●●●●●●

سُورَةُ النبإ

An-Naba / The Tidings

Meccan  ◆  40 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ١

About whathangi şeyden?کس چیز کے بارے میںʿammaare they asking one anotherbirbirlerine soruyorlarوہ ایک دوسرے سے سوال کر رہے ہیںyatasāalūna

1 About what are they asking one another?

1 Neyi soruşturuyorlar?

1 Birbirlerine neyi soruyorlar?

1 (یہ) لوگ کس چیز کی نسبت پوچھتے ہیں؟

1 یہ لوگ کس چیز کے بارے میں پوچھ گچھ کر رہے ہیں؟

عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ٢

Abouthaberden (mi?)بارے میںʿanithe Newsاس خبر کےl-naba-ithe Greatbüyükجو بڑی ہےl-ʿaẓīmi

2 About the great news -

2 Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

2 O büyük haberden (kıyametten) mi?

2 (کیا) بڑی خبر کی نسبت؟

2 کیا اُس بڑی خبر کے بارے میں

ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ ٣

(About) whichkiوہ جوalladhītheyonlarوہhum(are) concerning itondaاس میںfīhi(in) disagreementayrılığa düşmektedirlerاختلاف کر رہے ہیںmukh'talifūna

3 That over which they are in disagreement.

3 Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?

3 Ki onlar onda ayrılığa düşmektedirler.

3 جس میں یہ اختلاف کر رہے ہیں

3 جس کے متعلق یہ مختلف چہ میگوئیاں کرنے میں لگے ہوئے ہیں؟ 1

كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٤

Nayhayırہرگز نہیںkallā(soon) they will knowyakında bileceklerعنقریب وہ جان لیں گےsayaʿlamūna

4 No! They are going to know.

4 Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.

4 Hayır, ilerde bilecekler.

4 دیکھو یہ عنقریب جان لیں گے

4 ہر گز نہیں، 1 عنقریب اِنہیں معلوم ہو جائے گا

ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ٥

ThensonraپھرthummaNayhayırہرگز نہیںkallā(soon) they will knowyakında bileceklerعنقریب وہ جان لیں گےsayaʿlamūna

5 Then, no! They are going to know.

5 Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.

5 Hayır hayır, ilerde bilecekler.

5 پھر دیکھو یہ عنقریب جان لیں گے

5 ہاں، ہر گز نہیں، عنقریب انہیں معلوم ہو جائے گا۔ 1

أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدًا ٦

Have notyapmadık mı?کیا نہیںalamWe madeہم نے بنایاnajʿalithe eartharzıزمین کوl-arḍaa resting placebir beşikفرشmihādan

6 Have We not made the earth a resting place?

6 Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

6 Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?

6 کیا ہم نے زمین کو بچھونا نہیں بنایا

6 کیا یہ واقعہ نہیں ہے کہ ہم نے زمین کو فرش بنایا، 1

وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادًا ٧

And the mountainsve dağlarıاور پہاڑوں کوwal-jibāla(as) pegsbirer kazıkمیخیںawtādan

7 And the mountains as stakes?

7 Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?

7 Dağları da birer kazık kılmadık mı?

7 اور پہاڑوں کو (ا س کی) میخیں (نہیں ٹھہرایا؟)

7 اور پہاڑوں کو میخوں کی طرح گاڑ دیا، 1

وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوٰجًا ٨

And We created youve sizi yarattıkاور پیدا کیا ہم نے تم کوwakhalaqnākum(in) pairsçift çiftجوڑوں کی شکل میںazwājan

8 And We created you in pairs

8 Sizi çift çift yarattık;

8 Sizleri çift çift yarattık.

8 (بے شک بنایا) اور تم کو جوڑا جوڑابھی پیدا کیا

8 اور تمہیں(مَردوں اور عورتوں کے) جوڑوں کی شکل میں پیدا کیا، 1

وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتًا ٩

And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نےwajaʿalnāyour sleepuykunuzuتمہاری نیند کوnawmakum(for) restdinlenmeآرام کا ذریعہsubātan

9 And made your sleep [a means for] rest

9 Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;

9 Uykunuzu bir dinlenme yaptık.

9 اور نیند کو تمہارے لیے (موجب) آرام بنایا

9 اور تمہاری نیند کو باعثِ سکون بنایا، 1

وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسًا ١٠

And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نےwajaʿalnāthe nightgeceyiرات کوal-layla(as) coveringbir giysiلباس/ پردہ پوشlibāsan

10 And made the night as clothing

10 Geceyi bir örtü yaptık;

10 Geceyi bir örtü yaptık.

10 اور رات کو پردہ مقرر کیا

10 اور رات کو پردہ پوش

وَجَعَلۡنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا ١١

And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نےwajaʿalnāthe daygündüzüدن کوl-nahāra(for) livelihoodgeçim zamanıمعاش کا وقت/ کام کا وقتmaʿāshan

11 And made the day for livelihood

11 Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;

11 Gündüzü de bir geçim zamanı yaptık.

11 اور دن کو معاش (کا وقت) قرار دیا

11 اور دن کو معاش کا وقت بنایا، 1

وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعًا شِدَادًا ١٢

And We constructedve bina ettikاور بنائے ہم نےwabanaynāover youüstünüzdeتمہارے اوپرfawqakumsevenyedi (gök)ساتsabʿanstrongsağlamمضبوط/ سختshidādan

12 And constructed above you seven strong [heavens]

12 Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;

12 Üstünüze yedi sağlam bina (gök) çattık.

12 اور تمہارے اوپر سات مضبوط (آسمان) بنائے

12 اور تمہارے اوپر سات مضبُوط آسمان قائم کیے، 1

وَجَعَلۡنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا ١٣

And We placedve yarattıkاور بنایا ہم نےwajaʿalnāa lampbir lambaسورجsirājanburningparıl parıl parlayanروشن ہونے والاwahhājan

13 And made [therein] a burning lamp

13 Parlak ışık veren güneşi varettik;

13 İçlerine ışık saçan bir kandil astık.

13 اور (آفتاب کا) روشن چراغ بنایا

13 اور ایک نہایت روشن اور گرم چراغ پیدا کیا، 1

وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا ١٤

And We sent downve indirdikاور نازل کیا ہم نےwa-anzalnāfromsıkışan(bulut)lardanسےminathe rain cloudsبادلوںl-muʿ'ṣirātiwatersuپانیmāanpouring abundantlyşarıl şarılبکثرتthajjājan

14 And sent down, from the rain clouds, pouring water

14 Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

14 Yoğunlaşmış bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik.

14 اور نچڑتے بادلوں سے موسلا دھار مینہ برسایا

14 اور بادلوں سے لگاتار بارش برسائی

لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا ١٥

That We may bring forthçıkaralım diyeتاکہ ہم نکالیںlinukh'rijatherebyonunlaاس کے ساتھbihigraindane(ler)غلہḥabbanand vegetationve bitki(ler)اور نباتاتwanabātan

15 That We may bring forth thereby grain and vegetation

15 Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

15 Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye.

15 تاکہ اس سے اناج اور سبزہ پیدا کریں

15 تاکہ اس کے ذریعہ سے غلہ اور سبزی

وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا ١٦

And gardensve bahçelerاور باغاتwajannātin(of) thick foliagebirbirine sarmaş dolaşلپٹے ہوئے/گھنےalfāfan

16 And gardens of entwined growth.

16 Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.

16 Ve sarmaş dolaş bağlar bahçeler (çıkaralım diye).

16 اور گھنے گھنے باغ

16 اور گھنے باغ اُگائیں؟ 1

إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتًا ١٧

Indeedmuhakkak kiبیشکinna(the) Daygünüدنyawma(of) the Judgmenthükümفیصلے کاl-faṣliisbelirlenmiş bir vakittirہےkānaan appointed timeمقررmīqātan

17 Indeed, the Day of Judgement is an appointed time -

17 Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.

17 Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur.

17 بےشک فیصلہ کا دن مقرر ہے

17 بے شک فیصلے کا دن ایک مقرر وقت ہے

يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجًا ١٨

(The) Dayo günجس دنyawma(in which) shall be blownüflenirپھونک مار دی جائے گیyunfakhuinSur'aمیںthe trumpetصورl-ṣūriand you will come forthgelirsinizتو تم آؤ گےfatatūna(in) crowdsbölük bölükفوج در فوجafwājan

18 The Day the Horn is blown and you will come forth in multitudes

18 Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.

18 O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz.

18 جس دن صور پھونکا جائے گا تو تم لوگ غٹ کے غٹ آ موجود ہو گے

18 جس روز صور میں پھُونک ما ر دی جائے گی، تم فوج در فوج نکل آوٴ گے۔ 1

وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوٰبًا ١٩

And is openedve açılmıştırاور کھول دیا جائے گاwafutiḥatithe heavengökآسمانl-samāuand becomesve olmuşturتو ہوجائے گاfakānatgatewayskapı kapıدروازے، دروازےabwāban

19 And the heaven is opened and will become gateways

19 Gökler kapı kapı açılacaktır.

19 Gök de açılmış, kapı kapı olmuştur.

19 اور آسمان کھولا جائے گا تو (اس میں) دروازے ہو جائیں گے

19 اور آسمان کھول دیا جائے گا حتیٰ کہ وہ دروازے ہی دروازے بن کر رہ جائے گا

وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا ٢٠

And are movedve yürütülmüştürاور چلا دیئے جائیں گےwasuyyiratithe mountainsdağlarپہاڑl-jibāluand becomeolmuşturتو ہوں گے وہfakānata miragebir serabسرابsarāban

20 And the mountains are removed and will be [but] a mirage.

20 Dağlar yürütülüp serap olacaktır.

20 Dağlar yürütülmüş, serap olmuştur.

20 اور پہاڑ چلائے جائیں گے تو وہ ریت ہو کر رہ جائیں گے

20 اور پہاڑ چلائے جائیں گے یہاں تک کہ وہ سراب ہو جائیں گے۔ 1

إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادًا ٢١

IndeedşüphesizبیشکinnaHellcehennemجہنمjahannamaisolmuşturہےkānatlying in waitgözetleme yeriایک گھاتmir'ṣādan

21 Indeed, Hell has been lying in wait

21 Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

21 Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur.

21 بےشک دوزخ گھات میں ہے

21 در حقیقت جہنّم ایک گھات ہے، 1

لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔـابًا ٢٢

For the transgressorsazgınlarınسرکشوں کے لئےlilṭṭāghīnaa place of returnvaracağı yerdirٹھکانہ ہےmaāban

22 For the transgressors, a place of return,

22 Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.

22 Azgınlar için son varılacak yer olmuştur.

22 (یعنی) سرکشوں کا وہی ٹھکانہ ہے

22 سرکشوں کا ٹھکانا

لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحۡقَابًا ٢٣

(They will) be remainingkalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیںlābithīnathereinoradaاس میںfīhā(for) agesçağlar boyuمدتوںaḥqāban

23 In which they will remain for ages [unending].

23 Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.

23 Orada çağlarca kalacaklardır.

23 اس میں وہ مدتوں پڑے رہیں گے

23 جس میں وہ مُدّتوں پڑے رہیں گے۔ 1

لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرۡدًا وَلَا شَرَابًا ٢٤

Nottadmazlarنہthey will tasteوہ چکھیں گےyadhūqūnathereinoradaاس میںfīhācoolnessbir serinlikکوئی ٹھنڈکbardanand notve ne deاور نہwalāany drinkiçilecek bir şeyپینے کی چیزsharāban

24 They will not taste therein [any] coolness or drink

24 Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

24 Orada ne bir serinlik tadacaklar, ne de içecek bir şey.

24 وہاں نہ ٹھنڈک کا مزہ چکھیں گے۔ نہ (کچھ) پینا (نصیب ہو گا)

24 اُس کے اندر کسی ٹھنڈک اور پینے کے قابل کسی چیز کا مزہ وہ نہ چکھیں گے

إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا ٢٥

Exceptyalnız (içerler)مگرillāscalding waterkaynar suکھولتاḥamīmanand purulenceve irinاور بہتی پیپwaghassāqan

25 Except scalding water and [foul] purulence -

25 Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

25 Ancak bir kaynar su ve irin (içecekler).

25 مگر گرم پانی اور بہتی پیپ

25 کچھ ملے گا تو بس گرم پانی اور زخموں کا دھوون،1

جَزَآءً وِفَاقًا ٢٦

A recompensebir ceza olarakبدلہ ہےjazāanappropriateuygunپورا پوراwifāqan

26 An appropriate recompense.

26 Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....

26 Bir ceza ki tam yaptıklarına uygun.

26 (یہ) بدلہ ہے پورا پورا

26 (اُن کے کرتوتوں) کا بھرپور بدلہ

إِنَّهُمۡ كَانُواۡ لَا يَرۡجُونَ حِسَابًا ٢٧

Indeed, theyçünkü onlarبیشک وہinnahumwereidilerوہ تھےkānūnotummuyor(lar)نہexpectingامید رکھتے تھےyarjūnaan accountbir hesapحساب کیḥisāban

27 Indeed, they were not expecting an account

27 Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.

27 Çünkü onlar hiçbir hesap ummazlardı.

27 یہ لوگ حساب (آخرت) کی امید ہی نہیں رکھتے تھے

27 وہ کسی حساب کی توقع نہ رکھتے تھے

وَكَذَّبُواۡ بِـَٔـايَـٰتِنَا كِذَّابًا ٢٨

And they deniedve yalanlamışlardıاور انہوں نے جھٹلایاwakadhabūOur Signsayetlerimiziہماری آیات کوbiāyātinā(with) denialtekzib ileجھٹلاناkidhāban

28 And denied Our verses with [emphatic] denial.

28 Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.

28 Âyetlerimizi yalanlaya yalanlaya tam bir yalancı olmuşlardı.

28 اور ہماری آیتوں کو جھوٹ سمجھ کر جھٹلاتے رہتے تھے

28 اور ہماری آیات کو انہوں نے بالکل جھُٹلا دیا تھا، 1

وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ كِتَـٰبًا ٢٩

And everyve herاور ہرwakullathingşeyiچیز کوshayinWe have enumerated itsaymıştıkشمار کر رکھا ہے ہم نے اس کو/ گھیر رکھا ہے ہم نے اس کوaḥṣaynāhu(in) a Bookyazmıştıkکتاب میںkitāban

29 But all things We have enumerated in writing.

29 Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.

29 Biz ise herşeyi sayıp bir kitaba geçirmişiz.

29 اور ہم نے ہر چیز کو لکھ کر ضبط کر رکھا ہے

29 اور حال یہ تھا کہ ہم نے ہر چیز گِن گِن کر لکھ رکھی تھی۔ 1

فَذُوقُواۡ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا ٣٠

So tasteşimdi tadınپس چکھوfadhūqūand neverartık aslaپس ہرگز نہfalanWe will increase yousize artırmayacağızہم زیادہ دیں گے تم کوnazīdakumexceptbaşka bir şeyمگرillā(in) punishmentazabdanعذابʿadhāban

30 "So taste [the penalty], and never will We increase you except in torment."

30 Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."

30 (Onlara): "Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız" (denir).

30 سو (اب) مزہ چکھو۔ ہم تم پر عذاب ہی بڑھاتے جائیں گے

30 اب چکھو مزہ، ہم تمہارے لیے عذاب کے سوا کسی چیز میں ہرگز اضافہ نہ کریں گے

Surah 78 / An-Naba / The Tidings سورة النبإ 583

سُورَةُ النبإ

An-Naba / The Tidings  ◆  Meccan · 40 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
About whathangi şeyden?کس چیز کے بارے میں ʿamma are they asking one anotherbirbirlerine soruyorlarوہ ایک دوسرے سے سوال کر رہے ہیں yatasāalūna١ Abouthaberden (mi?)بارے میں ʿani the Newsاس خبر کے l-naba-i the Greatbüyükجو بڑی ہے l-ʿaẓīmi٢ (About) whichkiوہ جو alladhī theyonlarوہ hum (are) concerning itondaاس میں fīhi (in) disagreementayrılığa düşmektedirlerاختلاف کر رہے ہیں mukh'talifūna٣
Nayhayırہرگز نہیں kallā (soon) they will knowyakında bileceklerعنقریب وہ جان لیں گے sayaʿlamūna٤ Thensonraپھر thumma Nayhayırہرگز نہیں kallā (soon) they will knowyakında bileceklerعنقریب وہ جان لیں گے sayaʿlamūna٥ Have notyapmadık mı?کیا نہیں alam We madeہم نے بنایا najʿali the eartharzıزمین کو l-arḍa a resting placebir beşikفرش mihādan٦
And the mountainsve dağlarıاور پہاڑوں کو wal-jibāla (as) pegsbirer kazıkمیخیں awtādan٧ And We created youve sizi yarattıkاور پیدا کیا ہم نے تم کو wakhalaqnākum (in) pairsçift çiftجوڑوں کی شکل میں azwājan٨ And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نے wajaʿalnā your sleepuykunuzuتمہاری نیند کو nawmakum (for) restdinlenmeآرام کا ذریعہ subātan
٩ And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نے wajaʿalnā the nightgeceyiرات کو al-layla (as) coveringbir giysiلباس/ پردہ پوش libāsan١٠ And We madeve yaptıkاور بنایا ہم نے wajaʿalnā the daygündüzüدن کو l-nahāra (for) livelihoodgeçim zamanıمعاش کا وقت/ کام کا وقت maʿāshan١١ And We constructedve bina ettikاور بنائے ہم نے wabanaynā
over youüstünüzdeتمہارے اوپر fawqakum sevenyedi (gök)سات sabʿan strongsağlamمضبوط/ سخت shidādan١٢ And We placedve yarattıkاور بنایا ہم نے wajaʿalnā a lampbir lambaسورج sirājan burningparıl parıl parlayanروشن ہونے والا wahhājan١٣ And We sent downve indirdikاور نازل کیا ہم نے wa-anzalnā
fromsıkışan(bulut)lardanسے mina the rain cloudsبادلوں l-muʿ'ṣirāti watersuپانی māan pouring abundantlyşarıl şarılبکثرت thajjājan١٤ That We may bring forthçıkaralım diyeتاکہ ہم نکالیں linukh'rija therebyonunlaاس کے ساتھ bihi graindane(ler)غلہ ḥabban and vegetationve bitki(ler)اور نباتات wanabātan١٥ And gardensve bahçelerاور باغات wajannātin
(of) thick foliagebirbirine sarmaş dolaşلپٹے ہوئے/گھنے alfāfan١٦ Indeedmuhakkak kiبیشک inna (the) Daygünüدن yawma (of) the Judgmenthükümفیصلے کا l-faṣli isbelirlenmiş bir vakittirہے kāna an appointed timeمقرر mīqātan١٧ (The) Dayo günجس دن yawma (in which) shall be blownüflenirپھونک مار دی جائے گی yunfakhu inSur'aمیں the trumpetصور l-ṣūri
and you will come forthgelirsinizتو تم آؤ گے fatatūna (in) crowdsbölük bölükفوج در فوج afwājan١٨ And is openedve açılmıştırاور کھول دیا جائے گا wafutiḥati the heavengökآسمان l-samāu and becomesve olmuşturتو ہوجائے گا fakānat gatewayskapı kapıدروازے، دروازے abwāban١٩ And are movedve yürütülmüştürاور چلا دیئے جائیں گے wasuyyirati
the mountainsdağlarپہاڑ l-jibālu and becomeolmuşturتو ہوں گے وہ fakānat a miragebir serabسراب sarāban٢٠ Indeedşüphesizبیشک inna Hellcehennemجہنم jahannama isolmuşturہے kānat lying in waitgözetleme yeriایک گھات mir'ṣādan٢١ For the transgressorsazgınlarınسرکشوں کے لئے lilṭṭāghīna
a place of returnvaracağı yerdirٹھکانہ ہے maāban٢٢ (They will) be remainingkalacaklardırہمیشہ رہنے والے ہیں lābithīna thereinoradaاس میں fīhā (for) agesçağlar boyuمدتوں aḥqāban٢٣ Nottadmazlarنہ they will tasteوہ چکھیں گے yadhūqūna thereinoradaاس میں fīhā coolnessbir serinlikکوئی ٹھنڈک bardan and notve ne deاور نہ walā any drinkiçilecek bir şeyپینے کی چیز sharāban
٢٤ Exceptyalnız (içerler)مگر illā scalding waterkaynar suکھولتا ḥamīman and purulenceve irinاور بہتی پیپ waghassāqan٢٥ A recompensebir ceza olarakبدلہ ہے jazāan appropriateuygunپورا پورا wifāqan٢٦ Indeed, theyçünkü onlarبیشک وہ innahum wereidilerوہ تھے kānū
notummuyor(lar)نہ expectingامید رکھتے تھے yarjūna an accountbir hesapحساب کی ḥisāban٢٧ And they deniedve yalanlamışlardıاور انہوں نے جھٹلایا wakadhabū Our Signsayetlerimiziہماری آیات کو biāyātinā (with) denialtekzib ileجھٹلانا kidhāban٢٨ And everyve herاور ہر wakulla thingşeyiچیز کو shayin
We have enumerated itsaymıştıkشمار کر رکھا ہے ہم نے اس کو/ گھیر رکھا ہے ہم نے اس کو aḥṣaynāhu (in) a Bookyazmıştıkکتاب میں kitāban٢٩ So tasteşimdi tadınپس چکھو fadhūqū and neverartık aslaپس ہرگز نہ falan We will increase yousize artırmayacağızہم زیادہ دیں گے تم کو nazīdakum exceptbaşka bir şeyمگر illā (in) punishmentazabdanعذاب ʿadhāban٣٠
٥٨٣
‹ 581page 582 of the printed Mushaf583 ›