.

40 (کہ) وہ باغہائے بہشت میں (ہوں گے اور) پوچھتے ہوں گے

40 جو جنتوں میں ہوں گے وہاں وہ،

عَنِ ٱلۡمُجۡرِمِينَ ٤١

Aboutsuçlularınسےʿanithe criminalsمجرموں (سے)l-muj'rimīna

41 About the criminals,

41 Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

41 Suçluların durumunu.

41 (یعنی آگ میں جلنے والے) گنہگاروں سے

41 مجرموں سے پوچھیں گے 1

مَا سَلَكَكُمۡ فِى سَقَرَ ٤٢

Whatnedir?کیاled yousizi sürükleyenچیز لے گئی تم کوsalakakumintoiçineمیںHellyakıcı ateşدوزخsaqara

42 [And asking them], "What put you into Saqar?"

42 Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.

42 "Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye.

42 کہ تم دوزخ میں کیوں پڑے؟

42 "تمہیں کیا چیز دوزخ میں لے گئی؟"

قَالُواۡ لَمۡ نَكُ مِنَ ٱلۡمُصَلِّينَ ٤٣

They will saydediler kiوہ کہیں گےqālūNotbiz olmadıkنہlamwe wereتھے ہمnakuofnamaz kılanlardanمیں سےminathose who prayedنماز پڑھنے والوںl-muṣalīna

43 They will say, "We were not of those who prayed,

43 Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."

43 Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik."

43 وہ جواب دیں گے کہ ہم نماز نہیں پڑھتے تھے

43 وہ کہیں گے”ہم نماز پڑھنے والوں میں سے  نہ تھے، 1

وَلَمۡ نَكُ نُطۡعِمُ ٱلۡمِسۡكِينَ ٤٤

And notveاور نہ تھے ہمwalamwe used todeğildikہمnakufeedyedirenکھانا کھلاتےnuṭ'ʿimuthe pooryoksulaمسکین کوl-mis'kīna

44 Nor did we used to feed the poor.

44 "Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."

44 "Yoksula da yedirmezdik."

44 اور نہ فقیروں کو کھانا کھلاتے تھے

44 اور مسکین کو کھانا نہیں کھلاتے تھے، 1

وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ ٱلۡخَآئِضِينَ ٤٥

And we used tove bizاور تھے ہمwakunnāindulge in vain talkdalardıkہم بحث کرتےnakhūḍuwithile birlikteساتھmaʿathe vain talkersboş şeylere dalanlarبحث کرنے والوں کےl-khāiḍīna

45 And we used to enter into vain discourse with those who engaged [in it],

45 "Batıla dalanlarla biz de dalardık."

45 "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik."

45 اور اہل باطل کے ساتھ مل کر (حق سے) انکار کرتے تھے

45 اور حق کے خلاف باتیں بنانے والوں کے ساتھ مل کر ہم بھی باتیں بنانے لگتے تھے

وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ٤٦

And we used tove bizاور تھے ہمwakunnādenyyalanlardıkہم جھٹلاتےnukadhibu(the) Daygününüروزbiyawmi(of) the Judgmentcezaجزا کوl-dīni

46 And we used to deny the Day of Recompense

46 "Ceza gününü yalanlardık."

46 "Ceza gününü yalanlardık."

46 اور روز جزا کو جھٹلاتے تھے

46 اور روز جزا کو جھوٹ قرار دیتے تھے

حَتَّىٰٓ أَتَـٰنَا ٱلۡيَقِينُ ٤٧

Untilnihayetیہاں تک کہḥattācame to usbize gelip çattıآگئی ہمارے پاسatānāthe certaintyölümیقینی چیز۔ موتl-yaqīnu

47 Until there came to us the certainty."

47 "Ölüm bize o haldeyken geldi."

47 "Nihayet bize ölüm gelip çattı."

47 یہاں تک کہ ہمیں موت آگئی

47 یہاں تک کہ ہمیں اُس یقینی چیز سے سابقہ پیش آگیا۔“ 1

Surah 74 / Al-Muddaththir / The Cloaked One سورة المدثر 577
Indeed, hezira oبیشک اس نے innahu thoughtdüşündüسوچا fakkara and plottedölçtü biçtiاور اندازہ waqaddara١٨ So may he be destroyedkahrolasıپس مارا جائے faqutila hownasıl daکس طرح kayfa he plottedölçtü biçtiاس نے اندازہ کیا qaddara١٩ Thensonraپھر thumma may he be destroyedkahrolasıمارا جائے qutila hownasılکس طرح kayfa he plottedölçtü biçtiاس نے اندازہ کیا qaddara٢٠ Thensonraپھر thumma he lookedbaktıاس نے دیکھا naẓara
٢١ Thensonraپھر thumma he frownedsurat astıاس نے تیوری چڑھائی ʿabasa and scowledkaşlarını çattıاور منہ بسورا wabasara٢٢ Thensonraپھر thumma he turned backarkasını döndüپلٹا adbara and was proudve böbürlendiاور تکبر کیا wa-is'takbara٢٣ Then he saidsonra dediپھر کہا faqāla Notdeğildirنہیں in (is) thisbuیہ hādhā butbaşka bir şeyمگر illā magicbir büyü(den)ایک جادو ہے siḥ'run
imitatedrivayet edilip öğretilenجو پہلے سے چلا آرہا ہے yu'tharu٢٤ Notdeğildirنہیں in (is) thisbuیہ hādhā butbaşka bir şeyمگر illā (the) wordsözü(nden)بات qawlu (of) a human beingbir insanایک انسان کی l-bashari٢٥ Soon I will drive himonu sokacağımعنقریب میں جھونکوں گا اس کو۔ ڈالوں گا اس کو sa-uṣ'līhi (into) HellSekar'aدوزخ میں saqara٢٦ And whatveاور کیا چیز wamā can make you knowsen nereden bileceksin?بتائے تجھ کو adrāka
whatne olduğunuکیا ہے (is) HellSekar'ınدوزخ saqaru٢٧ Notgeriye bir şey komazنہ it lets remainباقی رکھے tub'qī and notve ne deاور نہ walā it leavesbırakmazچھوڑے tadharu٢٨ Scorchingyakar kavururجھلسا دینے والی ہے lawwāḥatun the human (skin)insanıبدن کو۔ جسم کو lil'bashari٢٩ Over itüzerinde vardırاس پر ʿalayhā (are) nine(on)dokuzنو tis'ʿata teenon(dokuz)دس (انیس ہیں) ʿashara
٣٠ And notveاور نہیں wamā We have madebiz yapmadıkبنایا ہم نے jaʿalnā keepersmuhafızlarıساتھی aṣḥāba (of) the Firecehenneminآگ (والوں کو) l-nāri exceptbaşkasınıمگر illā Angelsmeleklerdenفرشتے malāikatan And notveاور نہیں wamā We have madeyapmadıkبنایا ہم نے jaʿalnā their numberonların sayısınıان کی گنتی کو ʿiddatahum exceptbaşka bir şeyمگر illā (as) a trialbir sınavdanایک آزمائش fit'natan
for those whoiçinان لوگوں کے لیے lilladhīna disbelieve inkar edenler;جنہوں نے کفر کیا kafarū that may be certainiyice inansın diyeتاکہ یقین آجائے liyastayqina those whoolanlarان لوگوں کو alladhīna were givenkendilerine verilmişجو دیے گئے ūtū the ScriptureKitapکتاب l-kitāba and may increaseve artsın diyeاور زیادہ ہوجائے wayazdāda those whoinananlarınان لوگوں کا alladhīna believeجو ایمان لائے āmanū (in) faithimanıایمان īmānan
and notveاور نہ walā may doubtkuşkulanmasınlarشک میں رہیں yartāba those whoolanlarوہ لوگ alladhīna were givenverilmişجو دئیے گئے ūtū the ScriptureKitapکتاب l-kitāba and the believersve inananlarاور مومن wal-mu'minūna and that may sayve desinler diyeاور تاکہ کہیں waliyaqūla thosekimselerوہ لوگ alladhīna inbulunanمیں their heartskalblerindeجن کے دلوں (میں) qulūbihim (is) a diseasehastalıkبیماری ہے maraḍun
and the disbelieversve kafirlerاور کافر wal-kāfirūna Whatne?کیا کچھ mādhā (does) intenddemek istediارادہ کیا arāda Allahاللہ نے l-lahu by thisbuساتھ اس bihādhā examplemisalleمثال کے mathalan Thusböyleceاسی طرح kadhālika does let go astrayşaşırtırبھٹکا دیتا ہے yuḍillu Allahاللہ l-lahu whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiچاہتا ہے yashāu and guidesve doğru yola iletirاور ہدایت دیتا ہے wayahdī
whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiوہ چاہتا ہے yashāu And noneveاور نہیں wamā knowsbilmezجانتا yaʿlamu (the) hostsordularınıلشکروں کو junūda (of) your LordRabbininتیرے رب کے rabbika exceptbaşkasıمگر illā HimO'ndanوہی huwa And notve değildirاور نہیں wamā itbuوہ hiya (is) butbaşka bir şeyمگر illā a reminderbir uyarı(dan)نصیحت dhik'rā to (the) human beingsinsanlaraانسان کے لیے lil'bashari٣١ Nayhayırہرگز نہیں kallā
By the moonandolsun Ayaقسم ہے چاند کی wal-qamari٣٢ And the nightve geceyeاور رات کی wa-al-layli whendönüp gitmekte olanجب idh it departsوہ پلٹتی ہے adbara٣٣ And the morningve sabahaاور صبح کی wal-ṣub'ḥi whenağardığındaجب idhā it brightensوہ روشن ہوتی ہے asfara٣٤ Indeed, itşüphesiz ki oبیشک وہ innahā (is) surely onebiridirالبتہ ایک ہے la-iḥ'dā
(of) the greatestbüyüklerdenبڑی چیزوں میں سے l-kubari٣٥ A warninguyarıcıdırڈراوا ہے nadhīran to (the) human beinginsanlar içinانسان کے لیے lil'bashari٣٦ To whoeverkimseler içinاس کے لیے جو liman willsdileyenچاہے shāa among yousizdenتم میں سے minkum toileri gitmekکہ an proceedآگے بڑھ جائے yataqaddama orveyaیا aw stay behindgeri kalmakپیچھے رہ جائے yata-akhara٣٧ Everyherہر kullu
soulcanنفس nafsin for whatkazandığıyleبوجہ اس کے bimā it has earnedجو اس نے کمائی کی kasabat (is) pledgedrehin alınmıştırرھن میں ہے rahīnatun٣٨ Exceptyalnız hariçtirمگر illā (the) companionsadamlarıوالے aṣḥāba (of) the rightsağınدائیں ہاتھ l-yamīni٣٩ Iniçindeمیں Gardenscennetlerباغوں jannātin asking each othersoruyorlarسوال کررہے ہوں گے yatasāalūna
٤٠ Aboutsuçlularınسے ʿani the criminalsمجرموں (سے) l-muj'rimīna٤١ Whatnedir?کیا led yousizi sürükleyenچیز لے گئی تم کو salakakum intoiçineمیں Hellyakıcı ateşدوزخ saqara٤٢ They will saydediler kiوہ کہیں گے qālū Notbiz olmadıkنہ lam we wereتھے ہم naku ofnamaz kılanlardanمیں سے mina
those who prayedنماز پڑھنے والوں l-muṣalīna٤٣ And notveاور نہ تھے ہم walam we used todeğildikہم naku feedyedirenکھانا کھلاتے nuṭ'ʿimu the pooryoksulaمسکین کو l-mis'kīna٤٤ And we used tove bizاور تھے ہم wakunnā indulge in vain talkdalardıkہم بحث کرتے nakhūḍu withile birlikteساتھ maʿa
the vain talkersboş şeylere dalanlarبحث کرنے والوں کے l-khāiḍīna٤٥ And we used tove bizاور تھے ہم wakunnā denyyalanlardıkہم جھٹلاتے nukadhibu (the) Daygününüروز biyawmi (of) the Judgmentcezaجزا کو l-dīni٤٦ Untilnihayetیہاں تک کہ ḥattā came to usbize gelip çattıآگئی ہمارے پاس atānā the certaintyölümیقینی چیز۔ موت l-yaqīnu٤٧
٥٧٧
‹ 575page 576 of the printed Mushaf577 ›