وَمِنَ ٱلَّيۡلِ فَٱسۡجُدۡ لَهُۥ وَسَبِّحۡهُ لَيۡلاً طَوِيلاً ٢٦

And ofbir bölümündeاور میںwaminathe nightgeceninرات کے اوقاتal-layliprostratesecde etسجدہ کروfa-us'judto HimO'naاس کے لیےlahuand glorify Himve O'nu tesbih eyleاور تسبیح کرو اس کیwasabbiḥ'hua nightgeceleyinراتlaylanlonguzun zamanطویلṭawīlan

26 And during the night prostrate to Him and exalt Him a long [part of the] night.

26 Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.

26 Gecenin bir bölümünde de O'na secde et (akşam ve yatsı namazlarını kıl). Hem de O'nu uzun bir gece tesbih et (teheccüd namazı kıl).

26 اور رات کو بڑی رات تک سجدے کرو اور اس کی پاکی بیان کرتے رہو

26 رات کو بھی اس کے حضور سجدہ ریز ہو، اور رات کے طویل اوقات میں اُس کی تسبیح کرتے رہو۔ 1

إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ يُحِبُّونَ ٱلۡعَاجِلَةَ وَيَذَرُونَ وَرَآءَهُمۡ يَوۡمًا ثَقِيلاً ٢٧

Indeedşüphesizبیشکinnathesebunlarیہ لوگ توhāulāiloveseviyorlarمحبت رکھتے ہیںyuḥibbūnathe immediateçabuk geçeni (dünyayı)جلد ملنے والی سے (دنیا)l-ʿājilataand leaveve bırakıyorlarاور چھوڑ دیتے ہیںwayadharūnabehind themötelerindekiاپنے آگےwarāahuma Daybir günüدنyawmangraveağırبھاریthaqīlan

27 Indeed, these [disbelievers] love the immediate and leave behind them a grave Day.

27 Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.

27 Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.

27 یہ لوگ دنیا کو دوست رکھتے ہیں اور (قیامت کے) بھاری دن کو پس پشت چھوڑے دیتے ہیں

27 یہ لوگ تو جلدی حاصل ہونے والی  چیز (دُنیا)سے محبت رکھتے ہیں اور آگے جو بھاری دن آنے والا ہے اسے نظر انداز کر دیتے ہیں۔ 1

نَّحۡنُ خَلَقۡنَـٰهُمۡ وَشَدَدۡنَآ أَسۡرَهُمۡ‌ۖ وَإِذَا شِئۡنَا بَدَّلۡنَآ أَمۡثَـٰلَهُمۡ تَبۡدِيلاً ٢٨

Webizہم نے ہیnaḥnucreated themonları yarattıkپیدا کیا ہم نے ان کوkhalaqnāhumand We strengthenedve sıkıca bağladıkاور ہم نے مضبوط کیےwashadadnātheir formsyapılarınıان کے بندھنasrahumand whenve zamanاور جبwa-idhāWe willdilediğimizچاہیں ہمshi'nāWe can changedeğiştiririzبدل دیں ہمbaddalnātheir likeness[es]onların benzerleriyleان کی شکلوں کو۔ ان کی مثالوں کوamthālahum(with) a changetam bir değişiklikleبدل دیناtabdīlan

28 We have created them and strengthened their forms, and when We will, We can change their likenesses with [complete] alteration.

28 Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.

28 Onları biz yarattık ve mafsallarını sımsıkı bağladık. Dilediğimiz vakit de kılıklarını değiştiririz.

28 ہم نے ان کو پیدا کیا اور ان کے مقابل کو مضبوط بنایا۔ اور اگر ہم چاہیں تو ان کے بدلے ان ہی کی طرح اور لوگ لے آئیں

28 ہم نے ہی اِن کو پیدا کیا ہے اور ان کے جوڑ بند مضبوط کیے ہیں، اور ہم جب چاہیں اِن کی شکلوں کو بدل کر رکھ دیں۔ 1

إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذۡكِرَةٌ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلاً ٢٩

Indeedşüphesizبیشکinnathisbuیہhādhihi(is) a reminderbir öğüttürایک یاد دہانی ہےtadhkiratunso whoeverkimseتو جو کوئیfamanwillsdileyenچاہےshāalet him taketutarبنا لےittakhadhatovaranطرفilāhis LordRabbineاپنے رب کیrabbihia wayyoluراستہsabīlan

29 Indeed, this is a reminder, so he who wills may take to his Lord a way.

29 Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.

29 İşte bu bir öğüttür. Dileyen Rabbine giden yolu tutar.

29 یہ تو نصیحت ہے۔ جو چاہے اپنے پروردگار کی طرف پہنچنے کا رستہ اختیار کرے

29 یہ ایک نصیحت ہے، اب جس کا جی چاہے اپنے رب کی طرف جانے کا راستہ اختیار کر لے

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا ٣٠

And notveاور نہیںwamāyou willsiz dileyemezsinizتم چاہ سکتےtashāūnaexceptdışındaمگرillāthatdilemesiیہ کہanwillsچاہےyashāaAllahAllah'ınاللہl-lahuIndeedşüphesizکیونکہinnaAllahاللہl-lahaisbilendirہےkānaAll-Knowerعلم والاʿalīmanAll-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والاḥakīman

30 And you do not will except that Allah wills. Indeed, Allah is ever Knowing and Wise.

30 Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.

30 Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

30 اور تم کچھ بھی نہیں چاہ سکتے مگر جو خدا کو منظور ہو۔ بےشک خدا جاننے والا حکمت والا ہے

30 اور تمہارے چاہنے سے کچھ نہیں ہوتا جب تک کہ اللہ نہ چاہے۔ 1 یقیناً اللہ بڑا علیم و حکیم ہے

يُدۡخِلُ مَن يَشَآءُ فِى رَحۡمَتِهِۦ‌ۚ وَٱلظَّـٰلِمِينَ أَعَدَّ لَهُمۡ عَذَابًا أَلِيمَۢا ٣١

He admitssokarداخل کرے گاyud'khiluwhomkimseyiجس کوmanHe willsdilediğiچاہے گاyashāuintorahmetineمیںHis mercyاپنی رحمتraḥmatihibut (for) the wrongdoersve zalimlerاور ظالم لوگwal-ẓālimīnaHe has preparedhazırlamıştırاس نے تیار کیاaʿaddafor themonlar içinان کے لیےlahuma punishmentbir azabعذابʿadhābanpainfulacıklıدردناکalīman

31 He admits whom He wills into His mercy; but the wrongdoers - He has prepared for them a painful punishment.

31 Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.

31 Allah dilediğini rahmetine sokar. Zalimlere ise, acıklı bir azap hazırlamıştır.

31 جس کو چاہتا ہے اپنی رحمت میں داخل کرلیتا ہے اور ظالموں کے لئے اس نے دکھ دینے والا عذاب تیار کر رکھا ہے

31 اپنی رحمت میں جس کو چاہتا ہے داخل کرتا ہے، اور ظالموں کے لیے اس نے دردناک عذاب تیار کر رکھا ہے۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ المرسلات

Al-Mursalat / The Emissaries

Meccan  ◆  50 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلۡمُرۡسَلَـٰتِ عُرۡفًا ١

By the ones sent forthandolsun gönderilenlereقسم ہے ان بھیجی ہوئی ہواؤں کیwal-mur'salātione after anotherbirbiri ardıncaجو پے در پے ہیںʿur'fan

1 By those [winds] sent forth in gusts

1 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

1 Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,

1 ہواؤں کی قسم جو نرم نرم چلتی ہیں

1 قسم ہے اُن (ہواؤں) کی جو پے در پے بھیجی جاتی ہیں

فَٱلۡعَـٰصِفَـٰتِ عَصۡفًا ٢

And the winds that blowesipپھر ان ہواؤں کی جو تیز چلتی ہیںfal-ʿāṣifātiviolentlysavuranlaraتیز چلناʿaṣfan

2 And the winds that blow violently

2 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

2 Büküp devirenlere,

2 پھر زور پکڑ کر جھکڑ ہو جاتی ہیں

2 پھر طوفانی رفتار سے چلتی ہیں

وَٱلنَّـٰشِرٰتِ نَشۡرًا ٣

And the ones that scatterve yayanlaraقسم ہے ان ہواؤں کی جو پھیلانے والی ہیں۔ نشر کرنے والی ہیںwal-nāshirātifar and wideyaydıkçaپھیلانا۔ نشر کرناnashran

3 And [by] the winds that spread [clouds]

3 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

3 Yaydıkça yayanlara,

3 اور (بادلوں کو) پھاڑ کر پھیلا دیتی ہیں

3 اور (بادلوں کو) اٹھا کر پھیلاتی ہیں

فَٱلۡفَـٰرِقَـٰتِ فَرۡقًا ٤

And those who separateve ayıranlaraپھر جدا کرنے والیںfal-fāriqāti(by the) Criterionayırdıkçaجدا کرناfarqan

4 And those [angels] who bring criterion

4 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

4 Seçip ayıranlara,

4 پھر ان کو پھاڑ کر جدا جدا کر دیتی ہیں

4 پھر (اُن کو) پھاڑ کر جدا کرتی ہیں

فَٱلۡمُلۡقِيَـٰتِ ذِكۡرًا ٥

And those who bring downve bırakanlaraپھر ڈالنے والیاںfal-mul'qiyāti(the) Reminderöğütذکر کوdhik'ran

5 And those [angels] who deliver a message

5 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

5 Bir öğüt bırakanlara,

5 پھر فرشتوں کی قسم جو وحی لاتے ہیں

5 پھر (دلوں میں خدا کی) یاد ڈالتی ہیں

عُذۡرًا أَوۡ نُذۡرًا ٦

(As) justificationözürعذر کے طور پرʿudh'ranoryahutیاawwarninguyarıڈراوے کے طور پرnudh'ran

6 As justification or warning,

6 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

6 Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,

6 تاکہ عذر (رفع) کردیا جائے یا ڈر سنا دیا جائے

6 عُذر کے طور پر یا ڈراوے کے طور پر، 1

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوٰقِعٌ ٧

Indeed, whatki mutlakaبیشکinnamāyou are promisedsize va'dedilenجو تم وعدہ کیے جاتے ہوtūʿadūnawill surely occurelbette olacaktırالبتہ واقع ہونے والا ہےlawāqiʿun

7 Indeed, what you are promised is to occur.

7 Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.

7 Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.

7 کہ جس بات کا تم سے وعدہ کیا جاتا ہے وہ ہو کر رہے گی

7 جس چیز کا تم سے وعدہ کیا جا رہا ہے 1 وہ ضرور واقع ہونے والی ہے۔ 2

فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتۡ ٨

So whenzamanپھر جبfa-idhāthe starsyıldızlarınتارےl-nujūmuare obliteratedsilindiğiمٹا دیئے جائیں گےṭumisat

8 So when the stars are obliterated

8 Yıldızların ışığı giderildiği zaman,

8 Hani o yıldızlar silindiği zaman,

8 جب تاروں کی چمک جاتی رہے

8 پھر جب ستارے ماند پڑ جائیں گے، 1

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتۡ ٩

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe heavengökآسمانl-samāuis cleft asunderyarıldığıکھولا جائے گاfurijat

9 And when the heaven is opened

9 Gök yarıldığı zaman,

9 Gök yarıldığı zaman,

9 اور جب آسمان پھٹ جائے

9 اور آسمان پھاڑ دیا جائے گا، 1

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ نُسِفَتۡ ١٠

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe mountainsdağlarپہاڑl-jibāluare blown awayufalanıp savrulduğuاڑا دیئے جائیں گےnusifat

10 And when the mountains are blown away

10 Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,

10 Dağlar savrulduğu zaman,

10 اور جب پہاڑ اُڑے اُڑے پھریں

10 اور پہاڑ دھنک ڈالے جائیں گے

وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتۡ ١١

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe Messengerselçilereرسولl-rusuluare gathered to their appointed timevakit belirlendiğiمقرر وقت پر لائے جائیں گےuqqitat

11 And when the messengers' time has come...

11 Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;

11 Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,

11 اور جب پیغمبر فراہم کئے جائیں

11 اور رسُولوں کی حاضری کا وقت آپہنچے گا 1 (اس روز وہ چیز واقع ہوجائے گی)

لِأَىِّ يَوۡمٍ أُجِّلَتۡ ١٢

For whathangisi için?کسli-ayyiDaygününدن کے لیےyawminare (these) postponedertelenmiştirوعدہ دیئے گئےujjilat

12 For what Day was it postponed?

12 Bu, hangi güne bırakılmıştı?

12 Bunlar hangi güne ertelendiler?

12 بھلا (ان امور میں) تاخیر کس دن کے لئے کی گئی؟

12 کس روز کے لیے یہ کام اٹھا رکھا گیا ہے؟

لِيَوۡمِ ٱلۡفَصۡلِ ١٣

For (the) Daygünü içinدن کے لیےliyawmi(of) Judgmenthükümفیصلے کےl-faṣli

13 For the Day of Judgement.

13 Hüküm gününe bırakılmıştı.

13 Hüküm gününe..

13 فیصلے کے دن کے لئے

13 فیصلے کے روز کے لیے

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ ١٤

And whatnereden?اور کیا چیزwamāwill make you knowbileceksinبتائے تجھ کوadrākawhatnedirکیا ہے(is the) Daygünüدنyawmu(of) the Judgmenthükümفیصلے کاl-faṣli

14 And what can make you know what is the Day of Judgement?

14 Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?

14 Bildin mi, nedir o hüküm günü?

14 اور تمہیں کیا خبر کہ فیصلے کا دن کیا ہے؟

14 اور تمہیں کیا خبر کہ وہ فیصلے کا دن کیا ہے؟

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٥

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

15 Woe, that Day, to the deniers.

15 O gün yalanlamış olanların vay haline!

15 O gün yalanlayanların vay haline!

15 اس دن جھٹلانے والوں کے لئے خرابی ہے

15 تباہی ہے اُس دن جُھٹلانے والوں کے لیے۔ 1

أَلَمۡ نُهۡلِكِ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٦

Did nothelak etmedik mi?کیا نہیںalamWe destroyہم نے ہلاک کیاnuh'likithe former (people)öncekileriپہلوں کوl-awalīna

16 Did We not destroy the former peoples?

16 Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

16 Biz, öncekileri helak etmedik mi?

16 کیا ہم نے پہلے لوگوں کو ہلاک نہیں کر ڈالا

16 کیا ہم نے اگلوں کو ہلاک نہیں کیا؟ 1

ثُمَّ نُتۡبِعُهُمُ ٱلۡأَخِرِينَ ١٧

ThensonraپھرthummaWe follow them uponların ardına takarızہم پیچھے لاتے ہیں ان کےnut'biʿuhumu(with) the later onesgeridekileriبعد والوں کوl-ākhirīna

17 Then We will follow them with the later ones.

17 Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.

17 Sonra geridekileri de onlara katarız.

17 پھر ان پچھلوں کو بھی ان کے پیچھے بھیج دیتے ہیں

17 پھر اُنہی کے پیچھے ہم بعد والوں کو چلتا کریں گے۔ 1

كَذٰلِكَ نَفۡعَلُ بِٱلۡمُجۡرِمِينَ ١٨

Thusböyleاسی طرحkadhālikaWe dealyaparızہم کرتے ہیںnafʿaluwith the criminalssuçlularaمجرموں کے ساتھbil-muj'rimīna

18 Thus do We deal with the criminals.

18 Suçlulara böyle yaparız.

18 Biz suçlulara böyle yaparız.

18 ہم گنہگاروں کے ساتھ ایسا ہی کیا کرتے ہیں

18 مجرموں کے ساتھ ہم یہی کچھ کیا کرتے ہیں

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٩

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

19 Woe, that Day, to the deniers.

19 O gün, yalanlamış olanların vay haline!.

19 O gün yalanlayanların vah haline!

19 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

19 تباہی ہے اُس دن جھُٹلانے والوں کے لیے۔ 1

Surah 77 / Al-Mursalat / The Emissaries سورة المرسلات 581
And ofbir bölümündeاور میں wamina the nightgeceninرات کے اوقات al-layli prostratesecde etسجدہ کرو fa-us'jud to HimO'naاس کے لیے lahu and glorify Himve O'nu tesbih eyleاور تسبیح کرو اس کی wasabbiḥ'hu a nightgeceleyinرات laylan longuzun zamanطویل ṭawīlan٢٦ Indeedşüphesizبیشک inna
thesebunlarیہ لوگ تو hāulāi loveseviyorlarمحبت رکھتے ہیں yuḥibbūna the immediateçabuk geçeni (dünyayı)جلد ملنے والی سے (دنیا) l-ʿājilata and leaveve bırakıyorlarاور چھوڑ دیتے ہیں wayadharūna behind themötelerindekiاپنے آگے warāahum a Daybir günüدن yawman graveağırبھاری thaqīlan٢٧ Webizہم نے ہی naḥnu
created themonları yarattıkپیدا کیا ہم نے ان کو khalaqnāhum and We strengthenedve sıkıca bağladıkاور ہم نے مضبوط کیے washadadnā their formsyapılarınıان کے بندھن asrahum and whenve zamanاور جب wa-idhā We willdilediğimizچاہیں ہم shi'nā We can changedeğiştiririzبدل دیں ہم baddalnā their likeness[es]onların benzerleriyleان کی شکلوں کو۔ ان کی مثالوں کو amthālahum (with) a changetam bir değişiklikleبدل دینا tabdīlan
٢٨ Indeedşüphesizبیشک inna thisbuیہ hādhihi (is) a reminderbir öğüttürایک یاد دہانی ہے tadhkiratun so whoeverkimseتو جو کوئی faman willsdileyenچاہے shāa let him taketutarبنا لے ittakhadha tovaranطرف ilā his LordRabbineاپنے رب کی rabbihi a wayyoluراستہ sabīlan٢٩
And notveاور نہیں wamā you willsiz dileyemezsinizتم چاہ سکتے tashāūna exceptdışındaمگر illā thatdilemesiیہ کہ an willsچاہے yashāa AllahAllah'ınاللہ l-lahu Indeedşüphesizکیونکہ inna Allahاللہ l-laha isbilendirہے kāna All-Knowerعلم والا ʿalīman All-Wisehüküm ve hikmet sahibidirحکمت والا ḥakīman٣٠
He admitssokarداخل کرے گا yud'khilu whomkimseyiجس کو man He willsdilediğiچاہے گا yashāu intorahmetineمیں His mercyاپنی رحمت raḥmatihi but (for) the wrongdoersve zalimlerاور ظالم لوگ wal-ẓālimīna He has preparedhazırlamıştırاس نے تیار کیا aʿadda for themonlar içinان کے لیے lahum a punishmentbir azabعذاب ʿadhāban painfulacıklıدردناک alīman٣١

سُورَةُ المرسلات

Al-Mursalat / The Emissaries  ◆  Meccan · 50 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the ones sent forthandolsun gönderilenlereقسم ہے ان بھیجی ہوئی ہواؤں کی wal-mur'salāti one after anotherbirbiri ardıncaجو پے در پے ہیں ʿur'fan١ And the winds that blowesipپھر ان ہواؤں کی جو تیز چلتی ہیں fal-ʿāṣifāti violentlysavuranlaraتیز چلنا ʿaṣfan٢ And the ones that scatterve yayanlaraقسم ہے ان ہواؤں کی جو پھیلانے والی ہیں۔ نشر کرنے والی ہیں wal-nāshirāti far and wideyaydıkçaپھیلانا۔ نشر کرنا nashran٣
And those who separateve ayıranlaraپھر جدا کرنے والیں fal-fāriqāti (by the) Criterionayırdıkçaجدا کرنا farqan٤ And those who bring downve bırakanlaraپھر ڈالنے والیاں fal-mul'qiyāti (the) Reminderöğütذکر کو dhik'ran٥ (As) justificationözürعذر کے طور پر ʿudh'ran oryahutیا aw warninguyarıڈراوے کے طور پر nudh'ran٦ Indeed, whatki mutlakaبیشک innamā
you are promisedsize va'dedilenجو تم وعدہ کیے جاتے ہو tūʿadūna will surely occurelbette olacaktırالبتہ واقع ہونے والا ہے lawāqiʿun٧ So whenzamanپھر جب fa-idhā the starsyıldızlarınتارے l-nujūmu are obliteratedsilindiğiمٹا دیئے جائیں گے ṭumisat٨ And whenve zamanاور جب wa-idhā the heavengökآسمان l-samāu is cleft asunderyarıldığıکھولا جائے گا furijat
٩ And whenve zamanاور جب wa-idhā the mountainsdağlarپہاڑ l-jibālu are blown awayufalanıp savrulduğuاڑا دیئے جائیں گے nusifat١٠ And whenve zamanاور جب wa-idhā the Messengerselçilereرسول l-rusulu are gathered to their appointed timevakit belirlendiğiمقرر وقت پر لائے جائیں گے uqqitat١١ For whathangisi için?کس li-ayyi Daygününدن کے لیے yawmin are (these) postponedertelenmiştirوعدہ دیئے گئے ujjilat
١٢ For (the) Daygünü içinدن کے لیے liyawmi (of) Judgmenthükümفیصلے کے l-faṣli١٣ And whatnereden?اور کیا چیز wamā will make you knowbileceksinبتائے تجھ کو adrāka whatnedirکیا ہے (is the) Daygünüدن yawmu (of) the Judgmenthükümفیصلے کا l-faṣli١٤ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin
to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna١٥ Did nothelak etmedik mi?کیا نہیں alam We destroyہم نے ہلاک کیا nuh'liki the former (people)öncekileriپہلوں کو l-awalīna١٦ Thensonraپھر thumma We follow them uponların ardına takarızہم پیچھے لاتے ہیں ان کے nut'biʿuhumu (with) the later onesgeridekileriبعد والوں کو l-ākhirīna
١٧ Thusböyleاسی طرح kadhālika We dealyaparızہم کرتے ہیں nafʿalu with the criminalssuçlularaمجرموں کے ساتھ bil-muj'rimīna١٨ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna١٩
٥٨١
‹ 579page 580 of the printed Mushaf581 ›