●●●●●●

سُورَةُ عبس

'Abasa / He Frowned

Meccan  ◆  42 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ ١

He frownedsurat astıترش رو ہواʿabasaand turned awayve döndüاور منہ موڑاwatawallā

1 The Prophet frowned and turned away

1 Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

1 (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

1 (محمد مصطفٰےﷺ) ترش رُو ہوئے اور منہ پھیر بیٹھے

1 ترش رو ہوا، اور بے رخی برتی

أَن جَآءَهُ ٱلۡأَعۡمَىٰ ٢

Becausediyeکہancame to himona geldiآیا اس کے پاسjāahuthe blind mankörاندھاl-aʿmā

2 Because there came to him the blind man, [interrupting].

2 Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.

2 Kendisine âmâ geldi, diye.

2 کہ ان کے پاس ایک نابینا آیا

2 اِس با ت پر کہ وہ اندھا اُس کے پاس آگیا۔1

وَمَا يُدۡرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ ٣

But whatve ne?اور کیا چیزwamāwould make you knowbilirsinبتائے تجھ کوyud'rīkathat he mightbelki oشاید کہ وہlaʿallahupurify himselfarınacaktırوہ سدھر جائے/ تزکیہ پائےyazzakkā

3 But what would make you perceive, [O Muhammad], that perhaps he might be purified

3 Ne bilirsin, belki de o arınacak;

3 Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

3 اور تم کو کیا خبر شاید وہ پاکیزگی حاصل کرتا

3 تمہیں کیا خبر، شاید وہ سدھر جائے

أَوۡ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكۡرَىٰٓ ٤

Oryahutیاawbe remindedöğüt dinleyecektirنصیحت پکڑےyadhakkaruso would benefit himve kendisine yarayacaktırتو فائدہ دے اس کوfatanfaʿahuthe reminderöğütنصیحتl-dhik'rā

4 Or be reminded and the remembrance would benefit him?

4 Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.

4 Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

4 یا سوچتا تو سمجھانا اسے فائدہ دیتا

4 یا نصیحت پر دھیان دے، اور نصیحت کرنا اس کے لیے نافع ہو؟

أَمَّا مَنِ ٱسۡتَغۡنَىٰ ٥

As foramaرہاammā(him) whokimse iseوہ جوmaniconsiders himself free from needkendisini muhtaç hissetmeyenبےپروائی کرتا ہےis'taghnā

5 As for he who thinks himself without need,

5 Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

5 Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

5 جو پروا نہیں کرتا

5 جو شخص بے پروائی برتتا ہے

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ ٦

So yousenتو آپfa-antato himonaاس کی طرفlahugive attentionyöneliyorsunمائل ہوتے ہیں/ فکر کرتے ہیںtaṣaddā

6 To him you give attention.

6 Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.

6 Sen ona yöneliyorsun.

6 اس کی طرف تو تم توجہ کرتے ہو

6 اس کی طرف تو تم توجہ کرتے ہو

وَمَا عَلَيۡكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ ٧

And notnedir?اور نہیںwamāupon yousana düşenآپ پر ذمہ داریʿalaykathat notonun arınmamasındanکہ نہallāhe purifies himselfوہ پاکیزگی اختیار کرے/ سدھرےyazzakkā

7 And not upon you [is any blame] if he will not be purified.

7 Arınmak istememesinden sana ne?

7 Onun temizlenmemesinden sana ne?

7 حالانکہ اگر وہ نہ سنورے تو تم پر کچھ (الزام) نہیں

7 حالانکہ اگر وہ نہ سدھرے تو تم پر اس کی کیا ذمہ داری ہے؟

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسۡعَىٰ ٨

But as forfakatاور رہاwa-ammā(he) whokimse iseجوmancame to yousana gelenآتا ہے آپ کے پاسjāakastrivingkoşarakدوڑتا ہواyasʿā

8 But as for he who came to you striving [for knowledge]

8 Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

8 Ama sana can atarak gelen,

8 اور جو تمہارے پاس دوڑتا ہوا آیا

8 اور جو خود تمہارے پاس دوڑا آتا ہے

وَهُوَ يَخۡشَىٰ ٩

While heve oاور وہwahuwafearssaygı duyarakڈرتا بھی ہےyakhshā

9 While he fears [Allah],

9 Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

9 Allah'tan korkarak gelmişken,

9 اور (خدا سے) ڈرتا ہے

9 اور وہ ڈر رہا ہوتا ہے

فَأَنتَ عَنۡهُ تَلَهَّىٰ ١٠

But yousenتو آپfa-antafrom himonunlaاس سےʿanhu(are) distractedilgilenmiyorsunبےرخی برتتے ہیںtalahhā

10 From him you are distracted.

10 Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.

10 Sen onunla ilgilenmiyorsun.

10 اس سے تم بےرخی کرتے ہو

10 اس سے تم بے رُخی برتتے ہو۔ 1

كَلَّآ إِنَّهَا تَذۡكِرَةٌ ١١

Nayhayırہرگز نہیںkallāIndeed, itelbette oبیشک وہinnahā(is) a reminderbir hatırlatmadırایک نصیحت ہےtadhkiratun

11 No! Indeed, these verses are a reminder;

11 Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.

11 Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

11 دیکھو یہ (قرآن) نصیحت ہے

11 ہر گز نہیں، 1 یہ تو ایک نصیحت ہے، 2

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ ١٢

So whosoeverkimseتو جوfamanwillsdileyenکوئی چاہےshāamay remember itonu düşünür öğüt alırیاد کرے اس کوdhakarahu

12 So whoever wills may remember it.

12 Dileyen onu öğüt kabul eder.

12 Artık dileyen onu düşünür.

12 پس جو چاہے اسے یاد رکھے

12 جس کا جی چاہے اِسے قبول کرے

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ ١٣

Iniçindedirمیںsheetssahifelerصحیفوںṣuḥufinhonoreddeğer verilenجو عزت دیئے گئے ہیں/ مکرم ہیں/ محترم ہیںmukarramatin

13 [It is recorded] in honored sheets,

13 O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

13 O, değerli sahifelerdedir.

13 قابل ادب ورقوں میں (لکھا ہوا)

13 یہ ایسے صحیفوں میں درج ہے جو مکرم ہیں

مَّرۡفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةِۭ ١٤

Exalted(saygı ile) yükseltilenبلند ہیںmarfūʿatinpurifiedtertemizپاکیزہ ہیںmuṭahharatin

14 Exalted and purified,

14 O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.

14 Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.

14 جو بلند مقام پر رکھے ہوئے (اور) پاک ہیں

14 بلند مرتبہ ہیں، پاکیزہ ہیں، 1

بِأَيۡدِى سَفَرَةٍ ١٥

In (the) handsellerindeہاتھوں میں ہیںbi-aydī(of) scribesyazıcılarınلکھنے والوں کےsafaratin

15 [Carried] by the hands of messenger-angels,

15 İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

15 Yazıcıların ellerindedir,

15 لکھنے والوں کے ہاتھوں میں

15 معزّز اور نیک کاتبوں 1 کے

كِرَامِۭ بَرَرَةٍ ١٦

Nobledeğerliمعزز ہیںkirāmindutifuliyilik sahibiجو نیک ہیںbararatin

16 Noble and dutiful.

16 İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.

16 Değerli, iyi yazıcıların.

16 جو سردار اور نیکو کار ہیں

16 ہاتھوں میں رہتے ہیں۔ 1

قُتِلَ ٱلۡإِنسَـٰنُ مَآ أَكۡفَرَهُۥ ١٧

Is destroyedkahrolasıمارا جائےqutila[the] maninsanانسانl-insānuhowne kadarکیاungrateful is henankördürسخت منکر ہےakfarahu

17 Cursed is man; how disbelieving is he.

17 Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!

17 O kahrolası insan, ne nankör şey.

17 انسان ہلاک ہو جائے کیسا ناشکرا ہے

17 لعنت ہو 1 انسان پر، 2 کیسا سخت مُنکرِ حق ہے یہ۔ 3

مِنۡ أَىِّ شَىۡءٍ خَلَقَهُۥ ١٨

Fromhangi-den?سےminwhathangiکسayyithingچیزshayinHe created himonu yarattıاس نے پیدا کیا اس کوkhalaqahu

18 From what substance did He create him?

18 Allah onu hangi şeyden yaratmış?

18 O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

18 اُسے (خدا نے) کس چیز سے بنایا؟

18 کس چیز سے اللہ نے اِسے پیدا کیا ہے؟

مِن نُّطۡفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ ١٩

Fromnutfe (sperm)denسےmina semen-dropایک نطفے (سے)nuṭ'fatinHe created himonu yarattıاس نے پیدا کیا اس کوkhalaqahuthen He proportioned himsonra ona biçim verdiپھر تقدیر مقرر کی اس کیfaqaddarahu

19 From a sperm-drop He created him and destined for him;

19 Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;

19 Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

19 نطفے سے بنایا پھر اس کا اندازہ مقرر کیا

19 نُطفہ کی ایک بُوند سے۔ 1 اللہ نے اِسے پیدا کیا، پھر اِس کی تقدیر مقرر کی، 2

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ ٢٠

Thensonraپھرthummathe wayyoluراستہl-sabīlaHe made easy for himona kolaylaştırdıاس نے آسان کیا اس کاyassarahu

20 Then He eased the way for him;

20 Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.

20 Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

20 پھر اس کے لیے رستہ آسان کر دیا

20 پھر اِس کے لیے زندگی کی راہ آسان کی، 1

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقۡبَرَهُۥ ٢١

ThensonraپھرthummaHe causes him to dieonu öldürdüموت دی اس کوamātahuand provides a grave for himkabre koydurduپھر قبر دی اس کوfa-aqbarahu

21 Then He causes his death and provides a grave for him.

21 Sonra onu öldürür ve kabre koyar.

21 Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

21 پھر اس کو موت دی پھر قبر میں دفن کرایا

21 پھر اِسے موت دی اور قبر میں پہنچایا۔ 1

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ ٢٢

ThensonraپھرthummawhenzamanجبidhāHe willsdilediğiوہ چاہے گاshāaHe will resurrect himonu diriltip kaldırdıاٹھا کھڑا کرے گا اس کوansharahu

22 Then when He wills, He will resurrect him.

22 Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.

22 Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

22 پھر جب چاہے گا اسے اٹھا کھڑا کرے گا

22 پھر جب چاہے وہ اِسے دوبارہ اُٹھا کھڑا کرے۔ 1

كَلَّا لَمَّا يَقۡضِ مَآ أَمَرَهُۥ ٢٣

Nayhayırہرگز نہیںkallāNotyerine getirmediنہیںlammāhe has accomplishedپورا کیاyaqḍiwhatşeyiجوHe commanded himO'nun kendisine emrettiğiاس نے حکم دیا اس کوamarahu

23 No! Man has not yet accomplished what He commanded him.

23 Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.

23 Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,

23 کچھ شک نہیں کہ خدا نے اسے جو حکم دیا اس نے اس پر عمل نہ کیا

23 ہر گز نہیں، اِس نے وہ فرض ادا نہیں کیا جس کا اللہ نے اِسے حکم دیا تھا۔ 1

فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ ٢٤

Then let looko halde baksınپس چاہیے کہ دیکھےfalyanẓurithe maninsanانسانl-insānuatşu yiyeceğineطرفilāhis foodاپنے کھانے کیṭaʿāmihi

24 Then let mankind look at his food -

24 İnsan, yiyeceğine bir baksın;

24 Bir de o insan yiyeceğine baksın.

24 تو انسان کو چاہیئے کہ اپنے کھانے کی طرف نظر کرے

24 پھر ذرا انسان اپنی خوراک کو دیکھے۔ 1

أَنَّا صَبَبۡنَا ٱلۡمَآءَ صَبًّا ٢٥

That [We]bizبیشک ہم نےannā[We] poureddöktükڈالا ہم نے/پلٹنا ہم نے/ انڈیلا ہم نےṣababnāthe watersuyuپانیl-māa(in) abundanceiyice döküşleڈالنا/ انڈیلناṣabban

25 How We poured down water in torrents,

25 Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.

25 Biz o suyu bol bol döktük.

25 بے شک ہم ہی نے پانی برسایا

25 ہم نے خُوب پانی لُنڈھایا، 1

ثُمَّ شَقَقۡنَا ٱلۡأَرۡضَ شَقًّا ٢٦

ThensonraپھرthummaWe cleavedyardıkپھاڑی ہم نےshaqaqnāthe earthtoprağıزمینl-arḍasplittinggüzel bir yarışlaپھاڑناshaqqan

26 Then We broke open the earth, splitting [it with sprouts],

26 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

26 Sonra toprağı nasıl da yardık.

26 پھر ہم ہی نے زمین کو چیرا پھاڑا

26 پھر زمین کو عجیب طرح پھاڑا، 1

فَأَنۢبَتۡنَا فِيهَا حَبًّا ٢٧

Then We caused to growve bitirdikپھر اگایا ہم نےfa-anbatnāthereinoradaاس میںfīhāgraindaneغلہḥabban

27 And caused to grow within it grain

27 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

27 Bu suretle orada ekinler bitirdik.

27 پھر ہم ہی نے اس میں اناج اگایا

27 پھر اُس کے اندر اگائے غلے

وَعِنَبًا وَقَضۡبًا ٢٨

And grapesve üzümاور انگورwaʿinabanand green fodderve yoncaاور ترکاریwaqaḍban

28 And grapes and herbage

28 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

28 Üzümler, yoncalar,

28 اور انگور اور ترکاری

28 اور انگور اور ترکاریاں

وَزَيۡتُونًا وَنَخۡلاً ٢٩

And oliveve zeytinاور زیتونwazaytūnanand date-palmsve hurmaاور کھجورwanakhlan

29 And olive and palm trees

29 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

29 Zeytinlikler, hurmalıklar,

29 اور زیتون اور کھجوریں

29 اور زیتون اور کھجوریں

وَحَدَآئِقَ غُلۡبًا ٣٠

And gardensve bahçelerاور باغاتwaḥadāiqa(of) thick foliageiri ve gürگھنےghul'ban

30 And gardens of dense shrubbery

30 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

30 İri ve sık ağaçlı bahçeler,

30 اور گھنے گھنے باغ

30 اور گھنے باغ

وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا ٣١

And fruitsve meyvaاور پھلwafākihatanand grassve çayırاور چارہwa-abban

31 And fruit and grass -

31 Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.

31 Meyveler, çayırlar bitirdik.

31 اور میوے اور چارا

31 اور طرح طرح کے پھل، اور چارے

مَّتَـٰعًا لَّكُمۡ وَلِأَنۡعَـٰمِكُمۡ ٣٢

(As) a provisiongeçim olarakفائدے کی چیزیں ہیںmatāʿanfor yousizin içinتمہارے لئےlakumand for your cattleve hayvanlarınız içinاور تمہارے مویشیوں کے لئےwali-anʿāmikum

32 [As] enjoyment for you and your grazing livestock.

32 Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.

32 Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.

32 (یہ سب کچھ) تمہارے اور تمہارے چارپایوں کے لیے بنایا

32 تمہارے لیے اور تمہارے مویشیوں کے لیے سامانِ زیست کے طور پر۔ 1

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ ٣٣

But whenzamanتو جبfa-idhācomesgeldiğiآجائے گیjāatithe Deafening Blastkulakları sağır eden o sesکان پھاڑنے والی/ بہرا کردینے والی سخت آوازl-ṣākhatu

33 But when there comes the Deafening Blast

33 O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;

33 Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

33 تو جب (قیامت کا) غل مچے گا

33 آخر کار جب وہ کان بہرے کر دینے والی آواز بلند ہوگی 1

يَوۡمَ يَفِرُّ ٱلۡمَرۡءُ مِنۡ أَخِيهِ ٣٤

(The) Dayişte o günاس دنyawmawill fleekaçarدوڑے گاyafirrua mankişiانسانl-marufromkardeşindenسےminhis brotherاپنے بھائیakhīhi

34 On the Day a man will flee from his brother

34 O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

34 O gün kişi kaçar, kardeşinden...

34 اس دن آدمی اپنے بھائی سے دور بھاگے گا

34 اُس روز آدمی اپنے بھائی سے بھاگے گا

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ ٣٥

And his motherve anasındanاور اپنی ماں سےwa-ummihiand his fatherve babası(ndan)اور اپنے باپ سےwa-abīhi

35 And his mother and his father

35 O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

35 Anasından, babasından..

35 اور اپنی ماں اور اپنے باپ سے

35 اور اپنی ماں اور اپنے باپ

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ ٣٦

And his wifeve eşi(nden)اور اپنی بیوی سےwaṣāḥibatihiand his childrenve oğulları(ndan)اور اپنے بیٹے سےwabanīhi

36 And his wife and his children,

36 O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.

36 Eşinden ve oğullarından.

36 اور اپنی بیوی اور اپنے بیٹے سے

36 اور اپنی بیوی اور اپنی اولاد سے بھاگے گا۔ 1

لِكُلِّ ٱمۡرِىٍٕ مِّنۡهُمۡ يَوۡمَئِذٍ شَأۡنٌ يُغۡنِيهِ ٣٧

For everyhepsinin vardırواسطے ہرlikullimanher kişininشخص کےim'ri-inamong themonlardanان میں سےmin'humthat Dayo günاس دنyawma-idhin(will be) a matterbir derdiایک (خاص) حالت ہوگیshanunoccupying himkendisine yeterجو بےپرواہ کردے گی اس کوyugh'nīhi

37 For every man, that Day, will be a matter adequate for him.

37 O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

37 Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

37 ہر شخص اس روز ایک فکر میں ہو گا جو اسے( مصروفیت کے لیے) بس کرے گا

37 ان میں سے ہر شخص پر اس دن ایسا وقت آپڑے گا کہ اسے اپنے سوا کسی کا ہوش نہ ہوگا۔ 1

وُجُوهٌ يَوۡمَئِذٍ مُّسۡفِرَةٌ ٣٨

Facesyüzler (var ki)کچھ چہرےwujūhunthat Dayo günاس دنyawma-idhin(will be) brightparıl parılروشن ہوں گےmus'firatun

38 [Some] faces, that Day, will be bright -

38 O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

38 Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

38 اور کتنے منہ اس روز چمک رہے ہوں گے

38 کچھ چہرے اُس روز دمک رہے ہوں گے

ضَاحِكَةٌ مُّسۡتَبۡشِرَةٌ ٣٩

Laughinggüleçtirہنستے ہوں گےḍāḥikatunrejoicing at good newssevinçlidirشادمان ہوں گےmus'tabshiratun

39 Laughing, rejoicing at good news.

39 O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.

39 Güler, sevinir.

39 خنداں و شاداں (یہ مومنان نیکو کار ہیں)

39 ہشاش بشاش اور خوش و خرم ہوں گے

وَوُجُوهٌ يَوۡمَئِذٍ عَلَيۡهَا غَبَرَةٌ ٤٠

And facesve yüzler (vardır)کچھ چہرےwawujūhunthat Dayo günاس دنyawma-idhinupon themüzeriان پرʿalayhā(will be) dusttozlanmışغبار ہوگاghabaratun

40 And [other] faces, that Day, will have upon them dust.

40 O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

40 Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

40 اور کتنے منہ ہوں گے جن پر گرد پڑ رہی ہو گی

40 اور کچھ چہروں پر اس روز خاک اڑ رہی ہوگی

تَرۡهَقُهَا قَتَرَةٌ ٤١

Will cover themonları bürümüşڈھانکے گی ان کوtarhaquhādarknesskaranlıkسیاہیqataratun

41 Blackness will cover them.

41 O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.

41 Onları karanlık bürümüş,

41 (اور) سیاہی چڑھ رہی ہو گی

41 اور کلونس چھائی ہوئی ہوگی

أُوۡلَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡكَفَرَةُ ٱلۡفَجَرَةُ ٤٢

Thoseişteیہی لوگulāika[they]onlarوہ ہیںhumu(are) the disbelieverskafirlerdirجو کافر ہیںl-kafaratuthe wicked onesHak'tan sapanlardırجو فاجر ہیں/ بدکار ہیںl-fajaratu

42 Those are the disbelievers, the wicked ones.

42 İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.

42 İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.

42 یہ کفار بدکردار ہیں

42 یہی کافر و فاجر لوگ ہوں گے

Surah 80 / 'Abasa / He Frowned سورة عبس 586

سُورَةُ عبس

'Abasa / He Frowned  ◆  Meccan · 42 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
He frownedsurat astıترش رو ہوا ʿabasa and turned awayve döndüاور منہ موڑا watawallā١ Becausediyeکہ an came to himona geldiآیا اس کے پاس jāahu the blind mankörاندھا l-aʿmā٢ But whatve ne?اور کیا چیز wamā would make you knowbilirsinبتائے تجھ کو yud'rīka that he mightbelki oشاید کہ وہ laʿallahu purify himselfarınacaktırوہ سدھر جائے/ تزکیہ پائے yazzakkā٣ Oryahutیا aw
be remindedöğüt dinleyecektirنصیحت پکڑے yadhakkaru so would benefit himve kendisine yarayacaktırتو فائدہ دے اس کو fatanfaʿahu the reminderöğütنصیحت l-dhik'rā٤ As foramaرہا ammā (him) whokimse iseوہ جو mani considers himself free from needkendisini muhtaç hissetmeyenبےپروائی کرتا ہے is'taghnā٥ So yousenتو آپ fa-anta to himonaاس کی طرف lahu give attentionyöneliyorsunمائل ہوتے ہیں/ فکر کرتے ہیں taṣaddā٦
And notnedir?اور نہیں wamā upon yousana düşenآپ پر ذمہ داری ʿalayka that notonun arınmamasındanکہ نہ allā he purifies himselfوہ پاکیزگی اختیار کرے/ سدھرے yazzakkā٧ But as forfakatاور رہا wa-ammā (he) whokimse iseجو man came to yousana gelenآتا ہے آپ کے پاس jāaka strivingkoşarakدوڑتا ہوا yasʿā٨ While heve oاور وہ wahuwa fearssaygı duyarakڈرتا بھی ہے yakhshā٩ But yousenتو آپ fa-anta
from himonunlaاس سے ʿanhu (are) distractedilgilenmiyorsunبےرخی برتتے ہیں talahhā١٠ Nayhayırہرگز نہیں kallā Indeed, itelbette oبیشک وہ innahā (is) a reminderbir hatırlatmadırایک نصیحت ہے tadhkiratun١١ So whosoeverkimseتو جو faman willsdileyenکوئی چاہے shāa may remember itonu düşünür öğüt alırیاد کرے اس کو dhakarahu١٢ Iniçindedirمیں sheetssahifelerصحیفوں ṣuḥufin honoreddeğer verilenجو عزت دیئے گئے ہیں/ مکرم ہیں/ محترم ہیں mukarramatin
١٣ Exalted(saygı ile) yükseltilenبلند ہیں marfūʿatin purifiedtertemizپاکیزہ ہیں muṭahharatin١٤ In (the) handsellerindeہاتھوں میں ہیں bi-aydī (of) scribesyazıcılarınلکھنے والوں کے safaratin١٥ Nobledeğerliمعزز ہیں kirāmin dutifuliyilik sahibiجو نیک ہیں bararatin١٦ Is destroyedkahrolasıمارا جائے qutila [the] maninsanانسان l-insānu
howne kadarکیا ungrateful is henankördürسخت منکر ہے akfarahu١٧ Fromhangi-den?سے min whathangiکس ayyi thingچیز shayin He created himonu yarattıاس نے پیدا کیا اس کو khalaqahu١٨ Fromnutfe (sperm)denسے min a semen-dropایک نطفے (سے) nuṭ'fatin He created himonu yarattıاس نے پیدا کیا اس کو khalaqahu then He proportioned himsonra ona biçim verdiپھر تقدیر مقرر کی اس کی faqaddarahu١٩ Thensonraپھر thumma
the wayyoluراستہ l-sabīla He made easy for himona kolaylaştırdıاس نے آسان کیا اس کا yassarahu٢٠ Thensonraپھر thumma He causes him to dieonu öldürdüموت دی اس کو amātahu and provides a grave for himkabre koydurduپھر قبر دی اس کو fa-aqbarahu٢١ Thensonraپھر thumma whenzamanجب idhā He willsdilediğiوہ چاہے گا shāa He will resurrect himonu diriltip kaldırdıاٹھا کھڑا کرے گا اس کو ansharahu٢٢ Nayhayırہرگز نہیں kallā Notyerine getirmediنہیں lammā
he has accomplishedپورا کیا yaqḍi whatşeyiجو He commanded himO'nun kendisine emrettiğiاس نے حکم دیا اس کو amarahu٢٣ Then let looko halde baksınپس چاہیے کہ دیکھے falyanẓuri the maninsanانسان l-insānu atşu yiyeceğineطرف ilā his foodاپنے کھانے کی ṭaʿāmihi٢٤ That [We]bizبیشک ہم نے annā [We] poureddöktükڈالا ہم نے/پلٹنا ہم نے/ انڈیلا ہم نے ṣababnā the watersuyuپانی l-māa (in) abundanceiyice döküşleڈالنا/ انڈیلنا ṣabban
٢٥ Thensonraپھر thumma We cleavedyardıkپھاڑی ہم نے shaqaqnā the earthtoprağıزمین l-arḍa splittinggüzel bir yarışlaپھاڑنا shaqqan٢٦ Then We caused to growve bitirdikپھر اگایا ہم نے fa-anbatnā thereinoradaاس میں fīhā graindaneغلہ ḥabban٢٧ And grapesve üzümاور انگور waʿinaban and green fodderve yoncaاور ترکاری waqaḍban٢٨
And oliveve zeytinاور زیتون wazaytūnan and date-palmsve hurmaاور کھجور wanakhlan٢٩ And gardensve bahçelerاور باغات waḥadāiqa (of) thick foliageiri ve gürگھنے ghul'ban٣٠ And fruitsve meyvaاور پھل wafākihatan and grassve çayırاور چارہ wa-abban٣١ (As) a provisiongeçim olarakفائدے کی چیزیں ہیں matāʿan for yousizin içinتمہارے لئے lakum
and for your cattleve hayvanlarınız içinاور تمہارے مویشیوں کے لئے wali-anʿāmikum٣٢ But whenzamanتو جب fa-idhā comesgeldiğiآجائے گی jāati the Deafening Blastkulakları sağır eden o sesکان پھاڑنے والی/ بہرا کردینے والی سخت آواز l-ṣākhatu٣٣ (The) Dayişte o günاس دن yawma will fleekaçarدوڑے گا yafirru a mankişiانسان l-maru fromkardeşindenسے min his brotherاپنے بھائی akhīhi٣٤
And his motherve anasındanاور اپنی ماں سے wa-ummihi and his fatherve babası(ndan)اور اپنے باپ سے wa-abīhi٣٥ And his wifeve eşi(nden)اور اپنی بیوی سے waṣāḥibatihi and his childrenve oğulları(ndan)اور اپنے بیٹے سے wabanīhi٣٦ For everyhepsinin vardırواسطے ہر likulli manher kişininشخص کے im'ri-in among themonlardanان میں سے min'hum that Dayo günاس دن yawma-idhin (will be) a matterbir derdiایک (خاص) حالت ہوگی shanun
occupying himkendisine yeterجو بےپرواہ کردے گی اس کو yugh'nīhi٣٧ Facesyüzler (var ki)کچھ چہرے wujūhun that Dayo günاس دن yawma-idhin (will be) brightparıl parılروشن ہوں گے mus'firatun٣٨ Laughinggüleçtirہنستے ہوں گے ḍāḥikatun rejoicing at good newssevinçlidirشادمان ہوں گے mus'tabshiratun٣٩ And facesve yüzler (vardır)کچھ چہرے wawujūhun
that Dayo günاس دن yawma-idhin upon themüzeriان پر ʿalayhā (will be) dusttozlanmışغبار ہوگا ghabaratun٤٠ Will cover themonları bürümüşڈھانکے گی ان کو tarhaquhā darknesskaranlıkسیاہی qataratun٤١ Thoseişteیہی لوگ ulāika [they]onlarوہ ہیں humu (are) the disbelieverskafirlerdirجو کافر ہیں l-kafaratu the wicked onesHak'tan sapanlardırجو فاجر ہیں/ بدکار ہیں l-fajaratu٤٢
٥٨٦
‹ 584page 585 of the printed Mushaf586 ›