عَلَى ٱلۡأَرَآئِكِ يَنظُرُونَ ٣٥

Onüzerindeپرʿalāthe thronesdivanlarمسندوں( پر )l-arāikiobserving(oturup) bakarlarدیکھ رہے ہوں گےyanẓurūna

35 On adorned couches, observing.

35 Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

35 Koltuklar üzerinde etrafa bakacaklar.

35 (اور) تختوں پر (بیٹھے ہوئے ان کا حال) دیکھ رہے ہوں گے

35 مسندوں پر بیٹھے ہوئے ان کا حال دیکھ رہے ہیں

هَلۡ ثُوِّبَ ٱلۡكُفَّارُ مَا كَانُواۡ يَفۡعَلُونَ ٣٦

Have (not)cezalandılarmı?کیاhalbeen rewardedبدلہ پالیاthuwwibathe disbelieverskafirlerکافروں نےl-kufāru(for) whatşeylerleجوthey used toolduklarıتھے وہkānūdoyapıyor(lar)کیا کرتےyafʿalūna

36 Have the disbelievers [not] been rewarded [this Day] for what they used to do?

36 Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.

36 Nasıl, kâfirler yaptıklarının cezasını buldular mı?

36 تو کافروں کو ان کے عملوں کا (پورا پورا )بدلہ مل گیا

36 مِل گیا نا کافروں کو اُن حرکتوں کا ثواب جو وہ کیا کرتے تھے۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ الإنشقاق

Al-Inshiqaq / The Sundering

Meccan  ◆  25 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتۡ ١

Whenzamanجبidhāthe skygökآسمانl-samāuis split asunderyarıldığıپھٹ جائے گاinshaqqat

1 When the sky has split [open]

1 Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

1 Gök yarıldığı,

1 جب آسمان پھٹ جائے گا

1 جب آسمان پھٹ جائے گا

وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ٢

And has listenedve dinlediği (zaman)اور کان لگائے گاwa-adhinatto its LordRabbiniاپنے رب کے لئےlirabbihāand was obligatedkendisine yaraştığı üzereاور حق یہی ہے/ یہی حق دیا گیا ہےwaḥuqqat

2 And has responded to its Lord and was obligated [to do so]

2 Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman, ki gök boyun eğecektir.

2 Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

2 اور اپنے پروردگار کا فرمان بجا لائے گا اور اسے واجب بھی یہ ہی ہے

2 اور اپنے ربّ کے فرمان کی تعمیل کرے گا 1 اور اُس کے لیے حق یہی ہے (کہ اپنے ربّ کا حکم مانے)

وَإِذَا ٱلۡأَرۡضُ مُدَّتۡ ٣

And whenve zamanاور جبwa-idhāthe earthyerزمینl-arḍuis spreaduzatıldığıپھیلادی جائے گیmuddat

3 And when the earth has been extended

3 Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

3 Yer uzatılıp düzlendiği,

3 اور جب زمین ہموار کر دی جائے گی

3 اور جب زمین پھیلا دی جائے گی 1

وَأَلۡقَتۡ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتۡ ٤

And has cast outdışarı atıpاور ڈال دی جائے گیwa-alqatwhatiçindekileriجو(is) in itاس میں ہےfīhāand becomes emptyve boşaldığıاور خالی ہوجائے گیwatakhallat

4 And has cast out that within it and relinquished [it]

4 Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

4 İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı

4 جو کچھ اس میں ہے اسے نکال کر باہر ڈال دے گی اور (بالکل) خالی ہو جائے گی

4 اور جو کچھ اس کے اندر ہے اُسے باہر پھینک  کر خالی ہو جائے گی 1

وَأَذِنَتۡ لِرَبِّهَا وَحُقَّتۡ ٥

And has listenedve dinlediği (zaman)اور کان لگائے گیwa-adhinatto its LordRabbiniاپنے رب کے لئےlirabbihāand was obligatedkendisine yaraştığı üzereاور حق یہی ہے/ یہی حق دی گئی ہےwaḥuqqat

5 And has responded to its Lord and was obligated [to do so] -

5 Yer düzeltilip, içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman, ki yer boyun eğecektir

5 Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,

5 اور اپنے پروردگار کے ارشاد کی تعمیل کرے گی اور اس کو لازم بھی یہی ہے (تو قیامت قائم ہو جائے گی)

5 اور اپنے ربّ کے حکم کی تعمیل کرے گی اور اُس کے لیے حق یہی ہے (کہ اس کی تعمیل کرے)۔1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلۡإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدۡحًا فَمُلَـٰقِيهِ ٦

Oeyاےyāayyuhāmankindinsanانسانl-insānuIndeed, youelbette senبیشکinnaka(are) laboringçabalamaktasınتو محنت کرنے والا ہےkādiḥunto(varan yolda)طرفilāyour LordRabbineاپنے رب کیrabbika(with) exertiongayretleخوب محنتkadḥanand you (will) meet Himnihayet O'na varacaksınپھر ملنے والا ہے اس سےfamulāqīhi

6 O mankind, indeed you are laboring toward your Lord with [great] exertion and will meet it.

6 Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O'na kavuşacaksın.

6 Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.

6 اے انسان! تو اپنے پروردگار کی طرف (پہنچنے میں) خوب کوشِش کرتا ہے سو اس سے جا ملے گا

6 اے انسان، تُو کشاں کشاں اپنے ربّ کی طرف چلا جا رہا ہے 1 اور اُس سے ملنے والا ہے

فَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ ٧

Then as foramaتو رہاfa-ammā(him) whokiminوہ جوmanis givenverilirseدیا گیاūtiyahis recordKitabıکتاب اپنیkitābahuin his right (hand)sağındanاپنے دائیں ہاتھ میںbiyamīnihi

7 Then as for he who is given his record in his right hand,

7 Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

7 O vakit kitabı sağ eline verilen,

7 تو جس کا نامہٴ (اعمال) اس کے داہنے ہاتھ میں دیا جائے گا

7 پھر جس کا نامہ اعمال اُس کے سیدھے ہاتھ میں دیا گیا

فَسَوۡفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا ٨

Then soonyakındaتو عنقریبfasawfahis account will be takenhesaba çekilecektirحساب کیا جائے گا وہyuḥāsabuan accountbir hesaplaحسابḥisābaneasykolayآسانyasīran

8 He will be judged with an easy account

8 Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

8 Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,

8 اس سے حساب آسان لیا جائے گا

8 اُس سے ہلکا حساب لیا جائے گا 1

وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا ٩

And he will returnve dönecektirاور وہ لوٹے گاwayanqalibutoailesineطرفilāhis peopleاپنے گھر والوں کی (طرف)ahlihihappilysevinçli olarakخوشmasrūran

9 And return to his people in happiness.

9 Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner.

9 Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.

9 اور وہ اپنے گھر والوں میں خوش خوش آئے گا

9 اور وہ اپنے لوگوں کی طرف خوش خوش پلٹے گا۔ 1

وَأَمَّا مَنۡ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهۡرِهِۦ ١٠

But as forve fakatاور رہاwa-ammā(him) whokiminوہ جوmanis givenverilirseدیا گیاūtiyahis recordKitabıاپنی کتاب/ نامہ اعمالkitābahubehindarkaپیچھےwarāahis backtarafındanاپنی پیٹھ کےẓahrihi

10 But as for he who is given his record behind his back,

10 Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

10 Ama kitabı arkasından verilen,

10 اور جس کا نامہٴ (اعمال) اس کی پیٹھ کے پیچھے سے دیا جائے گا

10 رہا  وہ شخص جس کا  نامہٴ اعمال اُس کی پیٹھ کے پیچھے دیا جائے گا 1

فَسَوۡفَ يَدۡعُواۡ ثُبُورًا ١١

Then soonsonra yakındaتو عنقریبfasawfahe will callo çağıracakبلائے گاyadʿū(for) destructionölümüہلاکت کوthubūran

11 He will cry out for destruction

11 Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

11 "Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak

11 وہ موت کو پکارے گا

11 تو وہ موت کو پکارے گا

وَيَصۡلَىٰ سَعِيرًا ١٢

And he will burnve girecektirاور داخل ہوگاwayaṣlā(in) a Blazealevli ateşeبھڑکتی آگ میںsaʿīran

12 And [enter to] burn in a Blaze.

12 Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer.

12 Ve alevli ateşe girecektir.

12 اور وہ دوزخ میں داخل ہو گا

12 اور بھڑکتی ہوئی آگ میں جا پڑے گا

إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهۡلِهِۦ مَسۡرُورًا ١٣

Indeed, heçünkü oبیشک وہinnahuhad beenidiتھاkānaamongarasındaمیںhis peopleailesiاپنے گھر والوں (میں )ahlihihappysevinçliمسرور/ خوشmasrūran

13 Indeed, he had [once] been among his people in happiness;

13 Çünkü o, dünyada, adamlarının yanında iken zevk içindeydi.

13 Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.

13 یہ اپنے اہل (و عیال) میں مست رہتا تھا

13 وہ اپنے گھر والوں میں مگن تھا۔ 1

إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ ١٤

Indeed, heşüphesiz oبیشک وہinnahu(had) thoughtsanmıştıسمجھتا تھاẓannathathiçکہanneverہرگز نہیںlanhe would returndönmeyeceğiniوہ لوٹے گاyaḥūra

14 Indeed, he had thought he would never return [to Allah].

14 Zira; o, bir daha dirilip dönmeyeceğini sanmıştı.

14 Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.

14 اور خیال کرتا تھا کہ (خدا کی طرف) پھر کر نہ جائے گا

14 اُس نے سمجھا تھا کہ اسے کبھی پلٹنا نہیں ہے

بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا ١٥

Yeshayırکیوں نہیںbalāIndeedşüphesizبیشکinnahis LordRabbiاس کا ربrabbahuwasidiتھاkānaof himO'nuاس کوbihiAll-Seergörmekteدیکھنے والاbaṣīran

15 But yes! Indeed, his Lord was ever of him, Seeing.

15 Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi.

15 Hayır Rabbi onu görmekte idi.

15 ہاں ہاں۔ اس کا پروردگار اس کو دیکھ رہا تھا

15 پلٹناکیسے نہ تھا، اُس کا ربّ اُس کے کرتُوت دیکھ رہا تھا۔ 1

فَلَآ أُقۡسِمُ بِٱلشَّفَقِ ١٦

But nayhayırپس نہیںfalāI swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوںuq'simuby the twilight glowakşamın alaca karanlığınaشفق کیbil-shafaqi

16 So I swear by the twilight glow

16 Akşamın alaca karanlığına and olsun;

16 Şimdi, yemin ederim o şafağa,

16 ہمیں شام کی سرخی کی قسم

16 پس نہیں، میں قسم کھاتا ہوں شفق کی

وَٱلَّيۡلِ وَمَا وَسَقَ ١٧

And the nightve geceyeاور رات کیwa-al-layliand whatve şeylereاور اس کی جوwamāit envelopstopladığıوہ اکٹھا کرے/ سمیٹ لےwasaqa

17 And [by] the night and what it envelops

17 Geceye ve gecenin içinde olan şeylere and olsun;

17 Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,

17 اور رات کی اور جن چیزوں کو وہ اکٹھا کر لیتی ہے ان کی

17 اور رات کی اور جو کچھ وہ سمیٹ لیتی ہے

وَٱلۡقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ ١٨

And the moonve ayaاور چاند کیwal-qamariwhenzamanجبidhāit becomes fulldolunay olduğuوہ پورا ہو جائےittasaqa

18 And [by] the moon when it becomes full

18 Dolunay halindeki aya and olsun ki:

18 Derlendiği zaman o aya,

18 اور چاند کی جب کامل ہو جائے

18 اور چاند کی جب کہ وہ ماہ کامل ہو جاتا ہے

لَتَرۡكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ ١٩

You will surely embarksiz mutlaka bineceksinizالبتہ تم ضرور سوار ہوگےlatarkabunna(to) stagetabakayaایک حالت پرṭabaqanfromtabakadanسےʿanstageدوسری حالت(سے)ṭabaqin

19 [That] you will surely experience state after state.

19 Şüphesiz siz bir durumdan diğerine uğratılacaksınız. (tabakadan tabakaya bineceksiniz)

19 Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.

19 کہ تم درجہ بدرجہ (رتبہٴ اعلیٰ پر) چڑھو گے

19 تم کو ضرور درجہ بدرجہ ایک حالت سے دوسری حالت کی طرف گزرتے چلے جانا ہے۔ 1

فَمَا لَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ ٢٠

So whatnesi var?پس کیا ہےfamā(is) for themonlarınان کوlahumnotinanmıyorlarنہیںthey believeوہ ایمان لاتےyu'minūna

20 So what is [the matter] with them [that] they do not believe,

20 Onlara ne oluyor da inanmıyorlar?

20 Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?

20 تو ان لوگوں کو کیا ہوا ہے کہ ایمان نہیں لاتے

20 پھر اِن لوگوں کو کیا ہو گیا ہے کہ یہ ایمان نہیں لاتے

وَإِذَا قُرِئَ عَلَيۡهِمُ ٱلۡقُرۡءَانُ لَا يَسۡجُدُونَ ٢١

And whenve zamanاور جبwa-idhāis recitedokunduğuپڑھا جاتا ہےquri-ato themkendilerineان پرʿalayhimuthe QuranKur'anقرآنl-qur'ānunotsecde etmiyorlarنہیںthey prostrateوہ سجدہ کرتےyasjudūna

21 And when the Qur'an is recited to them, they do not prostrate [to Allah]?

21 Onlara Kuran okunduğu zaman neden secde etmiyorlar?

21 Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?

21 اور جب ان کے سامنے قرآن پڑھا جاتا ہے تو سجدہ نہیں کرتے

21 اور جب قرآن اِن کے سامنے پڑ ھا جاتا ہے تو سجدہ نہیں کرتے؟ 1

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ يُكَذِّبُونَ ٢٢

NaybilakisبلکہbaliThose whoinkarcılarوہ لوگalladhīnadisbelievedجنہوں نے کفر کیاkafarūdenyyalanlıyorlarوہ جھٹلاتے ہیںyukadhibūna

22 But those who have disbelieved deny,

22 Aksine, inkarcılar yalanlıyorlar.

22 Aksine o nankörler yalanlıyorlar.

22 بلکہ کافر جھٹلاتے ہیں

22 بلکہ یہ منکرین تو الٹا جھٹلاتے ہیں

وَٱللَّهُ أَعۡلَمُ بِمَا يُوعُونَ ٢٣

And Allahve Allahاور اللہwal-lahu(is) most knowingbiliyorخوب جانتا ہےaʿlamuof whatşeyiساتھ اس کے جوbimāthey keep within themselvesiçlerinde gizledikleriوہ سمیٹ رہے ہیںyūʿūna

23 And Allah is most knowing of what they keep within themselves.

23 Oysa, Allah, onların sakladıklarını çok iyi bilir.

23 Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.

23 اور خدا ان باتوں کو جو یہ اپنے دلوں میں چھپاتے ہیں خوب جانتا ہے

23 حالانکہ جو کچھ یہ (اپنے نامہٴ اعمال میں) جمع کر رہے ہیں اللہ اُسے خوب جانتا ہے۔ 1

فَبَشِّرۡهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ ٢٤

so give them tidingsonlara müjdeleپس خوش خبری دے دیجئے ان کوfabashir'humof a punishmentbir azabıعذابbiʿadhābinpainfulacıklıدرد ناک کیalīmin

24 So give them tidings of a painful punishment,

24 Onlara can yakıcı azabı müjde et.

24 Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.

24 تو ان کو دکھ دینے والے عذاب کی خبر سنا دو

24 لہٰذا اِن کو دردناک عذاب کی بشارت دے دو

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونِۭ ٢٥

Exceptancakسوائےillāthose whokimselerان لوگوں کےalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarاور انہوں نے عمل کئےwaʿamilūrighteous deedsyararlı işlerاچھےl-ṣāliḥātiFor themonlar için vardırان کے لئےlahum(is) a rewardbir mükafatاجر ہےajrunneverolmayanنہghayruendingkesintisiختم ہونے والاmamnūnin

25 Except for those who believe and do righteous deeds. For them is a reward uninterrupted.

25 Yalnız, inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, kesintisiz ecir vardır.

25 Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.

25 ہاں جو لوگ ایمان لائے اور نیک عمل کرتے رہے ان کے لیے بےانتہا اجر ہے

25 البتہ جو لوگ ایمان لے آئے ہیں اور جنہوں نے نیک عمل کیے ہیں ان کے لیے کبھی ختم نہ ہونے والا اجر ہے

Surah 84 / Al-Inshiqaq / The Sundering سورة الإنشقاق 590
Onüzerindeپر ʿalā the thronesdivanlarمسندوں( پر ) l-arāiki observing(oturup) bakarlarدیکھ رہے ہوں گے yanẓurūna٣٥ Have (not)cezalandılarmı?کیا hal been rewardedبدلہ پالیا thuwwiba the disbelieverskafirlerکافروں نے l-kufāru (for) whatşeylerleجو they used toolduklarıتھے وہ kānū doyapıyor(lar)کیا کرتے yafʿalūna٣٦

سُورَةُ الإنشقاق

Al-Inshiqaq / The Sundering  ◆  Meccan · 25 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Whenzamanجب idhā the skygökآسمان l-samāu is split asunderyarıldığıپھٹ جائے گا inshaqqat١ And has listenedve dinlediği (zaman)اور کان لگائے گا wa-adhinat to its LordRabbiniاپنے رب کے لئے lirabbihā and was obligatedkendisine yaraştığı üzereاور حق یہی ہے/ یہی حق دیا گیا ہے waḥuqqat٢ And whenve zamanاور جب wa-idhā the earthyerزمین l-arḍu is spreaduzatıldığıپھیلادی جائے گی muddat
٣ And has cast outdışarı atıpاور ڈال دی جائے گی wa-alqat whatiçindekileriجو (is) in itاس میں ہے fīhā and becomes emptyve boşaldığıاور خالی ہوجائے گی watakhallat٤ And has listenedve dinlediği (zaman)اور کان لگائے گی wa-adhinat to its LordRabbiniاپنے رب کے لئے lirabbihā and was obligatedkendisine yaraştığı üzereاور حق یہی ہے/ یہی حق دی گئی ہے waḥuqqat٥ Oeyاے yāayyuhā
mankindinsanانسان l-insānu Indeed, youelbette senبیشک innaka (are) laboringçabalamaktasınتو محنت کرنے والا ہے kādiḥun to(varan yolda)طرف ilā your LordRabbineاپنے رب کی rabbika (with) exertiongayretleخوب محنت kadḥan and you (will) meet Himnihayet O'na varacaksınپھر ملنے والا ہے اس سے famulāqīhi٦ Then as foramaتو رہا fa-ammā (him) whokiminوہ جو man is givenverilirseدیا گیا ūtiya
his recordKitabıکتاب اپنی kitābahu in his right (hand)sağındanاپنے دائیں ہاتھ میں biyamīnihi٧ Then soonyakındaتو عنقریب fasawfa his account will be takenhesaba çekilecektirحساب کیا جائے گا وہ yuḥāsabu an accountbir hesaplaحساب ḥisāban easykolayآسان yasīran٨ And he will returnve dönecektirاور وہ لوٹے گا wayanqalibu
toailesineطرف ilā his peopleاپنے گھر والوں کی (طرف) ahlihi happilysevinçli olarakخوش masrūran٩ But as forve fakatاور رہا wa-ammā (him) whokiminوہ جو man is givenverilirseدیا گیا ūtiya his recordKitabıاپنی کتاب/ نامہ اعمال kitābahu behindarkaپیچھے warāa his backtarafındanاپنی پیٹھ کے ẓahrihi١٠ Then soonsonra yakındaتو عنقریب fasawfa
he will callo çağıracakبلائے گا yadʿū (for) destructionölümüہلاکت کو thubūran١١ And he will burnve girecektirاور داخل ہوگا wayaṣlā (in) a Blazealevli ateşeبھڑکتی آگ میں saʿīran١٢ Indeed, heçünkü oبیشک وہ innahu had beenidiتھا kāna amongarasındaمیں his peopleailesiاپنے گھر والوں (میں ) ahlihi happysevinçliمسرور/ خوش masrūran١٣
Indeed, heşüphesiz oبیشک وہ innahu (had) thoughtsanmıştıسمجھتا تھا ẓanna thathiçکہ an neverہرگز نہیں lan he would returndönmeyeceğiniوہ لوٹے گا yaḥūra١٤ Yeshayırکیوں نہیں balā Indeedşüphesizبیشک inna his LordRabbiاس کا رب rabbahu wasidiتھا kāna of himO'nuاس کو bihi All-Seergörmekteدیکھنے والا baṣīran١٥ But nayhayırپس نہیں falā I swearand içerimمیں قسم کھاتا ہوں uq'simu
by the twilight glowakşamın alaca karanlığınaشفق کی bil-shafaqi١٦ And the nightve geceyeاور رات کی wa-al-layli and whatve şeylereاور اس کی جو wamā it envelopstopladığıوہ اکٹھا کرے/ سمیٹ لے wasaqa١٧ And the moonve ayaاور چاند کی wal-qamari whenzamanجب idhā it becomes fulldolunay olduğuوہ پورا ہو جائے ittasaqa١٨
You will surely embarksiz mutlaka bineceksinizالبتہ تم ضرور سوار ہوگے latarkabunna (to) stagetabakayaایک حالت پر ṭabaqan fromtabakadanسے ʿan stageدوسری حالت(سے) ṭabaqin١٩ So whatnesi var?پس کیا ہے famā (is) for themonlarınان کو lahum notinanmıyorlarنہیں they believeوہ ایمان لاتے yu'minūna٢٠ And whenve zamanاور جب wa-idhā is recitedokunduğuپڑھا جاتا ہے quri-a
to themkendilerineان پر ʿalayhimu the QuranKur'anقرآن l-qur'ānu notsecde etmiyorlarنہیں they prostrateوہ سجدہ کرتے yasjudūna٢١ Naybilakisبلکہ bali Those whoinkarcılarوہ لوگ alladhīna disbelievedجنہوں نے کفر کیا kafarū denyyalanlıyorlarوہ جھٹلاتے ہیں yukadhibūna
٢٢ And Allahve Allahاور اللہ wal-lahu (is) most knowingbiliyorخوب جانتا ہے aʿlamu of whatşeyiساتھ اس کے جو bimā they keep within themselvesiçlerinde gizledikleriوہ سمیٹ رہے ہیں yūʿūna٢٣ so give them tidingsonlara müjdeleپس خوش خبری دے دیجئے ان کو fabashir'hum of a punishmentbir azabıعذاب biʿadhābin painfulacıklıدرد ناک کی alīmin٢٤
Exceptancakسوائے illā those whokimselerان لوگوں کے alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarاور انہوں نے عمل کئے waʿamilū righteous deedsyararlı işlerاچھے l-ṣāliḥāti For themonlar için vardırان کے لئے lahum (is) a rewardbir mükafatاجر ہے ajrun neverolmayanنہ ghayru endingkesintisiختم ہونے والا mamnūnin٢٥
٥٩٠
‹ 588page 589 of the printed Mushaf590 ›