أَلَمۡ نَخۡلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ ٢٠

Did notsizi yaratmadık mı?کیا نہیںalamWe create youہم نے پیدا کیا تم کوnakhluqkkumfrombir sudanسےmina waterپانیmāindespicableâdiحقیرmahīnin

20 Did We not create you from a liquid disdained?

20 Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

20 Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?

20 کیا ہم نے تم کو حقیر پانی سے نہیں پیدا کیا؟

20 کیا ہم نے ایک حقیر پانی سے تمہیں پیدا نہیں کیا

فَجَعَلۡنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ ٢١

Then We placed itonu koydukپھر رکھ دیا ہم نے اس کوfajaʿalnāhuinbir karar yerineمیںan abodeٹھکانےqarārinsafesağlamمضبوطmakīnin

21 And We placed it in a firm lodging

21 Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

21 Onu sağlam bir yerde oturttuk.

21 اس کو ایک محفوظ جگہ میں رکھا

21 اور ایک مقرر مدت تک1

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعۡلُومٍ ٢٢

Forkadarتکilāa periodbir süreyeاندازے ۔ وقتqadarinknownbelirliمعلومmaʿlūmin

22 For a known extent.

22 Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?

22 Belli bir süreye kadar.

22 ایک وقت معین تک

22 اُسے ایک محفوظ جگہ ٹھیرائے رکھا؟

فَقَدَرۡنَا فَنِعۡمَ ٱلۡقَـٰدِرُونَ ٢٣

So We measuredve biçimlendirdikپھر اندازہ کیا ہم نےfaqadarnāand Bestne güzelپس کتنے اچھے ہیںfaniʿ'ma(are We to) measurebiçim vereniz bizاندازہ کرنے والےl-qādirūna

23 And We determined [it], and excellent [are We] to determine.

23 Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!

23 Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.

23 پھر اندازہ مقرر کیا اور ہم کیا ہی خوب اندازہ مقرر کرنے والے ہیں

23 تو دیکھو، ہم اِس پر قادر تھے ، پس ہم بہت اچھی قدرت رکھنے والے ہیں۔ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٢٤

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

24 Woe, that Day, to the deniers.

24 O gün yalanlamış olanların vay haline!

24 O gün yalanlayanların vay haline!

24 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

24 تباہی ہے اُس روز جھُٹلانے والوں کے لیے۔ 1

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ كِفَاتًا ٢٥

Have notyapmadık mı?کیا نہیںalamWe madeہم نے بنایاnajʿalithe eartharz'ıزمین کوl-arḍaa receptacletoplanma yeriجمع کرنے والی۔ سمیٹنے والیkifātan

25 Have We not made the earth a container

25 Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

25 Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?

25 کیا ہم نے زمین کو سمیٹنے والی نہیں بنایا

25 کیا ہم نے زمین کو سمیٹ کر رکھنے والی نہیں بنایا

أَحۡيَآءً وَأَمۡوٰتًا ٢٦

(For the) livingdiriler (için)زندوں کوaḥyāanand (the) deadve ölüler (için)اور مردوں کوwa-amwātan

26 Of the living and the dead?

26 Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?

26 Gerek diriler, gerekse ölüler için.

26 یعنی) زندوں اور مردوں کو

26 زندوں کے لیے بھی اور مُردوں کے لیے بھی

وَجَعَلۡنَا فِيهَا رَوٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسۡقَيۡنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا ٢٧

And We madeve meydana getirmedik mi?اور بنائے ہم نےwajaʿalnāthereinoradaاس میںfīhāfirmly set mountainsdağlarپہاڑrawāsiyaloftyyüksek yüksekبلندshāmikhātinand We gave you to drinkve size içirmedik mi?اور پلایا ہم نے تم کوwa-asqaynākumwater su(lar)پانیmāansweettatlıپیاس بجھانے والاfurātan

27 And We placed therein lofty, firmly set mountains and have given you to drink sweet water.

27 Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?

27 Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?

27 (بنایا) اور اس پر اونچے اونچے پہاڑ رکھ دیئے اور تم لوگوں کو میٹھا پانی پلایا

27 اور اس میں بلند و بالا پہاڑ جمائے، اور تمہیں میٹھا پانی پلایا؟ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٢٨

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

28 Woe, that Day, to the deniers.

28 Yalanlamış olanların vay o gün haline!

28 O gün yalanlayanların vay haline!

28 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

28 تباہی ہے اُس روز جھُٹلانے والوں کے لیے۔ 1

ٱنطَلِقُوٓاۡ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ٢٩

Proceedhaydi gidinچلوinṭaliqūtoşeyeطرفilāwhatاس چیز کےyou used toolduğunuzجو تھے تمkuntumin itonuاس کو تمbihidenyyalanlamışجھٹلاتےtukadhibūna

29 [They will be told], "Proceed to that which you used to deny.

29 İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"

29 (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru."

29 جس چیز کو تم جھٹلایا کرتے تھے۔ (اب) اس کی طرف چلو

29 1 چلو اب اُسی چیز کی طرف جسے تم جھُٹلایا کرتے تھے

ٱنطَلِقُوٓاۡ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ ٣٠

Proceedgidinچلوinṭaliqūtobir gölgeyeطرفilāa shadowایک سائے کےẓillinhavingolanجو ہےdhīthreeüçتینthalāthicolumnsdalıشاخوں والاshuʿabin

30 Proceed to a shadow [of smoke] having three columns

30 "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

30 "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."

30 (یعنی) اس سائے کی طرف چلو جس کی تین شاخیں ہیں

30 چلو اُس سائے کی طرف جو تین شاخوں والا ہے، 1

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغۡنِى مِنَ ٱللَّهَبِ ٣١

Nogölgelendirmezنہcool shadeسایہ دینے والاẓalīlinand notve ne deاور نہwalāavailingkorumazکام آئے گا۔ بچائے گاyugh'nīagainstalevdenسےminathe flameآگ کی لپٹ ۔ شعلےl-lahabi

31 [But having] no cool shade and availing not against the flame."

31 "gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."

31 O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.

31 نہ ٹھنڈی چھاؤں اور نہ لپٹ سے بچاؤ

31 نہ ٹھنڈک پہنچانے والا اور نہ آگ کی لپٹ سے بچانے والا

إِنَّهَا تَرۡمِى بِشَرَرٍ كَٱلۡقَصۡرِ ٣٢

Indeed, itgerçekten oبیشک وہinnahāthrows upsaçarپھینکے گیtarmīsparkskıvılcım(lar)چنگاریاںbishararinas the fortresskütük gibiمحل جیسیkal-qaṣri

32 Indeed, it throws sparks [as huge] as a fortress,

32 O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

32 O, saray gibi kıvılcımlar atar.

32 اس سے (آگ کی اتنی اتنی بڑی) چنگاریاں اُڑتی ہیں جیسے محل

32 وہ آگ محل جیسی بڑی بڑی چنگاریاں پھینکے گی

كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفۡرٌ ٣٣

As if they (were)sanki oگویا کہ وہka-annahucamelsbir halattırاونٹ ہیںjimālatunyellowsapsarıزرد رنگ کےṣuf'run

33 As if they were yellowish [black] camels.

33 O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.

33 Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).

33 گویا زرد رنگ کے اونٹ ہیں

33 (جو اُچھلتی ہوئی یُوں محسُوس ہوں گی) گویا کہ وہ زرد اُونٹ ہیں۔ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٣٤

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

34 Woe, that Day, to the deniers.

34 Yalanlamış olanların o gün vay haline!

34 O gün yalanlayanların vay haline!

34 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

34 تباہی ہے اُس روز جھٹلانے والوں کے لیے

هَـٰذَا يَوۡمُ لَا يَنطِقُونَ ٣٥

Thisbuیہhādhā(is) a Daygündürدن ہےyawmunotkonuşamayacaklarıنہیںthey will speakوہ بولیں گےyanṭiqūna

35 This is a Day they will not speak,

35 Bu, onların konuşamayacakları gündür.

35 Bugün, konuşamıyacakları gündür.

35 یہ وہ دن ہے کہ( لوگ) لب تک نہ ہلا سکیں گے

35 یہ وہ دن ہے جس میں وہ نہ کچھ بولیں گے

وَلَا يُؤۡذَنُ لَهُمۡ فَيَعۡتَذِرُونَ ٣٦

And notveاور نہwalāwill it be permittedizin verilmezاجازت دی جائے گیyu'dhanufor themkendilerineان کے لیےlahumto make excusesözür dilesinlerکہ وہ معذرت کریںfayaʿtadhirūna

36 Nor will it be permitted for them to make an excuse.

36 Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.

36 Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.

36 اور نہ ان کو اجازت دی جائے گی کہ عذر کرسکیں

36 اور نہ اُنہیں موقع دیا جائے گا کہ کوئی عُذر پیش کریں۔ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٣٧

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

37 Woe, that Day, to the deniers.

37 Yalanlamış olanların o gün vay haline!

37 O gün yalanlayanların vay haline!

37 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

37 تباہی ہے اُس دن جھٹلانے والوں کے لیے

هَـٰذَا يَوۡمُ ٱلۡفَصۡلِ‌ۖ جَمَعۡنَـٰكُمۡ وَٱلۡأَوَّلِينَ ٣٨

Thisişte buیہhādhā(is the) Daygünüdürدن ہےyawmu(of) Judgmenthüküm;فیصلے کاl-faṣliWe have gathered yousizi bir araya topladıkجمع کردیا ہم نے تم کوjamaʿnākumand the former (people)ve öncekileriاور پہلوں کوwal-awalīna

38 This is the Day of Judgement; We will have assembled you and the former peoples.

38 "Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."

38 Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.

38 یہی فیصلے کا دن ہے (جس میں) ہم نے تم کو اور پہلے لوگوں کو جمع کیا ہے

38 یہ فیصلے کا دن ہے ہم نے تمہیں اور تم سے پہلے گزرے ہوئے لوگوں کو جمع کر دیا ہے

فَإِن كَانَ لَكُمۡ كَيۡدٌ فَكِيدُونِ ٣٩

So ifeğerپھر اگرfa-inisvarsaہےkānafor yousizinتمہارے لیےlakuma planbir hilenizکوئی چالkaydunthen plan against Mehaydi bana hile yapınپس چال چلو مجھ سےfakīdūni

39 So if you have a plan, then plan against Me.

39 "Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."

39 Bir hileniz varsa beni atlatın.

39 اگر تم کو کوئی داؤں آتا ہو تو مجھ سے کر لو

39 اب اگر کوئی چال تم چل سکتے ہو تو میرے مقابلہ میں چل دیکھو۔ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٠

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

40 Woe, that Day, to the deniers.

40 Yalanlamış olanların o gün vay haline!.

40 O gün yalanlayanların vay haline!

40 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

40 تباہی ہے اُس دن جھٹلانے والوں کے لیے

إِنَّ ٱلۡمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ ٤١

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousmuttakiler iseمتقی لوگl-mutaqīna(will be) inaltındadırمیںshadesgölgelerسایوںẓilālinand springsve çeşme başındadırlarاور چشموں میں ہوں گےwaʿuyūnin

41 Indeed, the righteous will be among shades and springs

41 Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.

41 Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.

41 بےشک پرہیزگار سایوں اور چشموں میں ہوں گے

41 1 متقی لوگ آج سایوں اور چشموں میں ہیں

وَفَوٰكِهَ مِمَّا يَشۡتَهُونَ ٤٢

And fruitsve meyvalar (içindedirler)اور پھلwafawākihafrom whatşeylerdenاس میں سے جوmimmāthey desiregönüllerinin çektiğiوہ چاہیں گے۔ خواہش کریں گےyashtahūna

42 And fruits from whatever they desire,

42 Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.

42 Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.

42 اور میؤوں میں جو ان کو مرغوب ہوں

42 اور جو پھل وہ چاہیں (اُن کے لیے حاضر ہیں)

كُلُواۡ وَٱشۡرَبُواۡ هَنِيٓـــَٔۢا بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ ٤٣

Eatyeyinکھاؤkulūand drinkve içinاور پیوwa-ish'rabū(in) satisfactionafiyetleمزے سےhanīanfor whatkarşılıkبوجہ اس کےbimāyou used toolduğunuzaجو تھے تمkuntumdoyapıyor(sunuz)تم عمل کرتےtaʿmalūna

43 [Being told], "Eat and drink in satisfaction for what you used to do."

43 Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."

43 (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).

43 اور جو عمل تم کرتے رہے تھے ان کے بدلے میں مزے سے کھاؤ اور پیو

43 کھاؤ اور پیو مزے سے اپنے اُن اعمال کے صلے میں جو تم کرتے رہے ہو

إِنَّا كَذٰلِكَ نَجۡزِى ٱلۡمُحۡسِنِينَ ٤٤

Indeed, Weelbette bizبیشک ہمinnāthusböyleاسی طرحkadhālikarewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیں گےnajzīthe good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کو۔ نیکوکاروں کوl-muḥ'sinīna

44 Indeed, We thus reward the doers of good.

44 Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.

44 İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.

44 ہم نیکو کاروں کو ایسا ہی بدلہ دیا کرتے ہیں

44 ہم نیک لوگوں کو ایسی ہی جزا دیتے ہیں

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٥

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

45 Woe, that Day, to the deniers.

45 O gün yalanlamış olanların vay haline

45 O gün yalanlayanların vay haline!

45 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہوگی

45 تباہی ہے اُس روز جھُٹلانے والوں کے لیے۔ 1

كُلُواۡ وَتَمَتَّعُواۡ قَلِيلاً إِنَّكُم مُّجۡرِمُونَ ٤٦

Eatyiyinکھاؤkulūand enjoy yourselvesve sefa sürünاور فائدے اٹھاؤwatamattaʿūa littleazıcıkتھوڑے سےqalīlanindeed, yousizبیشک تمinnakum(are) criminalssuçlularsınızمجرم ہوmuj'rimūna

46 [O disbelievers], eat and enjoy yourselves a little; indeed, you are criminals.

46 Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.

46 Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.

46 (اے جھٹلانے والو!) تم کسی قدر کھا لو اور فائدے اُٹھا لو تم بےشک گنہگار ہو

46 1 کھالو اور مزے کر لو تھوڑے دن۔ 2 حقیقت میں تم لوگ مجرم ہو

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٧

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

47 Woe, that Day, to the deniers.

47 O gün yalanlamış olanların vay haline!

47 O gün yalanlayanların vay haline!

47 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

47 تباہی ہے اُس روز جھٹلانے والوں کے لیے

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرۡكَعُواۡ لَا يَرۡكَعُونَ ٤٨

And whenve zamanاور جبwa-idhāit is saiddendiğiکہا جاتا تھاqīlato themonlaraان سےlahumuBowrüku' edinرکوع کروir'kaʿūnotrüku' etmezlerنہthey bowرکوع کرسکیں گے۔ وہ رکوع کرتے تھےyarkaʿūna

48 And when it is said to them, "Bow [in prayer]," they do not bow.

48 Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.

48 Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.

48 اور جب ان سے کہا جاتا ہے کہ (خدا کے آگے) جھکو تو جھکتے نہیں

48 جب اِن سے کہا جاتا ہے کہ (اللہ کے آگے) جُھکو تو نہیں جُھکتے۔ 1

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ٤٩

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیےlil'mukadhibīna

49 Woe, that Day, to the deniers.

49 O gün yalanlamış olanların vay haline!

49 Vay haline o gün yalanlayanların!

49 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

49 تباہی ہے اُس روز جھٹلانے والوں کے لیے

فَبِأَىِّ حَدِيثِۭ بَعۡدَهُۥ يُؤۡمِنُونَ ٥٠

Then in whathangi?پس ساتھ کون سیfabi-ayyistatementsözeبات کےḥadīthinafter itbundan sonraاس کے بعدbaʿdahuwill they believeinanacaklarیہ ایمان لائیں گےyu'minūna

50 Then in what statement after the Qur'an will they believe?

50 Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?

50 Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?

50 اب اس کے بعد یہ کون سی بات پر ایمان لائیں گے؟

50 اب اِس (قرآن)کے بعد اورکونسا کلام ایسا ہو سکتا ہے جس پر یہ ایمان لائیں؟1

Surah 77 / Al-Mursalat / The Emissaries سورة المرسلات 582
Did notsizi yaratmadık mı?کیا نہیں alam We create youہم نے پیدا کیا تم کو nakhluqkkum frombir sudanسے min a waterپانی māin despicableâdiحقیر mahīnin٢٠ Then We placed itonu koydukپھر رکھ دیا ہم نے اس کو fajaʿalnāhu inbir karar yerineمیں an abodeٹھکانے qarārin safesağlamمضبوط makīnin٢١ Forkadarتک ilā a periodbir süreyeاندازے ۔ وقت qadarin
knownbelirliمعلوم maʿlūmin٢٢ So We measuredve biçimlendirdikپھر اندازہ کیا ہم نے faqadarnā and Bestne güzelپس کتنے اچھے ہیں faniʿ'ma (are We to) measurebiçim vereniz bizاندازہ کرنے والے l-qādirūna٢٣ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٢٤
Have notyapmadık mı?کیا نہیں alam We madeہم نے بنایا najʿali the eartharz'ıزمین کو l-arḍa a receptacletoplanma yeriجمع کرنے والی۔ سمیٹنے والی kifātan٢٥ (For the) livingdiriler (için)زندوں کو aḥyāan and (the) deadve ölüler (için)اور مردوں کو wa-amwātan٢٦ And We madeve meydana getirmedik mi?اور بنائے ہم نے wajaʿalnā thereinoradaاس میں fīhā firmly set mountainsdağlarپہاڑ rawāsiya
loftyyüksek yüksekبلند shāmikhātin and We gave you to drinkve size içirmedik mi?اور پلایا ہم نے تم کو wa-asqaynākum water su(lar)پانی māan sweettatlıپیاس بجھانے والا furātan٢٧ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٢٨
Proceedhaydi gidinچلو inṭaliqū toşeyeطرف ilā whatاس چیز کے you used toolduğunuzجو تھے تم kuntum in itonuاس کو تم bihi denyyalanlamışجھٹلاتے tukadhibūna٢٩ Proceedgidinچلو inṭaliqū tobir gölgeyeطرف ilā a shadowایک سائے کے ẓillin havingolanجو ہے dhī threeüçتین thalāthi
columnsdalıشاخوں والا shuʿabin٣٠ Nogölgelendirmezنہ cool shadeسایہ دینے والا ẓalīlin and notve ne deاور نہ walā availingkorumazکام آئے گا۔ بچائے گا yugh'nī againstalevdenسے mina the flameآگ کی لپٹ ۔ شعلے l-lahabi٣١ Indeed, itgerçekten oبیشک وہ innahā throws upsaçarپھینکے گی tarmī sparkskıvılcım(lar)چنگاریاں bishararin
as the fortresskütük gibiمحل جیسی kal-qaṣri٣٢ As if they (were)sanki oگویا کہ وہ ka-annahu camelsbir halattırاونٹ ہیں jimālatun yellowsapsarıزرد رنگ کے ṣuf'run٣٣ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٣٤
Thisbuیہ hādhā (is) a Daygündürدن ہے yawmu notkonuşamayacaklarıنہیں they will speakوہ بولیں گے yanṭiqūna٣٥ And notveاور نہ walā will it be permittedizin verilmezاجازت دی جائے گی yu'dhanu for themkendilerineان کے لیے lahum to make excusesözür dilesinlerکہ وہ معذرت کریں fayaʿtadhirūna٣٦ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin
to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٣٧ Thisişte buیہ hādhā (is the) Daygünüdürدن ہے yawmu (of) Judgmenthüküm;فیصلے کا l-faṣli We have gathered yousizi bir araya topladıkجمع کردیا ہم نے تم کو jamaʿnākum and the former (people)ve öncekileriاور پہلوں کو wal-awalīna٣٨ So ifeğerپھر اگر fa-in isvarsaہے kāna
for yousizinتمہارے لیے lakum a planbir hilenizکوئی چال kaydun then plan against Mehaydi bana hile yapınپس چال چلو مجھ سے fakīdūni٣٩ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٤٠ Indeedşüphesizبیشک inna the righteousmuttakiler iseمتقی لوگ l-mutaqīna (will be) inaltındadırمیں
shadesgölgelerسایوں ẓilālin and springsve çeşme başındadırlarاور چشموں میں ہوں گے waʿuyūnin٤١ And fruitsve meyvalar (içindedirler)اور پھل wafawākiha from whatşeylerdenاس میں سے جو mimmā they desiregönüllerinin çektiğiوہ چاہیں گے۔ خواہش کریں گے yashtahūna٤٢ Eatyeyinکھاؤ kulū and drinkve içinاور پیو wa-ish'rabū (in) satisfactionafiyetleمزے سے hanīan
for whatkarşılıkبوجہ اس کے bimā you used toolduğunuzaجو تھے تم kuntum doyapıyor(sunuz)تم عمل کرتے taʿmalūna٤٣ Indeed, Weelbette bizبیشک ہم innā thusböyleاسی طرح kadhālika rewardmükafatlandırırızہم بدلہ دیں گے najzī the good-doersgüzel davrananlarıمحسنین کو۔ نیکوکاروں کو l-muḥ'sinīna٤٤ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin
to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٤٥ Eatyiyinکھاؤ kulū and enjoy yourselvesve sefa sürünاور فائدے اٹھاؤ watamattaʿū a littleazıcıkتھوڑے سے qalīlan indeed, yousizبیشک تم innakum (are) criminalssuçlularsınızمجرم ہو muj'rimūna٤٦ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin
to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٤٧ And whenve zamanاور جب wa-idhā it is saiddendiğiکہا جاتا تھا qīla to themonlaraان سے lahumu Bowrüku' edinرکوع کرو ir'kaʿū notrüku' etmezlerنہ they bowرکوع کرسکیں گے۔ وہ رکوع کرتے تھے yarkaʿūna٤٨ Woevay halineہلاکت ہے waylun
that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لیے lil'mukadhibīna٤٩ Then in whathangi?پس ساتھ کون سی fabi-ayyi statementsözeبات کے ḥadīthin after itbundan sonraاس کے بعد baʿdahu will they believeinanacaklarیہ ایمان لائیں گے yu'minūna٥٠
٥٨٢
‹ 580page 581 of the printed Mushaf582 ›