●●●●●●

سُورَةُ الشمس

Ash-Shams / The Sun

Meccan  ◆  15 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلشَّمۡسِ وَضُحَـٰهَا ١

By the sungüneşe andolsunقسم ہے سورج کیwal-shamsiand its brightnessve onun aydın sabahınaاور قسم ہے اس کی دھوپ کیwaḍuḥāhā

1 By the sun and its brightness

1 Güneşe ve onun ışığına,

1 Güneş'e ve onun parıltısına,

1 سورج کی قسم اور اس کی روشنی کی

1 سُورج اور اُس کی دُھوپ 1 کی قسم

وَٱلۡقَمَرِ إِذَا تَلَـٰهَا ٢

And the moonve aya andolsunاور قسم ہے چاند کیwal-qamariwhenonu izleyenجبکہidhāit follows itوہ اس کے پیچھے آئےtalāhā

2 And [by] the moon when it follows it

2 Ardından gelmekte olan aya,

2 Güneş'in ardından gelen Ay'a,

2 اور چاند کی جب اس کے پیچھے نکلے

2 اور چاند کی قسم جبکہ وہ اُس کے پیچھے آتا ہے

وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّـٰهَا ٣

And the dayve gündüze andolsunاور قسم ہے دن کیwal-nahāriwhenonu (güneşi) ortaya çıkaranجبکہidhāit displays itوہ اس کو ظاہر کرےjallāhā

3 And [by] the day when it displays it

3 Onu ortaya koyan gündüze,

3 Güneş'i açıp ortaya çıkaran gündüze,

3 اور دن کی جب اُسے چمکا دے

3 اور دن کی قسم جبکہ وہ (سورج کو) نمایاں کر دیتا ہے

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَـٰهَا ٤

And the nightve geceye andolsunاور قسم ہے رات کیwa-al-layliwhenonu örtenجبidhāit covers itوہ چھا جائے اس پرyaghshāhā

4 And [by] the night when it covers it

4 Onu bürüyen geceye,

4 Onu örten geceye,

4 اور رات کی جب اُسے چھپا لے

4 اور رات کی قسم جبکہ وہ (سُورج کو) ڈھانک لیتی ہے، 1

وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَـٰهَا ٥

And the heavenve göğe andolsunاور قسم ہے آسمان کیwal-samāiand (He) Whoveاور اس کیwamāconstructed itonu yapanaجس نے بنایا اس کوbanāhā

5 And [by] the sky and He who constructed it

5 Göğe ve onu yapana,

5 Göğe ve onu bina edene,

5 اور آسمان کی اور اس ذات کی جس نے اسے بنایا

5 اور آسمان کی اور اُس ذات کی قسم جس نے اُسے قائم کیا، 1

وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا طَحَـٰهَا ٦

And the earthve yere andolsunاور قسم ہے زمین کیwal-arḍiand by (He) Whoveاور اس کیwamāspread itonu yuvarlayıp döşeyeneجس نے بچھایا اس کوṭaḥāhā

6 And [by] the earth and He who spread it

6 Yere ve onu yayana,

6 Yere ve onu döşeyene,

6 اور زمین کی اور اس کی جس نے اسے پھیلایا

6 اور زمین کی اور اُس ذات کی قسم جس نے اُسے بچھایا

وَنَفۡسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا ٧

And (the) soulve nefse andolsunاور قسم ہے نفس انسانی کیwanafsinand (He) Whoveاور اس کیwamāproportioned itonu biçimlendireneجس نے درست کیا اس کو/ ہموار کیا اس کوsawwāhā

7 And [by] the soul and He who proportioned it

7 Kişiye ve onu şekillendirene,

7 Nefse ve onu biçimlendirene,

7 اور انسان کی اور اس کی جس نے اس (کے اعضا) کو برابر کیا

7 اور نفسِ انسانی کی اور اُس ذات کی قسم جس نے اُسے ہموار کیا 1

فَأَلۡهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقۡوَىٰهَا ٨

And He inspired itona ilham edene andolsunپس اس نے الہام کیا اس کوfa-alhamahā(to distinguish) its wickednessbozukluğunuاور اس کی بدی کوfujūrahāand its righteousnessve korunmasınıاور اس کے تقویٰ کوwataqwāhā

8 And inspired it [with discernment of] its wickedness and its righteousness,

8 Sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyeti verene and olsun ki:

8 Sonra da ona kötülük ve takva kabiliyetini verene yemin olsun ki,

8 پھر اس کو بدکاری (سے بچنے) اور پرہیزگاری کرنے کی سمجھ دی

8 پھر اُس کی بدی اوراُس کی پرہیزگاری اس پر الہام کر دی، 1

قَدۡ أَفۡلَحَ مَن زَكَّـٰهَا ٩

Indeedelbetteیقیناًqadhe succeedskazanmıştırفلاح پا گیاaflaḥawhokimseجس نےmanpurifies itnefsini yüceltenپاک کیا اس کوzakkāhā

9 He has succeeded who purifies it,

9 Kendini arıtan saadete ermiştir.

9 Elbette nefsini temizleyip parlatan kurtulmuştur.

9 کہ جس نے (اپنے) نفس (یعنی روح) کو پاک رکھا وہ مراد کو پہنچا

9 یقیناً فلاح پا گیا وہ جس نے نفس کا تزکیہ کیا

وَقَدۡ خَابَ مَن دَسَّـٰهَا ١٠

And indeedve elbetteاور یقیناًwaqadhe failsziyana uğramıştırناکام ہواkhābawhokimseجس نےmanburies itonu alçaltanدبا دیا اس کوdassāhā

10 And he has failed who instills it [with corruption].

10 Kendini fenalıklara gömen kimse de ziyana uğramıştır.

10 Onu kirletip gömen de ziyan etmiştir.

10 اور جس نے اسے خاک میں ملایا وہ خسارے میں رہا

10 اور نامراد ہوا وہ جس نے اُس کو دبا دیا۔ 1

كَذَّبَتۡ ثَمُودُ بِطَغۡوَىٰهَآ ١١

DeniedyalanladıجھٹلایاkadhabatThamudSemudثمود نےthamūduby their transgressionazgınlığı yüzündenاپنی سرکشی کے ساتھbiṭaghwāhā

11 Thamud denied [their prophet] by reason of their transgression,

11 Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

11 Semud, azgınlığıyla Hakk'ı yalanladı,

11 (قوم) ثمود نے اپنی سرکشی کے سبب (پیغمبر کو) جھٹلایا

11 1 ثمُود نے اپنی سرکشی کی بنا پر جھُٹلایا۔ 2

إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشۡقَـٰهَا ١٢

Whenzamanجبidhi(was) sent forthayaklandığıاٹھاinbaʿatha(the) most wicked of themen haydutlarıسب سے بڑا بدبخت اس کاashqāhā

12 When the most wretched of them was sent forth.

12 Semud milleti, içlerinden en azgını ileri atılınca, azgınlığı yüzünden peygamberleri yalanladı.

12 En azgınları ileri atılınca,

12 جب ان میں سے ایک نہایت بدبخت اٹھا

12 جب اُس قوم کا سب سے زیادہ شقی آدمی بپھر کر اٹھا

فَقَالَ لَهُمۡ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقۡيَـٰهَا ١٣

But saiddemiştiتو کہاfaqālato themonlaraان کوlahum(the) Messengerelçisiرسول نےrasūlu(of) AllahAllah'ınاللہ کےl-lahi(It is the) she-cameldevesineاونٹنی ہےnāqata(of) AllahAllah'ınاللہ کیl-lahiand her drinkve onun su içmesiniاور پانی پلانا اس کوwasuq'yāhā

13 And the messenger of Allah [Salih] said to them, "[Do not harm] the she-camel of Allah or [prevent her from] her drink."

13 Allah'ın peygamberi onlara, Allah'ın devesini göstermiş ve: "Allah'ın bu devesine ve onun su hakkına dokunmayın" demişti.

13 Allah'ın Rasulü (Salih peygamber) onlara: "Allah'ın devesini ve onun su nöbetini gözetin." demişti.

13 تو خدا کے پیغمبر (صالح) نے ان سے کہا کہ خدا کی اونٹنی اور اس کے پانی پینے کی باری سے عذر کرو

13 تو اللہ کے رسُول نے اُن لوگوں سے کہا کہ خبردار، اللہ کی اُونٹنی کو (ہاتھ نہ لگانا) اور اُس کے پانی پینے (میں مانع نہ ہونا)۔ 1

فَكَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمۡدَمَ عَلَيۡهِمۡ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمۡ فَسَوَّىٰهَا ١٤

But they denied himonu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلایا اس کوfakadhabūhuand they hamstrung herve onu kestilerپھر کاٹ ڈالا اس کوfaʿaqarūhāSo destroyedbaşlarına geçirdiتو ہلاکت ڈالیfadamdamathemonlarınان پرʿalayhimtheir LordRableriان کے رب نےrabbuhumfor their singünahları yüzündenان کے گناہوں کی وجہ سےbidhanbihimand leveled themve orayı dümdüz ettiپھر برابر کردیا اس کوfasawwāhā

14 But they denied him and hamstrung her. So their Lord brought down upon them destruction for their sin and made it equal [upon all of them].

14 Onu yalanladılar ve deveyi boğazladılar. Bunun üzerine Rableri, suçlarından dolayı onların üzerine katmerli azap indirdi; yerle bir etti onları.

14 Fakat onlar peygamberi yalanlayıp deveyi kestiler. Rableri de günahlarını başlarına geçiriverdi de orayı dümdüz etti.

14 مگر انہوں نے پیغمبر کو جھٹلایا اور اونٹنی کی کونچیں کاٹ دیں تو خدا نے ان کےگناہ کے سبب ان پر عذاب نازل کیا اور سب کو (ہلاک کر کے) برابر کر دیا

14 مگر انہوں نے اُس کی بات کو جھُوٹا قرار دیا ااور اُونٹنی کو مار ڈالا۔ 1 آخر کار اُن کے گناہ کی پاداش میں ان کے ربّ نے ان پر ایسی آفت توڑی کہ ایک ساتھ سب کو پیوندِ خاک کر دیا

وَلَا يَخَافُ عُقۡبَـٰهَا ١٥

And notveاور نہیںwalāHe fears(Rab) korkmazوہ ڈرتاyakhāfuits consequencesbu işin sonundanاس کے انجام سےʿuq'bāhā

15 And He does not fear the consequence thereof.

15 Bu işin sonundan O'nun korkusu yoktur.

15 Öyle ya, Allah bu işin sonundan korkacak değil ya.

15 اور اس کو ان کے بدلہ لینے کا کچھ بھی ڈر نہیں

15 اور اسے (اپنے اس فعل کے) کسی بُرے نتیجے کا کوئی خوف نہیں ہے۔ 1

●●●●●●

سُورَةُ الليل

Al-Layl / The Night

Meccan  ◆  21 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلَّيۡلِ إِذَا يَغۡشَىٰ ١

By the nightgeceye andolsunقسم ہے رات کیwa-al-layliwhenzamanجبidhāit coversörttüğüوہ چھا جائےyaghshā

1 By the night when it covers

1 Kararıp ortalığı bürüdüğü zaman geceye and olsun.

1 Örttüğü zaman geceye,

1 رات کی قسم جب (دن کو) چھپالے

1 قسم ہے رات کی جبکہ وہ چھا جائے

وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ ٢

And the dayve gündüze andolsunقسم ہے دن کیwal-nahāriwhenzamanجبidhāit shines in brightnessgöründüğüوہ روشن ہوtajallā

2 And [by] the day when it appears

2 Açılıp aydınlattığı zaman gündüze and olsun.

2 Açıldığı zaman gündüze,

2 اور دن کی قسم جب چمک اٹھے

2 اور دن کی جبکہ وہ روشن ہو

وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلۡأُنثَىٰٓ ٣

And He Whove andolsunاور اس کی جس نےwamācreatedyaratanaپیدا کیاkhalaqathe maleerkeğiنر کوl-dhakaraand the femaleve dişiyiاور مادہ کوwal-unthā

3 And [by] He who created the male and female,

3 Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki:

3 Erkeği ve dişiyi yaratana and olsun ki,

3 اور اس (ذات) کی قسم جس نے نر اور مادہ پیدا کیے

3 اور اُس ذات کی جس نے نر اور مادہ کو پیدا کیا

إِنَّ سَعۡيَكُمۡ لَشَتَّىٰ ٤

Indeedşüphesizبیشکinnayour effortssizin işinizتمہاری کوششsaʿyakum(are) surely diverseçeşit çeşittirالبتہ مختلف طرح کی ہےlashattā

4 Indeed, your efforts are diverse.

4 Doğrusu sizin çalışmalarınız çeşitlidir.

4 Gerçekten sizin işiniz başka başkadır.

4 کہ تم لوگوں کی کوششں طرح طرح کی ہے

4 درحقیقت تم لوگوں کی کوششیں مختلف قسم کی ہیں۔ 1

فَأَمَّا مَنۡ أَعۡطَىٰ وَٱتَّقَىٰ ٥

Then as foramaتو رہاfa-ammā(him) whokimوہ جس نےmangives(hayır için) verirدیاaʿṭāand fearskorunursaاور تقویٰ کیاwa-ittaqā

5 As for he who gives and fears Allah

5 Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

5 Bundan böyle her kim malını hayır için verir ve korunursa,

5 تو جس نے (خدا کے رستے میں مال) دیا اور پرہیز گاری کی

5 تو جس نے (راہ خدا میں) مال دیا اور (خدا کی نافرمانی سے) پرہیز کیا

وَصَدَّقَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ ٦

And believesve doğrularsaاور تصدیق کیwaṣaddaqain the besten güzel(söz)üبھلائی کیbil-ḥus'nā

6 And believes in the best [reward],

6 Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

6 Ve en güzel olanı doğrularsa,

6 اور نیک بات کو سچ جانا

6 اور بھلائی کو سچ مانا، 1

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡيُسۡرَىٰ ٧

Then We will ease himona kolaylaştırırızپس عنقریب ہم آسانی دیں گے اس کوfasanuyassiruhutowards [the] easeen kolayıنیکی کے لئے/ آسانی کے لئےlil'yus'rā

7 We will ease him toward ease.

7 Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız.

7 Biz onu en kolay yola muvaffak kılacağız.

7 اس کو ہم آسان طریقے کی توفیق دیں گے

7 اس کو ہم آسان راستے کے لیے سہُولت دیں گے۔ 1

وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسۡتَغۡنَىٰ ٨

But as foramaاور رہا وہwa-ammā(him) whokimجس نےmanwithholdscimrilik ederseبخل کیاbakhilaand considers himself free from needve kendini zengin görürseاور بےپروائی برتیwa-is'taghnā

8 But as for he who withholds and considers himself free of need

8 Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

8 Kim de cimrilik eder ve kendini hiçbir şeye ihtiyacı kalmamış görür.

8 اور جس نے بخل کیا اور بےپروا بنا رہا

8 اور جس نے بخل کیا اور (اپنے خدا سے) بے نیازی برتی

وَكَذَّبَ بِٱلۡحُسۡنَىٰ ٩

And deniesve yalanlarsaاور جھٹلایاwakadhabathe besten güzel(söz)üنیکی کو/ بھلائی کوbil-ḥus'nā

9 And denies the best [reward],

9 Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

9 Ve en güzeli de yalanlarsa,

9 اور نیک بات کو جھوٹ سمجھا

9 اور بَھلائی کو جھُٹلایا، 1

فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلۡعُسۡرَىٰ ١٠

Then We will ease himona da kolaylaştırırızپس عنقریب ہم آسانی دیں گے اس کوfasanuyassiruhutowards [the] difficultyen güç(yolda gitmey)iتنگی کے لئےlil'ʿus'rā

10 We will ease him toward difficulty.

10 Ama, cimrilik eden, kendini Allah'tan müstağni sayan, en güzel sözü yalanlayan kimsenin güçlüğe uğramasını kolaylaştırırız.

10 Onu da en zor yola hazırlarız.

10 اسے سختی میں پہنچائیں گے

10 اس کو ہم سخت راستے کے لیے سہُولت دیں گے۔ 1

وَمَا يُغۡنِى عَنۡهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ ١١

And notve yokturاور نہیںwamāwill availfaydasıکس کام آئے گا/ کام آئے گاyugh'nīhimonaاس کوʿanhuhis wealthmalınınاس کا مالmāluhuwhenzamanجبidhāhe fallsçukura düştüğüوہ ہلاک ہوگیاtaraddā

11 And what will his wealth avail him when he falls?

11 O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

11 Çukura yuvarlandığı zaman malı onu kurtaramayacak.

11 اور جب وہ (دوزخ کے گڑھے میں) گرے گا تو اس کا مال اس کے کچھ کام نہ آئے گا

11 اور اُس کا مال آخر اُس کے کس کام آئے گا جبکہ وہ ہلاک ہو جائے؟ 1

إِنَّ عَلَيۡنَا لَلۡهُدَىٰ ١٢

Indeedşüphesizبیشکinnaupon Usbize aittirہمارے ذمہʿalaynā(is) the guidancedoğru yola iletmekالبتہ ہدایت ہےlalhudā

12 Indeed, [incumbent] upon Us is guidance.

12 Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.

12 Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.

12 ہمیں تو راہ دکھا دینا ہے

12 بے شک راستہ بتانا ہمارے ذمّہ ہے، 1

وَإِنَّ لَنَا لَلۡأَخِرَةَ وَٱلۡأُولَىٰ ١٣

And indeedve şüphesizاور بیشکwa-innafor Usbizimdirہمارے لئےlanā(is) the Hereafterson daالبتہ آخرت ہےlalākhirataand the first (life)ilk deاور اولیٰ / دنیاwal-ūlā

13 And indeed, to Us belongs the Hereafter and the first [life].

13 Şüphesiz ahiret de, dünya da Bizimdir.

13 Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.

13 اور آخرت او ردنیا ہماری ہی چیزیں ہیں

13 اور درحقیقت آخرت اور دنیا، دونوں کے ہم ہی مالک ہیں۔ 1

فَأَنذَرۡتُكُمۡ نَارًا تَلَظَّىٰ ١٤

So I warn youben sizi uyardımتو خبردار کیا میں نے تم کوfa-andhartukum(of) a Firebir ateşe karşıایک آگ سےnāranblazingalev saçanجو بھٹرکتی ہےtalaẓẓā

14 So I have warned you of a Fire which is blazing.

14 Sizi alevler saçan ateşle uyardım;

14 Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.

14 سو میں نے تم کو بھڑکتی آگ سے متنبہ کر دیا

14 پس میں نے تم کو خبردار کر دیا ہے بھڑکتی ہوئی آگ سے

Surah 92 / Al-Layl / The Night سورة الليل 596

سُورَةُ الشمس

Ash-Shams / The Sun  ◆  Meccan · 15 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the sungüneşe andolsunقسم ہے سورج کی wal-shamsi and its brightnessve onun aydın sabahınaاور قسم ہے اس کی دھوپ کی waḍuḥāhā١ And the moonve aya andolsunاور قسم ہے چاند کی wal-qamari whenonu izleyenجبکہ idhā it follows itوہ اس کے پیچھے آئے talāhā٢ And the dayve gündüze andolsunاور قسم ہے دن کی wal-nahāri whenonu (güneşi) ortaya çıkaranجبکہ idhā it displays itوہ اس کو ظاہر کرے jallāhā٣
And the nightve geceye andolsunاور قسم ہے رات کی wa-al-layli whenonu örtenجب idhā it covers itوہ چھا جائے اس پر yaghshāhā٤ And the heavenve göğe andolsunاور قسم ہے آسمان کی wal-samāi and (He) Whoveاور اس کی wamā constructed itonu yapanaجس نے بنایا اس کو banāhā٥ And the earthve yere andolsunاور قسم ہے زمین کی wal-arḍi and by (He) Whoveاور اس کی wamā spread itonu yuvarlayıp döşeyeneجس نے بچھایا اس کو ṭaḥāhā
٦ And (the) soulve nefse andolsunاور قسم ہے نفس انسانی کی wanafsin and (He) Whoveاور اس کی wamā proportioned itonu biçimlendireneجس نے درست کیا اس کو/ ہموار کیا اس کو sawwāhā٧ And He inspired itona ilham edene andolsunپس اس نے الہام کیا اس کو fa-alhamahā (to distinguish) its wickednessbozukluğunuاور اس کی بدی کو fujūrahā and its righteousnessve korunmasınıاور اس کے تقویٰ کو wataqwāhā٨ Indeedelbetteیقیناً qad
he succeedskazanmıştırفلاح پا گیا aflaḥa whokimseجس نے man purifies itnefsini yüceltenپاک کیا اس کو zakkāhā٩ And indeedve elbetteاور یقیناً waqad he failsziyana uğramıştırناکام ہوا khāba whokimseجس نے man buries itonu alçaltanدبا دیا اس کو dassāhā١٠ Deniedyalanladıجھٹلایا kadhabat ThamudSemudثمود نے thamūdu
by their transgressionazgınlığı yüzündenاپنی سرکشی کے ساتھ biṭaghwāhā١١ Whenzamanجب idhi (was) sent forthayaklandığıاٹھا inbaʿatha (the) most wicked of themen haydutlarıسب سے بڑا بدبخت اس کا ashqāhā١٢ But saiddemiştiتو کہا faqāla to themonlaraان کو lahum (the) Messengerelçisiرسول نے rasūlu (of) AllahAllah'ınاللہ کے l-lahi
(It is the) she-cameldevesineاونٹنی ہے nāqata (of) AllahAllah'ınاللہ کی l-lahi and her drinkve onun su içmesiniاور پانی پلانا اس کو wasuq'yāhā١٣ But they denied himonu yalanladılarتو انہوں نے جھٹلایا اس کو fakadhabūhu and they hamstrung herve onu kestilerپھر کاٹ ڈالا اس کو faʿaqarūhā So destroyedbaşlarına geçirdiتو ہلاکت ڈالی fadamdama
themonlarınان پر ʿalayhim their LordRableriان کے رب نے rabbuhum for their singünahları yüzündenان کے گناہوں کی وجہ سے bidhanbihim and leveled themve orayı dümdüz ettiپھر برابر کردیا اس کو fasawwāhā١٤ And notveاور نہیں walā He fears(Rab) korkmazوہ ڈرتا yakhāfu its consequencesbu işin sonundanاس کے انجام سے ʿuq'bāhā١٥

سُورَةُ الليل

Al-Layl / The Night  ◆  Meccan · 21 Verses

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
By the nightgeceye andolsunقسم ہے رات کی wa-al-layli whenzamanجب idhā it coversörttüğüوہ چھا جائے yaghshā١ And the dayve gündüze andolsunقسم ہے دن کی wal-nahāri whenzamanجب idhā it shines in brightnessgöründüğüوہ روشن ہو tajallā٢ And He Whove andolsunاور اس کی جس نے wamā createdyaratanaپیدا کیا khalaqa the maleerkeğiنر کو l-dhakara and the femaleve dişiyiاور مادہ کو wal-unthā٣
Indeedşüphesizبیشک inna your effortssizin işinizتمہاری کوشش saʿyakum (are) surely diverseçeşit çeşittirالبتہ مختلف طرح کی ہے lashattā٤ Then as foramaتو رہا fa-ammā (him) whokimوہ جس نے man gives(hayır için) verirدیا aʿṭā and fearskorunursaاور تقویٰ کیا wa-ittaqā٥ And believesve doğrularsaاور تصدیق کی waṣaddaqa in the besten güzel(söz)üبھلائی کی bil-ḥus'nā٦
Then We will ease himona kolaylaştırırızپس عنقریب ہم آسانی دیں گے اس کو fasanuyassiruhu towards [the] easeen kolayıنیکی کے لئے/ آسانی کے لئے lil'yus'rā٧ But as foramaاور رہا وہ wa-ammā (him) whokimجس نے man withholdscimrilik ederseبخل کیا bakhila and considers himself free from needve kendini zengin görürseاور بےپروائی برتی wa-is'taghnā٨ And deniesve yalanlarsaاور جھٹلایا wakadhaba the besten güzel(söz)üنیکی کو/ بھلائی کو bil-ḥus'nā
٩ Then We will ease himona da kolaylaştırırızپس عنقریب ہم آسانی دیں گے اس کو fasanuyassiruhu towards [the] difficultyen güç(yolda gitmey)iتنگی کے لئے lil'ʿus'rā١٠ And notve yokturاور نہیں wamā will availfaydasıکس کام آئے گا/ کام آئے گا yugh'nī himonaاس کو ʿanhu his wealthmalınınاس کا مال māluhu whenzamanجب idhā he fallsçukura düştüğüوہ ہلاک ہوگیا taraddā١١ Indeedşüphesizبیشک inna upon Usbize aittirہمارے ذمہ ʿalaynā
(is) the guidancedoğru yola iletmekالبتہ ہدایت ہے lalhudā١٢ And indeedve şüphesizاور بیشک wa-inna for Usbizimdirہمارے لئے lanā (is) the Hereafterson daالبتہ آخرت ہے lalākhirata and the first (life)ilk deاور اولیٰ / دنیا wal-ūlā١٣ So I warn youben sizi uyardımتو خبردار کیا میں نے تم کو fa-andhartukum (of) a Firebir ateşe karşıایک آگ سے nāran blazingalev saçanجو بھٹرکتی ہے talaẓẓā١٤
٥٩٦
‹ 594page 595 of the printed Mushaf596 ›