إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا ٣١

Indeedşüphesizبیشکinnafor the righteousmuttakiler için vardırمتقی لوگوں کے لئےlil'muttaqīna(is) successbaşarı ödülüکامیابی ہےmafāzan

31 Indeed, for the righteous is attainment -

31 Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

31 Kuşkusuz takva sahipleri için bir kurtuluş var.

31 بے شک پرہیز گاروں کے لیے کامیابی ہے

31 یقیناً متّقیوں 1 کے لیے کامرانی کا ایک مقام ہے

حَدَآئِقَ وَأَعۡنَـٰبًا ٣٢

Gardensbahçelerباغات ہیںḥadāiqaand grapevinesve bağlarاور انگور ہیںwa-aʿnāban

32 Gardens and grapevines

32 Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

32 Bahçeler var, bağlar var.

32 (یعنی) باغ اور انگور

32 باغ اور انگور

وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابًا ٣٣

And splendid companionsve göğüsleri tomurcuklanmışاور نوخیز لڑکیاںwakawāʿibawell-matchedyaşıt kızlarہم عمرatrāban

33 And full-breasted [companions] of equal age

33 Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

33 Memeleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar var.

33 اور ہم عمر نوجوان عورتیں

33 اور نوخیز ہم سن لڑکیاں، 1

وَكَأۡسًا دِهَاقًا ٣٤

And a cupve kadeh(ler)اور جامwakasanfulldoluچھلکتے ہوئے/ بھرے ہوئےdihāqan

34 And a full cup.

34 Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.

34 Dopdolu kadehler var.

34 اور شراب کے چھلکتے ہوئے گلاس

34 اور چھلکتے ہوئے جام

لَّا يَسۡمَعُونَ فِيهَا لَغۡوًا وَلَا كِذّٰبًا ٣٥

Notişitmezlerنہthey will hearوہ سنیں گےyasmaʿūnathereinoradaاس میںfīhāany vain talkboş sözکوئی لغو باتlaghwanand notve ne deاور نہwalāany falsehoodyalanکوئی جھوٹی باتkidhāban

35 No ill speech will they hear therein or any falsehood -

35 Orada boş ve yalan söz işitmezler.

35 Orada ne boş bir söz işitirler, ne de bir yalan.

35 وہاں نہ بیہودہ بات سنیں گے نہ جھوٹ (خرافات)

35 وہاں کوئی لغو اور جھُوٹی بات وہ نہ سُنیں گے۔ 1

جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا ٣٦

(As) a rewardbir karşılıkبدلہ ہےjazāanfromRabbindenسےminyour Lordتیرے رب کی طرف (سے)rabbikaa giftbir bağış olarakبدلہ/ بخششʿaṭāan(according to) accountyeterliبےحساب/ کفایت کرنے والیḥisāban

36 [As] reward from your Lord, [a generous] gift [made due by] account,

36 Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.

36 (Bunlar) Rabbinden yeterli bir bağış olarak (verilir).

36 یہ تمہارے پروردگار کی طرف سے صلہ ہے انعام کثیر

36 جزا ء اور کافی انعام 1 تمہارے ربّ کی طرف سے

رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَهُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابًا ٣٧

LordRabbiجو رب ہےrabbi(of) the heavensgöklerinآسمانوں کاl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کاwal-arḍiand whateverve bulunanlarınاور جوwamā(is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہےbaynahumāthe Most Graciousçok merhametliرحمنl-raḥmāninotgüçleri yetmezنہthey have powerمالک ہوں گےyamlikūnafrom HimO'nun huzurundaاس سےmin'hu(to) addresskonuşmayaبات کرنے کےkhiṭāban

37 [From] the Lord of the heavens and the earth and whatever is between them, the Most Merciful. They possess not from Him [authority for] speech.

37 O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.

37 O, göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Rahmân'dır. Hiç kimse ondan bir hitaba mâlik olamaz.

37 وہ جو آسمانوں اور زمین اور جو ان دونوں میں ہے سب کا مالک ہے بڑا مہربان کسی کو اس سے بات کرنے کا یارا نہیں ہوگا

37 اُس نہایت مہربان خدا کی طرف سے جو زمین اور آسمانوں کا اور ان کے درمیان کی ہر چیز کا مالک ہے جس کے سامنے کسی کو بولنے کا یارا نہیں۔1

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا ٣٨

(The) Dayo günجس دنyawmawill standdururlarقیام کریں گےyaqūmuthe SpiritRuhروح/ روح الامینl-rūḥuand the Angelsve meleklerاور فرشتےwal-malāikatu(in) rowssıra sıraصف در صفṣaffannotkonuşamazنہthey will speakکلام کرسکیں گے/ نہ بات کرسیں گےyatakallamūnaexceptdışındakilerمگرillā(one) who kimselerجس کوmanpermitsizin verdiğiاجازت دےadhina[for] himkendisineاس کے لئےlahuthe Most GraciousRahman'ınرحمنl-raḥmānuand he (will) sayve o da söylerاور وہ کہےwaqāla(what is) correctdoğruyuدرست باتṣawāban

38 The Day that the Spirit and the angels will stand in rows, they will not speak except for one whom the Most Merciful permits, and he will say what is correct.

38 Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.

38 O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler.

38 جس دن روح (الامین) اور فرشتے صف باندھ کر کھڑے ہوں گے تو کوئی بول نہ سکے گا مگر جس کو (خدائے رحمٰن) اجازت بخشے اور اس نے بات بھی درست کہی ہو

38 جس روز رُوح 1 اور ملائکہ صف بستہ کھڑے ہوں گے، کوئی نہ بولے گا سوائے اُس کے جسے رحمٰن اجازت دے اور جو ٹھیک بات کہے۔ 2

ذٰلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔـابًا ٣٩

Thatişte buیہ ہےdhālika(is) the Daygünüdürدنl-yawmuthe Truehakبرحقl-ḥaquSo whoeverartık kimseپس جو کوئیfamanwillsdileyenچاہےshāalet him taketutarبنالےittakhadhatowardsvaranطرفilāhis LordRabbineاپنے رب کیrabbihia returnbir yolٹھکانہmaāban

39 That is the True Day; so he who wills may take to his Lord a [way of] return.

39 İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.

39 İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

39 یہ دن برحق ہے۔ پس جو شخص چاہے اپنے پروردگار کے پاس ٹھکانہ بنا ئے

39 وہ دن برحق ہے، اب جس کا جی چاہے اپنے رب کی طرف پلٹنے کا راستہ اختیار کر لے

إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابًا قَرِيبًا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرٰبَۢا ٤٠

Indeed Weelbette bizبیشک ہم نےinnā[We] have warned yousiz uyardıkخبردار کیا ہم نے تم کوandharnākum(of) a punishmentbir azab ileعذاب سےʿadhābannearyakınقریبیqarīban(the) Dayo günجس دنyawmawill seebakarدیکھے گاyanẓuruthe mankişiانسانl-maruwhatişlereجوhave sent forthöne sürdüğüآگے بھیجاqaddamathis handsellerininاس کے دونوں ہاتھوں نےyadāhuand will sayve derاور کہے گاwayaqūluthe disbelieverkafirکافرl-kāfiruO I wishey keşkeاے کاش کہ میںyālaytanīI wereben olsaydımمیں ہوتاkuntudusttoprakمٹی/خاکturāban

40 Indeed, We have warned you of a near punishment on the Day when a man will observe what his hands have put forth and the disbeliever will say, "Oh, I wish that I were dust!"

40 Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.

40 Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım."

40 ہم نے تم کو عذاب سے جو عنقریب آنے والا ہے آگاہ کر دیا ہے جس دن ہر شخص ان (اعمال) کو جو اس نے آگے بھیجے ہوں گے دیکھ لے گا اور کافر کہے گا کہ اے کاش میں مٹی ہوتا

40 ہم نے تم لوگوں کو اُس عذاب سے ڈرا دیا ہے جو قریب آلگا ہے۔ 1 جس روز آدمی وہ سب کچھ دیکھ لے گا جو اس کے ہاتھوں نے آگے بھیجا ہے ، اور کافر پکار اُٹھے گا کہ کاش میں خاک ہوتا۔ 2

●●●●●●

سُورَةُ النازعات

An-Nazi'at / Those who drag forth

Meccan  ◆  46 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ غَرۡقًا ١

By those who extractandolsun söküp çıkaranlaraقسم ہے ان فرشتوں کی جو کھینچنے والے ہیںwal-nāziʿātiviolentlyşiddetleغرق ہوکر/ ڈوب کرgharqan

1 By those [angels] who extract with violence

1 Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,

1 Andolsun şiddetle çekip çıkaranlara,

1 ان (فرشتوں) کی قسم جو ڈوب کر کھینچ لیتے ہیں

1 قسم ہے اُن (فرشتوں کی) جو ڈوب کر کھینچتے ہیں

وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ نَشۡطًا ٢

And those who draw outve çekip alanlaraقسم ہے ان فرشتوں کی جو آسانی سے نکالنے والے ہیںwal-nāshiṭātigentlyusulcaنکال لیناnashṭan

2 And [by] those who remove with ease

2 Canları kolaylıkla alanlara and olsun,

2 Usulcacık çekenlere,

2 اور ان کی جو آسانی سے کھول دیتے ہیں

2 اور آہستگی سے نکال لے جاتے ہیں

وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ سَبۡحًا ٣

And those who glideyüzüp gidenlereقسم ہے ان فرشتوں کی جو تیرنے والے ہیںwal-sābiḥātiswimmingyüzerekتیرناsabḥan

3 And [by] those who glide [as if] swimming

3 Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,

3 Yüzüp yüzüp gidenlere,

3 اور ان کی جو تیرتے پھرتے ہیں

3 اور (اُن فرشتوں کی جو کائنات میں) تیزی سے تیرتے پھرتے ہیں

فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ سَبۡقًا ٤

And those who race each otheryarışıp geçenlereپھر آگے بڑھنے والوں کی/ سبقت کرنے والوں کیfal-sābiqāti(in) a raceyarışarakسبقت کرنا/ آگے بڑھناsabqan

4 And those who race each other in a race

4 Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

4 Yarışıp geçenlere,

4 پھر لپک کر آگے بڑھتے ہیں

4 پھر (حکم بجا لانے میں) سبقت کرتے ہیں

فَٱلۡمُدَبِّرٰتِ أَمۡرًا ٥

And those who arrangederken düzenleyenlereپھر تدبیر کرنے والوں کیfal-mudabirāti(the) matterişiکام میں/ کام کیamran

5 And those who arrange [each] matter,

5 Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun

5 Derken bir iş çevirenlere kasem olsun (ki kıyamet var).

5 پھر (دنیا کے) کاموں کا انتظام کرتے ہیں

5 پھر (احکامِ الٰہی کے مطابق)معاملات کا انتظام چلاتے ہیں۔ 1

يَوۡمَ تَرۡجُفُ ٱلرَّاجِفَةُ ٦

(The) Dayo günجس دنyawmawill quakesarsarکانپے گیtarjufuthe quaking oneo sarsıntıکانپنے والیl-rājifatu

6 On the Day the blast [of the Horn] will convulse [creation],

6 O gün bir sarsıntı sarsar.

6 O gün deprem sarsar,

6 (کہ وہ دن آ کر رہے گا) جس دن زمین کو بھونچال آئے گا

6 جس روز ہلا مارے گا زلزلے کا جھٹکا

تَتۡبَعُهَا ٱلرَّادِفَةُ ٧

Follows ittakip ederپیچھے آئے گی اس کےtatbaʿuhāthe subsequentardından (başka gürültü)پیچھے آنے والیl-rādifatu

7 There will follow it the subsequent [one].

7 Peşinden bir diğeri gelir.

7 Onu ikinci bir sarsıntı izler.

7 پھر اس کے پیچھے اور (بھونچال) آئے گا

7 اور اس کے پیچھے ایک اور جھٹکا پڑے گا، 1

قُلُوبٌ يَوۡمَئِذٍ وَاجِفَةٌ ٨

Heartsyüreklerکچھ دلqulūbunthat Dayo günاس دنyawma-idhinwill palpitateçarparدھڑکنے والے ہیں/ ہوں گےwājifatun

8 Hearts, that Day, will tremble,

8 O gün kalbler titrer.

8 Yürekler vardır, o gün kaygıdan hoplar.

8 اس دن (لوگوں) کے دل خائف ہو رہے ہوں گے

8 کچھ دل ہوں گے جو اُس روز خوف سے کانپ رہے ہوں گے، 1

أَبۡصَـٰرُهَا خَـٰشِعَةٌ ٩

Their eyesgözleriنگاہیں ان کیabṣāruhāhumbled(korkudan) aşağı kayarدبی ہوئی ہوں گی/ سہمی ہوئی ہوں گیkhāshiʿatun

9 Their eyes humbled.

9 İnsanların gözleri yere döner.

9 Gözler kalkmaz saygıdan.

9 اور آنکھیں جھکی ہوئی

9 نگاہیں اُن کی سہمی ہوئی ہوں گی

يَقُولُونَ أَءِنَّا لَمَرۡدُودُونَ فِى ٱلۡحَافِرَةِ ١٠

They saydiyorlar kiکہتے ہیںyaqūlūnaWill webiz yineکیا بیشک ہمa-innāindeed be returneddöndürülecek (miyiz?)البتہ پھیرے جانے والے ہیںlamardūdūnatoeski halimizeمیںthe former stateپہلی حالت ( میں)l-ḥāfirati

10 They are [presently] saying, "Will we indeed be returned to [our] former state [of life]?

10 Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"

10 Diyorlar ki: "Biz tekrar eski halimize mi döndürülecekmişiz?

10 (کافر) کہتے ہیں کیا ہم الٹے پاؤں پھر لوٹ جائیں گے

10 یہ لوگ کہتے ہیں "کیا واقعی ہم پلٹا کر پھر واپس لائے جائیں گے؟

أَءِذَا كُنَّا عِظَـٰمًا نَّخِرَةً ١١

What! Whensonra ha?کیا جبa-idhāwe arebiz olduktanہوں گے ہمkunnāboneskemiklerہڈیاںʿiẓāmandecayedçürümüşبوسیدہnakhiratan

11 Even if we should be decayed bones?

11 "Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"

11 "Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"

11 بھلا جب ہم کھوکھلی ہڈیاں ہو جائیں گے (تو پھر زندہ کئے جائیں گے)

11 کیا جب ہم کھوکھلی بوسیدہ ہڈیاں بن چکے ہوں گے؟"

قَالُواۡ تِلۡكَ إِذًا كَرَّةٌ خَاسِرَةٌ ١٢

They saydedilerانہوں نے کہاqālūThisbuیہtil'kathenöyle iseتبidhan(would be) a returnbir dönüştürواپسی ہےkarratunlosingziyanlıگھاٹے کی/ خسارے کیkhāsiratun

12 They say, "That, then, would be a losing return."

12 Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."

12 "Öyleyse bu çok zararlı bir dönüştür." dediler.

12 کہتے ہیں کہ یہ لوٹنا تو( موجب) زیاں ہے

12 کہنے لگے”یہ واپسی تو پھر بڑے گھاٹے کی ہوگی!“ 1

فَإِنَّمَا هِىَ زَجۡرَةٌ وٰحِدَةٌ ١٣

Then onlyhalbukiتو بیشکfa-innamāitOوہhiya(will be) a shouthaykırıştırایک ڈانٹ ہےzajratunsinglebir tekبس ایک ہیwāḥidatun

13 Indeed, it will be but one shout,

13 Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.

13 Fakat o bir tek haykırıştır.

13 وہ تو صرف ایک ڈانٹ ہوگی

13 حالانکہ یہ بس اتنا کام ہے کہ ایک زور کی ڈانٹ پڑے گی

فَإِذَا هُم بِٱلسَّاهِرَةِ ١٤

And beholdhemenتو اچانکfa-idhāTheyonlarوہhum(will be) awakeneduyanıklık alanındadırlarمیدان میں ہوں گےbil-sāhirati

14 And suddenly they will be [alert] upon the earth's surface.

14 Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.

14 Bir de bakarsın hepsi meydandadır.

14 اس وقت وہ (سب) میدان (حشر) میں آ جمع ہوں گے

14 اور یکایک یہ کُھلے میدان میں موجود ہوں گے۔ 1

هَلۡ أَتَـٰكَ حَدِيثُ مُوسَىٰٓ ١٥

Hassana geldimi?کیاhal(there) come to youآئی ہے تیرے پاسatāka(the) storyhaberiباتḥadīthu(of) MusaMusa'nınموسیٰ کیmūsā

15 Has there reached you the story of Moses? -

15 Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?

15 Musa'nın haberi sana geldi mi?

15 بھلا تم کو موسیٰ کی حکایت پہنچی ہے

15 1 کیا تمہیں مُوسیٰؑ کے قصّے کی خبر پہنچی ہے؟

Surah 79 / An-Nazi'at / Those who drag forth سورة النازعات 584
Indeedşüphesizبیشک inna for the righteousmuttakiler için vardırمتقی لوگوں کے لئے lil'muttaqīna (is) successbaşarı ödülüکامیابی ہے mafāzan٣١ Gardensbahçelerباغات ہیں ḥadāiqa and grapevinesve bağlarاور انگور ہیں wa-aʿnāban٣٢ And splendid companionsve göğüsleri tomurcuklanmışاور نوخیز لڑکیاں wakawāʿiba well-matchedyaşıt kızlarہم عمر atrāban٣٣ And a cupve kadeh(ler)اور جام wakasan
fulldoluچھلکتے ہوئے/ بھرے ہوئے dihāqan٣٤ Notişitmezlerنہ they will hearوہ سنیں گے yasmaʿūna thereinoradaاس میں fīhā any vain talkboş sözکوئی لغو بات laghwan and notve ne deاور نہ walā any falsehoodyalanکوئی جھوٹی بات kidhāban٣٥ (As) a rewardbir karşılıkبدلہ ہے jazāan fromRabbindenسے min your Lordتیرے رب کی طرف (سے) rabbika a giftbir bağış olarakبدلہ/ بخشش ʿaṭāan
(according to) accountyeterliبےحساب/ کفایت کرنے والی ḥisāban٣٦ LordRabbiجو رب ہے rabbi (of) the heavensgöklerinآسمانوں کا l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کا wal-arḍi and whateverve bulunanlarınاور جو wamā (is) between both of themikisi arasındaان دونوں کے درمیان ہے baynahumā the Most Graciousçok merhametliرحمن l-raḥmāni notgüçleri yetmezنہ they have powerمالک ہوں گے yamlikūna
from HimO'nun huzurundaاس سے min'hu (to) addresskonuşmayaبات کرنے کے khiṭāban٣٧ (The) Dayo günجس دن yawma will standdururlarقیام کریں گے yaqūmu the SpiritRuhروح/ روح الامین l-rūḥu and the Angelsve meleklerاور فرشتے wal-malāikatu (in) rowssıra sıraصف در صف ṣaffan notkonuşamazنہ they will speakکلام کرسکیں گے/ نہ بات کرسیں گے yatakallamūna
exceptdışındakilerمگر illā (one) who kimselerجس کو man permitsizin verdiğiاجازت دے adhina [for] himkendisineاس کے لئے lahu the Most GraciousRahman'ınرحمن l-raḥmānu and he (will) sayve o da söylerاور وہ کہے waqāla (what is) correctdoğruyuدرست بات ṣawāban٣٨ Thatişte buیہ ہے dhālika (is) the Daygünüdürدن l-yawmu the Truehakبرحق l-ḥaqu So whoeverartık kimseپس جو کوئی faman
willsdileyenچاہے shāa let him taketutarبنالے ittakhadha towardsvaranطرف ilā his LordRabbineاپنے رب کی rabbihi a returnbir yolٹھکانہ maāban٣٩ Indeed Weelbette bizبیشک ہم نے innā [We] have warned yousiz uyardıkخبردار کیا ہم نے تم کو andharnākum (of) a punishmentbir azab ileعذاب سے ʿadhāban nearyakınقریبی qarīban (the) Dayo günجس دن yawma
will seebakarدیکھے گا yanẓuru the mankişiانسان l-maru whatişlereجو have sent forthöne sürdüğüآگے بھیجا qaddamat his handsellerininاس کے دونوں ہاتھوں نے yadāhu and will sayve derاور کہے گا wayaqūlu the disbelieverkafirکافر l-kāfiru O I wishey keşkeاے کاش کہ میں yālaytanī I wereben olsaydımمیں ہوتا kuntu dusttoprakمٹی/خاک turāban٤٠

سُورَةُ النازعات

An-Nazi'at / Those who drag forth  ◆  Meccan · 46 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By those who extractandolsun söküp çıkaranlaraقسم ہے ان فرشتوں کی جو کھینچنے والے ہیں wal-nāziʿāti violentlyşiddetleغرق ہوکر/ ڈوب کر gharqan١ And those who draw outve çekip alanlaraقسم ہے ان فرشتوں کی جو آسانی سے نکالنے والے ہیں wal-nāshiṭāti gentlyusulcaنکال لینا nashṭan٢ And those who glideyüzüp gidenlereقسم ہے ان فرشتوں کی جو تیرنے والے ہیں wal-sābiḥāti swimmingyüzerekتیرنا sabḥan
٣ And those who race each otheryarışıp geçenlereپھر آگے بڑھنے والوں کی/ سبقت کرنے والوں کی fal-sābiqāti (in) a raceyarışarakسبقت کرنا/ آگے بڑھنا sabqan٤ And those who arrangederken düzenleyenlereپھر تدبیر کرنے والوں کی fal-mudabirāti (the) matterişiکام میں/ کام کی amran٥ (The) Dayo günجس دن yawma will quakesarsarکانپے گی tarjufu the quaking oneo sarsıntıکانپنے والی l-rājifatu
٦ Follows ittakip ederپیچھے آئے گی اس کے tatbaʿuhā the subsequentardından (başka gürültü)پیچھے آنے والی l-rādifatu٧ Heartsyüreklerکچھ دل qulūbun that Dayo günاس دن yawma-idhin will palpitateçarparدھڑکنے والے ہیں/ ہوں گے wājifatun٨ Their eyesgözleriنگاہیں ان کی abṣāruhā
humbled(korkudan) aşağı kayarدبی ہوئی ہوں گی/ سہمی ہوئی ہوں گی khāshiʿatun٩ They saydiyorlar kiکہتے ہیں yaqūlūna Will webiz yineکیا بیشک ہم a-innā indeed be returneddöndürülecek (miyiz?)البتہ پھیرے جانے والے ہیں lamardūdūna toeski halimizeمیں the former stateپہلی حالت ( میں) l-ḥāfirati١٠ What! Whensonra ha?کیا جب a-idhā we arebiz olduktanہوں گے ہم kunnā
boneskemiklerہڈیاں ʿiẓāman decayedçürümüşبوسیدہ nakhiratan١١ They saydedilerانہوں نے کہا qālū Thisbuیہ til'ka thenöyle iseتب idhan (would be) a returnbir dönüştürواپسی ہے karratun losingziyanlıگھاٹے کی/ خسارے کی khāsiratun١٢ Then onlyhalbukiتو بیشک fa-innamā itOوہ hiya (will be) a shouthaykırıştırایک ڈانٹ ہے zajratun
singlebir tekبس ایک ہی wāḥidatun١٣ And beholdhemenتو اچانک fa-idhā Theyonlarوہ hum (will be) awakeneduyanıklık alanındadırlarمیدان میں ہوں گے bil-sāhirati١٤ Hassana geldimi?کیا hal (there) come to youآئی ہے تیرے پاس atāka (the) storyhaberiبات ḥadīthu (of) MusaMusa'nınموسیٰ کی mūsā١٥
٥٨٤
‹ 582page 583 of the printed Mushaf584 ›