إِذۡ نَادَىٰهُ رَبُّهُۥ بِٱلۡوَادِ ٱلۡمُقَدَّسِ طُوًى ١٦

Whenhaniجبidhcalled himona seslenmiştiپکارا اس کوnādāhuhis LordRabbiاس کے رب نےrabbuhuin the valleyvadi'deوادی میںbil-wādithe sacredkutsalمقدسl-muqadasi(of) TuwaTuva'daطویٰ کیṭuwan

16 When his Lord called to him in the sacred valley of Tuwa,

16 Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:

16 Hani Rabbi ona kutsal vaadi Tuva'da seslenmişti:

16 جب اُن کے پروردگار نے ان کو پاک میدان (یعنی) طویٰ میں پکارا

16 جب اس کے ربّ نے اُسے طُویٰ کی مقدّس وادی 1 میں پُکارا تھا

ٱذۡهَبۡ إِلَىٰ فِرۡعَوۡنَ إِنَّهُۥ طَغَىٰ ١٧

Gogitجاؤidh'habtoFir'avn'aطرفilāFiraunفرعون کےfir'ʿawnaIndeed, heçünkü oبیشک وہinnahu(has) transgressedazdıسرکش ہوگیا ہےṭaghā

17 "Go to Pharaoh. Indeed, he has transgressed.

17 "Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."

17 "Haydi, demişti, git Firavun'a, çünkü o çok azdı."

17 (اور حکم دیا) کہ فرعون کے پاس جاؤ وہ سرکش ہو رہا ہے

17 کہ "فرعون کے پاس جا، وہ سرکش ہو گیا ہے

فَقُلۡ هَل لَّكَ إِلَىٰٓ أَن تَزَكَّىٰ ١٨

And sayde kiپس کہوfaqulWouldistermisin?کیاhal[for] youتیرے لئے ہےlaka[to]arınmayıطرف اس بات کےilā[that]کہanpurify yourselfتو پاکیزگی اختیار کرےtazakkā

18 And say to him, 'Would you [be willing to] purify yourself

18 "Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"

18 De ki: İster misin arınasın?

18 اور (اس سے) کہو کہ کیا تو چاہتا ہے کہ پاک ہو جائے؟

18 اور اس سے کہہ کیا تو اِس کے لیے تیار ہے کہ پاکیزگی اختیار کرے

وَأَهۡدِيَكَ إِلَىٰ رَبِّكَ فَتَخۡشَىٰ ١٩

And I will guide youve seni ileteyimاور میں رہنمائی کروں تیریwa-ahdiyakatoRabbineطرفilāyour Lordتیرے رب کیrabbikaso you would fearO'ndan korkasınتاکہ تو ڈرےfatakhshā

19 And let me guide you to your Lord so you would fear [Him]?'"

19 "Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."

19 Seni Rabbinin yoluna ileteyim de ondan korkasın.

19 اور میں تجھے تیرے پروردگار کا رستہ بتاؤں تاکہ تجھ کو خوف (پیدا) ہو

19 اور میں تیرے ربّ کی طرف تیری رہنمائی کروں تو (اُس کا)خوف تیرے اندر پیدا ہو؟“ 1

فَأَرَىٰهُ ٱلۡأَيَةَ ٱلۡكُبۡرَىٰ ٢٠

Then he showed himsonra ona gösterdiپس دکھائی اس کوfa-arāhuthe signmu'cizeyiنشانیl-āyatathe greatbüyükبہت بڑیl-kub'rā

20 And he showed him the greatest sign,

20 Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.

20 Musa Firavun'a o büyük mucizeyi gösterdi.

20 غرض انہوں نے اس کو بڑی نشانی دکھائی

20 پھر موسیٰؑ نے (فرعون کے پاس جا کر)اُس کی بڑی نشانی دکھائی، 1

فَكَذَّبَ وَعَصَىٰ ٢١

But he deniedfakat o yalanladıتو اس نے جھٹلادیاfakadhabaand disobeyedve karşı geldiاور نافرمانی کیwaʿaṣā

21 But Pharaoh denied and disobeyed.

21 Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.

21 Fakat Firavun yalanladı, karşı geldi.

21 مگر اس نے جھٹلایا اور نہ مانا

21 مگر اُس نے جھٹلا دیا اور نہ مانا

ثُمَّ أَدۡبَرَ يَسۡعَىٰ ٢٢

Thensonraپھرthummahe turned his backsırtını döndüاس نے پیٹھ پھیریadbarastrivingçalışmağa koyulduدوڑتے ہوئےyasʿā

22 Then he turned his back, striving.

22 Geri dönüp yürüdü.

22 Sonra koşarak dönüp gitti.

22 پھر لوٹ گیا اور تدبیریں کرنے لگا

22 پھر چالبازیاں کرنے کے لیے پلٹا 1

فَحَشَرَ فَنَادَىٰ ٢٣

And he gatheredtopladıپھر اس نے اکٹھا کیاfaḥasharaand called outve bağırdıپھر پکاراfanādā

23 And he gathered [his people] and called out

23 Adamlarını toplayıp seslendi:

23 Derken adamlarını topladı da bağırdı:

23 اور (لوگوں کو) اکٹھا کیا اور پکارا

23 اور لوگوں کو جمع کر کے اس نے پکار کر کہا

فَقَالَ أَنَاۡ رَبُّكُمُ ٱلۡأَعۡلَىٰ ٢٤

Then he saidve dediپھر کہاfaqālaI ambenمیںanāyour Lordsizi Rabbinizimتمہارا رب ہوںrabbukumuthe Most Highen yüceسب سے اعلیٰ/ سب سے بڑاl-aʿlā

24 And said, "I am your most exalted lord."

24 "Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.

24 "Ben sizin en yüce Rabbinizim" dedi.

24 کہنے لگا کہ تمہارا سب سے بڑا مالک میں ہوں

24 میں تمہارا سب سے بڑا ربّ ہوں“ 1

فَأَخَذَهُ ٱللَّهُ نَكَالَ ٱلۡأَخِرَةِ وَٱلۡأُولَىٰٓ ٢٥

So seized himonu cezalandırdıتو پکڑ لیا اس کوfa-akhadhahuAllahاللہ نےl-lahu(with) an exemplary punishmentazabıyleعذاب میںnakāla(for) the lastsonunآخرت کے (عذاب میں(/ سزا میںl-ākhiratiand the firstve ilkinاور دنیا کےwal-ūlā

25 So Allah seized him in exemplary punishment for the last and the first [transgression].

25 Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.

25 Allah da onu tuttu, dünya ve ahiret azabıyla yakalayıverdi.

25 تو خدا نے اس کو دنیا اور آخرت (دونوں) کے عذاب میں پکڑ لیا

25 آخرکار اللہ نے اسے آخرت اور دنیا کے عذاب میں پکڑ لیا

إِنَّ فِى ذٰلِكَ لَعِبۡرَةً لِّمَن يَخۡشَىٰٓ ٢٦

Indeedşüphesizیقیناًinnainvardırمیںthatbundaاس (میں)dhālikasurely (is) a lessonelbette ibret(ler)البتہ عبرت ہےlaʿib'ratanfor whoeverkimseler içinواسطے اس کے جوlimanfearskorkacakڈرتا ہوyakhshā

26 Indeed in that is a warning for whoever would fear [Allah].

26 Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.

26 Kuşkusuz bunda, saygı duyacaklar için bir ibret vardır.

26 جو شخص (خدا سے) ڈر رکھتا ہے اس کے لیے اس (قصے) میں عبرت ہے

26 در حقیقت اِس میں بڑی عبرت ہے ہر اُس شخص کے لیے جو ڈرے۔  1

ءَأَنتُمۡ أَشَدُّ خَلۡقًا أَمِ ٱلسَّمَآءُ‌ۚ بَنَـٰهَا ٢٧

Are yousiz mi?کیا تمa-antuma more difficultdaha çetinsinizزیادہ سخت ہوashadducreationyaratılışçaتخلیق میںkhalqanoryoksaیاamithe heavengök (mü?)آسمانl-samāuHe constructed it(Allah) onu yaptıاس نے بنایا اس کوbanāhā

27 Are you a more difficult creation or is the heaven? Allah constructed it.

27 Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

27 Yaratılışça siz mi daha çetinsiniz, yoksa gök mü? Onu Allah bina etti.

27 بھلا تمہارا بنانا آسان ہے یا آسمان کا؟ اسی نے اس کو بنایا

27 1 کیا تم لوگوں کی تخلیق زیادہ سخت کام ہے یا آسمان کی؟ 2 اللہ نے اُس کو بنایا

رَفَعَ سَمۡكَهَا فَسَوَّىٰهَا ٢٨

He raisedyükselttiاٹھایاrafaʿaits ceilingkalınlığınıاس کی بلندی کوsamkahāand proportioned itonu düzenlediپھر درست کردیا اس کوfasawwāhā

28 He raised its ceiling and proportioned it.

28 Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.

28 Tavanını yükseltti, onu bir düzene koydu.

28 اس کی چھت کو اونچا کیا اور پھر اسے برابر کر دیا

28 اُس کی چھت خوب اونچی اٹھائی پھر اُس کا توازن قائم کیا

وَأَغۡطَشَ لَيۡلَهَا وَأَخۡرَجَ ضُحَـٰهَا ٢٩

And He darkenedörtüp kararttıاور ڈھانک دیاwa-aghṭashaits nightgecesiniاس کی رات کوlaylahāand brought outve açığa çıkardıاور نکالاwa-akhrajaits brightnesskuşluğunuاس کی دھوپ کو/ اس کے دن کو/ اگلا پہرḍuḥāhā

29 And He darkened its night and extracted its brightness.

29 Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.

29 Gecesini kararttı, kuşluğunu çıkardı.

29 اور اسی نے رات کو تاریک بنایا اور (دن کو) دھوپ نکالی

29 اور اُس کی رات ڈھانکی اور اُس کا دن نکالا۔ 1

وَٱلۡأَرۡضَ بَعۡدَ ذٰلِكَ دَحَـٰهَآ ٣٠

And the earthve yeriاور زمین کوwal-arḍaaftersonra daبعدbaʿdathatbundanاس کےdhālikaHe spread ityayıp yuvarlattıاس نے بچھا دیاdaḥāhā

30 And after that He spread the earth.

30 Ardından yeri düzenlemiştir.

30 Bundan sonra da yeryüzünü döşedi.

30 اور اس کے بعد زمین کو پھیلا دیا

30 اِس کے بعد زمین کو اس نے بچھایا، 1

أَخۡرَجَ مِنۡهَا مَآءَهَا وَمَرۡعَـٰهَا ٣١

He brought forthçıkardıاس نے نکالاakhrajafrom itondanاس سےmin'hāits watersuyunuاس کا پانیmāahāand its pastureve otlağınıاور اس کا چارہwamarʿāhā

31 He extracted from it its water and its pasture,

31 Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.

31 Ondan suyunu ve otlağını çıkardı.

31 اسی نے اس میں سے اس کا پانی نکالا اور چارا اگایا

31 اُس کے اندر اُس کا پانی اور چارہ نکالا،1

وَٱلۡجِبَالَ أَرۡسَـٰهَا ٣٢

And the mountainsve dağlarıاور پہاڑوں کوwal-jibālaHe made them firmoturttuاس نے گاڑ دیا ان کوarsāhā

32 And the mountains He set firmly

32 Dağları yerleştirmiştir.

32 Dağlarını oturttu.

32 اور اس پر پہاڑوں کابوجھ رکھ دیا

32 اور پہاڑ اس میں گاڑ دیے

مَتَـٰعًا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ ٣٣

(As) a provision(bunlar) geçimidirفائدے کی چیزیں/ فائدے کا سامانmatāʿanfor yousizin içinواسطے تمہارےlakumand for your cattleve hayvanlarınız içinاور تمہارے مویشیوں کے لئےwali-anʿāmikum

33 As provision for you and your grazing livestock.

33 Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.

33 Sizin ve hayvanlarınızın geçimi için.

33 یہ سب کچھ تمہارے اور تمہارے چارپایوں کے فائدے کے لیے (کیا )

33 سامانِ زیست کے طور پر تمہارے لیے اور تمہارے مویشیوں کے لیے۔ 1

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلطَّآمَّةُ ٱلۡكُبۡرَىٰ ٣٤

But whenzamanپھر جبfa-idhācomesgeldiğiآجائے گیjāatithe Overwhelming Calamityherşeyi bastıran o felaketآفتl-ṭāmatuthe greatbüyükبڑیl-kub'rā

34 But when there comes the greatest Overwhelming Calamity -

34 Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

34 Fakat o her şeyi bastıran büyük felaket geldiği vakit,

34 تو جب بڑی آفت آئے گی

34 پھر جب وہ ہنگامہٴِ عظیم برپا ہوگا،1

يَوۡمَ يَتَذَكَّرُ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا سَعَىٰ ٣٥

(The) Dayo günاس دنyawmawill rememberhatırlarیاد کرے گاyatadhakkarumaninsanانسانl-insānuwhatneyeجوhe strove (for)çalıştığınıاس نے کوشش کیsaʿā

35 The Day when man will remember that for which he strove,

35 Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.

35 O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün,

35 اس دن انسان اپنے کاموں کو یاد کرے گا

35 جس روز انسان اپنا سب کیا دھرا یاد کرے گا، 1

وَبُرِّزَتِ ٱلۡجَحِيمُ لِمَن يَرَىٰ ٣٦

And will be made manifestve ortaya çıkarılmıştırاور کھول دی جائے گی/ ظاہر کردی جائے گیwaburrizatithe Hellfirecehennemجہنمl-jaḥīmuto (him) whokimseler içinواسطے اس کے جوlimanseesgörenدیکھتا ہوyarā

36 And Hellfire will be exposed for [all] those who see -

36 Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.

36 Gören kimseler için cehennem hortlatıldığı vakit,

36 اور دوزخ دیکھنے والے کے سامنے نکال کر رکھ دی جائے گی

36 اور ہر دیکھنے والے کے سامنے دوزخ کھول کر رکھ دی جائے گی

فَأَمَّا مَن طَغَىٰ ٣٧

Then as forartıkتو رہاfa-ammā(him) whokimوہ جس نےmantransgressedazmışsaسرکشی کیṭaghā

37 So as for he who transgressed

37 İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

37 Artık her kim azgınlık etmiş,

37 تو جس نے سرکشی کی

37 تو جس نے سرکشی کی تھی

وَءَاثَرَ ٱلۡحَيَوٰةَ ٱلدُّنۡيَا ٣٨

And preferredve yeğlemişseاور ترجیح دیwaātharathe lifehayatınıزندگی کوl-ḥayata(of) the worlddünyaدنیا کیl-dun'yā

38 And preferred the life of the world,

38 İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

38 Ve dünya hayatını tercih etmişse,

38 اور دنیا کی زندگی کو مقدم سمجھا

38 اور دنیا کی زندگی کو ترجیح دی تھی

فَإِنَّ ٱلۡجَحِيمَ هِىَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ٣٩

Then indeedelbetteتو بیشکfa-innathe Hellfirecehennemdirجہنم ہیl-jaḥīmaitonunوہhiya(is) the refugebarınağıٹھکانہ ہوگیl-mawā

39 Then indeed, Hellfire will be [his] refuge.

39 İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.

39 Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

39 اس کا ٹھکانہ دوزخ ہے

39 دوزخ ہی اس کا ٹھکانا ہوگی

وَأَمَّا مَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ وَنَهَى ٱلنَّفۡسَ عَنِ ٱلۡهَوَىٰ ٤٠

But as foramaاور رہاwa-ammā(him) whokimوہ جوmanfearedkorkmuşsaڈراkhāfastandingdivanında durmaktanکھڑے ہونے سےmaqāma(before) his LordRabbininاپنے رب کے سامنےrabbihiand restrainedve men'etmişseاور روکا اس نےwanahāhis soulnefsi(ni)نفس کوl-nafsafrom0سےʿanithe vain desireskötü heves(ler)-خواہشات (سے)l-hawā

40 But as for he who feared the position of his Lord and prevented the soul from [unlawful] inclination,

40 Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

40 Kim de Rabbinin divanında durmaktan korkmuş, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

40 اور جو اپنے پروردگار کے سامنے کھڑے ہونے سے ڈرتا اور جی کو خواہشوں سے روکتا رہا

40 اور جس نے اپنے رب کے سامنے کھڑے ہونے کا خوف کیا تھا اور نفس کو بری خواہشات سے باز رکھا تھا

فَإِنَّ ٱلۡجَنَّةَ هِىَ ٱلۡمَأۡوَىٰ ٤١

Then indeedcennettirتو یقیناًfa-innaParadise جنت ہیl-janatait (is)onunوہhiyathe refugebarınağıٹھکانہ ہوگیl-mawā

41 Then indeed, Paradise will be [his] refuge.

41 Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.

41 Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

41 اس کا ٹھکانہ بہشت ہے

41 جنّت اس کا ٹھکانا ہوگی۔ 1

يَسۡــَٔلُونَكَ عَنِ ٱلسَّاعَةِ أَيَّانَ مُرۡسَـٰهَا ٤٢

They ask yousana soruyorlarوہ سوال کرتے ہیں آپ سےyasalūnakaaboutsa'attenبارے میںʿanithe Hourقیامت کےl-sāʿatiwhenne zaman?کب ہےayyāna(is) its arrivaldemir atacakٹھہرنا اس کاmur'sāhā

42 They ask you, [O Muhammad], about the Hour: when is its arrival?

42 Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.

42 Sana o kıyameti soruyorlar, ne zaman kopacak diye.

42 (اے پیغمبر، لوگ )تم سے قیامت کے بارے میں پوچھتے ہیں کہ اس کا وقوع کب ہو گا؟

42 یہ لوگ تم سے پوچھتے ہیں کہ”آخر وہ گھڑی کب آکر ٹھہرے گی؟“ 1

فِيمَ أَنتَ مِن ذِكۡرَىٰهَآ ٤٣

In whatne (bilirsin)?کس (فکر) میں ہیںfīma(are) yousenتوanta[of]onun söyleyesinسےmin(to) mention itاس کے ذکر سےdhik'rāhā

43 In what [position] are you that you should mention it?

43 Nerde senden onu anlatması?

43 Sen nerde, onu anlatmak nerde?!

43 سو تم اس کے ذکر سے کس فکر میں ہو

43 تمہارا کیا کام کہ اس کا وقت بتاؤ

إِلَىٰ رَبِّكَ مُنتَهَـٰهَآ ٤٤

Toaittirطرفilāyour LordRabbineتیرے رب کیrabbika(is) its finalityonun bilgisiاس کی انتہاء ہےmuntahāhā

44 To your Lord is its finality.

44 Onun bilgisi Rabbine aittir.

44 Onun son ilmi Rabbine aittir.

44 اس کا منتہا (یعنی واقع ہونے کا وقت) تمہارے پروردگار ہی کو (معلوم ہے)

44 اس کا علم تو اللہ پر ختم ہے

إِنَّمَآ أَنتَ مُنذِرُ مَن يَخۡشَـٰهَا ٤٥

Onlyancakبیشکinnamāyousenتوanta(are) a warneruyarıcısınخبردار کرنے والا ہےmundhiru(for him) whoolanlarıاس کو جوmanfears itondan korkacakڈرتا ہو اس سےyakhshāhā

45 You are only a warner for those who fear it.

45 Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.

45 Sen ancak ondan korkacak olanları uyarıcısın.

45 جو شخص اس سے ڈر رکھتا ہے تم تو اسی کو ڈر سنانے والے ہو

45 تم صرف خبردار کرنے والے ہو ہر اُس شخص کو جو اُس کا خوف کرے

كَأَنَّهُمۡ يَوۡمَ يَرَوۡنَهَا لَمۡ يَلۡبَثُوٓاۡ إِلَّا عَشِيَّةً أَوۡ ضُحَـٰهَا ٤٦

As though theyonlar sanki gibidirگویا کہ وہka-annahum(the) Daygünجس دنyawmathey see itonu gördükleriوہ دیکھ لیں گے اس کو ( تو کہیں گے گویا کہ)yarawnahānot(dünyada) kalmamışlarنہیںlamthey had remainedوہ ٹھہرےyalbathūexceptbaşkaمگرillāan eveningbir akşamdanشام کا وقتʿashiyyatanorveyaیاawa morning thereofonun kuşluk vaktindenاس کی صبحḍuḥāhā

46 It will be, on the Day they see it, as though they had not remained [in the world] except for an afternoon or a morning thereof.

46 Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.

46 Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler.

46 جب وہ اس کو دیکھیں گے (تو ایسا خیال کریں گے) کہ گویا( دنیا میں صرف) ایک شام یا صبح رہے تھے

46 جس 1 روز یہ لوگ اُسے دیکھ لیں گے تو انہیں یوں محسوس ہو گا کہ (یہ دنیا میں یا حالتِ موت میں) بس ایک دن کے پچھلے پہر یا اگلے پہر تک ٹھہرے ہیں۔2

Surah 79 / An-Nazi'at / Those who drag forth سورة النازعات 585
Whenhaniجب idh called himona seslenmiştiپکارا اس کو nādāhu his LordRabbiاس کے رب نے rabbuhu in the valleyvadi'deوادی میں bil-wādi the sacredkutsalمقدس l-muqadasi (of) TuwaTuva'daطویٰ کی ṭuwan١٦ Gogitجاؤ idh'hab toFir'avn'aطرف ilā Firaunفرعون کے fir'ʿawna Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu (has) transgressedazdıسرکش ہوگیا ہے ṭaghā١٧
And sayde kiپس کہو faqul Wouldistermisin?کیا hal [for] youتیرے لئے ہے laka [to]arınmayıطرف اس بات کے ilā [that]کہ an purify yourselfتو پاکیزگی اختیار کرے tazakkā١٨ And I will guide youve seni ileteyimاور میں رہنمائی کروں تیری wa-ahdiyaka toRabbineطرف ilā your Lordتیرے رب کی rabbika so you would fearO'ndan korkasınتاکہ تو ڈرے fatakhshā١٩ Then he showed himsonra ona gösterdiپس دکھائی اس کو fa-arāhu
the signmu'cizeyiنشانی l-āyata the greatbüyükبہت بڑی l-kub'rā٢٠ But he deniedfakat o yalanladıتو اس نے جھٹلادیا fakadhaba and disobeyedve karşı geldiاور نافرمانی کی waʿaṣā٢١ Thensonraپھر thumma he turned his backsırtını döndüاس نے پیٹھ پھیری adbara strivingçalışmağa koyulduدوڑتے ہوئے yasʿā٢٢ And he gatheredtopladıپھر اس نے اکٹھا کیا faḥashara
and called outve bağırdıپھر پکارا fanādā٢٣ Then he saidve dediپھر کہا faqāla I ambenمیں anā your Lordsizi Rabbinizimتمہارا رب ہوں rabbukumu the Most Highen yüceسب سے اعلیٰ/ سب سے بڑا l-aʿlā٢٤ So seized himonu cezalandırdıتو پکڑ لیا اس کو fa-akhadhahu Allahاللہ نے l-lahu (with) an exemplary punishmentazabıyleعذاب میں nakāla (for) the lastsonunآخرت کے (عذاب میں(/ سزا میں l-ākhirati and the firstve ilkinاور دنیا کے wal-ūlā
٢٥ Indeedşüphesizیقیناً inna invardırمیں thatbundaاس (میں) dhālika surely (is) a lessonelbette ibret(ler)البتہ عبرت ہے laʿib'ratan for whoeverkimseler içinواسطے اس کے جو liman fearskorkacakڈرتا ہو yakhshā٢٦ Are yousiz mi?کیا تم a-antum a more difficultdaha çetinsinizزیادہ سخت ہو ashaddu creationyaratılışçaتخلیق میں khalqan oryoksaیا ami the heavengök (mü?)آسمان l-samāu He constructed it(Allah) onu yaptıاس نے بنایا اس کو banāhā
٢٧ He raisedyükselttiاٹھایا rafaʿa its ceilingkalınlığınıاس کی بلندی کو samkahā and proportioned itonu düzenlediپھر درست کردیا اس کو fasawwāhā٢٨ And He darkenedörtüp kararttıاور ڈھانک دیا wa-aghṭasha its nightgecesiniاس کی رات کو laylahā and brought outve açığa çıkardıاور نکالا wa-akhraja its brightnesskuşluğunuاس کی دھوپ کو/ اس کے دن کو/ اگلا پہر ḍuḥāhā٢٩
And the earthve yeriاور زمین کو wal-arḍa aftersonra daبعد baʿda thatbundanاس کے dhālika He spread ityayıp yuvarlattıاس نے بچھا دیا daḥāhā٣٠ He brought forthçıkardıاس نے نکالا akhraja from itondanاس سے min'hā its watersuyunuاس کا پانی māahā and its pastureve otlağınıاور اس کا چارہ wamarʿāhā٣١
And the mountainsve dağlarıاور پہاڑوں کو wal-jibāla He made them firmoturttuاس نے گاڑ دیا ان کو arsāhā٣٢ (As) a provision(bunlar) geçimidirفائدے کی چیزیں/ فائدے کا سامان matāʿan for yousizin içinواسطے تمہارے lakum and for your cattleve hayvanlarınız içinاور تمہارے مویشیوں کے لئے wali-anʿāmikum٣٣ But whenzamanپھر جب fa-idhā comesgeldiğiآجائے گی jāati the Overwhelming Calamityherşeyi bastıran o felaketآفت l-ṭāmatu
the greatbüyükبڑی l-kub'rā٣٤ (The) Dayo günاس دن yawma will rememberhatırlarیاد کرے گا yatadhakkaru maninsanانسان l-insānu whatneyeجو he strove (for)çalıştığınıاس نے کوشش کی saʿā٣٥ And will be made manifestve ortaya çıkarılmıştırاور کھول دی جائے گی/ ظاہر کردی جائے گی waburrizati the Hellfirecehennemجہنم l-jaḥīmu
to (him) whokimseler içinواسطے اس کے جو liman seesgörenدیکھتا ہو yarā٣٦ Then as forartıkتو رہا fa-ammā (him) whokimوہ جس نے man transgressedazmışsaسرکشی کی ṭaghā٣٧ And preferredve yeğlemişseاور ترجیح دی waāthara the lifehayatınıزندگی کو l-ḥayata (of) the worlddünyaدنیا کی l-dun'yā٣٨ Then indeedelbetteتو بیشک fa-inna the Hellfirecehennemdirجہنم ہی l-jaḥīma
itonunوہ hiya (is) the refugebarınağıٹھکانہ ہوگی l-mawā٣٩ But as foramaاور رہا wa-ammā (him) whokimوہ جو man fearedkorkmuşsaڈرا khāfa standingdivanında durmaktanکھڑے ہونے سے maqāma (before) his LordRabbininاپنے رب کے سامنے rabbihi and restrainedve men'etmişseاور روکا اس نے wanahā his soulnefsi(ni)نفس کو l-nafsa from0سے ʿani the vain desireskötü heves(ler)-خواہشات (سے) l-hawā
٤٠ Then indeedcennettirتو یقیناً fa-inna Paradise جنت ہی l-janata it (is)onunوہ hiya the refugebarınağıٹھکانہ ہوگی l-mawā٤١ They ask yousana soruyorlarوہ سوال کرتے ہیں آپ سے yasalūnaka aboutsa'attenبارے میں ʿani the Hourقیامت کے l-sāʿati whenne zaman?کب ہے ayyāna (is) its arrivaldemir atacakٹھہرنا اس کا mur'sāhā
٤٢ In whatne (bilirsin)?کس (فکر) میں ہیں fīma (are) yousenتو anta [of]onun söyleyesinسے min (to) mention itاس کے ذکر سے dhik'rāhā٤٣ Toaittirطرف ilā your LordRabbineتیرے رب کی rabbika (is) its finalityonun bilgisiاس کی انتہاء ہے muntahāhā٤٤ Onlyancakبیشک innamā yousenتو anta (are) a warneruyarıcısınخبردار کرنے والا ہے mundhiru
(for him) whoolanlarıاس کو جو man fears itondan korkacakڈرتا ہو اس سے yakhshāhā٤٥ As though theyonlar sanki gibidirگویا کہ وہ ka-annahum (the) Daygünجس دن yawma they see itonu gördükleriوہ دیکھ لیں گے اس کو ( تو کہیں گے گویا کہ) yarawnahā not(dünyada) kalmamışlarنہیں lam they had remainedوہ ٹھہرے yalbathū exceptbaşkaمگر illā an eveningbir akşamdanشام کا وقت ʿashiyyatan orveyaیا aw a morning thereofonun kuşluk vaktindenاس کی صبح ḍuḥāhā٤٦
٥٨٥
‹ 583page 584 of the printed Mushaf585 ›