●●●●●●

سُورَةُ التكوير

At-Takwir / The Overthrowing

Meccan  ◆  29 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلشَّمۡسُ كُوِّرَتۡ ١

Whenzamanجبidhāthe sungüneşسورجl-shamsuis wrapped upbüzüldüğüلپیٹ دیا جائے گاkuwwirat

1 When the sun is wrapped up [in darkness]

1 Güneş dürülüp ışığı kalmadığı zaman;

1 Güneş katlanıp dürüldüğünde,

1 جب سورج لپیٹ لیا جائے گا

1 جب سورج لپیٹ دیا جائے گا، 1

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتۡ ٢

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe starsyıldızlarتارےl-nujūmufall, losing their lusterkararıp döküldüğüگدلے ہوجائیں گےinkadarat

2 And when the stars fall, dispersing,

2 Yıldızlar düşüp, söndüğü zaman;

2 Yıldızlar bulandığında,

2 جب تارے بےنور ہو جائیں گے

2 اور جب تارے بکھر جائیں گے،1

وَإِذَا ٱلۡجِبَالُ سُيِّرَتۡ ٣

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe mountainsdağlarپہاڑl-jibāluare moved awayyürütüldüğüچلا دیئے جائیں گےsuyyirat

3 And when the mountains are removed

3 Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;

3 Dağlar yürütüldüğünde,

3 اور جب پہاڑ چلائے جائیں گے

3 اور جب پہاڑ چلائے جائیں گے،1

وَإِذَا ٱلۡعِشَارُ عُطِّلَتۡ ٤

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe full-term she-camelson aylık gebe develerدس مہینے کی حاملہ اونٹنیاںl-ʿishāru(are) left untendedbaşı boş bırakıldığıتنہا چھوڑ دی جائیں گیʿuṭṭilat

4 And when full-term she-camels are neglected

4 Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman;

4 Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

4 اور جب بیانے والی اونٹنیاں بےکار ہو جائیں گی

4 اور جب دس مہینے کی حاملہ اُونٹنیاں اپنے حال پر چھوڑ دی جائیں گی، 1

وَإِذَا ٱلۡوُحُوشُ حُشِرَتۡ ٥

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe wild beastsvahşi hayvanlarوحشی جانورl-wuḥūshuare gatheredbir araya toplandığıاکٹھے کردیئے جائیں گےḥushirat

5 And when the wild beasts are gathered

5 Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman;

5 Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

5 اور جب وحشی جانور جمع اکٹھے ہو جائیں گے

5 اور جب جنگلی جانور سمیٹ کر اکٹھے کر دیے جائیں گے، 1

وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ سُجِّرَتۡ ٦

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe seasdenizlerسمندرl-biḥāruare made to overflowkaynatıldığıبھڑکادیئے جائیں گےsujjirat

6 And when the seas are filled with flame

6 Denizler kaynaştırıldığı zaman;

6 Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

6 اور جب دریا آگ ہو جائیں گے

6 اور جب سمندر بھڑکا دیے جائیں گے، 1

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتۡ ٧

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe soulsnefislerجانیںl-nufūsuare pairedçiftleştirildiğiجوڑ دی جائیں گےzuwwijat

7 And when the souls are paired

7 Canlar bedenlerle birleştirildiği zaman;

7 Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

7 اور جب روحیں (بدنوں سے) ملا دی جائیں گی

7 اور جب 1 جانیں (جسموں سے) جوڑ دی جائیں گی، 2

وَإِذَا ٱلۡمَوۡءُۥدَةُ سُئِلَتۡ ٨

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe female infant buried aliveo diri diri toprağa gömülen kızaزندہ گاڑی ہوئی لڑکیl-mawūdatuis askedsorulduğuپوچھی جائے گیsu-ilat

8 And when the girl [who was] buried alive is asked

8 Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;

8 Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

8 اور جب لڑکی سے جو زندہ دفنا دی گئی ہو پوچھا جائے گا

8 اور جب زندہ گاڑی ہوئی لڑکی سے پوچھا جائے گا

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتۡ ٩

For whathangi?کسbi-ayyisingünah (yüzünden)گناہ میںdhanbinshe was killedöldürüldüماری گئیqutilat

9 For what sin she was killed

9 Kız çocuğun hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman;

9 "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

9 کہ وہ کس گناہ پرماری گئی

9 کہ وہ کس قُصور میں مار ی گئی؟ 1

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتۡ ١٠

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe pagesdefterlerاعمال نامےl-ṣuḥufuare laid openaçılıp yayıldığıپھیلادیئے جائیں گےnushirat

10 And when the pages are made public

10 Amel defterleri açıldığı zaman;

10 Amel defterleri açıldığında,

10 اور جب (عملوں کے) دفتر کھولے جائیں گے

10 اور جب اعمال نامے کھولے جائیں گے

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتۡ ١١

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe skygökآسمانl-samāuis stripped awaysıyrılıp açıldığıاس کی کھال اتار دی جائے گیkushiṭat

11 And when the sky is stripped away

11 Gök yerinden oynatıldığı zaman;

11 Gök sıyrılıp açıldığında,

11 اور جب آسمانوں کی کھال کھینچ لی جائے گی

11 اور جب آسمان کا پردہ ہٹا دیا جائے گا، 1

وَإِذَا ٱلۡجَحِيمُ سُعِّرَتۡ ١٢

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe Hellfirecehennemجہنمl-jaḥīmuis set ablazealevlendirildiğiبھڑکا دی جائے گیsuʿʿirat

12 And when Hellfire is set ablaze

12 Cehennem alevlendirildiği zaman;

12 Cehennem kızıştırıldığında,

12 اور جب دوزخ (کی آگ) بھڑکائی جائے گی

12 اور جب جہنم دہکائی جائے گی

وَإِذَا ٱلۡجَنَّةُ أُزۡلِفَتۡ ١٣

And whenve zamanاور جبwa-idhāParadisecennetجنتl-janatuis brought nearyaklaştırıldığıقریب لے آئی جائے گیuz'lifat

13 And when Paradise is brought near,

13 Cennet yaklaştırıldığı zaman;

13 Ve cennet yaklaştırıldığında,

13 اور بہشت جب قریب لائی جائے گی

13 اور جب جنّت قریب لے آئی جائے گی، 1

عَلِمَتۡ نَفۡسٌ مَّآ أَحۡضَرَتۡ ١٤

Will knowbilirجان لے گاʿalimata soulher canہر نفسnafsunwhatneکیاit has broughtyapıp getirdiğiniاس نے حاضر کیا/ کیا لے کر آیاaḥḍarat

14 A soul will [then] know what it has brought [with it].

14 İnsanoğlu önceden ne hazırladığını görecektir.

14 Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

14 تب ہر شخص معلوم کر لے گا کہ وہ کیا لے کر آیا ہے

14 اُس وقت ہر شخص کو معلوم ہو جائے گا کہ وہ کیا لے کر آیا ہے

فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلۡخُنَّسِ ١٥

But nayhayırپس نہیںfalāI swearyemin ederimمیں قسم کھاتا ہوںuq'simuby the retreating planetsgeri kalıp gizlenenlereپیچھے ہٹنے والے کیbil-khunasi

15 So I swear by the retreating stars -

15 Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;

15 Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

15 ہم کو ان ستاروں کی قسم جو پیچھے ہٹ جاتے ہیں

15 پس نہیں، 1 میں قسم کھاتا ہوں

ٱلۡجَوَارِ ٱلۡكُنَّسِ ١٦

Those that runakıp gidenlereسیدھے چلنے والےal-jawāri(and) disappeardönüp saklananlaraچھپ جانے والے (ستاروں کی)l-kunasi

16 Those that run [their courses] and disappear -

16 Gündüz sinip geceleri gözüken gezegenlere and olsun;

16 O akıp akıp yuvasına gidenlere,

16 (اور) جو سیر کرتے اور غائب ہو جاتے ہیں

16 پلٹنے اور چھپ جانے والے تاروں کی

وَٱلَّيۡلِ إِذَا عَسۡعَسَ ١٧

And the nightgeceyeاور رات کیwa-al-layliwhenzamanجبidhāit departssırtını döndüğüوہ رخصت ہوتی ہےʿasʿasa

17 And by the night as it closes in

17 Kararmaya başlayan geceye and olsun;

17 Yöneldiği an geceye,

17 اور رات کی قسم جب ختم ہونے لگتی ہے

17 اور رات کی جبکہ وہ رخصت ہوئی

وَٱلصُّبۡحِ إِذَا تَنَفَّسَ ١٨

And the dawnve sabahaاور صبح کیwal-ṣub'ḥiwhenzamanجبidhāit breathessoluk almağa başladığıوہ سانس لیتی ہےtanaffasa

18 And by the dawn when it breathes

18 Ağarmaya başlayan sabaha and olsun ki,

18 Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

18 اور صبح کی قسم جب نمودار ہوتی ہے

18 اور صبح کی جبکہ اس نے سانس لیا، 1

إِنَّهُۥ لَقَوۡلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ ١٩

Indeed, itşüphesiz oبیشک وہinnahu(is) surely a wordsözüdürالبتہ قول ہے/ کہنا ہےlaqawlu(of) a Messengerbir elçininایک پیام بر کاrasūlinnobledeğerliمعزز کاkarīmin

19 [That] indeed, the Qur'an is a word [conveyed by] a noble messenger

19 Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

19 Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

19 کہ بےشک یہ (قرآن) فرشتہٴ عالی مقام کی زبان کا پیغام ہے

19 یہ فی الواقع ایک بزرگ پیغام بر کا قول ہے 1

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلۡعَرۡشِ مَكِينٍ ٢٠

Possessor ofsahibidirوالا ہےdhīpowergüçقوت کاquwwatinwithkatındaنزدیکʿinda(the) Owner ofsahibiوالے کےdhīthe ThroneArşınعرش (والے کے )l-ʿarshisecureyücedirبلند مرتبے والاmakīnin

20 [Who is] possessed of power and with the Owner of the Throne, secure [in position],

20 Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

20 O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

20 جو صاحب قوت مالک عرش کے ہاں اونچے درجے والا ہے

20 جو بڑی توانائی رکھتا ہے، 1 عرش والے کے ہاں بلند مرتبہ ہے

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ ٢١

One to be obeyedita'at edilendirکہا مانا گیاmuṭāʿinandoradaاس جگہthammatrustworthygüvenilendirامانت دار ہےamīnin

21 Obeyed there [in the heavens] and trustworthy.

21 Bu Kuran, arşın sahibi katında değerli, güçlü, sözü dinlenen ve güvenilen şerefli bir elçinin getirdiği sözdür.

21 Orada ona itaat edilir, güvenilir.

21 سردار (اور) امانت دار ہے

21 وہاں اُس کا حکم مانا جاتا ہے، 1 وہ بااعتماد ہے۔ 2

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجۡنُونٍ ٢٢

And notve değildirاور نہیںwamā(is) your companionarkadaşınızساتھ تمہاراṣāḥibukummadcinliکوئی مجنونbimajnūnin

22 And your companion is not [at all] mad.

22 Arkadaşınız (Muhammed) asla deli değildir.

22 Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

22 اور (مکے والو) تمہارے رفیق (یعنی محمدﷺ) دیوانے نہیں ہیں

22 اور (اے اہلِ مکّہ) تمہارا رفیق 1 مجنون نہیں ہے

وَلَقَدۡ رَءَاهُ بِٱلۡأُفُقِ ٱلۡمُبِينِ ٢٣

And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیقwalaqadhe saw himonu görmüştürاس نے دیکھا اس کوraāhuin the horizonufuktaآسمان کے کنارے پرbil-ufuqithe clearapaçıkکھلےl-mubīni

23 And he has already seen Gabriel in the clear horizon.

23 And olsun ki, o, Cebrail'i apaçık ufukta görmüştür.

23 Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

23 بےشک انہوں نے اس (فرشتے) کو( آسمان کے کھلے یعنی) مشرقی کنارے پر دیکھا ہے

23 اُس نے اُس پیغام بر کو روشن اُفق پر دیکھا ہے۔ 1

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلۡغَيۡبِ بِضَنِينٍ ٢٤

And notve değildirاور نہیںwamāhe (is)Oوہhuwaonhakkındaپرʿalāthe unseengaybغیبl-ghaybia withholdercimriہرگز بخیلbiḍanīnin

24 And Muhammad is not a withholder of [knowledge of] the unseen.

24 Peygamber, görülmeyenler hakkında söylediklerinden ötürü töhmet altında tutulamaz.

24 O, gayb hakkında cimri de değildir.

24 اور وہ پوشیدہ باتوں (کے ظاہر کرنے) میں بخیل نہیں

24 اور وہ غَیب (کے اِس علم کو لوگوں تک پہنچانے) کے معاملہ میں بخیل نہیں ہے۔ 1

وَمَا هُوَ بِقَوۡلِ شَيۡطَـٰنٍ رَّجِيمٍ ٢٥

And notve değildirاور نہیں ہےwamāitOوہhuwa(is the) wordsözüقولbiqawli(of) Shaitaanşeytanınشیطانshayṭāninaccursedkovulmuşمردود کاrajīmin

25 And the Qur'an is not the word of a devil, expelled [from the heavens].

25 Bu Kuran, kovulmuş şeytanın sözü olamaz.

25 O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

25 اور یہ شیطان مردود کا کلام نہیں

25 اور یہ کسی شیطان ِ مردُود کا قول نہیں ہے۔ 1

فَأَيۡنَ تَذۡهَبُونَ ٢٦

So whereo halde nereye?پھر کدھرfa-aynaare you goinggidiyorsunuzتم جارہے ہوtadhhabūna

26 So where are you going?

26 Nereye gidiyorsunuz?

26 Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

26 پھر تم کدھر جا رہے ہو

26 پھر تم لوگ کدھر چلے جا رہے ہو؟

إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ لِّلۡعَـٰلَمِينَ ٢٧

NothayırنہیںinitOوہhuwa(is) exceptancakمگرillāa reminderöğüttürایک نصیحت ہےdhik'runto the worldsalemlereجہان والوں کے لئےlil'ʿālamīna

27 It is not except a reminder to the worlds

27 Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.

27 O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

27 یہ تو جہان کے لوگوں کے لیے نصیحت ہے

27 یہ تو سارے جہان والوں کے لیے ایک نصیحت ہے

لِمَن شَآءَ مِنكُمۡ أَن يَسۡتَقِيمَ ٢٨

For whoeverkimse içinواسطے اس کوlimanwillsisteyenجو چاہےshāaamong youaranızdanتم میں سےminkumtodoğru hareket etmekکہantake a straight wayراہ راست پر چلےyastaqīma

28 For whoever wills among you to take a right course.

28 Kuran, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene ve alemlere bir öğüttür.

28 İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

28 (یعنی) اس کے لیے جو تم میں سے سیدھی چال چلنا چاہے

28 تم میں سے ہر اُس شخص کے لیے جو راہِ راست پر چلنا چاہتا ہو۔ 1

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٢٩

And notveاور نہیںwamāyou willsiz dileyemezsinizتم چاہ سکتےtashāūnaexceptdışındaمگرillāthatdilemesiیہ کہanwillsچاہےyashāaAllahAllah(ın)اللہl-lahuLordRabbiجو رب ہےrabbu(of) the worldsalemlerinسارے جہان والوں کاl-ʿālamīna

29 And you do not will except that Allah wills - Lord of the worlds.

29 Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.

29 Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

29 اور تم کچھ بھی نہیں چاہ سکتے مگر وہی جو خدائے رب العالمین چاہے

29 اور تمہارے چاہنے سے کچھ نہیں ہوتا جب تک اللہ ربّ العالمین نہ چاہے۔ 1

Surah 81 / At-Takwir / The Overthrowing سورة التكوير 587

سُورَةُ التكوير

At-Takwir / The Overthrowing  ◆  Meccan · 29 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Whenzamanجب idhā the sungüneşسورج l-shamsu is wrapped upbüzüldüğüلپیٹ دیا جائے گا kuwwirat١ And whenve zamanاور جب wa-idhā the starsyıldızlarتارے l-nujūmu fall, losing their lusterkararıp döküldüğüگدلے ہوجائیں گے inkadarat٢ And whenve zamanاور جب wa-idhā the mountainsdağlarپہاڑ l-jibālu
are moved awayyürütüldüğüچلا دیئے جائیں گے suyyirat٣ And whenve zamanاور جب wa-idhā the full-term she-camelson aylık gebe develerدس مہینے کی حاملہ اونٹنیاں l-ʿishāru (are) left untendedbaşı boş bırakıldığıتنہا چھوڑ دی جائیں گی ʿuṭṭilat٤ And whenve zamanاور جب wa-idhā the wild beastsvahşi hayvanlarوحشی جانور l-wuḥūshu are gatheredbir araya toplandığıاکٹھے کردیئے جائیں گے ḥushirat
٥ And whenve zamanاور جب wa-idhā the seasdenizlerسمندر l-biḥāru are made to overflowkaynatıldığıبھڑکادیئے جائیں گے sujjirat٦ And whenve zamanاور جب wa-idhā the soulsnefislerجانیں l-nufūsu are pairedçiftleştirildiğiجوڑ دی جائیں گے zuwwijat٧ And whenve zamanاور جب wa-idhā
the female infant buried aliveo diri diri toprağa gömülen kızaزندہ گاڑی ہوئی لڑکی l-mawūdatu is askedsorulduğuپوچھی جائے گی su-ilat٨ For whathangi?کس bi-ayyi singünah (yüzünden)گناہ میں dhanbin she was killedöldürüldüماری گئی qutilat٩ And whenve zamanاور جب wa-idhā the pagesdefterlerاعمال نامے l-ṣuḥufu are laid openaçılıp yayıldığıپھیلادیئے جائیں گے nushirat
١٠ And whenve zamanاور جب wa-idhā the skygökآسمان l-samāu is stripped awaysıyrılıp açıldığıاس کی کھال اتار دی جائے گی kushiṭat١١ And whenve zamanاور جب wa-idhā the Hellfirecehennemجہنم l-jaḥīmu is set ablazealevlendirildiğiبھڑکا دی جائے گی suʿʿirat١٢ And whenve zamanاور جب wa-idhā Paradisecennetجنت l-janatu
is brought nearyaklaştırıldığıقریب لے آئی جائے گی uz'lifat١٣ Will knowbilirجان لے گا ʿalimat a soulher canہر نفس nafsun whatneکیا it has broughtyapıp getirdiğiniاس نے حاضر کیا/ کیا لے کر آیا aḥḍarat١٤ But nayhayırپس نہیں falā I swearyemin ederimمیں قسم کھاتا ہوں uq'simu by the retreating planetsgeri kalıp gizlenenlereپیچھے ہٹنے والے کی bil-khunasi١٥
Those that runakıp gidenlereسیدھے چلنے والے al-jawāri (and) disappeardönüp saklananlaraچھپ جانے والے (ستاروں کی) l-kunasi١٦ And the nightgeceyeاور رات کی wa-al-layli whenzamanجب idhā it departssırtını döndüğüوہ رخصت ہوتی ہے ʿasʿasa١٧ And the dawnve sabahaاور صبح کی wal-ṣub'ḥi whenzamanجب idhā it breathessoluk almağa başladığıوہ سانس لیتی ہے tanaffasa١٨
Indeed, itşüphesiz oبیشک وہ innahu (is) surely a wordsözüdürالبتہ قول ہے/ کہنا ہے laqawlu (of) a Messengerbir elçininایک پیام بر کا rasūlin nobledeğerliمعزز کا karīmin١٩ Possessor ofsahibidirوالا ہے dhī powergüçقوت کا quwwatin withkatındaنزدیک ʿinda (the) Owner ofsahibiوالے کے dhī the ThroneArşınعرش (والے کے ) l-ʿarshi secureyücedirبلند مرتبے والا makīnin٢٠ One to be obeyedita'at edilendirکہا مانا گیا muṭāʿin
andoradaاس جگہ thamma trustworthygüvenilendirامانت دار ہے amīnin٢١ And notve değildirاور نہیں wamā (is) your companionarkadaşınızساتھ تمہارا ṣāḥibukum madcinliکوئی مجنون bimajnūnin٢٢ And certainlyve andolsunاور البتہ تحقیق walaqad he saw himonu görmüştürاس نے دیکھا اس کو raāhu in the horizonufuktaآسمان کے کنارے پر bil-ufuqi the clearapaçıkکھلے l-mubīni
٢٣ And notve değildirاور نہیں wamā he (is)Oوہ huwa onhakkındaپر ʿalā the unseengaybغیب l-ghaybi a withholdercimriہرگز بخیل biḍanīnin٢٤ And notve değildirاور نہیں ہے wamā itOوہ huwa (is the) wordsözüقول biqawli (of) Shaitaanşeytanınشیطان shayṭānin accursedkovulmuşمردود کا rajīmin٢٥
So whereo halde nereye?پھر کدھر fa-ayna are you goinggidiyorsunuzتم جارہے ہو tadhhabūna٢٦ Nothayırنہیں in itOوہ huwa (is) exceptancakمگر illā a reminderöğüttürایک نصیحت ہے dhik'run to the worldsalemlereجہان والوں کے لئے lil'ʿālamīna٢٧ For whoeverkimse içinواسطے اس کو liman willsisteyenجو چاہے shāa among youaranızdanتم میں سے minkum todoğru hareket etmekکہ an
take a straight wayراہ راست پر چلے yastaqīma٢٨ And notveاور نہیں wamā you willsiz dileyemezsinizتم چاہ سکتے tashāūna exceptdışındaمگر illā thatdilemesiیہ کہ an willsچاہے yashāa AllahAllah(ın)اللہ l-lahu LordRabbiجو رب ہے rabbu (of) the worldsalemlerinسارے جہان والوں کا l-ʿālamīna٢٩
٥٨٧
‹ 585page 586 of the printed Mushaf587 ›