●●●●●●

سُورَةُ الإنفطار

Al-Infitar / The Cleaving

Meccan  ◆  19 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنفَطَرَتۡ ١

Whenzamanجبidhāthe skygökآسمانl-samāu(is) cleft asunderyarıldığıپھٹ جائے گاinfaṭarat

1 When the sky breaks apart

1 Gök yarıldığı zaman,

1 Gök çatladığı vakit,

1 جب آسمان پھٹ جائے گا

1 جب آسمان پھٹ جائے گا

وَإِذَا ٱلۡكَوَاكِبُ ٱنتَثَرَتۡ ٢

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe starsyıldızlarتارےl-kawākibuscattersaçıldığıبکھرجائیں گےintatharat

2 And when the stars fall, scattering,

2 Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman,

2 Yıldızlar döküldüğü vakit,

2 اور جب تارے جھڑ پڑیں گے

2 اور جب تارے بکھر جائیں گے

وَإِذَا ٱلۡبِحَارُ فُجِّرَتۡ ٣

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe seasdenizlerسمندرl-biḥāruare made to gush forthfışkırtıldığıپھاڑ دیئے جائیں گےfujjirat

3 And when the seas are erupted

3 Denizler kaynaştığı zaman,

3 Denizler yarılıp akıtıldığı vakit,

3 اور جب دریا بہہ (کر ایک دوسرے سے مل) جائیں گے

3 اور جب سمندر پھاڑ دیے جائیں گے، 1

وَإِذَا ٱلۡقُبُورُ بُعۡثِرَتۡ ٤

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe graveskabirlerinقبریںl-qubūruare overturnediçi dışına getirildiğiکھول دی جائیں گیbuʿ'thirat

4 And when the [contents of] graves are scattered,

4 Kabirlerin içi dışa çıktığı zaman,

4 Kabirlerin içi dışına getirildiği vakit,

4 اور جب قبریں اکھیڑ دی جائیں گی

4 اور جب قبریں کھول دی جائیں گی، 1

عَلِمَتۡ نَفۡسٌ مَّا قَدَّمَتۡ وَأَخَّرَتۡ ٥

Will knowbilirجان لے گاʿalimata soulher canہر شخصnafsunwhatneجوit has sent forthöne sürmüştürاس نے آگے بھیجاqaddamatand left behindve geride bırakmıştırاور جو پیچھے رکھاwa-akharat

5 A soul will [then] know what it has put forth and kept back.

5 İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.

5 Herkes neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilir.

5 تب ہر شخص معلوم کرلے گا کہ اس نے آگے کیا بھیجا تھا اور پیچھے کیا چھوڑا تھا

5 اُس وقت ہر شخص کو اُس کا اگلا پچھلا سب کیا دھرا معلوم ہو جائے گا۔ 1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَـٰنُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ ٱلۡكَرِيمِ ٦

Oeyاےyāayyuhāmaninsanانسانl-insānuWhatnedir?کس چیز نےhas deceived youseni aldatanدھوکے میں ڈالا تجھ کوgharrakaconcerning your LordRabbine karşıتیرے ربbirabbikathe Most Nobleengin kerem sahibiکریم کے بارے میںl-karīmi

6 O mankind, what has deceived you concerning your Lord, the Generous,

6 Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

6 Ey insan! İhsanı bol Rabb'ine karşı seni aldatan nedir?

6 اے انسان تجھ کو اپنے پروردگار کرم گستر کے باب میں کس چیز نے دھوکا دیا

6 اے انسان، کس چیز نے تجھے اپنے اُس رب کریم کی طرف سے دھوکے میں ڈال دیا

ٱلَّذِى خَلَقَكَ فَسَوَّىٰكَ فَعَدَلَكَ ٧

WhoO kiوہ جس نےalladhīcreated youseni yarattıپیدا کیا تجھ کوkhalaqakathen fashioned youseni düzenlediپھر درست کیا تجھ کوfasawwākathen balanced yousana ölçülü bir biçim verdiپھر برابر کیا تجھ کوfaʿadalaka

7 Who created you, proportioned you, and balanced you?

7 Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

7 O Allah ki seni yarattı, seni düzgün yapılı kılıp ölçülü bir biçim verdi.

7 (وہی تو ہے) جس نے تجھے بنایا اور (تیرے اعضا کو) ٹھیک کیا اور (تیرے قامت کو) معتدل رکھا

7 جس نے تجھے پیدا کیا، تجھے نک سک سے درست کیا، تجھے متناسب بنایا

فِىٓ أَىِّ صُورَةٍ مَّا شَآءَ رَكَّبَكَ ٨

Inhangi;میںwhateverجسayyiformsuretteشکل (میں)ṣūratinwhatdilediyseجوHe willedاس نے چاہاshāaHe assembled you( o şekilde) seni terkib ettiجوڑ دیا تجھ کوrakkabaka

8 In whatever form He willed has He assembled you.

8 Ey insanoğlu! Seni yaratıp sonra şekil veren, düzenleyen, mütenasip kılan, istediği şekilde seni terkip eden, çok cömert olan Rabbine karşı seni aldatan nedir?

8 Seni dilediği her hangi bir şekilde parçalardan oluşturdu.

8 اور جس صورت میں چاہا تجھے جوڑ دیا

8 اور جس صورت میں چاہا تجھ کو جوڑ کر تیار کیا؟ 1

كَلَّا بَلۡ تُكَذِّبُونَ بِٱلدِّينِ ٩

Nayhayırہرگز نہیںkallāButbilakisبلکہbalyou denysiz yalanlıyorsunuzتم جھٹلاتے ہوtukadhibūnathe Judgmentcezayıجزا وسزا کوbil-dīni

9 No! But you deny the Recompense.

9 Hayır, hayır; doğrusu siz dini yalanlıyorsunuz.

9 Hayır hayır, siz cezayı yalanlıyorsunuz.

9 مگر ہیہات تم لوگ جزا کو جھٹلاتے ہو

9 ہر گز نہیں، 1 بلکہ (اصل بات یہ ہے کہ) تم لوگ جزا و سزا کو جھُٹلاتے ہو، 2

وَإِنَّ عَلَيۡكُمۡ لَحَـٰفِظِينَ ١٠

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innaover youüzerinizde vardırتم پرʿalaykum(are) surely guardianskoruyucularالبتہ حفاظت کرنے والے ہیں/ نگرانی کرنے والےlaḥāfiẓīna

10 And indeed, [appointed] over you are keepers,

10 Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

10 Oysa üzerinizde koruyucular var.

10 حالانکہ تم پر نگہبان مقرر ہیں

10 حالانکہ تم پر نگراں مقرر ہیں

كِرَامًا كَـٰتِبِينَ ١١

Nobledeğerliبزرگ/محترمkirāmanrecordingyazıcılarلکھنے والے ہیںkātibīna

11 Noble and recording;

11 Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

11 Değerli yazıcılar

11 عالی قدر( تمہاری باتوں کے) لکھنے والے

11 ایسے معزز کاتب

يَعۡلَمُونَ مَا تَفۡعَلُونَ ١٢

They knowbilirlerجانتے ہیںyaʿlamūnawhateverneجو کچھyou doyapıyorsanızتم کرتے ہوtafʿalūna

12 They know whatever you do.

12 Oysa, yaptıklarınızı bilen değerli yazıcılar sizi gözetlemektedirler.

12 Onlar, siz her ne yaparsanız bilirler

12 جو تم کرتے ہو وہ اسے جانتے ہیں

12 جو تمہارے ہر فعل کو جانتے ہیں۔ 1

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ١٣

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousiyilerنیک لوگl-abrāra(will be) surely iniçindedirlerالبتہ میںlafīblissni'metlerنعمتوں میں ہوں گےnaʿīmin

13 Indeed, the righteous will be in pleasure,

13 İyiler şüphesiz nimet içindedirler.

13 Kuşkusuz iyiler nimet içindedirler.

13 بے شک نیکوکار نعمتوں (کی بہشت) میں ہوں گے۔

13 یقیناً نیک لوگ مزے میں ہوں گے

وَإِنَّ ٱلۡفُجَّارَ لَفِى جَحِيمٍ ١٤

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innathe wickedkötülerبدکار لوگl-fujāra(will be) surely iniçindedirlerالبتہ میںlafīHellfireyakıcı ateşجہنم میں ہوں گےjaḥīmin

14 And indeed, the wicked will be in Hellfire.

14 Allah'ın buyruğundan çıkanlar cehennemdedirler.

14 Kötüler de cehennemdedirler.

14 اور بدکردار دوزخ میں

14 اور بے شک بدکار لوگ جہنم میں جائیں گے

يَصۡلَوۡنَهَا يَوۡمَ ٱلدِّينِ ١٥

They will burn (in) itoraya girerlerوہ داخل ہوں گے اس میںyaṣlawnahā(on the) Daygünüدنyawma(of) the Judgmentcezaجزا سزا کے (دن)/ بدلے کے (دن)l-dīni

15 They will [enter to] burn therein on the Day of Recompense,

15 Din Günü oraya girerler.

15 Ceza günü ona girecekler.

15 (یعنی) جزا کے دن اس میں داخل ہوں گے

15 جزا کے دن وہ اس میں داخل ہوں گے

وَمَا هُمۡ عَنۡهَا بِغَآئِبِينَ ١٦

And notve değillerdirاور نہیںwamātheyonlarوہhumfrom itondanاس سےʿanhā(will be) absentkaybolacakکچھ غائب ہونے والےbighāibīna

16 And never therefrom will they be absent.

16 Oradan bir daha ayrılamazlar.

16 Onlar o cehennemin gözünden kaçamazlar.

16 اور اس سے چھپ نہیں سکیں گے

16 اور اُس سے ہرگز غائب نہ ہو سکیں گے

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ ١٧

And whatve nedir?اور کیا چیزwamācan make you knowsana bildirenبتائے تجھ کوadrākawhatne olduğunuکیا ہے ؟(is the) Daygünününدنyawmu(of) the Judgmentcezaبدلے کاl-dīni

17 And what can make you know what is the Day of Recompense?

17 Din gününün ne olduğunu sen nereden bilirsin?

17 Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin?

17 اور تمہیں کیا معلوم کہ جزا کا دن کیسا ہے؟

17 اور تم کیا جانتے ہو کہ وہ جزا کا دن کیا ہے؟

ثُمَّ مَآ أَدۡرَىٰكَ مَا يَوۡمُ ٱلدِّينِ ١٨

Thensonra yineپھرthummawhatnedir?کیا چیزcan make you knowsana bildirenبتائے تجھ کوadrākawhatne olduğunuکہ کیا ہے ؟(is the) Daygünününدنyawmu(of) the Judgmentcezaبدلے کاl-dīni

18 Then, what can make you know what is the Day of Recompense?

18 Evet, din gününün ne olduğunu nereden bileceksin?

18 Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü?

18 پھر تمہیں کیا معلوم کہ جزا کا دن کیسا ہے؟

18 ہاں، تمہیں کیا خبر کہ وہ جزا کا دن کیا ہے؟

يَوۡمَ لَا تَمۡلِكُ نَفۡسٌ لِّنَفۡسٍ شَيۡــًٔا‌ۖ وَٱلۡأَمۡرُ يَوۡمَئِذٍ لِّلَّهِ ١٩

(The) Daybir gündürجس دنyawmanotmalik olmadığıنہwill have powerمالک ہوگاtamlikua soulkimseninکوئی نفسnafsunfor a soulkimseyeکسی نفس کے لئےlinafsinanythingbir şeye (yardıma)کچھ بھی/ کسی چیز کا بھیshayanand the Commandve buyrukاور تمام معاملہ ہوگاwal-amruthat Dayo günاس دنyawma-idhin(will be) with Allahyalnız Allah'ındırاللہ ہی کے لئےlillahi

19 It is the Day when a soul will not possess for another soul [power to do] a thing; and the command, that Day, is [entirely] with Allah.

19 O gün, kimsenin kimseye hiçbir fayda sağlamayacağı bir gündür. O gün buyruk, yalnız Allah'ındır.

19 O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır.

19 جس روز کوئی کسی کا بھلا نہ کر سکے گا اور حکم اس روز خدا ہی کا ہو گا

19 یہ وہ دن ہے جب کسی شخص کے لیے کچھ کرنا کسی کے بس میں نہ ہوگا، 1 فیصلہ اُس دن بالکل اللہ کے اختیار میں ہوگا

●●●●●●

سُورَةُ المطففين

Al-Mutaffifin / The Defrauding

Meccan  ◆  36 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَيۡلٌ لِّلۡمُطَفِّفِينَ ١

Woevay halineہلاکت ہےwaylunto those who give lessölçü ve tartıda hile yapanlarınڈنڈی مارنے والوں کے لئےlil'muṭaffifīna

1 Woe to those who give less [than due],

1 İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

1 Eksik ölçüp tartanların vay haline!

1 ناپ اور تول میں کمی کرنے والوں کے لیے خرابی ہے

1 تباہی ہے ڈنڈی مارنے والوں کے لیے۔ 1

ٱلَّذِينَ إِذَا ٱكۡتَالُواۡ عَلَى ٱلنَّاسِ يَسۡتَوۡفُونَ ٢

Those whoonlarوہ لوگalladhīnawhenzamanجبidhāthey take a measurebir şey ölçüp aldıklarıناپ کرلیتے ہیںik'tālūfrominsanlardanʿalāthe peopleلوگوں سےl-nāsithey take in fullölçüyü tam yaparlarوہ پورا پورا لیتے ہیںyastawfūna

2 Who, when they take a measure from people, take in full.

2 İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

2 Onlar insanlardan kendilerine bir şey aldıkları zaman tam ölçerler.

2 جو لوگوں سے ناپ کر لیں تو پورا لیں

2 جن کا حال یہ ہے کہ جب لوگوں سے لیتے ہیں تو پورا پورا لیتے ہیں

وَإِذَا كَالُوهُمۡ أَو وَّزَنُوهُمۡ يُخۡسِرُونَ ٣

But whenve zamanاور جبwa-idhāthey give by measure (to) themkendileri onlara bir şey ölçtükleriناپ کر ان کو دیتے ہیںkālūhumorveyaیاawthey weigh (for) themtarttıklarıوزن کرکے دیتے ہیں ان کوwazanūhumthey give lesseksik yaparlarگھاٹا کرکے دیتے ہیں/ کم کرکے دیتے ہیںyukh'sirūna

3 But if they give by measure or by weight to them, they cause loss.

3 İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!

3 Kendileri başkalarına bir şey ölçtükleri veya tarttıkları zaman eksik ölçer ve tartarlar.

3 اور جب ان کو ناپ کر یا تول کر دیں تو کم کر دیں

3 اور جب ان کو ناپ کو یا تول کر دیتے ہیں تو انہیں گھاٹا دیتے ہیں۔ 1

أَلَا يَظُنُّ أُوۡلَـٰٓئِكَ أَنَّهُم مَّبۡعُوثُونَ ٤

Do notsanmıyorlar mı?کیا وہ نہیںalāthinkسمجھتے / کیا وہ یقین (نہیں) رکھتےyaẓunnuthoseişteیہ لوگulāikathat theyonlarبیشک وہannahum(will be) resurrectedtekrar diriltilecekleriniاٹھائے جانے والے ہیںmabʿūthūna

4 Do they not think that they will be resurrected

4 Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

4 Onlar tekrar diriltileceklerini zannetmiyorlar mı?

4 کیا یہ لوگ نہیں جانتے کہ اٹھائے بھی جائیں گے

4 کیا یہ لوگ نہیں سمجھتے کہ ایک بڑے دن 1

لِيَوۡمٍ عَظِيمٍ ٥

For a Daybir gün içinدن کوliyawminGreatbüyükبڑےʿaẓīmin

5 For a tremendous Day -

5 Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?

5 Büyük bir gün için.

5 (یعنی) ایک بڑے (سخت) دن میں

5 یہ اٹھا کر لائے جانے والے ہیں؟

يَوۡمَ يَقُومُ ٱلنَّاسُ لِرَبِّ ٱلۡعَـٰلَمِينَ ٦

(The) Dayo günجس دنyawmawill standdururlarکھڑے ہوں گےyaqūmumankindinsanlarلوگl-nāsubefore (the) LordRabbinin divanındaرب کے لیےlirabbi(of) the worldsalemlerinرب العالمین کے لئےl-ʿālamīna

6 The Day when mankind will stand before the Lord of the worlds?

6 O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.

6 Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar.

6 جس دن (تمام) لوگ رب العالمین کے سامنے کھڑے ہوں گے

6 اُس دن جبکہ سب لوگ رب العالمین کے سامنے کھڑے ہوں گے

Surah 83 / Al-Mutaffifin / The Defrauding سورة المطففين 588

سُورَةُ الإنفطار

Al-Infitar / The Cleaving  ◆  Meccan · 19 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Whenzamanجب idhā the skygökآسمان l-samāu (is) cleft asunderyarıldığıپھٹ جائے گا infaṭarat١ And whenve zamanاور جب wa-idhā the starsyıldızlarتارے l-kawākibu scattersaçıldığıبکھرجائیں گے intatharat٢ And whenve zamanاور جب wa-idhā the seasdenizlerسمندر l-biḥāru
are made to gush forthfışkırtıldığıپھاڑ دیئے جائیں گے fujjirat٣ And whenve zamanاور جب wa-idhā the graveskabirlerinقبریں l-qubūru are overturnediçi dışına getirildiğiکھول دی جائیں گی buʿ'thirat٤ Will knowbilirجان لے گا ʿalimat a soulher canہر شخص nafsun whatneجو it has sent forthöne sürmüştürاس نے آگے بھیجا qaddamat
and left behindve geride bırakmıştırاور جو پیچھے رکھا wa-akharat٥ Oeyاے yāayyuhā maninsanانسان l-insānu Whatnedir?کس چیز نے has deceived youseni aldatanدھوکے میں ڈالا تجھ کو gharraka concerning your LordRabbine karşıتیرے رب birabbika the Most Nobleengin kerem sahibiکریم کے بارے میں l-karīmi٦ WhoO kiوہ جس نے alladhī
created youseni yarattıپیدا کیا تجھ کو khalaqaka then fashioned youseni düzenlediپھر درست کیا تجھ کو fasawwāka then balanced yousana ölçülü bir biçim verdiپھر برابر کیا تجھ کو faʿadalaka٧ Inhangi;میں whateverجس ayyi formsuretteشکل (میں) ṣūratin whatdilediyseجو He willedاس نے چاہا shāa He assembled you( o şekilde) seni terkib ettiجوڑ دیا تجھ کو rakkabaka٨
Nayhayırہرگز نہیں kallā Butbilakisبلکہ bal you denysiz yalanlıyorsunuzتم جھٹلاتے ہو tukadhibūna the Judgmentcezayıجزا وسزا کو bil-dīni٩ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna over youüzerinizde vardırتم پر ʿalaykum (are) surely guardianskoruyucularالبتہ حفاظت کرنے والے ہیں/ نگرانی کرنے والے laḥāfiẓīna١٠ Nobledeğerliبزرگ/محترم kirāman
recordingyazıcılarلکھنے والے ہیں kātibīna١١ They knowbilirlerجانتے ہیں yaʿlamūna whateverneجو کچھ you doyapıyorsanızتم کرتے ہو tafʿalūna١٢ Indeedşüphesizبیشک inna the righteousiyilerنیک لوگ l-abrāra (will be) surely iniçindedirlerالبتہ میں lafī blissni'metlerنعمتوں میں ہوں گے naʿīmin١٣ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna
the wickedkötülerبدکار لوگ l-fujāra (will be) surely iniçindedirlerالبتہ میں lafī Hellfireyakıcı ateşجہنم میں ہوں گے jaḥīmin١٤ They will burn (in) itoraya girerlerوہ داخل ہوں گے اس میں yaṣlawnahā (on the) Daygünüدن yawma (of) the Judgmentcezaجزا سزا کے (دن)/ بدلے کے (دن) l-dīni١٥ And notve değillerdirاور نہیں wamā theyonlarوہ hum from itondanاس سے ʿanhā (will be) absentkaybolacakکچھ غائب ہونے والے bighāibīna
١٦ And whatve nedir?اور کیا چیز wamā can make you knowsana bildirenبتائے تجھ کو adrāka whatne olduğunuکیا ہے ؟ (is the) Daygünününدن yawmu (of) the Judgmentcezaبدلے کا l-dīni١٧ Thensonra yineپھر thumma whatnedir?کیا چیز can make you knowsana bildirenبتائے تجھ کو adrāka whatne olduğunuکہ کیا ہے ؟ (is the) Daygünününدن yawmu (of) the Judgmentcezaبدلے کا l-dīni
١٨ (The) Daybir gündürجس دن yawma notmalik olmadığıنہ will have powerمالک ہوگا tamliku a soulkimseninکوئی نفس nafsun for a soulkimseyeکسی نفس کے لئے linafsin anythingbir şeye (yardıma)کچھ بھی/ کسی چیز کا بھی shayan and the Commandve buyrukاور تمام معاملہ ہوگا wal-amru that Dayo günاس دن yawma-idhin (will be) with Allahyalnız Allah'ındırاللہ ہی کے لئے lillahi١٩

سُورَةُ المطففين

Al-Mutaffifin / The Defrauding  ◆  Meccan · 36 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Woevay halineہلاکت ہے waylun to those who give lessölçü ve tartıda hile yapanlarınڈنڈی مارنے والوں کے لئے lil'muṭaffifīna١ Those whoonlarوہ لوگ alladhīna whenzamanجب idhā they take a measurebir şey ölçüp aldıklarıناپ کرلیتے ہیں ik'tālū frominsanlardan ʿalā the peopleلوگوں سے l-nāsi they take in fullölçüyü tam yaparlarوہ پورا پورا لیتے ہیں yastawfūna٢
But whenve zamanاور جب wa-idhā they give by measure (to) themkendileri onlara bir şey ölçtükleriناپ کر ان کو دیتے ہیں kālūhum orveyaیا aw they weigh (for) themtarttıklarıوزن کرکے دیتے ہیں ان کو wazanūhum they give lesseksik yaparlarگھاٹا کرکے دیتے ہیں/ کم کرکے دیتے ہیں yukh'sirūna٣ Do notsanmıyorlar mı?کیا وہ نہیں alā thinkسمجھتے / کیا وہ یقین (نہیں) رکھتے yaẓunnu thoseişteیہ لوگ ulāika that theyonlarبیشک وہ annahum
(will be) resurrectedtekrar diriltilecekleriniاٹھائے جانے والے ہیں mabʿūthūna٤ For a Daybir gün içinدن کو liyawmin Greatbüyükبڑے ʿaẓīmin٥ (The) Dayo günجس دن yawma will standdururlarکھڑے ہوں گے yaqūmu mankindinsanlarلوگ l-nāsu before (the) LordRabbinin divanındaرب کے لیے lirabbi (of) the worldsalemlerinرب العالمین کے لئے l-ʿālamīna٦
٥٨٨
‹ 586page 587 of the printed Mushaf588 ›