عَيۡنًا يَشۡرَبُ بِهَا عِبَادُ ٱللَّهِ يُفَجِّرُونَهَا تَفۡجِيرًا ٦

A spring bir kaynakایک چشمہ ہےʿaynanwill drinkiçerlerپیئیں گےyashrabufrom itondanاس سےbihā(the) slaveskullarıبندےʿibādu(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahicausing it to gush forthakıtırlarپھاڑ لے جائیں گےyufajjirūnahāabundantlyfışkırtarakپھاڑ لے جاناtafjīran

6 A spring of which the [righteous] servants of Allah will drink; they will make it gush forth in force [and abundance].

6 Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.

6 Bir kaynak ki ondan Allah'ın kulları içerler, güzel yollar açarak akıtırlar onu.

6 یہ ایک چشمہ ہے جس میں سے خدا کے بندے پئیں گے اور اس میں سے (چھوٹی چھوٹی) نہریں نکالیں گے

6 یہ ایک بہتا چشمہ ہوگا 1 جس کے پانی کے ساتھ اللہ کے بندے 2 شراب پئیں گے اور جہاں چاہیں گے بسہُولت اس کی شاخیں نکال لیں گے۔ 3

يُوفُونَ بِٱلنَّذۡرِ وَيَخَافُونَ يَوۡمًا كَانَ شَرُّهُۥ مُسۡتَطِيرًا ٧

They fulfillyerine getirirlerوہ پوری کرتے ہیںyūfūnathe vowsadaklarınıنذر۔ منتbil-nadhriand fearve korkarlarاور وہ ڈرتے ہیںwayakhāfūnaa Day bir gündenایک دن سےyawman(which) isolanہے اس کیkānaits evilşerriآفت۔ اس کا شرsharruhuwidespreadsalgınپھیل جانے والاmus'taṭīran

7 They [are those who] fulfill [their] vows and fear a Day whose evil will be widespread.

7 Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.

7 O kullar adaklarını yerine getirirler ve fenalığı salgın (olan) bir günden korkarlar.

7 یہ لوگ نذریں پوری کرتے ہیں اور اس دن سے جس کی سختی پھیل رہی ہوگی خوف رکھتے ہیں

7 یہ وہ لوگ ہونگے جو (دُنیا میں)نذر پُوری کرتے ہیں، 1 اور اُس دن سے ڈرتے ہیں جس کی آفت ہر طرف پھیلی ہوئی ہو گی

وَيُطۡعِمُونَ ٱلطَّعَامَ عَلَىٰ حُبِّهِۦ مِسۡكِينًا وَيَتِيمًا وَأَسِيرًا ٨

And they feedve yedirirlerاور وہ کھلاتے ہیںwayuṭ'ʿimūnathe foodyemeğiکھاناl-ṭaʿāmain spite ofsevdikleriمیںʿalālove (for) itاس کی محبتḥubbihi(to the) needyyoksulaمسکین کوmis'kīnanand (the) orphanve yetimeاور یتیم کوwayatīmanand (the) captiveve esireاور قیدی کوwa-asīran

8 And they give food in spite of love for it to the needy, the orphan, and the captive,

8 Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

8 Düşküne, yetime ve esire seve seve yemek yedirirler.

8 اور باوجود یہ کہ ان کو خود طعام کی خواہش (اور حاجت) ہے فقیروں اور یتیموں اور قیدیوں کو کھلاتے ہیں

8 اور اللہ کی محبت 1 میں مسکین اور یتیم اور قیدی 2 کو کھانا کھلاتے ہیں 3

إِنَّمَا نُطۡعِمُكُمۡ لِوَجۡهِ ٱللَّهِ لَا نُرِيدُ مِنكُمۡ جَزَآءً وَلَا شُكُورًا ٩

Onlybizبیشکinnamāwe feed yousize yediriyoruzہم کھلاتے ہیں تم کوnuṭ'ʿimukumfor (the) Countenancerızası içinذات کے لیےliwajhi(of) AllahAllahاللہ کیl-lahiNotbeklemiyoruzنہیںwe desireہم چاہتےnurīdufrom yousizdenتم سےminkumany rewardbir karşılıkکوئی بدلہjazāanand notne deاور نہwalāthanksteşekkürشکریہshukūran

9 [Saying], "We feed you only for the countenance of Allah. We wish not from you reward or gratitude.

9 "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

9 "Size sırf Allah rızası için yemek yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık, ne de bir teşekkür bekliyoruz."

9 (اور کہتے ہیں کہ) ہم تم کو خالص خدا کے لئے کھلاتے ہیں۔ نہ تم سے عوض کے خواستگار ہیں نہ شکرگزاری کے (طلبگار)

9 (اور اُن سے کہتے ہیں کہ)ہم تمہیں صرف اللہ کی خاطر کِھلا رہے ہیں، ہم تم سے نہ کوئی بدلہ چاہتے ہیں نہ شکریہ، 1

إِنَّا نَخَافُ مِن رَّبِّنَا يَوۡمًا عَبُوسًا قَمۡطَرِيرًا ١٠

Indeed, weçünkü bizبیشک ہمinnāfearkorkarızہم ڈرتے ہیںnakhāfufromRabbimizdenسےminour Lordاپنے ربrabbināa Day bir gündeاس دن سےyawmanharshsuratsızمنہ بنانے والا ہوگاʿabūsanand distressfulçok katıتیوری چڑھانے والا ہوگاqamṭarīran

10 Indeed, We fear from our Lord a Day austere and distressful."

10 "Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.

10 "Biz sert ve belalı bir günde Rabbimizden korkarız." derler.

10 ہم کو اپنے پروردگار سے اس دن کا ڈر لگتا ہے (جو چہروں کو) کریہہ المنظر اور (دلوں کو) سخت (مضطر کر دینے والا) ہے

10 ہمیں تو اپنے رب سے اُس دن کے عذاب کا خوف لاحق ہے جو سخت مصیبت کا انتہائی طویل دن ہوگا

فَوَقَـٰهُمُ ٱللَّهُ شَرَّ ذٰلِكَ ٱلۡيَوۡمِ وَلَقَّـٰهُمۡ نَضۡرَةً وَسُرُورًا ١١

But will protect themonları korumuşturپس بچالے گا ان کوfawaqāhumuAllahاللہl-lahu(from the) evilşerrindenشر سے۔ تکلیف سےsharra(of) thatoکےdhālikaDaygününاس دنl-yawmiand will cause them to meetve onlara vermiştirاور عطا کرے گا ان کوwalaqqāhumradianceparlaklıkتازگیnaḍratanand happinessve sevinçاور خوشیwasurūran

11 So Allah will protect them from the evil of that Day and give them radiance and happiness

11 Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.

11 Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir.

11 تو خدا ان کو اس دن کی سختی سے بچالے گا اور تازگی اور خوش دلی عنایت فرمائے گا

11 پس اللہ تعالیٰ انہیں اُس دن کے شر سے بچالے گا اور انہیں تازگی اور سُرور بخشے گا 1

وَجَزَىٰهُم بِمَا صَبَرُواۡ جَنَّةً وَحَرِيرًا ١٢

And will reward themonların ödülleriاور جزا دے گا ان کوwajazāhumbecausedolayıبوجہ اس کےbimāthey were patientsabrettiklerindenجو انہوں نے صبر کیاṣabarū(with) a Gardencennettirجنتjannatanand silkve ipektirاور ریشم کی شکل میںwaḥarīran

12 And will reward them for what they patiently endured [with] a garden [in Paradise] and silk [garments].

12 Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.

12 Sabırlarına karşılık onlara bir cennet ve ipekten elbiseler verir.

12 اور ان کے صبر کے بدلے ان کو بہشت (کے باغات) اور ریشم (کے ملبوسات) عطا کرے گا

12 اور اُن کے صبر کے بدلے میں 1 اُنہیں جنّت اور ریشمی لباس عطا کرے گا

مُّتَّكِــِٔينَ فِيهَا عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ‌ۖ لَا يَرَوۡنَ فِيهَا شَمۡسًا وَلَا زَمۡهَرِيرًا ١٣

Recliningyaslanırlarتکیہ لگائے ہوئے ہوں گےmuttakiīnathereinoradaاس میںfīhāonüzerindeپرʿalācouchesdivanlarتختوںl-arāikiNotgörmezlerنہthey will seeوہ دیکھیں گےyarawnathereinoradaاس میںfīhāsun(yakıcı) güneşدھوپshamsanand notve ne deاور نہwalāfreezing colddondurucu soğukجاڑا۔ ٹھنڈکzamharīran

13 [They will be] reclining therein on adorned couches. They will not see therein any [burning] sun or [freezing] cold.

13 Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.

13 Orada donatılmış koltuklar üzerine dayanmışlardır: Orada ne yakıcı güneş görürler, ne de şiddetli soğuk.

13 ان میں وہ تختوں پر تکیے لگائے بیٹھے ہوں گے۔ وہاں نہ دھوپ (کی حدت) دیکھیں گے نہ سردی کی شدت

13 وہاں وہ اونچی مسندوں پر تکیے لگائے بیٹھے ہونگے نہ اُنہیں دھوپ کی گرمی ستائے گی نہ جاڑے کی ٹھر

وَدَانِيَةً عَلَيۡهِمۡ ظِلَـٰلُهَا وَذُلِّلَتۡ قُطُوفُهَا تَذۡلِيلاً ١٤

And nearve yaklaşmıştırاور جھکے ہوئے ہوں گےwadāniyatanabove themüzerlerineان پرʿalayhim(are) its shadesonun gölgeleriاس کے سائےẓilāluhāand will hang lowve eğdirilmiştirاور نزدیک کئے گئےwadhullilatits cluster of fruitsmeyvalarıاس کے پھلquṭūfuhādangling lowaşağı eğdirilerekجھکے ہوئےtadhlīlan

14 And near above them are its shades, and its [fruit] to be picked will be lowered in compliance.

14 Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.

14 Üzerlerine cennet gölgeleri sarkmış, meyveleri bol bol önlerine konmuştur.

14 ان سے (ثمردار شاخیں اور) ان کے سائے قریب ہوں گے اور میوؤں کے گچھے جھکے ہوئے لٹک رہے ہوں گے

14 جنت کی چھاؤں ان پر جھکی ہوئی سایہ کر رہی ہوگی، اور اُس کے پھل ہر وقت ان کے بس میں ہوں گے (کہ جس طرح چاہیں انہیں توڑ لیں)

وَيُطَافُ عَلَيۡهِم بِـَٔـانِيَةٍ مِّن فِضَّةٍ وَأَكۡوَابٍ كَانَتۡ قَوَارِيرَاۡ ١٥

And will be circulatedve dolaştırılırاور پھرائے جائیں گےwayuṭāfuamong themyanlarındaان پرʿalayhimvesselskablarبرتنوں میںbiāniyatinofgümüştenکےminsilverچاندیfiḍḍatinand cupsve kupalarاور پیالےwa-akwābin(that) areolanہوں گےkānat(of) crystalbillurشیشے کےqawārīrā

15 And there will be circulated among them vessels of silver and cups having been [created] clear [as glass],

15 Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.

15 Yanlarında gümüşten kaplar, billur kupalar dolaştırılır.

15 خدام) چاندی کے باسن لئے ہوئے ان کے اردگرد پھریں گے اور شیشے کے (نہایت شفاف) گلاس

15 اُن کے آگے چاندی کے برتن 1 اور شیشے کے پیالے گردش کرائے جارہے ہوں گے

قَوَارِيرَاۡ مِن فِضَّةٍ قَدَّرُوهَا تَقۡدِيرًا ١٦

Crystal-clearbillurlar kiشیشے کےqawārīrāofgümüştenمیں سےminsilverچاندیfiḍḍatinThey will determine itsonları takdir etmişlerdirاندازے سے بھرا ہوگا ان کوqaddarūhāmeasureistedikleri ölçüdeاندازے کے ساتھtaqdīran

16 Clear glasses [made] from silver of which they have determined the measure.

16 Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.

16 Gümüşten öyle kadehler ki onları türlü türlü biçimlere koymuşlardır.

16 اور شیشے بھی چاندی کے جو ٹھیک اندازے کے مطابق بنائے گئے ہیں

16 شیشے بھی وہ جو چاندی کی قِسم کے ہونگے، 1 اور ان کو(منتظمینِ جنّت نے)ٹھیک اندازے کے مطابق بھرا ہوگا۔ 2

وَيُسۡقَوۡنَ فِيهَا كَأۡسًا كَانَ مِزَاجُهَا زَنجَبِيلاً ١٧

And they will be given to drinkve onlara içirilirاور وہ پلائے جائیں گےwayus'qawnathereinoradaاس میںfīhāa cup kadehtenایک جامkasanisolanہوگی اس میںkānaits mixturekarışımıآمیزش۔ ملاوٹmizājuhā(of) Zanjabilzencefilزنجیل کی۔ سونٹھ کیzanjabīlan

17 And they will be given to drink a cup [of wine] whose mixture is of ginger

17 Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.

17 Onlara orada bir dolu kadeh sunulur ki, karışımı zencefildir.

17 اور وہاں ان کو ایسی شراب (بھی) پلائی جائے گی جس میں سونٹھ کی آمیزش ہوگی

17 ان کو وہاں ایسی شراب کے جام پلائے جائیں گے جس میں سونٹھ کی آمیزش ہوگی

عَيۡنًا فِيهَا تُسَمَّىٰ سَلۡسَبِيلاً ١٨

A springbir çeşmeایک چشمہ ہوگاʿaynanthereinoradaاس میںfīhānamedadına denirنام رکھا جائے گا۔ نام دیا گیا ہے وہtusammāSalsabilSelsebilسلسبیلsalsabīlan

18 [From] a fountain within Paradise named Salsabeel.

18 O pınara "Selsebil" denir.

18 Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.

18 یہ بہشت میں ایک چشمہ ہے جس کا نام سلسبیل ہے

18 یہ جنّت کا ایک چشمہ ہوگا جسے سلسبیل کہا جاتا ہے۔ 1

۞وَيَطُوفُ عَلَيۡهِمۡ وِلۡدٰنٌ مُّخَلَّدُونَ إِذَا رَأَيۡتَهُمۡ حَسِبۡتَهُمۡ لُؤۡلُؤًا مَّنثُورًا ١٩

And will circulatedolaşırاور گھومیں گےwayaṭūfuamong themçevrelerindeان پرʿalayhimyoung boysgençlerلڑکےwil'dānunmade eternalölümsüzہمیشہ لڑکے رہنے والےmukhalladūnaWhenonları görsenجبidhāyou see themتم دیکھو گے ان کوra-aytahumyou would think themkendilerini sanırsınتم سمجھو گے ان کوḥasib'tahum(to be) pearlsinciموتی ہیںlu'lu-anscatteredsaçılmışبکھرے ہوئےmanthūran

19 There will circulate among them young boys made eternal. When you see them, you would think them [as beautiful as] scattered pearls.

19 Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.

19 Etraflarında ölümsüz hizmetçiler dolaşır, onları görünce saçılmış inciler sanırsın.

19 اور ان کے پاس لڑکے آتے جاتے ہوں گے جو ہمیشہ (ایک ہی حالت پر) رہیں گے۔ جب تم ان پر نگاہ ڈالو تو خیال کرو کہ بکھرے ہوئے موتی ہیں

19 ان کے خدمت کے لیے ایسے لڑکے دوڑتے پھر رہے ہوں گے جو ہمیشہ لڑکے ہی رہیں گے۔ تم انہیں دیکھو تو سمجھو کہ موتی ہیں جو بکھیر دیے گئے ہیں۔ 1

وَإِذَا رَأَيۡتَ ثَمَّ رَأَيۡتَ نَعِيمًا وَمُلۡكًا كَبِيرًا ٢٠

And whenve zamanاور جبwa-idhāyou lookbaktığınتم دیکھو گےra-aytathensonraاس جگہthammayou will seegörürsünتم دیکھو گےra-aytablessingsbir ni'metنعمتیںnaʿīmanand a kingdomve bir mülkاور بادشاہتwamul'kangreatbüyükبہت بڑیkabīran

20 And when you look there [in Paradise], you will see pleasure and great dominion.

20 Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.

20 Orada nereye baksan bir nimet ve pek büyük bir mülk görürsün.

20 اور بہشت میں (جہاں) آنکھ اٹھاؤ گے کثرت سے نعمت اور عظیم (الشان) سلطنت دیکھو گے

20 وہاں جِدھر بھی تم نگاہ ڈالو گے نعمتیں ہی نعمتیں اور ایک بڑی سلطنت کا سروسامان تمہیں نظر آئے گا۔ 1

عَـٰلِيَهُمۡ ثِيَابُ سُندُسٍ خُضۡرٌ وَإِسۡتَبۡرَقٌ‌ۖ وَحُلُّوٓاۡ أَسَاوِرَ مِن فِضَّةٍ وَسَقَـٰهُمۡ رَبُّهُمۡ شَرَابًا طَهُورًا ٢١

Upon themüstlerinde vardırاوپر ان کےʿāliyahum(will be) garmentsgiysilerکپڑے ہوں گےthiyābu(of) fine silkince ipektenباریک ریشم کےsundusingreenyeşilسبزkhuḍ'runand heavy brocadeve kalın ipektenاور موٹے ریشم کےwa-is'tabraqunAnd they will be adornedve takınmışlardırاور وہ پہنائے جائیں گےwaḥullū(with) braceletsbileziklerکنگنasāwiraofgümüştenسےminsilverچاندیfiḍḍatinand will give them to drinkve onlara içirmiştirاور پلائے گا ان کوwasaqāhumtheir LordRableriان کا ربrabbuhuma drinkbir içkiشرابsharābanpuretertemizپاکیزہṭahūran

21 Upon the inhabitants will be green garments of fine silk and brocade. And they will be adorned with bracelets of silver, and their Lord will give them a purifying drink.

21 Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.

21 Üstlerinde zarif ve yeşil, kalın ipekten bir elbise vardır. Gümüş bileziklerle süslenmişlerdir. Rableri onlara temiz bir içecek içirmiştir.

21 ان (کے بدنوں) پر دیبا سبز اور اطلس کے کپڑے ہوں گے۔ اور انہیں چاندی کے کنگن پہنائے جائیں گے اور ان کا پروردگار ان کو نہایت پاکیزہ شراب پلائے گا

21 اُن کے اوپر باریک ریشم کےسبز لباس اور اطلس و دیبا کے کپڑے ہوں گے،1 ان کو چاندی کے کنگن پہنائے جائیں گے، 2 اور ان کا ربّ ان کو نہایت پاکیزہ شراب پلائے گا۔ 3

إِنَّ هَـٰذَا كَانَ لَكُمۡ جَزَآءً وَكَانَ سَعۡيُكُم مَّشۡكُورًا ٢٢

Indeedşüphesizبیشکinnathisbuیہhādhāisolduہےkānafor yousizinتمہارے لیےlakuma rewardödülünüzبدلہjazāanand has beenve olmuşturاور ہےwakānayour effortçalışmanızتمہاری کوششsaʿyukumappreciatedteşekküre layıkقابل قدرmashkūran

22 [And it will be said], "Indeed, this is for you a reward, and your effort has been appreciated."

22 "İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.

22 (Onlara şöyle denir): "İşte bu sizin bir mükâfatınızdı. Gayretiniz karşılığını bulmuştur."

22 یہ تمہارا صلہ اور تمہاری کوشش (خدا کے ہاں) مقبول ہوئی

22 یہ ہے تمہاری جزا اور تمہاری کارگزاری قابلِ قدر ٹھہری ہے۔ 1

إِنَّا نَحۡنُ نَزَّلۡنَا عَلَيۡكَ ٱلۡقُرۡءَانَ تَنزِيلاً ٢٣

Indeed, Wemuhakkak Bizizبیشک ہم نےinnā[We]bizہم نےnaḥnu[We] revealedindirdikنازل کیا ہم نےnazzalnāto yousanaآپ پرʿalaykathe QuranKur'an'ıقرآنl-qur'ānaprogressivelyparça parçaآہستہ آہستہ نازل کرناtanzīlan

23 Indeed, it is We who have sent down to you, [O Muhammad], the Qur'an progressively.

23 Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.

23 Kur'ân'ı sana kısım kısım biz indirdik biz.

23 اے محمد(ﷺ) ہم نے تم پر قرآن آہستہ آہستہ نازل کیا ہے

23 اے نبی ؐ ، ہم نے ہی تم پر یہ قرآن تھوڑا تھوڑا کر کے نازل کیا ہے، 1

فَٱصۡبِرۡ لِحُكۡمِ رَبِّكَ وَلَا تُطِعۡ مِنۡهُمۡ ءَاثِمًا أَوۡ كَفُورًا ٢٤

So be patiento halde sabretپس صبر کروfa-iṣ'birfor (the) Commandhükmüneحکم پرliḥuk'mi(of) your LordRabbininاپنے رب کےrabbikaand (do) notveاور نہwalāobeyita'at etmeتم اطاعت کروtuṭiʿfrom themonlardanان میں سےmin'humany sinnergünahkaraکسی گناہ گار کیāthimanoryahutیاawdisbelieverinkarcıyaناشکرے کیkafūran

24 So be patient for the decision of your Lord and do not obey from among them a sinner or ungrateful [disbeliever].

24 Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.

24 O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.

24 تو اپنے پروردگار کے حکم کے مطابق صبر کئے رہو اور ان لوگوں میں سے کسی بد عمل اور ناشکرے کا کہا نہ مانو

24 لہٰذا تم اپنے ربّ کے حکم پر صبر کرو، 1 اور اِن میں سے کسی بد عمل یا منکرِ حق کی بات نہ مانو۔ 2

وَٱذۡكُرِ ٱسۡمَ رَبِّكَ بُكۡرَةً وَأَصِيلاً ٢٥

And rememberve anاور یاد کروwa-udh'kuri(the) nameadınıنامis'ma(of) your LordRabbininاپنے رب کاrabbikamorningsabahصبحbuk'ratanand eveningve akşamاور شامwa-aṣīlan

25 And mention the name of your Lord [in prayer] morning and evening

25 Rabbinin adını sabah akşam an.

25 Sabahakşam Rabbinin ismini an.

25 اور صبح وشام اپنے پروردگار کا نام لیتے رہو

25 اپنے رب کا نام صبح و شام یاد کرو

Surah 76 / Al-Insan / The Man سورة الانسان 580
A spring bir kaynakایک چشمہ ہے ʿaynan will drinkiçerlerپیئیں گے yashrabu from itondanاس سے bihā (the) slaveskullarıبندے ʿibādu (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi causing it to gush forthakıtırlarپھاڑ لے جائیں گے yufajjirūnahā abundantlyfışkırtarakپھاڑ لے جانا tafjīran٦ They fulfillyerine getirirlerوہ پوری کرتے ہیں yūfūna the vowsadaklarınıنذر۔ منت bil-nadhri and fearve korkarlarاور وہ ڈرتے ہیں wayakhāfūna
a Day bir gündenایک دن سے yawman (which) isolanہے اس کی kāna its evilşerriآفت۔ اس کا شر sharruhu widespreadsalgınپھیل جانے والا mus'taṭīran٧ And they feedve yedirirlerاور وہ کھلاتے ہیں wayuṭ'ʿimūna the foodyemeğiکھانا l-ṭaʿāma in spite ofsevdikleriمیں ʿalā love (for) itاس کی محبت ḥubbihi (to the) needyyoksulaمسکین کو mis'kīnan
and (the) orphanve yetimeاور یتیم کو wayatīman and (the) captiveve esireاور قیدی کو wa-asīran٨ Onlybizبیشک innamā we feed yousize yediriyoruzہم کھلاتے ہیں تم کو nuṭ'ʿimukum for (the) Countenancerızası içinذات کے لیے liwajhi (of) AllahAllahاللہ کی l-lahi Notbeklemiyoruzنہیں we desireہم چاہتے nurīdu from yousizdenتم سے minkum any rewardbir karşılıkکوئی بدلہ jazāan and notne deاور نہ walā thanksteşekkürشکریہ shukūran
٩ Indeed, weçünkü bizبیشک ہم innā fearkorkarızہم ڈرتے ہیں nakhāfu fromRabbimizdenسے min our Lordاپنے رب rabbinā a Day bir gündeاس دن سے yawman harshsuratsızمنہ بنانے والا ہوگا ʿabūsan and distressfulçok katıتیوری چڑھانے والا ہوگا qamṭarīran١٠ But will protect themonları korumuşturپس بچالے گا ان کو fawaqāhumu Allahاللہ l-lahu (from the) evilşerrindenشر سے۔ تکلیف سے sharra (of) thatoکے dhālika
Daygününاس دن l-yawmi and will cause them to meetve onlara vermiştirاور عطا کرے گا ان کو walaqqāhum radianceparlaklıkتازگی naḍratan and happinessve sevinçاور خوشی wasurūran١١ And will reward themonların ödülleriاور جزا دے گا ان کو wajazāhum becausedolayıبوجہ اس کے bimā they were patientsabrettiklerindenجو انہوں نے صبر کیا ṣabarū (with) a Gardencennettirجنت jannatan and silkve ipektirاور ریشم کی شکل میں waḥarīran
١٢ Recliningyaslanırlarتکیہ لگائے ہوئے ہوں گے muttakiīna thereinoradaاس میں fīhā onüzerindeپر ʿalā couchesdivanlarتختوں l-arāiki Notgörmezlerنہ they will seeوہ دیکھیں گے yarawna thereinoradaاس میں fīhā sun(yakıcı) güneşدھوپ shamsan and notve ne deاور نہ walā freezing colddondurucu soğukجاڑا۔ ٹھنڈک zamharīran١٣
And nearve yaklaşmıştırاور جھکے ہوئے ہوں گے wadāniyatan above themüzerlerineان پر ʿalayhim (are) its shadesonun gölgeleriاس کے سائے ẓilāluhā and will hang lowve eğdirilmiştirاور نزدیک کئے گئے wadhullilat its cluster of fruitsmeyvalarıاس کے پھل quṭūfuhā dangling lowaşağı eğdirilerekجھکے ہوئے tadhlīlan١٤ And will be circulatedve dolaştırılırاور پھرائے جائیں گے wayuṭāfu among themyanlarındaان پر ʿalayhim vesselskablarبرتنوں میں biāniyatin
ofgümüştenکے min silverچاندی fiḍḍatin and cupsve kupalarاور پیالے wa-akwābin (that) areolanہوں گے kānat (of) crystalbillurشیشے کے qawārīrā١٥ Crystal-clearbillurlar kiشیشے کے qawārīrā ofgümüştenمیں سے min silverچاندی fiḍḍatin They will determine itsonları takdir etmişlerdirاندازے سے بھرا ہوگا ان کو qaddarūhā measureistedikleri ölçüdeاندازے کے ساتھ taqdīran١٦
And they will be given to drinkve onlara içirilirاور وہ پلائے جائیں گے wayus'qawna thereinoradaاس میں fīhā a cup kadehtenایک جام kasan isolanہوگی اس میں kāna its mixturekarışımıآمیزش۔ ملاوٹ mizājuhā (of) Zanjabilzencefilزنجیل کی۔ سونٹھ کی zanjabīlan١٧ A springbir çeşmeایک چشمہ ہوگا ʿaynan thereinoradaاس میں fīhā namedadına denirنام رکھا جائے گا۔ نام دیا گیا ہے وہ tusammā SalsabilSelsebilسلسبیل salsabīlan
١٨ And will circulatedolaşırاور گھومیں گے wayaṭūfu among themçevrelerindeان پر ʿalayhim young boysgençlerلڑکے wil'dānun made eternalölümsüzہمیشہ لڑکے رہنے والے mukhalladūna Whenonları görsenجب idhā you see themتم دیکھو گے ان کو ra-aytahum you would think themkendilerini sanırsınتم سمجھو گے ان کو ḥasib'tahum (to be) pearlsinciموتی ہیں lu'lu-an scatteredsaçılmışبکھرے ہوئے manthūran
١٩ And whenve zamanاور جب wa-idhā you lookbaktığınتم دیکھو گے ra-ayta thensonraاس جگہ thamma you will seegörürsünتم دیکھو گے ra-ayta blessingsbir ni'metنعمتیں naʿīman and a kingdomve bir mülkاور بادشاہت wamul'kan greatbüyükبہت بڑی kabīran٢٠ Upon themüstlerinde vardırاوپر ان کے ʿāliyahum (will be) garmentsgiysilerکپڑے ہوں گے thiyābu (of) fine silkince ipektenباریک ریشم کے sundusin
greenyeşilسبز khuḍ'run and heavy brocadeve kalın ipektenاور موٹے ریشم کے wa-is'tabraqun And they will be adornedve takınmışlardırاور وہ پہنائے جائیں گے waḥullū (with) braceletsbileziklerکنگن asāwira ofgümüştenسے min silverچاندی fiḍḍatin and will give them to drinkve onlara içirmiştirاور پلائے گا ان کو wasaqāhum their LordRableriان کا رب rabbuhum a drinkbir içkiشراب sharāban
puretertemizپاکیزہ ṭahūran٢١ Indeedşüphesizبیشک inna thisbuیہ hādhā isolduہے kāna for yousizinتمہارے لیے lakum a rewardödülünüzبدلہ jazāan and has beenve olmuşturاور ہے wakāna your effortçalışmanızتمہاری کوشش saʿyukum appreciatedteşekküre layıkقابل قدر mashkūran٢٢ Indeed, Wemuhakkak Bizizبیشک ہم نے innā
[We]bizہم نے naḥnu [We] revealedindirdikنازل کیا ہم نے nazzalnā to yousanaآپ پر ʿalayka the QuranKur'an'ıقرآن l-qur'āna progressivelyparça parçaآہستہ آہستہ نازل کرنا tanzīlan٢٣ So be patiento halde sabretپس صبر کرو fa-iṣ'bir for (the) Commandhükmüneحکم پر liḥuk'mi (of) your LordRabbininاپنے رب کے rabbika and (do) notveاور نہ walā obeyita'at etmeتم اطاعت کرو tuṭiʿ
from themonlardanان میں سے min'hum any sinnergünahkaraکسی گناہ گار کی āthiman oryahutیا aw disbelieverinkarcıyaناشکرے کی kafūran٢٤ And rememberve anاور یاد کرو wa-udh'kuri (the) nameadınıنام is'ma (of) your LordRabbininاپنے رب کا rabbika morningsabahصبح buk'ratan and eveningve akşamاور شام wa-aṣīlan٢٥
٥٨٠
‹ 578page 579 of the printed Mushaf580 ›