●●●●●●

سُورَةُ البروج

Al-Buruj / The Mansions of the Stars

Meccan  ◆  22 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلۡبُرُوجِ ١

By the skygöğe andolsunقسم ہے آسمان کیwal-samāicontainingsahibiوالا ہےdhātithe constellationsburçlarجو برجوں (والا ہے)l-burūji

1 By the sky containing great stars

1 İçinde burçları bulunan göğe and olsun;

1 Burçlar sahibi gökyüzüne,

1 آسمان کی قسم جس میں برج ہیں

1 قسم ہے مضبُوط قلعوں والے آسمان کی، 1

وَٱلۡيَوۡمِ ٱلۡمَوۡعُودِ ٢

And the Dayve güne andolsunاور قسم ہے دن کیwal-yawmiPromisedva'dedilenوعدہ کئے گئےl-mawʿūdi

2 And [by] the promised Day

2 Söz verilen kıyamet gününe and olsun;

2 Vaad olunan o güne,

2 اور اس دن کی جس کا وعدہ ہے

2 اور اُس دن کی جس کا وعدہ کیا گیا ہے، 1

وَشَاهِدٍ وَمَشۡهُودٍ ٣

And (the) witnessve şahide andolsunاور حاضر ہونے والیwashāhidinand what is witnessedve şahidlik edileneاور حاضر کیے ہوئے کیwamashhūdin

3 And [by] the witness and what is witnessed,

3 Şahitlik edene ve edilene and olsun ki, insanlar öldükten sonra diriltileceklerdir.

3 Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,

3 اور حاضر ہونے والے کی اور جو اس کے پاس حاضر کیا جائے اسکی

3 اور دیکھنے  والے کی اور دیکھی جانے والی چیز کی 1

قُتِلَ أَصۡحَـٰبُ ٱلۡأُخۡدُودِ ٤

Destroyed werekahrolduمارے گئےqutila(the) companionsadamlarıوالےaṣḥābu(of) the pithendeğinخندقوں (والے)l-ukh'dūdi

4 Cursed were the companions of the trench

4 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

4 Kahroldu o hendeğin sahipleri,

4 کہ خندقوں (کے کھودنے) والے ہلاک کر دیئے گئے

4 کہ مارے گئے گڑھے والے

ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلۡوَقُودِ ٥

(Of) the fireateşجو آگ تھیal-nārifulldoluوالیdhāti(of) the fueltutuşturulmuş yakıtایندھن (والی)l-waqūdi

5 [Containing] the fire full of fuel,

5 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

5 O çıralı ateşin,

5 (یعنی) آگ (کی خندقیں) جس میں ایندھن (جھونک رکھا) تھا

5 (اُس گڑھے والے) جس میں خوب بھڑکتے ہوئے ایندھن کی آگ تھی

إِذۡ هُمۡ عَلَيۡهَا قُعُودٌ ٦

Whenhaniجبidhtheyonlarوہhumby itonun başındaاس پرʿalayhā(were) sittingoturmuşlardıبیٹھے ہوئے تھےquʿūdun

6 When they were sitting near it

6 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

6 Hani o ateşin başına oturmuşlar,

6 جب کہ وہ ان (کے کناروں) پر بیٹھے ہوئے تھے

6 جبکہ وہ اُس گڑھے کے کنارے بیٹھے ہوئے تھے

وَهُمۡ عَلَىٰ مَا يَفۡعَلُونَ بِٱلۡمُؤۡمِنِينَ شُهُودٌ ٧

And theyve onlarاور وہwahumoverşeyleriاوپرʿalāwhatاس کے جوthey were doingyaptıklarıوہ کر رہے تھےyafʿalūnato the believersmü'minlereمومنوں کے ساتھbil-mu'minīnawitnessesseyrediyorlardıحاضر تھےshuhūdun

7 And they, to what they were doing against the believers, were witnesses.

7 Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!

7 Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.

7 اور جو( سختیاں) اہل ایمان پر کر رہے تھے ان کو سامنے دیکھ رہے تھے

7 اور جو کچھ وہ ایمان لانے والوں کے ساتھ کر رہے تھے اُسے دیکھ رہے تھے۔ 1

وَمَا نَقَمُواۡ مِنۡهُمۡ إِلَّآ أَن يُؤۡمِنُواۡ بِٱللَّهِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَمِيدِ ٨

And notveاور نہwamāthey resentedöc almadılarوہ ناراض ہوئےnaqamū[of] themonlardanان سےmin'humexceptbaşka bir sebepleمگرillāthatinanmalarındanیہ کہanthey believedوہ ایمان لائےyu'minūin AllahAllah'aاللہ پرbil-lahithe All-Mightyazizجو زبردست ہےl-ʿazīzithe Praiseworthyövgüye layıkتعریف والا ہےl-ḥamīdi

8 And they resented them not except because they believed in Allah, the Exalted in Might, the Praiseworthy,

8 Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

8 Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.

8 ان کو مومنوں کی یہی بات بری لگتی تھی کہ وہ خدا پر ایمان لائے ہوئے تھے جو غالب (اور) قابل ستائش ہے

8 اور اُن اہل ایمان سے اُن کی دشمنی اِس کے سوا کسی وجہ سے نہ تھی کہ وہ اُس خدا پر ایمان لے آئے تھے جو زبردست اور اپنی ذات میں آپ محمود ہے

ٱلَّذِى لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوٰتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ شَهِيدٌ ٩

The One WhoO kiوہ ذاتalladhīfor HimO'nundurاسی کے لئےlahu(is) the dominionhükümranlığıبادشاہتmul'ku(of) the heavensgöklerinآسمانوں کیl-samāwātiand the earthve yerinاور زمین کیwal-arḍiand Allahve Allahاور اللہwal-lahuonüzerineپرʿalāeveryherہرkullithingşeyچیز (پر)shayin(is) a Witnesstanıktırگواہ ہےshahīdun

9 To whom belongs the dominion of the heavens and the earth. And Allah, over all things, is Witness.

9 Bu inkarcıların, inananlara kızmaları; onların sadece, göklerin ve yerin hükümranlığı kendisinin bulunan ve övülmeğe layık ve güçlü olan Allah'a inanmış olmalarındandı. Allah her şeye şahiddir.

9 O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.

9 وہی جس کی آسمانوں اور زمین میں بادشاہت ہے۔ اور خدا ہر چیز سے واقف ہے

9 جو آسمانوں اور زمین کی سلطنت کا مالک ہے، اور وہ خدا سب کچھ دیکھ  رہا ہے۔ 1

إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُواۡ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمۡ يَتُوبُواۡ فَلَهُمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمۡ عَذَابُ ٱلۡحَرِيقِ ١٠

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnapersecutedişkence eden(ler)جنہوں نے آزمائش میں ڈالاfatanūthe believing meninanan erkeklereمومن مردوں کوl-mu'minīnaand the believing womenve inanan kadınlaraاور مومن عورتوں کوwal-mu'minātithensonraپھرthummanottevbe etmeyenlerنہیںlamthey repentedانہوں نے توبہ کیyatūbūthen for themonlar için vardırتو ان کے لئےfalahum(is the) punishmentazabıعذاب ہےʿadhābu(of) Hellcehennemجہنم کاjahannamaand for themve onlar için vardırاور ان کے لئےwalahum(is the) punishmentazabıعذاب ہےʿadhābu(of) the Burning Fireyangınجلنے کاl-ḥarīqi

10 Indeed, those who have tortured the believing men and believing women and then have not repented will have the punishment of Hell, and they will have the punishment of the Burning Fire.

10 Ama inanmış erkek ve kadınlara işkence ederek onları dinlerinden çevirmeğe uğraşanlar, eğer tevbe etmezlerse, onlara cehennem azabı vardır. Yakıcı azap da onlaradır.

10 İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.

10 جن لوگوں نے مومن مردوں اور مومن عورتوں کو تکلیفیں دیں اور توبہ نہ کی ان کو دوزخ کا (اور) عذاب بھی ہوگا اور جلنے کا عذاب بھی ہوگا

10 جن لوگوں نے مومن مردوں اور عورتوں پر ظلم و ستم توڑا اور پھر اس سے تائب نہ ہوئے، یقیناً اُن کے لیے جہنّم کا عذاب ہے اور ان کے لیے جَلائے جانے کی سزا ہے۔ 1

إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواۡ وَعَمِلُواۡ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمۡ جَنَّـٰتٌ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡهَـٰرُ‌ۚ ذٰلِكَ ٱلۡفَوۡزُ ٱلۡكَبِيرُ ١١

Indeedşüphesizبیشکinnathose whokimselerوہ لوگalladhīnabelieveinanan(lar)جو ایمان لائےāmanūand dove yapanlarاور انہوں نے عمل کئےwaʿamilūthe righteous deedsiyi işlerاچھےl-ṣāliḥātifor themonlar için vardırان کے لئےlahum(will be) Gardenscennetlerباغ ہیںjannātunflowakanبہتی ہیںtajrīfromaltlarındanسےminunderneath itان کے نیچے (سے)taḥtihāthe riversırmaklarنہریںl-anhāruThatişte budurیہdhālika(is) the successbaşarıکامیابی ہےl-fawzuthe greatbüyükبڑیl-kabīru

11 Indeed, those who have believed and done righteous deeds will have gardens beneath which rivers flow. That is the great attainment.

11 Şüphesiz inanıp yararlı işler işleyenlere, onlara, içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Bu, büyük kurtuluştur.

11 İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.

11 (اور) جو لوگ ایمان لائے اور نیک کام کرتے رہے ان کے لیے باغات ہیں جن کے نیچے نہریں بہہ رہی ہیں۔ یہ ہی بڑی کامیابی ہے

11 جو لوگ ایمان لائے اور جنہوں نے نیک عمل کیے، یقیناً اُن کے لیے جنت کے باغ ہیں جن کے نیچے نہریں بہتی ہوں گی، یہ ہے بڑی کامیابی

إِنَّ بَطۡشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ ١٢

Indeedşüphesizبیشکinna(the) Griptutuşuپکڑbaṭsha(of) your LordRabbininتیرے رب کیrabbika(is) surely strongşiddetlidirالبتہ بہت شدید ہےlashadīdun

12 Indeed, the vengeance of your Lord is severe.

12 Doğrusu Rabbinin yakalaması amansızdır.

12 Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.

12 بےشک تمہارے پروردگار کی پکڑ بڑی سخت ہے

12 درحقیقت تمہارے رب کی پکڑ بڑی سخت ہے

إِنَّهُۥ هُوَ يُبۡدِئُ وَيُعِيدُ ١٣

Indeed Heşüphesiz Oبیشک وہinnahuHeO'durوہیhuwaoriginatesilkin var edenپیدا کرتا ہےyub'di-uand repeatssonra yeniden devam edenاور لوٹاتا ہےwayuʿīdu

13 Indeed, it is He who originates [creation] and repeats.

13 Önce yaratıp sonra bunu tekrar eden O'dur.

13 Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.

13 وہی پہلی دفعہ پیدا کرتا ہے اور وہی دوبارہ( زندہ) کرے گا

13 وہی پہلی بار پیدا کرتا ہے اور وہی دوبارہ پیدا کرے گا

وَهُوَ ٱلۡغَفُورُ ٱلۡوَدُودُ ١٤

And Heve Oاور وہwahuwa(is) the Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش فرمانے والاl-ghafūruthe Most Lovingsevendirمحبت کرنے والا ہےl-wadūdu

14 And He is the Forgiving, the Affectionate,

14 Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

14 Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.

14 اور وہ بخشنے والا اور محبت کرنے والا ہے

14 اور وہ بخشنے والا ہے، محبت کرنے والا ہے

ذُو ٱلۡعَرۡشِ ٱلۡمَجِيدُ ١٥

Owner (of)sahibidirوالا ہےdhūthe ThroneArş'ınعرش (والا ہے)l-ʿarshithe Gloriousyücedirصاحب فضل و کرم ہے/ بزرگ و برتر ہےl-majīdu

15 Honorable Owner of the Throne,

15 Yüce arşın sahibi, çok seven, bağışlayan O'dur.

15 Arş'ın sahibidir, yücedir.

15 عرش کا مالک بڑی شان والا

15 عرش کا مالک ہے، بزرگ و برتر ہے

فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ ١٦

Doeryapandırکہ ڈالنے والا ہے/ کر گزرنے والا ہےfaʿʿālunof whatşeyiواسطے اس کے جوlimāHe intendsistediğiوہ چاہتا ہےyurīdu

16 Effecter of what He intends.

16 Her dilediğini mutlaka yapandır.

16 Dilediğini yapandır.

16 جو چاہتا ہے کر دیتا ہے

16 اور جو کچھ  چاہے کر ڈالنے والا ہے۔ 1

هَلۡ أَتَـٰكَ حَدِيثُ ٱلۡجُنُودِ ١٧

Hassana geldimi?کیاhalcome to youآئی تیرے پاسatāka(the) storyhaberiخبرḥadīthu(of) the hostsordularınلشکروں کیl-junūdi

17 Has there reached you the story of the soldiers -

17 Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

17 O orduların kıssası sana geldi mi?

17 بھلا تم کو لشکروں کا حال معلوم ہوا ہے

17 کیا تمہیں لشکروں کی خبر پہنچی ہے؟

فِرۡعَوۡنَ وَثَمُودَ ١٨

FiraunFir'avn'ınفرعونfir'ʿawnaand Thamudve Semud'unاور ثمود کیwathamūda

18 [Those of] Pharaoh and Thamud?

18 Firavun ve Semud ordularının haberi sana geldi mi?

18 Yani Firavun ve Semud'un?

18 (یعنی) فرعون اور ثمود کا

18 فرعون اور ثمود (کے لشکروں)کی؟ 1

بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُواۡ فِى تَكۡذِيبٍ ١٩

NaydoğrusuبلکہbaliThose whokimselerوہ لوگalladhīnadisbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیاkafarū(are) iniçindedirlerمیںdenialbir yalanlamaجھٹلانے میں ہیںtakdhībin

19 But they who disbelieve are in [persistent] denial,

19 Doğrusu inkar edenler, hep yalanlayagelmişlerdir.

19 Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.

19 لیکن کافر (جان بوجھ کر) تکذیب میں (گرفتار) ہیں

19 مگر جنہوں نے کفر کیا ہے وہ جھٹلانے میں لگے ہوئے ہیں

وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطُۢ ٢٠

But Allahfakat Allahاور اللہwal-lahufromonları arkalarındanسےminbehind themان کے آگے/ پیچھے سےwarāihimencompasseskuşatmıştırگھیرے ہوئے ہےmuḥīṭun

20 While Allah encompasses them from behind.

20 Oysa Allah onları ardlarından çevirmiştir.

20 Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.

20 اور خدا (بھی) ان کو گردا گرد سے گھیرے ہوئے ہے

20 حالانکہ اللہ نے ان کو گھیرے میں لے رکھا ہے

بَلۡ هُوَ قُرۡءَانٌ مَّجِيدٌ ٢١

NayhayırبلکہbalItoوہhuwa(is) a Quranbir Kur'an'dırقرآنqur'ānunGloriousşerefliمجید ہےmajīdun

21 But this is an honored Qur'an

21 Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

21 Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.

21 (یہ کتاب ہزل و بطلان نہیں) بلکہ یہ قرآن عظیم الشان ہے

21 (اُن کے جھٹلانے سے اِس قرآن کا کچھ نہیں بگڑتا) بلکہ یہ قرآن بلند پایہ ہے

فِى لَوۡحٍ مَّحۡفُوظِۭ ٢٢

Inbir levhadadırمیںa TabletلوحlawḥinGuardedkorunanمحفوظmaḥfūẓin

22 [Inscribed] in a Preserved Slate.

22 Doğrusu sana vahyedilen bu Kitap, Levhi Mahfuz'da bulunan şanlı bir Kuran'dır.

22 Levhi Mahfuz'dadır.

22 لوح محفوظ میں (لکھا ہوا)

22 اُس لوح میں (نقش ہے) جو محفوظ ہے۔ 1

Surah 85 / Al-Buruj / The Mansions of the Stars سورة البروج 591

سُورَةُ البروج

Al-Buruj / The Mansions of the Stars  ◆  Meccan · 22 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the skygöğe andolsunقسم ہے آسمان کی wal-samāi containingsahibiوالا ہے dhāti the constellationsburçlarجو برجوں (والا ہے) l-burūji١ And the Dayve güne andolsunاور قسم ہے دن کی wal-yawmi Promisedva'dedilenوعدہ کئے گئے l-mawʿūdi٢ And (the) witnessve şahide andolsunاور حاضر ہونے والی washāhidin and what is witnessedve şahidlik edileneاور حاضر کیے ہوئے کی wamashhūdin
٣ Destroyed werekahrolduمارے گئے qutila (the) companionsadamlarıوالے aṣḥābu (of) the pithendeğinخندقوں (والے) l-ukh'dūdi٤ (Of) the fireateşجو آگ تھی al-nāri fulldoluوالی dhāti (of) the fueltutuşturulmuş yakıtایندھن (والی) l-waqūdi٥ Whenhaniجب idh theyonlarوہ hum by itonun başındaاس پر ʿalayhā
(were) sittingoturmuşlardıبیٹھے ہوئے تھے quʿūdun٦ And theyve onlarاور وہ wahum overşeyleriاوپر ʿalā whatاس کے جو they were doingyaptıklarıوہ کر رہے تھے yafʿalūna to the believersmü'minlereمومنوں کے ساتھ bil-mu'minīna witnessesseyrediyorlardıحاضر تھے shuhūdun٧ And notveاور نہ wamā they resentedöc almadılarوہ ناراض ہوئے naqamū
[of] themonlardanان سے min'hum exceptbaşka bir sebepleمگر illā thatinanmalarındanیہ کہ an they believedوہ ایمان لائے yu'minū in AllahAllah'aاللہ پر bil-lahi the All-Mightyazizجو زبردست ہے l-ʿazīzi the Praiseworthyövgüye layıkتعریف والا ہے l-ḥamīdi٨ The One WhoO kiوہ ذات alladhī for HimO'nundurاسی کے لئے lahu (is) the dominionhükümranlığıبادشاہت mul'ku
(of) the heavensgöklerinآسمانوں کی l-samāwāti and the earthve yerinاور زمین کی wal-arḍi and Allahve Allahاور اللہ wal-lahu onüzerineپر ʿalā everyherہر kulli thingşeyچیز (پر) shayin (is) a Witnesstanıktırگواہ ہے shahīdun٩ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna
persecutedişkence eden(ler)جنہوں نے آزمائش میں ڈالا fatanū the believing meninanan erkeklereمومن مردوں کو l-mu'minīna and the believing womenve inanan kadınlaraاور مومن عورتوں کو wal-mu'mināti thensonraپھر thumma nottevbe etmeyenlerنہیں lam they repentedانہوں نے توبہ کی yatūbū then for themonlar için vardırتو ان کے لئے falahum (is the) punishmentazabıعذاب ہے ʿadhābu (of) Hellcehennemجہنم کا jahannama and for themve onlar için vardırاور ان کے لئے walahum
(is the) punishmentazabıعذاب ہے ʿadhābu (of) the Burning Fireyangınجلنے کا l-ḥarīqi١٠ Indeedşüphesizبیشک inna those whokimselerوہ لوگ alladhīna believeinanan(lar)جو ایمان لائے āmanū and dove yapanlarاور انہوں نے عمل کئے waʿamilū the righteous deedsiyi işlerاچھے l-ṣāliḥāti for themonlar için vardırان کے لئے lahum
(will be) Gardenscennetlerباغ ہیں jannātun flowakanبہتی ہیں tajrī fromaltlarındanسے min underneath itان کے نیچے (سے) taḥtihā the riversırmaklarنہریں l-anhāru Thatişte budurیہ dhālika (is) the successbaşarıکامیابی ہے l-fawzu the greatbüyükبڑی l-kabīru١١ Indeedşüphesizبیشک inna (the) Griptutuşuپکڑ baṭsha
(of) your LordRabbininتیرے رب کی rabbika (is) surely strongşiddetlidirالبتہ بہت شدید ہے lashadīdun١٢ Indeed Heşüphesiz Oبیشک وہ innahu HeO'durوہی huwa originatesilkin var edenپیدا کرتا ہے yub'di-u and repeatssonra yeniden devam edenاور لوٹاتا ہے wayuʿīdu١٣ And Heve Oاور وہ wahuwa (is) the Oft-Forgivingbağışlayandırبخشش فرمانے والا l-ghafūru the Most Lovingsevendirمحبت کرنے والا ہے l-wadūdu١٤
Owner (of)sahibidirوالا ہے dhū the ThroneArş'ınعرش (والا ہے) l-ʿarshi the Gloriousyücedirصاحب فضل و کرم ہے/ بزرگ و برتر ہے l-majīdu١٥ Doeryapandırکہ ڈالنے والا ہے/ کر گزرنے والا ہے faʿʿālun of whatşeyiواسطے اس کے جو limā He intendsistediğiوہ چاہتا ہے yurīdu١٦ Hassana geldimi?کیا hal come to youآئی تیرے پاس atāka (the) storyhaberiخبر ḥadīthu (of) the hostsordularınلشکروں کی l-junūdi
١٧ FiraunFir'avn'ınفرعون fir'ʿawna and Thamudve Semud'unاور ثمود کی wathamūda١٨ Naydoğrusuبلکہ bali Those whokimselerوہ لوگ alladhīna disbelieveinkar eden(ler)جنہوں نے کفر کیا kafarū (are) iniçindedirlerمیں denialbir yalanlamaجھٹلانے میں ہیں takdhībin١٩ But Allahfakat Allahاور اللہ wal-lahu fromonları arkalarındanسے min
behind themان کے آگے/ پیچھے سے warāihim encompasseskuşatmıştırگھیرے ہوئے ہے muḥīṭun٢٠ Nayhayırبلکہ bal Itoوہ huwa (is) a Quranbir Kur'an'dırقرآن qur'ānun Gloriousşerefliمجید ہے majīdun٢١ Inbir levhadadırمیں a Tabletلوح lawḥin Guardedkorunanمحفوظ maḥfūẓin٢٢
٥٩١
‹ 589page 590 of the printed Mushaf591 ›