فَمَا تَنفَعُهُمۡ شَفَـٰعَةُ ٱلشَّـٰفِعِينَ ٤٨

Then notartıkتو نہfamāwill benefit themonlara fayda vermezکام آئے گی ان کوtanfaʿuhumintercessionşefa'atiسفارش،shafāʿatu(of) the intercessorsşefa'atçilerinسفارشیوں کیl-shāfiʿīna

48 So there will not benefit them the intercession of [any] intercessors.

48 Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.

48 Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.

48 (تو اس حال میں) سفارش کرنے والوں کی سفارش ان کے حق میں کچھ فائدہ نہ دے گی

48 اُس وقت سفارش کرنے والوں کی سفارش ان کے کسی کام نہ آئے گی۔ 1

فَمَا لَهُمۡ عَنِ ٱلتَّذۡكِرَةِ مُعۡرِضِينَ ٤٩

Then whatne oluyor ki?تو کیا ہےfamā(is) for themonlaraان کوlahum(that) fromöğüttenسےʿanithe Reminderنصیحت سےl-tadhkiratithey (are) turning awayyüz çeviriyorlarاعراض برتنے والے ہیںmuʿ'riḍīna

49 Then what is [the matter] with them that they are, from the reminder, turning away

49 Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?

49 Şimdi o Kur'ân'dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var?

49 ان کو کیا ہوا ہے کہ نصیحت سے روگرداں ہو رہے ہیں

49 آخر اِن لوگوں کو کیا ہو گیا ہے کہ یہ اِس نصیحت سے منہ موڑ رہے ہیں

كَأَنَّهُمۡ حُمُرٌ مُّسۡتَنفِرَةٌ ٥٠

As if they (were)sanki onlar gibidirگویا کہ وہka-annahumdonkeysyaban eşekleriگدھے ہیںḥumurunfrightenedkaçanبدکے ہوئےmus'tanfiratun

50 As if they were alarmed donkeys

50 Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

50 Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri.

50 گویا گدھے ہیں کہ بدک جاتے ہیں

50 گویا یہ جنگلی گدھے ہیں

فَرَّتۡ مِن قَسۡوَرَةِۭ ٥١

Fleeingürkmüşبھاگے ہوںfarratfromaslandanڈر کرmina lionشیر سےqaswaratin

51 Fleeing from a lion?

51 Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.

51 Arslandan kaçmaktalar.

51 (یعنی) شیر سے ڈر کر بھاگ جاتے ہیں

51 جو شیر سے ڈر کر بھاگ پڑے ہیں۔ 1

بَلۡ يُرِيدُ كُلُّ ٱمۡرِىٍٕ مِّنۡهُمۡ أَن يُؤۡتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً ٥٢

NayhayırبلکہbalDesiresistiyorچاہتا ہےyurīdueveryherہرkullupersonkişiشخصim'ri-inof themonlardanان میں سےmin'humthatkendisine verilmesiniکہanhe may be givenوہ دیا جائےyu'tāpagessahifelerصحیفےṣuḥufanspread outaçılanکھلے۔ نشر کیے ہوئےmunasharatan

52 Rather, every person among them desires that he would be given scriptures spread about.

52 Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.

52 Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor.

52 اصل یہ ہے کہ ان میں سے ہر شخص یہ چاہتا ہے کہ اس کے پاس کھلی ہوئی کتاب آئے

52 بلکہ اِن میں سے تو ہر ایک یہ چاہتا ہے کہ اُس کے نام کُھلے خط بھیجے جائیں۔ 1

كَلَّا‌ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ ٱلۡأَخِرَةَ ٥٣

Nayhayırہرگز نہیںkallāButbilakisبلکہbalnotonlar korkmuyorlarنہیںthey fearوہ خوف رکھتےyakhāfūnathe Hereafterahirettenآخرت کاl-ākhirata

53 No! But they do not fear the Hereafter.

53 Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.

53 Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.

53 ایسا ہرگز نہیں ہوگا۔ حقیقت یہ ہے کہ ان کو آخرت کا خوف ہی نہیں

53 ہر گز نہیں، اصل بات یہ ہے کہ یہ آخرت کا خوف نہیں رکھتے۔ 1

كَلَّآ إِنَّهُۥ تَذۡكِرَةٌ ٥٤

Nayhayırہرگز نہیںkallāIndeed, itmuhakkak oبیشک وہinnahu(is) a Reminderbir ikazdırایک نصیحت ہےtadhkiratun

54 No! Indeed, the Qur'an is a reminder

54 Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.

54 Hayır, hayır, O kur'ân kuşkusuz bir öğüttür.

54 کچھ شک نہیں کہ یہ نصیحت ہے

54 ہر گز نہیں، 1 یہ تو ایک نصیحت ہے

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ٥٥

So whoeverkimseپس جو کوئیfamanwillsdileyenچاہےshāa(may) pay heed to itonu düşünür öğüt alır'نصیحت حاصل کرے اس سے۔ یاد کرلے اس کوdhakarahu

55 Then whoever wills will remember it.

55 Dileyen kimse öğüt alır.

55 Dileyen onu düşünür.

55 تو جو چاہے اسے یاد رکھے

55 اب جس کا جی چاہے اس سے سبق حاصل کر لے

وَمَا يَذۡكُرُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ‌ۚ هُوَ أَهۡلُ ٱلتَّقۡوَىٰ وَأَهۡلُ ٱلۡمَغۡفِرَةِ ٥٦

And notveاور نہ وہwamāwill pay heedonlar öğüt almazlarنصیحت پکڑیں گےyadhkurūnaexceptdışındaمگرillāthatdilemesiیہ کہanwillsچاہےyashāaAllahاللہl-lahuHeO'durوہhuwa(is) worthyehliحق دار ہےahluto be fearedtakvaاس بات کا کہ اس سے تقوی کیا جائےl-taqwāand worthyve ehliاور اہل ہےwa-ahluto forgivemağfiretبخشش دینے کا۔ معاف کردینے کاl-maghfirati

56 And they will not remember except that Allah wills. He is worthy of fear and adequate for [granting] forgiveness.

56 Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.

56 Bununla beraber Allah dilemedikçe onlar öğüt alamazlar. Koruyacak da O'dur, bağışlayacak da.

56 اور یاد بھی تب ہی رکھیں گے جب خدا چاہے۔ وہی ڈرنے کے لائق اور بخشش کا مالک ہے

56 اور یہ کوئی سبق حاصل نہ کریں گے اِلّا یہ کہ اللہ ہی ایسا چاہے۔1 وہ اس کا حق دار ہے کہ اُس سے تقویٰ کیا جائے 2 اور وہ اس کا اہل ہے کہ (تقویٰ کرنے والوں کو) بخش دے۔ 3

●●●●●●

سُورَةُ القيامة

Al-Qiyamah / The Resurrection

Meccan  ◆  40 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لَآ أُقۡسِمُ بِيَوۡمِ ٱلۡقِيَـٰمَةِ ١

NayhayırنہیںI swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوںuq'simuby (the) Daygününeدن کیbiyawmi(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmati

1 I swear by the Day of Resurrection

1 Kıyamet gününe yemin ederim.

1 Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.

1 ہم کو روز قیامت کی قسم

1 نہیں، 1 میں قسم کھاتا ہوں قیامت کے دن کی

وَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلنَّفۡسِ ٱللَّوَّامَةِ ٢

And nayyine hayırاور نہیںwalāI swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوںuq'simuby the soulnefseنفس کیbil-nafsiself-accusingdaima kendini kınayanجو ملامت کرنے والا ہےl-lawāmati

2 And I swear by the reproaching soul [to the certainty of resurrection].

2 Ve nedamet çeken nefse yemin ederim.

2 Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.

2 اور نفس لوامہ کی (کہ سب لوگ اٹھا کر) کھڑے کئے جائیں گے

2 اور نہیں ، میں قسم کھاتا ہوں ملامت کرنے والے نفس کی، 1

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَلَّن نَّجۡمَعَ عِظَامَهُۥ ٣

Does think-mı sanıyor?کیا سمجھتا ہےayaḥsabu[the] maninsanانسانl-insānuthat notbir araya toplamayacağımızıکہ ہرگز نہیںallanWe will assembleہم جمع کریں گےnajmaʿahis boneskendisinin kemikleriniاس کی ہڈیوں کوʿiẓāmahu

3 Does man think that We will not assemble his bones?

3 İnsan, kemiklerini bir araya toplayamayız mı sanıyor?

3 İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?

3 کیا انسان یہ خیال کرتا ہے کہ ہم اس کی (بکھری ہوئی) ہڈیاں اکٹھی نہیں کریں گے؟

3 کیا انسان یہ سمجھ رہا ہے کہ ہم اُس کی ہڈیوں کو جمع نہ کر سکیں گے؟ 1

بَلَىٰ قَـٰدِرِينَ عَلَىٰٓ أَن نُّسَوِّىَ بَنَانَهُۥ ٤

Nayevetکیوں نہیںbalā(We are) Ablegücümüz yeterقادر ہیںqādirīnaondüzenlemeğeاس بات پرʿalāthatکہanWe can restoreہم درست کردیںnusawwiyahis fingertipsonun parmak uçlarnıاس کے پور پور کوbanānahu

4 Yes. [We are] Able [even] to proportion his fingertips.

4 Evet, Biz onu, parmak uçlarına varıncaya kadar bütün incelikleriyle yeniden yapmaya kadiriz.

4 Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.

4 ضرور کریں گے (اور) ہم اس بات پر قادر ہیں کہ اس کی پور پور درست کردیں

4 کیوں نہیں؟ ہم تو اس کی انگلیوں کی پور پور تک ٹھیک بنادینے پر قادر ہیں۔ 1

بَلۡ يُرِيدُ ٱلۡإِنسَـٰنُ لِيَفۡجُرَ أَمَامَهُۥ ٥

NayfakatبلکہbalDesiresisterچاہتا ہےyurīdu[the] maninsanانسانl-insānuto give (the) lieyalanlamakکہ گناہ کرتا ہےliyafjura(to) what is before himilerisini (kıyameti)اپنے آگےamāmahu

5 But man desires to continue in sin.

5 Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

5 Fakat insan günahı devam ettirmek ister.

5 مگر انسان چاہتا ہے کہ آگے کو خود سری کرتا جائے

5 مگر انسان چاہتا یہ ہے کہ آگے بھی بداعمالیاں کرتا رہے۔ 1

يَسۡــَٔلُ أَيَّانَ يَوۡمُ ٱلۡقِيَـٰمَةِ ٦

He askssorup dururپوچھتا ہے وہyasaluWhennerede?کب ہےayyāna(is the) Daygünüدنyawmu(of) the Resurrectionkıyametقیامت کےl-qiyāmati

6 He asks, "When is the Day of Resurrection?"

6 Ama, insanoğlu gelecekte de suç işlemek ister de: "Kıyamet günü ne zamanmış! " der.

6 O kıyamet günü ne zaman? diye sorar.

6 پوچھتا ہے کہ قیامت کا دن کب ہوگا؟

6 پوچھتا ہے”آخر کب آنا ہے وہ قیامت کا دن؟“ 1

فَإِذَا بَرِقَ ٱلۡبَصَرُ ٧

So whenzamanپھر جبfa-idhāis dazzledkamaştığıچندھیا جائیں گیbariqathe visiongözنگاہیں۔ آنکھیںl-baṣaru

7 So when vision is dazzled

7 Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

7 Ne zaman ki o göz şimşek çakar,

7 جب آنکھیں چندھیا جائیں

7 پھر جب دِیدے پتھرا جائیں گے 1

وَخَسَفَ ٱلۡقَمَرُ ٨

And becomes darkve tutulduğuاور بےنور ہوجائے گاwakhasafathe moonayچاندl-qamaru

8 And the moon darkens

8 Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

8 Ay tutulur,

8 اور چاند گہنا جائے

8 اور چاند بے نور ہو جائیگا

وَجُمِعَ ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ ٩

And are joinedve bir araya toplandığıاور جمع کردئیے جائیں گےwajumiʿathe sungüneşسورجl-shamsuand the moonve ayاور چاندwal-qamaru

9 And the sun and the moon are joined,

9 Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

9 Güneş ve ay toplanır,

9 اور سورج اور چاند جمع کردیئے جائیں

9 اور چاند سُورج ملا کر ایک کر دیے جائیں گے 1

يَقُولُ ٱلۡإِنسَـٰنُ يَوۡمَئِذٍ أَيۡنَ ٱلۡمَفَرُّ ١٠

Will sayderکہےyaqūlu[the] maninsanانسانl-insānuthat Dayo günاس دنyawma-idhinWhereneresidir?کہاں ہےayna(is) the escapekaçacak yerفرار کی جگہl-mafaru

10 Man will say on that Day, "Where is the [place of] escape?"

10 Gözün kamaştığı, ayın tutulduğu, güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman, işte o gün insan: "kaçacak yer nerede?" der.

10 İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?" der.

10 اس دن انسان کہے گا کہ (اب) کہاں بھاگ جاؤں؟

10 اُس وقت یہی انسان کہے گا "کہاں بھاگ کر جاؤں؟"

كَلَّا لَا وَزَرَ ١١

By no meanshayırہرگزkallā(There is) noyokturنہیںrefugesığınacak yerکوئی پناہ کی جگہ نہیںwazara

11 No! There is no refuge.

11 Hayır; hayır; bir sığınak yoktur.

11 Hayır, hayır, yok bir siper.

11 بےشک کہیں پناہ نہیں

11 ہرگز نہیں، وہاں کوئی جائے پناہ نہ ہوگی

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمُسۡتَقَرُّ ١٢

ToRabbininطرفilāyour Lordo günتیرے رب کیrabbikathat Dayاس دنyawma-idhin(is) the place of restvarıp durulacak yerٹھہرنا ہےl-mus'taqaru

12 To your Lord, that Day, is the [place of] permanence.

12 O gün, sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.

12 O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.

12 اس روز پروردگار ہی کے پاس ٹھکانا ہے

12 اُس روز تیرے رب ہی کے سامنے جا کر ٹھیرنا ہوگا

يُنَبَّؤُاۡ ٱلۡإِنسَـٰنُ يَوۡمَئِذِۭ بِمَا قَدَّمَ وَأَخَّرَ ١٣

Will be informedhaber verilirآگاہ کردیاجائےyunabba-u[the] maninsanınانسانl-insānuthat Dayo günاس دنyawma-idhinof whatşeylerساتھ اس کے جوbimāhe sent forthyapıp öne sürdüğüاس نے آگے بھیجاqaddamaand kept backve geri bıraktığıاور پیچھے چھوڑاwa-akhara

13 Man will be informed that Day of what he sent ahead and kept back.

13 O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.

13 O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

13 اس دن انسان کو جو (عمل) اس نے آگے بھیجے اور پیچھے چھوڑے ہوں گے سب بتا دیئے جائیں گے

13 اُس روز انسان کو اس کا سب اگلا پچھلا کیا کرایا بتا دیا جائے گا۔ 1

بَلِ ٱلۡإِنسَـٰنُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ بَصِيرَةٌ ١٤

Naydoğrusuبلکہbali[The] maninsanانسانl-insānuagainstkendi nefsiniپرʿalāhimselfاپنی ذاتnafsihi(will be) a witnessgörürدیکھنے والا ہے۔ آگاہ ہےbaṣīratun

14 Rather, man, against himself, will be a witness,

14 Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

14 Doğrusu insan kendi nefsini görür,

14 بلکہ انسان آپ اپنا گواہ ہے

14 بلکہ انسان خود ہی اپنے آپ کو خوب جانتا ہے

وَلَوۡ أَلۡقَىٰ مَعَاذِيرَهُۥ ١٥

Even ifve şayetاور اگرچہwalawhe presentsortaya atsa (da)ڈالےalqāhis excusesözürlerاپنی معذرتیںmaʿādhīrahu

15 Even if he presents his excuses.

15 Özürlerini sayıp dökse de, insanoğlu, artık kendi kendinin şahididir.

15 Bir takım özürler ortaya atsa da.

15 اگرچہ عذر ومعذرت کرتا رہے

15 چاہے وہ کتنی ہی معذرتیں پیش کرے 1

لَا تُحَرِّكۡ بِهِۦ لِسَانَكَ لِتَعۡجَلَ بِهِۦٓ ١٦

Notdepretmeنہmoveآپ حرکت دیجئےtuḥarrikwith itonuساتھ اس کےbihiyour tonguedilineاپنی زبان کوlisānakato hastenokumak içinتاکہ آپ جلدی کریںlitaʿjalawith itonuساتھ اس کےbihi

16 Move not your tongue with it, [O Muhammad], to hasten with recitation of the Qur'an.

16 Cebrail sana Kuran okurken, unutmamak için acele edip onunla beraber söyleme, yalnız dinle.

16 Onu hemen okumak için dilini depretme.

16 اور (اے محمدﷺ) وحی کے پڑھنے کے لئے اپنی زبان نہ چلایا کرو کہ اس کو جلد یاد کرلو

16 1 اے نبیؐ ، اِس وحی کو جلدی جلدی یاد کرنے کے لیے اپنی زبان کو حرکت نہ دو

إِنَّ عَلَيۡنَا جَمۡعَهُۥ وَقُرۡءَانَهُۥ ١٧

Indeedşüphesizبیشکinnaupon Usbize düşerہم پرʿalaynā(is) its collectiononu toplamakاس کا جمع کرنا ہےjamʿahuand its recitationve okumakاور اس کا پڑھوانا ہےwaqur'ānahu

17 Indeed, upon Us is its collection [in your heart] and [to make possible] its recitation.

17 Doğrusu o vahyolunanı kalbine yerleştirmek ve onu sana okutturmak Bize düşer.

17 Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.

17 اس کا جمع کرنا اور پڑھانا ہمارے ذمے ہے

17 اِس کو یاد کرا دینا اور پڑھوا دینا ہمارے ذمہ ہے

فَإِذَا قَرَأۡنَـٰهُ فَٱتَّبِعۡ قُرۡءَانَهُۥ ١٨

And whenzamanپھر جبfa-idhāWe have recited itO'nu okuduğumuzپڑھیں ہم اس کوqaranāhuthen followizleتو پیروی کریںfa-ittabiʿits recitationonun okunuşunuآپ کے پڑھنے کیqur'ānahu

18 So when We have recited it [through Gabriel], then follow its recitation.

18 Biz onu Cebrail'e okuttuğumuz zaman, onun okumasını dinle.

18 O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.

18 جب ہم وحی پڑھا کریں تو تم (اس کو سنا کرو اور) پھر اسی طرح پڑھا کرو

18 لہٰذا جب ہم اِسے پڑھ رہے ہوں 1 اُس وقت تم اِس کی قراٴت کو غور سے سُنتے رہو

ثُمَّ إِنَّ عَلَيۡنَا بَيَانَهُۥ ١٩

Thensonraپھرthummaindeedşüphesizبیشکinnaupon Usbize düşerہمارے ذمہ ہےʿalaynā(is) its explanationonu açıklamakاس کو بیان کرناbayānahu

19 Then upon Us is its clarification [to you].

19 Sonra onu sana açıklamak Bize düşer.

19 Sonra onu açıklamak da bize aittir.

19 پھر اس (کے معانی) کا بیان بھی ہمارے ذمے ہے

19 پھر اس کا مطلب سمجھا دینا بھی ہمارے ہی ذمّہ ہے 1

Surah 75 / Al-Qiyamah / The Resurrection سورة القيامة 578
Then notartıkتو نہ famā will benefit themonlara fayda vermezکام آئے گی ان کو tanfaʿuhum intercessionşefa'atiسفارش، shafāʿatu (of) the intercessorsşefa'atçilerinسفارشیوں کی l-shāfiʿīna٤٨ Then whatne oluyor ki?تو کیا ہے famā (is) for themonlaraان کو lahum (that) fromöğüttenسے ʿani the Reminderنصیحت سے l-tadhkirati they (are) turning awayyüz çeviriyorlarاعراض برتنے والے ہیں muʿ'riḍīna
٤٩ As if they (were)sanki onlar gibidirگویا کہ وہ ka-annahum donkeysyaban eşekleriگدھے ہیں ḥumurun frightenedkaçanبدکے ہوئے mus'tanfiratun٥٠ Fleeingürkmüşبھاگے ہوں farrat fromaslandanڈر کر min a lionشیر سے qaswaratin٥١ Nayhayırبلکہ bal Desiresistiyorچاہتا ہے yurīdu
everyherہر kullu personkişiشخص im'ri-in of themonlardanان میں سے min'hum thatkendisine verilmesiniکہ an he may be givenوہ دیا جائے yu'tā pagessahifelerصحیفے ṣuḥufan spread outaçılanکھلے۔ نشر کیے ہوئے munasharatan٥٢ Nayhayırہرگز نہیں kallā Butbilakisبلکہ bal notonlar korkmuyorlarنہیں they fearوہ خوف رکھتے yakhāfūna
the Hereafterahirettenآخرت کا l-ākhirata٥٣ Nayhayırہرگز نہیں kallā Indeed, itmuhakkak oبیشک وہ innahu (is) a Reminderbir ikazdırایک نصیحت ہے tadhkiratun٥٤ So whoeverkimseپس جو کوئی faman willsdileyenچاہے shāa (may) pay heed to itonu düşünür öğüt alır'نصیحت حاصل کرے اس سے۔ یاد کرلے اس کو dhakarahu٥٥
And notveاور نہ وہ wamā will pay heedonlar öğüt almazlarنصیحت پکڑیں گے yadhkurūna exceptdışındaمگر illā thatdilemesiیہ کہ an willsچاہے yashāa Allahاللہ l-lahu HeO'durوہ huwa (is) worthyehliحق دار ہے ahlu to be fearedtakvaاس بات کا کہ اس سے تقوی کیا جائے l-taqwā and worthyve ehliاور اہل ہے wa-ahlu to forgivemağfiretبخشش دینے کا۔ معاف کردینے کا l-maghfirati٥٦

سُورَةُ القيامة

Al-Qiyamah / The Resurrection  ◆  Meccan · 40 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Nayhayırنہیں I swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوں uq'simu by (the) Daygününeدن کی biyawmi (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati١ And nayyine hayırاور نہیں walā I swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوں uq'simu by the soulnefseنفس کی bil-nafsi self-accusingdaima kendini kınayanجو ملامت کرنے والا ہے l-lawāmati٢ Does think-mı sanıyor?کیا سمجھتا ہے ayaḥsabu
[the] maninsanانسان l-insānu that notbir araya toplamayacağımızıکہ ہرگز نہیں allan We will assembleہم جمع کریں گے najmaʿa his boneskendisinin kemikleriniاس کی ہڈیوں کو ʿiẓāmahu٣ Nayevetکیوں نہیں balā (We are) Ablegücümüz yeterقادر ہیں qādirīna ondüzenlemeğeاس بات پر ʿalā thatکہ an We can restoreہم درست کردیں nusawwiya his fingertipsonun parmak uçlarnıاس کے پور پور کو banānahu٤ Nayfakatبلکہ bal
Desiresisterچاہتا ہے yurīdu [the] maninsanانسان l-insānu to give (the) lieyalanlamakکہ گناہ کرتا ہے liyafjura (to) what is before himilerisini (kıyameti)اپنے آگے amāmahu٥ He askssorup dururپوچھتا ہے وہ yasalu Whennerede?کب ہے ayyāna (is the) Daygünüدن yawmu (of) the Resurrectionkıyametقیامت کے l-qiyāmati٦ So whenzamanپھر جب fa-idhā is dazzledkamaştığıچندھیا جائیں گی bariqa the visiongözنگاہیں۔ آنکھیں l-baṣaru
٧ And becomes darkve tutulduğuاور بےنور ہوجائے گا wakhasafa the moonayچاند l-qamaru٨ And are joinedve bir araya toplandığıاور جمع کردئیے جائیں گے wajumiʿa the sungüneşسورج l-shamsu and the moonve ayاور چاند wal-qamaru٩ Will sayderکہے yaqūlu [the] maninsanانسان l-insānu that Dayo günاس دن yawma-idhin
Whereneresidir?کہاں ہے ayna (is) the escapekaçacak yerفرار کی جگہ l-mafaru١٠ By no meanshayırہرگز kallā (There is) noyokturنہیں refugesığınacak yerکوئی پناہ کی جگہ نہیں wazara١١ ToRabbininطرف ilā your Lordo günتیرے رب کی rabbika that Dayاس دن yawma-idhin (is) the place of restvarıp durulacak yerٹھہرنا ہے l-mus'taqaru١٢ Will be informedhaber verilirآگاہ کردیاجائے yunabba-u [the] maninsanınانسان l-insānu
that Dayo günاس دن yawma-idhin of whatşeylerساتھ اس کے جو bimā he sent forthyapıp öne sürdüğüاس نے آگے بھیجا qaddama and kept backve geri bıraktığıاور پیچھے چھوڑا wa-akhara١٣ Naydoğrusuبلکہ bali [The] maninsanانسان l-insānu againstkendi nefsiniپر ʿalā himselfاپنی ذات nafsihi (will be) a witnessgörürدیکھنے والا ہے۔ آگاہ ہے baṣīratun١٤ Even ifve şayetاور اگرچہ walaw he presentsortaya atsa (da)ڈالے alqā
his excusesözürlerاپنی معذرتیں maʿādhīrahu١٥ Notdepretmeنہ moveآپ حرکت دیجئے tuḥarrik with itonuساتھ اس کے bihi your tonguedilineاپنی زبان کو lisānaka to hastenokumak içinتاکہ آپ جلدی کریں litaʿjala with itonuساتھ اس کے bihi١٦ Indeedşüphesizبیشک inna upon Usbize düşerہم پر ʿalaynā (is) its collectiononu toplamakاس کا جمع کرنا ہے jamʿahu
and its recitationve okumakاور اس کا پڑھوانا ہے waqur'ānahu١٧ And whenzamanپھر جب fa-idhā We have recited itO'nu okuduğumuzپڑھیں ہم اس کو qaranāhu then followizleتو پیروی کریں fa-ittabiʿ its recitationonun okunuşunuآپ کے پڑھنے کی qur'ānahu١٨ Thensonraپھر thumma indeedşüphesizبیشک inna upon Usbize düşerہمارے ذمہ ہے ʿalaynā (is) its explanationonu açıklamakاس کو بیان کرنا bayānahu١٩
٥٧٨
‹ 576page 577 of the printed Mushaf578 ›