كَلَّا بَلۡ تُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ ٢٠

Nohayırہرگز نہیںkallāButbilakisبلکہbalyou lovesiz seviyorsunuzتم پسند کرتے ہوtuḥibbūnathe immediateçarçabuk geçeniجلدی ملنے والی چیز کوl-ʿājilata

20 No! But you love the immediate

20 Hayır, hayır! Sizler, çabuk elde edeceğiniz dünya nimetlerini seversiniz.

20 Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da

20 مگر (لوگو) تم دنیا کو دوست رکھتے ہو

20 ہر گز نہیں،1 اصل بات  یہ ہے کہ تم لوگ جلدی حاصل ہونے والی چیز (یعنی دنیا)سے محبت رکھتے ہو

وَتَذَرُونَ ٱلۡأَخِرَةَ ٢١

And leaveve bırakıyorsunuzاور تم چھوڑ دیتے ہوwatadharūnathe Hereafterahiretiبعد میں ملنے والی کو۔ آخری کو۔ بعد میں آنے والی کوl-ākhirata

21 And leave the Hereafter.

21 Ahireti bırakırsınız.

21 Ahireti bırakıyorsunuz.

21 اور آخرت کو ترک کئے دیتے ہو

21 اور آخرت کو چھوڑ دیتے ہو۔ 1

وُجُوهٌ يَوۡمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ ٢٢

Facesyüzler vardırکچھ چہرےwujūhunthat Dayo günاس روزyawma-idhin(will be) radiantışıl ışıl parlarتروتازہ ہوں گےnāḍiratun

22 [Some] faces, that Day, will be radiant,

22 O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

22 Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.

22 اس روز بہت سے منہ رونق دار ہوں گے

22 اُس روز کچھ چہرے ترو تازہ ہونگے، 1

إِلَىٰ رَبِّهَا نَاظِرَةٌ ٢٣

TowardsRabbineطرفilātheir Lordاپنے رب کیrabbihālookingbakarدیکھنے والے ہوں گےnāẓiratun

23 Looking at their Lord.

23 O gün bir takım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.

23 Rabbine bakar.

23 اور) اپنے پروردگار کے محو دیدار ہوں گے

23 اپنے ربّ کی طرف دیکھ رہے ہوں گے۔ 1

وَوُجُوهٌ يَوۡمَئِذِۭ بَاسِرَةٌ ٢٤

And facesve yüzler vardırاور کچھ چہرےwawujūhunthat Dayo günاس روزyawma-idhin(will be) distortedasıktırبےرونق ہوں گےbāsiratun

24 And [some] faces, that Day, will be contorted,

24 O gün bir takım yüzler de asıktır.

24 Yüzler de var ki o gün asıktır.

24 اور بہت سے منہ اس دن اداس ہوں گے

24 اور کچھ چہرے اداس ہوں گے

تَظُنُّ أَن يُفۡعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌ ٢٥

Thinkinganlarسمجھ رہے ہوں گےtaẓunnuthatyapılacağınıکہanwill be doneکیا جائے گاyuf'ʿalato themkendisineساتھ ان کےbihābackbreakingbelini kıran(bela)nınکمر توڑ برتاؤfāqiratun

25 Expecting that there will be done to them [something] backbreaking.

25 Kendisinin belkemiğinin kırılacağını sanır.

25 Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.

25 خیال کریں گے کہ ان پر مصیبت واقع ہونے کو ہے

25 اور سمجھ رہے ہوں گے کہ اُن کے ساتھ کمر توڑ برتاؤ ہونے والا ہے

كَلَّآ إِذَا بَلَغَتِ ٱلتَّرَاقِىَ ٢٦

Nohayırہرگز نہیںkallāWhenne zaman kiجبidhāit reaches(can) dayanırپہنچ جائے گیbalaghatithe collar bonesköprücük kemiklerineحلق کوl-tarāqiya

26 No! When the soul has reached the collar bones

26 Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

26 Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,

26 دیکھو جب جان گلے تک پہنچ جائے

26 ہر گز نہیں، 1 جب جان حلق تک پہنچ جائے گی

وَقِيلَ مَنۡۜ رَاقٍ ٢٧

And it is saidve denirاور کہہ دیاجائے گاwaqīlaWhokim?کون ہےman(will) cureefsun yaparجھاڑ پھونک کرنے والاrāqin

27 And it is said, "Who will cure [him]?"

27 Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: "Çare bulan yok mudur?" denir.

27 "Tedavi edebilecek kimdir?" denilir.

27 اور لوگ کہنے لگیں (اس وقت) کون جھاڑ پھونک کرنے والا ہے

27 اور کہا جائے گا کہ ہے کوئی جھاڑ پھُونک کر نے والا، 1

وَظَنَّ أَنَّهُ ٱلۡفِرَاقُ ٢٨

And he is certainve anlarاور وہ سمجھ لے گاwaẓannathat itbununکہ بیشک وہannahu(is) the partingayrılık zamanı olduğunuجدائی کا وقت ہےl-firāqu

28 And the dying one is certain that it is the [time of] separation

28 Artık ayrılık vaktinin geldiğini sanır.

28 Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.

28 اور اس (جان بلب) نے سمجھا کہ اب سب سے جدائی ہے

28 اور آدمی سمجھ لے گا کہ یہ دنیا سے جدائی کا وقت ہے

وَٱلۡتَفَّتِ ٱلسَّاقُ بِٱلسَّاقِ ٢٩

And is woundve dolaşırاور جڑ جائے گی۔ لپٹ جائے گیwal-tafatithe legbacakپنڈلیl-sāquabout the legbacağaپنڈلی کے ساتھbil-sāqi

29 And the leg is wound about the leg,

29 Bacaklar birbirine dolaşır.

29 Bacak bacağa dolaşır..

29 اور پنڈلی سے پنڈلی لپٹ جائے

29 اور پنڈلی سے پنڈلی جُڑ جائے گی، 1

إِلَىٰ رَبِّكَ يَوۡمَئِذٍ ٱلۡمَسَاقُ ٣٠

ToRabbinedirطرفilāyour Lordتیرے رب کیrabbikathat Dayo günاس روزyawma-idhin(will be) the drivingsevkروانگی ہےl-masāqu

30 To your Lord, that Day, will be the procession.

30 O gün sevk Rabbin huzurunadır.

30 İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.

30 اس دن تجھ کو اپنے پروردگار کی طرف چلنا ہے

30 وہ دن ہوگا تیرے رب کی طرف روانگی کا

فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلَّىٰ ٣١

And notsadaka vermediپس نہیںfalāhe accepted (the) truthاس نے تصدیق کیṣaddaqaand notveاور نہwalāhe prayednamaz da kılmadıنماز پڑھیṣallā

31 And the disbeliever had not believed, nor had he prayed.

31 O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

31 Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.

31 تو اس (ناعاقبت) اندیش نے نہ تو (کلام خدا) کی تصدیق کی نہ نماز پڑھی

31 مگر اُس نے نہ سچ مانا، اور نہ نماز پڑھی

وَلَـٰكِن كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ ٣٢

Butfakatلیکنwalākinhe deniedyalanladıاس نے جھٹلایاkadhabaand turned awayve döndüاور منہ موڑ لیاwatawallā

32 But [instead], he denied and turned away.

32 O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

32 Fakat yalanladı ve döndü.

32 بلکہ جھٹلایا اور منہ پھیر لیا

32 بلکہ جھٹلایا اور پلٹ گیا

ثُمَّ ذَهَبَ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ يَتَمَطَّىٰٓ ٣٣

Thensonraپھرthummahe wentgittiچلا گیاdhahabatoailesineطرفilāhis familyاپنے گھروالوں کیahlihiswaggeringçalım satarakاکڑتا ہوا۔ اتراتا ہواyatamaṭṭā

33 And then he went to his people, swaggering [in pride].

33 O, Peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanlayıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti.

33 Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.

33 پھر اپنے گھر والوں کے پاس اکڑتا ہوا چل دیا

33 پھر اکڑتا ہوا اپنے گھر والوں کی طرف چل دیا۔ 1

أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰ ٣٤

Woeyazıkافسوسawlāto yousanaتجھ پرlakaand woeyazıkپھر افسوسfa-awlā

34 Woe to you, and woe!

34 Sana yazıklar olsun, yazıklar!

34 Gerektir o bela sana, gerek.

34 افسوس ہے تجھ پر پھر افسوس ہے

34 یہ روش تیرے ہی لیے سزاوار ہے اور تجھی کو زیب دیتی ہے

ثُمَّ أَوۡلَىٰ لَكَ فَأَوۡلَىٰٓ ٣٥

Thenyineپھرthummawoeyazıkافسوسawlāto yousanaتجھ پر،lakaand woeyazıkپھر افسوسfa-awlā

35 Then woe to you, and woe!

35 Daha ne olsun, sana yazıklar olsun, yazıklar!

35 Evet, gerektir o bela sana gerek.

35 پھر افسوس ہے تجھ پر پھر افسوس ہے

35 ہاں یہ روش تیرے ہی لیے سزاوار ہے اور تجھی کو زیب دیتی ہے۔ 1

أَيَحۡسَبُ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَن يُتۡرَكَ سُدًى ٣٦

Does thinksanıyor mu?کیا سمجھتا ہےayaḥsabumaninsanانسانl-insānuthatbırakılacağınıکہanhe will be leftچھوڑ دیا جائے گاyut'rakaneglectedbaşı boşبےکارsudan

36 Does man think that he will be left neglected?

36 İnsanoğlu kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?

36 İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?

36 کیا انسان خیال کرتا ہے کہ یوں ہی چھوڑ دیا جائے گا؟

36 1 کیا انسان نے یہ سمجھ رکھا ہے کہ وہ یُونہی مہمل چھوڑ دیا جائے گا؟ 2

أَلَمۡ يَكُ نُطۡفَةً مِّن مَّنِىٍّ يُمۡنَىٰ ٣٧

Was notdeğil miydi?کیا نہ تھاalamhekendisiایکyakua semen-dropbir nutfe (sperm)نطفہnuṭ'fatanofmenidenکاminsemenمنیmaniyyinemitteddökülenجو ٹپکائی جاتی ہےyum'nā

37 Had he not been a sperm from semen emitted?

37 O, katılan bir meni damlası değil miydi?

37 O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?

37 کیا وہ منی کا جو رحم میں ڈالی جاتی ہے ایک قطرہ نہ تھا؟

37 کیا وہ ایک حقیر پانی کا نطفہ نہ تھا جو (رحم مادر میں) ٹپکایا جاتا ہے؟

ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوَّىٰ ٣٨

Thensonraپھرthummahe wasolduتھاkānaa clinging substancealaka (embriyo)جما ہوا خونʿalaqatanthen He createdve yarattıپھر اس نے پیدا کیاfakhalaqaand proportionedve düzenlediپھر درست کردیاfasawwā

38 Then he was a clinging clot, and [Allah] created [his form] and proportioned [him]

38 Sonra kan pıhtısı olmuş, sonra Allah onu yaratıp şekil vermişti.

38 Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.

38 پھر لوتھڑا ہوا پھر (خدا نے) اس کو بنایا پھر (اس کے اعضا کو) درست کیا

38 پھر وہ ایک لوتھڑا بنا، پھر اللہ نے اس کا جسم بنایا اور اس کے اعضا درست کیے

فَجَعَلَ مِنۡهُ ٱلزَّوۡجَيۡنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ٣٩

Then madeve var ettiپھر بنائیںfajaʿalaof himondanاس سےmin'hutwo kindsiki çiftiدو قسمیںl-zawjayni(the) maleerkeğiمردl-dhakaraand the femaleve dişiyiاورعورتwal-unthā

39 And made of him two mates, the male and the female.

39 Ondan, erkek, dişi iki cins yaratmıştı.

39 Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.

39 پھر اس کی دو قسمیں بنائیں (ایک) مرد اور (ایک) عورت

39 پھر اس سے مرد اور عورت کی دو قسمیں بنائیں

أَلَيۡسَ ذٰلِكَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يُحۡــِۧىَ ٱلۡمَوۡتَىٰ ٤٠

Is notdeğil mi?کیا نہیںalaysa[that]bunaہےdhālika(He) Ablegücü yetecekوہ قادرbiqādirin[over]diriltmeğeاس بات پرʿalātoکہangive lifeوہ زندہ کردےyuḥ'yiya(to) the deadölüleriمردوں کوl-mawtā

40 Is not that [Creator] Able to give life to the dead?

40 Bunları yapan Allah'ın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi? Elbette yeter.

40 Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?

40 کیا اس خالق کو اس بات پر قدرت نہیں کہ مردوں کو جلا اُٹھائے؟

40 کیا وہ اِس پر قادر نہیں ہے کہ مرنے والوں کو پھر سے زندہ کردے؟  1

●●●●●●

سُورَةُ الانسان

Al-Insan / The Man

Medinan  ◆  31 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

هَلۡ أَتَىٰ عَلَى ٱلۡإِنسَـٰنِ حِينٌ مِّنَ ٱلدَّهۡرِ لَمۡ يَكُن شَيۡــًٔا مَّذۡكُورًا ١

Hasgeçmedi mi?کیاhal(there) comeآیا ہےatāuponüzerindenپرʿalāmaninsanınانسانl-insānia periodbir süreایک وقتḥīnunofuzun devirdenمیں سےminatimeزمانےl-dahrinotolmadığıنہlamhe wasتھاyakuna thingbir şeyکوئی چیزshayanmentionedanılanقابل ذکرmadhkūran

1 Has there [not] come upon man a period of time when he was not a thing [even] mentioned?

1 İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?

1 Gerçekten insan üzerine dehirden (zamandan) öyle bir müddet geldi ki o zaman o, anılmaya değer bir şey değildi.

1 بےشک انسان پر زمانے میں ایک ایسا وقت بھی آچکا ہے کہ وہ کوئی چیز قابل ذکر نہ تھی

1 کیا انسان پر لامتناہی زمانے کا ایک وقت ایسا بھی گزرا ہے جب وہ کوئی قابلِ ذکر چیز نہ تھا؟ 1

إِنَّا خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن نُّطۡفَةٍ أَمۡشَاجٍ نَّبۡتَلِيهِ فَجَعَلۡنَـٰهُ سَمِيعَۢا بَصِيرًا ٢

Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہم نےinnā[We] createdyarattıkپیدا کیا ہم نےkhalaqnāmaninsanıانسان کوl-insānafrombir nutfedenسےmina semen-dropایک نطفےnuṭ'fatina mixturekarışıkملے ہوئے۔ مخلوطamshājin(that) We test himimtihan etmek içinکہ ہم آزمائیں اس کو۔ آزمائش کریں اس کیnabtalīhiso We made (for) himve onu yaptıkتو بنایا ہم نے اس کوfajaʿalnāhuhearingişiticiسننے والاsamīʿanand sightgörücüدیکھنے والاbaṣīran

2 Indeed, We created man from a sperm-drop mixture that We may try him; and We made him hearing and seeing.

2 Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.

2 Doğrusu biz insanı, imtihan etmek için karışık bir nutfeden (erkek ve kadın sularından) yarattık da onu işitici, görücü yaptık.

2 ہم نے انسان کو نطفہٴ مخلوط سے پیدا کیا تاکہ اسے آزمائیں تو ہم نے اس کو سنتا دیکھتا بنایا

2 ہم نے انسان کو ایک مخلُوط نُطفے سے پیدا کیا 1 تاکہ اس کا امتحان لیں 2 اور اِس غرض کے لیے ہم نے  اسے سُننے اور دیکھنے والا بنایا۔ 3

إِنَّا هَدَيۡنَـٰهُ ٱلسَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا ٣

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnāguided himona gösterdikراہ دکھائی ہم نے اس کو۔ ہدایت دی ہم نے اس کوhadaynāhu(to) the wayyoluراستے کیl-sabīlawhetheryaخواہimmā(he) be gratefulşükrederشکر گزار ہوshākiranand whetherveyaاور خواہwa-immā(he) be ungratefulnankör olurناشکرا ہوkafūran

3 Indeed, We guided him to the way, be he grateful or be he ungrateful.

3 Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.

3 Kuşkusuz biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör.

3 (اور) اسے رستہ بھی دکھا دیا۔ (اب) وہ خواہ شکرگزار ہو خواہ ناشکرا

3 ہم نے اُسے راستہ دکھایا ، خواہ شُکر کرنے والا بنے یا کُفر کرنے والا۔ 1

إِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَلَـٰسِلَاۡ وَأَغۡلَـٰلاً وَسَعِيرًا ٤

Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] have preparedhazırlamışızdırتیار کیا ہم نےaʿtadnāfor the disbelieverskafirler içinکافروں کے لیےlil'kāfirīnachainszincirlerزنجیروں کوsalāsilāand shacklesve demir halkalarاور طوق کوwa-aghlālanand a Blazing Fireve alevli bir ateşاور بھڑکتی آگ کوwasaʿīran

4 Indeed, We have prepared for the disbelievers chains and shackles and a blaze.

4 Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.

4 Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır.

4 ہم نے کافروں کے لئے زنجیر اور طوق اور دہکتی آگ تیار کر رکھی ہے

4 کفر کرنے والوں کے لیے ہم نے زنجیریں اور طوق اور بھڑکتی ہوئی آگ مہیا کر رکھی ہے

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ يَشۡرَبُونَ مِن كَأۡسٍ كَانَ مِزَاجُهَا كَافُورًا ٥

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousiyilerنیک لوگl-abrārawill drinkiçerlerپیئیں گےyashrabūnafrombir kadehtenسےmina cupایک ساغرkasinisolanہےkānaits mixturekarışımıاس کی آمیزشmizājuhā(of) Kafurkâfûrکافور سےkāfūran

5 Indeed, the righteous will drink from a cup [of wine] whose mixture is of Kafur,

5 Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.

5 Kuşkusuz iyiler de karışımı kâfûr olan dolgun bir kadehten içerler.

5 جو نیکو کار ہیں اور وہ ایسی شراب نوش جان کریں گے جس میں کافور کی آمیزش ہوگی

5 نیک لوگ 1 (جنّت میں)شراب کے ایسے ساغر پئیں گے جن میں آبِ کافور کی آمیزش ہوگی

Surah 76 / Al-Insan / The Man سورة الانسان 579
Nohayırہرگز نہیں kallā Butbilakisبلکہ bal you lovesiz seviyorsunuzتم پسند کرتے ہو tuḥibbūna the immediateçarçabuk geçeniجلدی ملنے والی چیز کو l-ʿājilata٢٠ And leaveve bırakıyorsunuzاور تم چھوڑ دیتے ہو watadharūna the Hereafterahiretiبعد میں ملنے والی کو۔ آخری کو۔ بعد میں آنے والی کو l-ākhirata٢١ Facesyüzler vardırکچھ چہرے wujūhun that Dayo günاس روز yawma-idhin (will be) radiantışıl ışıl parlarتروتازہ ہوں گے nāḍiratun٢٢
TowardsRabbineطرف ilā their Lordاپنے رب کی rabbihā lookingbakarدیکھنے والے ہوں گے nāẓiratun٢٣ And facesve yüzler vardırاور کچھ چہرے wawujūhun that Dayo günاس روز yawma-idhin (will be) distortedasıktırبےرونق ہوں گے bāsiratun٢٤ Thinkinganlarسمجھ رہے ہوں گے taẓunnu thatyapılacağınıکہ an will be doneکیا جائے گا yuf'ʿala to themkendisineساتھ ان کے bihā backbreakingbelini kıran(bela)nınکمر توڑ برتاؤ fāqiratun٢٥
Nohayırہرگز نہیں kallā Whenne zaman kiجب idhā it reaches(can) dayanırپہنچ جائے گی balaghati the collar bonesköprücük kemiklerineحلق کو l-tarāqiya٢٦ And it is saidve denirاور کہہ دیاجائے گا waqīla Whokim?کون ہے man (will) cureefsun yaparجھاڑ پھونک کرنے والا rāqin٢٧ And he is certainve anlarاور وہ سمجھ لے گا waẓanna that itbununکہ بیشک وہ annahu (is) the partingayrılık zamanı olduğunuجدائی کا وقت ہے l-firāqu٢٨ And is woundve dolaşırاور جڑ جائے گی۔ لپٹ جائے گی wal-tafati
the legbacakپنڈلی l-sāqu about the legbacağaپنڈلی کے ساتھ bil-sāqi٢٩ ToRabbinedirطرف ilā your Lordتیرے رب کی rabbika that Dayo günاس روز yawma-idhin (will be) the drivingsevkروانگی ہے l-masāqu٣٠ And notsadaka vermediپس نہیں falā he accepted (the) truthاس نے تصدیق کی ṣaddaqa and notveاور نہ walā he prayednamaz da kılmadıنماز پڑھی ṣallā
٣١ Butfakatلیکن walākin he deniedyalanladıاس نے جھٹلایا kadhaba and turned awayve döndüاور منہ موڑ لیا watawallā٣٢ Thensonraپھر thumma he wentgittiچلا گیا dhahaba toailesineطرف ilā his familyاپنے گھروالوں کی ahlihi swaggeringçalım satarakاکڑتا ہوا۔ اتراتا ہوا yatamaṭṭā٣٣ Woeyazıkافسوس awlā to yousanaتجھ پر laka
and woeyazıkپھر افسوس fa-awlā٣٤ Thenyineپھر thumma woeyazıkافسوس awlā to yousanaتجھ پر، laka and woeyazıkپھر افسوس fa-awlā٣٥ Does thinksanıyor mu?کیا سمجھتا ہے ayaḥsabu maninsanانسان l-insānu thatbırakılacağınıکہ an he will be leftچھوڑ دیا جائے گا yut'raka neglectedbaşı boşبےکار sudan٣٦
Was notdeğil miydi?کیا نہ تھا alam hekendisiایک yaku a semen-dropbir nutfe (sperm)نطفہ nuṭ'fatan ofmenidenکا min semenمنی maniyyin emitteddökülenجو ٹپکائی جاتی ہے yum'nā٣٧ Thensonraپھر thumma he wasolduتھا kāna a clinging substancealaka (embriyo)جما ہوا خون ʿalaqatan then He createdve yarattıپھر اس نے پیدا کیا fakhalaqa and proportionedve düzenlediپھر درست کردیا fasawwā٣٨ Then madeve var ettiپھر بنائیں fajaʿala of himondanاس سے min'hu
two kindsiki çiftiدو قسمیں l-zawjayni (the) maleerkeğiمرد l-dhakara and the femaleve dişiyiاورعورت wal-unthā٣٩ Is notdeğil mi?کیا نہیں alaysa [that]bunaہے dhālika (He) Ablegücü yetecekوہ قادر biqādirin [over]diriltmeğeاس بات پر ʿalā toکہ an give lifeوہ زندہ کردے yuḥ'yiya (to) the deadölüleriمردوں کو l-mawtā٤٠

سُورَةُ الانسان

Al-Insan / The Man  ◆  Medinan · 31 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hasgeçmedi mi?کیا hal (there) comeآیا ہے atā uponüzerindenپر ʿalā maninsanınانسان l-insāni a periodbir süreایک وقت ḥīnun ofuzun devirdenمیں سے mina timeزمانے l-dahri notolmadığıنہ lam he wasتھا yakun a thingbir şeyکوئی چیز shayan mentionedanılanقابل ذکر madhkūran١
Indeed, Wedoğrusu bizبیشک ہم نے innā [We] createdyarattıkپیدا کیا ہم نے khalaqnā maninsanıانسان کو l-insāna frombir nutfedenسے min a semen-dropایک نطفے nuṭ'fatin a mixturekarışıkملے ہوئے۔ مخلوط amshājin (that) We test himimtihan etmek içinکہ ہم آزمائیں اس کو۔ آزمائش کریں اس کی nabtalīhi so We made (for) himve onu yaptıkتو بنایا ہم نے اس کو fajaʿalnāhu hearingişiticiسننے والا samīʿan
and sightgörücüدیکھنے والا baṣīran٢ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā guided himona gösterdikراہ دکھائی ہم نے اس کو۔ ہدایت دی ہم نے اس کو hadaynāhu (to) the wayyoluراستے کی l-sabīla whetheryaخواہ immā (he) be gratefulşükrederشکر گزار ہو shākiran and whetherveyaاور خواہ wa-immā (he) be ungratefulnankör olurناشکرا ہو kafūran٣
Indeed, Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] have preparedhazırlamışızdırتیار کیا ہم نے aʿtadnā for the disbelieverskafirler içinکافروں کے لیے lil'kāfirīna chainszincirlerزنجیروں کو salāsilā and shacklesve demir halkalarاور طوق کو wa-aghlālan and a Blazing Fireve alevli bir ateşاور بھڑکتی آگ کو wasaʿīran٤ Indeedşüphesizبیشک inna
the righteousiyilerنیک لوگ l-abrāra will drinkiçerlerپیئیں گے yashrabūna frombir kadehtenسے min a cupایک ساغر kasin isolanہے kāna its mixturekarışımıاس کی آمیزش mizājuhā (of) Kafurkâfûrکافور سے kāfūran٥
٥٧٩
‹ 577page 578 of the printed Mushaf579 ›