كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡفُجَّارِ لَفِى سِجِّينٍ ٧

Nayhayırہرگز نہیںkallāIndeeddoğrusuبیشکinna(the) recordyazıcısıکتاب/ نامہ اعمالkitāba(of) the wickedsapanlarınبدکاروں کی/ کاl-fujāri(is) surely inelbetteالبتہ میںlafīSijjinSiccin'dedirسجین میں ہیںsijjīnin

7 No! Indeed, the record of the wicked is in sijjeen.

7 Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.

7 Hayır hayır, kötülerin yazısı muhakkak Siccin'dedir.

7 سن رکھو کہ بدکارروں کے اعمال سجّین میں ہیں

7 ہر گز نہیں، 1 یقیناً بدکاروں کا نامہٴ اعمال قیدخانے کے دفتر میں ہے۔ 2

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا سِجِّينٌ ٨

And whatnedir?اور کیا چیزwamācan make you knowsana bildirenبتائے تجھ کوadrākawhatne olduğunuکہ کیا ہے(is) SijjinSiccin('in)سجین / قید خانہ کیا ہےsijjīnun

8 And what can make you know what is sijjeen?

8 Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?

8 Bildin mi sen, Siccin nedir?

8 اور تم کیا جانتے ہوں کہ سجّین کیا چیز ہے؟

8 اور تمہیں کیا معلوم کہ وہ قید خانے کا دفتر کیا ہے؟

كِتَـٰبٌ مَّرۡقُومٌ ٩

A bookbir Kitaptırایک کتاب ہےkitābunwrittenyazılmışلکھی ہوئیmarqūmun

9 It is [their destination recorded in] a register inscribed.

9 O, yazılmış bir kitaptır.

9 Yazılmış bir kitaptır o.

9 ایک دفتر ہے لکھا ہوا

9 ایک کتاب ہے لکھی ہوئی

وَيۡلٌ يَوۡمَئِذٍ لِّلۡمُكَذِّبِينَ ١٠

Woevay halineہلاکت ہےwaylunthat Dayo günاس دنyawma-idhinto the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لئےlil'mukadhibīna

10 Woe, that Day, to the deniers,

10 Yalanlayanların o gün vay haline!

10 Vay haline yalanlayanların o gün!

10 اس دن جھٹلانے والوں کی خرابی ہے

10 تباہی ہے اُس روز جھٹلانے والوں کے لیے

ٱلَّذِينَ يُكَذِّبُونَ بِيَوۡمِ ٱلدِّينِ ١١

Those whoonlarوہ لوگalladhīnadenyyalanlamaktadırlarجو جھٹلاتے ہیںyukadhibūna(the) Daygününüساتھ دنbiyawmi(of) the Judgmentcezaبدلے کے (دن کو)l-dīni

11 Who deny the Day of Recompense.

11 Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.

11 Onlar ceza gününü yalanlayanlardır.

11 (یعنی) جو انصاف کے دن کو جھٹلاتے ہیں

11 جو روز جزا کو جھٹلاتے ہیں

وَمَا يُكَذِّبُ بِهِۦٓ إِلَّا كُلُّ مُعۡتَدٍ أَثِيمٍ ١٢

And notyalanlamazاور نہیںwamācan denyجھٹلاتاyukadhibu[of] itonuاس کوbihiexceptbaşkasıمگرillāeveryherہرkullutransgressorsaldırganحد سے بڑھنے والاmuʿ'tadinsinfulgünahkardanگناہ گارathīmin

12 And none deny it except every sinful transgressor.

12 Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.

12 Onu ancak sınırı aşan ve günaha düşkün olanlar yalanlar.

12 اور اس کو جھٹلاتا وہی ہے جو حد سے نکل جانے والا گنہگار ہے

12 اور اُسے نہیں جھٹلاتا مگر ہر وہ شخص جو حد سے گزر جانے والا بد عمل ہے

إِذَا تُتۡلَىٰ عَلَيۡهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلۡأَوَّلِينَ ١٣

Whenzamanجبidhāare recitedokunduğuپڑھی جاتی ہےtut'lāto himonaاس پرʿalayhiOur Versesayetlerimizہماری آیاتāyātunāhe saysderکہتا ہےqālaStoriesmasallarıکہانیاں ہیںasāṭīru(of) the former (people)eskilerinپہلوں کیl-awalīna

13 When Our verses are recited to him, he says, "Legends of the former peoples."

13 Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.

13 Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, "eskilerin masalları" der.

13 جب اس کو ہماری آیتیں سنائی جاتی ہیں تو کہتا ہے کہ یہ تو اگلے لوگوں کے افسانے ہیں

13 اُسے جب ہماری آیات سُنائی جاتی ہیں 1 تو کہتا ہے یہ تو اگلے وقتوں کی کہانیاں ہیں

كَلَّا‌ۖ بَلۡۜ رَانَ عَلَىٰ قُلُوبِهِم مَّا كَانُواۡ يَكۡسِبُونَ ١٤

Nayhayırہرگز نہیںkallāButdoğrusuبلکہbal(the) stain has coveredpaslanmıştırزنگ چڑھ گیا ہےrāna[over]üzeriپرʿalātheir heartskalblerininان کے دلوں (پر)qulūbihim(for) whatşeylerجو کچھthey used toolduklarıہیں وہkānūearnkazanıyor(lar)کمائی کرتےyaksibūna

14 No! Rather, the stain has covered their hearts of that which they were earning.

14 Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.

14 Hayır hayır, öyle değil. Aksine onların kazandığı günahlar kalplerinin üzerine pas olmuştur.

14 دیکھو یہ جو (اعمال بد) کرتے ہیں ان کا ان کے دلوں پر زنگ بیٹھ گیا ہے

14 ہر گز نہیں، بلکہ دراصل اِن لوگوں کے دلوں پر اِن کے بُرے اعمال کا زنگ چڑھ گیا ہے۔ 1

كَلَّآ إِنَّهُمۡ عَن رَّبِّهِمۡ يَوۡمَئِذٍ لَّمَحۡجُوبُونَ ١٥

Nayhayırہرگز نہیںkallāIndeed, theydoğrusu onlarبیشک وہinnahumfromRablerindenسےʿantheir Lordاپنے رب (سے)rabbihimthat Dayo günاس دنyawma-idhinsurely will be partitionedperdelenmişlerdirالبتہ حجاب میں رکھے جانے والے ہیںlamaḥjūbūna

15 No! Indeed, from their Lord, that Day, they will be partitioned.

15 Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.

15 Hayır hayır, doğrusu onlar o gün Rablerini görmekten mahrumdurlar.

15 بےشک یہ لوگ اس روز اپنے پروردگار (کے دیدار) سے اوٹ میں ہوں گے

15 ہر گز نہیں، بالیقین اُس روز یہ اپنے ربّ کی دید سے محروم رکھے جائیں گے، 1

ثُمَّ إِنَّهُمۡ لَصَالُواۡ ٱلۡجَحِيمِ ١٦

Thensonraپھرthummaindeed, theyonlarبیشک وہinnahum(surely) will burnelbette gireceklerdirالبتہ داخل ہونے والے ہیںlaṣālū(in) the Hellfirecehennemeجہنم میںl-jaḥīmi

16 Then indeed, they will [enter and] burn in Hellfire.

16 Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.

16 Sonra onlar muhakkak cehenneme girecekler.

16 پھر دوزخ میں جا داخل ہوں گے

16 پھر یہ جہنم میں جا پڑیں گے

ثُمَّ يُقَالُ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ ١٧

Thensonraپھرthummait will be saiddenilecektirکہا جائے گاyuqāluThisişte budurیہ ہےhādhā(is) whatşeyوہ چیزalladhīyou used toolduğunuzتھے تمkuntum[of it]onuجس کوbihidenyyalanlıyor(lar)تم جھٹلایا کرتےtukadhibūna

17 Then it will be said [to them], "This is what you used to deny."

17 Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.

17 Sonra da onlara: "İşte bu, yalanlayıp durduğunuz şeydir" denilecek.

17 پھر ان سے کہا جائے گا کہ یہ وہی چیز ہے جس کو تم جھٹلاتے تھے

17 پھر اِن سے کہا جائے گا کہ یہ وہی چیز ہے جسے تم جھٹلایا کرتے تھے

كَلَّآ إِنَّ كِتَـٰبَ ٱلۡأَبۡرَارِ لَفِى عِلِّيِّينَ ١٨

Nayhayırہرگز نہیںkallāIndeedşüphesizبیشکinna(the) recordyazısıکتابkitāba(of) the righteousiyilerinنیک لوگوں کیl-abrāri(will be) surely inelbetteالبتہ میںlafīIlliyinİlliyyindedirعلییین میں ہوگیʿilliyyīna

18 No! Indeed, the record of the righteous is in 'illiyyun.

18 Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.

18 Hayır hayır, iyilerin yazısı muhakkak Illiyyîn'dedir.

18 (یہ بھی) سن رکھو کہ نیکوکاروں کے اعمال علیین میں ہیں

18 ہر گز نہیں، 1 بے شک نیک آدمیوں کا نامہٴ اعمال بلند پایہ لوگوں کے دفتر میں ہے

وَمَآ أَدۡرَىٰكَ مَا عِلِّيُّونَ ١٩

And whatnedir?اور کیا چیزwamācan make you knowsana bildirenبتائے تجھ کوadrākawhatne olduğunuکیا ہے(is) Illiyunİlliyyin('in)علیینʿilliyyūna

19 And what can make you know what is 'illiyyun?

19 O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?

19 Bildin mi sen, Illiyyîn nedir?

19 اور تم کو کیا معلوم کہ علیین کیا چیز ہے؟

19 اور تمہیں کیا خبر کہ کیا ہے وہ بلند پایہ لوگوں کا دفتر؟

كِتَـٰبٌ مَّرۡقُومٌ ٢٠

A bookbir Kitaptırایک کتاب ہےkitābunwrittenyazılmışرقم کی ہوئی/ لکھی ہوئیmarqūmun

20 It is [their destination recorded in] a register inscribed

20 O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

20 Yazılmış bir kitaptır o.

20 ایک دفتر ہے لکھا ہوا

20 ایک لکھی ہوئی کتاب ہے

يَشۡهَدُهُ ٱلۡمُقَرَّبُونَ ٢١

Witness itona tanık olurlarحاضر ہوتے ہیں اس پرyashhaduhuthose brought nearyaklaştırılmış olanlarمقرب فرشتےl-muqarabūna

21 Which is witnessed by those brought near [to Allah].

21 O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.

21 Allah'a yaklaştırılmış melekler ona tanık olurlar.

21 جس کے پاس مقرب (فرشتے) حاضر رہتے ہیں

21 جس کی نگہداشت مقرب فرشتے کرتے ہیں

إِنَّ ٱلۡأَبۡرَارَ لَفِى نَعِيمٍ ٢٢

Indeedşüphesizبیشکinnathe righteousiyilerنیک لوگl-abrāra(will be) surely inelbette içindedirlerالبتہ میںlafīblissni'metنعمتوں میں ہوں گےnaʿīmin

22 Indeed, the righteous will be in pleasure

22 İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

22 Haberiniz olsun ki, iyiler nimet içindedir.

22 بےشک نیک لوگ چین میں ہوں گے

22 بے شک نیک لوگ بڑے مزے میں ہوں گے

عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٢٣

Onüzerindeپرʿalāthronesdivanlarمسندوںl-arāikiobservingoturup bakarlarدیکھ رہے ہوں گےyanẓurūna

23 On adorned couches, observing.

23 İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.

23 Tahtlar üzerinde etrafa bakarlar.

23 تختوں پر بیٹھے ہوئے نظارے کریں گے

23 اونچی مسندوں پر بیٹھے نظارے کر رہے ہوں گے

تَعۡرِفُ فِى وُجُوهِهِمۡ نَضۡرَةَ ٱلنَّعِيمِ ٢٤

You will recognizesezersinتم پہچان لوگےtaʿrifuinyüzlerindeمیںtheir facesان کے چہروں (میں)wujūhihim(the) radiancesevinç ve parıltısınıرونقnaḍrata(of) blissni'metinنعمت کیl-naʿīmi

24 You will recognize in their faces the radiance of pleasure.

24 Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.

24 Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.

24 تم ان کے چہروں ہی سے راحت کی تازگی معلوم کر لو گے

24 ان کے چہروں پر تم خوشحالی کی رونق محسوس کرو گے

يُسۡقَوۡنَ مِن رَّحِيقٍ مَّخۡتُومٍ ٢٥

They will be given to drinkonlara içirilirپلائے جائیں گےyus'qawnaofhalis bir şaraptanسےmina pure wineخالص شرابraḥīqinsealedmühürlüمہر بندmakhtūmin

25 They will be given to drink [pure] wine [which was] sealed.

25 Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

25 Onlara damgalı saf bir içki sunulur.

25 ان کو خالص شراب سربمہر پلائی جائے گی

25 ان کو نفیس ترین سر بند شراب پلائی جائے گی جس پر مُشک کی مُہر لگی ہوگی۔1

خِتَـٰمُهُۥ مِسۡكٌ‌ۚ وَفِى ذٰلِكَ فَلۡيَتَنَافَسِ ٱلۡمُتَنَـٰفِسُونَ ٢٦

Its sealki onun sonuاس کی مہرkhitāmuhu(will be of) muskmisktirمسک ہوگی/ کستوری ہوگیmis'kunAnd forveاور میںwafīthatişte bunun içinاس (میں)dhālikalet aspireyarışsınlarپس چاہیے کہ ایک دوسرے پر بازی لے جائیںfalyatanāfasithe aspirersyarışanlarبازی لے جانے والےl-mutanāfisūna

26 The last of it is musk. So for this let the competitors compete.

26 Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.

26 Onun sonu misktir. İşte ona imrensin artık imrenenler.

26 جس کی مہر مشک کی ہو گی تو (نعمتوں کے) شائقین کو چاہیے کہ اسی سے رغبت کریں

26 جو لوگ دوسروں پر بازی لے جانا چاہتے ہوں وہ اِس چیز کو حاصل کرنے میں بازی لے جانے کی کوشش کریں

وَمِزَاجُهُۥ مِن تَسۡنِيمٍ ٢٧

And its mixturekarışımıاور آمیزش اس کیwamizājuhu(is) oftesnimdendirسےminTasneemتسنیم سے ہوگی (تسنیم کیا ہے)tasnīmin

27 And its mixture is of Tasneem,

27 Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

27 Karışımı Tesnim'dendir (En üstün cennet şarabındandır).

27 اور اس میں تسنیم (کے پانی) کی آمیزش ہو گی

27 ں۔ اُس شراب میں تسنیم کی آمیزش ہوگی، 1

عَيۡنًا يَشۡرَبُ بِهَا ٱلۡمُقَرَّبُونَ ٢٨

A springbir çeşme (ki)ایک چشمہ ہےʿaynanwill drinkiçerlerپیئیں گےyashrabufrom itondanاس سےbihāthose brought nearyaklaştırılanlarمقرب لوگl-muqarabūna

28 A spring from which those near [to Allah] drink.

28 Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.

28 Allah'a yakın olanların içecekleri bir kaynaktır o.

28 وہ ایک چشمہ ہے جس میں سے (خدا کے) مقرب پیئیں گے

28 یہ ایک چشمہ ہے جس کے پانی کے ساتھ مقرب لوگ شراب پئیں گے

إِنَّ ٱلَّذِينَ أَجۡرَمُواۡ كَانُواۡ مِنَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ يَضۡحَكُونَ ٢٩

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnacommitted crimessuç işleyen(ler)جنہوں نے جرم کیاajramūused toidilerتھےkānūatkimselereسےminathose whoان لوگوں (سے)alladhīnabelievedinanan(lara)جو ایمان لائےāmanūlaughgülüyor(lar)ہنستےyaḍḥakūna

29 Indeed, those who committed crimes used to laugh at those who believed.

29 Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.

29 Doğrusu o suç işleyenler inananlara gülüyorlardı.

29 جو گنہگار (یعنی کفار) ہیں وہ (دنیا میں) مومنوں سے ہنسی کیا کرتے تھے

29 مجرم لوگ دنیا میں ایمان لانے والوں کا مذاق اڑاتے تھے

وَإِذَا مَرُّواۡ بِهِمۡ يَتَغَامَزُونَ ٣٠

And whenve zamanاور جبwa-idhāthey passedyanından geçtikleriگزرتےmarrūby themonlarınان کے پاس سےbihimthey winked at one anotherbirbirlerine kaş göz ederlerdiآنکھیں مارتے تھے/ اشارے کرتے تھےyataghāmazūna

30 And when they passed by them, they would exchange derisive glances.

30 Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.

30 Onlara uğradıkları vakit birbirlerine göz kırpıyorlardı.

30 اور جب ان کے پاس سے گزرتے تو حقارت سے اشارے کرتے

30 جب اُن کے پاس سے گزرتے تو آنکھیں مار مار کر اُن کی طرف اشارے کرتے تھے

وَإِذَا ٱنقَلَبُوٓاۡ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمُ ٱنقَلَبُواۡ فَكِهِينَ ٣١

And whenzaman daاور جبwa-idhāthey returneddöndükleriپلٹ کے جاتےinqalabūtoailelerineطرفilātheir peopleاپنے گھر والوں کےahlihimuthey would returndönerlerdiپلٹتے تھےinqalabūjestingeğlenerekباتیں بناتے/ خوش گپیاں کرتےfakihīna

31 And when they returned to their people, they would return jesting.

31 Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.

31 Evlerine döndükleri zaman zevklenerek dönüyorlardı.

31 اور جب اپنے گھر کو لوٹتے تو اتراتے ہوئے لوٹتے

31 پنے گھروں کی طرف پلٹتے تو مزے لیتے ہوئے پلٹتے تھے، 1

وَإِذَا رَأَوۡهُمۡ قَالُوٓاۡ إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَضَآلُّونَ ٣٢

And whenve zamanاور جبwa-idhāthey saw themonları gördükleriوہ دیکھتے ان کوra-awhumthey saidderlerdiکہتےqālūIndeedşüphesizبیشکinnatheseşunlarیہ لوگhāulāisurely have gone astraysapıklardırالبتہ بہکے ہوئے ہیںlaḍāllūna

32 And when they saw them, they would say, "Indeed, those are truly lost."

32 İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.

32 Müminleri gördükleri vakit; "işte bunlar sapıklar" diyorlardı.

32 اور جب ان( مومنوں) کو دیکھتے تو کہتے کہ یہ تو گمراہ ہیں

32 اور جب انہیں دیکھتے تو کہتے تھے کہ یہ بہکے ہوئے لوگ ہیں، 1

وَمَآ أُرۡسِلُواۡ عَلَيۡهِمۡ حَـٰفِظِينَ ٣٣

But notveحالانکہ نہیںwamāthey had been sentkendileri gönderilmemişlerdiوہ بھیجے گئے تھےur'silūover themonların üzerineان پرʿalayhim(as) guardiansbekçi olarakنگہبان بنا کرḥāfiẓīna

33 But they had not been sent as guardians over them.

33 Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.

33 Oysa onlar müminler üzerine bekçi olarak gönderilmemişlerdi.

33 حالانکہ وہ ان پر نگراں بنا کر نہیں بھیجے گئے تھے

33 حالانکہ وہ اُن پر نگراں بنا کر نہیں بھیجے گئے تھے۔ 1

فَٱلۡيَوۡمَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ مِنَ ٱلۡكُفَّارِ يَضۡحَكُونَ ٣٤

So todayişte bugünپس آج کے دنfal-yawmathose whokimselerوہ لوگalladhīnabelieved inanan(lar)جو ایمان لائےāmanūatkafirlereminathe disbelieversکافروں پرl-kufārithey will laughgülerlerہنس رہے ہوں گےyaḍḥakūna

34 So Today those who believed are laughing at the disbelievers,

34 Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.

34 İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.

34 تو آج مومن کافروں سے ہنسی کریں گے

34 آج ایمان لانے والے کفار پر ہنس رہے ہیں

Surah 83 / Al-Mutaffifin / The Defrauding سورة المطففين 589
Nayhayırہرگز نہیں kallā Indeeddoğrusuبیشک inna (the) recordyazıcısıکتاب/ نامہ اعمال kitāba (of) the wickedsapanlarınبدکاروں کی/ کا l-fujāri (is) surely inelbetteالبتہ میں lafī SijjinSiccin'dedirسجین میں ہیں sijjīnin٧ And whatnedir?اور کیا چیز wamā can make you knowsana bildirenبتائے تجھ کو adrāka whatne olduğunuکہ کیا ہے (is) SijjinSiccin('in)سجین / قید خانہ کیا ہے sijjīnun٨ A bookbir Kitaptırایک کتاب ہے kitābun
writtenyazılmışلکھی ہوئی marqūmun٩ Woevay halineہلاکت ہے waylun that Dayo günاس دن yawma-idhin to the deniersyalanlayanlarınجھٹلانے والوں کے لئے lil'mukadhibīna١٠ Those whoonlarوہ لوگ alladhīna denyyalanlamaktadırlarجو جھٹلاتے ہیں yukadhibūna (the) Daygününüساتھ دن biyawmi (of) the Judgmentcezaبدلے کے (دن کو) l-dīni١١
And notyalanlamazاور نہیں wamā can denyجھٹلاتا yukadhibu [of] itonuاس کو bihi exceptbaşkasıمگر illā everyherہر kullu transgressorsaldırganحد سے بڑھنے والا muʿ'tadin sinfulgünahkardanگناہ گار athīmin١٢ Whenzamanجب idhā are recitedokunduğuپڑھی جاتی ہے tut'lā to himonaاس پر ʿalayhi Our Versesayetlerimizہماری آیات āyātunā he saysderکہتا ہے qāla Storiesmasallarıکہانیاں ہیں asāṭīru
(of) the former (people)eskilerinپہلوں کی l-awalīna١٣ Nayhayırہرگز نہیں kallā Butdoğrusuبلکہ bal (the) stain has coveredpaslanmıştırزنگ چڑھ گیا ہے rāna [over]üzeriپر ʿalā their heartskalblerininان کے دلوں (پر) qulūbihim (for) whatşeylerجو کچھ they used toolduklarıہیں وہ kānū earnkazanıyor(lar)کمائی کرتے yaksibūna١٤ Nayhayırہرگز نہیں kallā Indeed, theydoğrusu onlarبیشک وہ innahum
fromRablerindenسے ʿan their Lordاپنے رب (سے) rabbihim that Dayo günاس دن yawma-idhin surely will be partitionedperdelenmişlerdirالبتہ حجاب میں رکھے جانے والے ہیں lamaḥjūbūna١٥ Thensonraپھر thumma indeed, theyonlarبیشک وہ innahum (surely) will burnelbette gireceklerdirالبتہ داخل ہونے والے ہیں laṣālū (in) the Hellfirecehennemeجہنم میں l-jaḥīmi١٦ Thensonraپھر thumma it will be saiddenilecektirکہا جائے گا yuqālu
Thisişte budurیہ ہے hādhā (is) whatşeyوہ چیز alladhī you used toolduğunuzتھے تم kuntum [of it]onuجس کو bihi denyyalanlıyor(lar)تم جھٹلایا کرتے tukadhibūna١٧ Nayhayırہرگز نہیں kallā Indeedşüphesizبیشک inna (the) recordyazısıکتاب kitāba (of) the righteousiyilerinنیک لوگوں کی l-abrāri (will be) surely inelbetteالبتہ میں lafī Illiyinİlliyyindedirعلییین میں ہوگی ʿilliyyīna
١٨ And whatnedir?اور کیا چیز wamā can make you knowsana bildirenبتائے تجھ کو adrāka whatne olduğunuکیا ہے (is) Illiyunİlliyyin('in)علیین ʿilliyyūna١٩ A bookbir Kitaptırایک کتاب ہے kitābun writtenyazılmışرقم کی ہوئی/ لکھی ہوئی marqūmun٢٠ Witness itona tanık olurlarحاضر ہوتے ہیں اس پر yashhaduhu those brought nearyaklaştırılmış olanlarمقرب فرشتے l-muqarabūna
٢١ Indeedşüphesizبیشک inna the righteousiyilerنیک لوگ l-abrāra (will be) surely inelbette içindedirlerالبتہ میں lafī blissni'metنعمتوں میں ہوں گے naʿīmin٢٢ Onüzerindeپر ʿalā thronesdivanlarمسندوں l-arāiki observingoturup bakarlarدیکھ رہے ہوں گے yanẓurūna٢٣ You will recognizesezersinتم پہچان لوگے taʿrifu inyüzlerindeمیں
their facesان کے چہروں (میں) wujūhihim (the) radiancesevinç ve parıltısınıرونق naḍrata (of) blissni'metinنعمت کی l-naʿīmi٢٤ They will be given to drinkonlara içirilirپلائے جائیں گے yus'qawna ofhalis bir şaraptanسے min a pure wineخالص شراب raḥīqin sealedmühürlüمہر بند makhtūmin٢٥
Its sealki onun sonuاس کی مہر khitāmuhu (will be of) muskmisktirمسک ہوگی/ کستوری ہوگی mis'kun And forveاور میں wafī thatişte bunun içinاس (میں) dhālika let aspireyarışsınlarپس چاہیے کہ ایک دوسرے پر بازی لے جائیں falyatanāfasi the aspirersyarışanlarبازی لے جانے والے l-mutanāfisūna٢٦ And its mixturekarışımıاور آمیزش اس کی wamizājuhu
(is) oftesnimdendirسے min Tasneemتسنیم سے ہوگی (تسنیم کیا ہے) tasnīmin٢٧ A springbir çeşme (ki)ایک چشمہ ہے ʿaynan will drinkiçerlerپیئیں گے yashrabu from itondanاس سے bihā those brought nearyaklaştırılanlarمقرب لوگ l-muqarabūna٢٨ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna
committed crimessuç işleyen(ler)جنہوں نے جرم کیا ajramū used toidilerتھے kānū atkimselereسے mina those whoان لوگوں (سے) alladhīna believedinanan(lara)جو ایمان لائے āmanū laughgülüyor(lar)ہنستے yaḍḥakūna٢٩ And whenve zamanاور جب wa-idhā they passedyanından geçtikleriگزرتے marrū by themonlarınان کے پاس سے bihim
they winked at one anotherbirbirlerine kaş göz ederlerdiآنکھیں مارتے تھے/ اشارے کرتے تھے yataghāmazūna٣٠ And whenzaman daاور جب wa-idhā they returneddöndükleriپلٹ کے جاتے inqalabū toailelerineطرف ilā their peopleاپنے گھر والوں کے ahlihimu they would returndönerlerdiپلٹتے تھے inqalabū jestingeğlenerekباتیں بناتے/ خوش گپیاں کرتے fakihīna٣١
And whenve zamanاور جب wa-idhā they saw themonları gördükleriوہ دیکھتے ان کو ra-awhum they saidderlerdiکہتے qālū Indeedşüphesizبیشک inna theseşunlarیہ لوگ hāulāi surely have gone astraysapıklardırالبتہ بہکے ہوئے ہیں laḍāllūna٣٢ But notveحالانکہ نہیں wamā they had been sentkendileri gönderilmemişlerdiوہ بھیجے گئے تھے ur'silū over themonların üzerineان پر ʿalayhim
(as) guardiansbekçi olarakنگہبان بنا کر ḥāfiẓīna٣٣ So todayişte bugünپس آج کے دن fal-yawma those whokimselerوہ لوگ alladhīna believed inanan(lar)جو ایمان لائے āmanū atkafirlere mina the disbelieversکافروں پر l-kufāri they will laughgülerlerہنس رہے ہوں گے yaḍḥakūna٣٤
٥٨٩
‹ 587page 588 of the printed Mushaf589 ›